İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Vangölü Turizm Seyahat ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/4258)

1. Başvuru, şirkete ait seyahat otobüsünün seyir hâlindeyken

Başvuru No2014/4258Tarih12 Ocak 2017Okuma17 dk · 3.356 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Vangölü Turizm Seyahat Ve Ticaret A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/4258
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.356 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şirkete ait seyahat otobüsünün seyir hâlindeyken

terör örgütü üyeleri tarafından durdurulup yakılması durumu dikkate

alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruda

gerçek zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının; açılan davanın

reddedilmesi ve davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul

sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/3/2014 tarihinde İstanbul 18. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/6/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 6/1/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Şirket, 26/10/1993 tarihinde Van-Tatvan kara

yolunun Köprücük köyü mevkiinde seyahat hâlinde olan firmalarına ait otobüsün

terör örgütü mensuplarınca durdurularak içindeki yolcuların araçtan

indirildiğini ve aracın deposundan hortumla mazot çekildiğini, içine ve dışına

mazot dökülerek aracın yakıldığını, yapılan başvuru ve açılan dava neticesinde

zararlarının karşılanmadığını iddia etmiştir.

8. Başvurucu 15/7/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Bitlis Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyon 31/3/2006 tarihli ve 2006/266 sayılı kararında;

yapılan inceleme neticesinde evrak eksikliğinin bulunmadığı, zarar sahibine

şimdiye kadar herhangi bir kamu kurum ve kuruluşu tarafından ayni ve nakdi

tazminat ödenmediği tespit edildiğinden 5233 sayılı Kanun ile 20/10/2004

tarihli ve 7955 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesi gereğince Bilirkişi Zarar

Tespit Komisyonlarınca araç için düzenlenen raporları da dikkate alarak 50.000

TL maddi tazminatın ilgili Şirkete ödenmesine karar vermiştir.

10. Başvurucu Şirket tarafından tazminat miktarı yeterli

görülmeyerek sulhname kabul edilmemiş, 26/5/2006

tarihinde uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır.

11. Başvurucu tarafından tazminat miktarının zararlarını

karşılamadığı iddia edilerek Komisyon kararı aleyhine Van 1. İdare Mahkemesinde

dava açılmıştır.

12. Van 1. İdare Mahkemesinin 30/4/2010 tarihli ve E.2006/3172,

K.2010/524 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

“...Olayda, olay yeri tutanağı ve tanık ifadelerinden davacı şirkete

ait 65 EA 395 plakalı 1988 model 0 303 E Mercedes Benz marka otobüsün terör

örgütü mensuplarınca 26.10.1993 tarihinde yakıldığı sabit ise de; davacı

şirketçe söz konusu otobüsün yakılması sonucu tamamen kullanılamaz hale

geldiğinin ileri sürülmesi sebebiyle, Mahkememizin 10.04.2008 günlü ara kararı

ile Van İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü'nden;

26.10.1993 tarihinde terör örgütünce yakılan davacı şirkete ait 65 EA 395

plakalı, 1988 model Mercedes Benz 0303 marka 482.930.50.201148 motor,

373.195.10.214544 şase nolu yolcu otobüsünün

satışına, hurdaya ayrılıp ayrılmadığına, hurda değeri veya satış değerine, olay

sonrasında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin tüm kayıt ve belgelerin

istenilmesi üzerine sunulan 24.07.2008 gün ve 24396 sayılı cevabi yazıda,

yukarıda özellikleri belirtilen söz konusu otobüsün 11.04.1988 tarihinde davacı

şirket adına tescil edildiğinin, aynı aracın 08.05.2003 tarihinde 16 KF 413

plaka olarak Bursa İli'ne nakil gittiğinin

belirtilmesi üzerine, Mahkememizin 27.11.2008 günlü ara kararı ile Bursa İl

Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü'nden, 08.05.2003

tarihinde 16 KF 413 plaka olarak Bursa İli'ne nakil

giden araç dosyasının istenilmesiyle birlikte, davacıdan da, dava dilekçesinde

aracın tamamen yandığı ve kullanılamaz hale geldiği yönündeki iddialar ile

aracın Bursa İli'ne nakil gittiği yönündeki bilgiler

arasındaki çelişkinin sebebinin açıklanması istenilmiş olup, Bursa İl Emniyet

Müdürlüğü'nün sunduğu 26.01.2009 günlü cevabi yazıda; otobüs tescil

defterindeki kayıtlara göre söz konusu aracın C.B. adlı şahıs adına 16 KF 413

plaka ile Bursa İli'ne nakil tarihinin 08.05.2003

değil 25.03.1994 olduğu, aynı aracın 20.04.1995 tarihinde ise İstanbul İli'ne 34 KCZ 97 plaka ile nakil gittiğinin belirtildiği,

davacının ise 09.06.2009 tarihli dilekçesinde; aracın olay sonrası kullanılmaz

hale geldiği, aracın hurdası ile ilgili işlem yapılmadığı, tamir de

ettirilmediği, olay yerinde bırakılan aracın Karayolları Bölge Müdürlüğü

ekiplerince uygun bir yere götürüldüğü kanısında oldukları, araç iskeleti ile

ne gibi bir işlem yapıldığını bilmedikleri ve aracın 16 KF 413 plakaya nakil

gitmesine ilişkin olarak şirket bünyesinde bir kayıt mevcut olmadığı, naklin, perte ayrılan aracın kaydı üzerinden gerçekleştirilen başka

araca ilişkin bir işlem olabileceği kanısında oldukları beyanında bulunduğu,

27.11.2008 tarihli ara kararına Van Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce verilen

20.01.2009 tarihli cevabi yazıda, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü'nce sunulan

bilgilere uygun olarak 11.04.1988 tarihinde davacı şirket adına tescillenen

aracın 1994/1 MTV'nin 274728 nolu

makbuz ile tahsil edilmiş olduğunun, aracın 24.03.1994 tarihinde 16 KF 413

plakaya nakil gittiğinin belirtildiği, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın

20.03.2009 günlü ara kararına verdiği 01.06.2009 tarihli cevabi yazıda da,

1994/2, 1995/1 MTV'nin kurumlarınca tahsil edildiği,

aracın 28.04.1994 tarihinde 34 KCZ 97 plaka ile nakil gittiğinin belirtildiği

ve ayrıca yukarıda tespit edilen hususlar üzerine 12.10.2009 günlü ara kararı

ile İçişleri Bakanlığı'ndan dava konusu otobüse ilişkin tüm belgelerin istenilmesi

üzerine dosyaya ibraz edilen 34 KCZ 97 plakalı 1988 model Mercedes Benz 0303

marka araca ilişkin trafik tescil belgesinin incelenmesinden şase ve motor

numaralarının davacı şirketçe 65 EA 395 plakalı ait olduğu belirtilen

faturadaki şase ve motor numarası ile aynı olduğunun saptanmış olması

karşısında; davacı şirketin terör örgütü elemanlarınca yakılan 65 EA 395

plakalı, 1988 model Mercedes Benz 0303 marka 482.930.50.201148 motor,

373.195.10.214544 şase nolu yolcu otobüsünün olay

sonrasında kullanılmaya devam edildiğinin tartışmasız olması ve şayet, terör

örgütünce yakılması sonucunda araç davacı şirketçe onarılmış ise, onarım bedeli

ile araçta meydana gelen değer kaybının tazmin edilmesine yönelik olarak gerek

idari başvuru dilekçesinde gerekse dava dilekçesinde herhangi bir istemde

bulunulmaması karşısında; davalı idareye 5233 sayılı Yasa kapsamında yapılan

başvuruya ilişkin dilekçede ve dava dilekçesinde ileri sürülen, aracın

kullanılamaz hale geldiği yönündeki iddiaların ve bu sebeple uğranıldığı

belirtilen zararın ortaya konulamadığı saptandığından, davanın reddi

gerekmektedir.

Öte yandan; davacı şirketçe, aracın 12 yıl

süresince işletilememesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 400.000 TL gelir

kaybı zararının, İdare Hukuku ilkelerine göre belirli ve kesin nitelikte

olamaması, gelecekte elde edilmesi muhtemel gelirin tazminat davasına konu

edilememesi, davacı şirketçe otobüsün 12 yıl boyunca işletilip

işletilmeyeceğinin, işletilmesi halinde de sürekli kazanç sağlayacağının belli

olmaması karşısında; muhtemel olduğu sonuç ve kanaatine varılan kazanç kaybı

zararının, idarenin tazmin sorumluluğunudoğurmasına

hukuken olanak bulunmamaktadır...”

13. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 28/2/2013 tarihli ve E.2011/9761, K.2013/1592 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 26/12/2013

tarihli ve E.2013/14047, K.2013/12175 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar

düzeltme kararı, başvurucuya 27/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 26/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının

karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.”

17. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun,3713

sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4

üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel

hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.”

18. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara

verilen her türlü zararlar. ...”

19. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“7 nci maddede

belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki

bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin

aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde

bulundurulması suretiyle,hakkaniyete

ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan

doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.”

20. 5233 sayılı Kanun’un 4., 6., 8., geçici 1., geçici 3.,

geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu

kararı eki kararın 1. maddesi.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 12/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu Şirket, 26/10/1993 tarihinde Van-Tatvan kara

yolunun Köprücük köyü mevkiinde seyahat hâlinde olan firmalarına ait otobüsün

terör örgütü mensuplarıncadurdurularak içindeki

yolcuların araçtan indirildiğini ve aracın deposundan hortumla mazot

çekildiğini, içine ve dışına mazot dökülerek aracın yakıldığını, yapılan

başvuru ve açılan dava neticesinde zararlarının karşılanmadığını, aracın

kullanılamaz hâle geldiğini, terör saldırısının karakol yakınında

gerçekleştiğini, idarenin güvenliği sağlamaması nedeniyle tam kusurlu olduğunu,

ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 35., 36. ve 40. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldığı

mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanması

imkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal

iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi

sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası

yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal iddiaları

aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı, yargılama sürecinde

Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

28. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (15/7/2005)ile nihai karar tarihi (26/12/2013) arasında geçen ve toplam

8 yıl 5 ay olan sürede, başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren

bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama süresinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu Şirket; terör örgütü tarafından otobüslerinin

yakıldığını, aracın hurda hâline geldiğini, zararlarının giderilmediğini,

oluşan zararlarının tazminini dava ve temyiz dilekçesinde talep ettiklerini

ancak aracın olay sonrasında da kullanılmış olduğu gerekçesiyle Mahkemece

davalarının reddedildiğini, aracın olay sonrası kullanılmış olmasının oluşan

hasarın karşılanmayacağı anlamına gelmediğini, ayrıca araçta oluşan zarar

nedeniyle olay tarihi ile Komisyona başvuru tarihine kadarki on iki yıllık süre

boyunca aracın kullanılamaması nedeniyle oluşan zararların tahsili taleplerinin

de geleceğe yönelik muhtemel gelirin tazminat konusu yapılamayacağı gerekçesiyle

reddedildiğini ancak geleceğe dönük muhtemel gelir kaybının ötesinde Şirketin

mal varlığının zarar görmesi neticesinde aracın kullanılamaması dolayısıyla

oluşan zararın karşılanması olduğunu belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının, 36. maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan iddialar Anayasa'nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı açısından incelenmiştir.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

32. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

33. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde belirtilen hususlara

ilişkin iddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, §§

45-50). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber

derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal

bir temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında

farklı bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, § 93; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§ 88).

34. Başvuru konusu olayda başvurucu Şirketin; Van 1. İdare

Mahkemesinde açtığı davada, Komisyon tarafından belirlenen miktarın zararlarını

karşılamadığını, ayrıca aracı on iki yıl süresince kullanamamaktan dolayı

kazanç kaybının olduğunu ifade ederek, bu çerçevede oluşan zararlarının 5233

sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü ve

belirtilen vakıaya ilişkin belgelerini Derece Mahkemesine ibraz ederek 5233

sayılı Kanun kapsamında olduğunu iddia ettiği zararlarının karşılanması noktasındaki

özel durumunun dikkate alınmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.

35. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un amacının

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına

ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu (bkz. § 16), Kanun’un 2. maddesinde

bu Kanun’un 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1.,

3., ve 4. maddeleri kapsamına giren eylem veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddi zararlarının sulhen karşılanması

hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı (bkz. § 17) ifade

edilmiş; Komisyonca dikkate alınacak deliller kapsamında yapılan değerlendirme

neticesinde (bkz. § 19) zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun

tespitinin yapılması akabinde Kanun’un 7. maddesinde belirtilen zarar kalemleri

(bkz. § 18) üzerinden yapılacak hesaplama ile tespit edilen tazminat miktarının

başvurucuya ödenmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

36. Komisyon kararında, Van-Tatvan yolu Köprücük köyü mevkiinde

65 EA 395 plakalı Mercedes-Benz marka O303 tipi yolcu otobüsünün 26/10/1993

tarihinde PKK terör örgütü mensuplarınca yapılan yol kesme sonucu yakıldığı,

yapılan inceleme neticesinde evrak eksikliğinin bulunmadığı, zarar sahibine

şimdiye kadar herhangi bir kamu kurum ve kuruluşu tarafından ayni ve nakdi

tazminat ödenmediği tespit edildiğinden 5233 sayılı Kanun ile ilgili

Yönetmelik'in 16. maddesi gereğince Bilirkişi Zarar Tespit Komisyonlarınca araç

için düzenlenen Komisyon raporları da dikkate alınarak 50.000 TL nakdi yardımın

ilgili Şirkete ödenmesine karar verilmiştir.

37. Mahkemece 30/4/2010 tarihinde;

i. Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi sonucunda yolcu

otobüsünün olay sonrasında kullanılmasına devam edildiğinden terör örgütünce

yakılması sonucunda araç Şirket tarafından onarılmış ise de onarım bedeli ile

araçta meydana gelen değer kaybının tazmin edilmesine yönelik gerek idari

başvuru dilekçesinde gerekse dava dilekçesinde herhangi bir istemde

bulunulmaması karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında idareye yapılan başvuruya

ilişkin dilekçede ve dava dilekçesinde ileri sürülen aracın kullanılamaz hâle

geldiği yönündeki iddiaların ve bu sebeple uğranıldığı belirtilen zararın

ortaya konulamadığı,

ii. Ayrıca Şirket tarafından aracın on iki yıl süresince

işletilememesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 400.000 TL zararının idare hukuku

ilkelerine göre belirli ve kesin nitelikte olmaması, gelecekte elde edilmesi

muhtemel gelirin tazminat davasına konu edilememesi, Şirketçe otobüsün on iki

yıl süresince işletilip işletilmeyeceğinin, işletilmesi hâlinde de sürekli

kazanç sağlayacağının belli olmaması karşısında muhtemel olduğu sonuç kanaatine

varılan kazanç kaybından doğan zararın idarenin tazmin sorumluluğunu

doğurmasına hukuken olanak bulunmadığından bahisle davanın reddine karar

verilmiştir. (bkz. § 12).

38. Bu durumda başvurucu Şirkete ait aracın 26/10/1993 tarihinde

terör örgütü mensuplarınca yapılan yol kesme sonucu yakıldığının sabit olduğu, gerek bilirkişi ve Komisyon kararında gerekse

Mahkemece yapılan araştırmalarda, tutanaklarda kabul edilmiştir. Komisyon

tarafından tazminat ödenmesi yönünde karar verilmiş ancak başvuru tarafından

gerçek zararın daha fazla olduğu gerekçesiyle tazminat kabul edilmeyerek sulhname imzalanmamıştır. Ancak Komisyon tarafından ilgili

Kanun kapsamında tazmin edilmesi gereken bir zarar olduğu yönündeki kabulün

aksine olay nedeniyle başvurucutarafından açılan

davada, aracın olaydan sonra kullanımına devam edildiği gerekçesiyle

başvurucunun herhangi bir zararının oluşmadığı, zararın ortaya konulamadığı

şeklindeki kabulden hareketle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin adil

yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkına uygun olduğu

söylenemez. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde

başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

40. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

41. Başvurucu, başvuru formunda belirttiği maddi ve manevi

tazminat miktarlarının ödenmesi talebinde bulunmuştur.

42. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

43. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmiş olması nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

44. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Van 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Van 1. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Vangölü Turizm Seyahat ve Ticaret

Anonim Şirketi

Vekili

:

Av. Serdar

KARTAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4258, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının
  12. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Kartal
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4258
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Ali İhsan Balcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2789)
  • Çuci Özekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14880)
  • Hüsamettin Akkaya Başvurusu (B. No: 2014/16219)
  • Esma Aydın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9797)
  • Hatice Yüksel Başvurusu (B. No: 2014/19256)
  • Abdurrahman Ayçiçek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16841)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.