İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1964/26 K.1966/1

Karar günü:13/1/1966

Esas1964/26Karar1966/1Tarih13 Ocak 1966Okuma27 dk · 5.341 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Ocak 1966
Esas No.
1964/26
Karar No.
1966/1
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.341 kelime·27 dk okuma·14 bölüm

Karar günü:13/1/1966

Resmi Gazete tarih/sayı:31.5.1966/12310

İptal dâvasını açan : Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grupu.

İptal dâvasının konusu : 22/4/1964 günlü ve 11689 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanununun Değiştirilmesine Dair 447 sayılı ve 17/4/1964 günlü kanun) un Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 8., 11., 70., 86. ve geçici 10 uncu maddelerine ve senato seçimlerine ilişkin gerekçeye aykırı olduğu ileri sürülmüş ve Anayasa'nın 149. ve 150 nci maddelerine dayanılarak iptali istenmiştir.

I-

İlk inceleme :

Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 3/7/1964 gününde yapılan ilk

incelemede iptal dâvasının, Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grubunun

29/4/1964 günlü kararına uyularak grup Başkanvekili Fikret Turhangil

tarafından, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince 16/5/1964 gününde kaleme

havale edilmiş olan 12/5/1964 günlü dilekçe ile ve yasada yazılı süre içinde

açıldığı görülmüştür. Bundan sonra Partinin Cumhuriyet Senatosu Grubunun tek

başına dâva açmağa yetkili olup olmadığı üzerinde durulmuş, o zamanki mahkeme

heyetine katılan üyelerden Rifat Göksu, İbrahim Senil ve Lûtfi Ömerbaş böyle

bir sorunun esasen incelenmesi sırasında çözümlenmesi gerektiğini ileri

sürmüşlerse de çoğunluk bu görüşe katılmamış olduğundan oyçoğluğu ile verilen

karar sonucunda konunun incelenmesine geçilmiştir.

Anayasa'nın

iptal dâvasına hakkı olanları açıklayan 149 uncu maddesinde ".......

Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan siyasi partiler veya

bunların meclis grupları" ndan söz edilmekte ve böylece bir siyasi

partinin iki meclisten herhangi birindeki grubunun tek başına iptal dâvası

açmağa hakkı bulunduğu hükme bağlanmış olmaktadır. Buna karşılık 44 sayılı ve

22/4/1962 günlü kanunun iptal dâvası açmaya yetkili olanlara ilişkin 21 inci maddesinin

4 sayılı bendinde "siyasi partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi

grupları" denilerek Anayasa hükmü bir değişikliğe uğratılmıştır. Ancak

Anayasa'nın 149 uncu maddesinin açık ve kesin hükmü karşısında 44 sayılı

kanunun 21 inci maddesinin 4 sayılı bendine uyulmasının mümkün olamayacağı

meydandadır. Üyelerden Salim Başol çoğunluk görüşüne katılmamış ve sadece bir

siyasi partinin T. B. M. M. grubunun dâva açabileceğini ileri sürmüştür.

Dâvacının dâva açmağa yetkisi bulunduğuna bu nedenle ve oyçokluğu ile karar

verildikten sonra işin esasının incelenmesi oybirliği ile kararlaştırılmıştır.

II-

Esasın incelenmesi :

Dâva dilekçesi ve ekleri, esasa ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun, dayanılan Anayasa maddeleri, bunların gerekçeleri ve bunlarla ilgili meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

l- Dâva konusu kanun :

Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanununun Değiştirilmesine Dair 447 sayılı ve 17/4/1964 günlü kanun şöyledir :

"Madde l- 24 Mayıs 1961 tarihli ve 304 sayılı Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanununun l inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir :

Genel olarak uygulanacak hükümler.

Madde l- 25 Mayıs 1961 tarihli ve 306 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun l ve 2 nci maddeleri, 9 uncu maddesi, 10 uncu maddesinin son fıkrası, 11 ilâ 26 ncı maddeleri, 27 nci maddesinin l, 2 ve 3 üncü bendleri, 28 ilâ 31 inci maddeleri, 32 nci maddesinin l, 2 ve 3 üncü fıkraları ve 33 ilâ 41 inci maddeleri hükümleri, Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçimlerinde de uygulanır."

"2- 24 Mayıs 1961 tarihli ve 304 sayılı Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanununun l inci maddesi, 2 nci maddesi ile bu maddeye ek l sayılı liste, aynı kanunun 6 ilâ 10 uncu maddeleri, 12 nci maddesi 13 üncü maddesinin l, 2 ve 3 üncü fıkraları, 14 ilâ 19 uncu maddeleri hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır."

Kanunun 2 nci maddesi yürürlük tarihine, 3 üncü maddesi yürütme merciine ilişkin bulunduğundan metinlerine burada ayrıca yer verilmemiştir.

2- Dâvacının dayandığı Anayasa hükümleri :

Dâvacının dayanak olarak ileri sürdüğü Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 8., 11., 70., 86. ve geçici 10 uncu maddeleri aşağıdadır,

"Madde 8- Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz.

Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını idare makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."

"Madde 11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla sınırlanabilir.

Kanun, kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz."

"Madde 70- Cumhuriyet Senatosu, genel oyla seçilen yüz elli üye ile Cumhurbaşkanınca seçilen onbeş üyeden kuruludur.

13 Aralık 1960 tarihli ve 157 sayılı kanunun altında adları bulunan Millî Birlik Komitesi Başkanı ve üyeleri ile eski Cumhurbaşkanları, yaş kaydı gözetilmeksizin, Cumhuriyet Senatosunun tabii üyesidirler. Tabii üyeler, Cumhuriyet Senatosunun diğer üyelerinin tabi oldukları hükümlere tabidirler. Ancak, haklarında, bu Anayasa'nın 73 üncü maddesinin l inci ve 2 nci fıkraları ve 10 uncu geçici maddesinin l inci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Tabii üye olarak Cumhuriyet Senatosuna katıldıktan sonra bir siyasi partiye girenlerin tabii üyelik sıfatı, partiye girişlerinden sonraki ilk Cumhuriyet Senatosu üyeliği seçimi tarihinde sona erer."

"Madde 86- Her meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır. Ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karâr verir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplantı yeter sayısı her iki meclis üye tamsayısı toplamının salt çoğunluğudur."

"Geçici Madde 10- Cumhuriyet Senatosunun genel oyla ve Cumhurbaşkanınca seçilen üyelerin yenilenmesi hakkındaki 73 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmünün uygulanmasını sağlamak amacıyla, bunların seçiminden iki yıl sonra yapılacak seçimlerle yenilenecek olanları tesbit etmek üzere, bu seçimden iki ay önce adçekmeye başvurulur; dört yıl sonra yapılacak seçimle yenilenecek olan üyelerin tesbiti için aynı esasa uyularak adçekilir; ancak ikinci yıl sonunda seçilmiş olan üyeler bu adçekmeye girmez.

Cumhuriyet Senatosu Başkanı hakkında adçekme işlemi uygulanmaz. İlk Cumhuriyet Senatosu seçiminden iki ve dört yıl sonra yapılacak seçimler hakkında da. Cumhuriyet Senatosu seçimleriyle ilgili kanun hükümleri uygulanır."

4-

DÂVA KONUSUNUN TARTIŞILMASI

a) Şekil bakımından Anayasa'ya aykırılık sorunu ;

Dâvacının gerekçesinde en son ileri sürülmekle birlikte 447 sayılı kanunun şekil bakımından Anayasa'ya aykırı bulunduğu yolundaki iddianın, niteliği dolayısiyle, önce incelenmesi gerekir.

Dâvacı, dâva konusu kanunun teklif halinde Cumhuriyet Senatosuna geldiği zaman olağan komisyonlara havale edilmişken sonradan toplantı ve karar nisabı bulunmayan bir oturumda bu iş için geçici komisyon kurulmasına karar verildiğini, aslında fiilî bir topluluktan ibaret olan bu komisyon raporunun senato genel kurulunda görüşme konusu yapıldığını ve böylece kanunun hukuki dayanaktan yoksun kaldığını İleri sürmektedir. Bu iddia kanun teklifinin komisyondan geçmiş sayılamıyacak bir durumda olduğu halde genel kurulda kabul edildiği için Anayasaya aykırı bulunduğu yolunda da özetlenebilir.

İddia

bu olunca yasama meclislerindeki komisyonlar ve bunların yasama işlemlerindeki

yerleri ve etkileri üzerinde durulmak gerekir. Anayasa'da her kanun tasarısı ve

teklifinin mutlaka bir komisyon incelemesinden geçmesi gerektiği yolunda bir

kuralı doğrudan doğruya koyan hüküm yoktur. Ancak iki durumda; Millet

Meclisinin Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsenmemesi halinde; bir de

bütçe tasarılarının incelenmesinde karma komisyon kurulması açıkça

emredilmektedir. (Anayasa madde 92 ve 94) Bununla birlikte yasama meclislerinde

komisyonlar bulunacağına ve kanun tasarısı ve tekliflerinin bu komisyonlarda

görüşüleceğine işaret eden dolaylı hükümler Anayasa'da yer almıştır. Söz gelimi

92 nci maddenin 5 inci fıkrasında (Her iki meclisin ilgili komisyonlarından) ve

10 uncu fıkrasında Cumhuriyet Senatosunun kendisine gönderilen bir metni

(Millet meclisi komisyonlarında ve genel kurulundaki görüşme süresini aşmayan

bir süre içinde) karara bağlayacağından söz edilmektedir. Bu hükümlerin yasama

meclisleri komisyonlarına ve kanun tasarılarının komisyonlarda görüşülmesi

usulüne bir Anayasa müessesesi niteliği verdiğinde şüphe yoktur.

Öte

yandan Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve meclislerin çalışmalarını

kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümlerine göre yürütmeleri kuralını da

koymuştur. (Madde 85/1) Yasama meclislerinin İçtüzüklerinde ve bu arada

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünde komisyonlara, komisyon çalışmalarına, kanun

tasarı ve tekliflerin komisyonlara havalesine ve buralarda görüşülmelerine

önemli yer verilmektedir. Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğü ancak tek istisnai

durumda, hükümetin veya teklif sahibinin isteği ve genel kurulun kararı üzerine

kanun tasarısı veya teklifinin komisyonda görüşülmesi tamamlanmadan doğrudan

doğruya gündeme alınmasına imkân tanımıştır. Bu da, tasarı veya teklifin

İçtüzükte yazılı süre içinde komisyonda sonuçlandırılmamış bulunması durumudur.

(Madde 36) Ne gibi bir düşünce ile konulduğu beli; olan böyle bir hükmün, ancak

kendi kapsamı içinde, ereği ile sınırlı olarak ele alınması gerekir.

Yukarıdan beri kısaca değinilen hususlar gözönünde tutulursa, yetkili komisyonlardan geçmeksizin veya usulünce kurulmamış bir komisyondan geçerek kabul edilmiş kanun tasarısının, iptal nedeni olacak bir şekil eksikliği ile malûl sayılması gerektiği sonucuna varılır. Bu sonuca ve Dâvacının iddiasına göre dâva konusu kanunun hazırlık, bir başka deyimle komisyon incelemeleri, safhasının gözden geçirilmesi yerinde olacaktır.

Cumhuriyet

Senatosu Tutanak Dergisinin incelenmesinden anlaşıldığı üzere 57 birleşimde

(2/4/1964 günü dâva konusu kanun teklifinin Anayasa ve Adalet Komusyonu ile

İçişleri Komusyonundan seçilecek yedişer kişiden kurulu bir geçici komisyonda

görüşülmesi yolundaki önerge kabul edilmiştir. Cumhuriyet Senatosu İçdüzüğü

(Madde 17) genel kurula, gerekli görürse, karma yahut geçici komusyonlar kurma

yetkisi tanımaktadır. Ancak önergenin kabulü (74 kabul, 2 ret 2 çekimser;

Tutanak Dergisi-Cilt 19. sayfa 678 ve 684) 78 üyenin açık oylamaya katılması

ile olmuştur. Anayasa'nın 86 ncı maddesi uyarınca Cumhuriyet Senatosu enaz üye

tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanabilir. Bu hüküm içtüzüğün 112 nci

maddesinde de yer almıştır. Cumhuriyet Senatosunun üye tamsayısı 185 olduğuna

göre toplantı yeter sayısı 93 tür. Yeter sayının nasıl hesaplanacağına

İçtüzüğün 108 inci maddesinin 6 sayılı bendi ışık tutmaktadır. Burada

toplantıda bilfiil bulunanların değil yalnız oy verenlerin yetersayı hesabında

nazara alınacaklarına dair açık işaret vardır. Oturuma Başkanlık eden ve

oylamaya katılması yasaklanmış bulunduğu için oy vermeyen üyenin, yeter sayının

hesabında var sayılması gereklidir. Böyle olunca yukarıda söz konusu edilen

önergenin karara bağlanması sırasında toplantıya katılanların sayısı sadece 79

u bulur. Bu toplam Anayasanın ve İçtüzüğün öngördüğü yeter sayının altındadır.

