KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Esas No
- 1969/27
- Karar No
- 1969/64
- Karar tarihi
- 11 Kasım 1969
Karar Metni
1.779 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Esas sayısı:1969/27
Karar sayısı:1969/64
Karar günü:11/11/1969
Resmi gazete tarih/sayı:17.12.1970/13697
İtiraz eden : Balıkesir Asliye Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu : 8/6/1965 günlü ve 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanununun 14. maddesinin (i) bendinin, Anayasa'nın 28. maddesine aykırı bulunduğu Anayasa'nın 151. maddesine dayanılarak öne sürülmektedir.
I-
OLAY
Türkiye
Öğretmenler Sendikası Balıkesir şubesi üyesi dört öğretmenin, tertip heyeti
olarak öğretmenlerin görevlerine ilişkin mevzuatın uygulanması ile ilgili
isteklerini açıklamak ve desteklemek amacıyla gösteri yürüyüşü hazırlayarak
2/2/1969 gününde 170 kadar öğretmenle birlikte Balıkesir'de Atatürk Anıtına
kadar yürümeleri üzerine 624 sayılı kanunun 14. maddesinin (i) bendine aykırı
davranışta bulundukları iddiasiyle aynı kanunun 22. maddesinin I No. lu bendi
uyarınca cezalandırılmaları için haklarında açılmış bulunan kamu dâvasının duruşmasında
sanıklar vekilleri tarafından 624 sayılı Kanunun 14. maddesinin söz konusu (i)
bendi hükmünün Anayasa'ya aykırı bulunduğu öne sürülmüş ve mahkemece de bu
iddianın ciddî olduğu kanısına varılarak Anayasa Mahkemesine bas vurulmasına
karar verilmiştir.
III-
METİNLER
a) İptali istenen hüküm :
8/6/1965 günlü ve 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanununun 14. maddesinin iptali istenilen (i) bendi hükmü :
"Madde 14- Devlet Personeli teşekkülleri :
İ-
Devlet Personeli hukukuna veya kamu hizmeti görevlilerine ilişkin mevzuatın uygulanmasına dair isteklerini açıklamak veya desteklemek amacıyla açık yer toplantıları ve gösteri yürüyüşleri yapamazlar."
b)İlgili Anayasa hükümleri:
"Madde 28- Herkes, önceden izin almaksızın silâhsız ve saldırısız toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.
Bu hak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir."
"Madde 46- Çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın, sendikalar ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkına sahiptirler.
İşçi niteliği taşımayan kamu hizmeti görevlilerinin bu alandaki hakları kanunla düzenlenir.
Sendika ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik esaslara aykırı olamaz."
IV-
İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesinin, İçtüzüğün 15. maddesi uyarınca, 29/4/1969 gününde yaptığı ve Lûtfi Ömerbaş, İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar ve Muhittin Gürün'ün katıldıkları ilk inceleme toplantısında, (Mahkeme, ileri sürülen Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına kendisini götüren görüşünü açıklar kararı 44 sayılı Kanunun 27. maddesinin 2 sayılı bendi hükmüne rağmen göndermediğinden bu eksik tamamlanmak üzere dosyanın geri çevrilmesine oybirliği ile) karar verilmiştir.
Yukarıda II/b sayılı bentte olduğu gibi yazılmış olan gerekçeli kararın gelmesi üzerine 10/6/1969 gününde yapılan ve Lûtfi Ömerbaş, İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Muhittin Gürün'ün katıldıkları ilk inceleme toplantısında, dosyadaki eksiğin tamamlandığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V-
ESASIN İNCELENMESİ
İtirazın esasına ilişkin rapor, mahkemeden gelen kâğıtlar, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm ile ilgili Anayasa hükümleri ve bunlara ilişkin gerekçelerle yasama meclislerinin görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Anayasa'nın
46. maddesi, çalışanların önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika
birlikleri kurma ve bunlara serbestçe üye olma haklan bulunduğunu kesin bir
ilkeye bağlamaktadır. Maddenin ikinci fıkrası da çalışanlardan, işçi niteliği
taşımayan kamu hizmeti görevlilerinin bu alandaki haklarının kanunla
düzenleneceği hükmünü koymaktadır. Şu halde işçi niteliği taşımayan kamu hizmet
görevlilerinin de, esas itibariyle, maddenin ilk fıkrasında yer alan, sendika
kurma hakkına sahip oldukları, ancak bunun ayrı bir kanunla düzenlenmesi
gerektiği kuralı Anayasa ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Sözü geçen 46.
