İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/126 K.1965/7

Esas sayısı:1963/126

Esas1963/126Karar1965/7Tarih16 Şubat 1965Okuma14 dk · 2.738 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/126
Karar No
1965/7
Karar tarihi
16 Şubat 1965
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.738 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

Esas sayısı:1963/126

Karar sayısı:1965/7

Karar günü:16/2/1965

Resmi Gazete tarih/sayı:22.7.1965/12055

İptal dâvasını açan : Adalet Partisi T. B. M. M. Gurubu

İptal dâvasının konusu : Madenlerin Aranma ve İşletilmesi hakındaki 4268 sayılı Kanunun 6309 sayılı maden Kanununun 158 inci maddesi hükmü ile yürürlükte tutulan ve 6977 sayılı Kanunla değiştirilen 2 nci maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 130 uncu maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ve Anayasa'nın 149 ve geçici 9 uncu maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.

İLK

İNCELEME

Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 5/3/1963 gününde yapılan ilk

incelemede iptal dâvasının, Adalet Partisinin 22/1/1963 gününde toplanan

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gurupunun 44 sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun 25

inci maddesinin 2 nci bendine uygun kararına dayanılarak 23/2/1963 gününde yani

kanımı süresi içinde açıldığı görülmüş; ancak dâva dilekçesinde imzaları

bulunan Ali Nailî Erdem ve Cahit Okur'erin gurup Başkanı veya Başkan Vekili

olduklarını bildirir belgenin gönderilmediği ve dilekçede gerekçenin

açıklanmamış olduğu anlaşıldığından anılan 44 sayılı Kanunun 26 nci maddesinin

dördüncü fıkrası uyarınca eksiklerin iki ay içinde tamamlanması için davacı ya

tebligat yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

Dâva dilekçesinde imzası bulunanlardan Cahit Okurer'in Adalet Partisinin Cumhuriyet Senetosu Gurup Başkanı ve Ali Naili Erdem'in yeni Adalet Partisinin Millet Meclisi Gurup Başkan Vekili olduğunu belirten belgeler ve dâva gerekçesi 5/3/1963 günlü kararla verilen süre içinde gönderilerek eksikler tamamlandığından Anayasa'nın 149. ve geçici 9. ve 44 sayılı Kanunun 21., 25. ve geçici 5 inci maddelerine uygun olarak açıldığı sonucuna varılan dâvanın esasının incelenmesi 22/5/1963 gününde kararlaştırılmıştır.

ESASIN

İNCELENMESİ

Dâvanın esasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm, dayanılan Anayasa hükmü, bunların gerekçeleri ve bunlarla ilgili Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

DÂVANIN

KAPSAMI

Esasın

incelenmesine başlanırken dâva konusunun kapsamı üzerinde durulmuştur. Dâva

dilekçesinde (4268 sayılı Kanunun 2 nci maddesini değiştiren 6977 sayılı kanun)

iptali istenilen kanun olarak gösterilmektedir. Bu kanun 3 maddeliktir, l inci

maddesi sözü geçen 2 nci maddenin ne biçimde değiştirildiğini açıklamakta; 2.

ve 3 üncü maddeleri ise kanunun yürürlük gününü ve yürütmekle ödevli yeri belli

etmektedir. Şu duruma göre ilk bakışta dâvanın, 4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı

Kanunla değişik 2 nci maddesinin tümünü kapsadığı düşünülebilir. Ancak gerek

dâva dilekçesinde gerekse daha sonra davacının gerekçeyi açıklamak üzere gönderdiği

15/5/1963 günlü yazıda 2 nci maddedeki içmeğe ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcak

ve soğuk maden sularının mülkiyetinin devrine cevaz veren hükmün Anayasa'nın

tabiî servetleri ve kaynaklarını Devletin hüküm ve tasarrufu altında bırakan

130 uncu maddesine aykırı bulunduğu ileri sürülmek suretiyle dâva konusunun

kapsamı aydınlatılmış ve sınırlandırılmıştır. Bu durum karşısında dâvanın ancak

4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin içmeğe ve

yıkanmağa mahsus şifalı sıcak ve soğuk maden sularının mülkiyetinin devrine

cevaz veren 3 üncü fıkrasını kapsadığı sonucuna varılmış; üyelerden Şemsettin

Akçaoğlu bu görüşe katılmamıştır.

