İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Y.e. Başvurusu (B. No: 2016/552)

1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı

Başvuru No2016/552Tarih19 Nisan 2017Okuma13 dk · 2.699 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Y.E. Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2016/552
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.699 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği

hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında astsubay statüsünde

görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair isimsiz bir

e-posta gönderilmesi üzerine hakkında idari tahkikat başlatılmıştır.

9. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 19/6/2012 ve

21/6/2012 tarihlerinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı

tarafından başvurucunun ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metninde

başvurucunun ifadesine hangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir.

Anılan ifade metnine göre başvurucuya nerelerde görev yaptığı, sanal ortamdaki

herhangi bir sosyal paylaşım sitesinde üyeliğinin olup olmadığı, İnternet

üzerinden veya yüz yüze tanışmak suretiyle birlikte olduğu kadınların kimler

olduğu, bu kişilerin TSK hakkında bilgi almak için girişimde bulunup

bulunmadığı sorulmuştur. Başvurucu, sorulan soruları ayrıntılı olarak

yanıtlamış ve ifade tutanağını imzalamıştır.

10. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunun

davranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış

kapsamında olduğu belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifi

getirilmiştir.

11. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 20/3/2014

tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel

Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.

12. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.

13. Başvurucu vekili davalı idarece gönderilen gizli nitelikli

belgeleri incelemesi ve belgelerin bir örneğinin kendisine verilmesi yönünde

talepte bulunmuştur.

14. AYİM Birinci Dairesi, 21/5/2014 tarihli kararıyla davalı

idare savunması ekinde gizli zarf içerisinde gönderilen bilgi ve belgelerin

başvurucu vekili tarafından incelenmesine ve başvurucu vekiline bu belgelere

karşı beyanda bulunması için 30 günlük ek süre verilmesine karar vermiştir.

Mahkeme, belgelerden suret alma talebini ise reddetmiştir.

15. Başvurucu vekili, 2/6/2014 tarihinde söz konusu belgeleri

incelemiştir. Başvurucu vekili 11/7/2014 tarihli dilekçesinde, idarenin

savunmasına ve gizli belgelere karşı beyanda bulunmuştur. Ayrıca başvurucu

vekili, AYİM Başsavcılığının düşüncesine karşı beyan dilekçesinde ve karar

düzeltme dilekçesinde söz konusu belgeler hakkında görüş ve beyanlarını

sunmuştur.

16. Başvurucu söz konusu dilekçelerinde, psikolojik baskı

altında ifadesinin alındığını, ifade tutanağını okumadan imzaladığını

belirtmiştir. Başvurucu istihbarat görevlilerince kamerayla kayıt başlatıldığı

belirtilerek ve psikolojik baskı altında ifadesinin alındığını, sorgulamanın

saatlerce sürdüğünü, ne için beyanda bulunduğunu bilmediği gibi ifadesinin

disiplin cezası verilmesine esas alınacağını da bilmediğini, tanık olarak

beyanına başvurulduğu ve ifadenin aleyhine kullanılmayacağı söylenilerek

kandırıldığını belirtmiştir. Başvurucu, ifadesinin alındığı sırada kamera kaydı

yapıldığını, daha sonra bilgi edinme başvurusu üzerine Hava Kuvvetleri

Komutanlığının 25/8/2015 tarihli yazısıyla kamera kaydının idare tarafından

imha edilmiş olduğunun bildirildiğini belirtmiştir. Başvurucu ifade tutanağının

hukuka aykırı şekilde elde edilen delil olduğunu, bu delillerin disiplin

soruşturması dosyasına dahil edilmesinde özel bir kasıt bulunduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu, çok sayıda takdir belgelerinin bulunduğunu, çok başarılı

çalışmaları olduğunu, özel yaşamına ait unsurların kurum disiplin ve düzenini

tehdit eden bir yönü bulunmadığını iddia etmiştir.

17. AYİM, oybirliğiyle davayı reddetmiştir. AYİM kararında,

başvurucunun davranışlarının, TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı

davranış kapsamında olduğu ve bu nedenle başvurucunun TSK'daki görevini devam

ettirmesinin olanaklı olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca AYİM, başvurucunun

ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarını da

reddetmiştir. AYİM kararında, başvurucunun ifadesinin ceza soruşturması

kapsamında değil, disiplin soruşturması çerçevesinde alındığı, iradesinin

fesada uğratıldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.

18. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi

de reddedilmiştir. Nihai karar 14/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir. Başvurucu vekili tarafından 11/1/2016 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata (G.G.

[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,

B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu,psikolojik

baskı altında, hukuka aykırı şekilde ve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek

sorgulandığını, idarenin hukuk dışı yollarla ifadesini aldığını ve beyanlarını

çarpıtarak ifade tutanağı düzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ifadesi

alınırken kamera ile görüntülü kayıt yapılmasına rağmen idarenin bunları imha

ettiğini, mahkemeye sunmadığını, bu durumun tek başına söz konusu ifade alma

sürecinin hukuka aykırı olduğunu kanıtladığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra

özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasal delil kabul

edilemeyeceğini, dolayısıyla TSK'dan ilişiğinin kesilmesine dayanak

alınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, bir çokkez

takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecede olduğunu, özel

hayatına ilişkin unsurların hiç bir şekilde görevine yansımadığınıbelirtmiştir.Başvurucu, bu nedenlerle

Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiş; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep

etmiştir. Başvurucu ayrıca kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulmasını

istemiştir.

