İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasin Ağca Başvurusu (B. No: 2014/13163)

1. Başvuru, hayati tehlike geçirilmesiyle sonuçlanan ve üçüncü

Başvuru No2014/13163Tarih11 Mayıs 2017Okuma36 dk · 7.298 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yasin Ağca Başvurusu

Karar tarihi
11 Mayıs 2017
Başvuru Numarası
2014/13163
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.298 kelime·36 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hayati tehlike geçirilmesiyle sonuçlanan ve üçüncü

kişi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı olayının etkili

soruşturulmaması nedeniyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 4/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 1978 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde İstanbul'da

yaşamakta ve taksi şoförlüğü yapmaktadır.

10. Başvurucu 9/6/2008 tarihinde saat 19.00 sıralarında

Kağıthane'de trafikte başka bir sürücüyle tartışma yaşamış; bu tartışma,

taraflarının araçlarından inerek itişmeleri ve ardından yumruklaşmalarıyla

kavgaya dönüşmüştür.

11. Başvurucunun müşterilerinin ve bir tanığın müdahalesi sonucu

kavganın sona ermesiyle taraflar araçlarına binerek olay yerinden ayrılmışlar,

başvurucunun müşterileri ise olay yerinde kalmıştır.

12. Başvurucunun kavga sona erdikten sonra taksisiyle diğer

aracı takip etmesi üzerine iki araç olay yerine yakın bir bölgede yeniden

karşılaşmıştır. Başvurucu, bu karşılaşma sırasında diğer sürücünün ele geçmeyen

tabancayla yakın mesafeden açtığı ateş sonucu hayati tehlike geçirecek ve görme

yeteneğini yitirecek şekilde başından yaralanmıştır.

13. Başvurucu, ihbar sonucu gelen kolluk görevlileri tarafından

bir hastaneye götürülmüş ve buradaki yoğun bakım ünitesinde derhâl başvurucunun

tedavisine başlanmıştır. Diğer sürücü ise aracıyla olay yerinden süratle kaçmış

ancak kaçışı sırasında aracının plaka numarası çevredekiler tarafından

görülebilmiştir.

14. Olayın hemen ardından harekete geçen kolluk görevlileri,

plaka numarasından yola çıkarak kimliğini (1972 doğumlu K.Ş.) ve adresini

belirledikleri araç sahibini Kağıthane'deki adresinde aramış ancak

bulamamışlardır. Bununla birlikte adreste bulunan babası aracılığıyla K.Ş. ile

telefon görüşmesi yapmışlardır. K.Ş. bu görüşmede Fatih ilçesinde olduğunu,

aracını tanımadığı bir kişiye olaydan birkaç gün önce geçici olarak verdiğini

söylemiştir.

15. Kolluk görevlileri, ifadesini alabilmek için K.Ş.yi karakola çağırmıştır. K.Ş. görüşmeden yarım saat

sonra Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü binası önüne geleceğini söylemiş ancak

gitmemiştir.

16. Bu durum üzerine kolluk görevlileri, belli aralıklarla K.Ş.yi telefonla arayıp ifadesini vermek üzere yaptıkları

çağrıyı yinelemişlerdir. K.Ş. bu görüşmelerde farklı yerlere geleceğini

söylemesine rağmen her defasında söylediği yere gitmemiş, saat 24.00 sıralarında

ise telefonunu görüşmeye kapatmıştır.

17. K.Ş.nin bu tutumu üzerine kolluk

görevlileri, yeniden adresine gitmişler ancak bu kez kimseyi bulamamışlardır.

Kendisine bir süre ulaşılamayan K.Ş. 10/6/2008 tarihinde saat 01.45 sıralarında

polis karakoluna kendiliğinden gelmiş ve görevlilere, Fatih ilçesindeki bir

dernekte tanıştığı 1970 doğumlu Ş.Ç.ye olaydan iki gün önce aracını verdiğini

söylemiştir.

18. K.Ş. Ş.Ç.ye ait telefonların numaralarını da kolluk

görevlilerine vermiştir. Görevliler, hemen bu telefonları arayarak adı geçen

kişiye ulaşmaya çalışmışlarsa da telefonların görüşmeye kapalı olması nedeniyle

başarılı olamamışlardır.

19. Kolluk görevlileri tarafından, olayın hemen nöbetçi

Cumhuriyet Savcısına bildirilmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

(Cumhuriyet Başsavcılığı) olay hakkında derhal bir soruşturma başlatmıştır.

A. Şüphelilerin

ve Görgü Tanıklarının Beyanları

20. Soruşturma kapsamında K.Ş.nin

şüpheli sıfatıyla ifadesi ilk kez 10/6/2008 tarihinde kolluk görevlileri

tarafından alınmıştır. K.Ş. ifadesinde tekstilci olduğunu, bir dönem

Çeçenistan'a gittiğini, 7/6/2008 tarihinde yolda yürürken Fatih'teki bir

dernekte 10 yıl önce tanıştığı ve Adapazarı'nda ikamet ettiğini bildiği

arkadaşı Ş.Ç. ile yanında tanımadığı biri olduğu hâlde tesadüfen

karşılaştığını; Ş.Ç.nin aracını, yanındaki tanımadığı

arkadaşı için geçici olarak istemesi üzerine aracının anahtarını Ş.Ç.ye

verdiğini, onun da bu anahtarı yanındaki kişiye verdiğini gördüğünü, olayla bir

ilgisinin bulunmadığını söylemiştir.

21. Kolluk görevlileri, bu ifade üzerine Ş.Ç.yi

yeniden telefonla arayıp ifade vermeye çağırmışlardır. Ş.Ç. 10/6/2008 tarihinde

saat 16.30 sıralarında kolluk görevlilerininçağrısına

uyarak karakola gelmiştir. Burada şüpheli sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde özetle

aslen Karadenizli olup Adapazarı'nda ikamet ettiğini, burada bir akaryakıt

istasyonunun olduğunu, Çeçen mültecilerle ilgilendiği için Fatih ilçesinde

bulunan bir derneği sıklıkla ziyaret ettiğini söylemiştir.

22. Ş.Ç. aynı nedenle İstanbul'a gittiği 7/6/2008 tarihinde

Çeçenistan'da tanıştığı ve ismini Ahmet olarak bildiği arkadaşıyla yürürlerken

Ahmet'in hasta bir yakınının olması sebebiyle bir araca ihtiyaç duyduğunu

söylemesi üzerine bu sırada tesadüfen gördüğü ve uzun zamandır tanıyıp bir süre

de birlikte Çeçenistan'da kaldıkları K.Ş.ye durumu açıklayarak ondan aracının

anahtarını istediğini, K.Ş.nin kabul etmesi üzerine

de ondan aldığı anahtarı Ahmet'e verdiğini, bu olayın ardından Adapazarı'na

döndüğünü ve olay günü de burada olduğunu söylemiştir.

23. Ş.Ç. ifadesinde ayrıca Ahmet ismiyle tanıdığı bu kişinin

açık kimliğini, telefon numarasını ve adresini bilmediğini ancak pasaportunda

ismini M.E. olarak gördüğünü hatırladığını belirtmiştir.

24. Ş.Ç.nin bu kişinin Fatih

ilçesindeki dernekte veya çevresinde bulunan sosyal alanlarda bulunabileceğini

söylemesi üzerine kolluk görevlilerince Ş.Ç. ile birlikte aynı gün (10/6/2008)

saat 21.00 sıralarında buralara gidilerek araştırma yapılmış ancak bu kişiye

veya onu tanıyan birine rastlanmamıştır.

25. Soruşturmada başvurucunun müşterileri Y.K., Ş.K., B.Ç. ve A.Y.nin ifadeleri olaydan hemen sonra ve farklı tarihlerde

kolluk görevlileri ve Cumhuriyet Savcısı tarafından ayrı ayrı alınmıştır. Adı

geçenler bu ifadelerinde özetle taksiyle trafik lambalarının bulunduğu bir

kavşağa geldiklerinde A.Y.nin hasta olmasından dolayı

başvurucudan durmayıp süratlenmesini istediklerini, başvurucunun da bu

isteklerine uyarak kavşaktan geçmek istediği sırada sol taraflarında bulunan

başka bir aracın sürücüsü ile başvurucu arasında önce araç içinde el ve kol

hareketleriyle başlayan, akabinde başvurucunun diğer sürücüyle sinkâflı konuşması üzerine taraflarının araçlarından inerek

yumruklaşmaya kadar varan bir kavganın yaşandığını, Ş.K. ve Y.K.nin

taksiden inerek bu kavgaya müdahale ettiğini, kavganın son bulmasıyla

taraflarının araçlarına binerek olay yerinden uzaklaştıklarını, kendilerinin

ise olay yerinde kaldıklarını, bir süre sonra başvurucunun taksiyle diğer aracı

takip etmeye başladığını gördüklerini ancak bu takip sırasında veya sonrasında

neler yaşandığını, başvurucunun ne şekilde yaralandığını görmediklerini

söylemişlerdir.

26. Tanıklar ifadelerinde başvurucuyla tartışan kişinin olay

sırasında ismini söylediğine ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır. Ayrıca

tanıklardan sadece Y.K. bukişiyi teşhis edebileceğini

söylemiştir.

27. Tanık B.Ç. ise teşhis edemeyeceğini söylese de bu kişinin

eşkâlini vermiş ve 1.90 cm boyunda, 85-90 kg ağırlığında ve birkaç günlük

sakalı olduğunu söylemiştir.

28. Bu tanıklara 30/10/2008 tarihinde (olaydan yirmi gün sonra)

şüpheli K.Ş. dâhil sekiz kişinin fotoğrafları gösterilerek teşhis işlemi

yaptırılmış ancak tanıklardan Ş.K. ve A.Y. teşhiste bulunamamışlardır. Tanık

Y.K., K.Ş.yi ve başka bir kişiyi; tanık B.Ç. ise bu

kişilerden başka iki kişiyi faile benzettiğini söylemiştir.

29. Y.K. soruşturmanın ileriki aşamasında Cumhuriyet Savcısına

verdiği 13/11/2009 tarihli ifadesinde, failin 1.80 cm boylarında, iri yapılı,

şivesi Kafkasya Bölgesi'nden ülkemize göç eden ya da Karadeniz Bölgesi'nden

olan kişilerin şivesine benzeyen, 35-40 yaşlarında, düz saçlı ve sakallı bir

kişi olduğunu söylemiştir.

30. Tanığa bu ifadesinin alındığı sırada şüpheliler K.Ş. ve Ş.Ç.nin fotoğrafları gösterilmiş; tanık, olayı

gerçekleştiren kişinin Ş.Ç. olmadığını, K.Ş.ye ise benzemekle birlikte

gösterilen fotoğraftan net olarak teşhiste bulunamadığını söylemiştir.

31. Tanıklar Y.K., A.Y. ve B.Ç. 17/11/2009 günü karakola

çağrılmış; K.Ş.ye ilişkin teşhis işlemi yeniden gerçekleştirilmiştir. Bu işlem

sırasında teşhis odasına K.Ş. dışında başka kişiler de alınarak hepsi tanıklara

gösterilmiştir. Tanıklardan A.Y ve B.Ç. bu kişilerin fail olup olmadıklarını

teşhis edemediklerini, tanık Y.K. ise bu kişiler arasında failin bulunmadığını

söylemiştir.

32. Y.K. bu teşhis işlemi sırasında da olayı gerçekleştiren

kişinin uzun boylu, 100 kg civarında, atletik yapılı ve Kafkasya Bölgesi'nden

göç eden kişilere ait şivesi olan biri olduğunu söylemiştir.

33. Olay yerinde kendi aracıyla seyir hâlindeyken yaşananlara

tanık olan A.E.olay günü saat 20.40 sıralarında

kollukta alınan ifadesinde, kavgayı görmesi üzerine tarafları ayırmak için

aracından indiğini, kavganın son bulmasından ve tarafların araçlarına binerek

olay yerinden belli bir mesafe uzaklaşmalarından bir süre sonra başvurucunun

diğer aracı takip edip taksisini bu aracın önüne doğru sürmesi ve taksisinin

bagajından çıkardığı sopayla üzerine yürümesi üzerine diğer sürücünün 7.65 mm

çapında olduğunu düşündüğü tabancasıyla yakın mesafeden ateş açarak başvurucuyu

yüzünden vurduğunu ve hemen aracına binerek süratle olay yerinden kaçtığını,

başvurucunun ise yüzünden aldığı mermi isabeti nedeniyle olduğu yere düştüğünü,

ardından olay yerine gelen polis memurlarınca hastaneye götürüldüğünü gördüğünü

söylemiştir.

34. Bu tanık da diğer sürücünün tartışma anında ya da

başvurucuyu silahla yaraladığı sırada ismini söylediğine ilişkin bir beyanda

bulunmamış ancak eşkâlini vererek 35 yaşlarında, yaklaşık 1.90 cm boyunda, 100

kg ağırlığında ve sakallı biri olduğunu belirtmiştir.

35. Tanığa, bu ifade alma işleminden hemen sonra bilgisayar veri

ortamında (POLNET) yer alan parmak izi programındaki kişilere ait fotoğraflar

gösterilmiş ancak tanık, bu kişiler içinde olayı gerçekleştiren kişinin

bulunduğu yönünde bir teşhiste bulunamamıştır.

36. Tanık 10/6/2008 tarihinde (olaydan bir gün sonra) karakola

yeniden çağrılmış vesaat 12.00'de K.Ş.ye, saat

23.00'te ise Ş.Ç.ye ilişkin olarak tanığa ayrı ayrı teşhis yaptırılmıştır. Busırada teşhis odasına şüpheliler dışında olayla ilgisi

olmayan üç kişi daha alınarak hepsi tanığa gösterilmiştir. Tanık, şüpheliler

dâhil kendisine gösterilen kişileri olay sırasında görmediğini söylemiş ve

olayı gerçekleştiren kişinin 1.90 cm boylarında, 100 kg ağırlığında ve sakallı

biri olduğunu yinelemiştir.

37. Tanık, soruşturmanın ileriki aşamasında 15/7/2008 tarihinde

(olaydan yaklaşık bir ay sonra) Cumhuriyet Başsavcılığında yeniden ifade

vermiştir. İfadesi alınırken şüpheliler K.Ş. ve Ş.Ç.nin

soruşturma dosyasında bulunan fotoğraflı kimlik belgeleri Cumhuriyet Savcısı

tarafından kendisine gösterilmiştir. Tanık, şüphelilerin büyük bir olasılıkla

olayı gerçekleştiren kişi olmadığını düşündüğünü ancak bu kişinin yüzünü, kavga

sırasında arkasından tutmaya çalıştığı için göremediğini, başvurucunun silahla

vurulması anında ise bir an görebildiğini ve saç stilinin Ş.Ç.nin

saç stiliyle uyuşmadığını söylemiştir.

38. Bu tanığa da 30/10/2008 tarihinde diğer tanıklarla birlikte

şüpheli K.Ş. dâhil sekiz kişinin fotoğrafları gösterilerek teşhis işlemi

yaptırılmış; tanık, fotoğrafları gösterilen kişileri olaya karışan kişiye

benzetemediğini söylemiştir.

B. Soruşturma Kapsamında Yapılan Adli İşlemler

39. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/6/2008

tarihinde şüpheliler K.Ş. ve Ş.Ç.nin kastenöldürmeye teşebbüs suçundan tutuklanmalarını Sulh

Ceza Mahkemesinden (Mahkeme) talep etmiştir. Mahkemece şüphelilerin sorguları

yapılmıştır. Şüpheliler, bu sorgularında kolluk ve Cumhuriyet Başsavcılığında

verdikleri ifadelerini tekrar ederek aracın olay günü M.E. isimli kişide

olduğunu ve olaya karışmadıklarını söylemişlerdir.

40. Mahkeme, tutuklama talebini mevcut delil durumunu gerekçe göstererekreddetmiş ve adı geçenlerin serbest

bırakılmalarına karar vermiştir.

41. Başvurucunun vekili aracılığıyla bu karara itirazı, Asliye

Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Mahkeme, bu kararına gerekçe olarak tanık A.E.nin 10/6/2008 tarihli teşhis işlemini (bkz. §§ 34, 36)

ve aynı tanık ile tanık B.Ç.nin ifadelerini (bkz. §§

27, 33) göstermiştir.

C. Maddi

Delilİncelemeleri

42. Olay yeri inceleme ekibi tarafından olay günü saat 22.00

sıralarında yapılan incelemeler sonucunda bir adet tabanca mermisi kovanı ve

demir çubuk bulunmuş, bu kovan ve demir çubuk incelenmek üzere muhafaza altına

alınmış, ayrıca olay yerinin basit krokisi ile inceleme raporu düzenlenmiştir.

43. Olay yerinden elde edilen kovan,Polis

Kriminal Laboratuvarına gönderilmiştir. Laboratuvar

tarafından 12/6/2008 tarihinde düzenlenen rapora göre söz konusu kovan, tanık A.E.nin ifadesinde söylediği gibi 7.65 mm. çaplı fişek atar

silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş fişeklerdendir. Kovan, bu kovanın

atıldığı silahın elde edildiğinde tespit edilebilmesi için Laboratuvarda geçici

olarak muhafaza altına alınmıştır.

44. Karakola geldiğinde K.Ş.nin el svapları alınmış ancak Kriminal

Laboratuvarın 4/7/2008 tarihli raporunda bu svaplar

üzerinde atış artıklarına rastlanmadığı bildirilmiştir.

45. K.Ş.ye ait araç 1/7/2008 tarihinde Kağıthane ilçesinde bir

sokakta kapıları açık ve terk edilmiş şekilde bulunmuştur. Aynı gün kolluk

görevlilerince üzerinde maddi delil ve parmak izi incelemesi yapılmış ancak

mukayeseye elverişli ize ya da benzeri bir delile rastlanmamıştır.

46. Aracın terk edildiği bölgede kolluk görevlileri tarafından

yapılan araştırmada, sokağa bırakan kişiyi gören veya bilen bir tanığın

olmadığı, ayrıca aracın sokakta ilk kez terk edilmiş şekilde bulunmasından

15-20 gün önce görüldüğü tespit edilmiştir.

47. Soruşturmada, kavganın yaşandığı veya başvurucunun silahla

vurulduğu yeri görüntüleyen bir MOBESE ya da iş yeri güvenlik kamerasının

bulunmadığı tespit edilmiştir.

48. K.Ş.ye ait aracın olay günü izlediği güzergâhın tespit

edilebilmesi için olay tarihinden terk edilmiş şekilde bulunduğu 21/6/2008

tarihine dek İstanbul'daki köprülerden ve otoyol gişelerinden geçiş yapıp

yapmadığı Karayolları Müdürlüğünden sorulmuş, Müdürlükçe bir geçiş kaydının

bulunmadığı bildirilmiştir.

D. Başvurucunun Beyanları

49. Soruşturmada olayın hemen ardından başvurucunun ifadesinin

alınmasına çalışılmış ise de doktorlarının beyanlarına göre ifade veremeyecek

durumda olması nedeniyle bu, 9/7/2008 tarihine (olaydan bir ay sonrası) dek

mümkün olmamıştır.

50. Başvurucunun sağlık durumu itibarıyla hangi tarihte ifade

verebilecek durumageldiği ve tedavi gördüğü

hastaneden taburcu edildiği soruşturma belgelerinden kesin olarak

anlaşılamamakla birlikte aşağıda yer verilen ifadelere göre taburcu edildikten

bir süre sonra belirtilen tarihte Cumhuriyet Başsavcılığına başvurup vekili

huzurunda ifadesini verdiği anlaşılmıştır.

51. Başvurucu bu ifadesinde olay günü müşterilerinin içlerinden

birinin hasta olduğu gerekçesiyle kendisinden süratli gitmesini istemesi

üzerine bazen başka araçların önüne geçerek ilerlemek zorunda kaldığını, bir

müddet trafikte bu şekilde ilerledikten sonra bir sürücüyle bu nedenle

tartıştıklarını, tartışmanın kavgaya dönüştüğünü ve sürücünün bu sırada "Sen beni tanımıyorsun bana Ş... Ç... derler."

deyip kendisine yumruk attığını, bu kişiyi daha önce görmediğini ve

tanımadığını söylemiştir.

52. Başvurucu, kavganın sona ermesinden sonra müşterilerini olay

yerinde bırakarak taksisiyle diğer aracı takip etmeye başladığını, bir süre

sonra diğer sürücünün durup aracından inmesi üzerine taksisinden indiğini, bu

sırada sürücünün elinde bir tabanca olduğunu ve kendisine doğrulttuğunu

gördüğünü, kendini korumak amacıyla taksisinin bagajına önceden koyduğu demir

çubuğu almak için hamle yaptığı sırada gözlerinin aniden karardığını ancak

silah sesi duymadığını söylemiştir.

53. Başvurucu bu ifadesinde diğer sürücünün eşkâlini de

vermiştir. Başvurucu, yukarıda yer verilen tanık anlatımlarında olduğu gibi bu

kişinin 35 yaşlarında, 1.75-1.80 cm boylarında ve yaklaşık 100 kg ağırlığında

olduğunu söylemiş; dalgalı saçlı ve şakak kısmındaki saçlarının kırlaşmış

olduğunu, şivesinin Karadeniz Bölgesi'ne has şiveye yakın olduğunu da ifade

etmiştir.

54. Tanıklar Y.K., A.Y. ve B.Ç.nin

karakola çağrılarak yeniden teşhis işleminin gerçekleştirildiği 17/11/2009

tarihinde, olay sonucunda görme yeteneğini tamamen kaybeden başvurucu da

çağrılmış, K.Ş. ile K.Ş.nin yanında teşhis işlemine

katılan kişilerin başvurucunun yakınında ayrı ayrı konuşması sağlanmış, bu

seslerden birinin ya da birkaçının kendisini yaralayan kişinin sesiyle benzer

olup olmadığı başvurucuya sorulmuştur. Başvurucu, olayın üzerinden uzun bir

zaman geçtiğini, tartıştığı kişiyle aralarında yüksek ses tonuyla ve sert

vurgulamalarla kısa bir konuşmanın gerçekleştiğini, bu nedenle dinletilen

kişilerin ses tonlarını kendisini yaralayan kişinin ses tonuna benzetemediğini

söylemiştir.

E. Başvurucu

Hakkında Düzenlenen Adli Raporlar

55. Başvurucu hakkında Adli Tıp Kurumundan alınan 11/6/2008

tarihli ilk adli raporda; sol maxillada (sol üst çene kemiği) ve sağ zigomada

(sağ elmacık kemiği) ateşli silah çekirdeği yaralarının mevcut olduğu, epikriz

ve konsültasyon raporlarının temini sonrasında kesin raporun düzenleneceği

bildirilmiştir.

56. Adli Tıp Kurumundan alınan 21/8/2008 tarihli ikinci adli

raporda; başvurucuda subdural

(beyin-omurilik sert zarı altı) hematom (kan toplanması nedeniyle şişlik), sağ temporal (şakak

kemiği) fraktürü

(kırık) tespit edildiği ve bilateral

(iki taraflı) glob

(küre) perferasyonunun

(delinme) mevcut olduğu bildirilmiştir. Raporda, göz ve plastik cerrahi

konsültasyon raporlarının temini sonrası kesin raporun düzenleneceği

belirtilmiştir.

57. Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu 22/6/2009 tarihinde,

belirtilen konsültasyon raporlarını aldıktan ve geçici raporlarla birlikte

epikriz raporunu da inceledikten sonra kesin adli raporu düzenlemiştir. Raporda

başvurucunun yaralanma nedeniyle hayati tehlike geçirdiği, her iki gözünün tam

görme yeteneğini yitirdiği, yüzünde sabit iz ve hayat fonksiyonlarını ağır

derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluştuğu belirtilmiştir.

F. Soruşturma Kapsamında Yapılan Diğer

Araştırmalar

58. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Pasaport Şube Müdürlüğüne

12/6/2008 tarihinde yazı yazılarak M.E. hakkında kayıtlarının bulunup

bulunmadığı hususunda çok acele bilgi verilmesi istenmiştir.

59. Şube Müdürlüğünün cevap yazısıyla kayıtlarında bu kişi

hakkında bir bilgiye rastlanmadığı bildirilmiştir.

60. Soruşturmada ayrıca şüphelilerin ve yakınlarının

kullandıkları tespit edilebilen mobil telefonların olay gününe ilişkin görüşme

kayıtları ilgili telefon operatörlerinden getirtilerek incelenmiştir.

61. Bu inceleme sonucunda şüpheli Ş.Ç.nin

olay günü İstanbul'da bir görüşme yaptığı ya da K.Ş. ile görüştüğü tespit

edilememiştir. Ancak şüpheli K.Ş.nin başka bir kişi adına

çıkarttığı telefon hattıyla ve kendi adına kayıtlı başka bir hatla kardeşi

T.Ş.ye ait telefonu saat 19.53’ten itibaren -olayın gerçekleşmesinin hemen

ardından- çok sık aralıklarla aradığı ve uzun süren görüşmeler yaptığı, ayrıca

kolluk görevlileriyle görüşmesini takiben ve polis karakoluna teslim olmadan

önce de aracının terk edilmiş olduğu Kağıthane'deki sokağın hemen bir üst

sokağında bulunan baz istasyonunun bulunduğu alanda telefonla görüştüğü

belirlenmiştir.

62. Bu durum üzerine K.Ş.nin ifadesi,

Cumhuriyet Savcısı tarafından yeniden alınmıştır. K.Ş. bu ifadelerinde özetle,

telefon görüşme kayıtlarında olay günü Fatih'te olmasına rağmen Kağıthane

bölgesinde görüşme yaptığının belirlenmesinin sebebini anlayamadığını

söylemiştir.

63. K.Ş. bu ifadelerinde önceki ifadelerinden farklı olarak olay

günü aracının anahtarını Ş.Ç.ye verdiğini ancak onun anahtarı bir başkasına

verdiğini görmediğini söylemiş; bununla birlikteŞ.Ç.nin

bu olaylardan önce M.E. isimli kişiden bahsedip yakından tanıdığı ve güvenilir birisi

olduğunu ifade ettiğini de eklemiştir.

64. Şüphelilerin ve yakınlarının telefonla iletişimlerinin üç ay

süreyle dinlenmesine ve kayda alınmasına -Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle-

Mahkemece 26/11/2009 tarihinde karar verilerek görüşmeler bu tarihten sonra

belirtilen süreyle dinlenmiş ise de bu dinlemelerden bir bilgi elde

edilememiştir.

G. Kamu Davası Süreci

65. Cumhuriyet Başsavcılığı 28/12/2010 tarihinde, savunmalarının

hayatın olağan akışına uygun olmadığı, adı, adresi ve telefonu belli olmayan

bir kişi tarafından K.Ş.ye ait aracın geçici olarak istenmesinin ve daha da

ötesi K.Ş. tarafından verilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca yapılan

araştırmalarda M.E. isminde bir kişinin varlığının da tespit edilmediği

gerekçesiyle K.Ş ve Ş.Ç. hakkında kasten öldürmeye teşebbüs ve yasak nitelikte

silah taşımak eylemlerinin failini gizlemek ve kimliğinin ortaya çıkarılmasını

engellemek amacı ile birlikte hareket ettikleri iddiasıyla suçluyu kayırma

suçundan kamu davası açmıştır.

66. K.Ş. ve Ş.Ç. hakkında suçluyu kayırma suçundan yürütülen

kamu davasında ise başvurucu yeniden ifade vermiş ve önceki ifadelerinde olduğu

gibi kendisini yaralayan kişinin kavga sırasında "Bana Ş...Ç... derler." dediğini

söylemiştir.

67. K.Ş. ve Ş.Ç. ise bu davadaki savunmalarında da suçlamayı

reddederek olayla bir ilgilerinin bulunmadığını, olay günü aracın M.E.de

olduğunu söylemişlerdir.

68. Bu yargılamada tanık Y.K.nın

istinabe yoluyla ifadesi alınmıştır. Tanık, önceki ifadelerini tekrar ederek

olay günü başvurucuyla tartışan kişinin şivesinin Kafkasya bölgesinden ülkemize

göç eden kişilerin şivesine benzediğini, çalıştığı iş yerinde bu bölge kökenli

kişiler olduğu için söz konusu şiveyi yakından bildiğini söylemiştir. Ancak bu

ifadesinde de bu kişinin başvurucuyla tartıştığı sırada ismini söylediğine

ilişkin bir beyanı olmamıştır.

69. Davaya bakan İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi 13/4/2012

tarihli kararında, sanıkların kasten öldürmeye teşebbüs suçunun faili ve şeriki

olduğunun ileri sürüldüğünü belirterek haklarında suçluyu kayırma suçundan kamu

davası açılabilmesi için soruşturmada öncelikle olayın failinin belirlenmesinin

ve akabinde buna göre durumlarınınnetleştirilmesinin

gerektiği gerekçesiyle sanıkların beraatine

hükmetmiştir.

70. Başvurucu tarafından temyiz edilen bu karar, Yargıtay 9.

Ceza Dairesinin 18/6/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır.

H. Kamu Davası Açılmasından Sonra

Gerçekleştirilen Soruşturma İşlemleri

71. Cumhuriyet Başsavcılığı, bu davayı açtıktan sonra da bazı

soruşturma işlemleri gerçekleştirmiş ve 7/5/2011 tarihinde başvurucunun

ifadesini kolluk aracılığıyla yeniden almıştır. Başvurucu bu ifadesinde, yoğun

bakım ünitesinde yaklaşık 7 gün, ilgili serviste ise 4 gün kaldıktan sonra

hastaneden taburcu edildiğini, olaydan 9 ay kadar sonra yanında C.D. isimli

kişi olduğu hâlde ziyaretine gelen veKağıthane

Şoförler Odası Başkanı A.T.nin, olayı gerçekleştiren

kişinin uzlaşma karşılığında bir miktar para vermeyi ya da çocuğuna ev almayı

teklif ettiğini söylediğini ancak bu kişinin kim olduğunu söylemediğini,

kendisinin ise bu teklifi reddettiğini ileri sürmüştür.

72. Başvurucunun babası da aynı gün kollukta dinlenmiş,

ifadesinde olayın gerçekleşme şeklini ilk olarak tanıklarından ve kolluk

görevlilerinden öğrendiğini,başvurucunun hastaneden

taburcu edildikten sonraki görüşmelerinde tanıklardan ve kolluk görevlilerinden

duyduklarını doğruladığını ve failin olay sırasında ismini Ş.Ç. olarak

söylediğini ifade ettiğini beyan etmiştir.

73. Başvurucunun ifadesinde adları geçen A.T. ve C.D. 23/6/2011

tarihinde kollukta alınan ifadelerinde başvurucunun iddialarını tümüyle

reddetmişlerdir.

74. Başvurucunun bu konuda kollukta 15/5/2011 tarihinde dinlenen

iki akrabası ise başvurucuya şikâyetinden vazgeçmesi için para teklif

edildiğini duyduklarını söylemişlerdir. Tanık N.K. ayrıca, başvurucunun bu

teklifi reddetmesinin sonrasında A.T.nin aynı teklifi

kendisine yaptığını ancak kabul etmediklerini belirtmiştir. Tanık D.N. ise

teklifi duymasının yanı sıra tedavisinin tamamlanmasından sonra başvurucuyu

önce bir avukata ardından da Cumhuriyet Başsavcılığına götürdüğünü söylemiştir.

75. Aynı konuda kollukta dinlenen ve başvurucunun yakını olan

H.İ.K de olaydan sonra ziyaretine gittiğinde başvurucunun, olayın failinin

Çeçenlerle bağlantısı bulunduğunu ileri sürdüğü Ş.Ç. olduğunu söylediğini ifade

etmiştir. Tanık, başvurucuya ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle maddi

yardım için bir talebinin olup olmadığını sorduğunda bir taksi plakası

alınmasını istediğini söylemesi üzerine Salih isimli bir arkadaşına bu konuyu

açtığını ifade etmiş; devamında Salih'in iki gün sonra kendisini telefonla

arayarak ismini vermediği kişilerle görüştüğünü, bu kişilerin olaya karışan

kişiler olmayıp ekonomik durumlarının da başvurucunun talebini karşılayacak

derecede iyi olmaması nedeniyle belli bir miktar para karşılığında başvurucuya

bir ev almayı ve öğrenci olan çocuklarına belli aralıklarla maddi yardımda

bulunmayı kabul ettiklerini söylediğini eklemiştir. Son olarak da bu teklifi

başvurucunun babasına ilettiğini, babasının kararı başvurucuya bıraktığını,

başvurucunun ise "Gözümün değeri bu

kadar değil." diyerek teklifi geri çevirdiğini söylemiştir.

76. Soruşturmada Salih isimli kişinin açık kimliğine ve bu

kişinin olaya ilişkin ifadesinin alınıp alınmadığına ilişkin bir bilgi veya

belge bulunmamaktadır.

77. Cumhuriyet Başsavcılığı, bu aşamada K.Ş. ve Ş.Ç. ile

yakınlarının kullandıkları mobil telefon iletişim kayıtlarına ilişkin

araştırmayı derinleştirmiştir. Bu araştırma sonucunda şüphelilerin olay günü ve

bu güne yakın tarihlerde görüştüğü kişileri tespit ederek bu kişilerin ev ve iş

yerlerinde delil aramıştır. Aramalar sonucunda aşağıda açıklanacağı üzere

birtakım suç eşyası (9 mm çapında mermi) ile bazı kişilere (K.U. ve Ş.Ş.)

ulaşmış ve bu kişilerin ifadelerini şüpheli sıfatıyla almış ancak olayla bir

irtibatlarını tespit edememiştir.

78. Soruşturmanın bu şekilde derinleştirilerek K.U. isimli

kişinin telefon görüşme kayıtlarının incelenmesinden olayın ertesi günü K.Ş.nin kardeşi Ş.Ş ile beş kez görüşme yaptığı, olaydan

bir hafta ve bir gün önce ise şüpheli Ş.Ç. ile görüştüğü tespit edilmiştir.

79. Bu tespit üzerine derhâl K.U.nun

evinde arama gerçekleştirilmiş, bu aramada dört adet 9 mm çapında mermi

bulunmuş ancak olayda kullanılan silah ya da olayla irtibatlıbir

delil elde edilememiştir.

80. K.U.nun kollukta ve Cumhuriyet

Başsavcılığında ayrı ayrı şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. K.U. bu

ifadelerinde özetle şüpheli Ş.Ç.yi ve M.E. isminde

bir kişiyi tanımadığını ancak K.Ş.yi uzun zamandır

tanıdığını, bir dönem birlikte Çeçenistan'daki silahlı mücadeleye -kendi

ifadesine göre- katıldıklarını, Çeçenistan'daki insani yardım kuruluşlarında

gönüllü olarak çalıştığını ve K.Ş. ile Ş.Ç.nin

telefonundan görüşmüş olabileceğinden kayıtlarda Ş.Ç. ile görüştüğünün tespit

edilmiş olabileceğini söylemiştir.

81. K.U. bu ifadesinde ayrıca Kağıthane Şoförler Odası Başkanı A.T.nin bulunduğu bir ortamda başvurucuya para yardımı

yapılmasını önerdiğini; K.Ş.nin, aracının olaya

karışmış olması nedeniyle başvurucuya belli bir miktar para yardımı yapmak

istediğini bildiğinden bu durumu A.T.ye anlattığını, akabinde A.T.nin K.Ş.nin bu isteğini

başvurucuya iletip iletmediğinden haberdar olmadığını söylemiştir.

82. Başvurucunun ve görgü tanıklarının verdiği eşkâle

uymadığından K.U.hakkında yürütülen soruşturma

ayrılmış ve sadece evinde bulunan mermiler nedeniyle hakkında kamu davası

açılmıştır.

83. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/2/2012 tarihinde daimî arama

kararı vererek kolluğa, dava zamanaşımının dolacağı tarih olarak belirlediği

9/8/2033 tarihine kadar olayın failinin kimliğinin tespitine ve yakalanmasına

çalışılması, açık kimliği tespit edildiğinde ya da yakalandığında derhâl

Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi, ayrıca araştırmanın akıbeti

konusunda başkaca bir yazışmaya mahal verilmeksizin her üç ayda bir bilgi

verilmesi talimatını vermiştir.

İ. Bireysel Başvuru Süreci

84. Başvurucu, 4/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

85. Anayasa Mahkemesi tarafından soruşturma dosyası incelenmek

için Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir. Başsavcılık 25/3/2016

tarihinde UYAPüzerinden dosyanın suretini

göndermiştir. Bu suretlerin incelenmesinden soruşturmada daimî arama kararı

verilmesinden sonra kolluk tarafından olayın failinin tespiti çalışmalarına

devam edildiği ve belirli tarih aralıklarıyla (3 aylık) buna yönelik tutunakların düzenlenerek Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderildiği, Cumhuriyet Savcısının da bu çalışmalarının yürütülüp

yürütülmediğini ilgili kolluğa uygun aralıklarla yazı yazarak takip ettiği

anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

86. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen

Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir

suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar."

87. 5271 sayılı Kanunu’nun "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma evresi sonunda toplanan

deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet

savcısı, bir iddianame düzenler."

88. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen

(soruşturmanın yürütüldüğü dönemde yürürlükte olan) 18/10/2011 tarihli ve (10)

No.lu Genelge'nin ilgili kısımları şöyledir:

"...

3- İnsan haklarına saygılı bir şekilde maddi

gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için

soruşturmaların zamanında, etkin, eksiksiz, süratli ve düzenli bir şekilde

yürütülmesi, bu cümleden olarak; suç işlenildiğinin

herhangi bir şekilde öğrenilmesi üzerine zaman geçirilmeksizin soruşturma başlatılması,

delillerin tespit edilerek muhafaza altına alınması, gerektiğinde olay yerinin

güvenliğinin sağlanması suretiyle delillerin kaybolmasını ve bozulmasını

önleyici tedbirler alınarak olay yerine derhâl gidilmesi, olay yerinin

incelenmesi ile keşif yapılmak suretiyle ileri sürülen iddialarla

karşılaştırılmasının yapılması, olay yerinin fotoğraflarının veya

görüntülerinin soruşturmayı aydınlatacak şekilde tespit ettirilmesi, ayrıca

yapılan işlemlerin ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmesi, şüpheli veya sanığın

beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması gibi soruşturma işlemlerinin usul

ve kanun hükümlerine göre geciktirilmeksizin yerine getirilmesi, olayla ilgili

olan şüpheli, tanık, şikâyetçi ve mağdur ifadelerinin eksiksiz bir şekilde ve

usulüne uygun olarak alınması,

...

56. Faili meçhul olay ve cinayetlerin

soruşturulmasında,

...

e) Yeterli delil ve emarelerin bulunup

bulunmamasına bakılmaksızın, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmeyerek, suçun ya da faillerinin tespiti ve bulunması için zamanaşımına

kadar aranmalarının sürdürülmesi;

...

g) Soruşturma evraklarının ilgili Cumhuriyet

savcısı tarafından sık sık gözden geçirilmesi, ancak sadece soruşturma

evrakının en üstündeki müzekkereye cevap verilmiş olup olmadığı ile

yetinilmeyerek içeriği itibarıyla başkaca eksik kalmış bir husus varsa onun da

tamamlanması için gerekli yazının yazılması, sonucunun uygun aralıklarla takip

edilmesi,

(...)”

B. Uluslararası Hukuk

1. Birleşmiş Milletler

Belgeleri

89. Birleşmiş Milletlerin 29 Kasım 1985 tarihli Suçtan ve Yetki

İstismarından Mağdur Olanlara Adalet Sağlanmasına Dair Temel Prensipler

Bildirisi'nde;

-Suç mağdurlarının uluslararası ve ulusal düzeyde adalete

ulaşmalarını ve adil muamele görmeleri,

-Zararlarının giderilmesi, tazminat ve yardım için tedbirler

alınması,

-Yargısal ve idari mekanizmaların mağdurların ihtiyaçlarına

karşılık verebilmesi için mağdurlara özellikle ağır suçlar söz konusu olduğunda

ve mağdurların talep etmeleri halinde, yargılamadaki rolleri ve kapsamı,

yargılamanın zamanlaması ve ilerlemesi ile davalarının durumu hakkında bilgi

verilmesini,

-Sanığın haklarına zarar vermeden ve ulusal ceza adaleti

sistemine uygun biçimde mağdurun kişisel haklarını ilgilendirdiği durumlarda

davanın gerekli aşamalarında kendisinin görüş ve düşüncelerini sunmasına izin

verilmesini,

-Hukuki süreç boyunca mağdurlara uygun bir hukuki yardım

sağlanmasını,

-Mağdurlara verilebilecek rahatsızlıkları asgariye indirmek,

mahremiyetlerini korumak, gerektiği zaman kendilerinin, ailelerinin ve

lehlerine olan tanıkların güvenliklerini sağlamak ve onları baskı ve

misillemeye karşı korumak için tedbir almaları,

90. 27 Ağustos - 7 Eylül 1990 tarihleri arasında Küba’nın Havana

şehrinde yapılan 8. Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahı

Konferansında kabul edilen Savcıların Rolüne Dair Yönergede;

-Adalet dağıtımında temel bir unsur olan savcıların suçların

soruşturulması ve bu soruşturmaların hukukiliğinin gözetiminde aktif bir rol

üstlenmesi;

-Görevlerin hukuka uygun olarak, adil, sürekli ve süratli bir

biçimde insan onuruna saygı gösterip koruyarak insan haklarının yanında yer

alarak yürütülmesi ve ceza adaleti sisteminin düzgün işlemesine katkıda

bulunulması;

-Savcıların görevlerini yaparken, işlerini tarafsızlıkla ve her

türlü siyasal, sosyal, dinsel, ırksal, kültürel, cinsel veya başka herhangi bir

ayrımcılıktan kaçınarak yürütmeleri, objektif bir biçimde hareket etmeleri,

şüphelinin ve mağdurun durumunu gereği gibi dikkate almaları tavsiyelerine yer verilmiştir.

2. Avrupa Konseyi Belgeleri

91. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygıyükümlülüğü"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki

alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan

hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar"

92. Sözleşme'nin "Yaşam Hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

" Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

..."

93. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin, 2.

maddesinin 1. maddesiyle birlikte yorumlandığında devletin yaşama hakkı

kapsamındaki bir olayı etkili soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabul

etmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 18984/91, 5/9/1995, §161). Mahkeme, yaşama hakkı kapsamında

incelediği McCann ve diğerleri/ Birleşik Krallık

başvurusunda verdiği kararla devletin etkili soruşturma yükümlülüğü bulunduğunu

ilk kez belirgin bir şekilde karar altına almıştır.

94. Mahkeme'ye göre bu yükümlülük, sadece bir kamu görevlisinin

eylemi veya ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından geçerli

değildir (Salman/Türkiye [BD], B. No: 21986/93, 27/6/2000,§ 105, Şener Can ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 27446/12, 24/11/2014, § 37). Devletin, doğal olmayan

her ölüm olayında, -öldürmeme ya da yaşamı korumama yükümlülüklerini ihlal

etmemiş olsa da- gerçekleşen ölümün sebebini ve varsa sorumlularını ortaya

çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yapma yükümlülüğü vardır. Ayrıca,

devletin etkili soruşturma yapma şeklindeki usul yükümlülüğü, maddi

yükümlülükten ayrı ve bağımsız bir yükümlülük haline gelmiştir.

95. Mahkeme, 2001 yılında incelediği bir başvuruda verdiği

kararda ise devletin yükümlülüğündeki etkili soruşturmanın ilkelerini

belirlemiştir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94,

4/5/2001). "Jordan Prensipleri" olarak anılan bu ilkeler, Mahkemenin

tamamen yeni belirlediğiilkeler değildir. Yukarıda

belirtilen McCann ve diğerleri/ Birleşik Krallık kararından

beri önüne gelen davalarda uyguladığı birtakım ilkelerinsistematikleştirilmesinden

ibarettir. Mahkemenin yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturmaya ilişkin

belirlediği ilkeler şöyledir:

-Soruşturma makamlarının yaşama hakkıyla ilgili konulardan

haberdar olduklarında kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, §105),

-Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, §106),

-Soruşturmanın sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını

sağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı aydınlatmaya

yarayabilecek bütün delillerin toplanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, §107),

-Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, §108),

-Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine açık

olması, her olayda ölen kişinin yakınlarının veya başvurucunun meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının

sağlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık,§ 109).

96. Mahkeme kararlarında, soruşturmanın etkililiği için bu

ilkeleri belirlemekle birlikte soruşturma yükümlülüğünün bir sonuç yükümlülüğü

değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğunu, bu itibarla bu

konudaki yaptığı değerlendirmelerin hiçbir şekilde başvuruculara üçüncü kişileri

adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiğive

tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma

ödevi yüklediği anlamına gelmediğini de belirtmiştir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 96).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

97. Mahkemenin 11/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlığın Görüşü

98. Başvurucu; hayati tehlike geçirmesiyle ve görme yeteneğini

kaybetmesiyle sonuçlanan olaya ilişkin soruşturmada, şüpheli Ş.Ç. hakkında kamu

davası açmaya yeterli delil olmasına rağmen soruşturma makamlarının yıllardır

pasif bir tutum sergileyerek bu şüpheli hakkında kamu davası açmadığını ileri

sürmüştür. Bunun yanında şüphelilerin tutuklanmaması nedeniyle güvenliğinin

tehlikeye atıldığını da iddia etmiştir. Ayrıcasoruşturmanın

makul sürede tamamlanmadığını ve Asliye Ceza Mahkemesinin şüpheliler (sanıklar)

hakkında verdiği beraat kararının başlı başına ihlal oluşturduğunu belirtmiştir.

99. Başvurucu; bu gerekçelerle Anayasa’nın 17., 19., 36., ve 40.

maddelerinde güvence altına alınan yaşama, kişi hürriyeti ve güvenliği, adil

yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

ihlalin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

100. Bakanlık görüşünde, öncelikle başvurunun kabul

edilebilirliğine ilişkin açıklamalara yer verilmiş ve bu bağlamda başvuru

yolunun tüketilmesinin yaşama hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısından

herhangi bir etkisi kalmamışsa başvurucunun bunu anladığı andan itibaren ve bu

yolun tüketilmesini beklemeden bireysel başvuru yoluna müracaat etmesi

gerektiği ifade edilmiştir.

101. Görüşte, başvuruya konu soruşturmada 7/2/2012 tarihinde

daimî arama kararı verilmesine rağmen etkili olarak yürütülmediğine ilişkin

bireysel başvuruda bulunulması için 4/8/2014 tarihinde dek beklendiği

belirtilmiş; bu nedenle başvurunun, süresi içinde yapılıp yapılmadığı yönünden

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

102. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilebilirliğine

ilişkin ikinci olarak, daimî arama kararının Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru imkânının getirildiği 23/9/2012 tarihinden önce verilmiş olması

nedeniyle başvurunun, zaman bakımından kabul edilebilir olup olmadığı yönünden

de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

103. Bakanlığın başvurunun esasına ilişkin görüşünde ise

öncelikle başvurucunun iddiasının yaşama hakkının sadece etkili soruşturma

yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği belirtilmiş,

devamında yaşama hakkı kapsamında yürütülecek ceza soruşturmasının etkili

olabilmesi için Anayasa Mahkemesinin ve AİHM'in

belirlediği ilkeler sıralanmıştır.

104. Görüşte son olarak başvuruya konu soruşturmada

gerçekleştirilen ve yukarıda ifade edilen soruşturma işlemlerinin bir kısmı

belirtilerek devletin yaşama hakkı bağlamında sahip olduğu etkili soruşturma

yükümlülüğünü ihlal ettiği yönündeki şikâyetin değerlendirilmesi konusundaki

takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

105. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir."

106. Anayasa'nın “Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Uygulanabilirlik Yönünden

107. Somut olayda başvurucu hayattadır. Bu nedenle başvuruda

öncelikle yaşama hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının uygulanabirliği hususunda bir

değerlendirme yapmak gerekir.

108. Bir olayda yaşama hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri, doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşama hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20.)

109. Ölümle sonuçlanmayan bir olaya ilişkin başvuru da mağdura

karşı yapılan eylemin niteliği ve failin amacı gibi somut olayın koşulları

dikkate alınarak yaşama hakkı kapsamında incelenebilir.

110. Bu değerlendirme yapılırken eylemin potansiyel olarak

öldürücü niteliğe sahip olup olmadığı ile maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki

bütünlüğü üzerindeki sonuçları önem taşımaktadır.

111. Somut olayda başvurucunun hayata döndürülmek için bir süre

hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavi gördüğü anlaşılmıştır. Başvurucuya

yönelik saldırının yakın mesafeden ateşli bir silahla gerçekleştirilmesi ve

saldırıda hayati nahiyesi olan baş bölgesinin hedef alınması nedenleriyle bu

saldırının potansiyel olarak öldürücü bir niteliğe sahip olduğu tartışmasızdır.

Diğer faktörlerle birlikte eylemin potansiyel olarak öldürücü niteliğe sahip

olması ile maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları

gözönünde bulundurulduğunda başvurunun yaşama hakkı

çerçevesinde incelenmesi gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır.

2. İncelemenin Kapsamı Yönünden

112. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

113. Diğer taraftan Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşama hakkının, devletin negatif (öldürmeme) ve pozitif yükümlülükleri

(koruma ve etkili soruşturma) kapsamında maddi ve usule ilişkin boyutları

bulunmaktadır. Somut olayda başvurucu, silahlı saldırının bir kamu görevlisi

tarafından gerçekleştirildiğini veya saldırıya bir kamu görevlisinin neden

olduğunu ileri sürmemiş; yaşamına yönelik kamu makamlarınca bilinen ya da

bilinmesi gereken gerçek ve yakın bir tehdidin bulunduğuna ancak anılan makamların

yaşamını korumak için fiilî tedbirler almadıklarına ilişkin bir iddiada da

bulunmamıştır.

114. Bu itibarla başvurucunun şikâyeti, hayati tehlike

geçirmesiyle sonuçlanan olayla ilgili olarak yetkili makamlar tarafından etkili

bir soruşturma yürütülmediği konusundaki usul yükümlülüğü kapsamına

girmektedir. Bu nedenle somut olay açısından incelemenin, yaşama hakkının

sadece etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında

yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

115. Ayrıca başvurucu tarafından, Anayasa’nın 36. ve 40.

maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma ve etkili başvuru hakları

ile bağlantı kurularak ileri sürülen iddiaların yaşam hakkının etkili

soruşturma yükümlülüğü kapsamında olduğu değerlendirilmiş olup söz konusu

iddialara ilişkin inceleme de bu çerçevede yapılmıştır.

3. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Zaman Bakımından Yetki

116. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı

23/9/2012 tarihi olup Mahkeme ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

117. Bu çerçevede somut olaya bakıldığında 2008 yılında

gerçekleşen olay hakkında yürütülen soruşturmada faillerin belirlenebilmesine

yönelik daimî arama kararı verildiği ve bu soruşturmanın derdest olduğu

anlaşılmaktadır.

118. Soruşturmada verilen daimî arama kararı, olayın failinin

belirlenerek yakalanması amacıyla verilmiş bir karar olup niteliği itibarıyla

soruşturmayı sonuçlandıran bir işlem veya karar değildir. Dolayısıyla somut

olayda, başvuruya konu soruşturmayı neticelendiren ve kritik tarihten önce

kesinleşen bir işlem ya da karar mevcut olmayıp devletin etkili soruşturma

yükümlülüğü somut olayda devam etmektedir. Bu itibarla başvurunun Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında yer aldığı sonucuna

ulaşılmıştır.

b. Başvuru Yollarının Tüketilmesi

119. Başvuru yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun

temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal

sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların

ve derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

120. Yaşama hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da-

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 77; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

121. Bununla birlikte anılan kural mutlak değildir. Özellikle

ihlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti yapıldığında yeterli giderimi

sağlama imkânı tanıyan bir başvuru yolunun bulunmaması hâlinde başvuru

yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün olmayacaktır. Devam eden bir

soruşturmada etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle

yaşama hakkının ihlal edildiği iddialarını değerlendirecek, soruşturmanın

etkili yürütülmediğinin anlaşılması hâlinde bunu sağlayacak bir başvuru yolu

bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının

tüketilmesi gerekmemektedir.

c. Diğer Kabul Edilebilirlik Kriterleri

Bakımından

122. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

123. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

124. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

125. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşama hakkını koruyan

hukuk kurallarının etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap

vermesini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyigerektirmez. Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara

üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği

gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

126. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili

olabilmesi için öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm

olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmeleri gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veya

sorumlu kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili

soruşturma yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

127. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

128. Bunların yanında soruşturmaların makul bir süratle

yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan

güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi yetkililerin süratle

hareket etmeleri; olayın aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın

korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız

kalındığı görünümü verilmemesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,

10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

129. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, haberdar

olunur olunmaz olaya ilişkin resen soruşturma açılmıştır. Bu soruşturmada,

uzman ekiplerce olay yerine gidilerek teknik incelemeler ve maddi delil

tespitleri yapılmış; olay yerinin krokisi ile inceleme raporu düzenlenmiştir.

130. Soruşturmada ayrıca başvurucuya ilişkin adli raporlar

düzenlenmiş, olaya karıştığı belirlenen aracın sahibinin ve ifadesinde geçen

kişinin ifadeleri şüpheli sıfatıyla alınmıştır. Bu şüphelilerin ve yakınlarının

telefon görüşme kayıtları incelenmiş, olayın tespit edilebilen görgü

tanıklarının ifadeleri Cumhuriyet Savcısı tarafından alınmıştır.

131. Şüphelilere ilişkin teşhis işlemleri zamanında yaptırılmış,

olası suç delilinin elde edilebilmesi bakımından bazı ev ve iş yerlerinde arama

işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bunların yanında soruşturmada olay yerlerini

görüntüleyen bir kameranın bulunup bulunmadığı araştırılmış, olaya karışanaracın olay sonrasında izlediği güzergâh

belirlenmeye çalışılmış ve bu araçta maddi delil incelemesi yapılmıştır.

132. Öncelikle belirtilmelidir ki soruşturmanın delillerin

toplanması açısından etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki inceleme,

başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu

koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın gerçekleri gözönünde bulundurularak değerlendirilir. Bu nedenle

soruşturmanın delillerintoplanmasına ilişkin

etkililiği bakımında her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

133. Soruşturmaya ilişkin yukarıda yer verilen tespitler gözönünde tutularak somut olay derhâl resen harekete

geçilmesi, olayı aydınlatabilecek ve sorumlunun tespitine yarayabilecek bütün

delillerin toplanması konusunda değerlendirildiğinde soruşturmada, bu konuda

kayda değer ciddi bir eksikliğin bulunmadığı görülebilmektedir. Hatta

soruşturmada kapsamlı bir araştırma yapıldığı söylenebilir.

134. Bu tespitin yanı sıra başvurucu, soruşturma kapsamında elde

edilen bilgi ve belgelerin kendisine sunulmadığını veya olayın sorumlusunun

tespitini sağlayacak nitelikteki ilave delil tespitinde bulunma ya da araştırma

yapılmasına yönelik taleplerinin soruşturma makamlarınca reddedildiğini de

iddia etmemiştir. Bu nedenle soruşturmada, başvurucunun meşru menfaatlerini

korumak için soruşturma sürecine gerektiği ölçüde katılması yönünden de bir

eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

135. Başvurucu, şüpheli Ş.Ç.nin olayın

faili olmasına ve diğer şüpheli K.Ş.nin bu durumu

soruşturma makamlarından gizlemesine rağmen şüpheliler hakkında kamu davası

açılmadığını ileri sürmektedir. Cumhuriyet Başsavcılığı ise delilleri

değerlendirmesinden şüpheli Ş.Ç.nin olayın faili

olduğu sonucunu çıkarmamıştır.

136. Başvurucu, soruşturmada eksik veya hatalı bir işlem

yürütüldüğünü ileri sürerek ilgili makamlara bir müracaatta bulunmamış; failin

şüpheli Ş.Ç. olduğu iddiasına ilişkin herhangi bir delilin araştırılmasını veya

tespit edilmesini bu makamlardan talep etmemiştir.

137. Burada ifade edilmelidir ki Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının, olayın

gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü

iddiayı ve talebi karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında

yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi, yetkili soruşturma

makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri,

B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62).

138. Bu noktada ayrıca Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili

soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin

değerlendirmesini kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan

soruşturma işlemlerini belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir.

Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin

yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2014, § 58). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir usul, ancak Anayasa Mahkemesinin somut olaylara

ilişkin elinde bulunan kesin ikna edici nitelikteki bulgulara dayalı olarak

benimsenebilir (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58).

139. Ancak diğer taraftan soruşturma makamlarınca olayın

sebebinin objektif analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın

soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir

analizine dayalı olması gerekmektedir (Cemil

Danışman, § 99).

140. Somut olayda başvurucunun olayın failinin şüpheli Ş.Ç.

olduğu konusunda ileri sürdüğü herhangi bir somut argümanı bulunmamaktadır. Bu

iddiası, tarafsız görgü tanıklarına yaptırılan teşhis işlemleriyle ve bu

tanıkların olayın gerçekleşme şekline ilişkin anlatımlarıyla doğrulanmamış,

ayrıca bu şüphelinin olay günü bulunduğu yere ilişkin olarak elde edilen

telefon görüşme kayıtları ve baz istasyonu verileri gibi delillerle de

desteklenmemiştir.

141. Bu nedenle soruşturmada, soruşturma makamların elde

ettikleri delilleri ve gerçekleştirilmesi gerekli soruşturma işlemlerini hatalı

değerlendirdiklerini söyleyebilmeyi mümkün kılan bir bulgu bulunmamaktadır.

Dolayısıyla soruşturma dosyasında yer alan unsurlar ve taraflarca soruşturma

hakkında sunulan bilgiler gözönünde bulundurulduğunda

bu makamların, soruşturmada etkililiği sağlamak için delillerin toplanması ve

soruşturmanın yönlendirilmesi konusunda gerekli işlemleri yerine getirmedikleri

söylenemeyecektir.

142. Bu çerçevede soruşturmada, somut bir gelişmeye rağmen

soruşturma makamlarının hareketsiz kalmaya devam ettiklerini ortaya koyan bir

yön bulunmamaktadır.

143. Öte yandan bu noktada ifade edilmesi gereken en önemli

husus, etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında başvuru konusu olaylar

açısından yer verilen somut tespitlerin hiçbir şekilde Anayasa Mahkemesince

kişilerin masumiyetine veya suçlululuğuna ilişkin bir

yorum yapıldığı şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğidir. Genel ilkeler

bölümünde ifade edildiği üzere etkili soruşturma yükümlülüğü kesin olarak bir

sonuç elde etmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir (bkz. § 125).

144. Bu nedenle yaşama hakkı kapsamındaki olaylara ilişkin

soruşturmaların olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde

yürütülmesi yerine sadece belirli bir kişinin olayla ilgisi olup olmadığıyla

sınırlı biçimde yürütülmesi, usul yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından

yeterli değildir. (Turan Uytun

ve Kevzer Uytun,B. No: 2013/9461,

15/12/2015, § 89).

145. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi tarafından, etkili soruşturma

yükümlülüğü açısından delillere ilişkin bir değerlendirmede bulunulurken bu

delillerin olayın aydınlatılması ve sorumluların tespiti üzerindeki muhtemel

olumlu veya olumsuz sonuçları hakkında herhangi bir yorum yapılmamakta olup bu

yükümlülük kapsamında yapılan değerlendirmelerde sadece kendine özgü koşulları

dikkate alınan soruşturmaların, bir bütün olarak olayı tüm yönleriyle

aydınlatabilecek, varsa sorumluların tespitine yarayabilecek deliller

toplanarak yürütülüp yürütülmediği ve soruşturma makamlarının bu delillerin

toplanması için makul olan tüm tedbirleri alıp almadıkları incelenmektedir ( Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, § 186).

146. Dolayısıyla somut olayda da yukarıda yer verilen

tespitlerin şüphelilerin masumiyetine ya da suçluluğuna ilişkin bir değerlendirme

niteliği taşımadığı ve başvuruda diğer başvurularda yapıldığı gibi sadece

soruşturma makamlarının olayın sorumlusunun tespitine yarayabilecek delillerin

toplanması için makul olan tüm tedbirleri alıp almadığının irdelendiği

bilinmelidir.

147. Diğer taraftan başvurucu, 2012 yılında verilen daimî arama

kararından sonra sadece soruşturmanın ilerlemesine hizmet etmeyen rutin

yazışmaların yapıldığını ve soruşturmanın makul sürede tamamlanmadığını da

ileri sürmüştür.

148. Soruşturmanın makul bir süratle yapılıp yapılmadığına

ilişkin tespit; başvuruya konu olayın kendi koşullarına, soruşturmadaki şüpheli

veya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın karmaşıklık derecesine ve

soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlüklerin bulunup bulunmadığına

göre farklılık gösterebilecektir (Fahriye

Erkek ve diğerleri, § 91).

149. Anayasa Mahkemesi açısından bir soruşturma dosyasında yer

alan unsurlar, taraflarca soruşturma hakkında sunulan bilgiler ve olayı

çevreleyen koşullar gözönünde bulundurulduğunda

soruşturma makamlarının delillerin toplanması ve soruşturmanın yönlendirilmesi

konusunda gerekli işlemleri yerine getirdiğine kanaat getirilen durumlarda,

sadece eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişilerin kimliklerinin tespit

edilememesine bağlı olarak soruşturmanın etkisiz olduğu sonucu çıkarılması

mümkün değildir (İsmail Yıldırım ve

diğerleri, B. No: 2013/9332, 20/4/2016, § 75). Bu kabul, yaşama

hakkıyla ilgili soruşturma yükümlülüğünün bir sonuç yükümlülüğü olmamasının ve

başvuruculara üçüncü kişileri yargılatma hakkı vermemesinin olağan bir

gereğidir.

150. Bu bakımdan somut olaydaki gibi maddi delillerin

toplandığı, görgü tanıklarının ifadelerine başvurulduğu, maddi bulgular

üzerinde gerekli incelemelerin yapıldığı, soruşturmanın yönlendirilmesi

konusunda gerekli işlemlerin yerine getirildiğive

özellikle de görgü tanıklarının olası faillerin (şüphelilerin) teşhisine imkân

sağlayacak net bilgiyi sunamamış olduğu tespitinin yapılabildiği olaylarda,

daimî arama kararı verilip uzun bir süre ilerleme kaydedilememiş ve/veya olayın

faillerinin kimliklerinin tespit edilememiş olunmasına bağlı olarak

soruşturmanın etkisiz olduğu sonucuna ulaşılamayacaktır.

151. Dolayısıyla incelenen soruşturma sürecinde çok uzun süre

önce daimî arama kararı verilmesi ve buna bağlı olarak kolluk birimleri ile

rutin yazışmaların yapılması,-somut olayın koşullarında- soruşturmanın gerekli

özenle ve süratle yapılmadığının tespit edilebilmesi açısından tek başına

yeterli değildir.

152. Soruşturmaya ilişkin tüm bu tespitler bir arada

değerlendirildiğinde başvuruda olayın sebebini aydınlatabilmek ve sorumlusunu

tespit edebilmek için gerekli adımların zamanında atılmadığı, delillerin

toplanması konusunda gerekli özenin gösterilmediği ve soruşturma makamlarının

elde ettikleri tüm bulgulara ilişkin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analiz

yapmadıkları söylenemez.

153. Açıklanan nedenlerle yaşama hakkı kapsamında etkili

soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme

yükümlülüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Yasin AĞCA

Vekili

:

Av. Kadir

KARTAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13163, 11 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Şüphelilerin
  7. B. Soruşturma Kapsamında Yapılan Adli İşlemler
  8. C. Maddi
  9. D. Başvurucunun Beyanları
  10. E. Başvurucu
  11. F. Soruşturma Kapsamında Yapılan Diğer
  12. G. Kamu Davası Süreci
  13. H. Kamu Davası Açılmasından Sonra
  14. İ. Bireysel Başvuru Süreci
  15. IV. İlgili Hukuk
  16. A. Ulusal Hukuk
  17. B. Uluslararası Hukuk
  18. V. İnceleme Ve Gerekçe
  19. A. Başvurucunun İddiaları
  20. B. Değerlendirme
  21. A. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama
  22. B. Yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme
  23. C. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  24. Hakyemez
  25. Kartal
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13163
Tarih
11 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • A.k. Başvurusu (B. No: 2016/507)
  • M. I. Başvurusu (B. No: 2017/5839)
  • Devran Duran Başvurusu (B. No: 2014/10405)
  • Zafer Ud Başvurusu (B. No: 2014/2808)
  • Sabri Kezer Başvurusu (B. No: 2014/2725)
  • Ali Dursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7710)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.