İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yusuf Serdar Batmanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15723)

1. Başvuru, yersiz ödenen ölüm aylıklarının yasal faiziyle

Başvuru No2014/15723Tarih25 Ekim 2017Okuma13 dk · 2.561 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yusuf Serdar Batmanoğlu Başvurusu

Karar tarihi
25 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/15723
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.561 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yersiz ödenen ölüm aylıklarının yasal faiziyle

birlikte iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; idarece başlatılan

icra takibine itiraz edilmekle takibin durması sebebiyle açılan itirazın iptali

davasında yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının

ihlali iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1966 doğumlu olup İstanbul’da ikamet etmektedir.

Başvurucu H.A.B.nin mirasçısıdır.

9. Başvurucunun murisi H.A.B. (kapatılan) Sosyal Sigortalar

Kurumu (Kurum) sigortalısı olan E.B. ile evli iken E.B.nin

4/4/1986 tarihinde ölümü üzerine 25/7/1986 tarihinde verdiği dilekçeye

istinaden başvurucunun murisine ölüm aylığı bağlanmıştır. Başvurucunun murisi,

evlendiği takdirde bu durumu Kuruma bildireceği yolunda taahhütte bulunmuştur.

10. Başvurucunun murisi 14/11/1992 tarihinde G.B. ile

evlenmiştir. Evlilik tarihinden sonra Kurumdan alınan sağlık karnesinde

başvurucunun murisinin evli olduğu gözükmektedir.

11. Kurum tarafından başvurucunun murisinin yeniden evlendiğinin

farkına varılması üzerine 2006 yılı Haziran ayından itibaren ölüm aylığı

ödemesi durdurulmuştur. Ayrıca 22/11/1992-24/5/2006 tarihleri arasında ödenen

19.133,14 TL ölüm aylığı başvurucunun murisi adına borç çıkarılmıştır.

12. Kurum Şişli 1. İcra Mürülüğünün

E.2007/5392 sayılı dosyası üzerinden başvurucunun murisi aleyhine 19.133,14

TL’nin 14.911,98TL yasal faiziyle birlikte tahsili amacıyla icra takibi

başlatmıştır. Başvurucunun murisinin itirazı üzerine takip durmuştur.

13. Kurum tarafından 2/4/2008 tarihinde İstanbul 1. İş

Mahkemesinde itirazın iptali davası açılmıştır. Anılan Mahkemece bilirkişi

incelemesi yaptırıldıktan sonra 8/3/2011 tarihinde verilen kararla 19.133,14 TL

ve işlemiş 14.911,98 TL faiz olmak üzere toplam 34.045,12 TL yönünden takibin

devamına hükmedilmiştir. Gerekçede, 22/11/1992-24/5/2006 tarihleri arasında

başvurucunun murisine yapılan ödemelerin yersiz olduğu ve iadesi gerektiği

açıklanmıştır.

14. Mahkeme kararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin (Daire)

5/3/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında üç gerekçeye

dayanılmıştır. Daire, dava dilekçesinin başvurucunun murisinin bilinen adresine

tebliğ edilmediğini ve bu sebeple usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadığını

vurgulamıştır. Daire bunun yanında, başvurucunun murisinin dava devam ederken

öldüğünü tespit etmiş ve bu sebeple adına hüküm kurulmasına isabetsiz

bulmuştur. Daire ayrıca olayda 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesinin uygulanması

gerektiğini saptadıktan sonra başvurucular murisinin kasıtlı davranışının veya

Kurumun hatalı işleminin bulunup bulunmadığına göre anılan maddenin birinci

fıkrasının (a) veya (b) bendi uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılması ve

bu sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğini ifade etmiştir.

15. Bozma kararından sonra İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı

kararıyla dosyanın aktarıldığı İstanbul 19. İş Mahkemesince (Mahkeme)

yargılamaya mirasçılar aleyhine devam olunmuştur.

16. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 25/12/2013

tarihli bilirkişi raporunda, başvurucu murisinin 14/11/1992 tarihinde

evlendiğini Kuruma bildirmemiş olması nedeniyle kusurlu bulunduğu kanaatine

varılmış ve bu nedenle 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının

(a) çerçevesinde işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Değinilen hüküm

uyarınca geriye yönelik on yıllık yersiz ödemelerin iadesinin gerektiği ifade

edilen raporda, Kurumun yersiz ödemeleri öğrendiğinin kabul edildiği 22/11/2006

tarihinden geriye yönelik on yıllık yersiz ödemeler 17.052,27 TL şeklinde, buna

isabet eden faiz ise 19.173,93 TL olarak hesaplanmıştır.

17. Mahkemece 30/1/2014 tarihinde verilen kararla bilirkişi

raporu esas alınarak 17.052,27 TL ana para yönünden itirazın iptaline karar

verilmiştir. Faiz yönünden ise takip dosyasında istenen tutar olan 14.911,98 TL

bakımından itirazın iptaline hükmedilmiştir.

18. Mahkeme kararı Dairenin 1/7/2014 tarihli kararıyla vekalet

ücreti ve bazı maddi hatalar yönünden düzeltilerek onanmıştır. Nihai karar

26/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 23/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar

Kanunu'nun 65. maddesi şöyledir:

“Ölüm sigortasından sağlanan yardımlar şunlardır:

a) Ölen

sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına aylık bağlanması,

b) Ölen

sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına toptan ödeme yapılması,

c) Ölen

sigortalı için cenaze masrafı karşılığı verilmesi.”

21. 506 sayılı mülga Kanun'un 66. maddesi şöyledir:

“a) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta

iken, yahut malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz

işlemi tamamlanmamış durumda veya,

b)

Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya

başlamaları sebebiyle kesilmiş durumda yahut,

c)

Toplam olarak 1 800 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş

durumda,

Ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık

bağlanır.”

22. 506 sayılı mülga Kanun'un 68. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Ölen sigortalının aylık bağlanmasına hak

kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlere göre aylık bağlanır.

I- Ölen sigortalının 67 nci

madde gereğince tespit edilecek aylığının;

A)

(Değişik alt bent: 20/03/1985 - 3168/2 md.) Dul eşine

%50'si, aylık alan çocuğu bulunmayan dul eşine %75'i,

…

Oranında

aylık bağlanır.

…

V)

(Değişik bent: 20/03/1985 - 3168/2 md.) Sigortalının

dul eşi evlenirse aylığı kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son

bulunca aylık yeniden bağlanır. Sonraki eşinden de aylık almaya hak kazanan dul

eşe bu aylıklardan fazla olanı ödenir.

…”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, Kurum tarafından murisine verilen sağlık

karnesinden de anlaşılacağı üzere Kurumun, murisinin evlendiğinden haberdar

olduğunu ileri sürmektedir. Başvurucu, evlendiğini bildiği hâlde murisine ölüm

aylığı ödemeye devam eden Kurumun kusurlu bulunduğunu belirtmiş ve buna ilişkin

iddiaların derece mahkemelerince incelenmeden karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir. Başvurucu, Kurumun

kusurunun bulunması nedeniyle uyuşmazlıkta uygulanması gereken hükmün, 5510

sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi olduğunu

savunmuştur.

2. Değerlendirme

25. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuya yapılan ölüm aylığı ödemelerinin

iadesi yolunda tesis edilen işleme yönelik şikayetin mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

28. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

29. Ölüm aylıklarının başvurucunun murisine ödenmesiyle murisin

mevcut malvarlığı hâline geldiği tartışmasızdır. Murisin malvarlığına dâhil

olan 17.052,27 TL’nin faiziyle birlikte iadesi yolunda hüküm kurulması

Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil etmektedir (Benzer yönde bkz. Uğur Ziyaretli,

B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 44). Başvurucunun murisine ödenmek suretiyle

murisin mevcut malvarlığına dahil olan ölüm aylıklarının yasal faiziyle

birlikte iadesi yolunda işlem tesis edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale

oluşturduğu açıktır.

30. Mülkiyet hakkı mutlak olmayıp sınırlandırılması mümkündür.

Ancak Anayasa’nın 35. ve 13. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına yönelik

müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük

ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

31. Başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden, ölüm

aylığının iadesi yolunda tesis edilen işlem 506 sayılı mülga Kanun’un 68.

maddesinin birinci fıkrasının (V) fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un 96.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine dayanmaktadır. Başvurucu,

uyuşmazlıkta uygulanması gereken kuralın 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin

birinci fıkrasının (a) bendi değil, (b) bendi olduğunu öne sürmektedir.

32. Uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının tespiti derece

mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuru kapsamında inceleme yaparken kural olarak derece mahkemelerince

uygulanan hukuk kurallarının tespiti hususunda derece mahkemelerinin yerine

geçerek karar vermesi bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa

Mahkemesinin görevi, derece mahkemelerince benimsenen yorumun etkilerini

incelemek ve bunların hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğini saptamaktır.

33. Olayda Mahkemece başvurucunun murisinin, 14/11/1992

tarihinde evlendiğini kuruma bildirmemiş olması nedeniyle kusurlu bulunduğu

kanaatine varılmış ve bu nedenle 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci

fıkrasının (a) çerçevesinde işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Mahkemenin bu yorumunun bariz bir takdir hatasına dayanmadığı ve açık bir

keyfilik içermediği görülmektedir. Dolayısıyla müdahalenin yasal dayanağının

bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

34. Sigortalı eşinin ölümü nedeniyle 506 sayılı mülga Kanun'un

65. ve 66. maddeleri uyarınca ölüm aylığı bağlanan başvurucunun murisinin

yeniden evlenmesi nedeniyle evlendiği tarihten sonra ödenen ölüm aylıklarının

başvurucudan iadesi yolunda işlem tesis edilmesinin kamu yararı çerçevesinde

sosyal güvenlik sisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru

şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

35. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığı incelenmelidir.

Öngörülen tedbirin, maliki, ulaşılmak istenen kamu yararı karşısında olağandışı

ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla

ölçülü olduğundan söz edilemez.(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;

E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013).

36. Anayasa Mahkemesi daha önce, haksız yere yapılan sosyal

güvenlik ödemelerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bireysel başvuruları

incelemiş ve bu konuda temel ilkeleri ortaya koymuştur (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,

9/3/2016; Uğur Ziyaretli,

15/2/2017). Anayasa Mahkemesi müdahalenin ölçülülüğünün tespitinde, yersiz

ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de

bakılması gerektiğini vurgulamış; bu bağlamda tarafların yasal

yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkarlık

gösterilip gösterilmediği ve ihmalkarlığın varlığının tespiti halinde bunun

hukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının

da gözönünde bulundurulması gerektiğine işaret

etmiştir (Uğur Ziyaretli,

§ 65). Anayasa Mahkemesi ayrıca idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun

yanında, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen

paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların

öngörülüp görülmediği meselelerinin de önem arz ettiğini ifade etmiştir (Tevfik Baltacı, § 71).

37. Olayda, sigortalı eşinin 4/4/1986 tarihinde ölümü üzerine

25/7/1986 tarihinde verdiği dilekçeye istinaden 506 sayılı mülga Kanun'un 65.

ve 66. maddeleri uyarınca ölüm aylığı bağlanan başvurucunun murisinin

14/11/1992 tarihinde yeniden evlendiği taraflar arasında ihtilafsızdır. 506

sayılı mülga Kanun’un 68. maddesinin birinci fıkrasının (V) fıkrası uyarınca

başvurucunun murisinin evlenmesi durumunda ölüm aylığının kesileceği açıktır.

Öte yandan başvurucunun murisinin, ölüm aylığı başvurusu yaptığı sırada,

evlenmesi durumunda bunu idareye bildirmeyi taahhüt ettiği görülmektedir. Bu

şekilde bir taahhüt bulunmasa bile başvurucunun murisinin evlendiğini idareye

bildirmesi "iyi niyet" ilkesinin bir gereğidir. Söz konusu

düzenlemeye rağmen başvurucunun evlendiği tarihten sonra yapılan ölüm aylığı

ödemelerini hiçbir uyarıda bulunmaksızın kabul etmeye devam etmesi iyi niyetli

bir bireyden beklenebilecek bir davranış değildir. Dolayısıyla başvurucunun

murisinin kusurlu bulunduğu açıktır.

38. Dosyada bulunan ve Kurum tarafından evlilik tarihinden sonra

başvurucunun murisine verilen sağlık karnesinde murisin G.B. ile evli olduğu

açıkça görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun murisinin yeniden evlendiğinin

idarenin bilgisi dâhilinde olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun murisinin

yeniden evlendiğinden haberdar olduğu anlaşılan Kurumun da iyi yönetişim ilkesi

uyarınca murise ölüm aylığı ödenmesinin engellenmesi hususunda gereken

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak Kurumun bu yükümlülüğünün

ifası hususunda gerekli özeni göstermediği görülmektedir.

39. Görüldüğü üzere başvurucunun murisinin kusurlu davranışının

yanında, idarenin de gerek işleyişindeki aksaklıklardan gerekse ihmalkâr

tutumundan kaynaklanan kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden sonucun ortaya çıkmasında idarenin hatalı

davranışının katkısının da bulunduğu söylenebilir.

40. Başvurucunun murisine ödenen ölüm aylıklarının yersiz

olduğunun tespit edilmesinde geçen on dört yıl oldukça uzundur. Ayrıca murisin

durumunu tespit etmek için derin bir araştırmaya ihtiyaç duyulmayacağı da

açıktır. Aynı idarenin değişik birimleri arasındaki iletişim kopukluğu idarenin

bütünlüğü ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

41. İdarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen anapara

tutarının iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi

durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol

açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Buna karşın alacağın

başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir. Anayasa Mahkemesi daha

önce aynı konuda verdiği Tevfik Baltacı

ve Uğur Ziyaretli

kararlarında, başvurucuların anaparanın yanında faiz ödemekle de yükümlü

kılınmış olmalarının, kusurlu davranışıyla orantısız bir külfet yüklenmeleri

sonucunu doğurduğunu belirterek müdahalenin ölçülü olmadığı kanaatine

ulaşmıştır (Tevfik Baltacı,§ 79; Uğur Ziyaretli,

§ 76). Somut olayda 17.052,27 TL anaparanın yanında 14.911,98 TL faize de

hükmedilmiştir. Değinilen kararlarda benimsenen içtihattan ayrılmayı gerektiren

bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle idarenin kusurlu bulunduğu dikkate

alındığında, başvurucudan anaparanın yanında faiz de istenmiş olması sebebiyle

başvurucuya yüklenen külfetin kusuruyla orantısız ve ağır olduğu sonucuna

ulaşılmaktadır.

42. Bütün bu hususlar gözetildiğinde, anapara yanında faizin de

başvurucuya yükletilmesi nedeniyle kamu yararı ile özel yarar arasında

kurulması gereken makul dengenin başvurucu aleyhine zedelendiği ve müdahalenin

ölçüsüz olduğu kanaatine varılmaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle faiz yönünden Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

44.Başvurucu, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

48. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 6 yıl 3 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

49. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucu ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur. Başvurucu

tazminat talebinde bulunmamıştır.

52. Başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

53. Başvurucu tazminat talebinde bulunmadığından tazminata

hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

54. İnceleme sonucunda idarenin hatalı işlemi üzerine yersiz

ödendiği tespit edilen alacak tutarının, kanuni faizi ile birlikte tahsil

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 19. İş

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere kararın İstanbul 19. İş Mahkemesine

(E.2013/322) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik

Kurumuna GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Yusuf Serdar

BATMANOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/15723, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. I- Ölen sigortalının 67 nci
  8. A)
  9. V)
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mülkiyet Hakkının
  12. B. Makul Sürede
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. VI. Hüküm
  15. B. 1. Anayasa’nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. F. Kararın bir örneğinin Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Güvenlik
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Gökcan
  21. Batmanoğlu
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/15723
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Birsen Berrak Tüzünataç Başvurusu (B. No: 2014/20364)
  • G. D. Başvurusu (B. No: 2014/1808)
  • Fatma Altuner Başvurusu (B. No: 2014/17714)
  • Alev Erkuş Başvurusu (B. No: 2014/8589)
  • Sadık Kısa Başvurusu (B. No: 2014/6919)
  • Mürsel Polat ve Nuriye Artuç Başvurusu (B. No: 2014/3470)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.