KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Aralık 1964
- Esas No.
- 1963/121
- Karar No.
- 1964/74
Karar Metni
1.702 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Karar tarihi:17/12/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:1.4.1965/11968
Davacı : Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu.
Dâvanın Konusu : 2 sayılı Hiyaneti Vataniye Kanununun tutuklamayı zorunlu kılan 5 inci maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasiyle iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İNCELEME
:
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 4/3/1963 gününde yapılan ilk
incelemede; dâva dilekçesinde Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu
adına imzası bulunan Ali Nailî Erdem ve Cahit Okurer'in Grup Başkanı veya
Başkan Vekili olduklarını gösterir belgenin 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı
Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verilmesi gerektiği halde
verilmemiş olduğu görülmekle bu belgenin onbeş gün içinde gönderilmesi
kararlaştırılmış, yapılan tebligat üzerine eksiğin süresinde tamamlandığı
anlaşılmış ve 15/4/1963 günlü toplantıda esasın incelenmesine karar verilmiş
olduğundan düzenlenen rapor, dâva dilekçesi, ilgili kanun ve Anayasa maddeleri
okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
GEREKÇE
:
İşin esasının görüşülmesi sırasında, üyelerden Asım Erkan, Şemsettin Akçoğlu ve İhsan Keçecioğlu taraflarından Hiyaneti Vataniye Kanununun, niteliği ve sonradan yürürlüğe giren kanunların aynı konulara ilişkin hükümleri dolayısiyle, artık yürürlükte sayılamıyacağı ve bu sebeple de sözü geçen kanunun 5 inci maddesinin kapsadığı hüküm hakkında Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesine göre Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle iptal dâvası açılamıyacağı ileri sürülmüş olduğundan önce bu konu incelenmiştir.
14 maddeden ibaret bulunan Hiyaneti Vataniye Kanununun haini vatan sayılanları tarif eden l inci maddesi, 15 Nisan 1339 günlü ve 334 .sayılı Kanunla değiştirilmek ve 26 Şubat 1341 gününde 556 sayılı Kanunla da ilâve yapılmak suretiyle "Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükmüranîsinin gayri kabili terk ve tecezzi ve ferağ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulunduğuna dair 1 Teşrinisani 1338 tarihli karar hilâfına veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyanı mutazammın kavlen veya tahriren veya fiilen ankastin muhalefet veya ifsadat veya neşriyatta bulunan kesan haini vatan addolunur.
Dini
veya mukaddesatı diniyeyi siyasî gayelere esas ve alet ittihaz maksadiyle
cemiyetler teşkili memnudur. Bu kabil cemiyetleri teşkil edenler veya bu
cemiyetlere dâhil olanlar haini vatan addolunur. Dini veya mukaddesatı diniyeyi
alet ittihaz ederek şekli devleti tebdil veya tağyir veya emniyeti devleti
ihlâl veya dini veya mukaddesatı diniveyi alet ittihaz ederk her ne suretle
olursa olsun ahali arasına fesat ve nifak ilkası için gerek münferiden ve gerek
müştemian kavlî veya tahriri veyahut fiilî bir şekilde veya nutuk iradı veyahut
neşriyat icrası suretiyle harekâtta bulunanlar kezalik haini vatan
addolunur." şeklini almış bulunmaktadır. Kanunun 2., 3. ve 10 uncu
maddelerinde verilecek cezalardan söz edilmektedir. Diğer maddeleri ise usule
ilişkin özel hükümleri kapsamaktadır. Bunlar arasında bulunan dâva konusu 5
inci maddede "Hiyaneti Vataniye maznunlarının muhakemesi bidayet ceza
mahkemelerinden verilecek gayri muvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde
mevkufen icra edilir." Denmektedir. Hiyaneti Vataniye Kanununun
yürürlükten kaldırıldığını açıkça belirten bir kanun hükmü yoktur. Hiyaneti Vataniye
Kanununun sonradan yürürlüğe giren kanunlarla kapalı olarak yürürlükten kalkmış
sayılıp sayılmıyacağı konusuna gelince : Sonraki kanunlarda bu kanunun
