İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/339 K.1964/61

Resmi Gazete tarih/sayı:17.12.1964/11884

Esas1963/339Karar1964/61Tarih15 Eylül 1964Okuma16 dk · 3.207 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
15 Eylül 1964
Esas No.
1963/339
Karar No.
1964/61
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.207 kelime·16 dk okuma·9 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:17.12.1964/11884

Davacı : Türkiye İşçi Partisi adına, Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar.

Dâvanın Konusu : Belediye Kanununda değişiklik yapılmasına dair 19/7/1963 günlü ve 307 sayılı kanuna ek 5 inci maddenin, Anayasa'nın 58, 40 ve 11 inci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İNCELEME

:

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin l numaralı bendi ve 21 inci maddesinin 3 ve 4 numaralı bentleri gereğince, son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az yüzde onunu alan siyasi partiler ile Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan Siyasi partilerin, kanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya dâva açmaları yetkisi, tüzüklerine göre en yüksek merkez organlarının, en az, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alacakları karar üzerine Genel Başkanlarına veya vekillerine verilmiş bulunmaktadır.

Olayda dâva açılmasına, Türkiye İşçi Partisi Merkez Yönetim Komitesinin 18/10/1963 günlü oturumunda karar verilmiştir.

Bu

komite, Parti Tüzüğünün 17 nci maddesinde belirtildiği üzere, Partinin en

yüksek merkez organı olduğundan dâva açılması için vermiş olduğu kararın, sözü

geçen kanunun 25 inci maddesinin l numaralı bendine uygun olduğu; üyelerden

İsmail Hakkı Ülkmen, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün'ün,

Parti Tüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca Partinin en yüksek merkez organı Genel

Yönetim Kurulu olduğundan dâva açma kararının bu kurul tarafından verilmesi ve

üyelerden Şemsettin Akçoğlu'nun da bu kararın, Partinin en yüksek organı olan

büyük kongrece alınması gerektiği yolundaki muhalefetleri ile ve iptal

isteminin, dayandığı gerekçeye göre, söz konusu ek 5 inci maddenin atıfta

bulunduğu 17 nci maddeye ilişkin olduğu ve bu bakımdan ek 5 inci maddede sözü

edilen öteki maddeler hakkındaki gerekçelerin davacıya açıklattırılmasına yer

olmadığı, üyelerden Rifat Göksu, Şemsettin Akçoğlu, Fazıl Uluocak, Muhittin

Gürün ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleri ile ve oy çokluğu ile

kararlaştırıldıktan sonra, davacı Partinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde

temsilcisi bulunduğunu gösteren belgenin Mahkememize sunulduğu ve dosyada

başkaca bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, 20/11/1963 gününde işin esasının

incelenmesine karar verilerek düzenlenen rapor, dâva dilekçesi, iptali

istenilen kanun hükmü ile Anayasa'nın ilgili maddeleri, gerekçeleri, Komisyon

raporları ve Meclis görüşme tutanaktan okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Dâva

dilekçesinde gerekçe olarak, özetle, iptali istenen maddenin bütün memur ve

hizmetli vatandaşları, aynı seçim bölgesinde aday olabilmek için görevlerinden

iki ay önce istifaya, gereksiz olarak, zorlamakla bu vatandaşların seçilme

hakkını çiğnediği gibi onları seçmek isteyenlerin de seçme hakkını, dolayısiyle

çiğnemekte olduğu, bir memur veya hizmetlinin aday olabilmek için meslekten

vazgeçme zorunda bırakılmasını haklı kılan bir sebep gösterilemiyeceği, bu

madde, Devlet erkini elinde tutan ve nazari olarak seçmenler üzerinde nüfuz

kullanmak ihtimali bulunan memurlar için bu sınırlamayı koysa idi belki

Anayasa'ya uygunluğunun düşünülebileceği, öte yandan aynı maddenin, Anayasa'nın

11 inci maddesinin ikinci fıkrasında sözü edilen kamu yararına değil, tersine

kamu zararına olduğu, zira yurdun başlıca aydın sınıfı olan memur ve

hizmetlileri seçilme temel hakkından yoksun bırakmakla bu hakkı profesyonel

politikacılara ve particilere hasreylediği bu durumun kamu oyunu son derece

üzüntü ve kaygıya düşürdüğü, bir uzmanlık işi olan belediye yöneticileri için

en yeterli adayların memur ve hizmetliler arasında bulunduğu, bu sebepler

dolayısiyle söz konusu maddenin Anayasa'nın 58 inci maddesinde öngörülen

Türklerin kamu hizmetine girmek hakkının ve 40 ıncı maddesindeki çalışma

hürriyetinin özünü çiğnediği ve Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

