İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tuna Ayçiçek Başvurusu (B. No: 2014/6526)

1. Başvuru; üçüncü kişilerin işlediği yaralama, tehdit ve

Başvuru No2014/6526Tarih24 Ocak 2018Okuma27 dk · 5.492 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tuna Ayçiçek Başvurusu

Karar tarihi
24 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/6526
R.G. Tarih ve Sayı
20/2/2018-30338
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.492 kelime·27 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; üçüncü kişilerin işlediği yaralama, tehdit ve

hakaret suçlarına ilişkin yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmesinin kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. 1973 doğumlu olan başvurucu, İstanbul’da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu, yaklaşık sekiz yıl arkadaşlık yaptığı E.O.dan ayrılarak bir başka kadınla evlenmiş; E.O. ise H.R.

ile nişanlanmıştır. Ayrıldıktan sonra E.O. ile başvurucu arasında yaşanan

sorunlardan dolayı ceza ve tazminat davaları bulunmaktadır.

A. Başvurucunun

Yaralanmasına İlişkin Soruşturma

10. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde saat 18.00 sıralarında on

kişinin saldırısına uğrayarak yaralandığını ileri sürmüştür.

11. Başvurucu, aynı gün darp şikâyetiyle Okmeydanı Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden (Hastane) rapor almıştır. Başvurucunun muayenesinde sol

paricto frontal (şakak

kemiği ile alnın kesiştiği yer) bölgede laserasyon

(doku yırtılması), sırt bölgesinde bilateral hiperemi (iki taraflı kanlanma) ve 15 cm uzunluğunda

yüzeysel laserasyon tespit edilmiş, başvurucuya bir

adet sütür (dikiş) atılmıştır. Raporda bulguların

darp sonucunda meydana geldiği kayıtlıdır.

12. Başvurucu 7/1/2014 saat 00.30 sıralarında Haliç Polis

Merkezi Amirliğine müracaatta bulunmuştur. Başvurucun ifadesini alan kolluk

görevlileri olayı savcıya bildirmiş; şüpheli E.O., H.R. ve E.O.nun

annesi A.B., ifadeleri alındıktan sonra savcının talimatıyla salıverilmiştir.

13. Başvurucu ifadesinde E.O. isimli eski kız arkadaşının

İstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesinde hakaret suçundan cezalandırıldığını,

İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde de tazminat davasının devam ettiğini, A.B.nin yeğeni Y.O.nun olay günü

işlettiği kuaföre gelerek A.B.nin kendisini parka

çağırdığını söylemesi üzerine aralarında süren davalarla ilgili olarak konuşmak

üzere çağrıldığını düşünerek parka gittiğini, parkta A.B.nin

yeğenleri Y.O. ve B.O.nun kendisini sopalarla darbettiğini, açtığı davayı geri alması için tehdit

ettiklerini, ayrıca hakarete maruz kaldığını, A.B.nin

olay anında orada bulunduğunu belirtmiştir.

14. Şüpheli A.B. ifadesinde; oğlu H.R.nin

E.O. ile nişanlandığını, E.O.nun eski arkadaşı olan

başvurucunun 5/1/2014 tarihinde saat 19.30'da oğlunun nişanlısını arayarak kızı

C.ye hakaret ettiğini, E.O.nun bunu kendisine

anlatması üzerine 6/1/2014 saat 19.30 sıralarında müştekiyi (başvurucuya)

aradığını, konuşmak için parka çağırdığını, parkta müştekinin kendisine

küfrettiğini ve tokat attığını, kendisinin de orada bulduğu sopayla sırtına ve

ayaklarına vurduğunu, mahalleden bazı çocukların başvurucunun saldırısından

kendisini kurtardığını, müştekinin ifadesinde belirttiği Y.O. ve B.O.nun o sırada olay yerinde bulunmadığını söylemiştir.

15. Şüpheli E.O. ve H.R., darp olayını görmediklerini ancak

duydukları kadarıyla A.B.nin kızı C. hakkında kötü

laflar söyleyen başvurucunun, A.B. ile buluştuğunda küfretmesi üzerine

mahallenin gençleri tarafından dövüldüğünü söylemişlerdir.

16. Diğer şüphelilerin ifadeleri alınmamıştır.

17. Başvurucu ayrıca 8/1/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına (Savcılık) suç ihbarında bulunmuştur. Suç ihbarında eski kız

arkadaşı E.O. ile nişanlısı H.R.nin azmettirmesi

sonucunda C.Ç., A.B., Y.O. ve B.O. ile kimliğini bilmediği dört şüpheliden

şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, parkın karşısında oturan C.Y.nin

olayı bizzat gördüğünü belirtmiştir.

18. Başvurucu, şüphelilerden bir kısmının 9/1/2014 tarihinde

kendisini tekrar tehdit ettiklerini içeren dilekçeyi soruşturma dosyasına ibraz

etmiştir.

19. Savcılık, şüphelilerin ve tanıkların ifadelerinin alınması

için 10/1/2014 tarihinde Haliç Polis Merkezi Amirliğine müzekkere yazmıştır.

