İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Ahmet Yaşar Başvurusu (B. No: 2017/24680)

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda çıplak arama ile ayakta

Başvuru No2017/24680Tarih13 Ekim 2020Okuma23 dk · 4.579 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uğur Ahmet Yaşar Başvurusu (2)

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/24680
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.579 kelime·23 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda çıplak arama ile ayakta

sayıma tabi tutulma, bu uygulamalara karşı gelinme nedeniyle darbedilme ve

telefon hakkının kısıtlanması nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 24/1/2017 tarihinde, hükümlü olarak

bulunduğu Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Elazığ T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna nakil olmuştur. Kabul işlemleri kapsamında başvurucudan

elbiselerini çıkararak ameliyat önlüğü giymesi ve bu şekilde X-Ray cihazından

geçmesi istenmiştir. Başvurucu, bu uygulamayı kabul etmemesi üzerine

darbedildiğini ileri sürmektedir.

10. Başvurucu 25/1/2017 tarihinde telefonla görüşme

talebinde bulunmuş, telefon hakkını 31/1/2017 tarihinde kullanmıştır.

11. Başvurucu, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben

yazdığı 2/2/2017 tarihli dilekçe ile ceza infaz kurumunda çıplak aramaya tabi

tutulması, çıplak aramaya karşı gelmesi nedeniyle darbedilmesi, telefon hakkını

kullanamaması, nakil işleminin ailesine bildirilmemesi, sabahları avluda ayakta

ve tek sıra hâlinde sayım alınması, sayım alınma usulüne karşı gelmesi

nedeniyle şiddet uygulanarak zorla avluya çıkarılması uygulamalarından şikâyet

etmiş; vücudunda morartı, şişlik ve yaralanmalar bulunduğunu belirtmiştir.

12. Ayrıca başvurucunun annesinin İnsan Hakları Derneği

Diyarbakır Şubesine aynı iddialarla başvurması üzerine Dernek tarafından

31/1/2017 tarihinde Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar yazısı gönderildiği,

yine başvurucunun annesinin 6/2/2017 tarihli dilekçe ile Elazığ Cumhuriyet

Başsavcılığına başvuru yaptığı anlaşılmıştır.

13. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu

hakkında darp ve cebir raporunun aldırılmış, olaya ilişkin güvenlik kamera

kayıtlarının temin edilmiş ve şikâyete konu hususlara ilişkin olarak Elazığ T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan bilgi istenmiştir.

14. Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Elazığ

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen cevap yazısında başvurucunun 24/1/2017

tarihinde Kuruma nakil geldiğinin, 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) 46. maddesinin ikinci fıkrasında

yer alan "Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması veya bulundurulması

yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve

kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde, çıplak olarak veya beden

çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama yapılabilir." şeklindeki

düzenleme kapsamında mevzuata uygun olarak ve insan onuru esas alınarak arama

işleminin gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Bunun yanı sıra aynı maddenin

sekizinci fıkrasında yer alan ''Sayımın yapılış şekli, kurum güvenliğini

tehlikeye düşürmeyecek biçimde odada bulunan hükümlülerin sayısı dikkate

alınarak idare tarafından belirlenir.'' şeklindeki düzenleme kapsamında

koğuşlarda sayımın gerçekleştirildiği, hükümlünün kalmakta olduğu B/8 No.lu

koğuşta sürekli olarak sabah ve akşam sayımlarında adı geçenin ve koğuş

arkadaşlarının görevli personelin işini yapmasını engellemeye çalıştıkları,

sayım yapılmasına karşı çıktıkları, koğuşta bulunan kamerayı sürekli olarak

kapattıkları, şahsın kalmakta olduğu B/8 No.lu koğuş ile ilgili olarak

13/1/2017 tarihine ait sayıma karşı çıkmak ile ilgili disiplin kurulu kararının

bulunduğu bildirilmiştir. Başvurucunun telefon hakkından yararlandırılmadığı

iddiası yönünden ise Tüzük'ün 88. maddesinde yer alan ''Hükümlülerin

telefonla görüşme gün ve saatleri kurumda bulunan telefon adedi, başvuru

sırası, kurumun asayiş ve güvenliği dikkate alınarak idare tarafından

belirlenir. Anılan bu hüküm uyarınca hükümlü tutukluların kendi talebi üzerine

değil kurum tarafından belirlenen gün ve saatlerde telefon görüşmesi

yaptırılmaktadır.'' şeklindeki düzenleme uyarınca hükümlülerin telefon

görüşmesi yapacakları zaman dilimlerinin idare tarafından belirlendiği,

başvurucunun 31/1/2017 tarihinden itibaren telefon görüşmesinin yaptırıldığı

ifade edilmiştir.

15. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan

soruşturmada Ceza İnfaz Kurumunun kamera kaydı görüntüleri dosyaya getirtilmiş

ve görüntülerin çözümü yaptırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda

25/1/2017-2/2/2017 tarihleri arasına ait sabah ve akşam sayımlarına ilişkin

görüntülerin izlendiği, "akşam sayımlarının hiçbirinde tartışma ve itiş

kakış olmadığı, sabah sayımlarında ise infaz koruma memurları tarafından

havalandırma kapısının açıldığı, mahkumların dışarı çıkmamaları üzerine infaz

koruma memurları tarafından kollarına girilerek yerlerinden kaldırılarak dışarı

çıkartıldıkları bu sırada itiş kakışın meydana geldiği" belirtilmiştir.

16. Ceza İnfaz Kurumu hekimi tarafından düzenlenen

14/2/2017 tarihli sağlık raporunda, darp ve cebir izine rastlanmadığı, sol

göğüs hizasında ağrılı hareket kısıtlılığı olduğu kayıtlıdır.

17. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2/3/2017

tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

"Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan gelen cevabi yazı ve eki belgeler, şikayetçiye ait adli rapor

içeriği, kurumdan temin edilen güvenlik kamera kayıtları içerikleri ve

bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, ... hükümlünün

kuruma kabulü esnasında yapıldığını iddia ettiği çıplak aramanın mevzuat

kapsamında gerçekleştirildiği, çıplak arama bakımından mevzuat kapsamında

tanınan yetkinin kullanılması nedeniyle hukuka uygunluk hali mevcut olduğundan,

yapılan arama bakımından isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı,

ilgilinin bu aramaya karşı çıktığı için infaz koruma memurları tarafından darp

edildiği ve hakarete maruz kaldığı iddialarının soyut ve dayanaktan yoksun

olduğu, atılı eylemlerin gerçekleştiğine dair somut herhangi bir bulgunun mevcut

olmadığı, mevzuat kapsamında kurumda bulunan koğuşlarda sayımın ne şekilde

gerçekleştirileceğini belirleme yetkisinin kurum idaresine ait olduğu, dosyada

yer alan güvenlik kamera kayıtlarına göre de iddia edildiği şekilde sayımda

şikayetçi ve koğuşunda bulunan diğer hükümlülerin darp edilmeleri, hakarete

veya kötü muameleye maruz kalmalarının söz konusu olmadığı gibi, şikayetçinin

bulunduğu koğuşta olduğu gibi terör suçundan tutuklu ve hükümlülerin kurum

idaresi tarafından belirlenen sayım usulüne karşı çıktıkları, infaz koruma

memurlarını mevzuattan kaynaklanan şekilde bu eylemlere ilişkin zor kullanma

yetkisi çerçevesinde ilgilileri havalandırmaya çıkarttıkları, yapılan

müdahalenin kötü muamele niteliğinde olmadığı, hukuka uygunluk hali bulunması

nedeniyle isnat edilen suçların yasal unsurlarının oluşmadığı..."

18. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan

itiraz, Elazığ 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/4/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

19. 5/5/2017 tarihinde tebliğ edilen itirazın reddi

kararı üzerine başvurucu 18/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ceza İnfaz

Kurumunda Arama ve Sayım Yapılması ile Güç Kullanılmasına İlişkin Olarak

20. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kuruma alınma ve kayıt

işlemleri" başlıklı 21. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Haklarında kesinleşmiş hapis

cezasını içeren mahkûmiyet ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse

çevrilmesine ilişkin karar bulunanlar, Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı

emriyle ceza infaz kurumuna gönderilirler. Üstleri ve eşyaları arandıktan sonra

kabul odalarına konulur ve hekim muayenesinden sonra kuruma yerleştirme

işlemleri yapılır."

21. 5275 sayılı Kanun'un "Arama" kenar

başlıklı 36. maddesi şöyledir:

"1) Kurumlarda, odalar ve

eklentilerinde, hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama

yapılabilir. Her ay bir kez mutlaka arama yapılır.

(2) Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik

görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle veya diğer kamu görevlilerince ortaklaşa

gerçekleştirilebilir."

22. 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün "Arama,

güvenlik tatbikatı ve sayım" kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

"(1) Kurumlarda, oda ve

eklentilerinde, hükümlünün üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama

yapılabilir. Kurumun tamamında her ay bir kez mutlaka arama yapılır. Oda ve

eklentilerinde yapılacak aramalarda bir hükümlü hazır bulundurulur.

(2) Hükümlünün üzerinde, kuruma

sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve

ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde,

çıplak olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama

yapılabilir.

a) Çıplak arama, hükümlünün utanma

duygusunu ihlal etmeyecek şekilde ve kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler

alınarak gerçekleştirilir,

b) Arama sırasında önce bedenin üst

kısmındaki giysiler çıkarttırılır, bedenin alt kısmındaki giysiler üst

kısmındaki giysiler giyildikten sonra çıkarttırılır. Bu giysiler de mutlaka

aranır,

c) Çıplak arama sırasında bedene

dokunulmaması için gerekli özen gösterilir. Aranan kişinin beden çukurlarında

bir şeyin bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin bulunması hâlinde

öncelikle, hükümlüden madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılması

istenir, aksi hâlde bunun zor kullanılarak gerçekleştirileceği bildirilir.

Beden çukurlarındaki arama, cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir,

d) Çıplak olarak arama, mümkün olan en

kısa süre içinde bitirilir.

(3) Beden ve üst aramaları aynı

cinsiyetten güvenlik ve gözetim görevlileri tarafından yapılır.

(4) Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik

görevlileri veya kolluk kuvvetleriyleya da diğer kamu görevlilerince ortaklaşa

gerçekleştirilebilir.

(5) Kurum en üst amiri, Cumhuriyet

başsavcısına bilgi vermek suretiyle önceden hazırlanan olağanüstü hâl

plânlarına göre kurumun fiziksel özelliği ve mevcudunu değerlendirerek, yılda

en az iki kez olmak üzere uygun gördüğü zamanlarda diğer kamu görevlilerinin

katılımıyla; isyan, firar, yangın ve benzeri olaylara karşı tatbikat yaptırır.

(6) Sayımlar, Tüzüğün 22 nci maddesinde

belirtilen görevliler tarafından, dörtlü vardiya hizmetinin uygulandığı

kurumlarda sabah, akşam ve gece olmak üzere günde üç kez, diğer vardiya

hizmetlerinin uygulandığı kurumlarda ise her vardiya değişiminde yapılır.

(7) İdare tarafından uygun görülmesi

durumunda, her zaman sayım yapılabilir. Olağanüstü durumlarda, kurum en üst

amirinin talebi, Cumhuriyet başsavcısının oluru ile dış güvenlik görevlileri

sayımlara katılabilir.

(8) Sayımlar, yatma plânları da göz

önünde bulundurularak odalarda yapılır. Sayımın yapılış şekli, kurum

güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek biçimde odada bulunan hükümlülerin sayısı

dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.

(9) Arama ve sayımlar sırasında insan

onuruna saygı esastır. "

23. Tüzük'ün "Güvenlik ve gözetim servisi"

başlıklı 22. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"İnfaz ve koruma başmemuru ile

infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin

alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif

fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru

savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor

kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin

alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor

kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."

B. İnfaz

Hâkimliğinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Olarak

24. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği

Kanunu’nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı 1. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

"Bu kanun, ceza infaz kurumları

ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya

bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve

kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz

hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."

25. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin

görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan

hükümleri şöyledir:

"İnfaz hâkimliklerinin görevleri

şunlardır:

1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz

kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleş-tirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

2. Hükümlülerin cezalarının infazı,

müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil

ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere

ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan

disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya

yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri

izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve

tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri

raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar

vermek.

5. Kanunlarla verilen diğer görevleri

yapmak.

Kanunlarda başka bir yargı merciine

bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır."

26. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine

şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"Şikâyet yoluna başvurulması,

yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz

hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve işlem veya

faali-yetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi

durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar

verebilir."

27. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince

şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Şikâyet başvurusu üzerine infaz

hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir;

ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet

hakkında re’sen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge

isteyebilir...

...

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti

yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da

faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

29. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Telefon

Hakkının Kısıtlanması ile Ayakta Sayım Alınmasına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

30. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumuna nakledildikten sonra

telefon hakkından yararlanmak istemesine karşın talebinin karşılanmadığını,

talep etmesine rağmen ailesine de bilgi verilmediğini ileri sürmüştür.

Başvurucu bunun yanı sıra koğuşta sayımın ayakta ve tek sıra hâlinde

alınmasının insan onuru ile uyumlu olmadığından ve aşağılayıcı bir nitelik

taşıdığından şikâyetçidir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

33. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan

kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması içinde giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna gidilebilir

(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17; Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

34. 4675 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereğince

başvurucunun şikâyetlerini infaz hâkimliğine iletebileceği açıktır. Başvuru

formu ve eklerinden söz konusu temel hak ihlali iddialarına ilişkin olarak

başvurucunun infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu yönünde bilgi veya belge

tespit edilememiştir.

35. Başvuruya konu olay ve şikâyetler dikkate alındığında

anılan yolun başvurucunun şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir

çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebep

de bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını

gerektiren bir durumun olmadığı değerlendirilmiştir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi

gerekir.

C. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; nakledildiği Ceza İnfaz Kurumunda çıplak

aramaya tabi tutulduğunu, çıplak arama uygulamasına karşı geldiğinde

darbedildiğini, ayakta sayım uygulanması için avluya çıkmayı reddetmesi

nedeniyle her sayım sırasında darbedilip yerlerde sürüklenerek havalandırmaya

çıkarıldığını, iddialara ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmediğini, sağlık

raporunun gerçekleri yansıtmadığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde; Ceza İnfaz Kurumuna kabulü

sırasında başvurucu hakkında yapılan arama işleminin keyfî bir uygulama

olmadığı, öngörülebilir, ulaşılabilir ve açık olarak düzenlenen mevzuata

dayandığı, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada arama

işleminin doğasından kaynaklananın ötesinde asgari ağırlık eşiğini aşan bir

muameleyle başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığını gösteren herhangi bir

delil tespit edilemediği, başvurucunun 24/1/2017 tarihinde gerçekleştiğini

iddia ettiği olaylarla ilgili olarak 2/2/2017 tarihinde dilekçe verdiği, kamu

makamlarının hareketsiz kaldığı bir dönem olmayıp etkili soruşturma ilkelerinin

tümünün sağlandığı belirtilmiştir. Başvurucu temin edilen adli raporun

gerçekleri yansıtmadığını, raporun düzenlenmesi sırasında vücudunda bulunan

izlerin rapora geçirilmediğini iddia etmesine karşın Kurum hekimi tarafından

başvurucunun sadece beyanı üzerine dahi göğüs bölgesinde ağrısı bulunduğunun rapora