GEREKÇE

:

9/7/1963 günlü ve 307 sayılı kanunun, iptali istenilen ek 5 inci maddesi şöyledir :

"Ekmadde 5- Milletvekili Seçimi hakkındaki 25/5/1961 tarihli ve 306 sayılı Kanunun 14, 15, 16, 17, 18 ve 20 nci maddeleri bu seçimlerde de aynen uygulanır. Ancak, 17 nci maddede belirtilen belediye başkanları ile belediye meclisi üyeleri seçime girdikleri seçim çevrelerinde adaylıklarını koyabilmeleri veya aday gösterilebilmeleri için istifa zorunda değildirler."

Dilekçenin, istem konusu başlıklı kısmında bu maddenin tümünün iptali istenmiş ise de yukarıda da belirtildiği üzere, aynı dilekçede bildirilen gerekçeye göre istemin, maddenin atıfta bulunduğu maddelerden yalnız 17 nci maddeye ilişkin olduğu çoğunluk tarafından kabul edildiğinden iptal isteminin incelenmesinde, ek 5 inci maddenin 17 nci maddeye atıf yapan hükmü ve 17 nci madde esas tutulmuştur.

17. maddede :

"Devlet katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyelerle, bunlara bağlı daire ve müesseseler, iktisadi Devlet tevekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile kamu tüzel kişiliklerinde, memur ve hizmetli olarak çalışanlarla, belediye başkanları, aday olmak veya aday gösterilmek için istifa zorunda değildirler.

Ancak, bunlar, genel ve ara seçimlerin başlangıcından iki ay önce, seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde, yenileme kararının ilânından başlıyarak yedi gün içinde istifa etmedikçe görevli bulundukları seçim çevresinden adaylıklarını koyamazlar, aday gösterilemezler ve seçilemezler.

Hâkimler mesleklerinden çekilmedikçe aday gösterilemezler ve seçilemezler."

denilmektedir.

Belli yerlerde çalışan memur ve hizmetlilerle belediye başkanlarının seçilme hakkını sınırlayan hüküm bu maddenin ikinci fıkrası hükmüdür. Ek 5 inci maddenin birinci cümlesinde 17 nci maddeye yapılan atıfla, belediye seçimlerinde de aynı memur ve hizmetliler hakkında bu sınırlamanın uygulanması ön görülmüş, ek 5 inci maddenin ikinci cümlesinde ise yalnız belediye başkanları ile belediye meclisi üyeleri bunun dışında bırakılmıştır. Davacı bu atfın memur ve hizmetliler bakımından doğurduğu sonucu Anayasa'nın 58. 40 ve 11 inci maddelerine aykırı bulmakta ve ek 5 inci maddesinin 17 nci maddeye atıf yapan hükmünün iptalini istemektedir.

Anayasa'nın 58 inci maddesi, kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkindir. Belediye başkanlığı ve belediye meclisi üyeliği de birer kamu hizmeti olmakla birlikte 58 inci maddede sözü edilen kamu himetleri ile aynı kategori içinde düşünülemezler. Belediye başkanları ve belediye meclisi üyeleri vatandaşların oyları ile seçilirler. Bu seçimlerin esasları, Anayasa'da, 58 inci maddenin bulunduğu bölümde, fakat ayrı bir madde halinde, 55 inci maddede gösterilmiştir. Bu duruma göre, Anayasa'nın 58 inci maddesinin, konumuzla ilgisi bulunmadığını kabul etmek gerekir.

Konumuz, Anayasa'nın çalışma ve sözleşme hürriyetine ilişkin bulunan 40 ıncı maddesi ile de çözümlenemez. Zira, bu hürriyet, Anayasa'nın, sosyal ve iktisadî haklar ve ödevler bölümünde yer almakta, seçme ve seçilme hakkı ise siyasî haklar ve ödevler bölümünde bulunmaktadır. Bu hürriyetin ve hakkın amaçları ve bağlı bulundukları koşullar tamamiyle ayrıdır. Şu halde olayda Anayasa'nın 40 ıncı maddesinden yararlanmak da söz konusu olmaz.

