İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yılmaz Özcan Başvurusu (B. No: 2015/12914)

1. Başvuru, vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşı

Başvuru No2015/12914Tarih15 Kasım 2018Okuma13 dk · 2.518 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yılmaz Özcan Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/12914
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.518 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşı

açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, beyanına göre 2005 yılında belindeki fazla kemik

nedeniyle ameliyat edilmiş ve 2007 yılı içinde tekrar ameliyat edilerek daha

önce beline yerleştirilen platin çıkarılmıştır.

9. 6/7/2012 tarihinde yapılan son yoklamasında askerliğe

elverişli olduğu kabul edilen başvurucu 21/11/2012 tarihi itibarıyla geçici

askerlik görevine başlamıştır.

10. İzin dönemindeyken kendi müracaatı üzerine Muş Devlet

Hastanesi tarafından başvurucuya 21/5/2013 tarihinde otuz gün istirahat raporu

verilmiştir. İstirahat raporunun onayı için sevk edildiği Elazığ

Asker Hastanesi tarafından Gülhane Askerî Tıp Akademisine sevk edilen

başvurucunun 6/6/21013 tarihli raporla askerliğe elverişli olmadığı tespit

edilmiştir. Raporda başvurucuya lomber bölgede 3 vertebrayı içine alan posterior

füzyon ameliyatlısı omurganın görünümünü bozan lomber

skolyoz tanısı konulmuştur.

11. Söz konusu rapor üzerine başvurucu 6/6/2013 tarihinde terhis

edilmiştir. Terhis edilmesinin ardından sağlık durumu ile ilgili olarak Muş

Devlet Hastanesine müracaat eden başvurucu hakkında düzenlenen 30/1/2014

tarihli raporda tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %40 olduğu tespit

edilmiştir.

12. Başvurucu 16/4/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna

vazife malulü olarak kabul edilmesi istemiyle müracaatta bulunmuştur. İstem

cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir.

13. Başvurucu, vazife malulü olarak kabul edilmemesi işlemine

karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.

14. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme) 13/2/2015 tarihli kararıyla

davayı reddetmiştir.

15. Ret gerekçesinde öncelikle vazife malulü olarak kabul

edilmesi için kişinin askerî görevin etki ve tesiri ile malul hâle gelmesi

gerektiği hatırlatılmıştır. Başvurucunun 2005 ve 2007 yıllarında askerliğe

elverişsiz hâle gelmesine neden olan hastalık nedeniyle ameliyat edildiği ifade

edilmiştir. Başvurucunun askerliğe elverişsiz olduğunu saptayan rapordan

maluliyet anlamının çıkarılmayacağı, fakat başvurucu lehine düşünülerek

maluliyetin varlığının kabul edildiği, bununla birlikte maluliyete askerî

hizmetin etkisinin bulunmadığı kanısına varıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun

askerliğe kabul edildiği tarih ile beş ay sonra malul hâle geldiği tarih

arasında sağlık durumu açısından bir fark bulunmadığı ve rahatsızlığın somut

bir vazife sırasında oluştuğuna dair bilgi/belge sunulmadığı vurgulanmıştır.

Rahatsızlığın askerliğe kabul esnasında ciddi bir muayene ile anlaşılabilecek

durumda olduğu, ancak başvurucunun mevcut hâliyle askere alındığına dikkat

çekilerek maluliyetin askerî hizmetin etkisiyle oluşmadığı ifade edilmiş ve ret

gerekçesi oluşturulmuştur.

16. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin

10/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Başvurucu, nihai kararı 3/7/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu 'nun "Bazı aylık tazminat ve yardımlara ilişkin geçiş

hükümleri" kenar başlıklı geçici 18. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya

kadar;

a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife

veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı

Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından

görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak

çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı

Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve

yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki

hükümlerin uygulanmasına devam olunur. "

19. 5510 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 8/6/1949 tarihli ve

5434 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesinin

ilk fıkrası şöyledir:

"Her ne sebep ve suretle olursa olsun

vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları

tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve

haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. "

20. 5434 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"44 üncü maddede yazılı malullük;,

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları

sırada vazifelerinden doğmuş olursa;

...

Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir."

21. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

22. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''

23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Danıştay

ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit

incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; askerlik görevine başlamadan önce ameliyat

edilmekle birlikte askerî göreve sağlık kontrolünden geçerek ve sağlıklı olduğu

kabul edilerek başlatıldığını, askerî hizmete başlarken durumunu bildirmesine

karşın kendisine sağlık durumunu daha da kötüleştirecek ağır işler verildiğini,

maluliyetin askerî hizmet koşulları sonucu oluştuğunu, engelli konuma

geldiğini, konunun teknik inceleme gerektirdiğini, Mahkemenin böyle bir

inceleme yapmadan genel kabullere dayanmak suretiyle hüküm kurduğunu, vazife

malullüğünün sağladığı özlük haklarından mahrum kaldığını belirterek adil

yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,

uyuşmazlığın esasına dair ileri sürülen iddianın etkin bir şekilde incelenmemesine

ilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı

kapsamında silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

29. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma

ve adil yargılanma hakkına

sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,

20/9/2017, § 37).

30. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının

kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun

yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması mümkün değildir (Mehmet Fidan, § 38).

31. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına da

savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

32. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,

§ 19).

33. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili

de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların

tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın

bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına

alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir

(Mustafa Kupal, B.

No: 2013/7727, 4/2/2016, § § 50,

51, 52).

34. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin, tarafların öne sürdüğü ve

esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip

incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin

diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme

görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz,

B. No: 2014/16232, 25/1/2018,§ 29).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Somut olayda başvurucunun sağlık kontrolünden geçirilerek

elverişli olduğunun kabulüyle askerlik görevine alındığı, askerî görevi devam

ederken daha önce geçirmiş olduğu rahatsızlığın tekrar etmesiyle sağlık

kurumuna sevk edildiği ve ardından gerçekleşen teşhis süreci sonucunda da

askerliğe elverişli olmadığının anlaşıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Başvurucu, askerî görev öncesi geçirdiği rahatsızlığı belirtmesine karşın askerlik

koşullarında ağır işler yaptırılması nedeniyle engelli konuma geldiğini ileri

sürmüş; AYİM ise başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle gelmesinde askerî

hizmetin bir etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşarak davayı reddetmiştir.

36. Başvurucunun askerlik görevinden önce belinden rahatsız

olduğu ancak askerliğe elverişli olduğunun kabulüyle askerlik görevine

alındığı, beş ay süreyle askerî hizmette bulunduğu hususuna yönelik olarak

idarenin herhangi bir itirazı söz konusu olmamıştır. Başvurucunun askerlik görevi

öncesinde belinden rahatsız olduğunu, ameliyat edildiğini, akabinde askerliğe

elverişli olduğu kabul edilerek beş ay süreyle askerî hizmette bulunduktan

sonra askerliğe elverişsiz duruma geldiğini ve %40 fonksiyon kaybına uğradığını

raporla belgelediği dikkate alındığında sağlık durumunun kötüleşmesinin askerî

görevden kaynaklandığı yolundaki iddiasının temelsiz olduğu söylenemez.

37. Başvurucunun sağlık durumunun kötüleşmesinin askerî görevdenkaynaklandığı iddiasının temelsiz olmaması bu savın

ispatlandığı anlamına gelmemektedir.Dolayısıyla

bu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edici kanıtların varlığının aranması

anlaşılabilir bir durumdur. Bununla beraber başvurucunun rahatsızlığının

ilerlemesinin askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıyla ispatlamasının

güçlüğü de gözönünde bulundurulmalıdır.

38. Genel ilkeler kısmında da belirtildiği üzere mahkemelerin

bilirkişi görüşüne başvurması, takdirî bir husus olup

bu değerlendirme kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır.

Bununla birlikte davanın esasına müteallik savların uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulması adına yeterli ölçüde irdelenip irdelenmediği ve bu kapsamda

taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma getirilip

getirilmediği denetime açık hususlardır. Somut davada başvurucunun uyuşmazlığı

üzerine inşa ettiği temel iddia, daha önce mevcut olan rahatsızlığına karşın

askerî göreve elverişli olduğunun kabulü ile askere alınmasının ardından

askerlik görevinin koşulları nedeniyle rahatsızlığının ilerlediği ve %40

oranında fonksiyon kaybı yaşadığıdır. Sağlık durumuna ilişkin olarak yapılacak

tespitin tıbbi inceleme gerektirdiği açıktır. Başvurucunun, rahatsızlığın

ilerlemesinin askerî görevden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın

ispatlaması mümkün değildir. Bu bağlamda uyuşmazlığa konu olan rahatsızlığın

askerlik görevi öncesi mevcut olduğu noktasında ihtilaf bulunmamakta ise de %40

oranında fonksiyon kaybına varan duruma askerlik görevi koşullarının neden olup

olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan sonuca varılması davalı idareye

nazaran başvurucunun zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur.

39. Bu hâle göre 1602 ve 2577 sayılı Kanunların tanıdığı

imkânlar dâhilinde sağlık kurumlarından tıbbi görüş alma imkânına sahip olan AYİM'in başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaya yönelik

yeterli araştırma yapmadan uyuşmazlığı sonuçlandırmasının başvurucuyu davalı

idareye nazaran zayıf bir konuma düşürdüğü ve bu durumunsilahların

eşitliği ilkesiyle çeliştiği sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

42. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

43. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir

(Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

44. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

45. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesi, AYİM'in usule

ilişkin imkânlar bakımından başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir konuma

düşürdüğü ve bu durumunsilahların eşitliği ilkesini

ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

47.

Bu durumda silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

48. Silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna

varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM Üçüncü

Dairesinin 13/2/2015 tarihli ve E.2015/176, K.2015/193 sayılı kararına ait dava

dosyası ile ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/11/2018

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Yılmaz ÖZCAN

Vekili

:

Av. Funda

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/12914, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahların
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/11/2018
  15. Yıldırım
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Çakmak
  19. Öztürk
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/12914
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Özok Elektirik Üretim Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti Başvurusu (B. No: 2015/10185)
  • Etem Aras ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/37323)
  • Gülsüm Demirhan Başvurusu (B. No: 2017/31628)
  • Ahmet Ölker ve Süleyman Ölker Başvurusu (B. No: 2015/3195)
  • Zekiye Erol Başvurusu (B. No: 2015/11442)
  • Abdulkerim Barut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/523)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.