maddenin son fıkrası ise, maddenin ilk iki fıkrasını da kapsamı içine alan
nitelikte bir hüküm koymakta, buna göre gerek işçilerin, gerekse işçi niteliği
taşımayan kamu hizmeti görevlilerinin kuracakları sendika ve sendika
birliklerinin tüzükleriyle, yönetim ve işleyişlerinin demokratik esaslara
aykırı olmaması gerekmektedir.
Anayasa'nın bu ilkelerinin ışığı altında meydana çıkan gerçek: İşçi niteliği taşımayan kamu hizmeti görevlilerinin, yani 624 sayılı Kanunun 1. maddesinde açıklandığı üzere, (İşçi niteliğinde olanlar dışındaki kamu hizmeti personelinin) sendikalar ve sendika birlikleri kurma hakları vardır. Ancak bu hakkın kullanılma şekil ve esaslarının kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu 624 sayılı Kanun da, Anayasa'nın bu emrini yerine getirmek amaciyle yürürlüğe konulmuştur.
Bu
konuda üzerinde önemle durulması gereken yön şudur : Anayasa, bu hakkın sadece
düzenlenmesi görevini yasa koyucuya vermiş olduğundan yapılacak düzenleme, kamu
hizmeti gereklerinin zorunlu kıldığı sınırlamalar dışında, hakkın gereği gibi
kullanılmasına olanak sağlayacak ortamın ve koşulların belirtilmesinden ibaret
kalmalıdır. Yoksa düzenleme yetkisinin, demokratik bir düzen içinde
sendikalardan beklenen erek ve yararların yok olmasını sonuçlandıracak
nitelikteki sınırlama ve kayıtlamalarla, hakkın tümünü ortadan kaldırmağa veya
engellemeye kadar varabileceğini ve bu suretle sendikaları sadece göstermelik
birer kuruluş hüviyetine indirebilecek genişlikte kullanılabileceğini düşünmeğe
imkân yoktur. Bu kuruluşlara, demokratik bir düzendeki "sendika" ve
"sendikacılık" kavramına giren çalışma alanı ve metodları, kamu
hizmeti ile bağdaştırılacak bir ölçüde tanınmazsa, bunlara ne ad verilirse
verilsin, Anayasa'nın 46. maddesinde yer alan sendika kurma hakkının bu maddeye
uygun biçimde düzenlenmiş olduğu öne sürülemez.
Demokratik
düzenlerde sendikaların ereği, 624 sayılı Kanunun 1. maddesinde de belirtildiği
gibi, mensuplarının (Ortak meslekî, kültürel, sosyal ve iktisadî hak ve
menfaatlerini korumak, özellikle, meslekî gelişmeyi ve aralarındaki
yardımlaşmayı sağlamak) diye tanımlanabilir. Buna göre 624 sayılı Kanunun 14.
maddesinin İ bendinde yer alan (Devlet personeli hukuku, kamu hizmeti
görevlilerine ilişkin mevzuat ve bunların uygulanış biçimleri) konularının,
sendikaların çalışmalarında önde gelen en büyük hedefi oluşturduğu meydandadır.
Bu hedef çevresindeki çalışmaların, kamu oyunda ve idare edenler üzerinde
yapacağı etki bakımından verimli ve yararlı olabilmesi için, kimi durumlarda,
açık hava toplantıları, gösteri yürüyüşleri gibi, dört duvar dışında
yapılmasının gerekli olabileceğinde de kuşku yoktur. Şu halde bu biçimdeki
çalışmaların kamu hizmetine de zarar vermiyecek bir biçimde düzenlenmesi
gerekirken büsbütün yasaklama yolunun tutulmasının, Anayasa'nın 46.
maddesindeki sendika kurma hakkının özünü zedeliyeceği ortadadır.