Başvuru dosyası ve UYAP kayıtlarında yazının gereğinin yapıldığına dair bilgi

bulunmamaktadır.

20. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 24/1/2014 tarihinde,

şüphelilerin atılı suçları işlediklerine dair kamu davası açmaya yeterli

-müştekinin (başvurucu) iddiasından başka- delil ve emare bulunmadığına işaret

ederek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda altı şüphelinin

ismi yer alırken başvurucunun ifadesinde belirttiği kimliği belirsiz şüpheliler

yer almamıştır.

21. Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz Bakırköy 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

22. 12/4/2014 tarihinde tebliğ edilen ret kararından sonra

9/5/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunmamaktadır.

B. Başvurucuyla Eski Kız

Arkadaşı Arasında Daha Önce Meydana Gelen Olaylar

1. Hakaret Suçundan

Yapılan Soruşturma

23. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/3/2013 tarihli

iddianamesiyle, müştekinin (başvurucu) sekiz yıllık arkadaşı olan şüpheli E.O.dan ayrılarak başka bir kadınla evlenmesinden dolayı

aralarında husumet oluştuğu, 22/12/2012 tarihinde sokakta karşılaştıklarında E.O.nun başvurucuya hakaret ettiği iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

24. İstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 7/12/2013 tarihli

kararıyla E.O. atılı suçtan miktar bakımından kesin olmak üzere 1.740 TL adli

para cezasına mahkûm edilmiştir.

2. Tazminat Davası

25. Başvurucu, davalı E.O.nun 21/5/2012

tarihinde cep telefonuna gönderdiği hakaret içeren mesajlar nedeniyle tazminat

davası açmıştır. Bu dava İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/154 sayılı

esasında kayıtlıyken başvurucu tarafından İstanbul 17. Sulh Ceza Mahkemesindeki

yargılamaya konu hakaret eylemine dayanılarak İstanbul 9. Asliye Hukuk

Mahkemesinde de dava açılmıştır. Her iki dava 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde

birleştirilmiştir.

26. Mahkemece, birleştirilen dosyadaki mesajlar yönünden davanın

husumet nedeniyle reddine; ceza yargılamasına konu hakaret eyleminden dolayı

açılan davanın ise kısmen kabulüyle 2.000 TL manevi tazminatın davacıya

ödenmesine karar verilmiştir.

27. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26/11/2015 tarihli kararıyla

ilk derece mahkemesi kararının husumet nedeniyle davanın reddine ilişkin hüküm

fıkrasının bozulmasına, davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının ise

onanmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda

Mahkemenin 12/1/2017 tarihli kararıyla davanın kabulüne hükmedilmiştir. Karar

henüz kesinleşmemiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86.

maddesi şöyledir:

"Kasten

yaralama

Madde 86 -

(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişiüzerindekietkisinin

basitbirtıbbîmüdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

…

e) Silahla,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

160., 161., 172. ve 210. maddeleri şöyledir:

"Bir

suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi

Madde 160 -

(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür.

Cumhuriyet savcısının görev

ve yetkileri

Madde 161 - (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk

görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede

yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi

isteyebilir...

Kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar

Madde 172 - (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının

açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma

olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir...

Duruşmada okunmayacak

belgeler

Madde 210 - (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık

duruşmada mutlaka dinlenir…"

30. Kasten yaralama suçlarında sopanın eylemin nitelikli hâlini

ifade eden silahtan kabul edildiğine dair birçok karar arasından Yargıtay 3.

Ceza Dairesinin 19/9/2017 tarihli ve E.2017/167, K.2017/11166 sayılı kararının

ilgili bölümü şöyledir:

“Sanığın eylemini 5237 sayılı TCK'nin 6/1-f.4

maddesine göre silahtan sayılan sopa ile vurarak gerçekleştirdiği tüm dosya

kapsamından anlaşılması karşısında sanığın cezasında 5237 sayılı TCK'nin 86/3-e

maddesine göre artırım yapılmayarak eksik ceza tayin edilmesi [usul ve

yasaya aykırıdır.]"

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

31. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 16/12/1966 tarihliBirleşmiş Milletler (BM)

Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:

"Madde 7 - Hiç

kimse işkenceye ya da zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya

da cezalandırmaya maruz bırakılamaz..."

32. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İşkence

ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili

Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun (İstanbul

Protokolü) işkence ve kötü muamelelerin soruşturulmasına dair 76. ve 161.

paragrafları şöyledir:

"76. Soruşturmanın geniş anlamdaki amacı,

iddia edilen işkence olayı ile ilgili delillerin, olayın sorumlularının

belirlenmesi ve yargılanmalarının sağlanması ya da işkence görenlerin

koşullarının iyileştirmesini sağlamak amacıyla geliştirilmiş prosedürler

kullanılmasıdır. Burada değinilen konular, başka işkence soruşturmaları için de

geçerli olabilir. Soruşturmayı yürütenler bu amaçları gerçekleştirmek için en

azından aşağıdaki hususları yerine getirmeye uğraşmalıdır: işkence gördüğü

iddia edilen kişinin (kişilerin) ifadesini almak; sorumluların bir mahkemede

yargılanması olasılığı için gerçekleştiği iddia edilen işkence vakası

hakkındaki tıbbi deliller de dahil olmak üzere delilleri ortaya çıkarmak ve

saklamak; olası tanıkları belirlemek ve iddia edilen işkence vakasıyla ilgili

ifadelerini almak; iddia edilen işkence olaylarının nasıl, ne zaman ve nerede

gerçekleştiğinin yanı sıra işkencenin belli bir model veya uygulama biçimine

uyup uymadığını belirlemek."

