İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1962/232 K.1963/9

Karar tarihi:16/1/1963

Esas1962/232Karar1963/9Tarih16 Ocak 1963Okuma15 dk · 3.016 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
16 Ocak 1963
Esas No
1962/232
Karar No
1963/9
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.016 kelime·15 dk okuma·5 bölüm

Karar tarihi:16/1/1963

Resmi Gazete tarih/sayı:11.5.1963/11400

İtirazda bulunan : Reyhanlı Asliye Ceza Mahkemesi.

İtirazın konusu : Kaçakçılığın men ve takibine dair 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ve hangi fiilin suç olduğunu belli etmek yetkisini Bakanlar Kuruluna bırakan ek 2 nci maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.

Olayda, beyannamede yazılı miktardan fazla hayvanları bulunduğu yapılan kontrolde anlaşılan, sanığın 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ek ikinci maddenin 2 - 4 sayılı fıkraları uyarınca cezalandırılması isteğiyle kamu dâvası açılmıştır.

Reyhanlı

Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında; C. Savcılığı uygulanması

istenen kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüştür. Mahkemece de,

ek ikinci madde, hangi fiilin suç olduğunu belli etmek yetkisinin Bakanlar

Kuruluna verildiği, bu halin Anayasa'nın 5 inci maddesine aykırı olduğu, çünkü

Anayasa'nın 5 inci maddesi gereğince yasama yetkisini ancak Türkiye Büyük

Millet Meclisinin kullanabileceği ve bu yetkinin başka merci ve makama

devredilemiyeceği, 132 nci madde uyarınca mahkemelerin her şeyden önce

Anayasa'ya göre hüküm vermekle ödevli ve Anayasa'nın 33 üncü maddesi gereğince

de bir eylemi suç saymanın ancak yasama organının yetkisi İçinde bulunduğu, bu

sebeplerle 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ek 2/4 üncü maddenin Anayasa'ya

aykırı olduğu kanısına varıldığı gerekçesiyle dâvanın görülmesinin geri

bırakılmasına ve bu kararla ilgili kâğıt örneklerinin Mahkememize

gönderilmesine 24/10/1962 gününde karar verilmiştir.

Reyhanlı

C. Savcılığının 25/10/1962 gün ve 4222 sayılı yazısıyla 31/10/1962 gününde

mahkememize gelen karar ve ilişiği kâğıtların Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15

inci maddesi uyarınca yapılan ilk incelemesinde; başvurmanın Anayasanın 151 ve

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 gün ve

44 sayılı kanunun 27 nci maddesine uygun olduğu görüldüğünden esasın

incelenmesine dair verilen 9/11/1962 günlü karar üzerine düzenlenen rapor ve

Reyhanlı Asliye Ceza Mahkemesi kararı ve ekleri kâğıtlar, 1918 sayılı ve bunu

değiştiren 6829 sayılı kanunlar ve bu kanunların gerekçeleri ve encümen

mazbataları ve meclis müzakere tutanakları, Anayasanın ilgili maddeleri,

Anayasa Komisyonu raporu ve bunlara ilişkin meclis müzakere tutanakları

okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Dâvaya

bakmakta olan mahkemenin ancak "O dâva sebebiyle uygulanacak kanun

hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse" itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine

başvuracağı, yukarıda adı geçen 44 sayılı kanunun 27 nci maddesinde açıklanmış

bulunmaktadır. Olayda ise, iddianamede belirtildiği gibi 1918 sayılı kanuna

6829 sayılı kanunla eklenen ek 2 nci maddenin 4 sayılı fıkrasından sonra gelen

"Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak. Dahiliye ve Gümrük ve

inhisarlar Vekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilecek tebliğlere riayet

etmeyenlerin bir aydan bir seneye kadar hapislerine, suç mevzuu eşya ve

maddelerin müsaderesine, müsadere mümkün olmayan hallerde eşya ve maddelerin

bedeli miktarınca para cezasına hükmedilir. Suçluların bu hareketleri

kaçakçılığa müntehi olmuş ise mezkûr suçtan dolayı da ayrıca

cezalandırılır" hükmünün uygulanması ve bu bakımdan incelemenin, bu hükme

hasredilmesi gerekir.

