İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tevfik Baltacı Başvurusu (B. No: 2013/8074)

1. Başvuru, memur olarak görev yapılan dönemde ödenen yaşlılık

Başvuru No2013/8074Tarih9 Mart 2016Okuma25 dk · 4.935 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tevfik Baltacı Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8074
R.G. Tarih ve Sayı
27/4/2016-29696
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.935 kelime·25 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, memur olarak görev yapılan dönemde ödenen yaşlılık

aylıklarının iadesi işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 26/06/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan

görüş 21/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Orman Genel Müdürlüğünde mühendis olarak

çalışmakta iken memuriyet görevinden ayrılmış 11/7/1964 tarihli ve 506 sayılı

Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olarak çalışmaya devam etmiştir.

8. Başvurucu 1989 yılında emekli olmuş ve kendisine 506 sayılı

Kanun uyarınca yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

9. Başvurucu emekli olduktan sonra 6/10/1998 tarihinde, yeniden

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak Orman

Genel Müdürlüğünde göreve başlamıştır.

10. Başvurucu memur olarak tekrar göreve başladığını belirterek

almakta olduğu yaşlılık aylığı ödemelerinin durdurulması talebiyle 26/10/1998

tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürlüğü'ne (SSK) başvurmuştur.

11. SSK tarafından verilen yazılı cevapta kurum mevzuatında,

kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken 657 sayılı Kanun'a göre çalışmaya

başlayanların aylıklarının durdurulması veya iptal edilmesi ile ilgili herhangi

bir düzenleme bulunmadığı ifade edilmiş, başvurucunun talebine yönelik bir

işlem yapılmasının mümkün olmadığını bildirilmiştir.

12. Sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik veya yaşlılık aylığı

alanlarla ilgili olarak kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılmış;

28/12/2004 tarihli ve 5277 sayılı 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu'nun 25.

maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafında, herhangi bir sosyal güvenlik

kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizin

genel ve katma bütçeli idareler de dahil olmak üzere Kanun'da belirtilen kamu

kurum ve kuruluşlarında çalıştırılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

13. Zonguldak İdare Mahkemesi ilgili düzenlemenin Anayasa'ya

aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuş, Anayasa

Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan E.2005/146, K.2005/105, 28/12/2005 tarihli kararıyla diğer

kanunlarla düzenlenmesi gereken konuların bütçe kanunuyla düzenlenmesinin

Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilerek düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.

14. Bütçe kanununda yer aldığı gerekçesiyle iptal edilen Kanun

maddesi herhangi bir değişiklik yapılmaksızın 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı

Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrasında tekrar düzenlenmiştir.

15. Düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali

için tekrar Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesinin

18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan

E.2005/52, K.2007/35, 3/4/2007 tarihli kararıyla iptali istenen kanun hükmüyle

kişinin sosyal güvenlik hakkının ortadan kaldırılmadığı ve emeklilik statüsünün

zarar görmediği, kuralın sadece belirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığında

gelir elde edildiği sürece emekli aylığının kesilmesini öngördüğü, kişinin

emekli veya yaşlılık aylığından, belirtilen kurumlarda çalışarakdaha

iyibir yaşam elde etmedüşüncesiyle

kendi isteği ile vazgeçtiği ifade edilmiş, iptali istenen kanun maddesinin

Anayasa'ya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar

verilmiştir.

16. Başvurucu veya görev yaptığı Kurum tarafından başvurucunun

5335 sayılı Kanun kapsamında kurumda çalışmaya devam ettiği yönünde Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığına (SGK) herhangi bir bildirim yapılmamış, 5335

sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeye rağmen başvurucuya yapılan emekli maaşı

ödemesine son verilmemiştir.

17. Başvurucu,yeniden

başladığı devlet memurluğu görevinden 20/7/2009 tarihinde emekli olmuştur.

18. Başvurucu, memuriyet hizmetinden emekli olduktan sonra SGK'nın 19/1/2010 tarihli yazısıyla başvurucuya

1/1/2005-14/9/2009 tarihleri arasında ödenen toplam 35.945,41 TL yaşlılık

aylığının 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca başvurucu adına borç

kaydedildiği belirtilerek 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesinin (a) bendi uyarınca belirtilen

meblağın başvurucudan tahsiline karar verilmiştir.

