İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tülay Delibaş Başvurusu (B. No: 2017/38267)

1. Başvuru, hukuka aykırı olarak yürütülen soruşturma ve

Başvuru No2017/38267Tarih3 Kasım 2020Okuma13 dk · 2.520 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tülay Delibaş Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/38267
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.520 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hukuka aykırı olarak yürütülen soruşturma ve

ceza yargılaması süreci nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kalınması sonucu

uğranılan zararların tazmini için açılan davanın reddine karar verilmesinden

dolayı adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 1/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

bünyesinde albay rütbesi ile hâkim olarak görev yaptığı dönemde, hükûmeti

cebren devirme ve engelleme suçundan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

9. Kamuoyunda Balyoz Darbe Planı davası olarak

bilinen yargılama sürecinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 21/9/2012 tarihli

kararı ile başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine kanaat getirerek 13 yıl 4

ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucu hakkında verilen

tutuklama ve yakalama kararlarına karşın yargılama sürecinde yurt dışına

çıktığından yakalama kararı icra edilememiştir.

10. Mahkûmiyet kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi

tarafından başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü

kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle 9/10/2013

tarihli kararla bozulmuştur.

11. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinden dosyayı devralan

İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme), 24/6/2014 tarihli kararı ile

bozma kararına uyarak ve bozma gerekçesini benimseyerek başvurucunun beraatine

hükmetmiştir. Beraat hükmü Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 29/9/2014

tarihli kararla onanmıştır.

12. Başvurucu, beraat ile sonuçlanan yargılama sürecinin

ardından 6/10/2014 tarihinde yurda dönmüştür.

13. Başvurucu, yargılama sürecinde aleyhine verilen

haksız kararlar nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat

davası açmıştır. Başvurucu dilekçesinde, davanın 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinin (3) numaralı fıkrasına dayandığını açıkça ifade etmiştir. Anılan

hüküm, yakalama ve tutuklama kararlarından bağımsız olarak suç soruşturması

veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk

hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri

kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle açılacak tazminat davalarını hüküm

altına almaktadır. Başvurucu dilekçesinde özetle; haksız, hukuksuz ve delil

olmadan verilen yakalama ve mahkûmiyet kararları nedeniyle yurt dışına iki

kızıyla birlikte çıkmak zorunda kaldığını, aile birliğinin bozulduğunu, darbeci

olarak yaftalandığını ve zorla emekli edildiğini ifade etmiştir.

14. Mahkeme 20/10/2015 tarihli kararı ile davayı

reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Tülay Delibaş hakkında

yakalama kararı çıkarıldığı, ancak dosya kapsamına göre yakalama kararının

infaz edilmediği, dava dilekçesi içeriğine göre yakalama kararından sonra

davacının yurt dışına çıkması nedeniyle yakalama emrinin infaz edilemediği

anlaşılmış ve davacının yargılama sırasında tutuklanmadığı, başka bir anlatımla

infaz edilen bir tutukluğun bulunmadığı, gözaltına alınmadığı ve hakkında

çıkartılan yakalama emrinin infaz edilmediği hususunda herhangi bir tartışma ve

kuşku bulunmamaktadır. Anlatıldığı şekilde meydana gelen olayda CMK'nun 141 ve

devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

...

Kanun maddesinde hangi nedenlerle

tazminat talebinde bulunulacağı belirtilmiş olup, infaz edilmeyen yakalama

emrinin tazminat koşullarından biri olarak sayılmadığı anlaşılmaktadır. CMK'nun

141. maddesinin 3. fıkrasında, "Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer

sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının

verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak

Devlet aleyhine açılabilir." denilmekte olup, her ne kadar birinci fıkrada

yazılı haller dışında kalan nedenler veya kişisel kusur, haksız fiil ya da

diğer sorumluluk hallerinden bahsedilmekte ise de, belirtilen hususların ancak

yapılacak bir yargılama sonucu kesinleşen bir hükümle belirlenebileceği

mahkememizce değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle CMK'nun 141. maddesi

uyarınca maddi ve manevi tazminat talebinin yasal koşullarının mevcut olmadığı

değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir."

15. Ret hükmü Yargıtay 12. Ceza Dairesi tarafından

3/7/2017 tarihli kararla onanmıştır.

