İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Ekşi Başvurusu (B. No: 2014/7711)

1. Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi ve sonucu itibarıyla adil

Başvuru No2014/7711Tarih24 Ocak 2018Okuma12 dk · 2.479 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Ekşi Başvurusu

Karar tarihi
24 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/7711
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.479 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi ve sonucu itibarıyla adil

olmaması, yargı kararının icra edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde bulunan maliki

olduğu taşınmaza komşu parselin konut alanından çıkarılarak ticaret alanına

dönüştürülmesini öngören 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğine ilişkin

14/9/2004 tarihli Belediye Meclisi ve 8/11/2004 tarihli Büyükşehir Belediye

Meclisi kararlarının iptali istemiyle Sakarya 1. İdare Mahkemesinde (1. İdare

Mahkemesi) dava açmıştır.

9. 1. İdare Mahkemesi 31/5/2006 tarihli kararıyla dava konusu

işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, üst ölçekli (1/5000)plan

olan nazım imar planı olmadan alt ölçekli (1/1000) plan olan uygulama imar

planı yapılamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda üst ölçekli imar planı

bulunmaksızın yapıldığı anlaşılan uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli imar planı

değişikliğinde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı ifade edilmiştir.

10. Karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 6/6/2008tarihlionama

kararı ile kesinleşmiştir.

11. Söz konusu karar sonrasında Sakarya Büyükşehir Belediye

Meclisinin 9/6/2008 tarihli kararıyla Adapazarı Kent Merkezi 1/5000 ölçekli

kısmi revizyon nazım imar planı kabul edilmiş, belirtilen imar planında

uyuşmazlık konusu parsel ticaret alanı olarak gösterilmiştir.

12. Başvurucu 8/9/2008 tarihinde Belediyeye hitaben yazdığı dilekçede,

taşınmazına komşu parselin konut alanından çıkarılarak ticaret alanına

dönüştürülmesine ilişkin 2004 yılında yapılan imar planı değişikliğinin 1.

İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini

belirtmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca, yargı kararına uyulmasının zorunlu

olduğunu hatırlatarak taşınmazına komşu parselin yeniden konut alanına

dönüştürülmesini, üzerinde yapılan inşaatın yıkılmasını talep etmiştir.

13. Belediye, 1. İdare Mahkemesi kararının gerekçesi doğrultusunda

üst ölçekli plan yapıldığını ve bu planda da söz konusu parselin ticaret alanı

olarak belirlendiğini belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir.

14. Başvurucu, uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu alanda

hazırlanan kısmi revizyon nazım imar planının kabulüne dair Belediye meclisi

kararının planda ticaret alanı olarak gösterilen taşınmaza verilen yapı ruhsatı

ve iskân ruhsatının iptali,taşınmazının

değer kaybına uğraması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini ve

yapının yıkılması istemiyle 15/12/2008 tarihinde Sakarya 2. İdare Mahkemesinde

(2. İdare Mahkemesi) dava açmıştır.

15.2. İdare Mahkemesi uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi

incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda, dava konusu kısmi revizyon nazım

imar planının planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı yönünde görüş

bildirilmiştir. 2. İdare Mahkemesi söz konusu bilirkişi raporunu hükme esas

alarak verdiği 4/11/2010 tarihli kararla dava konusu nazım imar planının

kabulüne ilişkin Belediye Meclisi kararını ve taşınmazın yapı ruhsatını iptal

etmiş; iskân ruhsatının iptali ve yapının yıkılması istemlerini incelenmeksizin

maddi ve manevi tazminat talebini ise esastan reddetmiştir. Kararın maddi ve

manevi tazminat talebinin reddine ilişkin gerekçesinde, parseldeki yapıda

sürdürülen faaliyetten ötürü meydana gelecek gürültü vb. çevresel faaliyetler

nedeniyle doğacak zararların iptal istemine konu edilen işlemlerle doğrudan bir

alakasının bulunmadığı ifade edilmiştir. Parselin ticaret alanı olarak

belirlenmesi ile bu parsele yönelik olarak yapı ruhsatı verilmesinin ise tek

başına maddi bir zararın gerçekleşmesine elverişli olmadığı, dolayısıyla ortada

başvurucunun maddi tazminat talebini haklı kılacak gerçekleşmiş bir zararın

bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 14/12/2011 tarihli

kararıyla onanmıştır.