hükümleriyle uyuşmayacak hükümlerin bulunması halinde, diğer bir deyimle, bu
kanun hükümleriyle sonraki kanunlar arasında birlikte uygulanmalarını imkânsız
kılacak bir çelişme bulunduğu takdirde ancak kapalı bir ilganın var olup
olmadığının düşünülmesi gerekir. Hiyaneti Vataniye Kanunu, "Saltanatın
ilgasına, hâkimiyetin Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetinde bulunduğuna
dair l Teşrinisani 1338 tarihli karar hilâfına veya Büyük Millet Meclisinin
meşruiyetine isyanı mutazammın hareketler ile dini veya mukaddesatı diniyeyi
siyasi gayelere esas ve alet ittihazı maksadiyle cemiyet teşkili, bu gibi cemiyetlere
girmek, aynı suretlerle Devlet şeklini tebdil ve tağyir, Devlet emniyetini
ihlâl, ahali arasında fesat ve nifak ilkası," faaliyetlerini vatana
hiyanet saymış bulunmaktadır. Sonradan yürürlüğe konmuş olan Türk Ceza
Kanununun bu konulara ilişkin hükümleri ile daha sonra yürürlüğe girmiş bulunan
6187 sayılı Vicdan ve Toplanma Hürriyetlerini Koruma Kanunu hükümlerinin, belli
ettikleri suçların bir kısmının maddî unsurlar yönünden aynı olmaması ve manevi
unsur olarak siyasî veya şahsî menfaat veyahut nüfuz temini, Devletin temel
nizamlarını dinî esas ve inançlara uydurma maksadı gibi hususî bir kasdın
varlığını araması sebebiyle Hiyaneti Vataniye Kanunundan ayrı yönleri bulunduğu
görülmektedir. Bu bakımdan Hiyaneti Vataniye Kanununun esasa ilişkin her hükmünün
artık uygulama kabiliyetini kaybettiği söylenemez. Olayların gösterecekleri
özelliklere göre bu kanunlardan her birinin uygulanma yeri ve imkânı
bulunabilir. Nitekim Anayasa'ya aykırı kanunları tesbit etmekle görevli
Bakanlıklar arası Komisyonun 1961 yılında hazırladığı raporda da, sözü edilen
Hiyaneti Vataniye Kanunu, Anayasa'ya aykırı kanunlar arasında gösterilmiş
olduğu gibi bu konuda yayınlanan bilimsel incelemeler de bu görüşü destekler
nitelikte bulunmuştur. Bu arada, usule ilişkin bulunan dâva konusu 5 inci
maddedeki hiyaneti vataniye sanıklarının muhakemelerinin her halde tutuklu
olarak yapılmasını zorunlu kılan hükmünün de (Bunu kaldıran bir usul hükmü
bulunmadığından) yürürlükte olduğunun kabulü üyelerden Asım Erkan, Şemsettin
Akçoğlu ve İhsan Keçecioğlu'nun muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile
kararlaştırılmıştır.
İptali istenilen 5 inci maddenin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı konusuna gelince :
Sözü
geçen 5 inci madde "Hiyaneti vataniye maznunlarının muhakemesi bidayet
ceza mahkemelerinden verilecek gayrı muvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her
halde mevkuf en icra edilir." hükmünü koymuştur. 334 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa'sının 30 uncu maddesinde ise "Suçluluğu hakkında
kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmayı veya delillerin yok edilmesini
veya değiştirilmesini önlemek maksadiyle veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu
kılan ve kanunla gösterilen diğer hallerde hâkim kararı ile
tutuklanabilir." denmiştir. Anayasa, böylece temel hak ve hürriyetlerden
olan kişinin dokunulmazlığını ve hürriyetini kayıtlayan ve geçici bir tedbirden
ibaret bulunan tutuklamayı kesin olarak hâkim kararına bağlı kılmıştır. Halbuki
Hiyaneti Vataniye Kanununun 5 inci maddesinin (Hiyaneti vataniye sanıklarının
muhakemelerini her halde, mevkufen icra edileceği) yolundaki emredici hükmü ile
hâkimin bu konuda takdir hakkını kullanması engellenmiştir. Çünkü bu hükme
göre, her halde hâkim hiyaneti vataniye sanıklarının muhakemesini tutuklu
olarak yapmak zorundadır. Bu sebeple sözü geçen kanunun 5 inci maddesini teşkil
eden "Hiyaneti vataniye maznunlarının muhakemesi, bidayet ceza
mahkemelerinden verilecek gayrı muvakkat tevkif müzekkeresi üzerine her halde
mevkufen icra edilir." hükmünün Anayasa'nın 30 uncu maddesine açıkça
aykırı bulunduğu anlaşılmakta ve iptali gerekmektedir.
MUHALEFET
ŞERHİ
Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesine göre ancak yürürlükte olan bir kanun hükmünün iptali için dâva açılabileceği cihetle önce bu konu incelenmiş ve çoğunlukla iptali istenen hükmün yürürlükte bulunduğu kararlaştırılmıştır.
334, 335, 556, sayılı kanunlarla muhtelif tarihlerde tadil edilen 29 Nisan 1336 tarih ve 2 sayılı Hiyaneti Vataniye Kanunu yürürlükte değildir. Bu kanunun suçlara ve cezalarına ait l, 2, 3 üncü maddeleri l Temmuz 1926 gününde yürürlüğe giren 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile zımnen ilga edilmiştir.
Yürürlükte bulunan bir kanun muhtevası, sonradan çıkan diğer bir kanunda yer alırsa evvelki kanun sarahaten ilga edilmemiş olsa dahi zımnen ilga edilmiş sayılır ve yeni kanun uygulanır. Bu sebeple Hiyaneti Vataniye Kanunu ile T. C. Kanunun ilgili hükümlerinin karşılaştırılması ve mukayese edilmeleri gerekmektedir.
Hiyaneti Vataniye Kanununun l inci maddesinin ilk fıkrası;
(Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin gayrîkabili terk ve tecezzi ve ferağ olmak üzere Türkiye halkının mümessili hakikisi olan Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulunduğuna dair l Teşrinisanî 1338 tarihli karar hilâfında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin meşrutiyetine isyanı muntazammın kavlen veya tahriren veya fiilen, ankasdin muhalefet veya ifsadat veya neşriyatda bulunan kesan haini vatan addolunur.) diye yazılı olup buna mukabil T. C. Kanununun 146 ncı maddesinin l ve 2 nci fıkraları;
(T. C. Teşkilâtı Esasiye Kanunun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini İskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebüs edenler idam cezasına mahkûm olur.)
65 inci maddede gösterilen şekil ve suretlerle gerek yalnızca gerek bir kaç kişi ile birlikte, kavlî veya tahrirî veya fiilî fesat çıkararak veya meydan ve sokaklarda veya nâsın toplandığı mahallerde nutuk irat veyahut yafta talik ve neşriyat icra ederek bu cürümleri işlemeye teşvik edenler hakkında, yapılan fesat teşebbüs derecesinde kalsa dahi idam cezası hükmolunur.) hükmünü ihtiva etmektedir.
Hiyaneti Vataniye Kanununun l inci maddesinin diğer fıkraları;
(Dini veya mukaddesatı diniyeyi siyasi gayelere esas veya alet ittihazı maksadı ile cemiyetler teşkili memnudur. Bu kabil cemiyetleri teşkil edenler veya cemiyetlere dâhil olanlar haini vatan addolunur.