2. Değerlendirme

22. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

a. Gizlilik Talebi Yönünden

23. Somut olayın koşulları dikkate alındığında başvurucunun

şeref ve itibarının korunması bakımından haklı nedenler bulunduğu

anlaşıldığından kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin

kabulüne karar verilmesi gerekir.

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Esas Yönünden

25. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'dan

ayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahale

oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §

43).

26. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafından

öngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma","demokratik toplum düzeninin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.

27. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamu

hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin

korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (Ata

Türkeri, §§ 40-41; G.G.,

§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§

50-58) anlaşılmaktadır.

28. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerî

personelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemlerini

incelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.

Mahkeme, G.G. kararında bu sonuca

varırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:

"65. Somut olayda başvurucunun söz konusu

ifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas

alınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukuki

yönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealma

işlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığında

başvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt

vermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltilen

iddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen

özel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilaf

konusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...

başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların

esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam

eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.

66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla

da bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi

tutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma

işlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar

temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de

önemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle

geldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olması

gerekir.

67. AYİM kararında da,

başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırı

unsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşulların

detaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünü

oluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiği

hususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyut

nitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'dan

ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.

Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum ve

eylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici

gerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişi

üzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırma

işlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde elde

edildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı

... görülmüştür.

68. Bu durumda muhakeme sırasında açık ve

somut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte

olduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul bir

gerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların

mesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkına

gerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin

etkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİM

kararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve

yeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırma

işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarak

ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genel

yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adil

bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veya

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğu

hususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucuna

ulaşılmıştır. "

29. Somut olayda, anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan

sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. i. Başvurucu, yapısı ve bünyesindeki kurmay subaylar

nedeniyle AYİM’in bağımsız ve tarafsız olmadığını;

ii. Dava dosyasına

sunulan gizli belgelerin tebliğ edilmediğini, belgelerden fotokopi almasına

izin verilmediğini, ancak belgeleri incelenmesine müsaade edildiğini

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

32. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma

Hakkı Yönünden

33. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken

belirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve

görevleri Anayasa ve ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun

bulunmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermek zorunda olmadıkları,

ayrıca disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip

karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı

üyelerinin en fazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin

konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev

süreleri içinde idari veya askerî yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye

tabi tutulmamaları bu subayların idareye karşı bağımsızlıklarını

güçlendirmiştir.

34. Açıklanan nedenlerle Mahkemenin bağımsız ve tarafsız

olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

ii. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkeleri Yönünden

35. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri desilahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği

ilkesi, davanın taraflarının usul hakları bakımından aynı koşullara tabi

tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma

düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile

getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, § 32).

36. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,

bilirkişi raporunun sonucunaitiraz edememesi ya da

delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma

hakkının ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

37. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014

§ 19).

38. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü ve devamı

fıkralarında, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin, mahkemenin belirleyeceği

çerçevede davacı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.

39. Başvuruya konu olayda, dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup, başvurucunun

talebi üzerine dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin tamamı

incelettirilmiş, bu bilgi ve belgelere karşı varsa savunmasını sunabilmesi için

otuz (30) gün ek süre verilmiştir. Başvurucu vekili, 11/7/2014 tarihli dilekçesinde,

idarenin savunmasına ve gizli belgelere karşı beyanda bulunmuştur. Ayrıca

başvurucu vekili, AYİM Başsavcılığı düşüncesine karşı beyan dilekçesinde ve

karar düzeltme dilekçesinde de söz konusu gizli belgeler hakkında görüş ve

beyanlarını sunmuştur. Diğer yandan davanın hiçbir aşamasında dava dosyasına

sunulan belgelerin değerlendirilmediğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibi

başvurucu tarafından mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezlerin

olduğu konusunda da bir açıklamada bulunulmamıştır. Buna göre, AYİM tarafından

başvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma

olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanın sonucunu

etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca yargılamanın bütünü dikkate alındığında Mahkemece yapılan uygulamanın

tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine

yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

41. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

42. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

43. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

44. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM

Birinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.039,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine (Anılan Dairenin 3/6/2015

tarihli ve E.2014/364, K.2015/533 sayılı kararına ait dava dosyası ile

ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,

E. 239,50 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.039,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Y. E.

Vekili

:

Av. İlter

AKSOYLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/552, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal
  9. B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §
  10. B. Adil Yargılanma
  11. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  12. B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında tarafsız mahkemede
  13. D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Birtane
  19. Aksoylu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/552
Tarih
19 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Vahdettin Şahin Başvurusu (B. No: 2014/20414)
  • Ali Dündar Başvurusu (B. No: 2014/3568)
  • Ayşe Sevinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9982)
  • Z.a. Başvurusu (B. No: 2014/12390)
  • Elif Güneş Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/12391)
  • Ömer Bahşiş Başvurusu (B. No: 2014/11075)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.