İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/208 K.1963/176

Kanununun 20. maddesinin 1 numaralı bendinde yazılı ölüm cezasının Anayasanın 11. maddesinin ikinci fıkrası ile 14. maddesine aykırı bulunduğu ileri sürülmüştür.

Esas1963/208Karar1963/176Tarih1 Temmuz 1963Okuma7 dk · 1.319 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
1 Temmuz 1963
Esas Sayısı
1963/208
Karar Sayısı
1963/176
Karar Günü
1.7.1963
İptal davasını açan
Türkiye İşçi Partisi
İptal davasının konusu
1632 sayılı Askerî Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.319 kelime·7 dk okuma·7 bölüm

Kanununun 20. maddesinin 1 numaralı bendinde yazılı ölüm cezasının Anayasanın 11. maddesinin ikinci fıkrası ile 14. maddesine aykırı bulunduğu ileri sürülmüştür.

İNCELEME

Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan siyasî partilerin kanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerinin Anayasaya aykırılığı iddiasiyle Anayasa Mahkemesinde dava açmak yetkisi, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı Kanunun 25. maddesinin 1 numaralı bendi gereğince tüzüklerine göre en yüksek merkez organlarının en az üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alacakları karar üzerine Genel Başkanları veya vekillerine ait bulunmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan davacı İşçi

Partisi Merkez Yönetim Komitesinin parti tüzüğünün 17. maddesinde belirtildiği

üzere partinin en yüksek merkez organı olduğu anlaşıldığından bu organın iptal

davası açılması hususunda vermiş olduğu kararın sözü geçen 44 sayılı Kanunun

25. maddesinin 1 numaralı bendi hükmüne uygun olduğuna, Üyelerden İsmail Hakkı

Ülkmen, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün’ün parti tüzüğünün

15. maddesi uyarınca partinin en yüksek merkez organının Genel Yönetim Kurulu

olduğundan dava açma kararının; bu kurul tarafından partinin en yüksek organı

olan büyük kongrece verilmesi icabeylediği yolundaki muhalefetleriyle ve

oyçokluğu ile kararlaştırıldıktan sonra başvurmanın Anayasanın 149. ve Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı Kanunun 21.,

22., 25. ve 26. maddeleri hükümlerine uygun bulunduğu anlaşıldığından esasın

incelenmesi ve 11.3.1963 tarihinde oybirliği ile verilen karar üzerine

düzenlenen rapor, dava dilekçesi ve iptali istenen kanun maddesi ile Anayasanın

ilgili hükümleri ve gerekçeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava dilekçesinde; Anayasamızın, temel hak ve hürriyetlerin ancak

kanunla sınırlanabileceği, kanunun kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni,

sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve

hürriyetin özüne dokunamıyacağı, hükümlerini kapsayan 11. maddesiyle, herkesin

yaşama, maddî ve manevî varlığını geliştirme haklarına sahip bulunduğunu

belirten 14. maddesine dayanılarak kanunun her ne sebeple olursa olsun yaşama

hakkının özüne dokunmaması gerektiği ve sözü geçen maddelerle konulan esaslara

göre uzun yıllar mücadelesi yapılan ölüm cezasının kaldırılması prensibinin

kabul edilmiş olduğu ileri sürülerek yaşama hakkının özünü ortadan kaldıran

ölüm cezasının Anayasaya aykırı bulunduğundan bahisle Askerî Ceza Kanununun 20.

maddesinin ölüm cezasını gösteren 1 numaralı bendinin iptali ve Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı Kanunun 28.

maddesi hükmünün de tatbiki istenmektedir.

Askerî Ceza Kanununun iptali istenen 20. maddesi aynen şöyledir:

Madde 20- 1- Ölüm cezası, buna mahkûm olan kimsenin hayatının izale olunmasıdır. Bu ceza askerî şahıslar hakkında askeri bir cürümden dolayı hükmedilmiş ise mahkûmun kurşuna dizilmesi suretiyle infaz olunur.

2- Askerî olmayan bir cürümden dolayı askerî şahıslar ile askerî olmayan şahıslar hakkında askerî mahkemelerden verilen ölüm hükümleri Türk Ceza Kanununun 12. maddesi mucibince icra olunur. Bu vechile asılacak ölüm mahkûmları cezanın infazı için o baptaki ilâm ve tasdik emri suretleri ile C. Müddeiumumiliğine verilirler.

Anayasanın dava konusu ile ilgili hükümleri de aynen aşağıya alınmıştır:

Madde 11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla sınırlanabilir.

Kanun, kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz.

Madde 14- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını geliştirme haklarına ve kişi hürriyetine sahiptir.

Kişi dokunulmazlığı ve hürriyeti, kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamaz.

Kimseye eziyet ve işkence yapılamaz.

İnsan haysiyetiyle bağdaşmıyan ceza konulamaz.

Madde 33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılmaz.

Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.

Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Ceza sorumluluğu şahsîdir.

Genel müsadere cezası konulamaz.

Madde 64- Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, devletin bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir.

Davacı, gerekçesinde Anayasanın konu ile doğrudan doğruya ilgili 33. ve 64. maddelerine hiç değinmeksizin yalnız 14. maddenin birinci fıkrası ile 11. maddesini ele alarak ölüm cezasının Anayasaya aykırı bulunduğu istidlâl etmektedir. Bu görüşün kabulü halinde yalnız ölüm cezasının değil, ölünceye kadar devam eden ağır hapis cezasının da hatta uzun süreli hapis ve sürgün cezalarının da kişi hürriyetinin özüne dokunmaları bakımından Anayasaya aykırılığının kabulü gerekir.

Öte yandan toplum halinde yaşamanın esas şartlarını bozan, hukukî

deyimle, suç işleyen şahsın cezalandırılması zorunluğu münakaşa götürmez bir

gerçektir. Suçlunun, işlediği fiilin ağırlığı ile mütenasip bir cezaya

çarptırılması lüzumu da aşikârdır. Şu halde suç ve ceza konusunda Anayasanın

sözü geçen 11. maddesi hükmüne dayanmaya mantık ve hukuk bakımından imkân

yoktur. Bu sebeplerle Anayasa koyucusu bu konuyu temel hak ve hürriyetlere

ayırdığı ikinci bölümde müstakil bir madde ile ayrıca düzenlemek lüzumunu

duymuştur. Ceza hukuku alanında uzun bir tekâmül safhasından sonra bu gün belli

ve kesin bir nitelik almış olan cezaların kanuniliği ve şahsiliği prensipleri (Cezalar

ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.) ve (Ceza sorumluluğu şahsidir.)

suretinde bir hürriyet teminatı olarak Anayasanın 33. maddesinde yer almış

bulunmaktadır. Maddenin son fıkrasında genel müsadere cezası konulması açıkça

yasak edildiği halde ölüm cezasının yasaklandığına dair hiçbir kayıt ve işaret

mevcut değildir.

Bundan başka temel hak ve hürriyetlerin en başında gelen yaşama,

maddî ve manevî varlığı geliştirme haklarını ve kişi hürriyetini 14. maddenin

birinci fıkrası ile teminat altına alan Anayasa koyucusu, müteakip fıkrada bu

hak ve hürriyetlerle ilgili olarak koyduğu temel prensiple, kişi dokunulmazlığı

ve kişi hürriyeti terimleriyle ifade eylediği bu hakkın da mutlak olmadığını,

toplum hayatının zaruri kıldığı hallerde kanunda açıkça gösterilmek ve hakim

kararına dayanmak şartiyle kayıtlanabileceğini belirtmekle beraber eziyet ve

işkenceyi ve insan haysiyetiyle bağdaşamayacak ceza konulmasını yasak ettiği

halde, ölüm cezasına burada da dokunmamıştır. Nitelikleri açıklanan bu

hükümlere göre sözü geçen 33. ve 14. maddelerde sayılan yasaklar dışında kalan

ceza müeyyidelerinin ve bu arada ölüm cezasının Anayasaya aykırı bir tarafı

bulunmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki Anayasanın metni yukarıya çıkarılmış

olan 64. maddesinde (Mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine

getirilmesine karar vermek) hususunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkileri

cümlesinden bulunduğunun açıklanması Askeri Ceza Kanununun 20. maddesinde

yazılı ölüm cezasının Anayasa koyucusu tarafından muhafaza ve kabul edildiğinin

en kesin delilidir.

Bu arada Anayasa Komisyonu raporundan ve Meclis görüşmeleri

sırasında yapılan açıklamalardan Anayasanın hazırlanmasında gözönünde

bulundurulduğu anlaşılan milletlerarası bir sözleşmenin, konuya ilişkin

hükümlerinin, konuyu aydınlatması yönünde burada belirtilmesi uygun olacaktır.

Memleketimizin 1954 senesinde katılmış olduğu, (İnsan Haklarını ve ana

hürriyetlerini korumaya dair sözleşme’nin 2. maddesinin (Her ferdin yaşama

hakkı kanunun himayesi altındadır. Kanunun ölüm ceza ile cezalandırdığı bir

suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infazı dışında hiç kimse

kasten öldürülemez.) suretindeki birinci fıkrası ölüm cezasının insan hak ve

ana hürriyetlerine de aykırı bulunmadığını açıkça göstermektedir.

Öteyandan doktrinde ölüm cezasının kanunlarda muhafazası lâzım gelip gelmediği tartışılmakta ise de; Anayasamızın yukarıda açıklanan hükümleri karşısında olaya etkisi bulunmayan bu düşüncelerin incelenmesine yer görülmemiştir.

Yukarıda belirtilen sebeplere göre yerinde olmayan davanın reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 20. maddesinin 1 numaralı bendinde yazılı ölüm cezasına ilişkin hükmün Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın reddine 1.7.1963 gününde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Vekili

Tevfik GERÇEKER

Üye

Osman YETEN

Üye

Rifat GÖKSU

Üye

İ. Hakkı ÜLKMEN

Üye

Lûtfi AKADLI

Üye

Şemsettin

AKÇOĞLU

Üye

İbrahim SENİL

Üye

İhsan KEÇECİOĞLU

Üye

Salim BAŞOL

Üye

Hakkı KETENOĞLU

Üye

Fazıl ULUOCAK

Üye

Ekrem KORKUT

MUHALEFET ŞERHİ

Dâva Türkiye İşçi Partisinin 44 sayılı kanunun 25. maddesinin birinci fıkrasının 1 sayılı bendinde gösterilen yetkili organı tarafından açılmamıştır.

Bu kanaatı doğuran sebepler 29.4.1963 tarihli ve 1963-90 esas 1963/100 karar sayılı kararda münderiç muhalefet şerhimin birinci maddesinde açıklanmıştır. Bu itibarla dâvanın esasa girilmeden reddi gerekeceğinden çoğunluk kararına usul bakımından muhalifiz.

Üye

Ahmet AKAR

Üye

Muhittin GÜRÜN

Üye

Lûtfî ÖMERBAŞ

MUHALEFET ŞERHİ

İl idaresi Kanununun bir kısım maddeleri hakkında Anayasa Mahkemesince verilerek 2.8.1963 tarihli ve 11470 sayılı resmî gazetede yayınlanmış bulunan 20.5.1963 tarihli ve 1963/174-1963/115 sayılı karara ait muhalefet şerhimin 1 numaralı fıkrasında belirttiğim sebeplere binaen bu dâva Türkiye İşçi Partisinin dâva açmağa yetkili olan en yüksek Merkez Organı tarafından açılmamış olduğundan reddi gerekmektedir.

Karara bu noktadan muhalifim.

Üye

İsmail Hakkı

ÜLKMEN

Üye

İbrahim

SENİL

Üye Muhittin GÜRÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/208, K. 1963/176, 1 Temmuz 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İnceleme
  4. İ. Hakkı ÜLKMEN
  5. Akçoğlu
  6. Muhalefet Şerhi
  7. Muhalefet Şerhi
  8. Ülkmen
  9. Senil
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/208
Karar No
1963/176
Tarih
1 Temmuz 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/73 K.1963/177
  • AYM Norm Denetimi E.1963/170 K.1963/178
  • AYM Norm Denetimi E.1963/275 K.1963/180
  • AYM Norm Denetimi E.1963/280 K.1963/187
  • AYM Norm Denetimi E.1963/279 K.1963/186
  • AYM Norm Denetimi E.1963/281 K.1963/188

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.