geçirilmiş olduğu, başvurucunun rapor tarihinde ne şikâyeti varsa bunların

Kurum hekimi tarafından olduğu gibi rapora yansıtıldığı Bakanlık tarafından

ifade edilmiştir. Sonuç olarak Bakanlık, başvurucunun hukuka aykırı şekilde

arandığı, işkence ve kötü muamele gördüğü iddialarının soyut nitelikte olduğunu

değerlendirdiğini bildirmiştir.

39. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,

Bakanlık tarafından atıf yapılan mevzuat hükmünde yasak eşya ve madde

bulunduğuna ilişkin ciddi ve makul emarelerin varlığı hâlinde yalnızca kurumun

en üst amirinin gerekli görmesi durumunda çıplak arama yapılabileceğinin

düzenlenmiş olduğu, kendisi yönünden çıplak aramayı gerektiren makul ve ciddi

emarenin ne olduğu gösterilmediği gibi kurumun en üst amirinin onayına ilişkin

de bir belge sunulmadığı, bu nedenle arama işleminin mevzuata uygun olmadığı,

ailesine nakledildiğinin bildirilmesini beklemesi nedeniyle şikâyet dilekçesini

geç verdiğini, doktor raporuna vücudundaki morlukların yazılmadığını, nakil

günü X-Ray cihazının olduğu bölgenin kamera kaydı görüntülerinin dosyaya

sunulmadığını daha sonra fark ettiğini ve etkili soruşturma ilkelerinin yerine

getirilmediğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Herkes, … maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

42. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncü

fıkrasında; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

80).

43. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi istisna öngörmemekte;

işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının

mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti

Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını

tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı

şekilde Sözleşme'nin 15. maddesi kapsamında da benzer bir düzenleme ile kötü

muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (Ali Rıza Özer

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).

44. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış

olması gerekir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 23). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara

muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir. Ayrıca kötü

muamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği durumda meydana gelip gelmediği

de dikkate alınması gereken diğer bir faktördür (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 83).

45. Bir ceza veya muamelenin insanlık dışı ya da aşağılayıcı

olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir yasal muamele veya ceza ile

bağlantılı ızdırap veya aşağılamanın kaçınılmaz unsurlarının ötesine geçmesi

gerekmektedir (Cem Özen, B. No: 2014/1328, 29/9/2016, § 55).

46. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi,

belirli bir yasal muamele kapsamında güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak

sınırları belli bazı durumlarda ve sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmaması

koşuluyla güvenlik güçleri tarafından güce başvurulmasının kötü muamele

olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 81, 82).

47. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete, söz konusu

kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya

muameleye -bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruz

bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yükletmektedir. Dolayısıyla

yetkililerce bilinen ya da bilinmesi gereken bir kötü muamelenin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirlerin alınmaması durumunda devletin

sorumluluğu ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

48. İşkence ve kötü muamele yasağının usul boyutu ise bu

yasağın ihlal edildiğine yönelik tartışılabilir ve makul şüphe

uyandıran iddiaların sorumlularının tespitini ve cezalandırılmasını

sağlayacak etkili bir soruşturma yapılması sorumluluğunu (pozitif yükümlülük)

içermektedir.

49. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü

fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu

görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların sorumlulukları

altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 110).

50. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini

ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa anılan

madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı

durumlarda devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Tahir Canan, § 25).

51. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği

soruşturma türü, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına

ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı

olarak tespit edilmelidir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu

meydana gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17.

maddesi gereğince devletin ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai

soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen

idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu

hak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli

değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §

55).

52. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi

ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

53. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine

ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız, hızlı ve derinlikli bir

şekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalı, bu kapsamda

diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi

incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri

bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

54. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir.

Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir

(Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, §§ 68, 69).

55. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin

etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap

vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu

bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancak usul

yükümlülüğünün bir unsuru olarak tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılı

cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır (Şenol

Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 105).

56. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi

kapsamında hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum

bırakılırken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33)

genel olarak Anayasa'nın koruma alanı kapsamında bulunan diğer hak ve

özgürlüklere sahiptir. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması

durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No:

2013/3550, 19/11/2014, § 35).

57. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki kural,

hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus 5275

sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" kenar başlıklı 2.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin

infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda

bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten

yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar

altında çektirilir." şeklindeki düzenleme ile açıkça ifade edilmiştir.

Dolayısıyla tutuklamaya veya hapis cezasına mahkûmiyete ilişkin bir kararın

yerine getirilmesi için sağlanacak şartlar, insan onuruna saygıyı koruyacak

nitelikte olmalıdır (Turan Günana, § 36).

58. Bununla birlikte özgürlüğünden mahrum bırakılan bir

kişiye yönelik olarak -kendi eylem ve tavırları mutlaka kuvvet kullanılmasını

gerektirmedikçe- zora başvurulması, insan onurunun zedelenmesi ve ilke olarak

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen yasağın ihlal edilmesi

sonucunu doğurabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 92). Buna karşılık

Anayasa'nın 17. maddesinin bir yakalamayı gerçekleştirmek için güç kullanımını

yasakladığı söylenemez. Ancak bu tür bir güç sadece kaçınılmaz ve asla aşırı

olmamak kaydıyla kullanılabilmelidir. Ayrıca kişinin kendi davranışından veya

tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu

gibi fiiller, prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir. Buna göre

yakalama sırasında kötü muamele yapıldığı iddiaları değerlendirilirken güç

kullanmayı gerektiren bir durumun olup olmadığı ve kullanılan gücün orantılı

olup olmadığı gözetilmelidir (Gülşah Öztürk ve diğerleri, B. No:

2013/3936, 17/2/2016, § 52).

59. Tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumunda çıplak

olarak aranmaları güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması bakımından gerekli

görülebilmekte ancak bu kapsamdaki bir arama her hâlükârda insan onuruna uygun

bir şekilde ve uygun bir tarzda yapılmalıdır (Turan Günana (5), B. No:

2013/5545, 15/12/2015, § 64).

60. Uygulama biçiminin çıplak arama müessesesinin

getirdiği kaçınılmaz unsurların ötesine geçmesi, bireyin aşağılanması ya da

küçük düşmesine sebebiyet vermesi hâlinde insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlali ortaya çıkabilecektir (Mehmet Bayraktar, B. No:

2014/2316, 15/2/2017, § 64).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

61. Somut olayda başvurucu öncelikle çıplak arama

uygulaması ve uygulamaya karşı gelmesi nedeniyle darbedildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, çıplak arama tedbiri için kendisinden elbiselerini

çıkararak ameliyat önlüğü giymesinin istendiğini ve bu şekilde X-Ray cihazından

geçmesinin söylendiğini ifade etmiştir. Başvurucu arama tedbirinin

gerçekleştirilme şekline ilişkin başka bir şikâyet ileri sürmemiştir. Bu

kapsamda kişiye elbiselerini çıkardıktan sonra giymesi için bir ameliyat önlüğü

verildiği, aramaya tabi tutulan kişinin utanma duygusunun ihlal edilmemesi ve

aramanın insan onuruna uygun şekilde gerçekleştirilmesi yönünde uygun

tedbirlerin alındığı, anılan arama biçiminin tek başına kişinin utanma

duygusunu ihlal etmeyecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak anılan

tedbirin başvurucuya uygulanış biçiminin çıplak arama uygulamasının getirdiği

kaçınılmaz unsurların ötesine geçmediği, başvurucunun aşağılanması ya da küçük

düşmesine sebebiyet vermediği sonucuna ulaşılmıştır. Anılan koşullarda arama

tedbiri tek başına kötü muamele teşkil etmeyecektir.

62. Başvurucu ayrıca çıplak arama tedbirine karşı çıkması

nedeniyle darbedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun olay anlatımında anılan

darp eylemine ilişkin hiçbir ayrıntılı açıklama ve bilgi yer almadığı gibi

anılan eylem nedeniyle yaralandığına ilişkin bir iddiasının da olmadığı

anlaşılmaktadır. Bu durumda, infaz koruma memurları tarafından zor kullanma

sınırının aşıldığına ve başvurucunun arama işleminin gerçekleştirilmesi için

gerekli olandan fazla bir kuvvet kullanımına maruz bırakıldığına ilişkin bir

bulgu olmadığı sonucuna varılmıştır.

63. Başvurucu bunun dışında ayakta ve tek sıra hâlinde

sayım yapılması uygulamasına karşı çıkması nedeniyle her sayım sırasında kötü

muameleye maruz kaldığını ileri sürmüş, vücudunda morartı şişlikler olduğunu

ancak bu durumun sağlık raporuna geçirilmediğini belirtmiştir.

64. Başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından kamera kaydı görüntülerinin temin edilerek bilirkişiye

tevdi edildiği, düzenlenen raporda başvurucunun sayım için avluya çıkmaması

üzerine kolluk görevlileri tarafından zor kullanılarak odadan dışarı

çıkarıldığı sabittir. Kamera kaydı görüntülerinde herhangi bir darp eylemi

tespit edilmemiştir.

65. Sayım usulünün idare tarafından belirlendiği

anlaşılmakta olup yukarıda da açıklandığı üzere başvurucunun bu sayım usulüne

karşı yetkili merciler önünde yaptığı bir itirazı bulunmamaktadır. Başvurucu bu

sayım usulünün haksız ve insan onuruna aykırı olduğunu düşünerek sayım alınması

için avluya çıkmayı ve ayakta sıraya girmeyi reddetmiştir. Sayım usulünün

isabetli olup olmaması değerlendirmesinden bağımsız olarak infaz ve koruma

memurlarının idare tarafından belirlenmiş sayım yöntemini tatbik etmekle

yükümlü oldukları dikkate alındığında görevlerini ifa etmek için orantılı

şekilde kuvvet kullanmalarının kötü muamele yasağını ihlal ettiğinden söz

edilemeyecektir.

66. Somut olayda başvurucunun sağlık raporuyla tespit

edilmemiş olmasına karşın birtakım yaralanma iddialarının olduğu anlaşılmakta

ise de kamera kaydı görüntülerine ilişkin alınan bilirkişi raporu, başvurucunun

olay anlatımı ile yaralanmalarına ilişkin iddiaları birlikte

değerlendirildiğinde infaz koruma memurları tarafından zor kullanma sınırının

aşıldığına ve başvurucunun sayım işleminin gerçekleştirilmesi için gerekli

olandan fazla bir kuvvet kullanımına maruz bırakıldığına ilişkin bulgu olmadığı

anlaşılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde

koruma alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Telefon hakkının kısıtlanması ile ayakta sayım

alınmasına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Uğur Ahmet YAŞAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/24680, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ceza İnfaz
  12. B. İnfaz
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Telefon
  17. C. Kötü Muamele
  18. B. 1. Telefon hakkının kısıtlanması ile ayakta sayım
  19. C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  20. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  21. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/24680
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Zülküf Türkmen Başvurusu (B. No: 2019/480)
  • Murat Tezel Başvurusu (B. No: 2017/20307)
  • Mustafa Ölmez Başvurusu (B. No: 2019/20163)
  • Nermin Aslan Başvurusu (B. No: 2018/7666)
  • Zenure Şapul Başvurusu (B. No: 2019/19298)
  • İbrahim Tikan Başvurusu (B. No: 2017/39417)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.