Öte
yandan Anayasa'nın 28. maddesi de herkese önceden izin almaksızın, silâhsız ve
saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkı tanımaktadır. Maddenin
son fıkrası ise, sadece kamu düzenini korumak için kanunla sınırlama izni
vermektedir. Buna göre Anayasa, kişilerin bir araya gelerek, kapalı veya açık
yerlerde toplantı ve gösteri yapabileceklerini bir hak olarak kabul etmiş
bulunmaktadır. Devlet personeli sayılan kişilerin de bu haklarının bulunduğunda
kuşku yoktur. 624 sayılı Kanunun 14. maddesinin söz konusu İ bendi ise, Devlet
personelinin bir araya gelerek Anayasa'nın 46. maddesindeki haklarını kullanmak
suretiyle kurmuş bulundukları sendikalarını, Devlet Personel Hukukuna veya kamu
hizmeti görevlilerine ilişkin mevzuatın uygulanmasına dair isteklerini
açıklamak veya desteklemek amaciyle açık yer toplantıları veya gösteri
yürüyüşleri yapmaktan yasaklamakta ve dolayısiyle sendika üyelerinin bu
Anayasal haklarını tüm olarak ellerinden almaktadır. Her ne kadar Anayasa'nın
28. maddesinde bu hakkın kamu düzeni amacı ile kanunla sınırlanabileceği kabul
edilmekte ise de, 624 sayılı Kanunun söz konusu hükmü ile yapılan iş, sınırlama
veya düzenleme değil, hakkın tüm olarak ortadan kaldırılmasıdır.
Kaldıki
bu biçimdeki bir düzenlemenin, Anayasa'nın 28. maddesinde sözü geçen "kamu
düzenini korumak" için zorunlu olduğunu kabul etmeğe de imkân yoktur.
Gerçi, zamanlı zamansız yürüyüşlerin, hemen her gün baş vurulmak istenecek
toplantı ve gösterilerin kamu düzenini bir ölçüde bozabileceği hatıra
gelebilir. Ancak bu durumları önlemenin zorunlu olan çaresi, bu hakların
büsbütün kaldırılması değildir. Kamu düzenini koruyucu nitelikte bir takım
tedbirlerin alınması ve kayıtların konulması suretiyle 46. maddedeki sendika
hakkının düzenlenmesi ve 28. maddedeki sınırlamanın yapılması ve bir takım
ilimli kayıtlamalarla kamu düzeninin ve kamu hizmetinin karşılaşabileceği sakıncalı
durumların önlenmesi mümkündür. Halbuki Yasa koyucu, söz konusu hükümle, bu
yollardan hiç birisine baş vurmadan, doğrudan doğruya Anayasa'nın yukarıda
açıklanan maddelerinde yer alan hakların özünü ortadan kaldırıcı bir yolu
seçmiştir. Bu nedenle hükmün iptali gerekir.
VI-
KARŞIOY
AÇIKLAMASI
624 sayılı "Devlet Personeli Sendikaları" Kanununun 14. maddesinin itiraz konusu olan birinci bendinin, çoğunlukça Anayasa'nın 28. ve 46. maddelerine aykırı görülmesi dolayısıyla, iptaline karar verilmiştir.
Anayasa'nın
"sendika kurma" hakkını gösteren 46. maddesinin 2. fıkrası kanun
koyucuyu "işçi niteliğini taşımıyan kamu hizmeti görevlerinin bu alandaki
haklarını kanunla düzenlemeye" yetkili kılmıştır. Kanun koyucu,
Anayasa'nın bu hükmüne dayanarak 624 sayılı "Devlet Personeli
Sendikaları" Kanununun çıkarmış ve bu kanunun 14. maddesinde bu
teşekküller için yasaklanan faaliyetleri göstermiştir. Bu yasak faaliyetler
arasında "Devlet Personeli Teşekküllerinin, Devlet Personeli Hukukuna veya
kamu hizmet görevlilerine ilişkin mevzuatın uygulanmasına dair isteklerini
açıklamak veya desteklemek amacıyle açık yer toplantıları ve gösteri
yürüyüşleri yapamayacaklarını" bildiren itiraz konusu bentte yer almıştır.
Sözü geçen bendi kanuna eklemiş bulunan Millet Meclisi Komisyonu gerekçesinde bu teşekküllerin Devlet ile kendi aralarında Devlet personeline ilişkin mevzuat üzerinde çıkan ihtilâflarda taleplerini açıklamak ve desteklemek için açık yer toplantısı ve gösteri yürüyüşü yapmaları, bu tarz açık yer toplantıları ve gösteri yürüyüşleri halk nazarında devlet otoritesini, kamu düzenini sarsacak derecede kırdığı cihetle Anayasa'nın 28. maddesinin 2. fıkrasına istinaden yasak edilmiştir." denilmek suretiyle bu yasağın kamu düzenini korumak amacıyla konulduğu belirtilmiştir.
Gerçekten bu teşekküllerin kapalı yer toplantılar yapmak, çeşitli yayın yollarına baş vurmak ve daha bu gibi yasaklanmamış başka suretlerle de bu konulardaki isteklerini açıklamak ve desteklemek imkânları daima mevcut olduğundan sadece açık yer toplantıları veya gösteri yürüyüşleri yapmalarının yasaklanmış olması ile, sendika hakkının özünün ortadan kaldırıldığı söylenemez. Bu yasaklama, ancak Anayasanın verdiği yetki dairesinde kamu hizmetlerinin icaplarına uygun olarak kanunla yapılmış bir düzenlemeden ibarettir. Bu itibarla itiraz konusu hükmünün Anayasa'nın 46. maddesini zedelediği yerinde sayılamaz.
Bundan
başka, Anayasa'nın 28. maddesi de, herkesin önceden izin almaksızın silâhsız ve
saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkı bulunduğunu bildirdikten
sonra maddenin son fıkrasında; bu hakkın kamu düzenini korumak için kanunla
sınırlanabileceğini göstermiştir. Devlet personelinin, bu personelin hukukuna
veya kamu görevlilerine ilişkin mevzuatın uygulanmasına dair isteklerini
açıklamak veya desteklemek için yukarıda işaret olunduğu üzere başka imkânları
bulunduğu halde, açık yer toplantıları yapma veya gösteri mahiyetinde yürüyüşe
çıkma faaliyetlerine girişmelerinin, halkın gözü önünde bu personeli,
hükümetle, parlemento ile karşı karşıya getiren toplumun huzur ve sükûnunu
bozan durumlar doğurması ve böylece kamu düzenini sarsması ve bozması sakıncası
bulunduğu her zaman düşünülmesi lâzımgelen bir husustur. Bu sakıncayı ortadan
kaldırmak amacıyla itiraz olunan bendin, Devlet personeli teşekküllerinin
sadece, sözü geçen konuda açık yer toplantıları veya gösteri yürüyüşü
yapmalarını yasaklaması ile bu teşekküller mensuplarının "toplantı ve
gösteri yürüyüşü" haklarının tüm olarak ellerinden alınmış bulunduğundan
söz edilemez. Bu yasaklama, Anayasa'nın 20. maddesinin son fıkrasına"
uygun olarak, kamu düzenini korumak için bu hakkı sınırlamıştır.
Sonuç olarak; Devlet personeli sendikalarının, mensuplarının niteliği dolayısiyle diğer işçi sendikalarından farklı olmalarından, Anayasa'nın 46. maddesinin 2. fıkrası gereğince sendika kurma alanında haklarını düzenleyen 624 sayılı Kanunun itiraz konusu bendi ile bu hakları zedelenmemiş, sadece düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu itibarla itiraz konusu hükümde Anayasa'nın 46. maddesine bir aykırılık yoktur.
Diğer yönden, bu sendika mensuplarının yalnız bir alanda kamu düzenini korumak gayesiyle açık yer toplantısı veya gösteri yürüyüşü yapmalarının yasaklanması ile bunların "toplantı ve gösteri yürüyüşü" hakları yok edilmemiş, sadece Anayasa'nın 28. maddesinin son fıkrası uyarınca sınırlanmış olduğundan sözü geçen hüküm Anayasa'nın 28. maddesine de aykırı değildir.
Bu sebeplerle çoğunluk görüşüne katılmadığımızdan, itiraz konusu, hükmün iptalini isteyen itirazın reddi gerektiği kanısındayız.
Üye Ziya · Önel Üye Mustafa · Karaoğlu Üye Muhittin · Gürün Üye Celalettin · Kuralmen Üye Hakkı · Ketenoğlu Üye Fazıl · Uluocak Üye Halit · Zarbun
Anayasa Mahkemesi, E. 1969/27, K. 1969/64, 11 Kasım 1969 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası