İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1963/65 K.1963/278

Karar tarihi:22/11/1963

Esas1963/65Karar1963/278Tarih22 Kasım 1963Okuma14 dk · 2.837 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Kasım 1963
Esas No.
1963/65
Karar No.
1963/278
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.837 kelime·14 dk okuma·7 bölüm

Karar tarihi:22/11/1963

Resmi Gazete tarih/sayı:14.1.1964/11606

Davacı : Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu

İptal dâvasının konusu :

Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu tarafından 21/2/1963 gününde verilen dâva dilekçesinin baş tarafında 9/7/1956 tarih ve 6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinin iptalinin istendiği belirtildikten sonra bunun hemen altında söz konusu maddenin şuyulandırılan taşınmaz malların yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtabileceğine ilişkin hükmünün Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk inceleme :

Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 4/3/1963 gününde yapılan ilk incelemede dâva dilekçesini imzalayanların Adalet Partisi Türkiye B. Millet Meclisi Grupu Başkan veya başkan vekili olduklarını gösterir onanlı belgenin dosyada bulunmadığı görülerek bunun 15 gün içinde tamamlanması için 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi gereğince ilgililere tebligat yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan tebligat üzerine verilen süre içinde bu eksik tamamlanmıştır.

Esasın incelenmesi:

9/7/1956 günlü ve 6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinde:

(İmar ve yol istikamet plânlan hududu) içindeki binalı ve binasız gayrimenkullerin, plâna uygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi için, gayrimenkul sahiplerinin muvafakati aranmaksızın birbirleriyle ve yol fazlasiyle veya sair Belediye, âmme hükmi şahısları ile âmme müesseselerine ait yerlerle birleştirerek, plân icaplarına göre, müstakilen veya şüyulu olarak parsellere ayırmağa ve bu yerleri yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtmağa belediyeler selâhiyetlidir.

Bu yerlerin birleştirildikten sonra parsellere ayrılmasında ve dağıtılmasında eski mevkii ve miktarı esas tutulur. Bunlardan yol, meydan, otopark ve yeşil saha gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan ve yüzde yirmibeşten fazla olup istimlâki icap eden yerlere mukabil, mülk şahinlerine bu madde hükümleri dahilinde yer göstermeğe belediyeler selâhiyetîidir).

Denilmektedir.

İşin esasının görüşülmesi sırasında üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akcoğlu, Celâlettin Kuralmen, Ekrem Korkut ve Muhittin Gürün dâva dilekçesinin baş tarafında 6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinin tümünün iptalinin istenildiğini ileri sürerek görüşmelerin buna göre yapılmasını istemişlerdir.

21/2/1963 gününde kaydettirilen dâva dilekçesinin baş tarafında 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinin iptalinin istenildiği belirtildikten sonra, bunun hemen altında söz konusu maddenin şüyulandırılan taşınmaz malların yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtabileceğine ilişkin hükmünün Anayasaya aykırı olduğu ifade edilmiş, sonuç kısmında da bunun iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Bu durum karşısında maddenin tümünün iptalinin istenildiği düşünülemez. Bunu gözönünde tutan üyelerin çoğunluğu, azınlığın görüşüne katılmamış ve incelemenin dâva dilekçesinde açıkça gösterilen iddiaya hasrını uygun bulmuştur.

6785

sayılı İmar Kanununun yukarıya alınan 42 nci maddesi İmar ve yol istikamet

plânları hududu içinde kalan özel ve tüzel kişilere ait taşınmaz malların plâna

uygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi için sahiplerinin muvafakati

aranmaksızın birbirleriyle ve yol fazlası ile birleştirilerek plân icaplarına

göre müstakillen veya şüyulu olarak parsellere ayırmağa ve bunları yüzde

yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtmağa belediyeleri yetkili

kılmıştır. Herne kadar belediyelere bu yetkinin tanınmasının sebebi şehir ve

kasabalarımızın hemen hepsinin modern şehircilik şartlarını haiz olmaması ise

de, bu gerekçe yüzde yirmibeşin parasız alınmasını haklı gösterecek hukuki bir

sebep olarak kabul edilemez. Belediyenin bu kanun hükmüne göre yol fazlalarını

ve taşınmaz malları birleştirdikten sonra imar plânına uygun şekilde parsellere

ayırıp müstakilen veya şüyulu olarak sahiplerine vermesi sırasında bazı

taşınmaz mallar büyümekte, bazıları da küçülmekte, bazı yollar arsa, bazı

taşınmaz mallar da yol, meydan, otopark, yeşilsaha gibi umumi hizmetlere

ayrılan yerler haline gelmektedir. Tarla, yahut hamur kaidesi adı verilen bu

usul sonucu istisnai, diğer bir tabirle, dolayısiyle Kamulaştırma durumu ortaya

çıkmaktadır. (Ordinaryüs Profesör Doktor Şaddık Sami Onar, İdare Hukukunun

Umumî Esasları, ikinci cilt, ikinci tabı, istanbul 1960, Sahife 1180). 6785

sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında belediyenin taşınmaz

malı yol fazlası ve komşu taşınmaz mallara birleştirilen mal sahibine taşınmaz

malının yüz ölçüsünden yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile müstakil veya şüyulu

bir parsel verebileceği, verilmeyen yüzde yirmibeşe kadar noksana karsı

taşınmaz mal sahibine herhangi bir ödemede bulunulmayacağı gerek bu fıkranın

yazılışından, gerekse 42 nci maddenin ikinci fıkrasının açık ifadesinden

anlaşılmaktadır.

334

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38 inci maddesinin birinci fıkrasına

göre (Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde,

gerçek karşılıklarım peşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmaz

malların, kanunda gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmını

kamulaştırmağa veya bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmağa yetkilidir.)

Görülüyor ki gerçek karşılığı peşin ödenmedikçe kamulaştırma yapılamaz. 6785

sayılı İmar Kanununun dolayısiyle kamulaştırma hükmünü kapsayan 42 nci

maddesinin uygulanması sonucu taşınmaz malının bir kısmı elinden alınacak, olan

kişiye bunun gerçek karşılığının ödenmesi gerekir. Taşınmaz malların plâna

uygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi sonucu değerinin yükseleceği,

bu sebeple de yüzde yirmibeşe kadar eksik verilecek taşınmaz malların

değerlerinin bunların eski yüz Ölçülerindeki değerlerini karşılıyacağı bazı

üyeler tarafından ileri sürülmekte ise de bu, her zaman doğru olamaz. Nitekim,

İmar ve İskân Bakanlığı yayınlarından bir yüksek mühendis tarafından kaleme

alınan (İmar mevzuatında değiştirilmesi düşünülen hususlar) adlı broşürde

zayiat miktarları için her yerde ve her türlü taşınmaz mala aynı yükümün

yükletilmiş olmasından haksızlıklar doğduğu açıklanmaktadır.

Anayasa'nın 38 inci maddesinin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında bir çok üyeler söz almış, Anayasa Komisyonu sözcüleri de bir çok defalar konuşmuşlardır. Bu konuşmalarda daha çok maddenin konumuzun dışında kalan ikinci fıkrası üzerinde durulmuştur. Ancak, kamulaştırılacak taşınmaz malların gerçek değerinin peşin Ödeneceğine ilişkin kayda itiraz edenler de olmuş ve maddenin birinci fıkrasının (istimlâki gerektiren hallerde ödenecek değer ve ödeme şekli ilgili kanunlarda belirtilir) şeklinde değiştirilmesi istenilmişse de bu İstek kabul edilmemiştir.

