İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1969/24 K.1969/50

Karar günü:30/9/1969

Esas1969/24Karar1969/50Tarih30 Eylül 1969Okuma24 dk · 4.895 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
30 Eylül 1969
Esas Sayısı
1969/24
Karar Sayısı
1969/50
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.895 kelime·24 dk okuma·20 bölüm

Karar günü:30/9/1969

Resmi Gazete tarih/sayı:17.6.1970/13521

İtiraz yoluna başvuran: Tarsus Sulh Ceza Mahkemesi

İtirazın konusu: 6831 sayılı Orman Kanununa Bir Madde Eklenmesine Dair 1056 sayılı ve 4/7/1968 günlü Kanunun (yayımı: 17/7/1968 günlü ve 12952 sayılı Resmî Gazete) Anayasa'nın 12., 42., 45. ve 131. maddelerine aykırı bulunduğu yolunda müdahil Orman Genel Müdürlüğü avukatınca ileri sürülen iddianın, mahkemece ciddî olduğu kanısına varılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.

I.

OLAY

Devlet ormanından kesilmiş kaçak kereste taşımak eyleminden dolayı 6831 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle sanık hakkında açılan ve Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinin 966/9 esas sayısını almış bulunan dâvanın duruşması sırasında müdahil Orman Genel Müdürlüğü avukatı, 6331 sayılı Orman Kanununa Bir Madde Eklenmesine Dair 1056 sayılı ve 4/7/1968 günlü Kanunun, Anayasanın 12. ve 42. maddelerinin ikinci fıkralarına, 45. maddesine ve 131. maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkralarına aykırı olduğunu ileri sürmüş ve mahkeme, iddianın ciddî olduğu kanısına vararak. Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve dâvanın geri bırakılmasına 14/9/1968 gününde karar vermiştir.

III-

YASA METİNLERİ

l- İtiraz konusu Kanun :

İtirazın konusu olan 1056 sayılı ve 4/7/1968 günlü kanun şöyledir : (Madde l- 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki madde eklenmiştir :

Ek Madde l- Bu kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı açılmış olup Orman idaresince müdahil sıfatı ile ve avukat marifetiyle takip edilen ceza davalarında idare lehine takdir edilecek maktu ve vekâlet ücreti, davanın mahiyeti ve avukatın sebkeden mesaisi nazara alınmak suretiyle avukatlık asgarî ücret tarifesinde yazılı asgarî miktarının yansını geçmemek üzere takdiren hükmolunur.

Madde 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.)

2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri:

S056

sayılı kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddia ve itirazı desteklemek üzere ileri sürülen Anayasa hükümleri şunlardır:

(Madde 12/2- Hiçbir kişiye aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)

(Madde 42/2- Devlet, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici tedbirler alır.)

(Madde 45- Devlet, çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlamalarına elverişli adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri alır.)

(Madde 131/1, 3, 6- Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

.......................................

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.

.....................................

.......................................

Orman suçluları için genel af çıkarılamaz; ormanların tahribine yol açacak hiçbir siyasî propaganda yapılamaz.)

IV-

İLK İNCELEME

Anayasa

Mahkemesi İç tüzüğünün 15. maddesi uyarınca 10/10/1968 gününde Başkan Vekili

Lûtfi Ömerbaş, Üye İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı

Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin

Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet, Akar, Halit Zarbun ve Muhittin

Gürün'ün katılmalarıyle yapılan ilk inceleme toplantısında Anayasa'ya

aykırılığı iddiası sırasında sanığın duruşmada bulunup bulunmadığı ve bu

konudaki savunmasının ne olduğu anlaşılamadığından 44 sayılı kanunun 27.

maddesinin 2 sayılı bendine uygun olarak eksik tamamlanmak üzere dosyanın geri

çevrilmesine üyelerden Salim Başol, Sait Koçak ve Muhittin Gürün'ün esasın

incelenmesinin gerektiği yolundaki karşı oylarıyle ve oyçokluğu ile karar

verilmiştir.

Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinin 966/9 sayılı ve 6/5/1969 günlü yazısına bağlı olarak gelen kâğıtlara göre dosyadaki eksikliğin tamamlandığı anlaşıldığından Anayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 27. maddelerine uygun bulunduğu görülen işin esasının incelenmesi 29/5/1969 gününde oybirliği ile kararlaştırılmıştır.

V-

ESASIN İNCELENMESİ

İtirazın esasına ilişkin rapor, mahkemenin 966/9 sayılı ve 6/5/1969 günlü yazışma bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun; aykırılık iddiasına dayanaklık eden Anayasa hükümleri; bunlarla ilgili gerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

l- 1036 sayılı kanun hakkındaki Anayasa'ya aykırılık iddiasının daha önce başka itirazlar dolayısiyle incelenmiş bulunması durumu:

1056 sayılı kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddia ve itirazlar daha ünce 1958/39, 42, 45, 54, 68 ve 1969/6 esas sayılı işler dolayısiyle ve bu dosyalar birleştirilmek suretiyle incelenmiş ve kanunun şekil ve esas yönlerinden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazların reddine 3/4/1969 gününde oyçokluğu ile ve 1969/15 sayıyle karar verilmiştir.

Görüşmelerin başında üyelerden Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün şu duruma Anayasanın Anayasa Mahkemesi kararlarının kesinliğini ve bağlayıcılığım saptayan 132. maddesi hükmüne göre konunun yeniden incelenemeyeceğini ileri sürmüşlerdir.

Anayasanın

152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin iptal kararları karar tarihinde, ve

eğer ayrıca yürürlük günü belirtilmiş ise o günde iptal eylediği mevzuatı

yürürlükten kaldırır. Yürürlükte bulunmayan bir kanunun, Anayasa'ya aykırılığı

ilen sürülemiyeceğine göre böylece çözümlenmiş konuların bir daha mahkemeye

gelmesi düşünülemez. Davanın veya itirazın raddine ilişkin kararların birincilerden

farklı nitelikte olduğu ortadadır. Bunlara konu olan hükümler yürürlükte kalmış

ve kararlar belirli durumlara ve koşullara dayanmakta bulunmuştur. Durumların

ve koşulların değişmesi halinde sonucun da değişik olması gerekir. Böyle bir

değişmenin bulunup bulunmadığı ise ancak inceleme sonunda anlaşılabilir. Kaldı

ki incelenecek olan eski dava ve itiraz değil, yeni bir dava veya itirazdır.

