İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zülfü Gürgöz Başvurusu (B. No: 2015/1188)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

Başvuru No2015/1188Tarih7 Mart 2018Okuma19 dk · 3.704 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zülfü Gürgöz Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2018
Başvuru Numarası
2015/1188
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.704 kelime·19 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle mal varlığına ulaşamamasından dolayı uğradığı maddi

zararın ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tazmini istemiyle 25/7/2005 tarihinde

Tunceli Valiliğine başvuruda bulunmuştur.

10. Tunceli Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar TespitKomisyonu (Zarar Tespit Komisyonu) 25/10/2007 tarihli

kararıyla başvurucunun tazminat talebini reddetmiştir.

11. Zarar Tespit Komisyonu kararı 10/12/2007 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, söz konusu kararın iptali ve tazminata

hükmedilmesi istemiyle 8/2/2008 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi tarafından

havale edilen dilekçeyle maktu harç ödeyerek Malatya İdare Mahkemesinde dava

açmıştır.

13. Malatya İdare Mahkemesi 13/3/2008 tarihli kararıyla

uyuşmazlık konusu tazminat miktarının gösterilmemiş olması sebebiyle idari

yargılama usulü kurallarına uygun düzenlenmediği gerekçesiyle otuz gün içinde

usulüne uygun şekilde yeniden düzenlenecek dilekçe ile dava açılmak üzere dava

dilekçesini reddetmiştir. Dilekçe ret kararı 18/4/2008 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, dilekçe ret kararı üzerine İzmir İdare Mahkemesi

aracılığıyla ve14/5/2008 tarihli havale kaydıyla Malatya İdare Mahkemesine

yeniden dilekçe göndermiştir. Başvurucu yenilediği dilekçesinde, uyuşmazlık

konusu tazminat miktarını 70.000 TL olarak belirtmek suretiyle dilekçe ret

kararında gösterilen usule ilişkin eksiklikleri gidermiş; aynı zamanda talep

edilen tazminat tutarına bağlı olarak ödenmesi gereken nispi harçtan muaf

tutulmak için bu kez adli yardım talebinde bulunmuştur. Malatya İdare

Mahkemesinin 28/5/2008 tarihli kararıyla başvurucunun adli yardım talebi

reddedilmiş; bu karara istinaden 16/6/2008 ve 22/9/2008 tarihli Başkanlık

yazılarıyla, eksik yatırdığı 961 TL nispi harç ve 40 TL posta ücretini verilen

süre içinde tamamlaması gerektiği hususu başvurucuya bildirilmiştir.

15. Malatya İdare Mahkemesi 16/1/2009 tarihinde, başvurucunun

süresi içinde harç veposta ücretindeki eksikliği

tamamlamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Söz

konusu karar, başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 4/10/2011 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının

gerekçesinde, dava dosyasına fakirlik kâğıdı ibraz eden başvurucunun adli

yardımdan faydalanmak için gerekli şartları taşıdığının anlaşılması karşısında

talebinin kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken adli yardım talebinin reddi

ile sonrasında davanın açılmamış sayılması yolunda verilen Mahkeme kararında

hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Bozma kararı üzerine dava dosyasını yeniden esasa kaydeden

Malatya İdare Mahkemesi 30/1/2012 tarihinde davanın yetki yönünden reddine,

dosyanın yetkili Elazığ İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun

13/1/2012 tarihli kararıyla, Tunceli'nin Malatya İdare Mahkemesinin yargı

alanından çıkarılarak Elazığ İdare Mahkemesinin yargı

alanına bağlandığı, dolayısıyla davanın görüm ve çözümünde Elazığ İdare

Mahkemesinin yetkili olduğu belirtilmiştir.