17. Tarafların karar düzeltme istemleri de aynı Dairenin

28/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

18. Nihai karar 21/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 29/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

1. İdari dava türleri şunlardır:

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,(...)"

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 24/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kararın İcrası

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, uyuşmazlık konusu parselin konut alanından çıkarılarak

ticaret alanına dönüştürülmesine ilişkin olarak ilk kez 2004 yılında

gerçekleştirilen plan değişikliğinin yargı kararı ile iptal edilmiş olmasına

rağmen Belediyenin yeniden aynı şekilde plan yaptığından şikâyet etmektedir.

Kesinleşmiş yargı kararını uygulamayan Belediyenin kendisini yeniden dava açmak

zorunda bıraktığını, bu sebeple ilave mahkeme masraflarına da maruz kaldığını

ifade eden başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilen

şikâyetlerinin özü, kesinleşmiş yargı kararının uygulanmamasıdır. Bu itibarla

belirtilen ihlal iddiası niteliği gereği kararın icrası hakkı kapsamında

incelenmiştir.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve yürütme organları ile

idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının

değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.

maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (Arman Mazman,

B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

26. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü

ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak

iddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde

etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

27. Kararın icrası hakkı; mahkemeye erişim hakkı ve karar hakkı

ile birlikte adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkeme hakkının bir

unsurunu oluşturmaktadır. (Filiz Fırat, B.No:2014/10305, 5/12/2017, § 29). Mahkeme kararlarının

uygulanması yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve

yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa

yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının

uygulanması "mahkeme hakkı" kapsamında değerlendirilmektedir. Buna

göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir,

ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde,

nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde

uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının

icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde "mahkeme

hakkı" da anlamını yitirecektir (benzer yönde değerlendirmeler için Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013,

§ 28).

28. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilam

zamanaşımı dolmadığı sürece her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir talebe

rağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklanan

bir süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu mahkeme kararının

uygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiği

ya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresinde

yapıldığını kabul etmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkili

olup olmadığının ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının da bu çerçevede

belirlenmesi gerekir (Ahmet Yıldırım,

§ 29).

29. Somut başvuruda başvurucunun uygulanmadığını belirttiği

yargı kararının 1. İdare Mahkemesinin 31/5/2006 tarihli iptal kararı olduğu

anlaşılmaktadır. Başvurucunun yargı kararının uygulanmadığı iddiasını ise

Belediyenin söz konusu iptal kararı sonrasında9/6/2008 tarihinde aynı içerikte

yeni bir imar planı yapması ve yeni plana karşı 2. İdare Mahkemesinde açtığı,

aynı zamanda bireysel başvuruya dayanak olan davada verilen karar 28/3/2014

tarihi itibarıyla kesinleşinceye kadar bu planın uygulanmış olması hususuna

dayandırdığı görülmektedir. Dolayısıyla her ne kadar uygulanmadığı belirtilen

yargı kararı 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası

uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan

23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş ise de bireysel başvurunun süregelen

ihlal iddiasına dayandığı gözönünde bulundurulduğunda

belirtilen şikâyet konusu yönünden başvurunun süresinde yapıldığı ve ayrıca

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından da yetkisi içinde olduğu kabul

edilmiştir.

30. Bu kabulden sonra ise öncelikle yargı kararının

uygulanmaması suretiyle başvurucunun mahkeme hakkına bir müdahalenin bulunup

bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Yargı kararının uygulanıp

uygulanmadığının belirlenmesi noktasında da ihlal iddialarına konu mahkeme

kararında kurulan hükmün mahiyetinin ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu

mahiyetin belirlenmesinde mahkemenin hükme ulaşırken dayanak aldığı, bir başka

ifadeyle kararın gerekçesinde yer verdiği tespit ve değerlendirmelerin önemli

bir yol gösterici olacağı açıktır.

31. Bireysel başvuruya konu olayda, uygulanmadığı ileri sürülen

1. İdare Mahkemesinin 31/5/2006 tarihli iptal kararının gerekçesinde, üst

ölçekli nazım imar planı olmadan alt ölçekli uygulama imar planı

yapılamayacağı, uyuşmazlık konusu uygulama imar planı değişikliğinde bu yönüyle

hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Bu itibarla Mahkemenin şekil unsuru

yönüyle hukuka aykırı bulduğu idari işlemi iptal ettiği anlaşılmaktadır. Buna

karşın gerekçeli kararda, dava konusu uygulama imar planının içeriğine ve

dolayısıyla davanın esasına ilişkin (uyuşmazlık konusu parselin konut alanından

ticaret alanına dönüştürülmesinin planlama ve şehircilik ilkelerine uygun

olmadığı gibi)herhangi bir tespit ve değerlendirmeye,

bu yönde bir hukuka aykırılık sebebine yer verilmediği görülmektedir.

32. Buna göre yargı kararının uygulanması bağlamında söz konusu

iptal hükmünün sadece şekil unsuru yönünden hukuka aykırılığı tespit edilen

dava konusu idari işlemin ilk tesis edildiği andan itibaren hukuki varlığının

sonlandırılmasıyla idareyi yükümlü kıldığı, buna karşın aynı içerikte yeni bir

plan yapılamayacağı yönünde bir neticeyi ve zorunluluğu ise bünyesinde

barındırmadığı sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda idarenin de 31/5/2006 tarihli

iptal kararındaki gerekçe doğrultusunda imar planının yapılma usulüyle ilgili

şekil unsurundaki hukuka aykırılığı gidererek yargı denetimine tabi

tutulabilecek yeni bir imar planı yaptığı anlaşılmaktadır. Somut olayın özel

koşullarında idarenin bu tutumunun yargı kararının etkisiz kılınması sonucunu

doğurduğundan, bir başka ifadeyle 1. İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal

kararının uygulanmadığından söz edilemez. Dolayısıyla belirtilen şikâyetler

bağlamında başvurucunun kararın icrası hakkına yönelik bir müdahalenin olmadığı

sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, kısmi revizyon nazım imar planının iptali

istemiyle 2. İdare Mahkemesinde açtığı dava sonucunda imar planı iptal

edilmekle birlikte taşınmazının değer kaybından kaynaklı zararının

karşılanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar

Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

36. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu, uyuşmazlıkla ilgili yargı sürecinin 1. İdare

Mahkemesinde dava açtığı 20/5/2005 tarihinde başladığını ve 2. İdare

Mahkemesinde açtığı davada verilen kararın kesinleştiği 28/3/2014 tarihi

itibarıyla sona erdiğini belirterek davanın 9 yıl sürdüğünü ifade etmiş; makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

42. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun özü itibarıyla

aynı mahiyetteki hukuki ihtilafa ilişkin olarak 1.ve 2. İdare Mahkemelerinde

açtığı davalarıtek ve bütün bir yargısal süreç olarak

nitelendirdiği ve makul sürenin aşıldığı iddiasını da bu temele dayandırdığı

görülmektedir. Belirtilen davalar arasında uyuşmazlığın konusundan kaynaklanan

bir irtibat bulunmakla birlikte bu irtibatın söz konusu davaların teknik

anlamda birbirinden farklı iki ayrı yargısal süreç olduğu olgusunu

değiştirmeyeceği, bunun neticesinde bahse konu davaların yargılama süresi

bakımından bir bütün olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Öte yandan 1. İdare

Mahkemesi kararının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı

olan 23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği de dikkate alınarak makul süre

şikâyeti sadece 2. İdare Mahkemesindeki davaya özgülenerek irdelenmiştir.

43. Bu çerçevede yukarıda yer verilen ilkeler, Anayasa

Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar ve somut başvuruya konu

yargılama sürecinin niteliği dikkate alındığında yaklaşık 5 yıl 3 ay 13 günlük

yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak

gerekir.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

46.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

20.000 TL manevi, 40.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

47. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığındabaşvurucuya

net 5.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Sakarya 2. İdare Mahkemesine

(E.2008/875, K.2010/945) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Gülbin AYNUR Başvurucu : Mustafa EKŞİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7711, 24 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kararın İcrası
  9. B. Yargılamanın Sonucu
  10. C. Makul Sürede
  11. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  12. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Sakarya 2. İdare Mahkemesine
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Necipoğlu
  17. Hakyemez
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7711
Tarih
24 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Yakup Özmen Başvurusu (B. No: 2014/5770)
  • Şahabettin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/18172)
  • Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15732)
  • Sedat Kapanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15622)
  • D.m.ç. Başvurusu (B. No: 2014/16941)
  • Ahmet Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/16232)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.