23/5/1949

günlü Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasa'sının 14 üncü maddesinin üçüncü

fıkrasında (Kamulaştırma, ancak toplum yararı için yapılabilir. Kamulaştırma

bir kanunla, yahut bunun usulüne ve değerin tazmini ölçüsünü düzenleyen bir

kanunun uygulanması ile olabilir. Tazminat toplum yararı düşüncesine ve ilgililerin

yararlarına göre hakka uygun şekilde belli edilir. Tazminat miktarından doğacak

anlaşmazlıklarda ilgililer mahkemeye başvurabilirler) denilmektedir. Görülüyor

ki bu hüküm Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38 inci maddesinin birinci fıkrası

hükmünden çok farklıdır. Böyle olduğu için de 1960 yılında Federal Almanya

Cuınhuriyetinde kabul edilen Federal İmar Kanunu, imar alanına ilk defa alınan

yerlerde tarla kaidesini uygulamak ve parselleri karşılıksız olarak yüzde otuz

kadar noksanı ile taksim etmek yetkisini belediyelere tanımıştır. Fakat,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38 inci maddesinin birinci fıkrası böyle bir

hal şekline elverişli değildir. Bu fıkranın yukarıda işaret edilen şekilde

düzenlenmesini isteyen teklif de Temsilciler Meclisi tarafından kabul

olunmamıştır.

Yukarıdanberi yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere 6785 sayılı İmar Kanununun şüyulandırılan taşınmaz malların yüzde yirmi beşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtılabileceğine ilişkin hükmü Anayasa' nın 38. maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır. Bu sebeple de iptaline karar verilmek gerekir.

Burada şunu işaret edelim ki tarla kaidesinin uygulanması sonunda sahiplerine verilen taşınmaz malların değerleri artmışsa hiç şüphesiz bu artıştan yalnız mal sahipleri değil, belediyeler de faydalanacaktır. Nitekim 9/7/1948 günlü ve 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun (Değerlenme resmî) kenar başlıklı 16 ncı maddesiyle 8/9/1956 günlü ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun (Kısmî istimlâk) kenar başlıklı 12 nci maddesi artan değerin bir kısmının belediyelere ait olacağını açıkça göstermektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

9/7/1956 günlü ve 6785 sayılı Kanununun 42 nci maddesinde yer alan ve taşınmaz malın gerçek karşılığı verilmeksizin yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtabileceğini kapsayan hükmünün, Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğundan, iptaline üyelerden Lûtfi Akadlı, Şemsettin Akçoğlu, Salim Başol ve Lûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle ve oyçoklu ile 22/11/1963 gününde karar verildi.

Başkan

Sünuhi Arsan

Üye

Osman Yeten

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Üye

Lütfi Akadlı

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Ekrem Korkut

Üye

Ahmet Akar

MUHALEFET

ŞERHİ

6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi, imar ve yol istikamet plânları sınırı içinde kalan tüzel ve Özel kişilere ait taşınmaz malların plâna uygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi için sahiplerinin muvafakati olmaksızın birbirleriyle ve yol fazlasiyle birleştirilerek plân gereklerine göre bağımsız veya şüyulu olarak parsellere ayırmağa ve bunları yüzde yirmibeşe kadar eksik ile sahiplerine dağıtmağa belediyeleri yetkili kılmıştır. Bu, imar için bir çare ve vasıtadır.

Yüzde yirmi beşten daha az da olabilir. Yüzde yirmibeş en yüksek haddir.

Yüzde yirmi beşe kadar eksik dağıtma sonucu belediyenin uhdesinde tapuya tescil edilmiş bir taşınmaz mal husule gelmiş olmuyor.

Sırf imar plânı gereği işlem yapılması sonucu bu durum hasıl olmaktadır.