161. İşkencenin belgelendirilmesinin zorunlu

unsurlarından biri de görgü tanığı ve işkence mağdurunun tanıklığıdır.

İşkencenin fizik bulgularının var olduğu durumda bu, bir kişiye işkence

yapıldığını doğrulayan önemli bir kanıttır. Ama böylesi şiddet eylemleri çoğunlukla

kalıcı nedbe ya da iz bırakmadığı için fiziki delillerin yokluğu, işkencenin

yapılmadığı şeklinde yorumlanmamalıdır."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi Uygulaması

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme/AİHS) 1. ve 3.

maddeleri şöyledir:

"Madde 1 - İnsan haklarına saygı yükümlülüğü

Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki

alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan

hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.

Madde 3 -

İşkence yasağı

Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da

aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz."

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçla

mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin mağdurların davranışlarından

bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden

men ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesinde

belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir

istisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §

119).

35. AİHM; Sözleşme’nin 1. maddesiyle birlikte 3. maddesinin

yüksek Sözleşmeci taraflara, yetki alanı içinde bulunan herkese Sözleşme’de tanımlanan hak ve özgürlükleri güvence altına

alma ve kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından yapılsa bile söz konusu kişilerin

kötü muamelelere maruz kalmalarının engellenmesine yönelik önlemleri alma

yükümlülüğü getirdiğini kabul etmektedir (Denis Vasilyev/Rusya, B. No: 32704/04,

17/12/2009, § 98; A./Birleşik Krallık,

B. No: 25599/94, 23/9/1998, § 22; M.C./Bulgaristan,

B. No: 39272/98, 4/12/2003, § 149; Secic/Hırvatistan, B. No: 40116/02, 31/5/2007, § 52; Fahri Çalışkan/Türkiye, B. No: 47936/11,

1/12/2015, § 38; Yehovanın Şahitleri Gldani

Cemaatinin 97 üyesi ve diğer 4 kişi/Gürcistan, B. No: 71156/01,

3/5/2007, § 96; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:

13134/87, 25/3/1993, §§ 26-28; X ve

Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 27).

36. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu

söyleyebilmek için eylemin "minimum ağırlık eşiği"ni

aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997,

§ 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B.

No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, §

30).

37. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin “tartışılabilir” ve “makul

şüphe uyandıran” kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü

getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya,

§ 131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için

minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını ve yetkili makamların titizlikle ve çabuklukla çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, §

55).

38. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak

iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05 ve

45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 24/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu;

i. 6/1/2014 tarihinde eski kız arkadaşı E.O. ve onun nişanlısı H.R.nin azmettirmesi sonucunda isimlerini verdiği dört

şüpheli ile ismini bilmediği diğer dört kişi olmak üzere toplam sekiz kişinin

fiziksel saldırısına uğradığını,

ii. Hastanenin düzenlediği rapora göre alnından ve sırtından

yaralandığı tespit edilmesine karşın bu raporun göz ardı edildiğini,

iii. Şüpheli A.B.nin kendisini sopayla

darbettiği yönündeki ikrarının dikkate alınmadığını,

iv. Bazı şüphelilerin ve olayı bizzat gören tanık C.Y.nin ifadesinin alınmadığını,

v. Savcılık tarafından etkili soruşturma yapılmadan, adli

rapordaki bulgular değerlendirilmeden soyut iddiadan başka delil bulunmadığına

dayanılarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesinin

yetersiz olduğunu belirterek maddi ve manevi bütünlüğün korunması ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.

B. Değerlendirme

41. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile

5. maddesi şöyledir:

“Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı

Madde 17 - Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…

Devletin temel amaç ve

görevleri

Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve

bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin

ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

42. Başvurucu, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

43. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

44. Anayasa’nın 17. maddesiyle insan onurunun korunması

amaçlanmıştır. Özel hayat alanına dâhil olan tüm hukuksal çıkarlara Anayasa’nın

farklı maddelerinde yer verilmiştir. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, Sözleşme’nin

8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı kapsamında güvence altına alınan

fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Halime Sare Aysal,

B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 47). Bu maddenin üçüncü fıkrasında kötü muamele

yasağı düzenlenmiştir.

