İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Akbağ Başvurusu (B. No: 2014/15072)

1. Başvuru, Anayasa

Başvuru No2014/15072Tarih24 Haziran 2015Okuma10 dk · 1.993 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Süleyman Akbağ Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/15072
R.G. Tarih- Sayı
11/8/2015-29442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.993 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Anayasa

Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmüne dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi

nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddiası

hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru,

11/9/2014 tarihinde Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruda,

Komisyona sunulmasına engel bir eksiklik tespit edilmemiştir.

3. Birinci Bölüm

İkinci Komisyonunca, 28/5/2015 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu

ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Bartın Cumhuriyet Başsavcılığının 3/4/2012 tarihli ve

E.2012/555 sayılı iddianamesiyle başvurucunun “izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapma veya

yaptırma” suçundan cezalandırılması için Bartın Asliye Ceza

Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

6. Bartın Asliye Ceza Mahkemesi, 21/5/2014 tarihli ve

E.2012/316, K.2014/476 sayılı kararı ile başvurucunun atılı suçtan 1 yıl 8 ay

hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"İddia, sanık savunması, katılan

vekilinin beyanı, mahallinde yapılan keşif, keşif neticesi alınan bilirkişi

raporu, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde, Bartın ili Kırtepe mahallesi 13

pafta 130 ada 7 parsel numarada kayıtlı ve Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları

Koruma Kurulu tarafından 1/10/1991 tarihinde tescillenmiş ve sanık Süleyman Akbağ [başvurucu] tarafından kuyumcu olarak kullanılan iki adet dükkanın sanık tarafından

birleştirilmek suretiyle izinsiz uygulamalara tabi tutulduğu, Karabük Kültür

Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 15/6/2011 tarih ve 2345 sayılı kararı ile

yapılan uygulamaların basit onarımı aştığının ve restorasyon projesi kapsamında

yapılması gerektiğinin, projeler koruma kurulunca onaylanmadan tescilli

taşınmazda herhangi bir inşaî ve fiziki faaliyette

bulunulmayacağının belirtildiği, mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan

inşaat bilirkişisi raporundan da anlaşıldığı üzere, sanık Süleyman Akbağ tarafından kuyumcu olarak kullanılan iki adet

dükkanın birleştirilmek suretiyle izinsiz uygulamaya tabi tutulduğu, iki

dükkanın birleştirilmek suretiyle tek bir mekan oluşturulduğu, bu durumun

tescilli taşınmazın özgününe aykırı olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla,

sanık Süleyman Akbağ'ın üzerine atılı 2863 sayılı

yasaya muhalefet suçu sabit olmakla eylemine uyan 2863 sayılı yasanın 65/1.

maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın sabıkasız oluşu, kişiliği,

duruşmalardaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği

konusunda kanaate varıldığından ve zarar söz konusu olmadığından CMK.231/5-6

maddesi uyarınca sanık hakkındaki hapse ve adli para cezasına ilişkin hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın CMK.231/8. maddesi uyarınca 5 yıl

süre ile denetim süresine tabi tutulmasına, bu süre içerisinde sanık hakkında

yükümlülük belirlenmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur."

7. Başvurucu Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı Bartın Ağır Ceza Mahkemesine itiraz

etmiştir.

8. Bartın Ağır Ceza Mahkemesi, 10/7/2014 tarihli kararıyla

başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

9. Ret kararı başvurucuya 12/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

10. Bireysel başvuru 11/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

11. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 231. maddesinin (5), (6), (8), (10), (11) ve (12) numaralı fıkraları

şöyledir:

"(5) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,

kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilebilmesi için;

a)

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b)

Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları

göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c)

Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan

önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Sanığın

kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmez.

…

(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi

tutulur.

…

Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç

işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun

davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak,

davanın düşmesi kararı verilir.

(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç

işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı

davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. .

(12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararına itiraz edilebilir."

12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesinin (1) numaralı fıkraları

şöyledir:

“Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya

çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine

getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın

giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren

mahkemeden karar istenir.”

13. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen

(b) bendi şöyledir:

“ Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları

ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge

kurullarınca belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki

yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî

para cezasıyla cezalandırılır.”

14. Aynı Kanun’un, 8/10/2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun ile

değişik 65. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Tescil edilen sit alanları ve korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna

göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine,

yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet

verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî

ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis

ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

…

Bünyesinde koruma, uygulama ve denetim

büroları kurulan idarelerden 57 nci maddenin yedinci

fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat

yapanlar ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale yapanlar

veya yaptıranlar altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile

cezalandırılırlar.”

15. Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2011/18,

K.2012/53 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…İtiraz konusu Kanun'un 65. maddesinin (a) ve

(b) bentlerinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarına zarar

verenler ile sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma

şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca

belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranların

cezalandırılması öngörülmektedir.

Kanun'un tespit ve tescil başlıklı 7.

maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal

sit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde

yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceği

öngörülmüştür. Ancak bu tespit ve tescilin maliklere tebliği öngörülmemiştir.

Maddenin ilk halinde maliklere tebliğ de öngörülmüşken 17.6.1987 tarih ve 3386

sayılı Kanunla yapılan değişiklikle tebliğ zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.

…

Hem tescil kararının tebliğ edilmemesi hem de

koruma bölge kurulu kararlarının ilgililere duyurulmasını güvence altına alacak

bir yasal hükmün bulunmaması karşısında itiraz konusu kurallarda belirtilen

cezai yaptırımların bireyler açısından öngörülebilir olmadığı ve suçların

kanuniliği ilkesine uymadığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve

38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…”

16. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13/6/2013 tarihli ve

E.2013/11049, K.2013/16111 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…Anayasa Mahkemesi'nin 11/04/2012 tarih ve

2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun 408.

maddesi ile değişik 65. maddesinin (a) ve (b) fıkralarının Anayasa'ya aykırı

olduğuna ve iptaline karar verildiği, Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası

ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanunun 66. maddesinin 3. fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra

yürürlüğe girmesinin de karar altına alındığı, 13/10/2012 tarih ve 28440 sayılı

Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi

kararının, 13/10/2013 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceği, halen yürürlükte

bulunan kanun maddesine dayanılarak tesis edilip kesinleşen mahkumiyet hükmünün

aynen infaz edilmesi gerektiği, zira Anayasa Mahkemesince iptaline karar

verilen fıkralar ile düzenlenen suçlar için kanun koyucunun ne tür bir yaklaşım

sergileyeceği, daha lehe bir uygulama getirip getirmeyeceği hususunun

öngörülmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, dolayısıyla

mevcut durum itibariyle yürürlükte olup tatbik edilmesi gereken kanun

maddesinin, henüz iptal hükmü yürürlüğe girmediği halde yok sayılmasının ve

anılan madde uyarınca verilen mahkumiyet kararının infaz edilme kabiliyetini

haiz olmadığı sonucuna varılmasının, Anayasa Mahkemesince gerçekleştirilen

“somut norm denetimi” uygulamasının amacına aykırı olduğu anlaşıl(mıştır.)”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 11/9/2014 tarihli ve 2014/15072 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, hakkındaki cezaya dayanak olan 2863 sayılı

Kanun’un 65. maddesinde yer alan “Sit

alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı

imar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarında

öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî

müdahale yapanlar veya yaptıranlar… cezalandırılırlar.” hükmünün,

Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2011/18, K.2012/53 sayılı kararı

ile iptal edildiğini; iptal hükmünün, kararın R.G.’de

yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin de hüküm altına

alındığını, 13/10/2012 tarihli ve 28440 sayılı R.G.’de

yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının, 13/10/2013 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiğini;

kanun koyucu tarafından, 8/10/2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun ile madde

metninin yeniden düzenlendiğini, iptal edilen maddeye göre cezalandırıldığını,

iptal edilen maddeye göre suçun maddi unsurlarının oluşmadığını, bu nedenle

yargılama sonucunda beraat etmesi gerektiğini ve derece mahkemelerinin bu

hususu dikkate almadan karar verdiklerini belirterek, Anayasa'nın 36. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

anılan cezaya ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvurucu, Anayasa’nın 36. maddesinin de ihlal edildiğini

ileri sürmüş ise de, başvuru formu ve

ekleri incelendiğinde, başvurucunun iddialarının özünün, iptal edilen bir hükme

dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu

sebeple başvurucunun bütün iddiaları Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına

alınan “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”

çerçevesinde değerlendirilmiştir.

20. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, Anayasa ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme) güvence altına alınmış temel bir

ilkedir (Karlis A. Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 28).

21. Anayasa’nın “Suç ve

cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu

işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemez.”

22. Sözleşme’nin “Kanunsuz

ceza olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya

uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu

bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha

ağır bir ceza verilemez.”

23. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili

bölümlerinde kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiği

gibi, 13. maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına

ilişkin genel ilkelerde de sınırlamaların “ancak

kanunla” yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç ve

cezaları düzenleyen 38. maddesinde de “suç

ve cezaların kanuniliği ilkesi” özel olarak güvence altına

alınmıştır. (Karlis A. Ş., § 31).

24. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin

düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezaların

belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu kapsamda

kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı

keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmektedir (Karlis A. Ş., § 32).

25. Başvurucunun eylemine temas eden hükmü iptal eden Anayasa

Mahkemesi kararının, 13/10/2012 tarihli ve 28440 sayılı R.G.’de

yayımlandığı ve 13/10/2013 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiği görülmektedir.

Başvurucu, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş bir hükme dayanılarak hakkında

mahkûmiyet kararı verilmesinin, “suç ve

cezaların kanuniliği ilkesi”ni

ihlal ettiğini iddia etmiştir.

26. Bu durumda, anılan kanun hükmünü iptal eden Anayasa

Mahkemesi kararının 13/10/2013 tarihinde, iptal edilen hükmün yerine ihdas

edilen kanun hükmünün ise 8/10/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği görülmektedir.

Başvurucunun eyleminin ise 22/2/2012 tarihinde gerçekleştiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla isnat edilen eylem gerçekleştiğinde iptal edilen kanun

yürürlüktedir. Bu bakımdan İlk Derece Mahkemesi, suç tarihinde yürürlükte

bulunan bir kanun maddesine göre karar vermiştir (Benzer yöndeki bir

değerlendirme için bkz. Veli Küçük,

B. No: 2013/6099, 16/7/2014, § 41).

27. Diğer yandan, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (5)

numaralı fıkrasına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, verilen

hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Denetim süresi

içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde Mahkeme hükmü açıklayacağından,

başvuru kapsamındaki iddiaların kanun yolu incelemesinde değerlendirilmesi

mümkündür.

28. Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince başvurucu hakkında

verilen kararın Anayasa’nın 38. maddesini ihlal etmediği anlaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksunluk” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun "açıkça dayanaktan yoksun

olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına,

24/6/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Süleyman

AKBAĞ

Vekili

:

Av. Kamil

ALTAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/15072, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun "açıkça dayanaktan yoksun
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  13. Gökcan
  14. Yıldırım
  15. Akbağ
  16. Altan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/15072
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Galip Kocuk Başvurusu (B. No: 2014/5639)
  • Vejdin Dinç Başvurusu (B. No: 2014/12441)
  • Deniz Seki Başvurusu (B. No: 2014/5170)
  • Mustafa Erdal Başvurusu (B. No: 2014/10288)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7287)
  • İzzettin Baykara ve Yusuf Baykara Başvurusu (B. No: 2014/5598)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.