İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şinasi Demir Başvurusu (B. No: 2017/33745)

1. Başvuru, gözaltında polis tarafından darbedilme

Başvuru No2017/33745Tarih3 Kasım 2020Okuma13 dk · 2.524 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şinasi Demir Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/33745
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.524 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltında polis tarafından darbedilme

iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen, Zonguldak

Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke

genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle

bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet

Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

11. 1978 doğumlu olan başvurucu, öğretmen olarak görev

yapmaktayken darbe teşebbüsü sonrasında Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Savcılık) yürütülen bir soruşturma kapsamında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan

10/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 10/8/2016-5/9/2016 tarihleri arasında

gözaltında kalmıştır. Gözaltı giriş ve çıkışında başvurucu hakkında düzenlenen

sağlık raporlarına göre başvurucunun vücudunda herhangi bir darp veya cebir

bulgusuna rastlanmamıştır.

13. Başvurucu gözaltındayken 4/9/2016 tarihinde

müdafiinin hazır bulunmasıyla ifadesini vermiştir. Başvurucu bu ifadesinde ve

sorgusu sırasında, kolluk tarafından kendisine kötü muamele yapıldığına dair

bir beyanda bulunmamıştır.

14. Başvurucu vekili başvurucu hakkında yürütülmekte olan

soruşturma dosyasına 21/11/2016 tarihinde bir dilekçe sunarak başvurucunun 26

gün gözaltında kalmış olması nedeniyle ilgili kamera kayıtlarının kolluk

birimlerinden temin edilmesini talep etmiştir. Söz konusu talep aynı gün Cumhuriyet

savcısı tarafından dilekçe içeriğinde kötü muamele iddiasının bulunmadığı ve

kamera kayıtlarının ne şekilde delil niteliğinde olduğunun açıklanmadığı

gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itiraz ettiğine dair bir

bilgi veya belge bireysel başvuru dosyasına sunulmamıştır.

15. 5/9/2016 tarihinde Zonguldak Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında

açılan kamu davası sonucunda Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/1/2019

tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyetine karar verilmiştir. İnceleme tarihi itibarıyla kanun yolu

incelemesi devam ettiğinden bu karar henüz kesinleşmemiştir.

16. Başvurucu; gözaltına alındığı tarihten yaklaşık altı

ay sonra 15/2/2017 tarihinde Savcılığa suç duyurusunda bulunarak gözaltında

tutulduğu sırada kolluk personeli tarafından darbedildiğini, hakaret ve

tehditlere maruz kaldığını ileri sürmüştür. Savcılık bu dilekçeye istinaden

soruşturma işlemlerine başlamıştır.

17. Başvurucu şikâyet dilekçesinde özetle; gözaltında

kaldığı süre içinde avukatsız şekilde birden fazla kez ifadesinin alındığını,

bu ifadeler sırasında resmî evrak düzenlenmediğini, ifadeler sırasında polis

memurlarının kendisini darbettiğini, görüşme sırasında kafasına ve göğüs

bölgesine yumruk atıldığını, kafasının duvara vurulduğunu, bu kişilerin tehdit

ve hakaretlerine maruz kaldığını ileri sürmüştür.

18. Başvurucunun gözaltında tutulduğu nezarethanenin

kamera kayıtlarının temini için 17/2/2017 tarihinde Savcılıkça müzekkere

yazılmıştır. Bu müzekkereye Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü 9/3/2017 tarihli

yazıyla cevap vermiştir. Söz konusu yazıda kayıt cihazının kapasitesi nedeniyle

geriye dönük bir aylık kayıtlara ulaşılabildiği belirtilerek başvurucunun gözaltında

kaldığı döneme ait kamera kayıtlarının temin edilemediği belirtilmiştir.

19. Soruşturma kapsamında Savcılıkça başvurucuya ait

gözaltı giriş ve çıkış adli muayene raporları ile arama, yakalama ve

nezarethane tutanakları dosyaya dâhil edilmiştir.

20. Savcılık, soruşturma sonucunda kamu görevlisinin

sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle basit yaralama, hakaret ve

tehdit suçlarından 24/4/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Müştekinin gözaltına girişi, gözaltından

çıkışı, ceza evine girişi sırasında farklı doktorlardan alınan farklı tarihli

raporlarındaherhangi bir bulguya rastlanılmadığı, olayı bizzat gören kimsenin

bulunmadığı, olaya ilişkin kamera kayıtlarının saklanma süresi itibariyle

müştekinin şikayet tarihinden evvel kayıtlardan silindiği,müştekinin şikayetine

konu olayın gerçekleşmesinden yaklaşık altı ay sonrasında iddialarını dile

getirmesinin hayat içerisinde edinilen tecrübelerle uyuşmadığı, kolluğun suç

delilinin toplanması hususunda şüpheli ile ön görüşme yapmasını engeller

nitelikte bir yazılı hükmün mevcut olmadığı, kolluğun delil toplama yetkisi

çerçevesinde yapmış olduğu ön görüşmenin mevcut yasada suç olarak

tanımlanmadığı, yapılan görüşmenin yargılama sırasında resmi delil niteliğini

de haiz olmadığı, bu uygulamanın bir çok Yargıtay kararına konu olduğu ve suç

olduğuna yönelik herhangi bir tespitin mevcut olmadığı (Yargıtay 2. Ceza

Dairesinin 2014/1266 esas, 2015/6630 karar sayılı kararı, Yargıtay 2. Ceza

Dairesinin 2014/765 esas, 2014/30381 karar sayılı kararı, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 2009/2558 esas, 2009/7567 karar sayılı kararı, Yargıtay 6. Ceza

Dairesinin 2006/22000 esas, 2007/6205 karar sayılı kararı), müştekinin

dilekçesinde bahsettiği gibi kendisine ezberletilmiş, esasen tanımadığı

kişilere suç atar mahiyette vermiş olduğu beyanlarını olayın üzerinden altı ay

geçtikten sonra hatırlamasının hayat içerisinde edinilen tecrübelerle

uyuşmadığı, ayrıca bu hususun mezkur kişilerin yargılanması sırasında mahkeme

tarafından göz önünde bulundurulması gerektiği,

Tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde müştekinin soyut nitelikteki beyanını destekler mahiyette,

soruşturmanın devamını yahut kovuşturma aşamasına geçilmesini gerektirir

nitelikte ve yeterlilikte delilin dosyaya yansımadığı anlaşılmakla,

Olay hakkında kamu adına KOVUŞTURMA

YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,

..."

21. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Zonguldak Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından 7/6/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

22. Başvurucu 17/7/2017 tarihinde tebliğ edilen karara

karşı 11/8/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar"

24. 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, soruşturma

evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil

elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verir..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu 10/8/2016 tarihinde gözaltına alındığını,

gözaltı sırasında müteaddit defalar nezarethaneden çıkarılarak ön mülakat adı

altında avukat olmaksızın ifadesinin alındığını, bu ifadeler sırasında

kendisine fiziksel ve psikolojik baskı yapıldığını, tehdit edildiğini belirterek

şikâyetiyle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyeti üzerine

Savcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun gözaltındayken

kötü muameleye maruz kaldığını iddia ettiği tarihlerdeki genel adli muayene

raporlarının temin edildiği, sağlık raporlarında başvurucunun kötü muameleye

maruz kaldığına dair herhangi bir bulgunun yer almadığı, başvurucunun

beyanlarını destekleyen başka delil de bulunamaması üzerine Başsavcılık

tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirterek mevcut

soruşturmada meydana geldiği iddia edilen kötü muamele şikâyeti ile ilgili

atılabilecek makul adımların atıldığı, iddiaların gerçekliğini ortaya

koyabilecek soruşturma işlemlerinin yerine getirildiği, soruşturma

yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü değil usul yükümlülüğü olmasından dolayı

başvurunun açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle reddedilmesi gerektiği

bildirilmiştir.

28. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu bireysel başvuru

formundaki iddialarını tekrar ederek Bakanlık görüşünü kabul etmediğini

bildirmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu itibarla başvurucunun iddiaları Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında düzenlenen kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

30. Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

31. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

(...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

32. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014,

§ 80).

33. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

34. Anayasa’nın 17. maddesi Anayasa'nın 5. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde devlete ayrıca kişilerin işkence ve eziyete ya da

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Anılan yükümlülük, devletin

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla

koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır.

35. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin boyutu çerçevesinde

bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17.

maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir

bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili bir soruşturmanın

yürütülmesi gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110; Tahir

Canan, § 25).

36. Bir şikâyet söz konusu olmadığında bile kötü

muameleyi gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

37. Bu noktada kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına

alındığı ancak salıverildiği anda ya da salıverilmeden önce vücudunda yaralanma

tespit edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda

makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak

kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğunu, özellikle ilgili

iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde kötü muamele yasağı bağlamında

açık sorunların ortaya çıkacağını ifade etmek gerekir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 94).

38. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95).

39. Bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle

işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.

İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul şüpheden

uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık

ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma

yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394,

6/3/2014, § 28).

40. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun

olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83; Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218,

19/4/2018, § 49; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §

56).

41. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı

varsayılan kötü muamele iddialarında öncelikle bu konudaki kanıtlama sorununu

ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur olduğunu

ileri süren kişilerin -ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar istisna olmak

üzere- kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş

olabileceklerini gösteren emare ve delil sunmaları gerektiğini belirtmek

gerekir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, § 45).

42. Mağdur olduğunu ileri süren kişilerin olgulara

dayanmayan yetersiz açıklamaları, iddialarının deliller ile desteklenmemesi

hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman

ve diğer konulardaki çelişkili ifadeleri, müdafilerinden farklı iddiaları ileri

sürmeleri gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu

durumda iddiaların savunabilir olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin

derhâl bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyecektir. Bu gibi

durumlar -iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde

dile getirilmemesi- söz konusu olduğunda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin

etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye

girebileceklerini söyleyebilmek de mümkün değildir (Beyza Metin, § 46).

43. Kişilerin iddialarını desteklemek için yetkili

makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek için bu konuda

haklı bir neden ileri sürüldüğünde kişilerin iddialarını desteklemek için

kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine getirdiğine kanaat getirmek

durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz konusu iddialar savunabilir

düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin incelenebilmesi

mümkün olmamaktadır (Beyza Metin, § 47).

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

45. Adil yargılanma hakkının ilkelerinden biri olan

müdafi yardımından yararlanma hakkının şüpheli veya sanığın gözaltında

bulunduğu durumlarda kötü muameleye uğramalarına karşı temel güvencelerden

birini oluşturduğu şüphesizdir. Somut olayda başvurucunun 4/9/2016 tarihinde

müdafi yardımından yararlandığı, başka bir ifadeyle kötü muamele iddialarını

ileri sürme imkânı bulduğu görülmektedir. Bununla birlikte başvurucu aynı

tutumunu kolluk ifadesi sırasında ve 5/9/2016 tarihinde çıkarıldığı sulh ceza

hâkimi önünde de sürdürmüş, kötü muameleye uğradığına yönelik herhangi bir

beyanda bulunmamıştır. Ayrıca başvurucu vekilinin başvurucu hakkında yürütülmekte

olan soruşturmanın dosyasına 21/11/2016 tarihinde sunmuş olduğu dilekçede de

başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına dair bir beyanı mevcut değildir

(bkz. §§ 13-15).

46. Gözaltı giriş ve çıkışta başvurucu hakkında

düzenlenen sağlık raporlarında başvurucunun vücudunda herhangi bir darp veya

cebir izinin yer almadığı belirtilmiştir. Başvurucunun gözaltı çıkışında

kendisini muayene eden doktora kötü muamele gördüğüne dair bir beyanda

bulunduğuna dair bireysel başvuru dosyasına sunduğu bir bilgi de mevcut

değildir. Başvurucu böylelikle kötü muameleye karşı temel güvencelerden biri

olan doktora muayene olma hakkından yararlanmayarak iddiasını delillendirme

imkânından faydalanmamıştır. Esasında başvurucunun doktor raporlarına herhangi

bir itirazının bulunmadığı görülmüştür.

47. Tüm bu tespitlere göre iddiaya konu kötü muamele

olayına ilişkin olarak gözaltı tarihinden yaklaşık altı ay sonra ileri sürülen

ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olmayan iddialar, kötü muamele

iddialarını desteklemeyen sağlık raporları, başvurucunun bu sağlık raporlarına

ilişkin olarak hiçbir aşamada bir itiraz ileri sürmemiş olması birlikte

değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin

savunulabilir bir iddia ortaya koyamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Etkili soruşturma yükümlülüğünün ancak kötü muameleye

ilişkin savunulabilir bir iddia ortaya konulması hâlinde söz konusu olacağına

ilişkin ilkeler hatırlandığında başvurucunun hiçbir aşamada itiraz etmediği

sağlık raporlarının iddiaları doğrulamadığı soruşturma makamları tarafından

dikkate alınarak başkaca delil toplanmamış olması etkili soruşturma

yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyecektir.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mustafa EKİM Başvurucu : Şinasi DEMİR Vekili : Av. Hakan UYSAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/33745, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/33745
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Soycan Başvurusu (B. No: 2019/18612)
  • Lütfi Demir Başvurusu (B. No: 2018/5385)
  • İlyas Tunç Başvurusu (B. No: 2018/13388)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2016/1129)
  • Mehmet Ali Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/1910)
  • Nihat Kaya Başvurusu (B. No: 2019/17932)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.