45. Doğası gereği menfi hareket ve eylemlerle olumsuz hayat

deneyimlerinin kişinin fiziki ve ruhsal değerlerini etkilemesi, kişide stres,

üzüntü ve sair menfi tezahürlere yol açması ve bu etkileri açısından özellikle

küçük düşürücü muamele kavramını çağrıştırması mümkündür. Bununla beraber

belirtilen eylemlerin işkence, eziyet veya haysiyetle bağdaşmayan muamele veya

ceza olarak nitelendirilebilmesi için fiziksel ve ruhsal etkileri açısından

asgari bir eşiği geçmesi gerekmektedir (Işıl

Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, §

35). Bu asgari eşik göreceli olup somut olayın özellikleri dikkate alınarak

değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal

etkileri, önceden tasarlanıp tasarlanmadığı, kişiyi küçük düşürecek şekilde

kişide korku, elem ve aşağılanma duygusu oluşturup oluşturmadığı, aleni olarak

yapılıp yapılmadığı, kamuoyunun bilgi sahibi olup olmadığı, mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, §§ 83-90).

46. Başvurucu; eski kız arkadaşı E.O. ile sekiz yıllık

birliktelikten sonra ayrıldıklarını, ayrıldıktan sonra başka birisiyle

evlenmesinden dolayı eski kız arkadaşıyla aralarında sorunlar olduğunu, E.O.nun hakaret suçundan yargılandığını, ayrıca hukuk mahkemesinde

farklı hakaret fiillerine dayanan tazminat davalarının sürdüğü bir sırada E.O.nun nişanlısı H.R.nin

annesinin, yeğenini göndererek kendisini parka çağırdığını, parkta sekiz kişi

tarafından darbedildiğini ileri sürmüştür.

47. Başvurucunun iddiasına göre olay anlık gelişmemiştir. Hatta

şüpheli A.B.nin tek başına ya da diğer şüphelilerin

de içinde yer aldığı bir plan sonucunda desise kullanılarak çağrılması üzerine

aralarında sürmekte olan davaların konuşulacağı düşüncesine kapılarak olay

yerine gitmiştir.

48. Başvurucunun darbedildiği yerin

herkesin gelip geçebileceği aleni bir park olduğu, burada maruz kalınan bir

muamelenin üçüncü kişilerin bulunmadığı bir yerde gerçekleştirilenlere oranla

başvurucunun onur ve haysiyetinde meydana getirebileceği zedelenmenin yoğunluk

ve derinliğinde belirli derecede farklılığın oluşabileceği muhakkaktır.

49. Başvurucunun maruz kaldığı muamelenin fiziksel etkisinin

mahiyetine gelince şakak kemiğiyle alnının birleştiği noktada oluşan doku

yırtılması, sırt bölgesindeki 15 cm uzunluğunda sıyrık ve kanlanma, hangi

bölgede olduğu raporda açıklanmamakla birlikte atılan bir adet dikişten

kaynaklanan maddi ve manevi ızdırabın önemsiz olduğu

söylenemeyecektir.

50. Başvurucuya aynı anda sekiz kişinin saldırması, meydana gelen

yaralanmanın -basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olması durumunda

bile bundan bağımsız olarak- başvurucuda ilave bir korku ve elem duygusuna yol

açabilecek mahiyettedir. Suçta kullanıldığı söylenen sopanın da başvurucu

üzerindeki benzer etkiyi kuvvetlendirebileceği de dikkate alınması gereken bir

başka noktadır.

51. Kötü muamele oluşturan her eylemin aynı zamanda bireylerin

fiziksel ve/veya psikolojik bütünlüğe zarar vererek özel hayatına da menfi

yansımaları olması beklenebilir. İşkence ve kötü muamele yasağı ile özel hayata

saygı hakkının bir parçası olarak fiziksel ve ruhsal bütünlüğün korunması

hakkının Anayasa’nın aynı maddesinde yer verilmesi de bunu göstermektedir.

52. Ancak başvurucuda meydana gelen yaranın mahiyeti,

başvurucunun iddiasına göre olayın planlanarak aleni bir parkta meydana

gelmesi, birden fazla kişinin sopayla aynı anda saldırmasının doğuracağı korku

ve elemin başvurucunun insan onurunu zedeleyici nitelikte olmasından ötürü

başvuru konusu eylemin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki asgari

eşiği aştığı değerlendirilerek kötü muamele yasağı kapsamında inceleme

yapılmasına karar verilmiştir.

53. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları, kötü

muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında kaldığından bu

çerçevede inceleme yapılmıştır.

2. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

54. Diğer taraftan Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan kötü muamele yasağının devletin negatif (kötü muamelede bulunmama) ve

pozitif yükümlülükleri (koruma ve etkili soruşturma) kapsamında maddi ve usule

ilişkin boyutları bulunmaktadır.

55. Somut olayda başvurucu; yaralamanın bir kamu görevlisi

tarafından gerçekleştirildiğine, saldırıya bir kamu görevlisinin neden olduğuna

veya kamu makamlarınca daha önceden bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve

yakın bir tehdidin bulunduğuna ilişkin bir iddia ileri sürmemiştir.

56. Başvurucunun şikâyetini dile getirme şekli, yaralanmasıyla

sonuçlanan olayla ilgili olarak yetkili makamlar tarafından etkili bir

soruşturma yürütülmediği konusundaki usul yükümlülüğü kapsamına girmektedir. Bu

nedenle somut olay açısından incelemenin kötü muamele yasağının sadece etkili

soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında yapılması gerektiği

değerlendirilmiştir.

3. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

4. Esas Yönünden

a. Genel ilkeler

58. Temel hak ve özgürlüklerin korunmasındaki asıl düşünce,

devletin zecir gücünü keyfî bir şekilde bireylere karşı kullanmasının önüne

geçmektir. Zira demokratik toplumlarda zor kullanma devletin tekelindedir.

Ancak insan haklarının temel dayanağı olan insan onurunun sadece bireyle devlet

arasındaki dikey ilişki bağlamında devlet müdahalelerine karşı korunması

yeterli değildir.

59. Bu sebeple devletin negatif bir yükümlülük olarak salt insan

hakları ihlallerinden kaçınmasının yanı sıra bireylerin birbirleriyle olan

yatay ilişkileri de insan haklarının konusu olmakta, bunun sonucunda üçüncü

kişilerin eylemlerine karşı korumanın sağlanmasında da devletin birtakım

pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devletin kaynağı ne olursa olsun yetki

alanında gerçekleşen her türlü insan hakları ihlallerinden sorumluluğu, bu

hakların garantörü olmasının doğal bir sonucudur. Temel hak ve hürriyetlerin bu

etkisine “yatay etki” denilmektedir.

60. Anayasa'nın 5. maddesindeinsanın

maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlayarak

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamayı amaçlayan sosyal

bir hukuk devleti olmak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.

Anayasa'nın anılan hükümleri 17. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde

devletin bireyi gerek kamu görevlileri gerekse birbirlerinden kaynaklanan kötü

muamele niteliğindeki davranışlardan koruma (pozitif) yükümlülüğünün bulunduğu

sonucu çıkmaktadır.

61. Anayasa Mahkemesi bazı kararlarında üçüncü kişilerin

birbirine karşı işledikleri yaralama, tehdit, cinsel istismar vb. eylemleri

kötü muamele yasağı kapsamında incelemiştir (Z.C.

[GK], B. No: 2013/3262, 11/5/2016; R.K.,

B. No: 2013/6950, 20/4/2016; Tuncay

Alemdaroğlu, B. No: 2012/827, 15/10/2014; Bilal Çiçek, B. No: 2014/29, 13/7/2016; Ahmet Teyit Keşli (2), B. No: 2013/7496,

17/2/2016; Özlem Tuncel Kaya, B.

No: 2013/8868, 10/3/2016).

62. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu çerçevesinde bireyin

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığına

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde devlet, sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konusu

saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve

faillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu, olanaklı olmazsa kötü muamele

yasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamele

faillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismar

etmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, §§ 110, 111).

63. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil

uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler

hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli

bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı veya tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 77).

64. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek

için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 114).

65. Bu kapsamda yetkililerce soruşturma konusu olayın

gerektirdiği tanıkların ifadelerinin alınması ve bilirkişi incelemeleri gibi

söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için mümkün olan tüm

tedbirlerin alınması, kötü muamelenin gerçekleşme sebebinin objektif analizinin

yapılması gerekir (Turan Uytun

ve Kevzer Uytun,

B. No: 2013/9461, 15/12/2015,§ 73).

66. Ceza soruşturmasının etkinliğini sağlayacak hususlardan biri

de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda mağdurun meşru menfaatlerini

korumak için gerekli olduğu ölçüde sürece katılması sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115).

67. Kötü muameleler hakkında yürütülen soruşturmaların etkili

olması için soruşturmadan sorumlu olan, inceleme ve tetkikleri yapan kişilerin

olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının

sadece hiyerarşik ve kurumsal bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda

soruşturmanın da fiilen bağımsız olarak yürütülmesi gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 117).

68. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğince

süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın

ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi

yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukun

üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha

gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük öneme

sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 119).

69. Her olayın kendine özgü şartlarında değerlendirmesinin

yapılması koşuluyla maddi ve manevi varlığa yönelik saldırıların cezasız

kalmaması gerekir. Kötü muamele iddialarında adli sürecin zamanaşımına

uğramaması, yargılamanın muameleyle orantısız bir cezayla sonuçlanmaması ve

verilen cezanın yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 121).

70. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir

(Cemil Danışman, § 99).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

71. Başvurucu; ikisi azmettirici olmak üzere toplam on kişinin

karıştığı yaralama, hakaret ve tehdit olayına ilişkin polis karakoluna ve

Savcılığa yaptığı müracaat sonucunda yeterli ve etkili bir soruşturma yapılmadan

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden şikâyetçidir.

72. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin incelenmesinde

Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olup icra edilen bir

soruşturmadaki delilleri değerlendirmek kural olarak yargı mercilerinin işi

olduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu mercilerin maddi olaylara ilişkin

yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir.

Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden AİHS ve buna ek Türkiye'nin

taraf olduğu protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır. Dolayısıyla

Anayasa Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin

bir bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargı mercilerinin

bulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu

mercilerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için de

kuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 96).

73. Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini

anlayabilmek ve olayın tüm yönlerinin aydınlatılması noktasında soruşturma

makamları ve derece mahkemeleri tarafından atılması gereken adımları nesnel bir

şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi gerekmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 68).

74. Bireyler için en kutsal değer olan “insan onuru”nu zedeleyen kötü muamele iddialarında soruşturmalar;

benzer olayların tekrar yaşanmasını önlemeyi sağlayacak şekilde kapsamlı,

dikkatli ve duyarlı bir biçimde yürütülmeli ve ayrıca sorumlu/sorumlularının

tespiti bakımından yapılması gerekli işlemlerde noksanlık bulunmamalıdır.

75. Bu ilkeler çerçevesinde öncelikle soruşturmaya başlandığı

anda başvurucunun iddialarının savunulabilir olup olmadığı ve buna göre

soruşturmanın seyrinin uygun bir şekilde yönlendirilip yönlendirilmediği tespit

edilmelidir.

76. Her kötü muamele iddiasının etkili soruşturma

yükümlülüğünden yararlanması beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki

iddialar uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini

tespit etmek için soyut iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı

gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden

ya da aksi ispat edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).

77. Başvurucu uzun bir süre arkadaşlık yaptığı E.O.dan ayrıldıktan sonra aralarında hukuk ve ceza

yargılamalarına konu olan bazı ihtilaflar yaşanmıştır. Başvurucu,

gerek ifadesinde gerekse suç ihbarı dilekçesinde bu konuda açıklamalarda

bulunarak anılan dosyaların numaralarını soruşturma merciine bildirmiştir.

78. Olaydan hemen sonra başvurucunun adli muayenesi yapılmıştır.

Adli muayenede başvurucunun sırt ve baş bölgesinde muhtelif yara izlerinin

bulunduğu belgelendirilmiştir.

79. Olaydan önce taraflar arasında husumet bulunduğunu gösteren

ve yargılamaya konu olmuş dosyalar ile adli muayene sonucunda düzenlenen travma

bulgusu içeren raporlar, başvurucunun iddialarının -kesin olarak kabul edildiği

anlamına gelmemekle birlikte- etkili bir soruşturmayı gerektirecek düzeyde

ciddi olduğunu göstermektedir. İstanbul Protokolü’nün 76. paragrafında (bkz. §

32) kötü muamelenin fiziki bulguları bakımından doktor raporlarının oynadığı

anahtar role işaret edilmiştir.

80. İfade edilmelidir ki Anayasa’nın 17. maddesi gereğince

yürütülecek soruşturmalarda yargısal mercilerin olayın gelişimine ve delillerin

elde edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü iddiayı ve talebi karşılama

zorunluluğu bulunmamaktadır. Tahkikat kapsamında yürütülecek işlemlerin

belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No: 2013/6574, 16/12/2015, §

62). Kamu görevlilerinin yer almadığı yatay ilişki bağlamındaki kötü muamele

iddialarında etkili soruşturma yükümlülüğünün kamu görevlilerinin karıştığı

olaylardaki kadar katı bir incelemeye tabi tutulmadığı da vurgulanmalıdır.

81. Soruşturma tekelini elinde bulunduran Cumhuriyet savcısının

yasağın mahiyetiyle bağdaşan ve beklentileri karşılayabilecek ölçüde delil

toplaması icap etmektedir. Soruşturmada kamu görevlisi sıfatı taşımayan

bireylerin delil toplama yetkisinin bulunmaması, usul yükümlülüğü bağlamında

soruşturma makamlarının -ve özellikle de adli mercilerin- baş aktör

olduklarının göstergesidir.

82. Başvurucunun adli raporunda darptan kaynaklanan yaraların

bulunduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durum, soruşturma organını

etkili bir soruşturma yürütmek suretiyle söz konusu yaralanmalar hakkında makul

bir açıklama getirme yükümlülüğü altına sokmaktadır. Kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararda bu yaraların ne şekilde meydana geldiği cihetinde bir

tespite yer verilmemiştir. Bu nedenle ikinci adımda değerlendirilmesi gereken nokta;

soruşturmanın başvurucunun iddialarının ciddiyetiyle örtüşecek biçimde,

yaraların oluşma sebebi ve koşullarıyla fail ya da faillerini bulmaya imkân

verecek nitelikte yürütülüp yürütülmediğidir.

83. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri

dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği

bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemleri

listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68). Buna bağlı olarak soruşturmaya özgü kullanım

değeri bulunan ilke ve araçların olayın aydınlatılmasını temin edecek şekilde

yargısal mercilerce işlevselleştirilip işlevselleştirilmediği ortaya konulmalıdır.

84. Bir tek mağduru bulunan, sokak ortasında ve çok da karmaşık

olmayan bir görünüm arz eden olayla ilgili soruşturmada yaralanma nedenindeki

muğlaklığın giderilemediği ortadadır. Dahası kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararda da bunun kaynağı konusunda bir izahatta bulunulmamıştır. 5271 sayılı

Kanun’un 160. maddesindeki düzenlemeye göre (bkz. § 29) amacı maddi gerçeğe

ulaşmak olan ceza soruşturmasında sebepler silsilesini çözerek olayın

aydınlatılması, bu potansiyeli barındıran soruşturma aygıtlarının

kullanılmasında yeterli çaba gösterildiği ölçüde mümkündür.