17. Elazığ 1. İdare Mahkemesi

(Mahkeme), Danıştayın 4/10/2011 tarihli bozma kararı

doğrultusunda öncelikle 23/3/2012 tarihli ara kararıyla başvurucunun adli

yardım talebini kabul etmiş; ardından aynı tarihte verdiği kararla idari

yargılama usulü kurallarına uygun düzenlenmediği gerekçesiyle otuz gün içinde

usulüne uygun şekilde yeniden düzenlenecek dilekçe ile dava açılmak üzere

14/5/2008 tarihli dava dilekçesini reddetmiştir. Dilekçe ret kararına gerekçe

olarak dava dilekçesindeki ifadelerden dava konusu işlemin tebliğ tarihinin tam

olarak anlaşılamaması, ayrıca talep edilen tazminat miktarına esas zarar

kalemlerinin ve değerlerinin ayrı ayrı belirtilmemiş olması gösterilmiştir.

Dilekçe ret kararı 4/7/2012 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu, adli tatil sonuna kadar uzayan yenileme süresi

içinde ve 31/8/2012 tarihinde Mahkemeye yeniden dilekçe vermiştir.

19. Mahkeme 19/2/2013 tarihli kararıyla davayı süre aşımı

nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; dava konusu Zarar Tespit

Komisyonu kararının 10/12/2007 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildiği,

dolayısıyla dava açma süresinin 8/2/2008 Cuma günü

mesai saati bitiminde sona erdiği, buna göre 14/5/2008 tarihinde havale edilen

dilekçeyle açıldığı anlaşılan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir.

20. Söz konusu karar, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 25/12/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.

21. Başvurucu, onama kararına karşı karar düzeltme yoluna

gitmiştir. Başvurucu 8/4/2014 tarihli karar düzeltme dilekçesinde, davanın

8/2/2008 tarihinde Malatya İdare Mahkemesine gönderilmek üzere İzmir İdare

Mahkemesi tarafından havale edilen dilekçeyle açıldığını belirtmiştir. Bu

iddiasını ispata yönelik olarak 8/2/2008 tarihli dava bilgi formunudilekçe

ekinde Danıştaya sunan başvurucu, davanın süresinde

olduğunu ifade ederek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

22. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 1/10/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

23. Nihai karar 22/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 20/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Kanunlar

25. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Dava açma süresi"

kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Dava açma süresi,

özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda

ve idare mahkemelerinde altmış... gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

(...)

Tarihi izleyen günden başlar.(...)"

26. Aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3)

numaralı bendinin ilgili kısımları şöyledir:

"Dilekçeler,(...)

(...)

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup

olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla incelenir."

27. Anılan Kanun'un "İlk

inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı 15. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"1. [14.] maddenin 3 üncü fıkrasında

yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

(...)

d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden

düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak ... üzere dilekçelerin reddine,

(...)

Karar verilir.

(...)

5. 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin

reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı

takdirde dava reddedilir."

28. 17/7/2014 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü

maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması

hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar."

2. Danıştay İçtihadı

29. Danıştay Beşinci Dairesinin 29/1/2003 tarihli ve E.2002/784,

K.2003/205 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun … 15. maddesinin 1/(d) bendi hükmü ile 3 ve 5. maddelere aykırı

olduğu için dilekçenin reddine karar verilmesi halinde, 30 gün içinde 3 ve 5.

maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek veya noksanları tamamlanmak

suretiyle dilekçenin yenilenmesine olanak tanınmıştır. Bu gibi hallerde 2577

sayılı Yasanın 7. maddesine göre, dava açma süresinin hesaplanmasında,

başlangıç olarak reddedilen dilekçenin Mahkeme kaydına geçtiği tarihinin dava

açma tarihi olarak kabul edileceği açıktır.

Bakılan uyuşmazlıkta …davacının… naklen

atanmaya ilişkin İzmir Valiliği işlemine karşı açtığı davanın süresinde olup

olmadığının saptanmasında, 27.4.2001 tarihli dilekçe ret kararının verildiği

dosyadaki dava dilekçesinin Mahkeme kaydına geçtiği tarihin ve bu dilekçe ret

kararı üzerine 2577 sayılı Yasanın 15. maddesinin 1/(d) bendinde öngörülen 30

günlük süre içinde yenilenip yenilenemediğinin araştırılması gerekmektedir.

Bu durum karşısında dilekçe ret kararına konu

olan dava dilekçesinin Mahkemeye verildiği tarih dikkate alınmaksızın, dilekçe

ret üzerine verilen yenileme dilekçesinin tarihine göre, davanın süre yönünden

reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir."

30. Danıştay Altıncı Dairesinin 25/3/2015 tarihli ve E.2011/509,

K.2015/1773 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

" Dosyanın

incelenmesinden, İdare Mehkemesince verilen

15.04.2009 tarihli... karar ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 3.

maddesi dayanak alınarak, iptali istenen işlem veya işlemlerin tebliğ veya

öğrenme tarihinin, davanın konusunun, sebeplerinin ve dayandığı delillerin dava

dilekçesinde gösterilmediği ve dava konusu işlem veya işlemler ile bu işlem

veya işlemler bir başvuru üzerine tesis edilmişse başvuru dilekçesinin dava

dilekçesine eklenmediği, dava dilekçesinin ve eklerinin karşı taraf sayısından

bir fazla olması gerektiği halde tek suret olduğu gerekçesiyle yeniden dava

açılmak üzere dilekçenin reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı

tarafından mahkemeye ibraz edilen 28.05.2009 tarihli dava dilekçesinde; davanın

kanusunun açıklığa kavuşturulduğu bu davada hangi

işlemlerin iptalinin istenildiğinin açık ve net bir biçimde ortaya konulduğu

böylece davanın konusunun açıklığa kavuşturulması gerektiği yolundaki

"dilekçe ret" kararının gereklerinin yerine getirildiği ve bu yeni

dilekçesi ile Kanunun tanıdığı ve mahkemenin uygulamaya soktuğu dilekçesini

yenileme hakkını kullandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda idare mahkemesince; dava açma

süresi hesaplanırken, ilk dava açma tarihi olan 13.04.2009 tarihinin süreye

esas alınması gerekirken; dava konusunun açıklığa kavuşturulması amacıyla

verilen dilekçe ret kararı üzerine davacı tarafından verilen yenileme

dilekçesinin kayda giriş tarihinin dava açma süresinin hesaplanmasında esas

alınmasına ve sonuç itibariyle dilekçe ret kararının davacıya verdiği yenileme

hakkının ortadan kaldırılmasına yönelik mahkeme kararında hukuka uyarlık

bulunmamaktadır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan, ... bir mahkeme tarafından, ... görülmesini isteme hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

32. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için

bkz. Remzi Altuntaş, B. No:

2014/13905, 9/11/2017,§§ 32-35.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 7/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

34.Başvurucu; dava konusuişlemin

tebliği üzerine yasal süresi içinde dava açtığını, davanın süre aşımından

reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmektedir. Mahkemenin hukuka aykırı

kararı nedeniyle ilgili yasa kapsamında tarafına ödenmesi gereken tazminat

tutarından yoksun bırakıldığından şikâyet eden başvurucu, eşitlik ilkesi ile

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

35. Bakanlık görüşünde öncelikle konuyla ilgili AİHM ve Anayasa

Mahkemesi içtihadı ile ulusal hukuk kurallarına yer verilmiş ardından

başvurucunun süresinde dava açmasına rağmen yerel mahkeme tarafından hataya

düşülerek süre aşımı nedeniyle davasının reddedildiği iddiası incelenirken

başvurucunun ilk olarak Malatya İdare Mahkemesinin E.2008/180 sayılı dosyası

ile dava açtığı hususunun dikkate alınması gerektiğinin düşünüldüğü

belirtilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas yönünden incelenmesinde

belirtilen hususun gözetilmesi konusundaki takdirin Anayasa Mahkemesine ait

olduğu ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

36. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenindava açma süresini hesaplarken davanın açıldığı

tarihi hatalı tespit etmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememesidir.

Bu nedenle belirtilen ihlal iddialarının tümü mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

39. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan

AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

40. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

41. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın

süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

44. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

45. Başvurucunun idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın

süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının 2577 sayılı

Kanun'un 7. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

46. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defalar incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari

işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en

genel ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı

bulunduğuna işaret etmiştir (daha ayrıntılı bir değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No:

2014/12354, 9/11/2017, § 52).

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

47. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini

ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

48. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.

Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

49. Dava açma süresinin hesaplanmasında sürenin işlemeye

başladığı tarih, aynı biçimde dava açma tarihi belirleyici bir unsur olmakta ve

bu unsurlar mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında

büyük önem taşımaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,

25/7/2017, § 66). Davanın hangi tarihte açılmış sayılacağını belirlemek ve

mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir.

Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, belirtilen hususlarda Anayasa

Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta

üstleneceği rol, derece mahkemelerinin davanın hangi tarihte açılmış sayılması

gerektiğiyle ilgili yorumlarının veya dava açma tarihini belirlemedeki maddi

tespitlerinin mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında

incelemektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135,

20/9/2017, § 46).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. İdari yargılama usulünde yargı merciince dilekçenin reddine

karar verilmesi hâlinde otuz gün içinde yeniden düzenlenerek veya noksanları

tamamlanmak suretiyle dilekçenin yenilenmesine olanak tanınmıştır. İdari

yargıdaki yerleşik uygulamaya göre dilekçenin yenilenmesi durumunda reddedilen

ilk dilekçenin mahkeme kaydına alındığı tarih, dava açma tarihi olarak kabul

edilmektedir (bkz. §§ 29, 30).

51. Somut olayda Mahkeme, dava açma süresini hesaplarken dava

açma tarihini reddedilen dilekçenin Mahkeme kaydına alındığı 8/2/2008 tarihi

olarak değil yenileme dilekçesinin kayda alındığı 14/5/2008 tarihi olarak

tespit ve kabul etmiştir. Ancak gerekçeli karara bakıldığında Mahkemenin bu

kabulünün dilekçe ret kararı üzerine yenilenen davanın hangi tarihte açılmış

sayılması gerektiğiyle ilgili idari yargıdaki yerleşik uygulamanın aksine bir

yorumu benimsemesinden kaynaklandığına dair bir emare bulunmamaktadır.

Mahkemenin bu kabulünün esasen başvurucunun İzmir İdare Mahkemesi aracılığıyla

ve 14/5/2008 tarihli havale kaydıyla Malatya İdare Mahkemesine gönderdiği

dilekçenin yenileme dilekçesi olduğunun tespit edilememesinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Zira Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede 13/3/2008 tarihli dilekçe ret kararı ile sonuçlanan ilk dava

dosyasının bireysel başvuruya dayanak dava dosyası içinde bulunmadığı ve bu iki

dosya arasında bir ilişkilendirme de yapılmadığı tespit edilmiştir.

52. Başvurucunun 14/5/2008 tarihinde havale edilen dilekçeyi

13/3/2008 tarihli dilekçe ret kararında belirtilen eksiklikleri giderecek

nitelikte düzenlediği ve yenileme süresi içinde ilgili yargı merciine sunduğu

dikkate alındığında söz konusu dilekçenin mahiyeti itibarıyla yenileme

dilekçesi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Malatya İdare Mahkemesinin söz konusu

dilekçeyi ilk kez açılan davaya ait bir dilekçe olarak değerlendirdiği ve bu

sebeple ilk dosyayla ilgi kurmaksızın esasa kaydettiği görülmektedir.

53. Başvurucunun 14/5/2008 tarihli dilekçesinde 13/3/2008

tarihli dilekçe ret kararını ilgi tutmak ya da dilekçesinin yenileme dilekçesi

olduğuna dair bir ibareye yer vermek suretiyle bu hususu yargı merciinin

dikkatine sunmadığı tespit edilmiştir. Bu itibarla dilekçenin yenileme

dilekçesi olduğunun yargı merciince tespit edilememesinde başvurucunun bu

konuda gerekli özeni göstermemiş olmasının belli ölçüde bir etkisi olduğu

yadsınamaz. Bununla birlikte aynı kişi tarafından ve üstelik aynı mahkemede

açılan davaların ve bu davaların birbiriyle ilintisinin tespit edilememiş

olması aynı zamanda yargısal sistemin işleyişindeki bir eksikliğin varlığını da

ortaya koymaktadır.