Suç, emniyet bölgesi içinde beyannamede gösterilen miktardan fazla kesim hayvanı bulundurmak suretiyle 5 sayılı tebliğe riayetsizliktir. İtiraz konusu kanun hükmünde de "Yukarıdaki fıkraların tatbikiyle alâkalı olarak İçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca müştereken neşir ve İlân edilecek tebliğlere riayetsizlik" suç sayıldığından bu fıkranın atıfta bulunduğu yukarıdaki fıkraların bu tebliğ ile ilgili hükmünün açıklanması gerekli görülmüştür.

1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kasnınla eklenen ek birinci maddede, kanun koyucu Bakanlar Kurulu kararı ile emniyet bölgeleri ihdas etmek, ek ikinci maddenin l sayılı fıkrasında bu emniyet bölgelerine Bakanlar Kurulunun tesbit ve ilân edeceği madde ve eşyayı İçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca tâyin edilecek mercilerin müsaadesine bırakmak ve bu maddenin 11 sayılı fıkrasında da; emniyet bölgelerinde istihsal, imal veya sair suretlerle tedarik edilmiş veyahut gerekli müsaadesi verilmiş bulunan mallar kontrole tabî tutmak esasını kabul etmiş bulunmaktadır.

Kanunun

verdiği işbu yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan 1/11/1956 gün ve

4/8189 sayılı kararda yer ve sınırları belirtilen emniyet bölgelerine sokulması

İçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca tayin edilecek mercilerin müsaadesine

tabi tutulan madde ve eşyanın cins ve nitelikleri de 28/12/1956 gün ve 9495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/11/1956 gün ve 4/8335 sayılı Bakanlar

Kurulu kararında gösterilmiştir. 4/8335 sayılı kararın tatbikine ilişkin

İçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca birlikte düzenlenen ve Resmî

Gazete'de yayımlanan 5 sayılı tebliğ ise; kararnamede yer ve sınırları

belirtilen emniyet bölgelerine koyun, keçi, sığır ve bunların yavrularının

bölge dışı yerlerden sokulmasının o yer valisinin önceden yazılı müsaadesine

bağlı olması, bu bölgedeki kesim hayvanlarının mevcudunun bir beyan ile ve

husule gelecek değişikliklerin de beyannamenin verildiği makama yazı ile

bildirilmesi ve bu hayvanların; bakım ve ticaretle iştigal etmeyen gerçek ve

tüzel kişilerin bu bölgede stok yapmaları ve emniyet bölgelerinin 10

kilometrelik alanı içinde 4/8335 sayılı kararda gösterilen maddelerin zatî ve

ailevi ihtiyaçtan fazlasının stok edilmesi memnuiyetleri ve stok sayılmıyacak

miktarların bu yer valilerince tâyin olunması ve 10 kilometrelik bölgede sakin

gerçek ve tüzelkişilerin ticarî faaliyetleri dolayısiyle tasarruf ve

nezaretleri altında bulunan bu maddeleri belirli süre içinde beyanname ile

bildirmeleri mecburiyeti ve bu maddelerin bu bölgeye sonradan sokulmasının ve

depolanmasının bu yer Mülkiye Amirliğinden alınacak yazılı müsaadeye bağlı

olması ve bu maddelerin miktarında husule gelecek değişikliklerin de yazı ile beyannamenin

verildiği makama bildirilmesi ve seyyar aşiret hayvanlarının bu bölgeye

girmemesi gibi hükümleri kapsamakta ve bu hükümlerin, ilgili vilâyetlerin usulü

dairesinde yapacakları neşir ve ilanı müteakip yürürlüğe gireceğini

açıklamaktadır.

334

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 5 inci maddesinde "Yasama yetkisi

Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. 33 üncü maddesinde

de "Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kararın suç sayılmadığı bil

fiilden dolayı cezalandırılamaz. Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla

konur......" denilmektedir. Kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacağına

dair Anayasa'nın 8 inci maddesi karşısında itiraz konusu 1918 sayılı kanuna

6829 sayılı kanunla eklenen ek ikinci maddenin IV sayılı fıkrasından sonra

gelen "Yukarıdaki fıkraların tatbikiyle alakalı olarak Dahiliye ve Gümrük

ve İnhisarlar Vekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilecek tebliğlere

riayet etmeyenlere" ceza tâyin eden kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olup

olmadığının çözümlenmesi için bu olayda yasama yetkisinin yürütme organına

devir ve suçta kanunilik prensibinin ihlâl edilmiş olup olmadığının

araştırılması gerekmektedir.