Taşınmaz malın imardan evvelki metre kare değeri ile imardan sonraki değeri arasında daima bir artış meydana gelir, îyi yapılan bir hamur ameliyesi mutlaka fazla bir değerde yaranmaktadır. Çoğunluk kararın da bir büroşürdeki yayına atfen ileri sürülen haksızlıklar işin esasında değil, uygulamaya taallûk edebilir. Fedaral Almanya Anayasa'sının 14 üncü maddesiyle Anayasamızın 38 inci maddesi arasında esaslı bir fark yoktur. Buna karşılık federal imar kanununda belediyelere bu yetki yüzde otuza kadar tanınmıştır.

Sözü geçen 42 nci maddenin Anayasaya aykırılığını kabul etmek demek, yurdumuzda imar hareketlerini taşınmaz malın sınırında durdurmak demek olacaktır.

Bu sebeplerle 42 nci maddenin Anayasaya aykırı bir tarafı bulunmadığından isteğin reddi oyu ile çoğunluk kararına muhalifim.

MUHALEFET

ŞERHİ

l- Mahkememizce, 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinde yer alan ve dağıtmada % '25 e kadar eksikliğe cevaz veren hüküm, kamulaştırma anlamında kabul edilmiş ve gerçek karşılığın peşin ödenmemesi bakımından da bu hükmün, Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Halbuki ortada kanuni anlamında bir kamulaştırma işlemi yoktur. Kamulaştırmada, taşınmaz malın tümü veya bir parçası, sahibinin rızası olmaksızın elinden alınarak kamulaştırmayı yapan idare adına tapu kütüğüne geçirilip, eski malikin bu taşınmaz malla ilgisi kesilir. Kamulaştırma kısmî yapılmış ise, mülkiyet hakkı kamulaştırılmayan parça üzerinde devam eder.

6785 sayılı kanunun kabul ettiği sistem ise büsbütün başkadır. Sözü geçen kanunun 42 nci maddesinin öngördüğü amaç, imar ve yol istikamet plânlan sınırı içinde kalan binalı ve binasız taşınmaz malları plâna uygun şekilde inşaata elverişli hale getirmektedir. Taşınmaz malların önce birleştirilmesi, sonra dağıtılması işi, kamulaştırmada olduğu gibi belli bir kamu hizmetinin gerçekleştirilmesi için değil beldenin sağlık ve teknik şartları haiz olacak şekilde yavaş yavaş yenilenmesi için yapılmaktadır.

22/4/1341 günlü kanunla yangın yerlerine uygulanan bu birleştirme ve dağıtma esası, sonradan kaldırılan Ebniye Kanunu, Anakara Şehri İmar Müdürlüğü Teşkilâtı ve vazifelerine ait kanuna müzeyvel 1504 sayılı kanun ve 2290 sayılı Yapı ve Yollar Kanunu ile, şehirlerin asri bir hale getirilmesi için, uygulanmaya başlanmış ve nihayet 6785 sayılı İmar Kanunu bu esası benimsemekle birlikte beldelerin asrileştirilmesi ve güzelleştirilmesi işlerini bir programa bağlamıştır.

6785 sayılı kanuna ait tüzük hükümlerinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere burada girişilen iş, mahallî bir kamu hizmetinin yapılması gibi dar bir amaca değil, bir şehrin asrileştirilmesi, güzelleştirilmesi, taşınmaz malların inşaata elverişli parseller haline getirilmesi amacına dayanmakta ve ilki tamamlanmadan sonraki uygulanmıyacak olan dört yıllık programlara bağlanmaktadır.

Bu işleri bir kamulaştırma saymak ve 42 nci madde hükümlerini Anayasa'nın kamulaştırmaya ilişkin hükümleriyle karşılaştırmak kanun koyucunun amacından uzaklaşmak olur.

2- Mahkememiz söz konusu 42 nci maddenin birleştirmeye ve dağıtmaya ilişkin hükümlerini bir yana bırakarak sadece % 25 e kadar eksik karşılığının ödenmemesi konusunu ele almıştır. Maddenin tümünün gözönünde tutulması halinde çoğunluk kararındaki sonuca varmak mümkün değildir.