54. Bu noktada başvurucunun özellikle karar düzeltme aşamasında

14/5/2008 tarihli dilekçenin daha önce reddedilen 8/2/2008 tarihli dilekçenin

yenileme dilekçesi olduğu, davanın 8/2/2008 tarihinde açıldığı olgusunu Danıştayın dikkatine sunduğunu ve buna dair dava bilgi

formunu dava dosyasına ibraz ettiğini de tekrar hatırlatmak gerekir.

55. Bu bağlamda ayrı ve açık bir değerlendirme yapılmasını

gerektiren bu esaslı iddia ve olgunun üst yargı mercii kararında hiç

irdelenmediği, dolayısıyla dava açma tarihinin belirlenmesi noktasında ilk

derece yargılaması safhasında ortaya çıkan aksaklıkları tespit ve telafi etmeye

yönelik olarak üst kanun yolları aşamasında gerekli imkân ve koşullar

oluşmasına rağmen üst yargı merciinin bu yönde bir yaklaşımının olmadığı

görülmektedir. Öte yandan yargı makamlarının dava açma süresinin hesabında

dikkate alınacak dava açma tarihinin tespiti noktasındaki bu yaklaşımının

başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecede zorlaştırdığı anlaşılmaktadır.

56. Bu durumda reddedilen dilekçe yerine yenileme dilekçesinin

kayda alındığı tarihin dava açma tarihi olarak tespit edilmesinin yerleşik

idari yargı uygulamaları karşısında hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri

bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı ve söz konusu tespite

bağlı olarak davanın süre aşımından reddedilmesinin başvurucuya aşırı bir

külfet yüklediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

58. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki tazminat talebinin

değerlendirilmesi hususundaki idari ve yargısal sürecin uzun sürmesi nedeniylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

59. Bakanlık görüş yazısında Anayasa Mahkemesinin makul sürede

yargılanma hakkına ilişkin ilke ve kriterlerinin daha önceki başvurularda

belirlendiği, somut başvuruda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir yön

bulunmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas yönünden incelenmesinde belirtilen hususun gözetilmesi konusundaki

takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

60. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

62. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

63. Bu hususlara ek olarak Anayasa Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun

kapsamında yapılan yargılamalarda komisyonların belli bir dönem içinde geçici

olarak olağanüstü iş yükü artışı ile karşılaşmasından kaynaklanan gecikmelerde

kamu otoritelerince zamanında ve yeterli tedbirlerin alınmış olup olmadığını da

gözönünde bulundurmaktadır. Gerekli tedbirler

alınmışsa makul sürenin hesaplanmasında olağan yargılamalara kıyasla daha esnek

bir yaklaşım benimsenmektedir (Sabri Çetin,

B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 60-72; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 59-71; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,

§§ 57-67; Celal Demir, B. No:

2013/3309, 6/2/2014, §§ 57-69).

64. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında Komisyona başvuru tarihi (25/7/2005) ile

kararın kesinleştiği tarih (1/10/2014) arasında geçentoplam

9 yıl 2 ay 6 günlük süre için başvurucu açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir husus bulunmadığı ve söz konusu yargılama süresinde makul kabul

edilemeyecek bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

67. Başvurucu, yeniden yargılama ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

68. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

69. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Elazığ 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

70. Başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

71. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 8.100 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Elazığ 1. İdare Mahkemesine (E.2012/1770, K.2013/119)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net8.100 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL Raportör : Gülbin AYNUR Başvurucu : Zülfü GÜRGÖZ Vekili : Av. Mizgin IRGAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/1188, 7 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Makul Sürede
  12. B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 60-72; Mahmut
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  15. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/1188
Tarih
7 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Hikmet Kale Başvurusu (B. No: 2015/2683)
  • Abbas Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/749)
  • Bedih Durmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5534)
  • Süleyman Aslan Başvurusu (B. No: 2015/17978)
  • Ertan Yürek Başvurusu (B. No: 2015/18932)
  • Ali Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18770)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.