DÂVA

KONUSU HÜKÜM

4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değiştirilen ve içmeğe ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcak ve soğuk maden sularına ilişkin olan 2 nci maddesinin 3 üncü fıkrası şöyledir :

"Ancak, İcra Vekilleri Heyeti karariyle, tesbit olunacak esas ve şartlar dairesinde bu suların mülkiyeti hususi idarelere, belediyelere, köylere veya iktisadi devlet teşekküllerine veya sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan müsseselere devrolunabilirler. Bu suretle mülkiyeti devrolunan maden suları bu idareler tarafından re'sen veya bunların iştirakiyle kurulacak teşekküller vasıtasiyle işletilebilir."

ANAYASA'NIN

130 UNCU MADDESİ :

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının dâvada dayanak olarak gösterilen ve tabiî servet ve kaynaklar düzenini kuran 130 uncu maddesi ise şöyledir :

"Tabiî servetler ve kaynakları, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Arama ve işletmenin Devletin özel teşebbüsle birleşmesi suretiyle veya doğrudan doğruya özel teşebbüs eliyle yapılması kanunun açık iznine bağlıdır."

İKİ

HÜKÜM KARŞILAŞTIRILMASI

Gorülüyorki

Anayasa tabiî servetleri ve kaynaklarını Medeni Kanun hükümlerine bağlı özel

mülkiyet düzeninin kapsamı dışında bırakmakta olanlara Devletin Devlet olmak

niteliği ile eli altında tuttuğu nesneler düzeni içinde yer verilmektedir. Her

iKİ düzen başka başka koşullara ve kurallara bağlıdır; değişik niteliktedir;

aralarında birbirlerine karıştırılmalarını önliyecek bellilik ve kesinlikte

sınırlar vardır. Anayasa'nın 130 uncu maddesi, tabiî servetlerin ve

kaynaklarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu açıklamakla aynı

zamanda bunların mülkiyet konusu olamıyacağını da hükme bağlamıştır. İçmeğe ve

yıkanmağa özgü, şifalı sıcak ve soğuk maden suları, tabiî servetler ve

kaynakları deyiminin kapsamı içindedir. Aslında mülkiyet düzenine bağlı

bulunmayan bir nesnede mülkiyetin devri de öncelikle söz konusu olamaz. Oysa

iptali dâva edilen fıkra, mülkiyetin devrini Öngörmekte ve böylece Anayasa'nın

130 uncu maddesine açıkça aykırı bulunmaktadır. Bu sebeple dâvanın kabulü ve

hükmün iptali gerekir. Üyelerden Hakkı Ketenoğlu bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

1 - Dâvanın ancak 4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değişik 2 nci madesinin içmeğe ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcak ve soğuk maden sularının mülkiyetinin devrine cevaz veren 3 üncü fıkrasını kapsadığına üyelerden Şemsettin Akçaoğulu'nun muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;

2 - Dâva konusu fıkranın Anayasa'nın 130 maddesine aykırı bulunduğundan iptaline üyelerden Hakkı Ketenoğlu'nun muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;

Anayasa'nın 149., 152. ve geçici 9 uncu maddeleri gereğince 16/2/ 1965 gününde karar verildi.

Başkan

Lütfi Akadlı

Üye

Cemalettin Köseoğlu

Üye

Asım Erkan

Üye

Rifat Göksu

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Celalettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Avni Givda

MUHALEFET

ŞERHİ

l - Dâvanın konusu (4268 sayılı Kanunun 2 nci maddesini değiştiren 6977 sayılı Kanunun iptali) dir. Tetkikatın, davacının isteğine uygun olarak Kanunun tamamı üzerinde yapılması gerekir, ileri sürülen gerekçeye dayanılarak dâvaya dâhil olan bazı hükümler inceleme dışında bırakılamaz.

22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesi gereğince mahkememiz, yalnız ileri sürülen gerekçelerle değil -istekle bağlı kalmak kaydiyle - başka gerekçelerle de karar verebilir.

Dâva sınırının, dâvada dayanılan sebeplere bakılarak, daraltılmasının 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin maksat ve gayesine aykırı düştüğü kanaatindeyim.

2 - Anayasa'nın 130 uncu maddesi hükmüne göre (Tabii servetler ve kaynakları, Devletin hüküm, ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletmesi, hakkı Devlete aittir. Arama ve işletmenin Devletin özel teşebbüsle birleşmesi suretiyle veya doğrudan doğruya özel teşebbüs eliyle yapılması, Kanunun açık hükmüne bağlıdır).

4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değişik üçüncü fıkrası hükmünün iptaliyle yetinilmesi bu maddenin incelenme konusu yapılmayan birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa'nın 130 uncu maddesine uygun bulunduğu gibi bir düşünceye yer verebilir. Halbuki bu fıkralarda kabul edilen esaslarla 130 uncu madde karşılaştırılsa.

a) Kanunda, işletme ve işletmeye ruhsat verilmesi haklarının vilâyet hususi idarelerine; Anayasa'da ise, Devlet Tanındığı;

b) Anayasa'nın Devlete tanıdığı işletme hakkının kanunla (Terkibi bakımından kıymetli veya mevkii bakımından ehemmiyetli sular) a hasredildiği ve bu gibi suların Devletçe işletilmesinin dahi (Görülecek lüzuma ve isteğe) bağlı tutulduğu meydana çıkmaktadır.

Dâvacı, mutlak olarak, 6977 sayılı Kanunun iptalini istediğine ve Anayasa'nın 130 uncu maddesine dayandığına ve bu Kanunun birinci maddesi ile Anayasa'nın 130 uncu maddesi arasında farklı hükümler bulunduğuna göre incelemenin Kanunun tümü üzerinde yapılması, bu bakımdan da zaruridir. Dâva konusunu daraltan karara bu sebeplerle muhalifim.

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lûtfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

MUHALEFET

ŞERHİ

Dâva konusu 4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı kanunla değişik ikinci maddesinin (Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan içmeye ve yıkanmağa mahsus şifalı soğuk ve sıcak maden sularının mülkiyetinin devrine cevaz vermesi ve bu itibarla işbu hükmün Anayasa'nın 130 uncu maddesine aykırı olması halidir.

6977 sayılı kanunla değişik madde hükmünün esasını kavrayabilmek için maddenin tadilden önceki hal ve esaslarını gözden geçirmekte fayda bulunmaktadır.

4268 sayılı Kanunun ikinci maddesinde içmeye ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcak ve soğuk maden sularının mülkiyetinden hiç bahsedilme-mekte, sadece bu suların rüsum ve temettü hisseleri ile işletmeleri ele alınmaktadır. Maden sularından;

a) Terkibi itibariyle kıymetli, mevki yönünden önemli olanların doğrudan veya imtiyaz verme yolu ile işletilmesinin Devletin,

b) Bunun dışında kalan maden sularının esas itibariyle ve ayni şekillerle işletmesinin özel idarenin,

c) Özel idarenin işletmediği suların rüsum ve temettü hisselerinin vilâyetin tensibiyle belediye veya köylerin, uhdesine bırakıldığı görülmektedir.

Ayrıca 4268 sayılı kanundan önce gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyaz suretiyle hakiki ve hükmü şahıslara verilmiş olan haklar mahfuz tutulmuş ve bunlar yukarıda 3 bent halindeki işletmenin dışında bırakılmıştır.

6977 sayılı kanunla maddeye eklenen hüküm ise eski kanunlara göre teessüs etmiş hakları mahfuz tutan hükümden hemen sonra ve "Ancak İcra Vekilleri Heyeti kararı ile, tesbit olunacak esas ve şartlar dairesinde bu suların mülkiyeti hususi idarelere, belediyelere, köylere veya iktisadi devlet teşekküllerine veya sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan müesseselere devrolunabilir. Bu suretle mülkiyeti devrolunan maden suları bu idareler tarafından resen veya bunların iştirakiyle kurulacak teşekküller vasıtası ile işletilebilir.

Bu idareler bu suların mülkiyetini hakiki ve hükmî şahıslara devr ve temlik edemezler" hükmüdür.

İçmeye veya yıkanmağa mahsus sıcak ve soğuk şifalı suların rüsum ve temettü hissesi ve işletme hakkı esas itibariyle hususi idareye lüzumu halinde devlete ve özel idare ile devletin benimsemediği hallerde belediye ve köylere ait olduğuna ve bu günkü maden ve maden sularının içinde ve altında bulundukları arazi mülkiyetinden ayrı bir hukuk rejimine tabi bulunduğuna nazaran 6977 sayılı kanunda mülkiyetten bahsedilmesinin anlaşılması ilk görüşte güçlük ifade etmektedir. 6977 sayılı kanunla ilâve edilmiş bulunan hükümlede mülkiyetten bahsedilmiş olmasının sebebini anlamak için eklenen fıkranın sebep ve gerekçesine ve ilâve fıkranın yazılış tarzına dikatle eğilmek icap etmektedir.

a) Sebep ve gerekçe :

Afyon

Kazasının Sandıklı İlçesi Belediyesinin mülkü olan Hüdai Kaplıcasının 60

senelik işletme imtiyazı, kaplıcanın maliki bulunan belediyeye verilmiştir.

Kaplıcanın önemi ile oranlı bir su şehri kurabilmek için yeterli sermayeye

Sandıklı Belediyesi sahip bulunmadığından Emekli Sandığı ile işletme anlaşması

yapmış ve fakat imtiyaz icabı muayyen bir müddet işletmeden sonra ortaklığın

kurduğu tesislerin imtiyazı verene devredilmesi icap ettiğinden buna müsait

olmayan Emekli Sandığı Kanunu karşısında ortaklık ve anlaşma faaliyete

geçememiştir. Zamanın Afyon Milletvekili Rıza Çerçel'in işletme hakkının

müddetsiz olarak Sandıklı Belediyesine verilmesine dair 4 maddelik tasarısı bu

zorunluluk karşısında Büyük Millet Meclisine sunulmuştur.

Tasarıyı

inceleyen içişleri komisyonu işletme imtiyazının müddetsiz olarak verilmesi

talebi, gerek beynelmilel hukuk, gerekse mer'i hukukumuza aykırı düşmektedir.

Bu sebeple 4268 sayılı Kanunun mer'i ikinci maddesinin tadili ile lâyiha

sahibini maksadının yerine getirilmesi ve hemde memleketimizdeki benzeri

yerlerin metruk kalmaması ve gerekse turist celbi ve döviz temini suretiyle bu

yerlerden faydalanılması encümenimizce muvafık, mütalâa edilmiştir"

gerekçesiyle kanun teklifi tadil tasarısı haline getirilmiştir, içişleri

Komisyonunun 2 inci fıkraya eklediği ibare "içmeye ve yıkanmağa mahsus

bütün sıcak ve soğuk şifalı maden sularının mülkiyeti İcra Vekilleri Heyetinin

kararı ile özel idarelere, belediye veya köylere terkedilebilir" şeklinde

mutlak ve müstakil hüküm taşımakta idi. Bu şekil kanun l aşmamı ş ve maddedeki

(Bu kanunun neşrinden önce gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyaz suretiyle

hakiki veya hükmü şahıslara verilen haklar mahfuzdur ibaresini takiben

"Ancak İcra Vekilleri Heyeti kararı ile tesbit olunacak esas ve şartlar

dairesinde bu suların mülkiyeti özel idarelere, belediyelere, köylere veya

iktisadi devlet teşekküllerine veya sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait

olan müesseselere devrolunabilir." Hükmü konmuş ve böylece ek fıkra

şeklinde kanunlaşmıştır, ilâve edilmiş olan hükmün benimsediği esas maden

sularının işletilmeleriyle rüsum ve temettü hisselerine münhasır olan Devlet ve

idare hakkı yanında bir de mülkiyet hakkını tesis etmek mi' yoksa ayni esasları

mahfuz tutmakla beraber istisnaî bir hüküm mü koymaktadır. Bu noktayı ilâve

hükmün gerekçesi ve yazılış tarzı tamamen açıklamaktadır.

2 - İlâve fıkranın yazılış tarzı :

İlâve ibarenin başındaki (Ancak) edatı; - Hasr -1 ifade eden bir edattır. Kaide ve prensiplerden ayrı olan bazı halleri belirtmek için kullanılır. O halde ek fıkra ile getirilen mülkiyet rejimi nelere münhasırdır'

Hiç şüphe yokki (Ancak) edatı ile başlıyan ibare kendisinin devamı mahiyetinde olan ve tadilden önce mevcut bulunan (Gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyaz suretiyle hakiki veya hükmü şahıslara verilmiş olan haklar mahfuzdur.) İbare ve hükmüne matuf ve ilâve kaide yalnız bu hükme münhasırdır. Tadile sebep olan gaye ve Hüdai Kaplıcası ile Afyonkarahisar, Bursa'da ve diğer yerlerde bulunan maden suları ve kaplıcaları üzerinde 4268 sayılı kanundan önce doğmuş hususi haklar ve bu arada mülkiyet hakkının da Vekiller Heyeti kararı ile hususî ve mahallî idarelere, Devlet iktisadi Teşekküllerine devredilebilmesini sağlamaktadır.

Kaldı ki (Ancak) ile başlayan fıkrada birde (Bu Sular) ibaresi mevcuttur. İbaredeki (Bu) zamiri de en yakına mâtuftur. Bu da ilâve fıkrasının eski kanunlara göre üzerinde mülkiyet hakkı dâhil işletme hakları teessüs etmiş maden sularına matuf olduğunu gösterir. Bütün maden sularına yaygın bir hüküm olsaydı (Bu) zamirinin kullanılmaması lâzımdı.

Bunlardan

başka (Ancak) ile başlayan hükümde 4268 sayılı kanunun 2 nci maddesinde

ilâveden önceki hükümlerin tekrarı da vardır. Önceki hükümlerde maden sularının

resim ve temettü ile işletilmesi esas itibariyle özel idareye lüzumu halinde

vilâyetin tensibi ile koy ve belediyelere bırakılmıştı. Bu takdirde maden

sularında mülkiyet halkından daha şümullü bir hak olan ve her maden suyuna

şâmil bulunan müddetsiz işletme hakkının yanında bir de mülkiyet hakkının devri

gerekli değildir. Çünkü mülk sahibi olsa dahi o kaplıcayı işletme imkânı Devlet

veya Özel idarenin vereceği işletme imtiyazı ile mümkün oluyordu. Yani maden

suları Devlet, Özel idare ve mahallî idareler hüküm ve tasarufu altında

bulunmakta idi. 4268 sayılı kanundan önce üzerinde hususi haklar teessüs etmiş

olan maden sularının mülkiyet ve işletme imtiyazları şahıslarda kaldıkça âmme

zararı doğabileceği için 6977 sayılı kanunla tadili yapılmış, işletme ve

mülkiyet hakları başkalarının elinde olan maden sularına ait mülkiyet hakkının

âmme müesseselerine devri imkânları sağlamıştır ve bütün bunların dışında iptal

konusu hükmün teklif ve tedyin sebebi de bu sonuca götürmektedir. Teklif

Sandıklı Belediyesinin mülkü olan kaplıcaya müddetsiz işletme imtiyaz veya

hakkını temin içindir. İmtiyazların müddetsiz oluşunun Devlet hüküm ve tasarruf

kudretine aykırı düşmesi sebebiyle imtiyaza müteallik kanun teklifi madde

tadiline Inkilâp etmiş ve kaplıca mülkiyetine sahip olan Sandıklı Belediyesiyle

aynı durumda olan şahıs ve teşekküllerin daha geniş işletmeye ve büyük

sermayeli ortaklara kavuşabilmeleri düşüncesiyle bunların özel ve mahalli idarelere

ve Sandıklı Belediyesinin ortağı olan Emekli Sandığı gibi Devlet İktisadi

teşekküllerine veya Deniz Yolları gibi sermayesinin büyük bir kısmı Devlet'e

ait bulunan işletmelere devrine Hükümetçe karar verilme yetkisi tanınmıştır.

İlâve ibaredeki "Devir" kelimesi istimlâki ifade etmez. İlâve hükümde

devralabilecekleri gösterilen müesseselerle mülk sahipleri arasında bir anlaşma

olursa devir hükümlerinin Hükümetin kabul ettiği şart ve esaslar dairesinde

tesbiti gerektiği tasrih edilmiştir.

Bütün bunlar iptal konusu fıkranın eski kanunlara göre teessüs etmiş maden suları üzerindeki mülkiyet haklarının devrine ait bir hüküm taşıdığını göstermektedir. Yoksa yeni hukuk ve Anayasa rejimine göre bütün maden suları mülkiyet hakkı dışında bırakılmış ve diğer haklara konu olmuştur. Esasen 4268 sayılı kanunun 2 nci maddesinde de maden suları arzın mülkiyetinden ayrı olarak ele alınmakta ve maddenin esas yapısında mülkiyetten bahsedilmiyerek işletme hakkından, temettü ve rüsum hissesinden bahsolunmaktadır. İptal edilen fıkra maden suları rejimine istisna teşkil eden bir hüküm getirmiştir.

Diğer karineler :

1 -

Anayasa'nın 130 uncu maddesinde ise sadece madenlerin Devletin hüküm ve

tasarrufu altında olduğu kaydedilerek Devlet hakkının arama ve işletmeğe ve bir

de âmme menfaati yönünden murakabeye inhisar ettiği belirtilmektedir. Madenler

millî servettir ve Devletin iktisadî, hatta siyasi ve askeri bünyesi ile

yakından alâkalıdır. Bunun içindir ki madenler Devletin hüküm ve tasarrufu

altındadır. Bu demek değildir ki, madenlerin veya maden sularının bulunduğu

arazinin mülkiyeti de Devlete aittir. İşletme ve arama için gerekiyorsa arzın

mülkiyetine ilişkin haklara ait hukukî muameleler ayrıca icra edilir. Bu

sebeple gerek Anayasa'nın 130 uncu maddesinde ve gerekse 4268 sayılı kanunun 2

nci maddesinde (Mülkiyet) hakkından bahsedilmekizin işletme ve arama hakkı

zikredilmektedir.

Bir madenin tabi olacağı rejimde, madenin ve işletme hakkının sahibi olan Devletin, maden arazisi sahibi olan şahsın madeni arayan ve bulanların ve onu işleten başka şahıs ise o şahısların, maden civarındaki mülk sahiplerinin menfaatlarmı nazara almak şarttır. İptal konusu olan fıkradaki mülkiyet bu menfaatlerden ayrı ve eski mevzuata dayanılarak maden sularında tesesüs etmiş, tapuya tescil olunmuş mülkiyet hakkıdır.

2 -

130 uncu maddenin Meclis müzakeresi sırasında Profösör Necip Bilge tarafından

eski rejim gereğince gerçekleşmiş mahfuz haklara ait endîşeler öne sürülmüş ve

Komisyon Sözcüsü Turan Güneş (Bu madde, bugünkü durumun muhafaza edilmesi için

yazılmıştır. Tabii servetler bu arada yer altı suları da Devletin hüküm ve

tasarrufuna bırakılmıştır. Araştırma esas itibariyle Devlete verilmiştir, bunu

tabiî bulduk. Bütün tabiî servet kaynaklarının isletilmesi Devletin iznine

bağlıdır. (Devletin malı) kelimesini doğru bulmadık. Devletin malı haline

gelebilmesi için başka usullere ihtiyaç vardır. Bu tasarruf burada arama ve

işletme ile ifade edilmiş zannediyorum.Mevcut maden kanununda da arama ve

işletme yine Devletin müsaadesine tabi bulunmaktadır. Nitekim bu gibi işletme

ve aramalar Devlet tarafından veya kanununda açıkça gösterilmiş ise özel

teşebbüsçe yapılabilir. Binaenaleyh yer altı tabiî servet kaynakları mülkiyet

rejiminde bir değişiklik getirmedik.) diyor. ikinci müzakere sırasında konuşan

Komisyonun diğer sözcüsü Muammer Aksoy da (......... arazi sahipsiz telâkki

edilirse Devletin hüküm ve tasarrufu, fiili hâkimiyeti altında bulunur. Bu

yerler elbette Devletin hâkimiyeti altındadır. Devletin fiilen gücüne tabidir.

Biz burada (Mülkiyet)e ilişkin bir kelime sarfetmedik. Maddede mülkiyetten

bahis yoktur) diye Komisyonun görüşünü izah ediyor. Bu beyan ve müzakere tarzı

da arama ve işletme hakkının mülkiyet hakkından ayrı olduğunu, Devlet hüküm ve

tasarrufunun Devletin mülkiyeti demek olmadığını ve Anayasa'nın 330 uncu

maddesi ile mahkememizce iptal edilen hüküm dahil bütün maden ve maden suları

rejiminin mahfuz tutulduğunu ortaya koymakta ve Anayasa'da mülkiyet hakkından

bahsedilmediğine nazaran 6977 sayılı kanunla eklenen ibarede maden suları

mülkiyetinin devrine ait olan hüküm Anayasa'nın 130 uncu maddesine aykırı

düşmemektedir.

Özet olarak :

Yukarıda arzolunan esaslara göre 4268 sayılı kanunun 2 nci maddesine 6977 sayılı kanunla ilâve edilen 3 üncü fıkrası istisnai bir hüküm olup her hali ile Anayasa'nın 130 uncu maddesine aykırı düşmemektedir. Bu sebeplerle çoğunluk görüşünden ayrılmış bulunmaktayım.

Üye Şemsettin Akçoğlu Üye Hakkı Ketenoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/126, K. 1965/7, 16 Şubat 1965 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İlk
  4. İnceleme
  5. Esasın
  6. İncelenmesi
  7. Dâvanın
  8. Kapsamı
  9. Dâva
  10. Konusu Hüküm
  11. Anayasa'nın
  12. İki
  13. Hüküm Karşılaştırılması
  14. Muhalefet
  15. Şerhi
  16. Muhalefet
  17. Şerhi
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/126
Karar No
1965/7
Tarih
16 Şubat 1965

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1964/47 K.1965/8
  • AYM Norm Denetimi E.1965/8 K.1965/9
  • AYM Norm Denetimi E.1965/7 K.1965/10
  • AYM Norm Denetimi E.1964/19 K.1965/11
  • AYM Norm Denetimi E.1963/311 K.1965/12
  • AYM Norm Denetimi E.1963/171 K.1965/13

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.