16. Başvurucu, nihai kararı 14/11/2017 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 1/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. İlgili

Mevzuat

17. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi"

kenar başlıklı 141. maddesi şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya

kovuşturması sırasında;

a)

Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya

tutukluluğunun devamına karar verilen,

b)

Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

c)

Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma

isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

d)

Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

e)

Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında

kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

f)

Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük

sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece

para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

g)

Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine,

yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

h)

Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

i)

Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

j)

Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde

elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya

diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

k)

(Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda

öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,

Kişiler,

maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2)

Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,

ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara

geçirilir.

(3)

(Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer

sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının

verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak

Devlet aleyhine açılabilir.

(4)

(Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin

gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve

Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder."

B. Yargıtay

Kararları

18. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/11/2015 tarihli ve

E.2015/13049, K.2015/17584 sayılı bozma kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Davacı 20.08.2014 tarihli

dilekçesinde özetle; halen İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan ve

kamuoyunda "İzmir Casusluk Davası" olarak adlandırılan davanın

iddianamesinde mağdur sıfatıyla yer aldığını, bu iddianamede sanık olarak

yargılananların kendisi hakkında tuttukları fişleme kayıtlarının yer aldığını,

bunlardan hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduklarının bu davanın seyri

açısından önemli bir etkisi olmadığını, iddianamede yer alan kayıtların kişilik

haklarına, aile şerefine, mesleki onuruna, maddi ve manevi bütünlüğüne olumsuz

etkileri olduğunu, bu bilgilere iddianamede satır satır yer verilip, kamuoyu

ile paylaşılmasının gerekmediğini, kovuşturma sırasında da herhangi bir tedbir

alınmadan bu iddianamenin kabul edilerek, kamunun bilgisine açılmasından zarar

gördüğünü belirterek 1.000 lira maddi ve 100.000 lira manevi tazminatın davalı

hazineden alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir.

... Mahalli mahkemece, "Davacının

yargılandığı dosyada mağdur sıfatı ile yer aldığını ve bir kısım kişisel

bilgileri ifşa edilen davacının durumunun CMK'nın 141. maddesinde tahdidi

olarak sayılmış bulunan Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek tazminat isteme

nedenlerinden hiçbirine uymadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

...

davacının talebiyle ilgili değerlendirme

yapılabilmesi için öncelikle CMK’nın 141. maddesine 28.06.2014 gün ve 29044

sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı

Kanunun 70. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen 'Birinci fıkrada yazan hâller

dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız

fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat

davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.' hükmü ile ... kapsamı ve uygulanma

şartlarının belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

...

Tüm bu yasal süreç ve hükümler birlikte

değerlendirildiğinde varılan sonuçları şu şekilde özetlemek mümkündür.

1-6545 sayılı Kanunun 70. maddesi ile

CMK’nın 141. maddesine 3. fıkra olarak eklenen hükümle, maddenin 1. fıkrasında

yer almayan soruşturma ve kovuşturma işlemleri nedeniyle de Ağır Ceza

Mahkemelerine dava açmak mümkün hale gelmiştir. Bunun için ön koşul, sorumluluk

nedenine bakılmaksızın yapılan işlemin soruşturma veya kovuşturma sırasında

yapılması ve işlem veya kararın hâkim veya Cumhuriyet savcısına ait olmasıdır.

2- Kural olarak, 6545 sayılı Kanunun

yürürlük tarihi olan 28.06.2014 tarihinden itibaren gerçekleşmiş işlemler ile

verilen kararlara dayalı olarak CMK'nın 141. vd. maddeleri uyarınca Ağır Ceza

Mahkemelerinde tazminat isteminde bulunulması mümkün ise de, daha önce verilen

karar veya işlemlerden dolayı da CMK’nın 142/1. maddesinde belirtilen dava

süreleri henüz dolmamış olan taleplerin de bu kapsamda ileri sürülmesi

mümkündür.

Diğer yönden 5320 sayılı Kanuna eklenen

Geçici 8. Madde uyarınca, yetkili ağır ceza mahkemelerine gönderilen dosyalarda

da, tazminat nedenleri yönünden dayandıkları yasa hükümleri göz önünde

bulundurularak CMK’nın 141. vd. maddelerinde öngörülen usullere bağlı olarak

inceleme yapılıp, karar verilmesi gerekmektedir.

Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının işlem

ve kararlarındaki her türlü hata, özensizlik veya yanlış, ilgililer açısından

tazminat hakkını doğurmaz. Bu nedenle ilgilinin öncelikle bu işlem veya karar

nedeniyle zarara uğradığını hukukun genel ilkeleri kapsamında ispatlaması gerekmektedir.

Yine bu haller nedeniyle hükmedilen tazminatın ödenmesi dolayısıyla, Devletin ilgili

hâkim veya Cumhuriyet savcısına rücu edebilmesi de ancak; CMK’nın 141/4.

maddesindeki koşulların gerçekleşmesi, başka bir anlatımla hakim veya

Cumhuriyet savcısının icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm

edilmesine bağlıdır.

Tüm bu açıklamalar ışığında davacının

talebi incelendiğinde, gerçekliği konusunda hiçbir değerlendirme yapılmaksızın

ve bir değer yargısında bulunulmaksızın, iddianamede mağdur olarak gösterilen

davacı hakkında tutulan fişleme kayıtlarının açıkça gösterilmesi suretiyle

zarara uğradığı iddiasının, 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 70.

maddesiyle CMK'nın 141. maddesine eklenen 3. fıkradaki "Birinci fıkrada

yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel

kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler

ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler

nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir" şeklindeki

düzenleme uyarınca tazminat nedeni oluşturacağı anlaşılmakla, somut olayda

davacının bu işlem nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığının belirlenmesine

geçilmiştir.

...

... Yargılama makamları da, kamusal ve

özel yararlar arasındaki dengeyi gözeterek, özel bilgilerin kamuya yayılmasının

önüne geçecek tedbirleri almalı, gerek kararlarında gerekse yargılamada bu

hususlarda daha dikkatli ve özenli davranmalıdır.

Tüm bu açıklamalar ışığında davacının

iddiaları değerlendirildiğinde, iddianamede mağdur olarak gösterilen davacı

hakkında tutulan fişleme kayıtlarının iddianamede aynen yer alması, içeriğiyle

ilgili hiçbir değerlendirme yapılmaksızın ve değer yargısında bulunulmaksızın

CMK’nın 141/3. fıkrası uyarınca tazminatı gerektirmektedir. Zira sanıklara

isnat edilen suç gözetildiğinde, bu kayıtların iddianamede aynen yer alması

gerekmediği gibi, aynen yer almasında kamusal bir yarar da bulunmamaktadır.

Yargılama faaliyetlerinden kaynaklanan ve emredici veya yasaklayıcı bir norm

bulunmaması nedeniyle, kişisel kusur veya haksız fiil kapsamında

değerlendirilemeyecek bu özensiz davranış nedeniyle doğan zararın

giderilmesinde, Devletin kusursuz sorumluluğu söz konusu olup, yapılan

soruşturma ve kovuşturmalarda oluşan bu tür zararların tazminat hukukunun genel

ilkeleri çerçevesinde Devlet tarafından karşılanması gerekmektedir.

Açıklanan ilkeler çerçevesinde,

ispatlandığı takdirde maddi zararı ile yargılama faaliyetleri nedeniyle

zedelenen kişilik haklarından dolayı makul bir miktarda manevi tazminata

hükmedilmesi gerekirken, isabetsiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi

Kanuna aykırı olup ... "

19. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 10/12/2015 tarihli ve

E.2015/12720, K.2015/19159 sayılı kararıyla başvurucu ile aynı muhakeme

sürecinde yargılanan ve yine başvurucu gibi yurt dışına çıktığı için ceza infaz

kurumuna hiç girmeyen bir başka şahsın 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında açtığı davanın reddine ilişkin hükmü de onamıştır. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"... Davacının, tazminat davasına

dayanak teşkil eden İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24/06/2014

tarih, 2014/129 esas - 2014/231 karar sayılı (İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin, 21/09/2012 tarihli, 2010/283 esas - 2012/245 karar) ceza dava

dosyasında tutuklanmadığı veya gözaltına alınmadığı gibi hakkında herhangi bir

yakalama işlemi de yapılamadığı, yalnızca yakalanmasına yönelik olarak yakalama

emri düzenlendiği, yakalama emrinin davacının yurt dışına çıkması nedeniyle

infaz edilemediği, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin

5271 sayılı CMK'nın 141/1. ve devamı maddelerinde hangi koruma tedbirlerine

tazminat verilmesi gerektirdiğinin tahdidi olarak sayıldığının anlaşılması

karşısında, infaz edilemeyen yakalama kararı ile maddi ve manevi zarara uğradığı

iddiası ile açılan tazminat davasının Kanundaki şartları sağlamadığı

gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin açılan davasının

reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemekle, ... "

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu; beraat kararı ile sonuçlansa da ceza

yargılaması sürecinde hukuka aykırı soruşturma/yargılama safahatı nedeniyle

yurt dışına çıkmak zorunda kaldığını, aile birliğinin bozulduğunu, çocuklarının

okul hayatının sekteye uğradığını, davanın 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında açılan bir tazminat davası olmasına karşın anılan

maddenin ilk fıkrası kapsamında değerlendirme yapıldığını, başvuruya konu

kararda açık ve bariz takdir hatası ile tazminatın hâkimin/savcının

soruşturulması koşuluna bağlandığını, benzer davalarda lehe kararlar

verildiğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alındığında şikâyetin karar sonucuna

yönelik olduğu anlaşıldığından incelemenin bu kapsamda yapılması uygun

görülmüştür.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

24. Öte yandan farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış

olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir. Bu

kapsamda bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi,

içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Türkan Bal [GK],

B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §§ 53, 54).

25. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı

incelenerek ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 14) gerekçe ile hüküm

kurulmuştur. Kanun yolu incelemesinde de kararın hukuka uygun bulunduğu

görülmüştür.

26. Başvurucunun benzer uyuşmazlıklarda lehe karar

verildiği iddiasına esas aldığı ve formda künyelerini verdiği kararlar

kamuoyunda "İzmir Casusluk Davası" olarak bilinen yargılama

sürecinden kaynaklanan tazminat davalarıdır. İlgili Hukuk kısmında

aktarılan kararda (bkz. 18) olduğu gibi bu davalarda kişiler yargılama

sürecinde salt verilen yakalama veya tutuklama kararlarından değil yargılama

sürecinde yapılan işlemlerden (özel hayata ilişkin bilgilerin, fişleme

bilgilerinin aleni hale getirilmesi, hukuka uygun olmayan teknik takip vb.)

dolayı uğradıkları zararları dava konusu etmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) kayıtları üzerinden başvurucunun dava dilekçesi ile yargılama

sürecinde verdiği diğer dilekçelere bakıldığında ise tazminat talebinin

ağırlıklı olarak tutuklama/yakalama ile bozulan mahkûmiyet kararına ve bu

kararların açıkça hukuka aykırı olarak delil olmadan verildiği hususlarına

dayandığı görülmektedir. Başvurucu; kendisinin bu hukuksuz yargılama sürecinde

darbeci olarak yaftalandığını, yurt dışına çıkmak zorunda kaldığını, aile

düzeninin bozulduğunu ve erken emekli edildiğini belirterek tazminat talebinde

bulunmuştur. Bir başka ifadeyle başvurucunun açtığı dava ile lehe emsal olarak

gösterdiği uyuşmazlıkların farklı hukuki olgulara dayandığı görülmektedir.

Ayrıca başvurucu gerek dava dilekçesinde gerekse bireysel başvuru formunda 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca tazminat davası

açtığını ileri sürmüş, ancak ilgili hüküm kapsamında hâkim/savcıların kişisel

kusuru, haksız fiili vb. bulunduğunu mahkeme önünde ispat edememiştir.

27. Somut yargılama sürecinde 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi ile somut olaya ilişkin durumdan hareket edilerek hüküm kurulduğu

anlaşılmaktadır. Mevzuatın, somut olayın ve delillerin yorumlanması yukarıda

anılan ilkeler (bkz. § 23) uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin

takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemez. Bu hâle göre

başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, delillerin değerlendirilmesi ve

hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup kararda bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında

ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Tülay DELİBAŞ Vekili : Av. Levent ÖZÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/38267, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. İlgili
  11. B. Yargıtay
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/38267
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Nail Çelik Başvurusu (B. No: 2017/18040)
  • Halil Hakan Başvurusu (B. No: 2019/1923)
  • Ahmet Karabulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/31689)
  • Abdurrahim Sarıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/36023)
  • Ali Ay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/3320)
  • S.s. Gölbaşı Çiftlik Evleri Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2019/3649)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.