İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.ş. ve Cumhuriyet Vakfı Başvurusu (B. No: 2014/11876)

1. Başvuru, bir milletvekili tarafından yapılan basın

Başvuru No2014/11876Tarih27 Aralık 2017Okuma21 dk · 4.200 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yeni Gün Haber Ajansı Basın Ve Yayıncılık A.Ş. Ve Cumhuriyet Vakfı Başvurusu

Karar tarihi
27 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/11876
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.200 kelime·21 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir milletvekili tarafından yapılan basın

açıklamasının ulusal çapta yayın yapan bir gazetede yayımlanması nedeniyle

gazetenin yayımcısı ve imtiyaz sahibi olan başvurucular aleyhine tazminata

hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvuru konusu olaylardan önce Türkçe adı Kürdistan İşçi

Partisi olan silahlı terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, Fetullah Gülen hakkında açıklama yapmıştır. Açıklama

şöyledir: "Ben Fethullah

Hoca'yı takip ediyorum, okuyorum. Olumsuz değerlendirmiyorum. Kürdistan'da

okulları, cemaatleri var, örgütlüler. Demokratik temelde, karşılıklı

yaklaşımlar olabilir."

9. Fetullah Gülen, Türkiye'de çok uzun

yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda resmî adı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olan bir yapılanmanın lideridir. Daha önce dinî bir

yapılanmanın kurucusu olarak nitelenen Gülen'in 15 Temmuz 2016 tarihli darbe

teşebbüsünün ardından yetkili makamlar tarafından yapılan açıklamalarda darbe

talimatını veren kişi olduğu belirtilmiştir (Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017,

§§ 22, 24).

10. Başvurucu Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş., ulusal çapta yayımlanan Cumhuriyet gazetesinin

yayımcısıdır. Başvurucu Cumhuriyet Vakfı ise Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz

sahibidir.

11. Cumhuriyet gazetesinin 17/8/2009 tarihli nüshasında, o dönem

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 23. Dönem İstanbul Milletvekili ve Basın Sözcüsü M.Ö.nün basına yaptığı açıklamalar

"Gülen-Apo elele Kürt devletine doğru gidiyoruz."

başlığı ile yayımlanmıştır. Hükûmetin Kürt sorununa yönelik politikası ile

Abdullah Öcalan'ın açıklamasının (bkz. § 8) yorumlandığı basın açıklamasını

içeren haber şöyledir:

"CHP Sözcüsü M.Ö., terörist başı

Öcalan'ın basına sızan 'yol haritası'nı

değerlendirdi. "Harita, Türkiye'yi bölme projesidir" diyen M.Ö., Öcalan'ın Fethullah Gülen'le

ilgili sözleri için "Gülen-Apo elele bir Kürt devletine doğru gidiyoruz" dedi.

CHP Sözcüsü ve Genel Saymanı M.Ö., İmralı'da

bulunan terörist başı Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığıyla yaptığı

açıklamaları değerlendirdi. Öcalan'ın 'yol haritası'nın

Türkiye'yi bölme projesi olduğunu, DTP'nin daha önce

demokratik özerklikten bahsettiğini ancak Öcalan'ın 'Kürt ulusu'ndan

bahsettiğini kaydeden M.Ö. şunları söyledi:

"Apo federasyon istemiyoruz diyor ama

federasyondan daha ileri taleplerde bulunuyor. Apo'nun

yol haritasına göre, Kürt kökenli yurttaşlar demokratik ulus olarak varlık

kazanacak ve ayrıca eğitimi, dini de örgütleyecekler. Meclisleri olacak,

belediyelerini istedikleri gibi yapılandıracaklar. Bütün bunlar federasyondan

da öte bir bölünme projesidir."