Gerçekten,

Belediye, bütün taşınmaz malları, eski sınırları, miktarı ve malikleriyle

kayıtlı kalmaksızın, birleşmekte, böylece meydana gelen alanda yapılması

program gereğinden olan yol, yeşil saha ve otopark gibi yerleri ayırmakta,

işlemin verdiği zayiatı hesaplamakta, sonra da eski miktarın % 25 ini

geçmiyen bir zayiatla teşkil edilen imar parsellerini mümkün olduğu kadar eski

sahiplerine müstakil veya şüvulu olarak dağıtmaktadır. Yani taşınmaz mallar,

birleştirildikten, genel hizmetler için gerekli yerler ayrıldıktan sonra imar

parsellerine uygun kadastro parselleri meydana getirilerek, sınırları, yüz

ölçümleri, bazen de, mevkileri değiştirilip yeni bir tescile tabi

tutulmaktadır. Kanunun cevaz verdiği bu işlemler kadastro parsellerinin

malikleriyle olan bağlarını tamamen kestiğinden ve aynı kimseler, imar plânına

uygun yeni kadastro parsellerinin malikleri olduğundan % 25 e kadar olan

zaiyatın maliklere in'ikâsı ise ancak dağıtma sırasında vukua geldiğinden diğer

işlemler bir yana bırakılıp yalnız zayiattan ötürü olaya kamulaştırma hükümleri

uygulanmaz.

3-

Kaldı ki, kararda görüşüne dayanılan Ord. Prof. Sıddık Sami Onar'in da kabul

ettiği gibi (Nafıa işleri umumun menfaatine yarayacak nafıa eserleri vücuda

getirmek üzere yapılır. Binaenaleyh bunların icap ettirdiği masraflar da, sair

âmme masrafları gibi, umuma tahmil edilmek lâzım gelir. Bununla beraber bu

nafıa işlerinden doğrudan doğruya ve diğerlerinden fazla bir şekilde faydalanan

muayyen mülklere bir takım malî külfetler yükletilmektedir ...... Yapı ve

Yollar Kanununun 6 ncı maddesi hükmüne göre "Müstakil şehir haritası

dahilindeki arsaların tevhit ve ifraz ve tevziinde mesahai sathiyelerin aynen

muhafazası kabil olmadığı takdirde tevziat, nihayet % 15 e kadar noksaniyle yapılır."

şu suretle belediye, şehir haritasının tatbiki dolayısiyle yapacağı nafıa

işlerinin alâkalı mülklere temin edeceği menfaatin üzerinden arsaların % 15

ini aynen almaktadır.) Sonuç olarak bu % 15 e (6785 sayılı kanuna göre % 25 e)

kadar karşılık ödenmeden alınan taşınmaz mal parçası, aynı bir resim

niteliğindedir. Bu görünüşü ile düşünülür ve kanuna dayandığı da gözönüne

alınırsa bu, vergi ve resimlerden ayrı değildir ve ortada Anayasa'ya aykırı bir

yön yoktur.

4-

Kararın gerekçe bölümünün sonunda 5237 sayılı Kanunun 16 ncı . maddesinde

yazılı değerlenme resminin, bir nafıa işinin yapılmasından dolayı mülkü

değerlenen kimseden alınması ve yine 6830 sayılı istimlâk Kanununun 12 nci

maddesi uyarınca kısmî kamulaştırmada kamulaştırma dışında kalan parçanın

değerinde, kamulaştırmadan ötürü, artış olmuş ise, bu artışın kamulaştırma

parasından indirilmesi Anayasa'ya uygun görüldüğü halde, genel imar hareketleri

sebebiyle yapılan işlemlerde, taşınmaz malı, eskisinden % 25 e kadar

azalan, buna karşılık, eskisinden çok daha fazla değer kazanan kişinin tabi

tutulacağı işlemin Anayasa'ya uygun görülmemesi, ortada bir nevi kamulaştırma

bulunduğu yolundaki gerekçe ile izah edilemez. Kısmî kamulaştırmada

kamulaştırma dışında kalan parçanın, kamulaştırma sebebiyle artan değeri

oranında, kamulaştırma parasından yapılan indirme veya bazı imar işlemleri

sebebiyle, o yerdeki taşınmaz mal sahiplerinden alınan değerlenme resmine ise,

6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca imar parsellerinin, maliklere,

eskisinden % 25 e kadar noksaniyle verilmesi de odur. Bu sebeplerden ötürü 42

nci maddenin dâva konusu hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği

yolundaki görüşe muhalifiz.

Üye

Muhittin aGürün

üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ekrem Tüzemen

MUHALEFET

ŞERHİ

Mahkememiz, bu dâvayı, 6785 sayılı imar" Kanununun 42 nci maddesinin, hamur kaidesine tabi tutulan gayrimenkullerin yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtılabileceğine dair olan hükmüne karşı açılmış sayarak incelenmenin bu noktaya hasrolunmasına çoğunlukla karar vermiş bulunmaktadır.

Halbuki dâva dosyasındaki kâğıtlardan Adalet Partisi Meclis Gruplarının 22/1/1963 gününde yaptıkları müşterek toplantı sonunda verdikleri kararda, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, (... 6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesi Anayasa'ya aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açılmasına oybirliği ile karar verilmiştir) diye yazılıdır.

Keza 21/2/1963 tarihinde Anayasa Mahkemesi kalemine tevdi edilmiş olan dâva dilekçesinde, iptal dâvasının konusu ve gerekçesi şöyle gösterilmiştir :

(İptali istenilen kanun: 6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesi.

İptal sebebi: 6785 sayılı imar Kanununun 42 nci maddesinin "Şuyûlandırılan gayrimenkulun % 25 e kadar noksanı ile sahiplerine tevzi edileceğine" dair hükmü Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülmesi,)

Bu suretle açılan dâvanın ilk incelenmesi, mahkememizin 4/3/1963 günlü toplantısında yapılmış ve dilekçede gösterilen gerekçenin yeterli olup olmadığının da ayrıca üzerinde durularak çoğunlukla yeterli olduğuna karar verilmiştir.

Dâvanın, dilekçede yazılı hedefi ve mahiyeti bundan ibaret olduğu halde bu kere dâvanın esasının incelenmesi sonunda mahkememizce verilen kararın çoğunluk kısmında:

(Dâva dilekçesinin baş tarafında 6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin iptalinin istenildiği yazılmakla beraber, bunun hemen altında bahis konusu maddenin şüyulandırılan gayrimenkullerin % 25 e kadar noksanı ile sahiplerine tevzi edilebileceğine dair hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ifade edilmiş, netice kısmında da bunun iptaline karar verilmesi istenilmiştir) denilmek suretiyle istemin, dâva dilekçesinin gerekçe kısmında belirtilen noktaya münhasır olduğunun yazılı bulunduğu ileri sürülmektedir.

Halbuki dâva dilekçesinin teksir makinesinde bir formül halinde yazılan son kısmı şöyledir:

(Netice : Yukarıda da arz ve açıklanan sebeplerle sözü edilen kanun hükmünün iptaline karar verilmesini, Adalet Partisi Meclis Gurup adına arz ve dâva ederiz).

Görülüyor

ki dilekçenin karara mesnet tutulan bu kısmı, adı geçen parti tarafından açılan

bütün iptal dâvalarında kullanılmak üzere teksir makinesinde bastırılan umumi

bir formülden ibaret olup davacının bu dâvadaki özel maksadını ifade

etmemektedir. Zira davacının bu dâvadaki maksadı dilekçenin "İptali

istenilen kanun" satır başlığının hizasına, daktilo makinesi ile ve bu

dâvaya ait olmak üzere yazılmak suretiyle gösterilmiştir. Gerekçesi de,

yukarıda belirtildiği üzere altındaki satırda "iptal sebebi" diye

yazılı olan satır başlığının hizasına, yine bu dâvaya ait olmak üzere daktilo

makinesi ile yazılmıştır. Şu suretle dâvanın hedefini, dilekçenin

"Netice" kısmı değil, baş tarafında açıkça yazılı bulunan kanun

maddesi göstermiş bulunmaktadır.

Kaldıki, formül halindeki "Netice" kısmında; yukarıda yazılı metninden de görüldüğü üzere, dilekçenin baş tarafına atıfta bulunularak orada açıklanan sebeplerle, yani iptal sebebi olarak gösterilmiş bulunan gerekçeye dayanarak sözü edilen kanun hükmünün) iptali istenmektedir. Dilekçede sözü edilen yani iptali istenilen, kanun hükmü ise, 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesi olarak yazılmış bulunmaktadır. Bu duruma göre dilekçenin "Netice" kısmının aynen yukarıya alınmış bulunan ifadelerinden, dâvanın, dilekçenin gerekçe kısmında belirtilen noktaya münhasır olarak açılmış bulunduğu mânasını çıkarmak da mümkün görülememektedir.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere mahkememiz bu kararı ile, davacının esas istemini bir tarafa bırakarak dâvanın gerekçesini istemin kendisi imiş gibi kabul etmekte ve binnetice dâvanın konusunu, davacının isteği hilâfına takyid eylemektedir.

Halbuki Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 gün ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesi, mahkememizi, açılan iptal dâvasında istem ile bağlı tutmakta, buna mukabil davacı tarafından ileri sürülen gerekçeye dayanmağa zorlamamaktadır.

Bu bakımdan, hükümlerinden bir kısmının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile iptali istenilen 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinin, dilekçedeki gerekçe ile bağlı olmaksızın, tüm olarak Anayasa hükümleri karşısında inceleme konusu yapılması ve Anayasa'ya aykırı olduğu tesbit olunacak hükümlerinin hepsinin de iptal edilmesi gerekir.

Bu sebeplerle incelemenin, 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve hamur kaidesine tabi tutulan gayrimenkûllerin gerçek karşılığı verilmeksizin % 25 e kadar noksanı ile sahiplerine dağıtabileceğini ön gören hükmehasredilmesine muhalifiz.

Başkanvekili

Lütfi Akadlı

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

Lütfi Ömerbaş

1- Yukarıdaki muhalefet şerhine aynen katılıyorum.

2- Buna şu mülâhazayı da ekliyorum.

Bahsi geçen maddenin dâva konusu olarak kabul edilen birinci fıkrası, ikinci fıkrasındaki (% 25 den fazla olup istimlâki icabeden) ibaresinin mevcudiyeti ile Anayasa'ya aykırı bir duruma düşmüş olduğundan bu bakımdan maddenin tümünün inceleme konusu yapılmasına zorunluk vardır.

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

Ekrem Korkut

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Muhittin Gürün

Üye

İ. Hakkı Ülkmen

Anayasa Mahkemesi, E. 1963/65, K. 1963/278, 22 Kasım 1963 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Muhalefet
  4. Şerhi
  5. Muhalefet
  6. Şerhi
  7. Muhalefet
  8. Şerhi
  9. İ. Hakkı Ülkmen
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1963/65
Karar No
1963/278
Tarih
22 Kasım 1963

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1963/348 K.1963/281
  • AYM Norm Denetimi E.1963/300 K.1963/280
  • AYM Norm Denetimi E.1963/293 K.1963/282
  • AYM Norm Denetimi E.1963/298 K.1963/283
  • AYM Norm Denetimi E.1963/349 K.1963/284
  • AYM Norm Denetimi E.1963/136 K.1963/285

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.