Durum böyle kalsaydı kurulan geçici komisyonun ve çalışmalarının yasa dışı olacağında şüphe yoktu. Ancak 58 inci (7/4/1964 günü) ve 63 üncü (16/4/1964 günü) birleşimlerde Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca alınan kararlar geçici komsiyonun kuruluşuna hukukî nitelik kazandırmış ve o yüzden doğmuş olan şekil eksikliğini tamamlıyarak aykırılığı ortadan kaldırmıştır. Şöyle ki;

Kanun

teklifinin geçici komisyonda görüşülmesine ilişkin karara bir üyece Başkanlık

Divanı katında itiraz edilmesi üzerine; Divan itiraz konusu kararın tam ve

muteber olduğuna karar vermiş ve bu karar Divanın sunuşları arasında 58 inci

birleşimde görüşülüp tartışılmıştır. Öte yandan yine bu karar dolayısiyle

İçtüzüğün uygulanmasında anlaşmazlık doğduğu ileri sürülerek yapılan

başvurmanın İçtüzüğün 180 inci maddesi gereğince Anayasa ve Adalet komisyonuna

havale edildiği aynı birleşimde açıklanmış ve Başkanlık Divanı sunuşunun

komisyon raporu geldikten sonra oylanması istenmiştir. Açık oylama sonucunda

önergenin reddedildiği Başkanlıkça bildirildikten sonra görüşme konusu

Başkanlık Divanı kararının işari oy yoliyle oylanmasına geçildiği ve kararın

kabul edildiğinin tesbit olunduğu Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisinin 19

uncu cildinin 707 nci sayfasının incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Anayasa

ve Adalet Komisyonu, oylamalarda hataya düşüldüğü ve gerek geçici komisyon

kurulması hakkındaki önergenin, gerekse itiraz üzerine Başkanlık Divanınca

verilen kararın İçtüzüğünün 112 nci maddesinin son fıkrası gereğince yeniden

oylanması gerektiği yolunda mütalâa vermiştir. Onbir kişilik komisyonun beş

üyesi komisyonun yetkisizliğini ileri sürerek mütalâaya muhalif kalmışlardır.

63 üncü birleşimde komisyon sözcüsü raporun gündeme alınarak öncelikle ve l

sıra sayısında görüşülmesini istemiş; buna karşılık Önergedeki ifade ile

(hukuki mesnedi ve değeri olmayan komisyon mütalâasının gündeme alınmasını

isteyen önergenin reddi) teklif edilmiştir. İkinci teklifin, üyeler ayağa

kaldırılarak işarî oy yoluyle yapılan oylamada kabul edildiği Cumhuriyet Senatosu

Tutanak Dergisinin 20 nci cildinin 19 uncu sayfasının incelenmesinden

anlaşılmaktadır. Bundan sonra Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanununun

değiştirilmesine dair kanun teklifinin ve Cumhuriyet Senatosu Geçici Komisyon

raporunun gündeme alınması ve öteki bütün işlerden önce görüşülmesi teklifi

açık oylamaya konulmuş Başkan 92 üyenin olmaya katıldığını 85 üyenin kabul, 3

üyenin çekimser ve 4 üyenin red oyu verdiğini açıklamıştır. Sorulan bir soru

Üzerine başkan vekili "sayın Başkan burada; 93. Ben buradayım oy

kullanmıyorum 94." cevabını vermiştir. (Aynı dergi cilt 20 sayfa 22)

Görülüyor ki Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun yukarıda açıkladığımız kararlarla beliren iradesi, evvelce toplanma yeter sayısı gözetilmeksizin kurulmasına karar verilmiş Geçici Komisyonu ve bu Komisyon çalışmalarını benimseyerek şekil eksikliğini ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Şu duruma göre dâvanın şekil bakımından Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle yönelen bölümünün reddi gerekir Üyelerden Şemsettin Akçoğlu ve Muhittin Gürün bu gerekçeye katılmamışlar; Asım Erkan, İhsan Keçecioğlu, Şeref Hocaoğlu, Salim Başol ve Muhittin Taylan ise gerekçede tek nedene dayanılmasının doğru olmadığını ileri sürerek muhalif kalmışlardır.

b)

ESAS BAKIMINDAN ANAYASA'YA AYKIRILIK SORUNU

Bu sorunun incelenmesine başlandığı sırada dâva konusu kanunun l inci maddesinin atıfta bulunduğu 25/5/1961 günlü ve 306 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 1, 2., 9., 10./Son; 11-26, 27/1., 2., 3., 28-31.; 32/1., 2., 3.; ve 33-41 inci maddeleri hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık bakımından ayrı ayrı İncelenmeleri gerekip gerekmediği görüşme konusu olmuştur.

Dâva

dilekçesinde, dâvanın konusu ve kapsamı kesin ve keskin sınırlarla

belirmektedir. 11 sayfa tutan gerekçe bu hususta şüpheye ve tereddüde yer

bırakrmyacak şekilde durumu aydınlatmıştır. Dâvacı 306 sayılı Kanun

hükümlerinde ifadesini bulan nispî temsil sisteminin Cumhuriyet Senatosu

Üyeleri seçimine de uygulanmasını öngördüğü için 447 sayılı Kanunun Anayasa'ya

aykırı bulunduğu iddiasındadır. Eğer 306 sayılı Kanunun 447 sayılı Kanunla atıf

yapılan hükümlerinden bazılarının bizatihi Anayasa'ya aykırı olduğu görüşünde

bulunsaydı bu ciheti gerekçesi ile bildireceğinde ve o hükümlerin ayrı ayrı

iptallerini isteyeceğinde şüphe yoktur. Dâvacının 306 sayılı Kanunun hükümlerine

karşı hiçbir itirazı olmamış; bunlara ne yakından ne uzaktan, doğrudan doğruya

veya dolaylı olarak değinmemiştir. Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen, 306

sayılı Kanunun hükümleri değil, nispî temsil sisteminin Cumhuriyet Senatosu

Üyeleri seçiminde de uygulanmasının öngörülüşüdür. Öte yandan 306 sayılı Kanun

hükümlerine yönelen bir iptal dâvasının böyle dolaylı bir yoldan değil doğrudan

doğruya o kanun aleyhine açılmasının en olumlu tutum olacağı da meydandadır.

Şu duruma göre 306 sayılı Kanunun 447 sayılı Kanunla atıf yapılan hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık bakımından ayrı ayrı incelenmelerine yer olmamak gerekir. Üyelerden Şemsettin Akçoğlu, Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Gürün bu görüşe katılmamışlardır.

Dâvacının, nispî temsil sisteminin Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde de uygulanmasına yol açan kanunun, Anayasa'ya esastan aykırı bulunduğunu savunmak için ileri sürdüğü gerekçenin ki uzun bur Özeti bu kararın başında verilmiştir temel dayanağını bir yasa gerekçesinin ve yasa üzerindeki Meclis görüşmelerinin o yasa hükümlerine ışık tutacağı ve Anayasa gerekçesinin Cumhuriyet Senatosunun bünyesine ilişkin bölümünün bu Meclisin çoğunluk sistemine göre seçilmesini buyurur anlamda olduğu iddiası teşkil eylemektedir.

Yasaların

ancak açıklıktan yoksun hükümleri, uygulamalar sırasında bir ışık tutulmasını

gerektirir ve böyle bir durumda o ışık yasanın gerekçesinde ve Meclis görüşme

tutanaklarında aranır. Açık ve kesin metinler için aydınlatma ve yorumlama söz

konusu olamıyacağı gibi gerekçelere ve Meclis görüşme tutanaklarına

başvurulması da düşünülemez. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının seçme ve seçilme

hakkını ve seçimlerde uyulması gerekli temel kuralları belirten 55 inci

maddesi, en küçük bir tereddüde ve yanlış anlaşılmaya yer bırakmayan bir

açıklık ve kesinliktedir. Bu madde seçimlerin "serbest, eşit, gizli, tek

dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm" esaslarına göre yapılmasını hükme

bağlamakta, bu esasların dışında kalan bütün şartları ve nitelikleri kanun

koyucunun takdirine bırakmaktadır. O halde serbest, eşit, gizli, tek dereceli,

genel oy, açık sayım ve döküm esaslarından ayrılmamak şartiyle kanun koyucunun

meclislerden herhangi biri için uygun gördüğü seçim sistemi Anayasa'nın da

makbulüdür. Eğer Anayasa koyucusu, Cumhuriyet Senatosu seçimleri için belirli

ve değişmez bir sistemi öngörmüş olsaydı, böylesine önemli bir görüşü Dâvacının

iddia ettiği gibi gerekçedeki yorumlanmaya hatta zorlanmaya muhtaç bir takım

beyanlarla değil yasanın metni içinde yer alacak buyurucu ve bağlayıcı bir

hükümle açıklayacağında şüphe yoktur. Anayasa'nın Cumhuriyet Senatosunun

kuruluşuna ilişkin 70 inci maddesine ve ondan sonra gelen hükümlere bir göz

atılması yasa yapıcının böyle bir görüşü ve niyeti olmadığını görmeğe yeter.

Bu nedenlerdir ki Dâvacının Anayasa gerekçesinden, 304 sayılı Kanunun gerekçesini, meclis görüşmeleri sırasında söylenen bazı sözleri ve bir kaç Anayasa madesinin T. B. M. M. nce manalandırılması tarzını da kendine destek sayıp dâvasına uygun olarak çıkarmak istediği anlamların niteliğini ve değerini ayrıca tartışmaya yer görülmemiştir.

Anayasa'nın

geçici 10 uncu maddesinin son fıkrasının, Cumhuriyet Senatosu seçimleri için

ilk altı yıl içinde 304 sayılı Kanuna, yani çoğunluk sistemine uyulmasını

zorunlu kıldığı yolundaki iddiaya gelince; bu hükmün niteliği ve konulması

nedeni üzerinde mahkememizin 14/3/1964 günlü ve 11656 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 1963/300-280 sayılı ve 25/11/1963 günlü kararında etraflı tartışma

ve açıklama vardır. Bilindiği üzere Anayasa'nın 73 üncü maddesindeki üçte bir

üyenin her iki yılda bir yenilenmesi hükmünün ilk Cumhuriyet Senatosunun 2 nci

ve 4 üncü yıllarında nasıl uygulanacağını belirten geçici 10 uncu madde

Temsilciler Meclisinde görüşülürken bugünkü son (yani üçüncü) fıkra yoktu.

Birinci görüşmede söz alan olmamış; ikinci görüşme sırasında bir temsilci bu

maddenin değiştirilmesini istemiştir. (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi-cilt

4 sayfa 657-4/5/1961 günlü 60 ıncı birleşim). Değiştirme önergesi şöyledir :

"Milletvekilleri ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçimleri kanunlarında

seçim başlangıcı 18 Mart, oy verme günü de 19 Mayıstan evvel gelen Pazar günü

olarak tesbit edilmiş olduğuna göre bu maddenin komisyonca geri alınarak

tenazur ve ahengin tesis ettirilmesini arz ve teklif ederim" Bunun üzerine

Komisyon maddeyi geri istemiş ve bugünkü son fıkrayı eklemiş; yine aynı 60 ıncı

birleşimin 3 üncü oturumunda bu fıkra okunmuş, söz alan olmamış, madde şimdiki

şekli ile çıkmıştır. (Aynı tutanak dergisi sayfa 665) Şu durum, geçici 10 uncu

maddenin son fıkrasının sadece ilk Cumhuriyet Senatosu seçiminden 2 ve 4 yıl

sonra yapılacak seçimlerin Cumhuriyet Senatosu seçimlerini düzenliyecek yasada

o tarihte 304 sayılı ve 24/5/1961 günlü yasa henüz kanunlaşmış bile değildi

"açıklanan günlerde yapılmasını sağlamak ereğiyle konulmuş olduğunu

göstermektedir. Kaldı ki, yukarıda da denildiği üzere, Anayasa koyucusu, seçim

sistemi gibi çok önemli bir konuda bir kural getirmeyi öngörmüş olsaydı, bunu

hiçbir zaman dolaylı bir yoldan ve herhangi bir yasaya atıf suretiyle yapmaz; o

kurala doğrudan doğruya kendi metnî içinde yer verildi. Öte yandan Anayasa

koyucusunun çoğunluk sistemini Cumhuriyet Senatosunun sadece ilk iki yenileme

seçimi için öngördüğü ve koruduğu; ondan sonrası için ise dilediği sistemi

kabulde yasa yapıcıyı serbest bıraktığı düşünülmesi, savunulması mümkün

hususlardan değildir.

Özetlenirse; dâva konusu 447 sayılı kanunun 306 sayılı kanunda ifadesini bulan nispi temsil sisteminin, Cumhuriyet Senatosu üyelerinin seçiminde de uygulanmasını öngören hükümünde Anayasa'nın ne 8, 11, 70. ve geçici 10 uncu maddelerine, ne de başka herhangi bir maddesine aykırılık yoktur. Dâvanın esas bakımından aykırılık iddiasiyle yönelen bölümünün de reddi gerekir.

III.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1- Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçimi Kanunun değiştirilmesine dair 447 sayılı ve 17/4/1964 günlü kanunda şekil eksikliği bulunmadığından dâvanın bu iddia ile yönelen bölümünün reddine Üyelerden Şemsettin Akçoğlu ve Muhittin Gürün'ün gerekçeye, Asım Erkan, İhsan Keçecioğlu, Şeref Hocaoğlu, Salim Başol ve Muhittin Taylan'ın da gerekçe de tek nedene dayanılmasına muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;

2- 306 sayılı kanunun 447 sayılı kanunla atıf yapılan hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık bakımından ayrı ayrı incelenmelerine yer olmadığı Üyelerden Şemsettin Akçoğlu, Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Gürün'ün muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile kararlaştırıldıktan sonra 447 sayılı kanunun, 306 sayılı kanunda ifadesini bulan nispi temsil sisteminin Cumhuriyet Senatosu Üyelerinin seçiminde de uygulanmasını öngören hükmünde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına ve dâvanın esas bakımından aykırılık iddiasiyle yönelen bölümünün de reddine oybirliğiyle;

13/1/1966 gününde Anayasa'nın 149, 150 ve 152 nci maddeleri gereğince karar verildi.

Başkan

Mütfi Akadlı

Üye

Cemalettin Köseoğlu

Üye

Asım Erkan

Üye

Şemsettin Akçoğlu

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Salim Başol

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

MUHALEFET

ŞERHİ

Konumuz olan kararın, çoğunluk tarafından kabul edilen gerekçesine katılmakla beraber aşağıda yazılı hususların da gözönünde tutulması icabeder.

Bir tasarının kanun oluşu için gereken esaslı formaliteler, Anayasa'nın 91, 92, 93 ve 94 üncü maddelerinde belirtilmiştir.

Bu maddeler hükümleri, daha açık ve seçik bir şekilde içtüzükte yer aldığı gibi İç Tüzükte bu maddeler hükümleri dışında tali derecede önemi olan diğer bir çok formalitelerde bulunmaktadır.

Bir Kanun Tasarrısının Meclislerde görüşülmesinde Anayasa hükümlerine dayanan içtüzükteki formalitelere riayetsizlik, Anayasa'ya aykırılık teşkil eder. Ve o tasarı kanunlaşmaz.

Anayasa'ya dayanmayan, tâli derecedeki formalitelere riayetsizlik ise Anayasa'ya aykırılık teşkil etmez. Ve tasarı yine kanunlaşır.

Bir tasarı metninin kabulünde Millet Meclisi ile Cumhuriyet Senatosu arasında uyuşmazlık tahaddüs ettiği takdirde Anayasa'nın 92 nci maddesi uyarınca karma komisyon kurulması, genel ve katma bütçe tasarılarının incelenmesi için Anayasa'nın 14 üncü maddesi gereğince karma komisyon kurulması hususları Anayasa meselesidir. Bu komisyonların kurulmasından ve konularını inceleyip rapor düzenlemelerinden vazgeçilemez.

Bu

hallerin dışında kalan kanun tasarılarının ve bu meyanda konumuz olan

Cumhuriyet Senatosu Kanununun Değiştirilmesine dair 447 sayılı kanun

tasarısının Senato Başkanlığınca herhangi bir komisyona havale edilmesi, havale

edilen komisyonda incelenip bir rapor düzenlenmesi veya geçici bir komisyon

kurularak o komisyonda incelenmesi gibi formaliteler. Anayasa hükümlerine

dayanmayan tâli derecede önemi haiz formaliteler olup bu formalitelere

riayetsizlik Anayasa'ya aykırılık teşkil etmeyeceği gibi Cumhuriyet Senatosunun

2/4/1964 günlü oturumunda sözü geçen 447 sayılı kanun tasarısının incelenmesi

için geçici komisyonun açık oylama ile kurulmasında 73 üyenin oyunu kullanmış

olması da Anayasa'ya aykırılık teşkil etmez. Ve kanunun iptaline sebep ve

dayanak olamaz.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 36 ncı maddesi aynen şöyledir :

"Komisyonlar kendilerine havale edilen tasarı ve teklifleri Millet Meclisi komisyonlarında o tasarı ve tekliflerin görüşülmesi için geçen zamana eşit bir süre içinde sonuçlandırıp Genel Kurula göndermekle yükümlüdürler. Şu kadarki bu süre bir buçuk ayı geçemez. Bu tasarı veya teklif yukarıdaki fıkrada yazılı süre içinde sonuçlandırılmadığı takdirde Hükümet veya teklif sahibi bunların doğrudan doğruya gündeme alınmasını Genel Kuruldan isteyebilir."

Bu maddenin son fıkrası hükmüne göre icabında bir kanun tasarısı, herhangi bir komisyonda incelenmeksizin Genel Kurulda görüşülebilecektir. Bu meyanda 447 sayılı kanun tasarısının, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda görüşülmeden Önce herhangi bir komisyonda incelenmesinin önemi olmadığı sözü geçen 36 ncı maddenin son fıkrası hükmünden açıkça anlaşılmaktadır.

Bu kanun tasarısının bir komisyonda incelenmesinin önemi olmadığına göre de o komisyonun kuruluş formalitesine riayetsizlik Anayasaya aykırılık teşkil etmez. Nitekim bu geçici komisyonun kuruluşuna karşı vaki itirazın yerinde olmadığı yolundaki Başkanlık Divanı kararı Genel Kurulca tasvip edilmiştir.

Bu hususlarında karar gerekçesinde yer alması lüzumuna kani bulunuyorum.

Üye

Muhittin Taylan

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

MUHALEFET

ŞERHİ

1- Oylama yeter sayısı 93 olan Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun, 78 Üyesinin iştirak ettiği oylama sonunda kurulan Geçici Komisyonun kanuni bir teşekkül olmadığı noktasında fikir ayrılığı yoktur.

Ancak çoğunluk, 58 ve 63 üncü birleşimlerde alınan kararların şekil eksikliğini ortadan kaldırdığı görüşündedir.

Kanaatimce, Geçici Komisyonun kuruluşundaki şekil eksikliği, sonra dan alınan kararlara rağmen ortadan kalkmamış ve Genel Kurulda, kuruluşu muallel bir komisyonun hazırladığı rapor müzakere konusu olmuştur.

Şekil eksikliğini bertaraf edici bir karar mevcut olmamakla beraber rapor Genel Kurulda yeter sayının, bulunduğu birleşimde müzakere ve kabul edilmiş bulunduğuna göre Geçici Komisyonun faaliyetlerine ait şekil noksanlığına dayanılarak Genel Kurulun tecelli eden iradesinin tahlili mükün değildir.

Karara bu gerekçeyle katılıyorum.

2- Üye Muhittin Gürün'ün muhalefet şerhinin 2 numaralı bendine de aynen iştirak ediyorum.

Üye

Asım Erkan

MUHALEFET

ŞERHİ

Geçici Komisyon kurulmasına dair olan Genel Kurul kararında, toplanma yeter sayısı bulunmaması sebebiyle meydana gelen şekil eksikliğinin, sonradan bu komisyon tarafından hazırlanan raporun Genel Kurulca benimsenerek görüşmeğe esas tutulmuş olmasiyle şekil eksikliğinin giderilmiş bulunduğu yolundaki gerekçeye katılıyoruz. Ancak;

Anayasa'da (92, 94 üncü maddelerde yer alan karma komisyonlar dışında) yasama meclisleri komisyonlarının kurulması ve faaliyetleri hakkında açık bir hüküm yoktur. Yalnız Anayasa'nın 85 inci maddesi, meclislerin çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzüklere göre yürütecekleri kuralını koymuş bulunduğundan Meclis çalışmalarının bir kısmını teşkil eden komisyonların kurulması ve çalışma usullerinin belli edilmesi her Meclisin İçtüzüğünde yer almıştır.

Yasama

meclisleri çalışmalarının verimli ve düzenli olabilmesi için kanun tasarı ve

tekliflerinin önceden ihtisas alanlarına göre kurulmuş olan komisyonlarda

etraflı bir şekilde incelenmesinin yararlı olacağı bir gerçek olmakla beraber

bu çalışmanın genel kurula ışık tutacak bir hazırlık çalışması niteliğinde

olduğu ve Genel Kurul iradesinin üstünlüğü gözönünde tutulduğu takdirde, geçici

komisyon kurulmasını öngören Genel Kurul kararındaki toplanma yeter sayısı

bulunmaması yüzünden ileri gelen eksikliğin, sonradan toplanma yeter sayısı

bulunan bir birleşimde usulünce kabul edilmiş olan bir kanunun bu nedenlerle

iptalini gerektirmeyeceği sonucu çıkmaktadır. Bu bakımdan karar gerekçesinde

yer alan (Yetkili komisyondan geçmeksizin veya usulünce kurulmamış bir

komisyondan geçerek kabul edilmiş olan bir kanunun iptal nedeni olacak bir

şekil eksikliği ile malul sayılması gerektiği sonucuna varılacağı) yolundaki

görüşe katılmıyoruz.

Üye

Şemsettin Akçoğlu

KARŞI

DÜŞÜNCE AÇIKLAMASI

Anayasa açık ve kesin olarak 92 ve 94 üncü maddelerinde karma komisyon kurulmasını emretmiş, kuruluşlarını da düzenlemiştir. Bu iki halin dışında komisyonlar kurulması, kanun tasarılarının komisyonlardan geçirilemesi hususu Meclis Çalışmalarını kolaylaştıran hazırlık niteliğindedir.

92 ve 94 üncü maddelerdeki karma komisyonlar dışındaki komisyonların kuruluşuna ve kanun tasarılarının komisyonlardan geçiş tarzına ait şekle riayetsizlik Genel Kurulun tasvip ve kabulü halinde iptal nedeni olmamak gerekir. Çünkü Genel Kurulun irade ve tasarrufu hâkimdir. Genel Kurulun kabulü eksiklikler ve şekle riayetsizlikleri giderir.

Ama, Anayasa'nın açık olarak emrettiği yukarıda geçen komisyonların kuruluşuna ait şekle riayetsizlikler Genel Kurulun kabulüne rağmen iptal sebebi teşkil eder.

Bu sebeple böyle bir ayrım yapılmaksızın alelıtlak (... yetkili komisyonlardan geçmeksizin veya usulünce kurulmamış bir komisyondan geçerek kabul edilmiş kanun tasarısının iptal nedeni olacak bir şekil eksikliği ile malûl sayılması gerektiği sonucuna varılır.) yolundaki görüşe katılmıyorum.

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

Muhittin Taylan

MUHALEFET

ŞERHİ

l- Kararda belirtildiği üzere, 447 sayılı Kanuna ait tasarıyı inceleyen geçici Komisyon, 78 Cumhuriyet Senatosu üyesinin oylaması ile kurulmuştur. Cumhuriyet Senatosunda toplantı ve karar yeter sayısı 93 olduğuna göre söz konusu Komisyonun yeter sayı olmadan kurulduğu meydandadır. Şu hale göre bu Komisyon, kanuni olarak kurulmuş bir teşekkül olmayıp fiili bir topluluktan ibarettir. Bu duruma göre Dâvacının böyle bir topluluğun kararlarının hukuki değer taşımıyacağı yolundaki iddiası doğru ve yerindedir.

Kararın çoğunluk kısmında : Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 58 inci birleşiminde yapılan işari oylamada, Komisyonun kuruluşundaki söz konusu kanunsuzluğa matuf bir itirazın Senato Genel Kurulunca reddedilmiş olması ve keza 63 üncü birleşimde de sözü edilen geçici Komisyonunun kuruluşunun kanuni olmadığına dair olan Anayasa ve Adalet Komisyonu raporunun incelenmesi teklifinin reddolunarak Komisyonca hazırlanan Seçim Kanunu Tasarısının müzakeresinin kabul edilmiş bulunması olayları üzerinde durulmakta ve bu oylamalara dayanarak :

(Görülüyor ki Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun yukarıda açıkladığımız kararlarla beliren iradesi, evvelce toplanma yeter sayısı gözetilmeksizin kurulmasına karar verilmiş geçici Komisyonu ve bu komisyon çalışmalarını benimseyerek şekil eksikliğini ortadan kaldırmış bulunmaktadır.)

neticesine varılmaktadır.

Halbuki

Seçim Kanunu Tasarısını incelemek üzere bir geçici komisyon kurulmasına dair

olan Senato Genel Kurul kararının, Anayasa ve içtüzük hükümlerine göre muteber

olmadığı ve bunun sonucu olarak muteber olmayan bir kararla kurulan geçici

komisyonun da, hukuki ve kanuni alanda varlığı bulunmayan fiili bir topluluktan

ibaret bulunduğu kesin olduğuna göre, sonradan, böyle bir heyetin bu malûl

durumunu belirten bir önergenin Senato Genel Kurulunda reddedilmiş bulunması

veya bu topluluğun çalışmaları sonunda düzenlediği raporun Cumhuriyet Senatosu

Genel Kurulunca müzakereye esas tutulmasının kabul edilmiş olması olayları,

Komisyonun doğusundaki sakatlığı giderecek hukukî etkiyi haiz değildir. Zira

Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulu, Kanuni yeter sayı ile Komisyonu yeniden

kurmadıkça bu hususta başlangıçta düşülmüş olan hatanın tashihi mümkün olmaz.

Aksi düşünce, Senatoda yapılan ve Anayasa'ya kanunlara veya içtüzük hükümlerine

uygun olmayan usuli işlemlerin, sonradan alınacak kararlarla onaylanması

halinde muteber bir hale geleceğinin kabul edilmesine yol açar. Nitekim dâvaya

konu olan olayda Anayasa ve İçtüzüğe uygun olarak kurulmamış bulunan bir

topluluk, Senato Genel Kurulunca sonradan alınan bir kararla muteber bir

komisyon sayılmıştır ki bu netice kanunların ve içtüzüklerin usule ait

hükümlerini tesirsiz bir hale düşürmeğe varmaktadır.

Bu hadisede Cumhuriyet Senatosu, hukuki varlığı olmayan bir topluluğun raporunu, muteber bir Komisyon raporu imiş gibi incelemeği kabul etmiş ve incelemiştir. Bu halin; bir kanun tasarısının herhangi bir komisyona uğratılmadan doğrudan doğruya, Genel Kurulca Müzakere edilmiş olmasından başka şekilde yorumlanması mümkün değildir.

Kanaatimizce meseleyi bu cephesiyle ele alarak incelemek doğru olur :

Kanunların Meclislerde ne yolda müzakere edileceği ve hangi merhalelerden geçeceği Anayasa'nın 92 nci maddesinde bahis konusu edilmektedir.

Bu maddenin incelenmesi sonucunda görülecektirki Anayasa koyucusu, sadece Meclislerin Genel Kurullarındaki müzakereler üzerinde durmuş ve bu müzakerelerin neticesinde bir metnin ne suretle kanun olacağını belirtmiştir. Bazı hallerde kurulacağı gösterilen karma komisyonlar hariç olmak üzere bu maddede veya Anayasa'nın diğer herhangi bir maddesinde bir Anayasa kuralı olarak; kanun tasarılarının evvelâ komisyonlarda, sonra Meclislerin Genel kurullarında inceleneceği hakkında bir sıra ve kaide mevcut bulunmamaktadır.

Her ne kadar, kararın çoğunluk kısmında da üzerinde durulduğu gibi, (Meclislerin ilgili komisyonlarından). 92 nci maddenin iki yerinde söz edilmekte ise de bu hükümler; kanun tasarı ve tekliflerinin mutlak surette komisyonlardan geçirilmesi zorunluğunu koyan birer Anayasa kuralı niteliğinde olmayıp söz konusu maddede kurulması bir Anayasa kuralı olarak ön görülmüş bulunan (Karma komisyonların) teşkilinde, genel olarak parlementolarda mevcudiyeti bilinen komisyonlardan ne surette faydalanılacağını ve bunların hangilerinden ne sayıda üye alınacağını belirtmekten öteye bir mânaya sahip değillerdir.

Bu itibarla kararın çoğunluk kısmında ileri sürüldüğü gibi bu iki işarete dayanarak bir kanun tasarısının Meclislerde Genel Kurula gelmeden önce komisyonlarda müzakere edilmesinin zorunlu olduğu yolunda bir Anayasa kuralı bulunduğundan bahsetmeğe imkân yoktur.

Şu

duruma göre, Anayasa'nın 92 nci maddesinde kurulacağı belirtilenler dışındaki

komisyonlar birer içtüzük müesseseleridir. Her ne kadar içtüzük hükümlerinin de

Meclislerin çalışmalarına hâkim olacakları ve bunlara aykırılığın, dolaylı

olarak Anayasa'nın 85 inci maddesine aykırılık teşkil edeceği şüphesizdir.

Ancak bu konuda içtüzük hükümlerinin tümünü aynı etkide görmek de yanlış olur.

Meselâ İçtüzüğün 75 inci maddesine göre bir kanun tasarısının ikinci

görüşmesinin, birinci görüşmeden itibaren 5 gün geçmeden yapılabilmesini, ancak

hükümetle ilgili komisyon, gerekçe beyaniyle yazılı olarak isteyebilmektedir.

Bu hükme aykırı olarak; gerekçe beyan edilmeyen veya yazılı değilde sözlü

olarak yapılmış olan bu yoldaki bir teklifin Meclisin oyuna sunularak kabul

edilmesi sonucunda birinci müzakeresinden itibaren 5 gün geçmeden ikinci

müzakeresi yapılmış olan bir kanunun Anayasa'ya aykırı olarak kabul edilmiş bulunduğu

düşünülemez. Keza aynı maddeye göre bu yolda bir teklif yapmağa sadece hükümet

veya ilgili Komisyon yetkili olduğu halde meclis üyelerinden birisi tarafından

veya parti gruplarından gelen böyle bir teklifin Başkanlıkça oya sunularak

kabul edilmesi üzerine yapılan müzakereler sonucunda kabul olunan bir kanunun

sıhhati de zedelenmiş sayılamaz. Bunlar gibi Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 56

ncı maddesindeki söz sırasının değiştirilmesi, yapılan bir yazılı konuşma, 61

inci maddeye rağmen yirmi dakikadan fazla sürdüğü halde oturumu idare eden

Başkan tarafından ses çıkarılmaması gibi Tüzüğe aykırı hareketler, bu olayların

geçtiği müzekareler sonunda kabul edilen kanunların Anayasa bakımından

sıhhatini zedeleyecek nitelikte ve etkide değildirler. Bu gibi misalleri daha

hafif veya biraz daha ağır nitelikte olmak üzere İçtüzük içerisinde çokça

bulmak mümkündür.

Buna mukabil İçtüzüğün bir kısım hükümlerine riayetsizliğin de kanunların sıhhati üzerinde etki yapması gerekeceği düşünülebilir. Nitekim Meclisin iradesinin tam, kesin ve serbest şekilde tecelli etmesini sağlama maksadiyle konulmuş olan İçtüzük hükümlerine riayetsizliğin, bu hareketler neticesinde kabul edilmiş bulunan kanunların sağlığını zedeleyeceği kabul edilmelidir.

Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında, Komisyon müzakerelerinin niteliğinin ve kanunların sıhhatine olan etkisinin incelenmesi aşağıdaki sonucu vermektedir :

Komisyonlar;

kendilerine havale olunan kanun tasarı ve tekliflerin içinde bulunduğu meclis

adına inceleyerek düşüncelerini bir raporla bildiren kuruluşlardır. Meclislerin

Genel Kurulları bu raporlarda ileri sürülen düşüncelerle bağlı değillerdir.

Bunu tamamen kabul veya tamamen red edebilecekleri gibi büsbütün farklı bir

şekle de sokabilirler. Şu halde Komisyonların mesaisinin; meclise gelen

meselelerin gereği gibi açılarak Meclis Genel Kurulunun çalışmalarını

kolaylaştırıcı ve daha süratli ve verimli hale getirici bir amacı vardır. Fakat

bir tasarının ilgili Komisyonda incelenmemiş olmasının Meclis iradesinin gereği

gibi belirmesine engel teşkil ettiğinin düşünülmesi mümkün değildir. Zira

Meclis kendi iradesinin tam sahibidir.