"Devlet içinde ayrı bir ulus yaratılmak isteniyor"

Öcalan'ın 'Atatürk hareketi gibi bir hareket' ifadesini kullandığını da

hatırlatan M.Ö., "Mustafa Kemal Kurtuluş

Savaşıyla bağımsız bir cumhuriyet kurmuştur. Abdullah Öcalan ve PKK ne kuracak,

devlet içinde ayrı bir devlet mi? Misak-ı Milli sınırları içinde bir devletimiz

var; Türkiye Cumhuriyeti. T.C üniter bir devlettir.

Şimdi demokratikleşme adıyla yapılmak istenen ayrı bir ulus yaratmaktır. Bu tam

bir bölme ve ayrıştırma projesidir" dedi. Öcalan'ın açıkladığı yol

haritasının Türkiye'yi bölünmeye götüreceğinin çok açık olduğunu ancak

kamuoyunun henüz AKP'nin yol haritasını öğrenemediğine dikkat çeken M.Ö.

"AKP'nin zaman kazanarak Apo'nun yol haritasını

beklediği anlaşılıyor. Başbakan DTP'yi kabul ederek,

İçişleri Bakanı DTP'yi ziyaret ederek müzakereye

başlanmıştı. DTP'lilerin sözcüleri yaptıkları

açıklamalarla İmralı'yı adres gösteriyor ve Apo'nun

muhatap alınmasını istiyordu. Apo'nun bu

açıklamalarıyla da müzakerelerde muhatap alınacağı anlaşılıyor. Apo 6 ay içinde bu sorunun çözülmesini istiyor, Başbakan da

yılbaşına kadar bekleyemeyiz demişti. Zaman açısından aralarında bir paralellik

var" diye konuştu.

"Lafı dolandırmanın gereği yok"

Öcalan'ın yol haritasını ortaya koyduğunu, şimdi sıranın AKP'de

olduğunu belirten M.Ö. şöyle konuştu:

"AKP bu yol haritasını, ayrı bir Kürt ulusunu, Türkiye'yi bölme

projesini kabul ediyor mu, etmiyor mu? Lafı dolaştırmanın gereği yok, bunun

cevabı verilmeli. Elbette herkes anaların gözyaşının dinmesini, evlatlarımızın

ölmemesini, Kürt kökenli yurttaşlarımızın ikinci sınıf vatandaş muamelesi

görmemesini istiyor. Elbetteki demokrasinin önündeki

engelleri kaldıralım, AB'de insan hakları, özgürlükler ve demokrasi adına ne

varsa Türkiye'de de olsun ama bunların hepsi üniter

devlet yapısı içinde olmalı. Türkiye yi bölen,

ayrıştıran değil bütünleştiren bir proje etrafında birleşmeliyiz."

"Fettullah Gülen ve Apo

elele bir Kürt devletine doğru gidiyoruz"

Öcalan'ın Fethullah Gülen'le ilgili sözlerine

de dikkat çeken M.Ö., "Fethullah

Gülen ve Apo elele bir Kürt

devletine doğru gidiyoruz, buna müsaade edilemez, fırsat verilemez" dedi.

AKP'nin 'demokratikleşme' adı altında Türkiye'yi bir uçurumun kenarına

getirdiğini, bundan mutlaka geri dönülmesi gerektiğini de belirten M.Ö., "AKP, Apo'nun taleplerinin

kabul edilemeyeceğini, üniter devlet yapımızdan taviz

verilemeyeceğini, eğitim dilimizin anayasaya göre Türkçe olduğunu derhal

açıklamalıdır. Aksi takdirde Apo ve PKK 25 yılda

mücadelesini zaferle noktalamış ve barış masasında şartlarını dikte ettiren bir

güç olarak ortaya çıkmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada esas konu unutulmuştur.

Esas konu, Türkiye'yi 25 yıldır tehdit eden, binlerce insanın ölümüne yol açan

PKK'nın etkisizleştirilmesidir." diye konuştu."

12. Cumhuriyet gazetesinin 18/8/2009 tarihli nüshasında CHP

Milletvekili M.Ö.nün basına

yaptığı yukarıdaki açıklamalar, bu defa "Kürt

Açılımı Tartışmaları" başlığı altında yayımlanmıştır.