Anayasa'nın

11 inci maddesine gelince; iptali istenen ek 5 inci maddenin sınırladığı

seçilme hakkı, temel haklardan olduğundan bu sınırlamanın, sözü geçen 11 inci

maddeye aykın olup olmadığını incelemek gerekir. Ancak, bu incelemenin burada

değil, Anayasa'nın başka maddeleri yönünden işin incelenmesi sırasında

yapılması uygun görülmüştür. 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 28 inci

maddesi gereğince, Mahkememiz, ilgililerin gerekçesine dayanma zorunluğunda

olmayıp, istemle bağlı kalmak kaydı ile, başka gerekçe ile Anayasa'ya aykırılık

kararı vermeğe yetkili olduğuna ve davacının ileri sürdüğü, Anayasa'nın 40 ve

58 inci maddeleri ile dâva ilgili bulunmadığına göre konunun Anayasa'nın başka

maddeleri yönünden incelenmesine engel yoktur.

Anayasa'nın 55, 68 ve 116 ncı maddeleri 306 sayılı kanunun 17 ve 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesi ile ilgili bulunmaktadır.

68

inci maddenin üçüncü fıkrasında memurların adaylıkları hakkında hükümler

vardır. Bu fıkra şöyledir : "Aday olmak, memurluktan çekilmek şartına

bağlanamaz. Seçim güvenliği bakımından hangi memurların ne gibi şartlarla aday

olabilecekleri kanunla düzenlenir". Bu maddenin yasama bölümünde

bulunmasının ve milletvekili seçilme yeterliği kenar başlığını taşımasının

ifade ettiği ve birinci ve ikinci fıkraları hükümlerinden anlaşıldığı üzere,

memurların adaylıkları hakkındaki üçüncü fıkrası hükmü memurların milletvekili

seçimi için adaylıklarını koymaları halinde uygulanacak hükümlerdendir. 306

sayılı kanunun 17 nci maddesi, Anayasa'nın bu 68 inci maddesinin üçüncü

fıkrasına dayanmaktadır. Davacı İşçi Partisi ise 17 nci maddenin iptalini

istememektedir. İptal istemi, 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesinde 17 nci

maddeye yapılan atıf hakkındaki hükme ilişkin olup, belediye seçimlerine

ilişkin olan söz konusu ek 5 inci maddenin, Anayasa'nın 68 inci maddesi ile

ilgisi yoktur. Hal böyle olunca ek 5 inci maddenin Anayasa'nın 68 inci

maddesine aykırı olup olmadığını araştırmaya yer yoktur ve işin 55 ve 116 ncı

maddeler yönünden incelenmesi gerekmektedir.

55 inci madde :

"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme ve seçilme hakkına sahiptir.

Seçimler, serbest eşit, gizli tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yapılır".

hükmünü taşımaktadır.

116 ncı maddenin seçim kuralı koyan hükmü, ikinci fıkrasındadır. Bu fıkrada da "mahallî idarelerin seçimeleri, kanunun gösterdiği zamanlarda ve 5 inci maddede yazılı esaslara göre yapılır", denilmektedir.

55 inci maddenin birinci fıkrası, bütün seçimleri kapsayan genel bir kural koymuş, seçme ve seçilme hakkının kullanılması koşullarının belli edilmesini kanuna bırakmış, ancak, ikinci fıkrası da, kanun koyucunun bu konuda bağlı olacağı ilkeleri göstermiştir. 116 ncı maddenin ikinci fıkrasında ise, mahallî idareler organlarının seçimleri hakkında özel koşullara yer verilmemiş, bu organların seçimlerinin de 55 inci maddede Öngörülen esaslar çevresinde yapılacağı açıklanmıştır. Böylece, belediye seçimlerinde uygulanacak esasları belli etmeğe, Anayasa'nın 55 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı ilkelere bağlı kalarak, kanun koyucunun yetkili olduğu görülmektedir.

307

sayılı kanun, mahallî idarelerden olan belediye seçimlerinin esaslarını belli

eden yasama tasarrufudur. Bu kanunun ek 5 inci maddesinin hükümleri de aynı

seçimlerle ilgili esaslardandır. Kanun koyucu sözü geçen 17 nci maddenin

metnini ek 5 inci maddede tekrarlamağa lüzum görmeyerek buna atıfta bulunmakla

yetinmiş, ancak belediye başkanları ile belediye meclisi üyelerini 17 nci

maddenin kapsamı dışında bırakmıştır. Bu atıf sonucunda 306 sayılı kanunun 17

nci maddesi hükmünün, yukarıda işaret edilen istisna ile, iptali istenen ek 5

inci maddede yer almış olmasında, Anayasa'nın 55 ve 116 ncı maddelerine aykırı

bir yön yoktur. Kanun koyucu, bu maddelerde kendisine verilen yetkiyi kullanmış

ve bunu yaparken 55 inci maddenin ikinci fıkrasındaki ilkelere aykırı bir durum

yaratmamıştır.

Son olarak işi bir de Anayasa'nın 11 inci maddesi bakımından incelemek zorunluğu vardır. Anayasa'nın 11 inci maddesinde, temel hak ve hürriyetlerinin, Anayasa'nın sözüne ve özüne uygun olarak ancak kanunla sınırlanabileceği, kanunun, kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamıyacağı yazılıdır.

Olayda, temel haklardan olan seçilme hakkı, Anayasa'nın emrine uygun olarak kanunla sınırlanmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere, bu sınırlama, Anayasa'nın gerek davacının ileri sürdüğü 40 ve 58 inci maddelerinin, gerekse Mahkememizce incelemede esas tutulan 55, 68 ve 116 ncı maddelerinin sözüne ve özüne aykırı değildir.

Öte yandan bu sınırlama ile kanun, seçilme hakkının özüne de dokunmamıştır. Zira, ilgili kişiler, kanunda yazılı süreler içinde istifa etmekle, seçilme hakkından faydalanabilirler. Bu imkân karşısında hakkın özüne dokunulduğu söylenemez.

Şu yönüde belirtmek yerinde olur ki, belli görevlerde bulunanların belli alanlarda seçilme haklarının sınırlanması, seçim güvenliğinin gereklerindendir. Nitekim Anayasanın 68 inci maddesinin üçüncü fıkrasında da bu prensibe yer verilmiştir. Seçim güvenliğinin ise kamu düzeni ve hatta kamu yararı kavramları içinde düşünülmesi doğaldır. Şu halde, davacının düşüncesinin aksine olarak, söz konusu atıf hükmünde kamu düzeni ve kamu yararı sebepleri de vardır.

Bu nedenlerle, ek 5 inci maddenin, iptali istenen atıf hükmü, Anayasa'nın 11 inci maddesine de aykırı değildir. Dâvanın reddi gerekir.

Üyelerden ismail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu ve A. Şeref Hocaoğlu söz konusu atıf hükmünün Anayasa'nın 68 inci maddesine aykırı olduğu görüşünde bulunmuşlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

Yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü, 19/7/1963 günlü ve 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesinin, Milletvekili Seçimi hakkındaki 25/5/1961 günlü ve 306 sayılı kanunun 17 nci maddesine atıfta bulunan hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın reddine, Üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu ve A. Şeref Hocaoğluiıun muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile 15/9/1964 gününde karar verildi.

MUHALEFET

ŞERHİ

Çoğunluk tarafından ittihaz olunan yukarıdaki karar tamamiyle metinci ve şekilci bir görüşün mahsulüdür. Anayasa Mahkemesinin fonksiyonu Anayasa'yı metin itibariyle olduğu kadar ruh ve mâna itibariyle de korumak, kanun koyucunun Anayasa'nın metin ve ruhuna aykırı yasama tasarruflarını ortadan kaldırmaktır. Anayasa Mahkemesi görevini bu geniş görüş ve anlayış içinde yapmadıkça fonksiyonunu hakkiyle yerine getirmiş olamaz.

Konu

bu açıdan ele alınırsa 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesiyle Millet Vekilleri

Seçimi Kanununun 17 nci maddesine yapılmış olan atfı ve bizzat bahsi geçen 17

nci maddeyi Anayasa'ya uygun bulmak mümkün değildir. Zira Anayasa'nın 2 nci

maddesi Türkiye Cumhuriyetinin insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temel

ilkelere dayanan demokratik bir hukuk Devleti olduğunu belirtmiştir. Demokrasi

esaslarından biri vatandaşların siyasî seçimlere hür ve eşit şartlar atında,

katılmalarını gerektirir. Halbuki memurların seçime katılmak ve adaylıklarını

koymak için seçim tarihinden belli bir süre önce görevlerinden istifa etmek

zorunda bırakılmaları onların bu haklarını esaslı surette ihlâl eder. Zira bir

memurun akibeti ne olacağı önceden bilinmiyen bir seçime katılmak için

görevinden çekilmeği göze alması kolay değildir. Bu durum memurları adaylıklarını

koymaktan menedici bir nitelik taşımaktadır. Nitekim Anayasa'mız da bu gerçeği

görerek 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile "aday olmanın memurluktan

çekilme şartına bağlanamıyacağını" açıkça belirtmiştir. Hernekadar mezkûr

fıkrada "seçim emniyeti bakımından hangi memurların ne gibi şartlarla aday

olabileceklerinin kanunla düzenleneceği" de hükme bağlamış ise de bu hüküm

memurları seçim emniyeti mülâhazasiyle topyekûn nazara alarak adaylık için

istifaya zorlayıcı kayıtlar konulmasına müsait değildir. Burada Anayasa

koyucusunun düşündüğü vali, polis müdürü, jandarma komutanı, askerî komutanlar

gibi seçime tesir ve nüfuz icra edebilecek görevlerde bulunan mahdut sayıda

memurların durumlarıdır. Bunların hizmet gördükleri yerde adaylıklarını

koymaları halinde secim emniyetinin haleldar olmaması için alınması gerekli

tedbirler kanun koyucuya bırakılmış olmakla beraber bu tedbirlerin görevden

istifa mahiyetinde olamıyacağı da birinci fıkranın serahatından

anlaşılmaktadır.

Her ne kadar seçim hakkına taallûk eden genel hüküm Anayasa'nın 55 inci maddesinde yer almış ve bu madde ile Anayasa koyucusu bu hakkın düzenlenmesini kanun kayucuya bırakmış ise de aynı Anayasa 68 inci maddesiyle ona memurların adaylığı hakkında açık ve kesin bir direktif vermiştir. Bu direktif "aday olmanın memurluktan çekilme şartına bağlanamıyacağı" dır. Bu maddenin yasama bölümünde yer almış olması Millet Vekilleri Seçimlerinde caiz görülmiyen bir hususun mahallî idare seçimlerinde tecviz edildiği manâsını tazammun etmez.

Hususiyle memurların mahallî idare seçimlerinde bulundukları şehir ve kasaba dışında başka bir şehir ve kasabada adaylıklarını koymaları hukuki bir engel bulunmamakla beraber, pek de varit ve müteamil değildir.

Belediye

Kanununda değişiklik yapılmasına dair 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesinde

memurların hizmet gördükleri yerde adaylıklarını koymak için seçimden belli bir

süre önce istifa etmeleri zorunluğunun dayandığı sebepleri açıklayan bir

gerekçe yoktur. Millet Vekilleri Seçimi Kanununun ek 5 inci maddeyle atıf yapılan

17 ncî maddesinin Kurucu Meclis Komisyon raporundaki gerekçesi de kanaat verici

bir açıklama ihtiva etmediği gibi komisyon sözcüsünün görüşmeler sırasında

Kurucu Meclisde yaptığı açıklamalar da çelişmelerle doludur. Bir taraftan

memurların seçimlerde adaylıklarını koymaları için istifa etmelerinin prensip

itibariyle kabul edilmediği ifade edilirken öte taraftan hizmet gördükleri

sırada nüfuz etme, vaatler vesaire ihtimali karşısında memurun adaylığını

koyacaksa istifa etmesinin zaruri görüldüğü ileri sürülmektedir. Bir diğer

yandan seçime tekaddüm eden yedi gün içinde bu nüfuz vesaire ile birşey

sağlanamıyacağı, bunun çok önceden yapılmış tesbitler ile elde edileceği

belirtiliyor. Bu açıklamalar Anayasa'nın kabul ettiği hürriyetler rejimi ve

demokrasi esaslariyle asla bağdaşacak durumda değildir. Bir öğretmenin, bir

evrak memurunun, bir resmî daire avukatının ve daha buna benzer yüzlerce

memurun istifa etmeden adaylığını koymakla seçim emniyetini ne suretle ihlâl

edeceğini anlamak mümkün değildir. Bu hüküm hem Anayasa'nın 68 inci maddesini

açıkça ihlâl etmekte hem de memurların seçilme haklarını diğer vatandaşlarla

eşit bir şekilde kullanmalarını engellemektedir. Bu itibarla 307 sayılı kanunun

ek 5 inci maddesi ile 306 sayılı kanunun 17 nci maddesine yapılan atıf

Anayasa'nın hem metnine hem de ruh ve manâsına aykırıdır.

Bu sebeplere binaen karara muhalifiz.

Başkan Vekili

Lütfi Akadlı

Üye

Asım Erkan

Üye

Rifat Göksu

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Ahmet Akar

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lûtfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

MUHALEFET

ŞERHİ

l- Anayasa'nın 68 inci maddesine göre (Aday olmak, memurluktan çekilme şartına bağlanamaz.) Bunun istisnası maddenin son fıkrasında yer almıştır. (Hâkimler ile subay, askerî memur ve astsubaylar, mesleklerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve seçilemezler.)

30/5/1961 tarihli ve 306 sayılı kanunun 17 nci maddesi hükmüne göre (Memur ve hizmetli olarak çalışanlarla belediye başkanları ...... istifa etmedikçe, bulundukları secim çevresinden adaylıklarını koyamazlar, aday gösterilemezler ve seçilemezler.)

Anayasa'nın 68 inci maddesinin son fıkrasındaki istisnalar dışında kalan memur ve hizmetlileri aday olmaktan ve seçilmekten mahrum eden 306 sayılı kanunun 17 nci maddesi hükmünün Anayasa'nın 68 inci maddesi hükmüne aykırı olduğu açıktır.

Gerçi, 68 inci maddenin bir fıkrasında : (Seçim güvenliği bakımından hangi memurların ne gibi şartlarla aday olabilecekleri kanunla düzenlenir) hükmü varsa da bu, aday gösterilmeyi yasaklamak değil bazı şartlara tabi tutmak için sevkedilmis olup 17 nci maddenin Anayasa'ya uygunluğu bu hükme dayanılarak müdafaa edilemez.

2- 19/7/1963 tarihli ve 307 sayılı kanunun dâva konusu yapılan geçici 5 inci maddesi hükmü adaylığa taallûk etmektedir. Kanun koyucu, bu bahiste, milletvekili seçimi ile belediye başkanları ve belediye meclisi üyeleri seçimi arasında bir fark yaratmak istememiş ve 306 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun adaylara ait bazı hükümlerini tekrarlıyacak yerde bu hükümlere atıf yapmayı tercih etmiştir. Memurların adaylığına ait 17 nci maddede de bunlar arasındadır.

O

halde, dâvanın incelenmesi sırasında bir tefrik yapmak, milletvekilleri bakımından ayrı, belediye başkan ve üyeleri bakımından ayrı mülâhazalara kapılmak, kanun koyucunun maksadına aykırı düşer. 306 sayılı kanunun 17 nci maddesinin Anayasa'nın 68 nci maddesine aykırı oluşu, bu maddeye atıf yapan 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesine kendiliğinden tesir eder ve bu atıf hükmünü de Anayasa'ya aykırı kılar.

Bu sebeplerle, 307 sayılı kanunun 5 inci ek maddesinin 306 sayılı kanunun 17 nci maddesine atıf yapan hükmünün iptali gerektiğinden verilen karara muhalifim.

Üye

İsmail Hakkı Ülkmen

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

MUHALEFET

ŞERHİ

l- İl idaresi Kanununun bazı maddelerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasiyle açılmış bulunan bir dâva üzerine Anayasa Mahkemesince verilerek 28/1/1963 günlü ve 11470 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmış bulunan 20/5/1963 günlü ve 1963/115-174 sayılı karara ait muhalefet şerhimin l numaralı fıkrasında açıklandığı üzere, Türkiye işçi Partisi Tüzüğünün 15 inci maddesine göre Partinin en yüksek merkez organı olan (Genel Yönetim Kurulu) tarafından açılmayarak ikinci derecede bir merkez organı olması dolayısiyle dâva açmaya yetkili bulunmayan Parti (Merkez Yönetim Komitesi) tarafından açılmış olan bu dâvanın reddi gerekmektedir.

2- Mahkememiz bu dâvanın, Belediye Kanununun belediye seçimleri hakkındaki hükümlerinde değişiklik yapan 19/7/1963 günlü ve 307 sayılı kanunun l inci maddesiyle Belediye Kanununa eklenmiş bulunan 5 inci ak maddenin sadece Milletvekili Seçimi Kanununun 17 nci maddesine atıf yapan hükmüne karşı açılmış sayarak dâva dilekçesinin, bütün maddenin iptalini isteyen ifadesi üzerinde durmağa ve istemin, gerekçesi eksik olan kısmı hakkında davacıya açıklama yaptırmaya lüzum görmemiştir.

Halbuki dosyada mevcut dâva dilekçesinde :

(İstem konusu :- Belediye Kanununda değişiklik yapılmasına dair 19/7/1963 tarih ve 307 sayılı kanuna ek 5 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunması sebebi ile iptali istemidir.)

denilmek suretiyle ek 5 inci maddenin tümünü içine alacak surette belirtilmiş,

Dilekçenin (Gerekçe) başlıklı kısmına :

(Belediye Kanununa ek 307 sayılı kanunun ek 5 inci maddesi Anayasa'nın 58 inci, 40 ıncı ve 11 inci maddesindeki kurallara aykırıdır ...) satırları ile başlanmış,

Dilekçenin (Netice) kısmı da :

(Dilekçede açıklanan sebeplerden ötürü istem konusu maddenin iptalini saygı ile dilerim) sözleriyle bitirilmiştir.

Bu duruma göre davacı partinin ek 5 inci maddenin tümünün iptalini istediği meydandadır.

Her ne kadar dilekçede Anayasa'ya aykırılık sebebi olarak belirtilen düşünceler ek 5 inci maddedeki hükümlerin tümünü kapsamına almamakta, sadece Milletvekili Seçimi hakkındaki 306 sayılı kanunun 17 nci maddesinin belediye seçimlerine girecek memurlar hakkında da uygulanacağını gösteren hükmün hedef tutulduğu görülmektedir.

Ancak

gerekçenin bu kifayetsizliğinin, dilekçede çok açık olarak belirtilmiş bulunan

dâva konusunun daraltılması için kanunî bir sebep teşkil edemiyeceği de

aşikârdır. Aksine olarak Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

hakkındaki 44 sayılı kanunun 26 ncı maddesinde, bu gibi eksiklerin görülmesi

halinde davacılardan noksanların tamamlanmasının isteneceği, verilen mehil

içinde tamamlanmazsa dâvanın açılmamış sayılacağı hükmü yer almış bulunmaktadır.

Buna göre ek 5 inci maddenin tümünün iptalinin dâva edilmiş olmasına rağmen

maddedeki hükümlerden yalnız birisinin Anayasa'ya aykırı olduğuna dair gerekçe

gösterilip maddenin diğer kısımları hakkındaki Anayasa'ya aykırılık iddiasının

gerekçesinin belirtilmemiş olduğu davacı partiye bildirilerek noksanın

ikmalinin istenilmesi ve zamanında ikmal edilmediği takdirde dâvanın sadece

gerekçesi belirtilen hükme hasrolunarak maddenin diğer kısımları hakkında dâva

açılmamış sayılması gerekirdi.

Bu yola gidilmediğine ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi gereğince de Mahkememiz, dilekçede ileri sürülen gerekçelere dayanmağa mecbur olmayıp taleple bağlı kalmak şartiyle başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebileceğine ve gerekçesi yanlış belirtilen bir talep ile hiç bir gerekçe gösterilmemiş olan talep arasında, Mahkememizce uygulanacak inceleme bakımından herhangi bir fark da bulunmadığına göre ek 5 inci maddenin tümünün iptali istenilerek açılmış olan bu dâvada, Mahkememizce re'sen dâva konusunun daraltılması doğru değildir.

Kararın bu konularla ilgili kısımlarına yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü muhalifim.

Üye Şemsettin Akçoğlu Üye Muhittin Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/339, K. 1964/61, 15 Eylül 1964 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İnceleme
  4. Gerekçe
  5. Muhalefet
  6. Şerhi
  7. Muhalefet
  8. Şerhi
  9. O
  10. Muhalefet
  11. Şerhi
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/339
Karar No
1964/61
Tarih
15 Eylül 1964

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/140 K.1964/62
  • AYM Norm Denetimi E.1964/32 K.1964/63
  • AYM Norm Denetimi E.1964/40 K.1964/64
  • AYM Norm Denetimi E.1963/164 K.1964/65
  • AYM Norm Denetimi E.1963/152 K.1964/66
  • AYM Norm Denetimi E.1964/45 K.1964/68

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.