1-

Yasama organı, kanun yaparken bütün ihtimalleri gözönünde bulundurup teferruata

ilişkin hükümleri de belli etmek yetkisine sahip olmakla beraber, zamanın

gereklerine göre, sık sık değişik tedbirler alınmasına, alınan tedbirlerin

kaldırılmasına veya tekrar konulmasına lüzum görülen hallerde yapısı

bakımından, ağır işlediğinden ve günlük olayları izleyerek zamanında tedbir

alınması güç bulunduğundan esaslı hükümleri belirttikten sonra ihtisas ve idare

tekniğine ilişkin hususların düzenlenmesi işi ile yürütme organını

görevlendirmesi de yasama yetkisini kullanmaktan başka bir şey değildir.

Nitekim bu durumun yasama yetkisinin, yürütme organına bırakıldığı anlamına

almanın doğru olmıyacağı, ek ikinci maddenin 1. sayılı fıkrasının Anayasa'ya

aykırılığı iddiası üzerine mahkememizce verilen ve 24/1/1963 gün ve 11316

sayılı Resmî Gazetemde yayınlanan 10/12/1962 gün ve E : 1962/298 K : 1962/1 1 1

sayılı kararımızda sebepleri gösterilmek suretiyle etraflıca açıklanmış ve bu

görüşü değiştirecek yeni hal de mevcut bulunmamıştır.

İtiraz konusu kanun hükmünde; hedef ve maksat tâyin ve iki Bakanlıkça birlikte çıkarılacak tebliğlerin esasları belli edilmiş bulunmaktadır. Bu esaslar, tebliğlerle konulacak hükümlerin kaçakçılığı önlemek maksadına matuf olması ve yukarıdaki fıkraların tatbikatı ile ilgili bulunması hususlarından ibarettir. Bu bakımdan yürütme organına bırakılan yetkinin sınırsız olduğu düşüncesine yer vermek doğru olamaz.

Esasen Kanun Koyucunun bu suretle verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan tebliğlerde maksat dışına çıkılıp çıkılmadığının ve kanunun belirtmiş olduğu sınırın aşılıp aşılmadığının tâyini kanunun, Anayasa'ya aykırı olup olmadığının tesbiti bakımından önem taşımaz. Çünkü bu takdirde; tebliğin kanuna aykırılığı söz konusu olur. Ve bu hal, Anayasa'nın 114 üncü maddesi uyarınca kazai denetime tabi bulunur.

Anayasa'mız,

107 ve 113 üncü maddelerinde, yürütme organının, gösterilen esaslara uygun

olmak şartiyle, tüzükler ve yönetmelikler çıkararak tanzim edici hukuki

tasarruflarda bulunabileceğini kabul etmiştir. Ancak yürütme organın, bunun

dışında, kanunun emrine uyarak, umuma şâmil nitelikte hukuki tasarruflarda

bulunması da idare hukuku esaslarına uygundur. Bunun hilafını kabul etmek;

yürütme faaliyetlerini çok dar ve işlemesi güç bir çerçeve içerisine sokmak

gibi bir sonuç doğurur ki, bunun da Anayasa'nın maksat ve ruhuna uygun

düşmeyeceği ve idare fonksiyonunun isterleriyle bağdaşamıyacağı meydandadır.

Dâvada, söz konusu edilen tebliğler ise, özel kanunun tatbikatına ilişkin

olarak alınmış objektif kararlardan ibarettir.

2- İtiraz konusu kanun hükmünde yasaklanan eylemin, yani suçun ve cezasının ne olduğu gösterilmiştir. Burada suçun unsuru, kanunun atıfta bulunduğu fıkraların tatbikatı ile ilgili olarak iki Bakanlıkça birlikte düzenlenip neşir ve ilân edilecek tebliğde yer alan hükümlere, riayet etmemektir. Dâva ile ilgili tebliğ, Resmî Gazete'de ve tebliğde şart koşulduğu üzere mahallinde ilân edileceğine göre, kişi, yasak eylemleri ve uyulmadığı takdirde cezalarının ne olduğunu, kanun hükmü ile bilmektedir. Bu duruma göre işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saydığı bir fiil ortada mevcut demektir. Bu itibarla suçta kanunilik prensibinin ihlâli de söz konusu olamaz.