19. Başvurucu aleyhine 30/4/2010 tarihinde Ankara 27. İcra

Müdürlüğünün E.2010/7352 sayılı dosyasında takip başlatılmıştır.

20. İcra Müdürlüğünün 26/7/2010 tarihli dosya hesabına göre

takipte kesinleşen miktar 57.789,19 TL olmak üzere 67.368,14 TL bakiye borç

tespit edilmiş, başvurucu 28/7/2010 tarihinde bu tutarın tamamını ödemiştir.

21. SGK'nın 12/8/2010 tarihli

yazısıyla başvurucudan 11.038 TL fazladan tahsil edildiği belirtilerek bu tutar

iade edilmiştir.

22. Başvurucudan toplamda 56.330,14 TL tahsil edilmiştir.

23. Başvurucu, SGK'nın 19/1/2010

tarihli tahsil işleminin iptali istemiyle 31/5/2010 tarihinde Ankara 11. İş

Mahkemesinde dava açmıştır.

24. Mahkemenin 7/6/2012 tarihli ve E.2010/513, K.2012/506 sayılı

kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

" .. davacının 13/7/2009

tarihinde memuriyetten Emekli Sandığına tabi olarak emekli olmak istediği ve

emekliye sevk edildiği, bunun üzerine Kurumca 1/1/2005 ile 14/9/2009 arasında

ödenen aylıkların borç kayıt edilerekKurumca

sigortalıdan istendiği, bunun üzerine davacının Mahkememizde dava açtığı, Kurum

dosyalarının incelenmesinde ve yapılan bilirkişi irdelemesinde Kurumun yaptığı

işlemin yürürlükte bulunan 5277 ve 5335 sayılı Kanunlara uygun olduğu tespit

edilmiş davanın reddi cihetine gidilmiştir. "

25. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 6/6/2013

tarihli ve E.2012/21594, K.2013/12778 sayılı ilamıyla "Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de

benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere

ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,

yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun

olan hükmün onanmasına" karar verilmiştir.

26. Karar, başvurucuya 8/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

27. Başvurucu 8/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

28. Zonguldak İdare Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı olduğu

gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurduğu 5277 sayılı Kanun'un

25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci paragrafı şöyledir:

“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan

emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel

bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar,

belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından

kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan

kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve

kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile

müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan

diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve

görev yapamazlar. ”

29. Anayasa Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan E.2005/146, K.2005/105, 28/12/2005

tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Bu

durumda, diğer yasalarla düzenlenmesi gereken konuların bütçe yasasıyla

düzenlenmesi Anayasa'nın 87., 88., 89., 161. ve 162. maddelerine aykırılık

oluşturduğundan itiraz konusu kuralların iptali gerekir.

VI-SONUÇ

28.12.2004 günlü, 5277 sayılı “2005 Malî Yılı

Bütçe Kanunu”nun 25. maddesinin (f) fıkrasının ikinci

ve üçüncü paragraflarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 28.12.2005

gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi."

30. Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa

Mahkemesine başvurulan 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

“Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan

emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel

bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar,

belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından

kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan

kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve

kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile

müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan

diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve

görev yapamazlar. ”

31. Anayasa Mahkemesinin 18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan E.2005/52, K.2007/35, 3/4/2007 tarihli

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dava konusu kural, emekli veya yaşlılık aylığı

almakta olan kişinin kendini çalışma gücüne sahip görerek kendi isteği ile

kuralda belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlaması durumunda emekli

aylığının kesilmesine ilişkindir.

Buna göre, kişinin sosyal güvenlik hakkı

ortadan kaldırılmamakta ve emeklilik statüsü zarar görmemektedir. Kural, sadece

belirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığında gelir elde edildiği sürece

emekli aylığının kesilmesini öngörmektedir. Bu durumda da sosyal güvenliğin

sosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı ortadan

kalkmamaktadır. Kişi, yaşlılık dolayısıyla çalışamama riski karşılığında sosyal

güvenlik sisteminin sağladığı emekli veya yaşlılık aylığından, belirtilen

kurumlarda çalışarakdaha iyibir

yaşam elde etmedüşüncesiyle kendi isteği ile

vazgeçmektedir.

Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanın

herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşam

düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak,

çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam

yaratmak için gerekli önlemleri almak ödevi verilmiştir. Devlet, kişinin

çalışma hakkını kullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak ve

sınırlamaları kaldırarak görevini yerine getirecek, bireyde çalışarak topluma

yük olmaktan kurtulacaktır.

Devletin herkese iş verme, herkesi işe

yerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, Devlet olanakları ölçüsünde,

yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekli

önlemleri almakla yükümlüdür. İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla

Devlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle de

yasal düzenlemeler yapacaktır. Buna göre, Devlet işsizlere de iş imkanı sağlayacak istihdam tedbirlerini almak zorundadır.

Sosyal güvenlik kurumlarından emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken kendi

isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli veya

yaşlılık aylıkların kesilmesinin, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan

gençlere iş bulma amacı dikkate alındığında daha büyük sorunların çözümüne

yönelik düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, sosyal güvenlik

kurumundan emekli veya yaşlılık aylığı almakta olanların, kuralda sayılan kurum

ve kuruluşlarda kendi istekleri ile yeniden çalışmaya başlamaları ve karşılığında

aylık almaları nedeniyle, yaşlılık veya emekli aylıklarının kesilmesini öngören

dava konusu kural, Anayasa'nın 2., 49. ve 60. maddelerine aykırı değildir.

İptal isteminin reddi gerekir."

32. Maliye Bakanlığının 279 sayılı Tel Emrinin 10. maddesişöyledir:

"Kamu Kurum ve Kuruluşlarının 31/12/2004

tarihi itibarıyla çalıştırdıkları personelden SSK, Bağ-Kur,

Emekli Sandığı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca

kurulan sandıklardan emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olanlardan 1/1/2005

tarihinden itibaren çalışmaya devam edeceğini yazılı olarak beyan edenler ve bu

tarihten itibaren görevden ayrılanları, 5277 sayılı Kanun'un 25/f maddesinin

uygulanmasını sağlamak amacıyla yedi iş günü içerisinde ilgili Sosyal Güvenlik

Kurumuna bildireceklerdir."

33. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b) bendi

şöyledir:

"Kurumca işverenlere, sigortalılara,

isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak

sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu

kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun

kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından

doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık

sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden

kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş

yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten

itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde

faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten

sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,

...

itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan

alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere

göre geri alınır. "

IV. İNCELEME VE GEREKÇ

34. Mahkemenin

9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, emekli olduktan sonra tekrar devlet memuru olarak

çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra çıkarılan Kanun ile emeklilik aylığı

tutarının bir kısmının borç kaydedilerek iadesinin talep edildiğini, emeklilik

aylığının kanunla elinden alınmasının kazanılmış haklar ilkesine aykırı

olduğunu, emeklilik hakkının kısıtlanmasında ölçülülük ilkesine aykırı

davranıldığını, yasal değişikliğe ilişkin olarak kendisine çalıştığı kurum veya

SGK tarafından bir bildirim veya uyarı yapılmadığını, ilgili düzenleme

yürürlüğe girmeden önce zaten çalışmaya başladığını ve tekrar çalışmaya

başladığı tarihte emekli aylığının kesilmesi için yaptığı başvurunun dikkate

alınmadığını, yargılama sürecinde Mahkemece delillerin değerlendirilmesi ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında açıkça keyfî davranıldığını, iddialarının

Mahkemece cevaplandırılmadığını ve dava dilekçesinde belirtilen kanun

hükümlerinin neden dikkate alınmadığının belirtilmediğini, emsal olabilecek

nitelikteki Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E.2004/62, K.2004/2899 sayılı

kararında, 506 sayılı Kanun'un mülga 63. maddesi gereği tercihte bulunma

hakkının kişiye tanınması gerektiğini, tercih hakkı sunulmadan yaşlılık

aylığının kesilemeyeceğinin düzenlendiğini belirterek kazanılmış haklarının,

hukuki güvenlik ilkesinin, adil yargılanma hakkının, sosyal güvenlik hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; Mahkeme kararının bozulması veya tazminata

hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Başvurucu, emekli olduktan sonra tekrar devlet memuru olarak

çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra çıkarılan Kanun ile emeklilik aylığı

tutarının bir kısmının borç kaydedilerek iadesinin talep edildiğini, emeklilik

aylığının kanunla elinden alınmasının kazanılmış haklar ilkesine aykırı

olduğunu iddia etmiştir.

38. Bakanlık, görüş yazısında başvurucunun iddiasının mülkiyet

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği bildirilmiştir.

39. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

40. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari

yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama

sahip olup bu alanda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge, B.

No: 2013/2166, 10/6/2015, § 31).

41. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal

güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden

prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir

ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili

mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına

giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar

altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar

"mülk" olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.

No: 2013/3391,16/9/2015, § 56).

42. Somut olayda olduğu gibi SGK tarafından bağlanan yaşlılık

aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet

hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun

mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin belirlenmesi gerekir.

43. Başvuru konusu olayda; emekli olduktan sonra başvurucuya 506

sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı ödendiği, başvurucunun memur

olarak çalışmaya başladığı dönemde SGK'ya bildirimde

bulunarak almakta olduğu yaşlılık aylığı ödemelerinin durdurulmasını talep

ettiği, SGK tarafından başvurucunun isteminin reddedildiği, 5335 sayılı

Kanun'la getirilen herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı

alanların; bu aylıkları kesilmedikçe belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarında

çalıştırılamayacağı yönündeki düzenlemeye karşın başvurucunun görev yaptığı

İdarenin SGK'ya başvurucu hakkında herhangi bir

bildirimde bulunmadığı, Maliye Bakanlığının 279 sayılı Tel Emrinde 5335 sayılı

Kanun kapsamındaki personelin SGK'ya bildirilmesi

yönündeki yükümlülüğün ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yüklendiği

anlaşılmıştır. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında;1/1/2005

tarihinden 14/9/2009 tarihine kadar geçen dört yıl dokuz ay boyunca

başvurucunun yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiği anlaşılmış, bu nedenle

iadesi talep edilen tutar üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir

menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun,kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

45. Başvurucu, emekli olduktan sonra kamu kurumunda tekrar

çalışmaya başladığını, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin uygulanması

sonucunda kendisine ödenen yaşlılık aylığı tutarının bir kısmının borç

kaydedilerek iadesinin talep edildiğini, emeklilik hakkının kısıtlanmasında

ölçülülük ilkesine aykırı davranıldığını, yasal değişikliğe ilişkin olarak

kendisine çalıştığı kurum veya SGK tarafından bir bildirim veya uyarı

yapılmadığını, ilgili düzenleme yürürlüğe girmeden önce zaten çalışmaya başlamış

olduğunu ve çalışmaya başladığı dönemde emekli aylığının kesilmesi için yaptığı

başvurunun dikkate alınmadığını, emeklilik aylığının kanunla elinden

alınmasının kazanılmış haklar ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir.

46. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun 6/10/1998 tarihi ile

14/9/2009 tarihi arasında hem 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı

aldığı hem de memuriyet görevi üstlenmesi nedeniyle maaş aldığını, 7/1/2005

tarihli ve 279 sayılı Bağ-Kur genelgesi ile

başvurucunun durumunda olup çalışmaya devam edeceklerin yedi iş günü içerisinde

SGK'ya başvurmalarının zorunlu kılındığı,

başvurucunun SGK'ya herhangi bir başvurusunun

bulunmadığı bildirilmiştir. Öte yandan 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesininbireyin sosyal güvenlik hakkını tamamen ortadan

kaldırmadığı, emeklilik statüsünün zarar görmediği ifade edilmiştir.

47. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

48. Mülkiyet hakkının sınırlamaları ve güvenceleri açısından

Anayasa’nın mülkiyeti bir hak olarak tanımlayan 35. maddesinin 13. maddesiyle

birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci

fıkrasında genel olarak hak tanınmakta; ikinci ve üçüncü fıkralarda ise

sınırlama ve güvence ölçütleri gösterilmektedir. Bu sınırlama ve güvence

ölçütlerinin Anayasa'nın 13. maddesi ışığında yorumlanması gerekir. Bu kapsamda

mülkiyet hakkı, özüne dokunulmaksızın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlanabilir.

49. Mülkiyet hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarında söz

konusu ölçütler çoğunlukla birlikte uygulanmakta ve bireyin hakkıyla kamu

yararı arasında kurulması gereken adil dengeye vurgu yapılmaktadır (AYM,

E.1999/33, K.1999/51, 29/12/1999). Bu noktada, ihlal teşkil ettiği iddia edilen

önlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığın

ağırlığı gözönünde bulundurulmalıdır (Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025,

11/12/2014, § 43).

50. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, başvurucunun

mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale bulunup bulunmadığıdır. Sonraki

aşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin kanuni dayanağının olup olmadığı,

meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile

başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi

gerekir.

i. Müdahalenin

Mevcudiyeti

51. Başvurucu, 506 sayılı Kanun'a göre emekli olduktan sonra

kamu görevlisi olarak tekrar çalışmaya başlamış, bu süreçte başvurucuya yapılan

yaşlılık aylığı ödemesine devam edilmiştir. Daha sonra yürürlüğe giren 5335

sayılı Kanun'un 30. maddesine göre; Kanun'da belirtilen kamu kurumlarında

çalışan ve kendisine yaşlılık aylığı ödenen kimselere bu kurumlarda çalışmaya

devam ettikleri süreçte yaşlılık aylığı ödenemeyeceği düzenlenmiştir. Açık

yasal düzenlemeye rağmen başvurucunun yaşlılık aylığı ödemelerine son

verilmemiştir. Bu durum başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunduğu

zamana kadar devam etmiş, bu tarihte ise başvurucuya yapılan ödemeler geriye

yönelik olarak talep edilmiştir.

52. Başvurucu, borç kaydedilen tutarı ödemiş ve SGK'nın 19/1/2010 tarihli tahsil işleminin iptali istemiyle

Ankara 11. İş Mahkemesinde dava açmıştır.

53. Başvurucu, borç kaydedilen tutar ödenmiş ve SGK'nın 19/1/2010 tarihli tahsil işleminin iptali istemiyle

Ankara 11. İş Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemenin 7/6/2012 tarihli kararıyla

tahsil işleminin mevzuat hükümlerine aykırı olmadığı belirtilerek dava

reddedilmiştir. Temyiz incelemesinde İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır.

54. Açık yasal düzenlemeye rağmen SGK tarafından başvurucuya

yaşlılık aylığı ödemesine dört yıl dokuz ay süreyle devam edilmesi,

başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunması sonucunda 35.945,41 TL

tutarın adına borç kaydedilmesi, bu tutarın 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin

(a) bendine göre toplamda 56.330,14 TL olarak tahsil edilmesinin başvurucunun

mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğinde kuşku yoktur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

Kanunilik

55. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen (bkz. § 36) koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi

gerekir.

56. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek

sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına

alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır (Bekir

Yazıcı, B. No: 2013/3044,17/12/2015, §§ 61, 62).

57. SGK'nın 19/1/2010 tarihli

işlemiyle başvurucudan tahsil edilen tutarın kanuni dayanağı olarak 5335 sayılı

Kanun'un 30. maddesigösterilmiştir.

58. 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenlemeye ilk

olarak 5277 sayılı 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu'nun 25. maddesinin (f)

fıkrasının ikinci paragrafında yer verilmiş, anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin

4/11/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan

E.2005/146, K.2005/105, 28/12/2005 tarihli kararıyla diğer kanunlarda

düzenlenmesi gereken konuların bütçe kanunlarında düzenlenemeyeceği

gerekçesiyle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi Kararı Resmî Gazete'de yayımlanmadan önce kanun koyucunun aynı hükme

21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer vermiştir.

59. İlk Derece Mahkemesince yapılan incelemede başvurucudan

tahsili talep edilen ve 1/1/2005 tarihi ile 14/9/2009 tarihi arasında ödenen

tutarı kapsayan alacağın 5277 sayılı Kanun ve 5335 sayılı Kanun hükümlerine

uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

60. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan ve

kanunilik ölçütünü taşıyan müdahalenin meşru bir amacının bulunup

bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Meşru Amaç

61. Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenen 5335

sayılı Kanun'un 30. maddesi Anayasa Mahkemesinin 18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararında incelenmiş; iptal istemine

konu kuralın, emekli veya yaşlılık aylığı almakta olan kişinin kendini çalışma

gücüne sahip görerek kendi isteği ile kuralda belirtilen yerlerde yeniden

çalışmaya başlaması durumunda emekli aylığının kesilmesine ilişkin olduğu ifade

edilmiştir. Düzenlemenin kişinin sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmadığı

ve emeklilik statüsüne zarar vermediği, belirtilen yerlerde çalışıldığı ve

karşılığında gelir elde edildiği sürece bireye ödenen aylıkların kesilmesiyle

sınırlı bir sonuç doğurduğu belirtilmiştir. Bu durumda sosyal güvenliğin sosyal

riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacının ortadan

kaldırılmadığı belirtilmiştir (bkz. § 31).

62. Öte yandan bireylerin, yaşlılık dolayısıyla çalışamama riski

karşılığında sosyal güvenlik sisteminin sağladığı emekli veya yaşlılık

aylığından, belirtilen kurumlarda çalışarakdaha iyibir yaşam elde etme düşüncesiyle kendi isteği ile

vazgeçtiği, kanun koyucunun işsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla

kamu sektöründe istihdamı sağlayacağı, emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken

kendi isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli

veya yaşlılık aylıkların kesilmesi yönündeki düzenlemenin özellikle

öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan gençlere iş bulma amacı sağladığı, daha

büyük sorunların çözümüne yönelik kuralın Anayasaya aykırı olmadığı tespit edilmiştir

(bkz. § 31).

63. Belirtilen tespit ışığında 506 sayılı Kanun'a göre emekli

olduktan sonra tekrar kamu sektöründe çalışmaya başlayan başvurucuya ödenen

yaşlılık aylıklarının, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenleme

nedeniyle (bkz. § 18) geri alınması yönündeki idari işlemin kamu yararı

çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Ölçülülük

64. Son olarak 1/1/2005 ile 14/9/2009 tarihleri arasında

başvurucuya ödenen 35.945,41 TL miktarındaki yaşlılık aylıklarının başvurucu

adına borç kaydedilip 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca

yersiz ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faiziyle birlikte geri

alınması, başvurucudan toplamda 56.330,14 TL tutarın tahsil edilmesi sonucunda

mülkiyet hakkına yapılan müdahalede, kamu yararı ile bireysel yarar arasında

makul bir dengenin gözetilip gözetilmediği değerlendirilmelidir.

65. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin

sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi,

ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın

denetlenmesidir. Bu sebeple mülkiyet hakkına getirilen müdahalelerde,

hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve

orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Osman

Bayrak, B. No: 2013/3803, 25/2/2015, § 74).

66. Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan

yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük

yüklememesi gerekir (Korkut Bahadır, §

43).

67. Başvuru konusu olayda başvurucu; 506 sayılı Kanun'a göre

yaşlılık aylığı almaya hak kazandığını, sonradan yürürlüğe giren 5335 sayılı

Kanun'un 30. maddesiyle bu hakkının sona erdirildiğini, ilgili düzenlemeye

rağmen SGK tarafından yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiğini, yeni

düzenlemede bireye tercih hakkı tanındığını, çalıştığı kurum tarafından bu

konuda bilgilendirilmediğini, mevzuata göre tercih hakkına ilişkin yazılı

beyanının alınması gerektiğini, ilgili düzenleme yürürlüğe girmeden önce zaten

çalışmaya başladığını ve çalışmaya başladığı dönemde emekli aylığının kesilmesi

için yaptığı başvurunun dikkate alınmadığını, kendisinden tahsil edilen alacak

tutarı nedeniyle emeklilik hakkının kısıtlanmasında ölçülülük ilkesine aykırı

davranıldığını iddia etmiştir.

68. Başvurucunun, SGK'nın 19/1/2010

tarihli tahsil işleminin iptali istemiyle Ankara 11. İş Mahkemesinde açtığı

dava, Mahkemenin 7/6/2012 tarihli gerekçeli kararında yer alan ".. Kurum

dosyalarının incelenmesinde ve yapılan bilirkişi irdelemesinde Kurumun yaptığı

işlemin yürürlükte bulunan 5277 ve 5335 sayılı Kanunlara uygun olduğu tespit

edilmiş davanın reddi cihetine gidilmiştir." şeklindeki

ifadeyle reddedilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin

6/6/2013 tarihli ilamıyla "Dosyadaki

yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle

dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik

görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul

ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına" karar verilmiştir.

Başvurucunun; idarenin kusurlu davranışıyla hatalı idari işlem tesis edildiği

yönündeki şikâyetleri hakkında ise değerlendirme yapılmadığı gözlemlenmiştir.

Ancak somut davada kusur tespitinin önem arz ettiği, hatanın Kurumdan

kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi sonucunda hatalı yapılan ödemenin

tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b) bendine göre farklı

sonuçların ortaya çıkacağı açıktır (bkz. § 33).

69. Başvurucunun 506 sayılı Kanun'a göre almakta olduğu yaşlılık

aylığının kamu sektöründe çalıştığı süre boyunca kesilmesini ön gören 5335

sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan düzenleme Anayasa Mahkemesinin

18/3/2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan

kararında incelenmiş, anılan Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır. İlgili Kanun maddesine karşın, hatalı işlemi sonucunda

SGK, başvurucuya yaşlılık aylığı ödemeye devam etmiştir.

70. "İyi yönetişim"

ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu

otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak

hareket etmelerini gerektirir (Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).

71. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemi

karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem

nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem,alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların ön

görülüp görülmediği önem arz etmektedir.

72. Belirtilmelidir ki başvurucuya ödenen yaşlılık aylığının

yersiz olduğunun tespit edilmesinde geçen dört yıl dokuz aylık süreoldukça uzundur. Bu süre boyuncabaşvurucuya

ödenmeye devam eden yaşlılık aylığının kesilmesini sağlamak amacıyla

başvurucunun görev yaptığı kurum olan Orman Genel Müdürlüğü ile SGK arasından

herhangi bir iletişimin kurulamadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca Maliye

Bakanlığının 279 sayılı Tel Emrinde 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesi

kapsamındaki personeli SGK'ya bildirme yükümlülüğü

ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yüklenmiştir (bkz. § 32). Öte yandan

başvurucunun durumunu tespit etmek için derin bir araştırmaya ihtiyaç

duyulmayacağı da açıktır. Bu durum; idari işlev gören ayrı hukuksal statülere

bağlı değişik kurum ve kuruluşların bir bütün oluşturduğunu ifade eden idarenin

bütünlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

73. İfade edildiği üzere iyi yönetişim ilkesi; mülkiyet hakkı

kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu

otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi

bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda

azami özenin gösterilmesidir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz.

Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §

72). Somut olayda idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu

yönündeki hatalı işlemin dört yıl dokuz ay sonra tespit edildiği, kamu kurumlarınınuygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak

hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu anlaşılmıştır.

74. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalı

işlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlarda

kaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemden

kaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerin

sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıda

bulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle

ödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bu durum; sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz

verilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz; Moskal/Polonya, § 73).

75. Nitekim 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) ve (b)

bendinde SGK tarafından fazla veya yersiz ödeme yapıldığının tespit edilmesi

hâlinde bu ödemelerin geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin (a)

bendinde; yersiz ödemenin kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından

doğması durumunda, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on

yıllık sürede, ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birlikte

geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte maddenin (b) bendinde;

fazla veya yersiz ödemenin kurumun hatalı işleminden kaynaklanması hâlinde,

hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede

yapılan ödemeler toplamının, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi

dört ay içerisinde ödenmesi durumunda faizsiz olarak tahsil edileceğibelirtilmiş,

bu sürenin geçmesinden son yapılacak ödemeler bakımından ise yirmi dört aylık

sürenin sonundan itibaren hesaplanan kanuni faizi ile geri alınacağı ifade

edilmiştir (bkz. § 33).

76. Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde, hatalı idari

işlemin; üçüncü kişilerin yönlendirmesi olmaksızın idarenin kendisinden

kaynaklandığı durumlarda farklı bir ölçülülük yaklaşımının benimsenmesi ve

başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunup olunmadığının tespit

edilmesi gerekir.

77. Somut olayda; başvurucunun tekrar emeklilik talebinde

bulunmasından sonra, SGK'nın 19/1/2010 tarihli

işlemiyle 1/1/2005-14/9/2009 tarihleri arasındaki dört yıl dokuz aylık süreçte

başvurucuya toplam 35.945,41 TL yaşlılık aylığının yersiz ödendiği

anlaşılmıştır. Anılan işlemle belirlenen alacağın 5510 sayılı Kanun'un 96.

maddesinin (a) bendi uyarınca başvurucudan tahsil edilmesine karar verilmiştir.

Bu çerçevede başvurucu toplamda56.330,14 TL ödemiştir.

78. Başvuru konusu olayda; 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde

yer alan açık yasal düzenlemeye karşın başvurucunun 506 sayılı Kanun uyarınca

aldığı yaşlılık aylığı ödemelerine devam edildiği, başvurucunun görev yaptığı

Orman Genel Müdürlüğü tarafından SGK'ya bildirimde

bulunulmadığı, SGK tarafından da bu konuda herhangi bir araştırmanın

yapılamadığı, başvurucunun emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya başladığı

yönündeki bildiriminin SGK kayıtlarında mevcut olduğu, başvurucunun tekrar

emekli olduğu tarihe kadar geçen süreçte her iki idarenin de hareketsiz

kaldığı, bu durumun iyi yönetişim ilkesi ile bağdaşmadığı ve yersiz yapılan

ödemelerde idarenin de kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır.

79. Somut olayda, idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen

ana para tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku

bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere (bkz. § 74) başvurucunun

sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı

açıktır. Buna karşın alacağın başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir.

Nitekim SGK tarafından yapılan hatalı ödemelerin tahsilindeki usul 5510

Kanun'un 96. maddesinde; kusurun bireyden veya Kurumdan kaynaklanması durumuna

göre belirlenmektedir. Yapılan hatalı ödemelere ilişkin SGK'ya

herhangi bir bildirimde bulunmaması nedeniyle başvurucuya kusur

atfedilebileceği kabul edilse de yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde

söz konusu hatalı ödemelerde idarenin de kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir.

Buna rağmen5335 sayılı Kanun'un 30. maddesine aykırı olarak başvurucuya ödenen

yaşlılık aylıkları; 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca geri

alınmıştır. Hatalı idari işlemdeki bütün kusurun başvurucuya yüklenmesi ve

35.945,41 TL asıl alacağın kanuni faiziyle birlikte 56.330,14 TL olarak tahsil

edilmesiyle başvurucu üzerinde aşırı ve orantısız bir yüke sebep olunmuş ve

hakkın özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesi ihlal edilmiştir.

80. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

81. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

82. Başvurucu; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi,

bunun mümkün olmaması hâlinde 57.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın

kendisine ödenmesi talebinde bulunmuştur.

83. İnceleme sonucunda idarenin hatalı işlemi üzerine yersiz

ödendiği tespit edilen alacak tutarının, kanuni faizi ile birlikte tahsil

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğisonucuna

varılmıştır.

84. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. İş Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekalet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın35. maddesinde gücence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere kararın Ankara 11. İş Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harçtan ve 1.800 TL vekalet ücretinden oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik

Kurumuna GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Tevfik

BALTACI

Vekili

:

Av. Damla

KÜÇÜK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8074, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Vı-sonuç
  9. IV. İnceleme Ve Gerekç
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. V. Hüküm
  13. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. E. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. M. Emin KUZ
  20. Gültekin
  21. Baltacı
  22. Küçük
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8074
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Nesrin Keleşler ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6943)
  • Fadıl Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/5736)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/8696)
  • Birgül Kocamış Başvurusu (B. No: 2013/3540)
  • Tekfen İnşaat ve Tesisat A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/4769)
  • Abdulkerim Akkuş Başvurusu (B. No: 2013/5204)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.