Esasen Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 36 ncı maddesinin son fıkrası da, komisyonlarda belli süreler içinde neticelendirilmeyen kanun tasarısı ve tekliflerinin Hükümet veya teklif sahiplerinin istemleri üzerine doğrudan doğruya Genel Kurul gündemine alınarak müzakere edilebilmesini öngörmüş bulunmaktadır.

Bunun iki noktadan değerlendirilmesi lâzımdır :

1- Demekki, bazı hal ve zaruretlerde Komisyon çalışmasından vazgeçilebileceği kabul edilmektedir. Bu hükmün uygulanması sonucu çıkarılan bir kanunun sıhhatinin tam olduğu ve Anayasa'ya aykırı bulunmadığı şüphesizdir. -Şu halde Komisyon çalışması, -Meclis iradesinin gereği gibi tecellisi ve kanunun sıhhati için vazgeçilemez bir unsur değildir.

2- Esasen kararın çoğunluk kısımında da, içtüzüğün bu hükmünden faydalanılarak kabul edilmiş olan bir kanunun sıhhati üzerin de söz edilmemiş, ancak bu hükmün kendi kapsamı içinde, ereği ile sınırlı olarak ele alınması gerektiği ileri sürülmüştür.

Bu mütalâadan, Komisyon çalışmasının bir Anayasa kuralı olmadığı sonucunun çıkartılması zaruridir. Aksi takdirde yani bir kanun tasarı veya teklifinin behemahal ilgili komisyonlardan geçirilmiş olması, bir Anayasa kuralı icabı bulunmuş olsa idi şu veya bu zaruretle bu kuralın ihmal edilmesinin kabulü de mümkün olamazdı. Şu halde kararın çoğunluk kısmında ilk Önce, bu düşüncenin aksi savunulmuş olmakla beraber sonradan, Tüzüğün 36 ncı maddesinde sayılan hallerde Komisyon mesaisinin vazgeçilebilir bir unsur olduğu kabul edilmekle, bunun bir Anayasa kuralı olmadığı da kabul edilmiş bulunmaktadır.

Bu açıklamalara göre; Cumhuriyet Senatosunun Komisyonlarındaki çalışmalar bir Anayasa kuralının sonucu olmayıp birer İçtüzük düzenlemesidir ve niteliği itibariyle de Senato iradesinin gereği gibi tecellisine yardımcı olmakla beraber sıhhatinin şartı değildir. Bu itibarla bir kanun tasarısı veya teklifinin ilgili komisyonda incelenmeden doğruca Genel Kurulda müzakere edilerek kabul edilmiş olması onun sıhhatini zedelemez ve Anayasaya bir aykırılık teşkil etmez.

Dâva konusu olan kanuna ait tasarı da, hukukî manada komisyon sayılamıyacak bir topluluk tarafından incelenerek Senato Genel Kuruluna sevkedilmiş olduğundan, Komisyonda hiç müzakeresi yapılmamış bir kanun tasarısı olmak niteliğinden kurtulamamış bulunmakla beraber yukarıda açıklandığı üzere bu durumda Anayasa'ya aykırı bir cihet yoktur.

Bu sebeplerle, çoğunluk gerekçesiyle değil, yukarıda açıkladığım gerekçe ile kararın bu kısmına katılmaktayım.

2- Dâva dilekçesinde aynen :

(22 Nisan 1964 tarihinde 11689 sayılı Resmi Gazete ile neşir ve ilân edilen ve yürürlüğe giren 447 sayılı Cumhuriyet Senatosu Üyeleri Seçim Kanununun değiştirilmesine dair Kanunun, Anayasa'nın 8, 11, 70, 86 ve muvakkat 10 uncu madde ile Anayasa'nın ve Seçim Kanununun gerekçelerine aykırı olması hasebiyle mezkûr kanunun iptali talebinden ibarettir.)

Denilmek suretiyle 447 sayılı kanunun tüm olarak Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerek iptali istenmiş ve dilekçenin sonunda da :

(Yukarıda mâruz sebeplerle her bakımdan Anayasa'ya aykırılığı sabit olan son Seçim Kanununun iptaline karar ittihaz buyrulmasmı dileriz).

Denilerek dilekçenin başında 447 sayılı kanunun tümünü hedef tutan dâva, tekrar ve teyit olunmuştur.

Bu

dâva ile gözetilen asıl hedefin, nispi temsil sisteminin Cumhuriyet Senatosu

üyelerinin seçimlerinde uygulanmasını mümkün kılan hüküm veya hükümler olduğu

aşikâr olmakla ve dâva dilekçesinde iptal isteminin gerekçesi olmak üzere de bu

hedef etrafında açıklamalarda bulunulmakta ise de Anayasa Mahkemesi, 44 sayılı

Kanunun 28 inci maddesine göre istem ile bağlı olup, Dâvacılar tarafından ileri

sürülen gerekçeye dayanmaya mecbur olmadığından kararın çoğunluk kısmında ileri

sürülen sebeplerle incelenmenin, sadece nispî temsil esasının Cumhuriyet

Senatosu üyelerinin seçiminde uygulaması prensibine değil, iptali istenilen 447

sayılı Kanunun tümüne ve 306 sayılı Kanunun, Cumhuriyet Senatosu üyelerinin

seçiminde uygulanacağı bu kanunda yazılı olan maddelerinin taıramına

yönetilmesi gerekirdi. Esasen bu inceleme sonucunda verilecek kararın, doğrudan

doğruya 306 sayılı Kanuna veya onun maddelerine herhangi bir etki yapması bahis

konusu olmayıp o hükümlerin, sadece Cumhuriyet Senatosu üyelerinin

seçimlerindeki uygulamalarında, tesirli olacağı şüpesizdir.

Bu sebeple kararın incelemede uygulanan usule ait kısmına muhalifim.

Üye Salim Başol Üye Muhittin Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1964/26, K. 1966/1, 13 Ocak 1966 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I-
  4. Iı-
  5. Dâva Konusunun Tartışılması
  6. Esas Bakımından Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
  7. Muhalefet
  8. Şerhi
  9. Muhalefet
  10. Şerhi
  11. Muhalefet
  12. Şerhi
  13. Karşı
  14. Düşünce Açıklaması
  15. Muhalefet
  16. Şerhi
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1964/26
Karar No
1966/1
Tarih
13 Ocak 1966

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1966/2 K.1966/2
  • AYM Norm Denetimi E.1965/33 K.1966/4
  • AYM Norm Denetimi E.1965/35 K.1966/6
  • AYM Norm Denetimi E.1965/34 K.1966/5
  • AYM Norm Denetimi E.1965/32 K.1966/3
  • AYM Norm Denetimi E.1965/38 K.1966/7

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.