Yukarıda açıklanan sebeplere dayanılarak, itirazın konusu kanun hükmünün, Anayasa'nın 5 ve 33 üncü maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varıldığından itirazın reddi gereklidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla 2 nci maddenin IV sayılı fıkrasını takibeden ve "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alakalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlar Vekaletlerinde müştereken neşir ve ilan edilecek tebliğlere riayet etmeyenlerin" cezalarını belirten fıkra, Anayasa'ya aykırı olmadığından itirazın reddine üyelerden Rifat Göksu, İbrahim Senil, Hakkı Ketenoğlu ve Ekrem Korkut'un muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile 16/1/1963 gününde karar verildi.

MUHALEFET

ŞERHİ

Reyhanlı

Asliye Ceza Mahkemesince iptali istenen 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı kanunla

eklenen ek 2 nci maddenin IV fıkrasından sonra gelen hükmünde; "Yukarıdaki

fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlar

Vekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilerek tebliğlere riayet etmeyenlerin

bir aydan bir seneye kadar hapislerine, suç mevzuu eşya ve maddelerin

müsaderesine, müsadere mümkün olmayan hallerde eşya ve maddelerin bedeli

miktarınca para cezasına hükmolunur." denilmektedir. Aynı maddenin

yukarıdaki l işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tesbit ve ilân olunacak

madde ve eşyaları Dahiliye ve Gümrük ve inhisarlar Vekâletlerince tâyin

edilecek mercilerden müsaade almaksızın emniyet bölgelerine sokanlara veya

sokmağa teşebbüs edenlere, diğer II işaretli fıkrasında ise emniyet

bölgelerinde istihsal, imal veya sair suretlerle tedarik edilmiş olan yahut

gerekli müsaade verilmiş bulunan malların elden çıkarılmış olması halinde dahi

bunların istihlâk istimal ve satış gibi suretlerle sarf mahallerinin talepte

bildirilecek müddet içerisinde izah ve isbat edemeyenler hakkında hürriyeti

bağlayıcı cezalarla ağır para cezası tâyin edilmiş bulunmaktadır.

Mahkemece Anayasaya aykırılığı ileri sürülen "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlar Vekâletlerince müştereken neşir ve İlân edilecek tebliğler" şeklindeki müphem ve mutlak olan ibarenin şümul ve hududunu tâyin etmek kabil değildir. Bunun her türlü tefsir ve içtihatlara müsait olduğu meydandadır.

Kanunun ek ikinci maddesinin I işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tetkik ve ilân edilecek madde ve eşyalar için adları geçen Bakanlıklara verilen müsaade mercilerini tâyin etmek yetkisi, bu defa iptali istenen "Yukarıdaki fıkraların tatbikiyle alâkalı olarak;" tabirleriyle başlayan kanun hükmü ile hudut ve şümulü belirsiz bir şekilde genişletilmiş bulunmaktadır.

Bu itibarla iptali istenilen hükmün Anayasa'nın 5 inci ve 33 üncü maddelerine aykırılığı zahirdir. Zira Anayasa'nın 5 inci maddesi yasama yetkisinin devrini yasak etmektedir. Müellifierce, takip edilecek siyasetin genci esaslarının etraflıca tesbit edilmemiş olması ve yürütme organına verilecek düzenleme yetkisinin genelsizlik ve sınırsızlık arzetmesi hali "Yetki devri" şeklinde telâkki edilmektedir.

Kanunun

takip edilecek siyasetin esas ve prensipleri belirtilmeden yürütme organına bu

kadar umumi ve geniş bir takdir yetkisi tanımasını yürütme organını kanunun

uygulanmasına taallûk eden teferruatın tesbiti ile görevlendirme, mahiyetinde

değil, yasama sahasına giren bir yetkinin devredilmesinden başka bir suretle

ifade ve izah etmek güçtür. Kanunda hangi madde ve eşyanın müsaadeye bağlanması

gerektiğini aydınlatacak bir hüküm bulunmaması neticesi, iki Bakanlık tam bir

serbestiye malik olacaklardır. Halbuki kanunda müsaadeye tabi tutulacak eşyanın

niteliklerinin şüphe ve tereddüde yer bırakmıyacak ve takip edilen siyasete

uygun gelecek bir şekilde tesbit edilmesi gerekirdi. Bunun yapılmamış olması

icabında sınırsız bir tahdit ile karşılaşılması tehlikesini nefsinde taşımakta

ve hatta çalışma serbestisini kısan her türlü yasaklar konulması imkânını

vermektedir.

Kanunun

içişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarına emniyet bölgeleriyle ilgili hükümlerin

uygulanması bakımından tanıdığı ve ek 2 nci maddenin IV-II sayılı fıkraları ile

ilgili olmaktan başka bir kayıtla bağlamadığı yetki, tatbikatta kişilerin en

basit haklarını bile tahdit edici bir durum almıştır. Kontrola tabi maddelerde

vuku bulacak miktar değişikliklerini 48 saat içinde her kalem için ayrı , ayrı beyan

mecburiyeti, valilerin takdirine bağlı olarak tesbit edeceği miktardan

fazlasının zat ve aile ihtiyacı için dahi stok edilmemesi tebliğlerle

kayıtlanan hürriyetlere misâl olarak verilebilir. Bununla alım ve satımın

sınırlanması dolayısiyle konulan takyidin ağırlığını takdir etmek güç değildir.

Aykırılık iddiasının Anayasa'nın 33 üncü maddesi açımından durumuna gelince :

Anayasa'nın

bahsi geçen maddesiyle suçta ve cezada kanunilik prensibi bir Anayasa hükmü

olarak tesbit edilmiştir. Eskiden Türk Ceza Kanununun ilk maddelerinde yer alan

bu prensibin Anayasanın kapsamı içerisine metin olarak girmesi, alelade

kanunlarla bu esas ve kaidenin tahrip edilmemesi maksadını gözetleyen Önleyici

bir tedbirdir. Suç hürriyetlerin en vahim tahdidini intaç eden bir fiildir. Bu

bakımdan suçların belirtilmesinde Anayasa'nın hüriyetlerin sınırlandırılması

ile ilgili kaide ve prensiplerinin uygulanması gerekir. Anayasa Temel Hak ve

Hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğini ve kamu yararı, genel ahlâk,

kamu düzeni, Sosyal Adalet ve Millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın

ve hürriyetin özüne dokunulmıyacağını tam bir kesinlikle ifade etmiştir. (Madde

11) bu sebepledir ki Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu raporunda

"İdari karar ve nizamnamelerle temel hak ve hürriyetlerin"

kayıtlanamıyacağı teyiden belirtilmiştir. Suçun kanuniliği prensibinin tahakkuk

edebilmesi için yalnız ceza müeyyidelerinin gösterilmiş bulunması kâfi olmayıp

suçun maddi unsurlarının da kanunla tâyin edilmiş olması gereklidir. Ceza ile

fiil arasında adil bir nispetin mevcut olması Ceza Hukukunun başta gelen

prensiplerindendir. Bu adil nispeti bulacak olan organın da yasama organı

olduğunda şüphe yoktur.