13. Fetullah Gülen (davacı) 7/12/2009 tarihli dilekçe ile bahsi geçen açıklama nedeniyle

kişilik haklarının zarar gördüğünü ileri sürerek açıklamanın sahibi

milletvekili ile bu açıklamanın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasından sorumlu

olan başvurucular aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

14. Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, milletvekili tarafından

yapılan açıklama ve açıklamanın yer aldığı haberdeki ifadelerin davacının

kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığını belirterek 7/7/2011

tarihli kararı ile davanın reddine karar vermiştir.

15. Davacının temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 18/10/2012 tarihli ilamı ile ilk derece mahkemesinin

kararını bozmuştur. Yargıtay, söz konusu açıklamada davacı hakkında sarf edilen

sözler nedeniyle özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, söz ve nitelemelerin

eleştiri kapsamında olmayıp davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu

ve açıklamanın yayımlanmasının da hukuka aykırı olduğunu kabul etmiştir.

16. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Şişli 4.

Asliye Hukuk Mahkemesi 3/10/2013 tarihinde davanın

kısmen kabulü ile 1.500 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya

verilmesine karar vermiştir. Anılan karar başvuruculara 13/12/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular, başvuru formunda ilk derece mahkemesi tarafından

hükmedilen tazminat miktarının temyiz sınırı altında kaldığı için temyiz

talebinde bulunmadıklarını belirtmişler; 13/1/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı

Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk”

kenar başlıklı 49. maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı

bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

2. Yargıtay Kararları

19. Basının haber verme hakkına yönelik Yargıtay Hukuk Genel

Kurulu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, siyasetçiler tarafından kullanılan

ifadelerde hukuka aykırılığın varlığı tespit edilse dahi bu ifadelerin basın

tarafından yorum katılmaksızın aynen yayımlanması durumunda kural olarak hukuka

aykırılığın oluşmadığını kabul etmektedir (Bu yöndeki kararlar için bkz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararları, 13/6/2006,

E.2005/3738, K.2006/7165; 15/11/1994, E.1994/2500, K.1994/9828; 3/11/1994,

E.1994/5541, K.1994/9269; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, 4/6/1997,

E.1997/4-290, K.1997/496).

B. Uluslararası Hukuk

1. İfade Özgürlüğünün Demokratik Toplumdaki

Önemi

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)10. maddesi

şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü

hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları

gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme

özgürlüğünü de kapsar...

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu

özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan

bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade

özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM,

ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi

ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğini

yinelemektedir. AİHM'e göre 10. maddenin 2. paragrafı

saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören,

zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi"

ve "fikirler" için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici

bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde

"demokratik bir toplum"dan söz

edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi

olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von

Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §

101).

22. AİHM, demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolün

altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre -her ne

kadar özellikle de başkalarının şöhret ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak

bazı sınırları aşmaması gerekse de- basının görev ve sorumluluklarının

bilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır.

AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan ibaret olan görevine

kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi olmasaydı basın, vazgeçilmez kamusal

“gözetleyici” (watchdog)

rolünü oynayamazdı (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59, 62;Pedersen

ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No:

49017/99, 17/12/2004, § 71; Von Hannover/Almanya (2) , § 102).

2. İfade Özgürlüğü ve İtibarın Korunmasını

İsteme Hakkı Arasındaki İlişki

23. AİHM, bir gazete makalesinde hakaret içerdiği iddia edilen

beyanlara karşı bir kimsenin itibarının korunması hakkını özel yaşam kapsamında

görmektedir (White/İsveç, B. No:

42435/02, 19/12/2006, §§19, 30). AİHM'e

göre kamusal bir tartışma bağlamında ve yayımlanan yazılar nedeniyle eleştirilmiş

olsa bile bir kişinin itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir

parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007, § 35; Axel Springer AG/Almanya, B. No:

39954/08, 7/2/2012, § 83).

24. AİHM, kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade

özgürlüğünün çatışması hâlinde 10. maddenin (2) numaralı fıkrasında yer alan

"başkalarının... haklarının

korunması" ifadesine müracaat etmektedir. AİHM Büyük Dairesi 7/2/2012 tarihinde verdiği iki kararda - Von

Hannover/Almanya (2) ve Axel Springer AG/Almanya- ifade

hürriyeti ve özel hayata saygı hakkının dengelenmesinde kullanılan ilkeleri

sistematik olarak açıklamış ve uygulamıştır. Bunlar ifade özgürlüğüne konu

açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı (Von Hannover/Almanya (2), § 109),ilgili

kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin

niteliği, haber veya makalenin konusu (Von

Hannover/Almanya (2), § 110; Von

Hannover/Almanya, B. No:59320/00, 24/09/2004,

§§ 63-66; kamu tarafından tanınan kişiler için korumanın daha esnek olacağına

ilişkin bir karar için bkz. Minelli/İsviçre (k.k.), B. No: 14991/02, 14/6/2005), ilgili kişinin daha

önceki davranışları (Von Hannover/Almanya (2), § 111), yayının

içeriği, şekli ve etkileri (Von Hannover/Almanya (2), § 112), bilgilerin

elde edilme koşulları ve gerçekliği (Axel Springer AG/Almanya, § 93; Von Hannover/Almanya (2), § 113) ve uygulanan

yaptırımın niteliğidir (Axel Springer AG/Almanya,

§ 95).

3. Basının Demokratik

Toplumdaki Rolü ile Görev ve Sorumlulukları

25. AİHM'e

göre-kamunun menfaatinin bulunduğu diğer alanlarda olduğu gibi- siyasi

meselelerde de haber ve fikirleri iletmek basının kendisine düşen bir görevdir

(Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 41). Dahası AİHM'in Oberschlick/Avusturya (B. No: 11662/8, 23/5/1991, § 58) kararında belirttiği gibi basın özgürlüğü,

halka siyasi liderlerinin düşünce ve davranışlarını görme ve onlar hakkında

fikir oluşturma bakımından en uygun araçlardan birini sağlar.

26. Buna ek olarak AİHM; Kuliś/Polonya (B. No: 15601/02, 18/6/2008, § 38) kararında, düzenlenmiş olsun veya olmasın

röportajlara ve şahısların beyanlarına dayanılarak yapılan haberlerin basının

kamu bekçisi olma görevini yerine getirirken kullandığı en önemli yöntem

olduğunu ifade etmiştir.

"Başka bir şahsın sözlerinin yayılmasına yardımcı olduğu için bir

gazetecinin cezalandırılması, basının halkı ilgilendiren konuların

tartışılmasına ciddi şekilde engel olacaktır ve bunu yapmak için çok geçerli

nedenler yoksa bu yola başvurulmamalıdır."

27. AİHM'e

göre gazeteciler için başkalarını rencide veya tahrik edebilecek yahut

başkalarının itibarlarını zedeleyebilecek beyanlara resmen ve sistematik olarak

mesafeli durma yönünde bir genel koşul getirilmesi basının güncel olaylar,

görüşler ve fikirler hususunda bilgi verme rolüyle bağdaşmamaktadır (Thoma/Lüksemburg, B. No: 38432/97, 29/6/2001, § 64).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 27/12/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

29. Başvurucular; kamuoyunda "çözüm süreci" olarak

bilinen Hükûmet politikasının tartışıldığı dönemde CHP Milletvekili ve Basın

Sözcüsü M.Ö. tarafından konuya ilişkin bir basın açıklaması yapıldığını, bu

açıklamada Abdullah Öcalan'ın Fetullah Gülen

hakkındaki beyanlarının da değerlendirildiğini ifade etmişlerdir. Başvurucular

söz konusu açıklamanın yayıncısı ve imtiyaz sahibi oldukları Cumhuriyet

gazetesinin 17/8/2009 ve 18/8/2009 tarihli

nüshalarında yayımlandığını belirtmişlerdir. Başvurucular, bir milletvekilinin

basına yaptığı açıklamaları gazetede yayımlamaları nedeniyle şeref ve itibarın

zedelendiği iddiasıyla haklarında açılan tazminat davasında aleyhlerine

tazminata hükmedildiğini belirterek ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi ile “Basın hürriyeti” kenar başlıklı 28.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının

şöhret veya haklarının, ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

(28) “Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

32. Başvurucuların Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan basın

açıklaması nedeniyle açıklamanın sahibi milletvekiliylemüştereken

1.500 TL manevi tazminat ödemelerine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme

kararı ile başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede

bulunulduğu belirlenmiştir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

33. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

35. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 6098 sayılı Kanun’un

49. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Başvurucuların davacıya manevi tazminat ödemelerine karar

verilmesinin "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"na

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum

Düzeninin Gerekleri Kavramı

37. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez "demokratik

toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Bekir Coşkun [GK], B.

No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın

bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.

(b) Ölçülülük

38. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit

Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun, §§ 53, 54; ölçülülük

ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Tansel

Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali

Aydın, §§ 70-72).

(c) İfade Özgürlüğünün

Demokratik Toplumdaki Önemi

39. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 26.

maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan

basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu,

toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan

birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın, § 69; Bekir Coşkun, §§ 34-36).

40. Basın özgürlüğü; gazete, dergi, kitap gibi araçlar ile

düşünce ve kanaatleri açıklama, yorumlama, bilgi, haber ve eleştirilerin yayın

ve dağıtım haklarını kapsar. Basın özgürlüğü, düşüncenin iletilmesini ve

dolaşımını gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşünceleri her türlü araçla

açıklamak, açıklanan düşünceye paydaş sağlamak, düşünceyi gerçekleştirmek ve

gerçekleştirme konusunda ikna etmek çoğulcu demokratik düzenin

gereklerindendir. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın

özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 65).

(d) Basının Ödev ve

Sorumlulukları

41. Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifade

özgürlüğü garanti etmemiştir. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan

sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de

geçerli olan bazı "görev ve

sorumluluklar" getirmektedir (Erdem Gül

ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35). Sosyal

görevini yerine getirebilmesi için basının özgür olması kadar sorumluluk

bilinci ile hareket etmesi de şarttır (Fatih

Taş, § 67).

42. Bununla birlikte somut başvuruda olduğu gibi siyasiler

tarafından yapılan basın açıklamalarının, parti grup toplantılarında söylenen

sözlerin yorum katılmaksızın aynen aktarıldığı durumlarda kişilik haklarına

saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle basının haber verme hakkını kısıtlamak basın

özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale teşkil edebilir.

43. Demokratik bir toplumda siyasiler tarafından yapılan

açıklamaları yayımlamak basının öncelikli görevlerindendir. Siyasi tartışma özgürlüğü

ve serbest seçim hakkının bulunduğu demokratik bir toplumda seçmenler,

siyasilerin kamusal meselelere yaklaşımını basın aracılığıyla öğrenme imkânını

elde eder; siyasi görüşlerini şekillendirir ve oy kullanırlar. Çoğulculuğa

dayalı bir demokratik sistem, tüm düşünce ve inanışların açıkça ortaya konması

ile mümkündür. Çoğulcu sistemin temel araçlarından olan iktidarı eleştirme,

karşıt görüşler ileri sürme ve seçim yolu ile iktidarı elde etme ancak basının

haber verme, kamunun haber alma ve bilgiye ulaşma haklarının yüksek düzeyde

koruma gördüğü demokrasilerde kullanılabilir.

44. Kamu bekçiliği rolünü üstlenen basının röportaj veya beyana

dayanılarak yapılan haberler nedeniyle cezalandırılması, haber verme konusunda "caydırıcı bir etki" yaratır.

Yaptırım korkusundan kaynaklanan caydırıcı etkinin gazetecilerin ifade

özgürlüğü alanındaki faaliyetleri üzerindeki etkisi açıktır (Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 24). Bu durum bir müddet sonra basının otosansür uygulamasınayol

açacaktır. Sonuçta da toplumu ilgilendiren konuların tartışılması ciddi şekilde

engellenmiş olacaktır. Bu nedenle çok geçerli nedenler olmadığı sürece (nefret

söylemi, şiddet çağrısı gibi) bir beyanın iletilmesi nedeniyle gazetecinin

yaptırıma tabi tutulmasından kaçınılması gerekir.

(e) Başkalarının Şöhret veya Haklarının Korunması

45. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğü, başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla sınırlanabilir.

Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü

kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün

Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, §

41; Adnan Oktar (3), B. No:

2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §

45; Önder Balıkçı, B. No:

2014/6009, 15/2/2017, § 44).

46. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır(Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), B. No: 2013/8503, 27/10/2015,

§ 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran,

§ 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §

82; tanınan ve siyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).

(f) İfade Özgürlüğü ile

İtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasındaki Adil Denge

47. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun

ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil

bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2),§ 39). Bu, soyut bir değerlendirme olmayıp

Anayasa Mahkemesi başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün kamusal

tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların

niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin,

kime yöneldiğinin ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğine bakar (Nilgün Halloran, § 41; Ergün

Poyraz (2), § 56). Bunun için başvurucu tarafından söylenen

sözlerin yazının tamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın

bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün

Halloran, § 52).

48. Bundan sonra Anayasa

Mahkemesinin yapması gereken, ifade özgürlüğüne getirilen müdahalenin “ölçülü” olup olmadığını ve müdahaleyi

haklı kılmak için derece mahkemelerince gösterilen gerekçelerin inandırıcı, bir

başka deyişle “ilgili ve yeterli” olup olmadığını belirlemektir (Nilgün Halloran,

§ 39; Bekir Coşkun, §§ 24, 58; Tansel Çölaşan, § 52). Anayasa Mahkemesi

bunu yaparken kamu gücünü kullanan organların ve derece mahkemelerinin

Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ve Anayasa Mahkemesince ortaya konulan

ilkelerle uyumlu olan standartları uyguladıklarına ve ayrıca maddi olayları

kabul edilebilir bir şekilde takdir ederek karar verdiklerine ikna olmalıdır.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince yapılan değerlendirmeleri

ve kabul edilen gerekçeyi gözönünde bulunduracaktır.

(g) İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Başvuruya konu haberler, 2009 yılının Temmuz ayında Kürt

sorununa yönelik ortaya konan ve "Demokratik Açılım" veya "Çözüm

Süreci" olarak bilinen Hükûmet politikasının kamuoyuna açıklanmasından

sonra yapılmıştır. Haberlerde, çözüm sürecine ilişkin ana muhalefet partisinin

milletvekili ve basın sözcüsü tarafından yapılan açıklamalar olduğu gibi

aktarılmıştır (bkz. §§ 11,12).

50. Milletvekili, basın açıklamasında Hükûmetin Kürt sorununa

yaklaşımını eleştirmiş; sorunun muhataplarından biri olarak görülen Abdullah

Öcalan'ın çözüm sürecinde sergilediği tutumun iyi niyetli olmadığından ve

Türkiye'yi bölme amacıyla hareket ettiğinden bahsetmiştir. Milletvekili ayrıca

Abdullah Öcalan'ın Fetullah Gülen hakkında daha önce

yaptığı açıklamaları "Gülen-Apo elele Kürt devletine doğru

gidiyoruz." ifadesiyle yorumlamıştır (bkz. §§ 8, 11,12).

51. Fetullah Gülen (davacı), bu ifade

nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü ileri sürerek açıklamanın sahibi

milletvekili ile bu açıklamanın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasından sorumlu

olan başvurucular aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Söz konusu

açıklamada davacı hakkında sarf edilen sözler nedeniyle özle biçim arasındaki

dengenin bozulduğu, söz ve nitelemelerin eleştiri kapsamında olmayıp davacının

kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve açıklamanın gazetede yayımlanmasının

da hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle derece mahkemelerince davanın kısmen

kabulü ile davalıların manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir (bkz. §§

13-16).

52. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz. Buna

karşın somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucuların basın özgürlüğü ve bu

bağlamda ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarına saygı hakları

arasında bir denge kurma işlemi yapmamıştır. Mahkeme, bahse konu basın

açıklamasında davacı hakkında kullanılan ifadenin eleştiri kapsamında olmayıp

kişilik haklarına saldırı oluşturduğu biçiminde soyut bir değerlendirme

yapmakla yetinmiş ve açıklamanın ne genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya

katkı sunup sunmadığı sorusuna önem vermiş ne de yapıldığı şartlar üzerine

eğilmiştir. Mahkeme, ifadelerin sahibi kişinin siyasetçi kimliğini dikkate

almadığı gibi ifadelerin yöneldiği kişinin kimliğini de dikkate almamıştır.

53. Toplumsal tartışmalara katkı sunmalarından dolayı özellikle

seçilmiş milletvekilleri tarafından kullanılan siyasi ifadelerin -şiddet

çağrısı veya nefret söylemi içermediği sürece- ayrıcalıklı bir korumadan

yararlanması gerekir. Dolayısıyla siyasi tartışma bağlamında kullanılan

ifadelere getirilecek sınırlamalar sıkı bir denetimi gerektirmektedir.

54. Milletvekili tarafından davacı hakkında kullanılan ifadelere

yönelik kısıtlı incelemeye ek olarak Mahkeme, Türkiye'nin önemli bir sorununa

yönelik ana muhalefet partisinin yaklaşımını gösteren ifadelerin gazetede

yayımlanmasını da hukuka aykırı bulmuştur. Davacı hakkında sarf edilen sözlerin

nefret söylemi veya şiddet çağrısı içermediği de dikkate alındığında Mahkeme bu

ifadeler nedeniyle basının haber verme hakkı karşısında davacının şeref ve

itibarının korunmasındaki üstün yararı gösterebilmiş değildir.

55. Basının siyasetçilerin sözlerini ve davranışlarını takip

etmesi, onlar hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye hatta

yönlendirmeye çalışması demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Rahatsız edici

de olsa siyasilere ve tanınmış kişilere ilişkin yapılan bilgilendirme ve

eleştiriler nedeniyle basına yaptırım uygulanması “caydırıcı etki” doğurarak

toplumdaki ve kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir.

Yaptırım korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (Ergün Poyraz (2), § 79). Bu nedenle somut

olayda, basın açıklaması esnasında bir siyasetçinin tanınmış bir kişi hakkında

sarf ettiği sözlerin gazetede yayımlanması nedeniyle başvurucular aleyhine

tazminata hükmedilmesi bilgilendirme ve eleştiri ortamına zarar verebilecektir.

56. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığında derece

mahkemelerinin gerekçeleri, başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine

yapılan müdahale için ilgili ve yeterli sayılamaz. Bu nedenle verilen kararda,

ilgili çıkarlar arasında adil bir denge kurulduğu söylenemez.

57. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

60. Başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

61. Başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/298, K.2013/396 sayılı dava

dosyasına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

62. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara müştereken net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

63. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006.10 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2013/298, K.2013/396 sayılı dava dosyasına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucular : 1. Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. 2. Cumhuriyet Vakfı Temsilcileri : Mehmet Orhan ERİNÇ İbrahim YILDIZ Vekilleri : Av. Tora PEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11876, 27 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §
  13. VI. Hüküm
  14. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  15. D. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Paksüt
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11876
Tarih
27 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Keleş Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/15001)
  • Sabahat Beğik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3738)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2014/15734)
  • Koray Çalışkan Başvurusu (B. No: 2014/4548)
  • Alaaddin Akkaşoğlu ve Akis Yayıncılık San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/18247)
  • A.s. Başvurusu (B. No: 2014/1368)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.