85. Başvuru konusu olayda başvurucunun iddiası haricinde yeterli

delil bulunmadığı gerekçesiyle -yaralama iddiası da dâhil- soruşturulan tüm

suçlar bakımından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Anayasa

Mahkemesince başvurucunun savunulabilir düzeyde olduğu kabul edilen (bkz. § 79)

iddialarının -soruşturma makamının ulaştığı sonuç nedeniyle- samimiyet ve

tutarlılığının test edilmesi bakımından önem taşıyan ve başvurucunun eski

nişanlısıyla aralarındaki husumeti yansıtabilecek dava dosyaları

incelenmemiştir. İddiaların tutarlılığı testi yönünden değinilmesinde fayda

görülen diğer bir mevzu ise adli muayene raporundaki travmatik

bulgularının kesici ve delici aletle mi yoksa sopa vb. küt bir cisimle mi

oluştuğunun araştırılmasıdır. Üstelik şüpheli A.B. başvurucuyla tartıştığı

sırada olay yerinde bulduğu bir sopayla onu yaraladığını ikrar etmiştir.

86. İstanbul Protokolü’nün 160. paragrafına göre kötü muamele

soruşturmalarında tanıkların tespiti ve ifadelerinin alınması zorunludur. Kovuşturmasızlıkla neticelenen bir kötü muamele vakasında

-başvurucunun anlatımına göre- olayın belirleyici delilleri arasında

gösterilebilecek tanık C.Y.nin ifadesinin alınmaması,

soruşturma yönteminin dayanağı olan 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesindeki

düzenlemeyle de bağdaşmamaktadır.

87. Şüphelilerin beyanları özünde savunmaya ilişkin olmakla

birlikte bunların aynı zamanda -ikrar vb. bir durum bulunmaması hâlinde dahi-

kanıt unsuru olarak kullanılmasını kısıtlayan bir düzenleme bulunmamaktadır.

Özellikle dört anonim şüphelinin olaya karıştığı doğrultusunda bir iddianın

mevcudiyeti, şüpheli beyanlarının çözümleyici etkisini daha kritik hâle

dönüştürmüştür. On şüphelinin altısının kimlik bilgilerinin başvurucu

tarafından paylaşıldığı soruşturmada, bunlardan hangi kıstaslara göre seçildiği

anlaşılamayan üçünün savunması tespit edilirken diğerlerinin dinlenmemesine

makul bir açıklama getirilememiştir.

88. Savcının 5271 sayılı Kanun'un 171. maddesinin kendisine

verdiği yetkiye istinaden kolluğa soruşturma yaptırması mümkündür. Ancak bu

yetki, ne savcının çözümlenemeyen noktalarda soruşturma süjelerinin beyanına

doğrudan başvurma hakkını sınırlayıcı bir anlama gelir ne de -özünde içkin

bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinin de bir gereği olarak- soruşturmanın

kolluğun güdümüyle yürütüldüğü sonucunu doğurur.

89. Başvurucu, polisteki ifadesinde ve suç ihbarı dilekçesinde

kendisine saldıran kişilerin sayısı ve isimleri konusunda çelişkili açıklamalar

yapmıştır. Bu çelişkilerin giderilmesi için başvurucunun ve olay mahallinde

bulunduğu konusunda bir kuşku bulunmayan şüpheli A.B.nin

daha analitik sorularla yüz yüze bırakılarak kapalı alanların

berraklaştırılması sağlanamamıştır.

90. Adli muayene raporunda yer alan travmatik

bulguların hangi koşullar altında meydana geldiğinin kamu makamları tarafından

açıklanmadığı yukarıda belirtilmiştir.

91. Bir ceza soruşturmasının etkililiğinden söz edilebilmesi

için öncelikle anlamlandırılacak bütün delillerin gecikmeksizin toplanması,

soruşturma sonucunda ise dosya kapsamında yer alan tüm bulguları kapsayıcı,

nesnel ve tarafsız analize göre neticeye ulaşılmasına dayalı bir zincir halkası

kurulmalıdır. Bunlardan birindeki noksanlık, bütünü de etkileyecektir.

92. “Müştekinin iddiasından başka delil ve emare bulunmadığı”

gerekçesiyle verilen karara dayanak olan soruşturmada adli muayene raporundaki

yaralanma bulguları, faili belirlenemese bile -kendi kendini yaraladığı yönünde

bir kabulün mevcut olmayışı da dikkate alınarak- başvurucunun mağduru olduğu

bir suçun/suçların işlendiğine işaret etmektedir. Adli muayenedeki bulgular,

başvurucunun anlatımları ve şüphelilerden birinin ikrar içeren savunmasının

diyalektik bir metotla analiz edilmediği görülmektedir. Şüpheli A.B.nin suç itirafını içeren anlatımları (bkz. § 14) da ele

alındığında iddiaların hangi mülahazadan dolayı soyut kaldığının açıklanmaması

-kötü muamele eyleminin özel bir amaçla bilerek örtbas edildiği manasına

gelmemekle birlikte- ulaşılan sonucun tutarlığına gölge düşürücü bir etkiyesahip olduğu değerlendirilmiştir.