İptali

istenen ek 2 nci maddenin IV işaretli fıkrasından sonra gelen hükümlerle

belirtilen ve bir aydan bir seneye kadar hapis cezasını müstelzim olan fiil,

yukarıdaki fıkraların tatbiki ile ilgili olarak İçişleri ve Gümrük ve Tekel

Bakanlıklarınca birlikte neşir ve ilân edilecek tebliğlere riayet etmemekten

ibarettir. Binaenaleyh burada suçun maddi unsurları kanunla değil iki

Bakanlığın tebliğleriyle taayyün etmektedir. Diğer bir deyişle bu tebliğler

suçun maddi unsurlarını tâyin eden kurallar olacaktır. Bu itibarla kanunilik

prensibinin yalnız cezada cari olup suçlarda cereyan etmeyeceği yolunda 33 üncü

maddenin uygulanmasında bir tefrik yapmağa Anayasa'nın ne sözü ve nede Özü

müsait bulunmamaktadır. Hernekadar yürütme organının kanunla verilen yetkiye

dayanarak Tüzük ve Yönetmeliklerle suç ihdas edebilmesini delegasyon

nazariyeleriyle izah ederek yasama organının verdiği yetki ve vekâletle yürütme

organının bazı fiilleri suç haline koyabilmesinin "Kanunsuz suç

olmaz" prensibini ihlâl edemiyecegi bazı hukukçular tarafından ileri

sürülmekte ise de, bugünkü Anayasa'mızın, 4, 5, 11, 33, 107 ve 113 üncü

maddelerinde yer almış olan hükümler karşısında bu izah tarzının değerini

muhafaza ettiği kanaatinde değiliz. Kaldı ki, Tüzük ve Yönetmelikle suç

ihdasının mümkün olabileceğini kabul eden hukukçular dahi tüzük ve yönetmelik

şeklindeki tanzimi tasarruflar haricinde kalan yürütme organının kararname ve

tebliğlerle suç ihdas edemiyeceği fikrini savunmaktadırlar.

Kaçakçılığın memleketimizin iktisadî ve malî menfaatlerini ne kadar baltaladığı ve bunun önlenmesi bakımından yürütme organına süratle kararlar alabilme yetkisinin verilmesi zarureti yasama yetkisinin devredilemiyeceği ve suçların kanuniliği hakkındaki Anayasa prensiplerinin ihlâlini mazur gösteremez. Bu zarureti Anayasa prensipleri ile telif etmek çarelerini bulmak yasama organının görevidir. Anayasa Mahkemesi bir yargı organı olmak itibariyle bir kanunun Anayasa'ya aykırılığı iddiasını incelerken yalnız ve ancak kanunilik denetimi yapmak zorundadır.

İşte bu sebepledir ki Anayasa vâzıı bir kanunun iptali ile kamu düzeninde husule gelecek olan boşluğu doldurmak gereğini gözönünde tutarak icap eden tedbirleri almak hususunda yasama organına, vakit bırakmak maksadiyle Anayasa'nın 152 nci maddesinde mahkeme kararlarının yürürlüğe gireceği tarihi altı ayı geçmemek üzere geciktirmek yetkisini mahkemeye vermiş ve Anayasa Mahkemesi Kumlusu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı kanunun 50 nci maddesinde, bir kanunun veya kanuni bir hükmün iptali halinde kamu düzeninde vukua gelecek boşluğu doldurmak için Anayasa Mahkemesinin yasama meclisleri Başkanları ile Başbakanlığı durumdan haberdar edeceğini hükme bağlamıştır.

Bu sebeplere binaen 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen 2 nci maddesinin IV fıkrasından sonra gelen ve içişleri Bakanlığı ile Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca çıkarılan tebliğlere muhalefet etmeği cezalandıran "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak ............." şeklindeki hükmün Anayasa'nın 4, 5, 11, 33 üncü maddelerin aykırı olduğundan iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına muhalifiz.

Başkan

Sünuhi Arsan

Başkanvekili

Tevfik Gerçeker

Üye

Rifat Göksu

(muhalif)

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

(muhalif)

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Yekta Aytan

Üye

Hakkı Ketenoğlu

(muhalif)

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Ekrem Korkut

(muhalif)

Üye

Ahmet Akar

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

MUHALEFET

ŞERHİ

İptali istenen kanun hükmü, 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ek 2 nci maddenin IV işaretli fıkrasından sonra gelen hükümdür. Bunda, "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlar Vekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilecek tebliğlere riayet etmeyenlere verilecek cezalar gösterilmiştir. Aynı maddenin "Yukarıdaki fıkralarından

I işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tesbit ve ilân olunacak madde ve

eşyaları, adları geçen iki Bakanlık tarafından tâyin edilecek mercilerden

müsaade alınmaksızın emniyet bölgelerine sokanlara veya sokmağa teşebbüs

edenlere, II işaretli fıkrasında ise emniyet bölgelerinde istihsal, imal veya

sair suretlerle tedarik edilmiş olan yahut gerekli müsaade verilmiş bulunan

mallar elden çıkarılmış olsa dahi bunların istihlâk, istimal ve satış gibi

suretlerle sarf mahallerini talepte bildirilecek müddet içerisinde izah ve

ispat edemiyenlere verilecek cezalar belirtilmiştir. İptali istenen metinde

bulunan "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak... neşir ve ilân

edilecek tebliğler" ibaresi, geniş bir anlama ve yoruma elverişlidir.

Özellikle "alâkalı" kelimesi karşısında, tebliğlere konulacak

hükümlerin niteliğini ve sınırını kesin olarak tâyin etmek mümkün değildir.

Üstelik, yukarıki fıkraların hangi hükümleri hakkında tebliğlerde tatbik

suretleri gösterileceği, sözü geçen ibarede açıklanmamış, bu fıkralara topyekûn

atıfta bulunulmuştur. Bu da, iki Bakanlığa verilen yetkilerin kapsamını ayrıca

genişletmektedir.

İptali

istenen metin sağladığı bu genişlikten faydalanarak iki Bakanlığın yeni

takyitler ve yasaklar koyabileceklerini kabul etmek gerekir. Nitekim, esas

kararda da işaret edildiği üzere, bazı hayvanların emniyet bölgeleri içinde

zatî ve ailevi ihtiyaçtan fazla stok edilmesi menedilmiş ve stok sayılmıyacak

miktarların valilerce tâyin olunması emredilmiştir. Bazı maddeleri stok etme

yasağının ise alım ve satımı sınırlaması dolayısiyle, ağır bir takyit teşkil

ettiği aşikârdır. Bu takyidi koyan tebliğlerin, çalışma serbestisini kısan

başka yasaklar koymaları da mümkün ve muhtemeldir. Esasen konu incelenirken,

yalnız konmuş bulunan takyitleri değil kanun metinin sağladığı imkân

karşısında, ileri de konabilecek takyitleri de gözönünde bulundurmak lâzımdır.

Gerçi, kanunun, düzenlediği konularda, ihtisasa ve idare tekniğine ilişkin

hususları yürütme organına bırakması caizdir. Ancak, hâdisede olduğu gibi, bu

hususlar suç unsurları teşkil edecek oldukları takdirde, hiç olmazsa

sınırlarının kanun koyucu tarafından tâyin edilmesi zaruri olduğu kanısındayım.

İptali istenen kanun metni ise, iki Bakanlığa ceza müeyidesi altında bulunacak

fiiller tesbit etmek yetkisini verdiği halde bu yetkinin sınırlarını

çizmemiştir. Tebliğlerin neşir ve ilân edilmesi mecburiyeti ve bu suretle

kişilerin yasak olan fiilleri öğrenebilmeleri keyfiyeti Anayasa'mızın

kasdettiği manada suçun kanuniliği prensibini sağlamaya yetmez.

Şu ciheti de belirtmek yerinde olur ki, iki Bakanlıkça çıkarılacak tebliğlerin yargı mercilerinin denetimine tabi olması maksat dışı çıkmasını önleyeceği de katiyetle söylenemez. Çünkü kanunun verdiği yetki geniş ve elastikidir. Ve bu durum karşısında yargı mercilerinin müdahele edememeleri de varittir. Kaldı ki, suçların kanuniliği prensibini, yargı mercilerinin denetim imkânlarına göre ölçmek ve takdir etmekte tecviz edilemez.

Bu sebepler dolayısiyle, söz konusu kanun hükmünün Anayasa'nın 33 üncü maddesine aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği oyundayız.

Üye Ekrem · Korkut Üye Rifat · Göksu Üye Hakkı · Ketenoğlu Üye İbrahim · Senil

Anayasa Mahkemesi, E. 1962/232, K. 1963/9, 16 Ocak 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Muhalefet
  4. Şerhi
  5. Muhalefet
  6. Şerhi
  7. I işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tesbit ve ilân olunacak madde ve
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1962/232
Karar No
1963/9
Tarih
16 Ocak 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/5 K.1963/8
  • AYM Norm Denetimi E.1963/11 K.1963/11
  • AYM Norm Denetimi E.1963/8 K.1963/10
  • AYM Norm Denetimi E.1963/13 K.1963/13
  • AYM Norm Denetimi E.1963/14 K.1963/14
  • AYM Norm Denetimi E.1963/12 K.1963/12

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.