İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tayfur Tunç Başvurusu (B. No: 2017/36327)

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucunun gönderdiği mektuplara

Başvuru No2017/36327Tarih10 Mart 2020Okuma25 dk · 4.994 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tayfur Tunç Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2020
Başvuru Numarası
2017/36327
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.994 kelime·25 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucunun gönderdiği mektuplara

sakıncalı olduğu gerekçesiyle el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucuya ait 2017/36949, 2017/36952 ve 2017/36953 numaralı

bireysel başvuruların konu yönünden irtibat nedeniyle 2017/36327 numaralı

başvuru dosyası ile birleştirilmesine 23/12/2019 tarihinde karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını

devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunan başvurucu farklı

tarihlerde İnsan Hakları Derneğine mektup göndermek istemiştir. Benzer içerikli

mektuplarda Ceza İnfaz Kurumunda maruz kalınan birtakım uygulamalara yer

verilmiştir.

10. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin

Kurulu)24/8/2017, 12/9/2017, 19/9/2017 ve 15/9/2017 tarihli sakıncalı mektup

değerlendirme kararlarıyla mektupların muhatabına gönderilmemesine karar

verilmiştir. Karar gerekçelerinde, mektupların içeriğinde kurumları hedef

gösteren yalan yanlış ifadeler bulunduğu vurgulanmıştır.

11. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşı

Balıkesir 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itirazlar 11/9/2017,

21/9/2017, 22/9/2017 ve 28/9/2017 tarihli kararlarla reddedilmiştir.

Kararlarda; Disiplin Kurulu karar gerekçesi ve ilgili mevzuat hatırlatıldıktan

sonra mektupta başvurucunun İnfaz Kurumunda yaşadığı sorunlardan bahsettiği ve

bu sorunların çözüm merciinin İnsan Hakları Derneği değil kanunda gösterilen

idari ve yargısal birimler olduğu, bu nedenle hükümlünün mektuplarındaki

şikâyetlerinin araştırılması için mektubun Cumhuriyet başsavcılığına

gönderildiği, mektuplarda Ceza İnfaz Kurumunu ve görevlilerini hedef gösteren,

kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadelere yer verildiği belirtilmiştir.

12. Başvurucu tarafından anılan kararlara karşı Balıkesir 2.

Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazlar 27/9/2017, 5/10/2017 ve 12/10/2017

tarihli kararlarla reddedilmiştir. Karar gerekçelerinde, itirazların dayanağını

oluşturan İnfaz Hâkimliği kararlarının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin

değerlendirmeye yer verilmiştir.

13. Nihai kararlar 12/10/2017, 18/10/2017 ve 29/9/2017

tarihlerinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 17/10/2017, 25/10/2017, 26/10/2017 ve 27/10/2017

tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlünün

mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar

başlıklı 68. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve

kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan

kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından

yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir."

16. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve

gönderme hakkı" kenar başlıklı 91. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, kendisine gönderilen

mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla,

gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve

kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan

kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faks

veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı

alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında

da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde

belirtilen esas ve usuller uygulanır."

17. Tüzük'ün

"Mektupların gönderilmesi ve gelen mektupların verilmesi"

kenar başlıklı 122. maddesi şöyledir:

“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve

gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve

telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür

başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru

tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve

gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde

sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf

içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.

(2) Resmî makamlara veya savunması için

avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü

uygulanır.

(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp

incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve

telgraflar zarfları ile birlikte verilir.”

18. Tüzük'ün "Sakıncalı

görülen mektuplar" kenar başlıklı 123. maddesi şöyledir:

“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline

gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç

yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu

tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı

çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza

edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak

fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin

kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının

sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir.

Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre

beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu

kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği

kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına

itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına

göre işlem yapılır.

(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ

tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkının

kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren

bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplin

kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarının

okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubun

verilmeyeceği bildirilir.

(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen

mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması

durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Herkes .... yazışmasına saygı

gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) haberleşme hürriyetine

yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin

kriteri incelediği kararlarda öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan

kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme'nin

ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun olağan ve makul

gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu

belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen/Türkiye,

B. No:15672/08, 11/1/2011, § 51; Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 6205/73 ..., 25/3/1983,

§ 98).

21. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyi

yaparken mektup gönderme ve almanın bazı durumlarda ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile tek bağlantısı olduğu

gerçeğini gözönünde bulundurması gerektiğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No:13590/88,

25/3/1992, § 45).

22. AİHM kararlarına göre haberleşme hürriyetine müdahale

öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan

mevzuatın ulaşılabilir, yeterince

açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak

söz konusu sınırlandırma meşru bir amaca

dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumda gerekli ve

ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§

42-55; Campbell/Birleşik Krallık,

§ 34).

23. AİHM’in Gülmez/Türkiye (B.

No:16330/02, 20/5/2008, § 51) kararında 5275 sayılı Kanun’un ceza infaz

kurumlarında mektupların denetlenmesine yönelik hükümlerinin herhangi bir

haksız müdahaleye karşı yerinde koruma sağlayabilecek derecede açık ve

ayrıntılı olduğu tespiti yapılmış; 5275 sayılı Kanun’un Avrupa İşkenceyi ve

İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaları Önleme Komitesi tarafından

incelendiği, herhangi bir eleştiriye maruz kalmadığı belirtilmiştir.

24. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda

zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını

içermektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,

§ 97).

25. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklu olanlar Sözleşme kapsamında

kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi, disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 99-105).

26. Bunun yanı sıra, yapılacak değerlendirmede hükümlüler

hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate

alınması gerekmektedir (Silver ve

Diğerleri/Birleşik Krallık, § 98, § 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07,

11/5/2010).

27. AİHM “yetkililerin hor

görmesine dikkat çekmek”, “ceza

infaz kurumu yönetimi yetkililerine hakaret içeren sözler sarf etmek”,

“ceza infaz kurumu personeli hakkındaki

iddialar” gibi unsurları içeren şahsi mektupların engellenmesinin

demokratik bir toplum için gereklilik oluşturmadığını belirtmiştir (Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,

5/12/2006, § 53).

28. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü ve

tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta

mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle

ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin

mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

24.2. Devam etmekte olan bir ceza

soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç

işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi

halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak

adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu

tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim

kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları

belirlemelidir,

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla

yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun

için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar ..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

30. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecek

durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun

olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu, İnsan Hakları Derneğine göndermek istediği

mektupların sakıncalı bulunarak alıkonulması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde ilgili mevzuat hükümleri hatırlatıldıktan

sonra Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının

ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve sonuçların

yasanın uygulanması niteliğinde olup bu anlamda Anayasa'da yer alan hak ve

özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı, ilgili kararların açık bir keyfîlik

içermediği belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun haberleşme hürriyeti hakkının

cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçları ile ceza infaz kurumunun

düzeni, güvenliği ve suçun önlenmesi meşru amacı temelindeki kamu yararı

arasındaki denge gözetilerek sınırlandırıldığı hususu vurgulanmıştır. Öte

yandan başvurucu hakkında verilen kararların olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı bir zamanda verilmiş olduğu, bu nedenle Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında inceleme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

34. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, Bakanlığın

kanunları ihlal etmekte ısrar ettiğini, maddi ve manevi mağduriyetinin

giderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın

"Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesi

şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.

Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden

kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir.”

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,

§ 23; Özkan Kart (2), B. No:

2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek,

B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamakta olup başvurucunun ihlal iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

38. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetine

sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve

biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.

Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve

görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.

Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan

haberleşme faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği

kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet

Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).

39. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve haberleşmesinin

gizliliğine keyfi bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa ve

Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmenin

içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşme

hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte haberleşme

hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bu

kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa,

§ 50; Ahmet Temiz, § 32).

40. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermek

istediği mektupların sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar

vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun

haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun

olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

42. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. (Ahmet Temiz, § 36).

(1) Kanunilik

43. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşme

hürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin

yasal dayanağını oluşturan mevzuatın, ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli

bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (Ahmet Temiz, §§ 37, 38).

44. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında, somut olayda da uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68.

maddesinin hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların

denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin

kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan haberleşme hürriyetinin

düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama

sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak

verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü

fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı

kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu

kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla

sınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122,

K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın

22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu

kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa,

§§ 74-76; Ahmet Temiz, § 41).

(2) Meşru Amaç

45. Haberleşme

hürriyetine yapılan müdahalenin meşru kabul edilebilmesi için bu müdahalenin

Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu

düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması

gerekir (Ahmet Temiz, § 47).

46. Somut olayda haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin Ceza

İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamu düzeninin ve güvenliğinin

sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamda yazışmaların denetlenmesine

yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel İlkeler

47. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak alanı

kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No:

2016/12936, 27/3/2019, § 27; Mehmet Reşit

Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda

tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve Sözleşme kapsamında

koruma altındadır (Ahmet Temiz, §

66; Musa Kaya (2), B. No:2013/2351, 16/9/2015, § 62).

48. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No:2013/3550, 19/11/2014,

§ 35; Ahmet Temiz, § 66).

49. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı

ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde

temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13.

maddesinde demokratik toplum düzeninin

gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş

olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir

ilişki vardır (Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

50. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak

istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, § 46).

51. Orantılılık

ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri

arasında dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle

orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı

başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında

adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede

bulunulan hakkın sahibine terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya

diğer bireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin

tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz

edilebilir (Ferhat Üstündağ, §

48).

(b) Hükümlü ve

Tutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme Hürriyetine

Yapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun Denetiminde

Gözetilmesi Gereken Hususlar

52. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve almanın

ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile

bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak

dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve

bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Kahraman

Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016,§ 49; Musa Kaya (2),§ 66; Orhan

Bingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No: 2016/58482,

11/9/2019, § 33, 34).

53. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya (2), § 54 70-72; AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007).

54. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet Temiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer

değerlendirmeler için bkz. Mehmet Koray

Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş

(2), B. No: 2015/15982, 6/2/2019,

§ 36).

55. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale bakımından adil

dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi gerçekleştiren kamu

makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük önem taşır. Kamu

makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve özgürlüklere yönelik

müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini, orantılı olduğunu ilgili

ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü vardır. Aksi durumda temel

haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla haberleşme hürriyetine

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 22. maddesini

ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Temiz, §§ 67, 68; Musa

Kaya (2), §§ 66-64; Mehmet Reşit

Arslan (3), B. No:

2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman

Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, §§ 43, 44).

56. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece mahkemelerinin

ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer başvuruların

koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen

yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenler,

somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme

hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve

bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle

açıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerle

ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarak

gerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü

veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz

kurumu disiplin kurulu kararında veya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu

madde hükmünün yazılmış olması ilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz. (benzer değerlendirmeler

için bkz. Ahmet Temiz, §§ 69, 70;

Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,

7/7/2015, §§ 71, 72; Musa Kaya (2),

§ 67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58; Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§

43, 44; Musa Kaya (3), B. No: 2013/3828, 1/12/2015, §§ 60,

61; Veysel Kaplan, B. No:

2013/1830, 18/11/2015, §§ 63-65; Turan

Günana (4), B. No:

2013/8554, 4/11/2015, §§ 67, 68; Abdulvahap

Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 74; Akif İpek, B. No:

2013/9456, 24/6/2015, §§ 72-74; Eren Yıldız,

§§ 80, 81; Mehmet Sabri Yakut, B.

No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali

Karsu, B. No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251, 12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068, 28/1/2020, §§ 35,

36).

ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu da

yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhataba gönderilmesinin

hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzenini tehlikeye

düşürdüğünün açıklanmalıdır. Muhatabın kim olduğuna yönelik olarak imkânlar

ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısal makamlarca elde

edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılması gerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen

mektup ile ilgili olarak bkz. Kemal Yiğit,

B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; Süleyman

Araç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına ve

vasisine gönderdiği mektuplarla ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),

§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektupla ilgili olarak bkz. Abdulvahap Kavak, B. No:2013/7477,

6/10/2015, § 66; milletvekillerine gönderilen mektupla ilgili olarak bkz. Kahraman Güvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:

2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilen

mektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri

Yakut, §§ 43, 44; gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak

bkz. Musa Kaya (2), § 60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplum

kuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektupla ilgili olarak

bkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:

2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk

(5), B. No: 2016/2826, 20/9/2018,

§§ 36, 37; Naif Bal, B. No:

2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,

§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan

Vural, § 71).

iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmede mahpus

hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması

gerekir (Ahmet Temiz § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), § 48; Kahraman

Güvenç, § 43; Musa Kaya

(2), § 57; Veysel Kaplan, § 60; Mustafa Aydin,§ 68; Murat Karayel, B. No: 2013/2125,

16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, §

68; Eren Yıldız, § 69). Söz

konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olan etkilerinin

(terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının

haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasında motivasyonu artırmaya

yönelik mektuplar gibi) karar

gerekçelerinde gösterilmesi gerekmektedir.

iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde somut

mektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalı

olduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubun

gönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı

değerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki

müdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),

§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31; Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019,

§ 35; Murat Karayel (6), B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951, 18/2/2016, §

46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4),

B. No: 2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan

Kart (2), § 72).

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

57. Somut olayda başvurucu, İnsan Hakları Derneğine gönderdiği

benzer içerikli mektuplarda Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarından bahsetmiştir.

58. Buna karşılık Disiplin Kurulu kararlarında mektupların

içeriğinde kurumları hedef gösteren yalan yanlış ifadeler bulunduğu

vurgulanmıştır. İnfaz Hâkimliği kararlarında ise Disiplin Kurulu karar

gerekçesi ve ilgili mevzuat hatırlatıldıktan sonra mektuplarda başvurucunun

İnfaz Kurumunda yaşadığı sorunlardan bahsettiği ve bu sorunların çözüm mercinin

İnsan Hakları Derneği değil kanunda gösterilen idari ve yargısal birimler

olduğu, bu nedenle hükümlünün mektuplarındaki şikâyetlerinin araştırılması için

mektubun Cumhuriyet başsavcılığına gönderildiği, mektuplarda Ceza İnfaz

Kurumunu ve görevlilerini hedef gösteren kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek ifadelere yer verildiği belirtilmiş ancak hem Disiplin Kurulunca hem

de İnfaz Hâkimliğince her bir mektup için hangi ifadelerin neden sakıncalı

görüldüğü gerekçelendirilmemiştir.

59. Bu kapsamda başvuruya konu mektupların içeriğinde yer alan

ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgü kabul edilebilir

makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı sonucuna

varılmıştır.

60. Sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun

önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler, somut bilgilere dayalı olarak

ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucunun göndermek istediği

mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale

ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı

kanaatine varılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

c. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

63. Başvurucu mağduriyetinin giderilmesini ve 20.000 TL maddi ve

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

64. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte

ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun

ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal

edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

65. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

66. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca,

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan

yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak

ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir (Mehmet Doğan,

§§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

67. İncelenen başvuruda başvurucunun göndermek istediği

mektupların sakıncalı bulunarak gönderilmemesine yönelik şikâyetin İnfaz

Hâkimliğince reddedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

68. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

69. Öte yandan somut olayda yeniden yargılamanın başvurucuların

uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır.

Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla

ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Balıkesir İnfaz Hâkimliğine (E.2017/1500, K.2017/1500, 11/9/2017; E.2017/1554,

K.2017/1551, 21/9/2017;E.2017/1593, K.2017/1589,28/9/2017; E.2017/1567,

K.2017/1567, 22/9/2017 numaralı ve tarihli kararlar) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ferhat YILDIZ Başvurucu : Tayfur TUNÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/36327, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No:15672/08, 11/1/2011, § 51; Silver ve
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  12. B. Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine
  13. B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan
  14. B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; Süleyman
  15. B. No: 2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan
  16. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  17. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  18. D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalin
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/36327
Tarih
10 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/16257)
  • İbrahim Bayat Başvurusu (B. No: 2017/39270)
  • F.a. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/1640)
  • Emre Soncan Başvurusu (B. No: 2016/73490)
  • Rıdvan Türan Başvurusu (B. No: 2017/20669)
  • Hayati Deniz Kaytan Başvurusu (B. No: 2017/23360)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.