93. Başvurunun önemli dayanaklarından biri de on kişi tarafından

darp iddiasına karşın soruşturmanın sadece altı şüpheliye hasredilmesidir. Kötü

muamele kapsamındaki olaylara ilişkin soruşturmaların olayın tam olarak nasıl

gerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde yürütülmesi yerine sadece belirli

kişi/kişilerin olayla ilgisi olup olmadığıyla sınırlı biçimde yürütülmesi, usul

yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından yeterli değildir (Turan Uytun ve Kevzer Uytun, § 89).

94. İlgili ulusal hukuk başlığı altında açıklanan Yargıtay

uygulamalarına göre (bkz. § 30) suçta kullanıldığı iddia edilen sopanın

silahtan sayılması dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 86. maddesinin (3) numaralı

fıkrasına göre takibi şikâyete bağlı olmayan fiillerden sayılan yaralama

olayında, gösterilen tüm çabalara karşın faillerinin tespit edilememesi

durumunda bir kısım şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilse bile gerçek fail/faillerin bulunması için zamanaşımı süresinin sonuna

kadar soruşturmanın sürdürülmesi gerekir.

95. Ancak başvuruya konu olayda tahkikatın şüphelilerden sadece

bir kısmına indirgenerek belli araçlarla yürütülmesi, gerçeğe ulaşma çabasını

kısıtlayıcı bir etkiye sahiptir. Bu yüzden sadece bazı şüphelilere odaklanarak

koşullu bir şekilde yürütülen soruşturmanın başarıyla tamamlandığı kabul

edilememiştir.

96. Kötü muamele yasağını ihlal ettiği öne sürülen

soruşturmaların olabilecek en kısa sürede çözüme bağlanması arzu edilen bir

durum olmakla birlikte ilkelerin pratiğe bağlanmaması suretiyle çabuk ve

özensiz bir sürece dayanan soruşturmalarla sonuca gidilmesi, devletin etkili

soruşturma yükümlülüğünü temsil eden yargısal makamlardan beklenen duyarlılığı

boşa çıkarabilir. Soruşturmanın hızlandırılması gayesiyle ulaşılmak istenen

neticenin geçirileceği muhakeme süzgecinin daraltılması anlamına gelen bir

kısım delilin toplanmasından kaçınılması bu durumu haklı göstermez.

97. Kötü muamele iddiasına dayanan soruşturmaların mağdurun

katılımına ve kamu denetimine açık bir şekilde yürütülmesi gerektiğine ilişkin

ilkenin (bkz. § 66) ihlal edildiğine dair başvurucunun açıklaması bulunmadığı

gibi Anayasa Mahkemesince soruşturmanın bu ilkeden sapma gösteren şekilde

yürütüldüğünü gösteren bir eksiklik saptanmamıştır. Henüz kovuşturma aşamasına

geçilemediğinden yaptırımın caydırıcılığı ilkesi (bkz. § 69) bakımından da

herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

98. Özellikle önem taşıyanlarının yukarıda sıralandığı bu

analizler, soruşturma mercii tarafından olayın sebebini aydınlatmak için

atılması gerekli adımların eksik bırakılması vemevzuatta

yer alan teorik koruma mekanizmalarının duyarlı bir şekilde tatbik edilmesiyle

gerçeklik perdesi aralanarak kötü muamelenin kaynağında yatan nedenlerin

görünür kılınmasıyla sağlanabilecek anayasal güvencelerin başvurucuya

yansıtılamadığı sonucuna varılmasına neden olmuştur.

99. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

5. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

100. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

101. Başvurucu 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

102. Başvuruda, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

103. Kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

104. Yeniden soruşturma yapılmak üzere dosyanın ilgili

Başsavcılığa gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiası

açısından yeterli tatmin sağladığı kanaatine varıldığından başvurucunun

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

105. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

Tuna AYÇİÇEK

Vekilleri

:

Av. Çağlar

KARACA

Av. Yakup

KIRIŞTIOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6526, 24 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucunun
  7. B. Başvurucuyla Eski Kız
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/6950, 20/4/2016; Tuncay
  15. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  17. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalinin
  18. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Necipoğlu
  21. Hakyemez
  22. Mecek
  23. Karaca
  24. Kırıştıoğlu
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6526
Tarih
24 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Ayhan Kılıçoğlu Başvurusu (B. No: 2014/14426)
  • Ahmet Kubilay Tezcan Başvurusu (B. No: 2014/3473)
  • Ertuğrul Barka ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2818)
  • Mustafa Ekşi Başvurusu (B. No: 2014/7711)
  • Yakup Özmen Başvurusu (B. No: 2014/5770)
  • Şahabettin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/18172)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.