Aksini düşünmek; bir kısım hükümlere dokunulmazlık tanımak, bu hükümler

hakkında yargı mercilerinin yetkilerini kullanmalarını önlemek, hukuki

görüyleri dondurup ebedileştirmek olur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının böyle

bir ereği bulunduğu düşüncesini destekliyecek doyurucu bir kanıtın ileri

sürülmesi mümkün değildir. Şu duruma göre 1056 sayılı kanunun daha önce başka

itirazlar dolayısıyle incelenmiş ve Anayasa'ya aykırı görülmemiş bulunmasının

aynı kanunun 1969/24 esas sayılı dosyada yeniden incelenmesine engellik

edemiyeceğine üyelerden Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün'ün karşı oyları ile ve

oyçokluğu ile karar verilerek bundan sonraki sorunun görüşülmesine geçildi.

2- 1056 sayılı kanunun şekil yönünden Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu:

1056 sayılı kanunun Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edildi sıralardaki Meclis Başkanlık Divanının kuruluş biçimi dolayısıyle kanunun şekil yönünden Anayasaya aykırı olup olmadığı sorunu ortaya çıkmakta bulunduğundan önce bu sorunun çözümlenmesi gerekecektir. Her ne kadar müdahil avukatının ve mahkemesi aykırılık konusunda ilgililerce ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda bulunmadığı ve istemle bağlı kalmakla birlikte başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebileceği için, Anayasa Mahkemesinin şekil yönünü doğrudan doğruya ele alabileceği ve ele alması gerektiği ortadadır.

İtiraz konusu kanun, Millet Meclisince, 4/7/1968 gününde kabul edilmiştir. Bu tarihlerde görevli olan Millet Meclisi Başkanlık Divanının bünyesi içme Türkiye İşçi Partisi grubundan üye alınmamış bulunmakta idi.

Başkanlık Divanının söz konusu durumu incelenirken Anayasa'nın 84. ve 85. maddelerine gözatılması yerinde olacaktır.

84 maddenin birinci fıkrasında "Meclislerin Başkanlık Divanları, o Meclisteki siyasî parti gruplarının kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur." denilmektedir.

85. maddenin birinci ve ikinci fıkraları ise şöyledir:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarını, kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.

İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarım sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî parti grupları, en az on üyeden meydana gelir."

84 maddenin birinci fıkrası, yalnız başkanlık divanlarının kuruluşuna ilişkin özel bir hükümdür. 85. maddenin yukarıda açıklanan hükümleri ise, gerek meclislerin başkanlık divanlarının kuruluşu, görev ve yetkileri gerekse meclislerin öteki faaliyetleri konusunda yasama meclislerinin içtüzüklerinde öngörülecek, ilkeyi belirtmekte ve genel bir nitelik taşımaktadır.

84

maddenin açık ve kesin olan birinci fıkrası, meclislerde grubu bulunan siyasî

partilerin güçleri ne olursa olsun meclislerin başkanlık divanlarında yer

alabilmelerini ve katılmanın grupların güçleri oranında olmasını zorunlu kılar.

Anayasa koyucusunun bu hükümle güttüğü başlıca erek, divanların görevlerinde

yansız davranmalarının sağlanmasıdır. Böyle olduğuna göre, başkanlık

divanlarının kuruluşu biçimi tesbit edilirken bütün siyasî parti gruplarına,

güçleri oranında üyelikler ayırmalıdır. Bu ilkeye uyulmadan kurulan divanlar

Anayasa'ya aykırı düşer Divanların Anayasa'ya aykırı kurulmasına yol açan

içtüzük hükümlerinin veya o melikteki meclis kararlarının, bunlara karşı

Anayasa Mahkemesine başvurulduğunda, iptal edilmeleri gerekir. Nitekim bunun

bir örneği de vardır.

Millet Meclisinde 1966 yılma kadar olan uygulamalarda Başkanlık Divanına bütün siyasî parti gruplarından güçleri oranında üye alınmakta idi. 1966/1967 yasama yılının başında Anayasa'nın 84. maddesine siyasî parti gruplarından ancak güçleri elverdiği hallerde Başkanlık Divanına üye alınabileceği yolumda anlam verilerek 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü kararlarla Türkiye İşçi Partisi Grubu, Başkanlık Divanı dışında bırakıldı.

İlgili Partinin dâva açması üzerine, Millet Meclisi Başkanlık Divanının Türkiye îşçi Partisi Grubundan üye alınmaksızın kurulmasına ilişkin bulunan ve içtüzük hükmü niteliğini taşıyan bu iki Millet Meclisi karan. Anayasa Mahkemesinin 27/2/1968 günlü ve E. 1967/6- K. 196Ş/9 sayılı kararı ile iptal edilmiştir 18/9/1968 günlü ve 13004 sayılı Resmî Gazete).

1056 sayılı Kanunun Millet Meclisinde görüşülüp kabul edildiği sıralarda görevli Başkanlık Divanının bünyesi içine, yukarıda da değinildiği üzere, Türkiye İşçi Partisi Grubundan yine üye alınmamış olduğu görülmektedir. Bu divan. Anayasa Mahkemesince iptal edilen 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü kararların benzeri bir kararla; Millet Meclisinin 10/11/1967 günlü kararı ile kurulmuştur. Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü geçen iptal kararında gerekçesiyle açıklandığı üzere bir içtüzük hükmü niteliğinde olan ve o nedenle de Anayasa'nın 85. maddesi kapsamına giren Millet Meclisinin 10/11/1967 günlü kararı, Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçmemiştir.

Burada

denilebilirki: 10/11/1967 günlü Millet Meclisi kararı, Anayasa Mahkemesine

başvurularak İptal ettirilmediği için 1056 sayılı Kanuna ilişkin tasarının

görüşüldüğü sıralarda da yürürlükte bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yine

aynı niteliği taşıyan daha önceki Başkanlık Divanının Anayasa'ya aykırı

kurulduğu yolundaki kararı, Millet Meclisince öğrenildikten sonra da Başkanlık

Divanı Anayasa'ya uygun duruma getirilemez. Çünkü Millet Meclisinde uygulanan

içtüzüğün 4. maddesine göre divanın görev süresi bir yıldır ve bu süre 1968

yılı Kasım ayında sona erecektir. Divanda vakitsiz değişiklik yapılması,

içtüzük hükümlerine aykırı düşer. Anayasa Mahkemesi, Millet Meclisinin

10/11/1967 günlü kararını kendiliğinden bir yana bırakıp, Anayasa'nın 84.

maddesini doğrudan doğruya uygulayamaz. Böyle olunca da Millet Meclisinin

10/11/1967 günlü kararına dayanılarak kurulan Başkanlık Divanının, içtüzük

gereğince yenileneceği tarihe kadar geçerli bir kuruluş gibi kabulü gerekir ve

bu divanın 1056 sayılı kanuna ilişkin tasarının görüşüldüğü birleşimi yönetmiş

olması kanunun şekil yönünden iptalini haklı göstermez.

Böyle bir görüşten çıkarılacak sonuç şudur; Ortada bir Millet Meclisi İç tüzüğü Anayasa çatışması vardır. Ancak İçtüzük hükümleri, yürürlükte bulunduğu için, Anayasa kurallarına yeğ tutulmak ve bunlara uyulmak gerekir. Aşağıda ayrıntılarıyla ve Anayasa Mahkemesinin geçmişte kararlarına da dayanılarak belirtileceği üzere böyle bir görüşe ve sonuca katılmak mümkün değildir.

Anayasa'nın 84. maddesinin birinci fıkrasına göre Meclislerin Başkanlık Divanları, o meclisteki siyasî parti gruplarının kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmaları ile kurulur. Bu Anayasa, hükmü Anayasanın 8. maddesinde de belirtildiği üzere, yasama yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlayan bir temel hukuk kuralıdır.

Bu

kurala aykırı bir içtüzük hükmü tedvin edilmiş ve hüküm doğrudan doğruya veya

dolayısiyle Anayasa Mahkemesinin eli altına gelmişse ne olacaktır' Hüküm

doğrudan doğruya gelmişse, başka deyimle bir dava konusu ise tabiatiyle iptal

edilecektir. Böyle değil de, şimdi olduğu gibi, bir davanın incelenmesinde

hukukî dayanak olarak karşıya çıkıyorsa Mahkeme, kendiliğinden iptale

gidemiyeceğine göre hükmü bir yana iterek sorunu Anayasa kuralı uyarınca

çözümliyecektir. Anayasa Mahkemesi bu yolda davranmak zorundadır. Tersini

düşünmek Anayasa Mahkemesini Anayasa kuralları ile değil, bir kanun veya

içtüzük hükmü ile bağlamak olur. Böyle bir tutumun ise Anayasa'nın 8. maddesine

aykırılığı; Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin korunmasını nasıl

güçsüzleştireceği, bütün siyasî parti gruplarının uyuşmaları halinde de

Anayasaya aykırı davranışların nasıl hoşgörü ile karşılanmasını gerektireceği

ortadadır.

Nitekim

iptal yetkisini kullanamadığı bu çeşit durumlarda Anayasa Mahkemesi Anayasa'ya

aykırı bir hükmü ihmal etmek; o hükme değil Anayasa kuralına uymak yoluna

gitmiştir. Söz gelimi: Anayasa'nın, İptal davasına hakkı olanları açıklayan

149. maddesinde (...... Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan

siyasî partiler veya bunların Meclis gruplarından söz edilmekte; böylece bir

siyasi partinin iki meclisten herhangi birindeki grubunun tek başına iptal

davası açmaya hakkı bulunduğu hükme bağlanmış olmaktadır. Buna karşılık 44

sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun iptal davası açmağa yetkili olanlara ilişkin

21. maddesinin 4 sayılı bendinde (siyasî partilerin Türkiye Büyük Millet

Meclisi grupları) denilerek Anayasa hükmü bir değişikliğe uğratılmıştır.

1964/26 esas sayılı davada, davayı açanın sadece bir siyasî partinin Cumhuriyet

Senatosu grubu olması dolayısiyle dava hakkı sorununun çözümlenmesi gerekmiş ve

çözümlemede, Anayasa'nın 149. maddesinin açık ve kesin hükmü karşısında 44

sayılı Kanunun 21. maddesinin 4 sayılı bendine uyulamıyacağı belirtilerek

Anayasa hükmü uyarınca bir sonuca varılmıştır. (1964/26-1966/1 sayılı ve

13/1/1966 günlü karar 31/5/1966 günlü ve 12310 sayılı Resmî Gazete - Anayasa

Mahkemesi Kararlar Delgisi : Sayı 4; Sayfa : 16, 17).

1967/22

esas sayılı işte de aynı tutum görülmektedir. Bu işin incelenmesinde iptal

istemine konu olan işlemle ilgili Millet Meclisi Karma Komisyonunu oluşturan

Anayasa ve Adalet Komisyonlarının ikinci toplantı yılı başında usulünce

kurulduğu; daha sonra Güven Partisi Millet Meclisi grubu teşekkül ettiğinden

siyasi parti gruplarının güçleri oranında kendini gösteren değişikliğin Meclis

faaliyetlerine ve bu arada komisyonların bünyelerine yansıtılmasının sağlanması

gerekirken bütün siyasî parti grupları temsilcilerinin Millet Meclisi

Başkanının başkanlığında yaptıkları bir toplantıda üçüncü toplantı yılının

başlamasına kadar komisyon üyeliklerinin olduğu gibi muhafazası hususunda

anlaşarak güçleri oranındaki temsil hakkından vazgeçtikleri; durumun 14/6/1967

gününde 118. Genel Kurul birleşimine sunulduğu ve itirazla karşılanmadığı için

kesinleştiği saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, kararında, Anayasa'nın 85.

maddesinin ikinci fıkrasında içtüzük hu kümlerinin, siyasî parti gruplarının,

meclislerin tüm faaliyetlerine güçleri oranında katılmalarını sağlıyacak yolda

düzenleneceğinin yazılı bulunduğunu; bunun, aslında siyasî parti gruplarının

meclislerin bütün faaliyetlerine güçleri oranında katılmalarını buyuran bir

temel hukuk kuralı olduğunu ve yine Anayasa'nın 8. maddesi gereğince yasama,

yürütme ve yargı organlarını, (idare makamlarını ve kişileri bağladığını; bu

kuralın siyasî parti gruplarının uyuşmaları veya Millet Meclisi Genel Kurulunun

kabulü ile bir yana bırakılamıyacağını belirterek ve komisyonların bünyelerini

donduran içtüzük düzenlenmesinin üçüncü toplantı yılının başlamasına kadar

devamını kabul etmeyerek bu düzenlemeye değil, Anayasa kuralına uymuş ve

başvurma konusu işlemin iptaline gitmiştir. (1967/22-22 sayılı ve 2/8/1967

günlü karar - 25/10/1967 günlü ve 12734 sayılı Resmî Gazete).

Burada Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'nın geçici 3. maddesi ve bu madde aracılığı ile Millet Meclisinde uygulanmakta olan içtüzük üzerindeki, yukarıda değinilen kararda yer alan görüşünü bir kez daha açıklamak yerinde olacaktır.

"Anayasa'nın

geçici 3. maddesinde, yeni Anayasa'ya göre kurulan Türkiye Büyük Millet

Meclisinin, Millet Meclisinin ve Cumhuriyet Senatosunun toplantı ve çalışmaları

için, kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27

Ekim 1957 gününden önce yürürlükte olan içtüzüğü hükümlerinin uygulanacağı

yazılıdır. Yeni İçtüzükler yapılıncaya kadar meclislerin çalışmalardan

kalmamaları için verilen bu imkânın, içtüzüğün Anayasa ile bağdaşmayan

hükümleriyle birlikte harfi harfine uygulanacağı anlamında değerlendirilip

genişletilmesi düşünülemez. İçtüzük hükümleri ancak Anayasa kuralları ile

sınırlı olarak ve o kurallara uyarlıkları oranında bir uygulama yeri bulabilir,

içtüzükte öngörülmemiş - Anayasa'nın getirdiği yeniliklere ilişkin - konularda

veya içtüzüğün Anayasa ile çelişen hükümlerinde Anayasa'ya uyar bir uygulama

yolunun tutulması gereklidir. Aksine bir görüş, içtüzüğü Anayasa'ya eşit, hatta

Anayasa'dan üstün tutmak olur. Böyle bir görüşün sakatlığı ise tartışılmayacak

kadar ortadadır.

Esasen içtüzük konusunda uygulamalar, hep içtüzüğün öngörmediği veya Anayasa ile çelişmeye düştüğü hususlarda Anayasa'ya uygun bir yön izlemiştir Birkaç örnek vermek gerekirse şunlar ileri sürülebilir :

Anayasa'ya

göre (madde 85/2 siyasî parti grupları en az on üyeden meydana gelir. İçtüzükte

ise sayı ile sınırlama yoktur (madde 22/2 - 12/2/1954 günlü İçtüzükle değişik).

Bu konuda tabiatiyle Anayasa'ya uyulmaktadır. Bütçeyi inceleyecek Komisyonun

Anayasa'da öngörülen bünyesi (madde 94/2), içtüzüktekinden (yukarıda değinilen

madde) farklıdır. Komisyon Anayasa'ya göre kurulmaktadır içtüzüğün

Cumhurbaşkanının nutkuna, kanunların yorumlanmasına ilişkin hükümlerinin (10.,

11. 124 ve 125. maddeler) uygulama yeri kalmamıştır; uygulanmamaktadır.

içtüzükte, siyasî parti gruplarının Meclisin bütün faaliyetlerine kuvvetleri

oranında katılmalarını sağlıyacak hükümler öngörülmemiştir. Oysa, komisyonlara

üye seçilmesi, bu kurala göre yapılmaktadır. Hattâ Güven Partisinin

kurulmasıyle kuvvetler oranının değişmesi üzerine, komisyonların bünyelerinde

değişiklik yapılmak konusu ele alınmış; ancak bu iş parti gruplarının

anlaşmaları ve Meclis Genel Kurulunun tasvibi ile üçüncü toplantı yılının

başına bırakılmıştır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür."

Yukarıdan

beri açıklananlarla verilen sonuç şudur: 1056 sayılı kanuna ilişkin tasarının

Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesini ve karara bağlanmasını yöneten

Başkanlık Divanının hukukça geçerli bir kuruluş olup olmadığını araştırmak ve

doğru bir sonuca varabilmek için ele alınacak ölçü, Millet Meclisinin İçtüzük

hükmü niteliğindeki 10/11/1967 günlü kararı değil, Anayasa'nın 84 maddesinin birinci

fıkrası hükmüdür. Bu ölçüye vuruldukta söz konusu Başkanlık Divanının

Anayasa'ya aykırı ve bu nedenle de hukukça geçerli sayılamayacak bir kuruluş

olduğu ortaya çıkar. 1056 sayılı kanuna ilişkin tasarının görüşülmesi sırasında

Millet Meclisi Genel Kurulunu böyle bir divanan yönetmesi ile, Genel Kurulun

divansız çalışması arasında fark yoktur. Başkanlık Divanı olmayınca da bir

Millet Meclisi Genel Kurulundan söz edilemez; bu sadece gelişi güzel bir

toplanma hali olur. Böyle bir toplanmada görüşülen ve kabul edilen kanun

tasarısı ise, iptal nedeni olacak bir şekil noksanı ile malûl sayılmak gerekir.

Şu duruma göre 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimi dolayısiyle şekil yönünden iptali gereklidir.

Başkanvekili Lütfi Ömerbaş, üyelerden Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak ve İhsan Ecemiş bu görüşe katılmamışlardır.

Üyelerden Şahap Arıç ve Muhittin Gürün kanunun şekil yönünden iptalinin gerekli olduğu yolundaki sonuca katılmakla birlikte iptalin, Millet Meclisi Başkanlığının Başkanlık Divanının Anayasa'ya aykırı kurulmuş bulunduğunu açıklayan Anayasa Mahkemesi kararını öğrendikten sonra uyularak Divanın Anayasa'ya uygun duruma getirilmemiş bulunması nedenine dayanması gerektiği görüşünü ileri sürmüşlerdir.

3- 1056 sayılı Kanunun esas yönünden Anayasa'ya aykırılık durumu :

İtiraz konusu 1056 sayılı Kanunun, Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimi dolayısıyle şekil yönünden iptali gerektiği sonucuna varıldığına göre, esas yönünün Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığının incelenmesine yer kalmamıştır.

VI-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1- 6831 sayılı Orman Kanununa Bir Madde Eklenmesine Dair 1056 sayılı ve 4/7/1968 günlü Kanunun, kanuna ilişkin tasarının görüşülüp kabul edilmesi sırasındaki Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimi dolayısiyle şekil yönünden iptaline Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş, üyelerden Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak ve ihsan Ecemiş'in karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;

2- Bu sonuca göre kanunun esas yönünde Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığının incelenmesine yer olmadığına oybirliği ile;

30/9/1969 gününde Anayasa'nın 151. ve 152. maddeleri gereğince karar verildi.

Başkanvekili

Lütfi Ömerbaş

Üye

Feyzullah Uslu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Fazlı Öztan

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Avni Givda

Üye

Muhittin Taylan

Üye

Şahap Arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

KARŞI

OY YAZISI

Olayda iptali istenilen 1056 sayılı Kanun, 10/11/1967 günlü Millet Meclisi kararı ile kurulmuş bulunan Başkanlık Divanı'nın görev yapacağı bir yıllık dönem içinde ve 4/7/1968 gününde kabul edilmiştir.

Anayasa

Mahkemesi, bir yıl önceki Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın Kuruluşuna

ilişkin 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü Meclis Kararlarını, (bunu izleyen dönemin

Başkanlık Divanı'nın kuruluşundan sonra) 27/2/1968 gününde iptal etmiş

bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı, yeni bir dönemin

Başkanlık Divanı'nı kuran 10/11/1967 günlü Millet Meclisi kararına etkili

olamaz. Bir kanunda yer almış bulunan bir hükmün Anayasa Mahkemesince iptal

edilmiş olması, başka bir kanunda yer verilmiş bulunan aynı nitelikteki hükmü,

nasıl kendiliğinden yürürlükten kaldıramazsa, içtüzük hükmü niteliğindeki bir

Millet Meclisi Kararının iptal edilmiş olması da, daha sonra verilmiş bulunan

aynı nitelikteki Millet Meclisi Kararının yürürlülüğünü, geçerliliğini etkiliyemez.

Kaldı kî, Başkanlık Divanı'nın bu şekilde kurulmuş olmasının, kanunun iptalini gerektirmiyeceği daha önce mahkememizce kararlaştırılmış ve aradan geçen çok kısa zaman içinde o karardan dönülmesini gerektiren yeni bir hukukî neden mevcut bulunmadığı gibi, kimi mahkemelerin aynı konudaki itirazları da işin esasının incelenmesi suretiyle reddedilmiş olduğundan itiraz konulu kanunun Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın kuruluş biçimi dolayısiyle şekil yönünden iptal edilmemesi gerektiği kanısındayım.

Üye

Ahmet Akar

Üye

Mustafa Karaoğlu

Üye

Muhittin Gürün

MUHALEFET

ŞERHİ

İtiraz konusu "1056" sayılı Kanunun Millet Meclisi Genel Kurulunda müzakere ve kabul edildiği sırada görevli Meclis Başkanlık Divanı'nın kuruluş şekli çoğunlukça Anayasa'ya aykırı görüldüğünden sözü geçen Kanunun iptaline karar verilmiştir.

İtiraz

konusu Kanunun Millet Meclisince kabulü sırasındaki Başkanlık Divanı ise bu

meclisin 10/11/1967 günlü kararı ile kurulmuş bulunmaktadır. Mahkememizin

27/2/1968 günlü ve 1967/6 esas, 1968/9 karar sayılı kararındaki gerekçede

açıklandığı üzere Başkanlık Divanı'nın Kuruluşuna ilişkin Millet Meclisi

kararları bir içtüzük hükmü niteliğinde olarak kabul edilmiştir ve bu

nitelikleri dolayısiyle de Anayasa'nın 85. maddesi kapsamına girmektedirler.

Çoğunluk gerekçesinde sözü edilen Millet Meclisinin 1/11/1966 ve 2/11/1966

günlü Başkanlık Divanı'nın Kuruluşuna dair olan kararlan Anayasa Mahkemesince

iptal edilmiş bulunduğundan ortada ancak Başkanlık Divanı'nın Kuruluşu ile

ilgili içtüzük niteliğinde kabul olunan Millet Meclisinin 10/11/1967 günlü

karan vardır. Bu karar ise süresi içinde ve usulünce açılmış bir dâva üzerine

iptal edilmemiş olduğundan itiraz konusu 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisinde

görüşülmesi ve kabulü sırasında yürürlükte bulunmuştur.

Sözü geçen 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü kararların iptal edilmiş olmasının 10/11/1967 günlü son kararın yürürlüğü ve geçerliliği üzerinde bir etkisi olabileceği ise düşünülemez. Her ne kadar 10/11/1967 günlü karar da öteki kararlarla aynı esasa dayanmakta ve aynı niteliği taşımakta ise de, bunlardan ayrı ve müstakil bir karardır. Millet Meclisinin Mahkememizce iptal olunan kararlan ise Mahkemenin bu iptal kararında açıkça gösterilmiştir. İptal kararlarının etkisinin kendi kapsamları ile sınırlı olacağına şüphe yoktur. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin daha önceki Millet Meclisi Kararlarının iptaline ilişkin karan elbette son Millet Meclisi Kararının geçerli sayılmamasını gerekli kılmaz.

Öte

yandan 10/11/1967 günlü kararın da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararında

belirtilen, Millet Meclisi Başkanlık Divanının Kuruluş şekline ilişkin görüşe

uygun olarak verilmesi gerektiği yolundaki bir düşünce ise, bu görüşün ancak

27/2/1968 gününde belirtilmiş olması sebebiyle 10/11/1967 gününde bilinmesine

imkân bulunmadığından varit olamaz. Bundan başka 1056 sayılı Kanunun

görüşülmesi sırasında Millet Meclisi Başkanlığınca Anayasa Mahkemesi Başkanlık

Divanı'nın Kuruluş şekli hakkındaki görüşünün artık bilindiğine göre Başkanlık

Divanı'nın o sırada bu görüşe uygun bir hale getirilmesi gerektiği ciheti de

savunulamaz. Zira, Millet Meclisi İçtüzüğünün 4. maddesi Başkanlık Divanı'nın

süresini Başkan hariç bir yıl olarak göstermektedir. Olayda ise bu süre 1968

yılı Kasım ayında sona erecektir. Süre bitmeden Başkanlık Divanı'nın

Kuruluşunda, divana katılmamış partiden üye alınmak suretiyle değişiklik

yapılması içtüzük hükmüne aykırı düşer. İçtüzükte öngörülmüş bir yıllık süre,

Başkanlık Divanı'nda kararlığı koruma düşüncesine dayanmaktadır. Başkanlık

Divanı'nda ortaya çıkacak kararsızlıklar Meclisin çalışmalarını aksatabilir. Bu

sebeplerle Millet Meclisi Başkanlık Divanının, Anayasa Mahkemesi görüşünü

öğrendikten sonra da, evvelce kurulduğu şekilde görevini sürdürmüş olması

içtüzüğe uygun bir tutumdur. Anayasa Mahkemesi'nin görüşüne uyulması ancak

Başkanlık Divanının yeniden seçilmesinde söz konusu olabilir.

Eğer

Millet Meclisi'nin 10/11/1967 günlü kararı, başka bir deyimle, bir içtüzük

hükmü bir yana bırakılarak Anayasa Mahkemesi'nce olayda Anayasa'nın 84.

maddesinin doğrudan doğruya uygulanması gerektiği de ileri sürülemez. Gerçi

Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve

kişileri bağlayan temle kurallardır. Ancak Anayasa'nın 84. maddesi Meclislerin

Başkanlık Divanlarının Kuruluşlarındaki temel ilkeyi göstermektedir. Meclislerin

Başkanlık Divanlarının üyelerinin miktarını, bunların seçilmeleri şeklini

düzenleyen bu konuda içtüzük hükümleri yerine kaim olacak bir hüküm değildir.

Meclisler, bu ilkeye aykırı olmamak şartiyle, içtüzüklerinde Başkanlık

Divanlarını düzenleyici hükümler koymakta serbesttirler. Bu hükümleri, usulüne

göre iptal edilmiş olmadıkça yürürlükte ve geçerli olarak kabul etmek gerekir.

Bir kanunun veya içtüzüğün Anayasa'ya uygun olmaması halinde izlenecek yol ise

yine Anayasa'da gösterilmiştir ve bunların iptali için dâva veya itiraz yolu

ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması öngörülmüştür. 10/11/1967 günlü kararın

bu yolların dışın-' da ve doğrudan doğruya Anayasa'ya uygunluk bakımından

denetlenmesi ve hükümsüz sayılması mümkün değildir. Sonuç olarak usulü dairesinde

iptal edilmemiş olsa bile müzakere ve kabulleri sırasında uygulanmış bir

içtüzük hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasiyle, kanunların şekil yönünden

Anayasa'ya aykırı olacakları kabul edilemez. Çünkü Anayasa içtimaî huzuru

bozmamak konusunu önemle benimsemiş ve bunu sağlamak için de 152. maddesinde,

bir hükmün iptali halinde dahi bu kararın geriye yürüyemiyeceğini, gerekli

gördüğünde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe girmesini 6 ayı

geçmemek şartiyle daha ileri bir tarihe bırakabileceğini ve yine diğer

mahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık iddiaları üzerine verdiği hükmün

olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına da karar verebileceğini

bildirmiştir. Buna karşı, ortada bir Millet Meclisi İçtüzüğü - Anayasa çatışması

bulunduğu hallerde içtüzük hükümlerinin yürürlükte bulundukları için Anayasa

Kurallarına tercih edilmeleri ve uygulanmaları Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa

Kurallarına değil, bir kanun veya içtüzük hükmü ile bağlanması ve böyle bir

tutumun Anayasa'nın 8. maddesine aykırılığının ve bütün siyasî parti

gruplarının uyuşmaları halinde de Anayasa'ya aykırı davranışların hoşgörü ile

karşılanması demek olacağı ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin korunmasını

güçleştireceği yolunda bir düşünce ile Meclislerde müzakere ve kabulü sırasında

uygulanmış olan ve henüz iptal edilmemiş bulunan bir içtüzük hükmünün

Anayasa'ya aykırı görülmesi halinde, bu Kanunun şekil yönünden iptali yukarıda

sözü edilen Anayasa hükümleri ile bağdaşamaz. Böylece bu içtüzük hükmünün

uygulandığı devre içinde kabul edilmiş olan kanunların hepsinin, mahkemelerce

itiraz yoluna başvurulması bir süreye bağlı olmadığından, daimî bir iptal

kuşkusu altında kalması Anayasa'nın korunmasına önem verdiği içtimiş olan

10/11/1967 günlü kararına dayanılarak kurulan Başkanlık Dîvanının, geçerli bir

kuruluş olarak kabulü gerekir.

Şu duruma göre de bu Başkanlık Divanının 1056 sayılı Kanuna ilişkin tasarının görüşüldüğü ve kabul edildiği birleşimi yönetmiş olması şekil bakımından bu kanunun iptalini haklı göstermez.

Kaldı ki; sözü geçen tasarının Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında Baş-kanlık Divanının Millet Meclisince kabul edilen itiraz konusu kanun üzerine etkili olacak nitelikte Anayasa'ya ve içtüzüğe aykırı bir tutumda bulunduğu da ileri sürülmüş değildir. Bu itibarla o yönden de kanunun iptalini gerektiren bir sebep yoktur.

Çoğunluk

gerekçesinde Anayasa Mahkemesi'nin konusu başka olan bazı kararlarına da

dayanıldığı görülmektedir. Halbuki Anayasa Mahkemesi, bu konuda 1968/39,

1968/42, 1968/45, 1968/68 esas, 1969/15 karar sayılı ve 3/4/1969 günlü ve yine

1969/15 esas, 1968/13 karar sayılı ve 6-4-3/Mayıs/1968 günlü kararlan ile bu

dâvada da ileri sürülen Millet Meclisi'nin 10.11.1967 günlü kararına göre

kurulmuş bir Meclis Başkanlık Divanınca yönetilen birleşimlerde müzakere ve

kabul olunan kanunların şekil yönünden Anayasa'ya aykırı bulundukları

iddialarını reddetmiş bulunmaktadır. Bu defa ise yine ayni kararla kurulmuş

olan Başkanlık Divanının itiraz olunan 1056 sayılı Kanunun müzakere ve kabul

olunduğu birleşimi yönetmiş olması dolayısiyle, sözü geçen kanunun şekil

yönünden Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olmasına yukarıda

açıklanan sebeplerle muhalifim.

Başkan Vekili

Lûtfi Ömerbaş

KARŞI

OY YAZISI

İtiraz konusu olup 4/7/1968 tarihinde kabul edilmiş bulunan 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisinde görüşülüp kabul edildiği tarihlerde Millet Meclisi Başkanlık Divanının bünyesi içine Türkiye İşçi Partisi Grubundan üye alınmamış olduğu anlaşılmaktadır.

Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimi Anayasa'nın 84. ve 85. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu esaslara uymadan kurulan divanlar Anayasa'ya aykırı düşeceğinden divanların Anayasa'ya aykırı kurulmasına yol açan içtüzük hükümlerinin, bunlara karşı Anayasa Mahkemesine başvurulduğunda, iptal edilmeleri gerekir.

Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluşuna ilişkin Millet Meclisi kararı, İçtüzük kuralı koyma niteliğinde bir karar olduğundan Anayasa'nın 84. ve 85. maddeleri kapsamına girer.

İtiraz konusu 1056 sayılı Kanunun görüşülüp kabul edildiği tarihlerdeki Millet Meclisi Başkanlık Divanı 10/11/1967 tarihli Millet Meclisi kararı ile kurulmuştur. Bu karar, Anayasa Mahkemesince 27/2/1968 tarih ve 1967/6, 1968/9 sayılı kararla iptal edilen 1/11/1966, 2/11/1966 tarihlî Millet Meclisi kararlarındaki aynı esasları taşıyan ve onların devamından ibaret bir içtüzük niteliğinde karar bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin 27/2/1968 tarihli iptal kararının kapsamına girmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 27/2/1968 tarihli iptal kararı 1/3/1968 tarihinde Millet Meclisi Başkanlığına bildirilmiş olmasına göre Anayasa'ya uygun biçimde bir kuruluş olmadığı meydana çıkan Başkanlık Divanının derhal Anayasa hükümlerine uygun bir hale getirilmesi zorunlu idi. Bunun yapılmaması nedeniyle yetkisiz duruma giren Başkanlık Divanının idare ettiği toplantılarda görüşülüp

4.7.1968 tarihinde kabul edilmiş olan itiraz konusu 1056 sayılı Kanuna ait tasarının kanunlaşmış olduğu kabul edilmez.

Millet Meclisi İçtüzüğünün 4. maddesinde Başkanlık Divanının süresinin l yıl olarak kabul edilmiş olmasının, l yıl içinde Divanın kuruluş biçimi yönünden Anayasa'ya aykırılığının meydana çıkması halinde yeniden Anayasa'ya uygun şekle sokulmasına engel bir sebep olacağı düşünülemez. Zira kuruluş biçimi yönünden Anayasa'ya aykırı duruma düşen ve bu nedenle yetkisiz bir hale gelen Başkanlık Divanının faaliyetine devam etmesi doğru olamayacağından sözü geçen l yıllık sürenin, ancak kuruluş biçiminin Anayasa'ya uygunluğu devam eden bir Başkanlık Divanının faaliyet süresini teşkil edebileceği aşikârdır.

Yukarıda bildirilen nedenlerle, itiraz konusu olup yürürlüğe konulmuş olan 1056 sayılı Kanunun iptali gerekir. Bu gerekçelerle çoğunluğun iptal kararının sonucuna katılmaktayım.

Üye

Celâlettin Kuralmen

KARŞI

OY YAZISI

Dâva

konusu 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisindeki görüşülmesini idare eden

Başkanlık Divanının Anayasa'nın 84. maddesine tam uygun şekilde kurulmadığı bir

gerçektir. Ancak kuruluştaki bu sakatlığın, niteliği ve olayımızda esas

üzerinde bir etkisinin söz konusu olmayışı bakımından, Başkanlık Divanının yok

sayılmasını ve bu sebeple de Millet Meclisi Genel Kurulunun ve böyle bir

kurulda görüşülüp kabul edilen kanunun hukuken geçerli sayılmamasını gerektiren

bir şekil noksanı teşkil etmediği kanaatındayım. Kaldı ki kuruluş seklindeki bu

hatanın kanunun iptalini gerektirip gerektirmediği yönü üzerinde, daha önce,

Mahkememizin esas 1968/15 ve karar 1968/13 sayısında kayıtlı dâva sebebiyle

uzun uzadıya durulmuş ve orada açıklanan gerekçelere dayanarak iptali gerektirmediğine

karar verilmiş bulunmaktadır. Ortada o karardaki gerekçe ve sonuçta değişikliği

gerektiren bir sebep bulunmadığından bu kez aksi yönde verilen karara karşıyım.

Üye

Şahap Arıç

Sayın İhsan Ecemiş'in yukarıda yazılı düşüncelerine katılıyorum.

Üye

İhsan Ecemiş

Sayın İhsan Ecemiş'in görüşüne katılıyorum.

Üye

Fazıl Uluocak

Sayın İhsan Ecemiş'in yukarıda yazılı düşüncelerine katılıyorum.

Üye

Feyzullah Uslu

KARŞI

OY YAZISI

1-

Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun

27. Maddesinin l ve 2 nolu fıkralarında, bir dâvaya bakmakta olan mahkemenin

itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma usulleri düzenlenmiş bulunmaktadır.

Anayasa'nın 151. maddesine uygun olarak yapılan bu düzenlemeye göre., dâvada

uygulanacak kanun hükmünün Mahkemece re'sen Anayasa'ya aykırı görülmesi halinde

bu yoldaki gerekçeli kararın Örneğinin gönderilmesi kâfi gelmekte, taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varılması

halinde ise tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarının ve mahkemeyi bu

kanıya götüren görüşünü açıklayan kararın örneklerinin gönderilmesi

gerekmektedir.

İtiraz eden Mahkemenin Dosyadaki 14/9/1968 günlü kararına göre, olayda uygulanacak olan 1056 sayılı Kanun hükmünün hem mahkemece re'sen Anayasa'ya aykırı görüldüğü hem de, taraflardan birisinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varılmış olduğu görülmektedir. Bu yollardan sadece birisinin Anayasa Mahkemesine başvurmak için yeterli olduğu ve bu açıdan bu itirazda bir eksiklik de bulunmadığı anlaşıldığına göre bir de ayrıca ikinci yola ait başvurma usulüne ilişkin belgelerin de tamamlattırılmasının gerekli olmadığı düşünülmektedir.

Bu nedenlerle konuya ilişkin kısmına karşıyım.

2- Söz konusu 1056 sayılı Kanun, başka mahkemelerin itirazı üzerine daha önce incelenerek 3/4/1969 gün ve 1968/39-1969/15 sayı ile Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.

Bu durumda, aynı kanun hükmü hakkında bir kez de bu itirazın üzerine yeniden inceleme yapılarak karar verilmesi, Anayasa'nın 152. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun 50. ve 51. maddeleri karşısında mümkün olmadığından bu itiraz üzerine, önceki karardan bahisle (yeni bir karar verilmesine yer olmadığı) yolunda karar verilmesi gerekirdi.

Bu hususu daha genişliğine açıklayan düşüncelerim, 28/6/1966 günlü ve 1963/132-1966/29 ve 14/2/1967 günlü ve 1963/144-1967/6 sayılı kararlara ait muhalefet şerhlerimde belirtilmiştir. (Resmî Gazete; gün : 27/6/1967, sayı : 12632).

Açıklanan sebeplerle bu kararda benimsenmiş olan usule muhalifim.

3- Söz konusu 1056 sayılı Kanun, Millet Meclisinin 8/4/1968 günlü birleşiminde kabul edilmiştir. Bu birleşimi yöneten Başkanlık Divanı ise Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesince (Karar günü 27/2/1968, sayı : 1967/6 -1968/9 Resmî Gazete: gün 18/9/1968, sayı : 13004) iptal edilmiş bulunan 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü Millet Meclisi Kararlarında yer alan içtüzük niteliğindeki esasların, 1967 yılında da devamını sağlayan ve iptal edilen kararlardan ayrı hüviyeti olmadığından iptal kapsamı içinde olan 1/11/1967 günlü Millet Meclisi karariyle kurulmuştur.

Anayasa Mahkemesinin bu konudaki iptal karan 1/3/1968 gününde Millet Meclisi Başkanlığına bildirildiğine göre, hukukî dayanağı kalmamış olan Başkanlık Divanının, derhal Anayasa'ya uygun biçimde yeniden kurulması gerekirken, yetkisiz duruma düşmüş olan Başkanlık Divanının yönetimindeki birleşimlerde söz konusu kanun tasarısı görüşülerek kabul edilmiştir. Bu gibi birleşimleri, hukuka ve kanuna uygun bir Millet Meclisi birleşimi ve böyle bir birleşimde kabul olunan metni de (Kanun) saymak mümkün olmayacağından (kanun) ların tabi olduğu usuller gereğince yayınlanarak yürürlüğe konulmuş bulunan söz konusu (1056 sayılı Kanun) un iptali gerekir.

Konuyu daha açıklayıcı nitelikteki düşüncelerim, 3/4/1969 günlü ve 1968/39 -1969/15 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararına ilişkin karşı oy yazısında belirtilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle yukarıki kararırı sonucuna katılmaktayım.

Üye

Sait Koçak

Sayın Muhittin Gürün'ün yukarıda yazılı karşı oy yazısının iki numarasında yazılı görüşe katılıyorum.

Üye

Muhittin Gürün

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1969/24, K. 1969/50, 30 Eylül 1969 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Iıı-
  5. Yasa Metinleri
  6. S056
  7. Iv-
  8. İlk İnceleme
  9. V-
  10. Esasın İncelenmesi
  11. Vı-
  12. Karşı
  13. Oy Yazısı
  14. Muhalefet
  15. Şerhi
  16. Karşı
  17. Oy Yazısı
  18. Karşı
  19. Oy Yazısı
  20. Karşı
  21. Oy Yazısı
  22. A. Şeref Hocaoğlu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1969/24
Karar No
1969/50
Tarih
30 Eylül 1969

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1969/17 K.1969/49
  • AYM Norm Denetimi E.1969/41 K.1969/43
  • AYM Norm Denetimi E.1969/16 K.1969/54
  • AYM Norm Denetimi E.1969/54 K.1969/52
  • AYM Norm Denetimi E.1969/47 K.1969/51
  • AYM Norm Denetimi E.1969/15 K.1969/53

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.