Dinî
veya mukaddesatı diniyeyi alet ittihaz ederek şekli devleti tebdil ve tağyir
veya emniyeti devleti ihlâl veya dini veya mukaddesatı diniyeyi alet ittihaz
ederek her ne suretle olursa olsun ahali arasına fesat ve nifak ilkası için
gerek münferiden ve gerek müctemian kavli veya tahriri veya fiilî bir şekilde
veya nutuk iradı yahut neşriyat icrası suretiyle harekette bulunanlar kezalik
haini vatan addolunur.) diye yazılı olup buna mukabil Türk Ceza Kanununun, 5435
sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki 163 üncü maddesi, (Dinî veya dinî
hisiyatı veya dinen mukaddes tanınan şeyleri alet ederek her ne suretle ve
sıfatla olursa olsun Devletin emniyetini ihlâl edebilecek harekete halkı teşvik
veya bu bapta cemiyet teşkil edenler teşvikat ve teşkilâtın bir gûna fiilî
eseri çıkmamış olsa bile muvakkat ağır hapse mahkûm olurlar.
Böyle bir cemiyete girenler, 313 üncü maddeye göre cezalandırılırlar.
Dinî efkâr ve hissiyata müstenit siyasi cemiyetler teşkil edilemez. Bu gibi Cemiyetler dağıtılır ve teşkil edenlere azaları l inci fıkra mucibince cezalandırılırlar.) hükmünü ihtiva etmektedir.
Görülüyor
ki aynı konular T. C. Kanunu ile yeniden düzenlenmiştir. Hiyaneti Vataniye
Kanununun sözü geçen maddeleri ile T. C. Kanunundaki mukabilleri olan 146 ncı
ve 163 üncü maddeleri ihtiva ettikleri unsurlar ve cezaları bakımından
farklıdır. T. C. Kanununun 590 inci maddesinde (1274 tarihli Ceza Kanunu ve
zeyilleri ilga edilmiştir. Sair kanunların da bu kanuna muhalif hükümleri
mülgadır.) denmektedir. Bu maddedeki (Sair kanunlar) deyimi ceza hükümlerini
ihtiva eden özel kanunlardır. Hiyaneti Vataniye Kanunu da ceza hükümlerini
ihtiva eden özel kanunlardan biridir. T. C. Kanununun 590 inci maddesinde ilga
edilen kanunlar arasında Hiyaneti Vataniye Kanununun adının sarahaten
gösterilmemiş olması bu kanunun yürürlükte olduğunu ifade etmez.Esasen zamanın
ihtiyacına göre tedvin ve değişen durum üzerine tadil edilmiş olan Hiyaneti
Vataniye Kanunu ile korunması istenen hususlar; T. C. Kanunu ile teminat altına
alınmış olup Hiyaneti Vataniye Kanununun uygulanmasına lüzum ve zaruret
kalmamıştır. Ve yine bu kanunun 10 uncu maddesi, o zaman sarıkta zuhur eden
isyan sebebiyle tedvin edilmiş olduğundan bu maddenin de halen uygulama yeri
bulunmamaktadır.
Hiyaneti Vataniye Kanununun suçlara ve cezalarına taallûk eden maddeleri yürürlükte bulunmadığına göre muhakeme usulüne ilişkin diğer maddelerinin de uygulama yeri bulunmaması bakımından yürürlükten kalkmış olduğunun kabulü gerekir.
Bu sebeplerle yürürlükte olmayan bu kanunun, dâva konusu 5 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığının incelenmesine mahal bulunmadığı kanısındayız.
Başkan Lütfi · Akadlı Üye Cemalettin · Köseoğlu Üye Asım · Erkan Üye Rifat · Göksu Üye İ. · Hakkı Ülkmen Üye Şemssettin · Akçoğlu Üye İbrahim · Senil Üye İhsan · Keçecioğlu Üye A. · Şeref Hocaoğlu Üye Salim · Başol Üye Celâlettin · Kuralmen Üye Hakkı · Ketenoğlu Üye Muhittin · Gürün Üye Lûtfi · Ömerbaş Üye Ekrem · Tüzemen Üye Şemsettin · Akçoğlu Üye Asım · Erkan Üye İhsan · Keçecioğlu
Anayasa Mahkemesi, E. 1963/121, K. 1964/74, 17 Aralık 1964 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası