İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeynep Özbay Başarı Başvurusu (B. No: 2018/17029)

1. Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun söylemleri

Başvuru No2018/17029Tarih16 Haziran 2022Okuma17 dk · 3.345 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zeynep Özbay Başarı Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2022
Başvuru Numarası
2018/17029
R.G. Tarih ve Sayı
17/8/2022-31926
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.345 kelime·17 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun söylemleri

nedeniyle kınama cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 1985 doğumlu olup başvuruya konu olayların

yaşandığı tarihte Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Aksaray İl Müdürlüğüne

bağlı Gülşah Hatun Yurt Müdürlüğünde yurt yönetim memuru olarak görev

yapmaktadır. Başvurucu aynı zamanda anılan Yurt Müdürlüğünün yetkili harcama

mutemetliği görevini de sürdürmektedir.

6. Görev alanında kalan bazı belgeleri hazırlamadığı,

konuya ilişkin olarak Yurt yönetimince hazırlanan belgeleri imzalamadığı,

sürekli rapor ve izin kullandığı gerekçesiyle başvurucu hakkında 2016 yılının

muhtelif aylarına dair bir tutanak tanzim edilmiştir. Anılan tutanakta,

başvurucunun idarenin işleyişini kasten sekteye uğratarak çalışma düzenini

bozduğu iddia edilmiştir.

7. Bu çerçevede başvurucunun idarenin iş ve işlemlerinin

yürütülmesini engelleyecek davranışlarda bulunduğu, devlet memuru olarak

görevlerini yerine getirmekten imtina ettiği, çalışmaktan ve sorumluluktan

kaçtığı, çalışma ortamındaki düzeni bozduğu, personel sıkıntısının olduğu

dönemlerde sık sık rapor aldığı, izin işlemlerini dahi iletişim yollarını

tıkayarak, amiri ile görüşmeden yazılı şekilde talep ettiği, sürekli

çevresindeki çalışanları suçlayan, çalışma ortamındaki huzur ve güveni bozmaya

yönelik tutum ve davranışları olduğu ve işleri kasıtlı olarak güçleştirdiği

iddialarıyla başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

A. Disiplin

Soruşturması Süreci

8. Disiplin soruşturması sürecinde başvurucunun "ödeme

evraklarını imzalamadığına ve görevini yapmayarak işleri zorlaştırdığına"

ilişkin iddialar hakkında başvurucu ile aynı yurtta görev yapan personel S.G.

ve S.Ç.nin ifadelerine başvurulmuştur. S.G. ve S.Ç. ifadelerinde genel olarak

başvurucunun görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini, izin ve rapor

kullanarak iş ve işlemlerin durmasına neden olduğunu, bu sorunlar nedeniyle

işyerinde huzursuz bir ortam oluştuğunu ve verimlilik kaybı yaşandığını

belirtmiştir. Anılan ifadeleri Yurt Müdür Vekili G.E.A. raporlaştırmış ve

raporunda kendisinin başvurucu tarafından tarafsız olmamakla itham edildiğini

de belirtmiştir.

9. Soruşturma raporunda öncelikle başvurucu hakkında

ileri sürülen sağlık raporu ve izin taleplerinin konu edildiği iddialar

değerlendirilmiş olup kanuna ve kurum mevzuatına aykırı bir durum

bulunmadığından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştır.

Raporun teklif kısmında ise başvurucunun görevi kapsamında imzalaması gereken

belgeleri imzalamadığı, kasıtlı olarak görevini yerine getirmeyerek idarenin

işleyişini güçleştirdiği sonucuna ulaşıldığından 14/7/1965 tarihli ve 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C)

bendinin (a) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile

cezalandırılması, başvurucunun personel sıkıntısının olduğu dönemlerde bile

"Sürekli istifa edeceğim, diyerek izin talebinde bulunduğu",

izin verilmediği durumlarda da sürekli rapor alarak çalışmaktan ve

sorumluluktan kaçtığı, "sürekli çevresindeki çalışanları suçladığı",

idareye karşı cephe alarak söz ve davranışlarıyla iletişimi kopardığı, amirleri

ve iş arkadaşlarıyla uyum içinde çalışmadığı, iş arkadaşları üzerinde yılgınlık

oluşturduğu, bu ve benzeri hareketleri nedeniyle çalışma ortamının huzurunu

bozduğu sonucuyla yine aynı Kanun'un (B) bendinin (l) alt bendi uyarınca kınama

cezası ile cezalandırılması gerektiği belirtilerek sonuç itibarıyla anılan

cezalardan en ağırı olan aylıktan kesme cezası teklif edilmiştir.

10. Başvurucu savunmasında soruşturmanın tarafsız olarak

yürütülmediğini, görevlendirmeye ilişkin belgelerin tarafına tebliğ

edilmediğini, "il müdürü tarafından baskıya maruz kaldığını ve baskılar

sonucu kanunen hakkı olan memuriyetten çekilme hakkını kullanmayı düşündüğünü,

bu durumu ise sadece yurt müdür vekili Ş.G. ile paylaştığını ve anılan hakkı

dile getirmenin suç teşkil etmediğini", personel sıkıntısı veya planlamasının

görevi olmadığını, izin alamadığı dönemlerde rapor almadığını, rahatsızlığından

dolayı rapor kullandığını, bu konuda bir soruşturma geçirmediğini, memurlar ve

idare ile farklı konulardan kaynaklanan fikir ayrılıkları olduğunu

belirtmiştir.

11. Soruşturma sonucunda başvurucunun aylıktan kesme

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup başvurucunun itirazı üzerine

görevlendirmeye ilişkin herhangi bir yazının başvurucuya tebliğ edilmediği

gerekçesiyle anılan cezanın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine

başvurucunun soruşturma raporuna konu diğer ceza olan kınama cezası ile

cezalandırılmasına disiplin amirince karar verilmiş olup anılan karara karşı

yapılan itiraz Disiplin Kurulunca reddedilmiştir.

B. Başvurucunun

Disiplin Cezasına İlişkin İşleme Karşı Açtığı İptal Davası Süreci

12. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının

iptali istemiyle Aksaray İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme,

davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinin

ilgili kısmı şu şekildedir:

"Olayda, davacının izin talebinde

bulunması ve rapor almasının mevzuat hükümleri uyarınca bir hak olması, yıllık

izinlerin amirinin uygun bulacağı zamanlarda toptan ve ihtiyaca göre kısım

kısım kullanılabileceği, ayrıca hastalık raporlarının gerçekliği konusunda

tereddüt edilmesi durumunda hakem hastaneye sevk etme imkanı olması nedeniyle

çalışmaktan ve sorumluluktan kaçma şeklinde değerlendirilemeyeceği, öte

yandan disiplin cezasına dayanak teşkil eden diğer iddiaların sübut

bulmadığının anlaşılması karşısında, bu yönleriyle davacının eylemlerinin

çalışma ortamındaki düzen, huzur ve güveni bozmaya yönelik tutum ve davranışlar

olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık

görülmemiştir".

13. Davalı idare, davanın kabulü kararına karşı istinaf

talebinde bulunmuştur. Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi (BİM)

istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu kararın kaldırılmasına ve davanın

reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Uyuşmazlık konusu olayda, her ne

kadar davacının muayene ve kabul komisyonunda görevlendirilmesinin bulunmadığı

anlaşılmakta ve yıllık izin, sağlık raporu kullanmasına yasal bir engel

bulunmamakta ise de soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve yapılan

tesbitlerden, davacının personel ihtiyacı olduğu dönemlerde sürekli olarak

istifa edeceğini söylemek ve sık sık yıllık izin, rapor almak ve bazı ödeme

evraklarını imzalamaktan imtina etmek, çevresindekileri suçlamak şeklindeki tutum

ve davranışları nedeniyle mesai arkadaşlarında yılgınlık oluşturduğu, davacının

tutum ve davranışlarıyla çalışma ortamını ve huzurunu bozduğu anlaşıldığından,

657 sayılı Kanunun 125/B-l maddesi kapsamına giren fiili nedeniyle verilen

kınama cezasında mevzuata ve hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptaline

ilişkin istinafa konu mahkeme kararında ise hukuka uyarlık

bulunmamaktadır".

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 657 sayılı Kanun’un “Disiplin cezalarının

çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devlet memurlarına verilecek

disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

…

B - Kınama : Memura, görevinde ve

davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama

cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma

düzenini bozmak."

B. Uluslararası

Hukuk

15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) devletin kamu

hizmetinde çalışan memurları yönünden sadakat yükümlülüğü öngörmesinin, ayrıca

onlara ödev ve sorumluluklar yüklemesinin memurların statüleri gereği meşru bir

durum olduğunu belirtmiştir. Fakat kamu görevlilerinin de birey olduğunu,

siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal

yönlerinin bulunduğunu ve bu doğrultuda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 10. ve 11. maddelerinden yararlandıklarının şüpheden uzak olduğunu

da ifade etmiştir. Bununla birlikte memurun bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla

ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesinin belirlenmesinde ulusal makamların

bir takdir marjı olduğunu da eklemiştir (İsmail Sezer/Türkiye, B. No:

36807/07, 24/3/2015, §§ 52-54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91,

26/9/1995, §§ 51-53; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

22954/93, 2/9/1998, §§ 53, 54; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02,

24/11/2005).

16. AİHM, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarıyla

güdülen meşru amacın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği yönünden yalnızca

cezanın bir kuralla öngörülmüş olmasını yeterli bulmamakta; somut bir

değerlendirmenin varlığını aramaktadır. Bu bağlamda kamu görevlilerinin

cezalandırılan eylemlerinin kamu hizmetlerinin sürekliliğini ya da gereği gibi

yerine getirilmesini etkilemek veya görev yapılan devlet kurumunun itibarını

zedelemek gibi cezayı gerekli kılan sonuçlara sebep olduğunun açıkça

gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir (Kula/Türkiye, B. No: 20233/06,

19/6/2018, §§ 48, 49).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 16/6/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; kullandığı izinlerin idarenin onayına tabi

olduğunu, rahatsızlığı dolayısıyla rapor kullandığını ve raporlar hakkında herhangi

bir soruşturmayla karşılaşmadığını belirterek kullandığı izin ve raporların

diğer memurlardan farklı olarak çalışma huzurunu bozma iddiasına konu

edilmesinin eşitlik ilkesini, kanunen hakkı olan memuriyetten çekilme hakkını

kullanmayı dile getirmesi ve müdür vekilinin dilekçesini kayda alırken zorluk

çıkarması üzerine bu durumun suç olduğunu belirtmesi başta olmak üzere konuyla

ilgili tutum ve davranışlarının aleyhine yorumlanmasının ifade özgürlüğünü,

soruşturma sürecinde savunma hakkının kısıtlanmasının ise adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun

ifade özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına yönelik bir müdahalenin bulunup

bulunmadığı, bu takdirde müdahalenin meşru bir amacının olup olmadığı, şikâyete

konu edilen disiplin cezasının belirtilen meşru amaç ile orantılı olup

olmadığı, bu anlamda idare ve derece mahkemeleri kararlarının ilgili ve yeterli

gerekçeler içerip içermediği hususu değerlendirilirken Anayasa ve ilgili

mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü

koşullarının da dikkate alınmasının faydalı olacağı belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26. maddesinde

düzenlenen ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

21. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

23. Başvurucunun çalıştığı kurumun huzur ve çalışma

düzenini söylemleriyle bozması nedeniyle kınama cezası ile cezalandırılmasının

ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu değerlendirilmiştir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine... ilkesine aykırı olamaz.”

25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olma koşullarını sağlayıp sağlamadığının

belirlenmesi gerekir.

26. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci

fıkrasının (B) bendinin (l) alt bendinin kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan müdahalenin kamu hizmetlerinin

verildiği alanlarda huzurun ve çalışma düzeninin sağlanmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer

alan kamu düzeninin korunması meşru amacını taşıdığı anlaşılmıştır.

Geriye müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup

olmadığının belirlenmesi kalmaktadır.

27. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72).

Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme

hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir Coşkun, §§ 44, 47,

48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 58, 61, 66). Derece

mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını

değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir (Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57). Bununla birlikte kamu gücünü kullanan

organlar değerlendirmelerinde ifade özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için

yaşamsal önemde olduğunu gözönünde bulundurmak zorundadır (Bekir Coşkun,

§§ 33-35; Mehmet Ali Aydın, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

28. Somut olayda başvurucunun çalıştığı Yurt

Müdürlüğündeki görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi temelinde oluşan

sorunlar nedeniyle hakkında disiplin soruşturması başlatılmış (bkz. §§ 6, 7),

başvurucunun çalışma ortamının huzur ve düzenini bozduğu gerekçesiyle kınama

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir (bkz. §§ 9, 11). Yargılama

neticesinde ilk derece mahkemesinin verdiği disiplin cezasının iptali yönündeki

karar istinaf yolunda BİM tarafından kaldırılarak davanın reddine kesin olarak

karar verilmiştir (bkz. §§ 12,13). Bu anlamda derece mahkemeleri arasında

sübuta ilişkin değerlendirme farklılıkları bulunduğu görüldüğünden hak ihlali

iddiasının değerlendirilmesinde öncelikle BİM kararının hangi gerekçelere

dayandığının ve bu gerekçelerin ne ölçüde ifade özgürlüğünün kapsamında kaldığının

irdelenmesi gerekir.

29. BİM kararında; imzadan imtina etmek, sürekli istifa

edeceğini söylemek, çevresine suçlamalarda bulunmak, sık sık izin ve rapor

kullanmak gibi birden fazla gerekçeye dayanılarak başvurucunun mesai

arkadaşları üzerinde yılgınlık oluşturduğu sonucuna varıldığı, bu durumun da

çalışma ortamını ve huzurunu bozduğu belirtilmiştir (bkz. § 13). Anılan

gerekçelerden imzadan imtina etmek eylemi nedeniyle başvurucuya daha önce

aylıktan kesme cezası verildiği ancak cezanın görevlendirmeye ilişkin tebliğ

evrakı eksikliği nedeniyle kaldırıldığı, personel sıkıntısının olduğu

dönemlerde izin ve rapor kullandığı iddiası hakkında ise hukuka aykırı bir

durumun bulunmadığının soruşturma raporunda belirtildiği görülmüştür. Bu

nedenle BİM tarafından her ne kadar bahse konu gerekçelere dayanılmış olsa da

disiplin cezası gerekçesinin başvurucunun "sürekli olarak istifa

edeceği söyleminde bulunması ve çevreye karşı suçlayıcı tutum ve davranışlar

sergilemesi" eylemlerinden ibaret olduğu değerlendirilmiştir.

30. Anayasa Mahkemesinin çok sayıdaki kararında altını

çizdiği gibi kamu görevlisi olmak -sağladığı birtakım ayrıcalıklar ve

avantajların yanında- bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer

kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir. Kişi

kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiği

ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılır, kamu

hizmetinin kendine has özellikleri bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılar (İhsan

Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38; Cem Özaydın, B. No:

2017/26800, 13/1/2022, § 36; Elif Güneysu, B. No: 2017/31733, 7/10/2021,

§ 42). Bu bağlamda devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir bağlılık

görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri gereği

meşru kabul edilebilir bir durumdur (Hasan Güngör, B. No: 2013/6152,

24/2/2016, § 49; Ömer Yalçın, B. No: 2017/30798, 29/9/2020, § 27; Zeki

Çınar, B. No: 2016/3585, 12/6/2019, § 35). Ancak kamu görevlisinin geçimini

sağlamak için büyük ölçüde kamu idaresine bağımlı oluşu, idarenin anılan meşru

menfaatlerin ötesine geçmesi ihtimaline karşı çalışanları savunmasız

bırakabileceği unutulmamalıdır.

31. Somut olayda başvurucu, görevini tam ve zamanında

yapmadığına yönelik iddialara karşı 657 sayılı Kanun'un 20. ve 94. ila 98.

maddelerinde düzenlenen kamu görevinden çekilme hakkını kullanmayı gündeme

getirmiştir. Şüphesiz bu durum bağlı bulunulan amirde veya kurumda

memnuniyetsizliğe ya da çalışma arkadaşları arasında uyumsuzluğa neden

olabilir. Nitekim başvurucu, söz konusu söyleminin tabi olduğu statü hukuku

kapsamında (bkz. § 30) çalışma ortamını olumsuz yönde etkilediği gerekçesiyle

disiplin cezası ile cezalandırılmış ve BİM kararı ile bahse konu işlem aynı

gerekçeyle hukuka uygun bulunmuştur. Başvurucunun ifadelerine bakıldığında

anılan söylemiyle kendisine yöneltilen iddiaların ciddiyetini ve içinde

bulunduğu duygu durumunu ortaya koyarak (bkz. § 10) idarenin meşru menfaatlerin

ötesine geçmesi ihtimaline karşı savunmasız kalmamayı (bkz. § 30) hedeflediği

görülmektedir. Bu anlamda başvurucu bu hareketiyle herhangi bir disiplin

yaptırımına muhatap olmamak adına hareketsiz kalmak yerine karşılaşabileceği

sonuçlara rağmen görüşlerini açıklayarak disiplin cezası ile karşı karşıya gelmiştir.

Buna göre başvurucunun somut olayda hareketsiz kalmaması, bir başka deyişle

kendi kendini sansürlememesi (otosansür) nedeniyle cezalandırıldığı ve bu

durumun ise ifade özgürlüğü üzerinde negatif bir etkiye yol açtığı

söylenebilir.

32. Başvuru konusu olaydaki bir diğer iddia ise

başvurucunun çevreye karşı suçlayıcı tutum ve davranışlarda

bulunmasıdır. Somut olayda, başvurucu ve idare arasında başvurucunun bazı

belgelere ilişkin görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği iddiası

üzerinden bir anlaşmazlık yaşandığı, soruşturma sonucunda ise başvurucunun

anılan konularda görevli olduğunun yazıyla kendisine bildirilmediği

anlaşıldığından hakkında uygulanan aylıktan kesme cezası kaldırılmıştır (bkz. §

11). Şu hâlde haksızlığı soruşturma sonucunda teyit edilen iddialardan dolayı,

başvurucunun tavır ve davranışlarında -çalışma arkadaşları tarafından olumsuz

olarak değerlendirilebilecek- birtakım değişikliklerin görülmesinin

anlaşılabilir olduğu kabul edilmelidir.

33. Disiplin uygulamaları devlet organizasyonu içinde

düzenin sağlanması ve korunması, memurun görevine bağlanması, hizmetlerin en

etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için kullanılır; bu uygulamaların

hukuki gerekçeleri ve sonuçları vardır. Disiplin uygulamalarının nihai hedefi,

sağlanan düzen sayesinde verimli bir çalışma ortamının ve nihai olarak da kamu

yararının sağlanmasıdır. Bu bakımdan disiplin cezaları memurların görevlerini

layıkıyla ve uyum içinde yerine getirmesi için önemli bir araçtır (Ayfer

Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, B. No: 2018/24874, 31/3/2022, § 53). Öte

yandan disiplin cezalarının münhasıran memurların görevleriyle ilgili olması

disiplin cezaları hakkında yapılan değerlendirmelerin ciddiyetini

azaltmamaktadır. Çünkü düşünce açıklamaları karşılığında uygulanan disiplin cezalarının

kamu görevlilerinin temel hak ve özgürlükleri üzerinde bir caydırıcı etki

oluşturacağı açıktır (Mehmet Alanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/15462,

29/9/2021, § 49; Şah İsmail Harmancı, B. No: 2018/15359, 17/11/2021, §

41).

34. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararlarında, düşünce açıklamaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında verilen

disiplin cezalarına ilişkin olarak idarenin ve bu tür cezaların hukuka

uygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin -subjektif yorumlardan kaçınmaları

için- yapmaları gerekenleri açıklamıştır. Somut olayda başvurucunun söylemi ve

tavırları ile (bkz. § 29) çalıştığı kurumun huzur, sükûn ve çalışma düzenini

bozduğunun kabul edildiği de gözönüne alındığında idare ve yargı mercilerinden

en azından şu değerlendirmeleri yapmaları beklenir:

i. Söz konusu ifade özgürlüğü olduğu için devlet

memurlarının da birey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla

ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu

gözardı edilmemelidir (Hasan Güngör, § 49; Ömer Yalçın, § 27; Zeki

Çınar, §§ 34, 35).

ii. Somut olayın koşullarında kamu görevlisinin düşünce

açıklamasını kamu görevi statüsünün ve görev yaptığı alanın kendisine sağladığı

unvanı dâhil herhangi bir olanağı kullanarak yapmış ise bunun gösterilmesi

gerekir (kamu görevinin niteliğine ilişkin olarak bkz. Adem Talas [GK],

B. No: 2014/12143, 16/11/2017, § 47).

iii. Buna ilaveten kamu görevlisinin yaptığı bir düşünce

açıklamasının kamu hizmetlerinin sürekliliğini, etkinliğini, verimliliğini ya da

gereği gibi yerine getirilmesini ne şekilde etkilediğinin ve cezayı gerekli

kılan -devlet organizasyonu içinde düzenin bozulması, hizmetlerin

yürütülememesi gibi- sonuçların neler olduğunun veya bu tür sonuçlara neden

olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun ortaya konulması gerekir (disiplin cezası

ile cezalandırılabilmeleri için kamu görevlisinin fiillerinin memuriyetini

etkilediğinin gösterilmesi gerekliliğine ilişkin olarak bkz. Yasin Agin ve

diğerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021, §§ 61, 63; Levent Tunçel,

B. No: 2017/34185, 16/3/2022, §§ 42, 44; Disiplin hukukunun amaçları için bkz. Ayfer

Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 53),

iv. Hükmedilen disiplin cezasıyla kamusal önemi bulunan

objektif amaca ulaşılabileceği, başka bir deyişle kamu görevlisinin

cezalandırılmasının zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık geldiği gösterilmeli;

düşünce açıklamasının kamu görevini etkileme derecesiyle orantılı bir disiplin

cezasına hükmedilmedir (Mehmet Alanç ve diğerleri, § 45; Şah

İsmail Harmancı, § 37; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 45).

v. Değerlendirmeler oldukça açık, spesifik ve tekil

olarak yapılmalıdır (bireyselleştirilmiş değerlendirme zorunluluğuna ilişkin

olarak bkz. Şah İsmail Harmancı, § 41).

35. Somut olayda, başvurucuyu cezalandıran idarenin ve

nihai kararı veren BİM'in gerekçeleri dikkatli bir şekilde ele alınmıştır. Buna

karşın hem idare hem de BİM başvuruya konu söylem, tutum ve davranışların

çalışma ortamının huzurunu bozduğunu belirtmek dışında yukarıda sıralanan

değerlendirmelerden hiçbirini yapmamıştır.

36. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifade

özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan

kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26.

maddesini ihlal edeceğini ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi

için kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli

olması gerekir (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, B. No:

2014/1577,25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, §

56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019,

§ 120).

37. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında

değerlendirmelerinde Anayasa Mahkemesinin kabul ettiği standartları uygulamayan

idare ve BİM'in başvurucunun bir disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu

toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve yeterli

bir gerekçe ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olmayan müdahalenin Anayasa’nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ile birlikte

40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması

gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama

kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan

[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK],

B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

41. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak

başvurucuya net 13.500 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

Bölge İdare Mahkemesinin ilgili dairesine göndermek üzere Aksaray İdare

Mahkemesine (E.2017/456, K.2017/1478) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 13.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/6/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Ali Erdem ŞAHİN Başvurucu : Zeynep ÖZBAY BAŞARI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/17029, 16 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Disiplin
  10. B. Başvurucunun
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  20. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  21. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  22. E. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  23. F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  24. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/17029
Tarih
16 Haziran 2022

İlgili Kararlar

  • Vetha Oğru Başvurusu (B. No: 2018/25614)
  • Ansar Onat Başvurusu (B. No: 2019/14515)
  • Özgür Şakir Beller Başvurusu (B. No: 2019/22043)
  • Eyüp Ensar Ekşioğlu ve S.s. Kutlu Birlik Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2019/39522)
  • Mürsel Yıldız Başvurusu (B. No: 2020/22149)
  • Arıf Huseynlı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/39033)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.