KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Esas No
- 1970/36
- Karar No
- 1970/50
- Karar tarihi
- 24 Aralık 1970
Karar Metni
2.715 kelime·14 dk okuma·6 bölüm
Esas sayısı:1970/36
Karar sayısı:1970/50
Karar günü:24/12/1970
Resmi Gazete tarih/sayı:4.5.1971/13826
İtiraz yoluna baş vuran : Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesi
İtirazın konusu: Devlet Su işleri Umum Müdürlüğü Teşkilât ve Vazifeleri hakkındaki 18 Aralık 1953 günlü, 6200 sayılı Kanunun 49. maddesi mahkemece Anayasa'nın 132. maddesine ve eşitlik ilkesine aykırı görülmüş ve yine Anayasa'nın 151. maddesine dayanılarak iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine baş vurulmuştur.
I. Olay :
Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünce kamulaştırma bedelinin indirilmesi istemiyle açılan ve Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/430 esas sayısını alan dâvanın duruşması sırasında davacı vekili 6200 sayılı Kanunun 49. maddesindeki muaflık hükmü uyarınca dava için harç yatırılmadığını açıklamış mahkeme bu maddeyi Anayasa'ya aykırı görerek Anayasa Mahkemesine, başvurulmasına ve dâvanın bekletilmesine 18/3/ 1970 gününde karar vermiştir.
III. Yasa metinleri :
1. İtiraz konusu hüküm :
25 Aralık 1953 günlü, 8592 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Devlet Su işleri Umum Müdürlüğü Teşkilât ve Vazifeleri hakkındaki 18/12/ 1953 günlü, 6200 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen 49. maddesi (Üçüncü Tertip Düsturun 35. cildinin 105. sayfasında yazılı olduğu üzere) şöyledir:
(Madde 49- Umum Müdürlüğün varidatı kurumlar vergisinden ve muameleleri her türlü yargı, resim ve harçtan muaftır.)
2- Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :
6200 sayılı Kanunun 49. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu görüşünü desteklemek üzere mahkemece ileri sürülen Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrası ve eşitlik ilkesine ilişkin 12. maddesi aşağıdadır.
(Madde 132/1- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.)
(Madde 12- Herkes, dil ,ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye .aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
IV. İlk inceleme :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 3/7/1970 gününde Lütfi Ömerbaş, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, ihsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Mustafa Karaoğlu ve Muhittin Gürün'ün katılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesi oybirliği ile kararlaştırılmıştır.
V. Esasın incelenmesi :
İtirazın esasına ilişkin rapor, mahkemenin 24/6/1970 günlü, 1969/ 430 sayılı yazısına bağlı gerekçeli karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm, Anayasa'ya aykırılık görüşüne dayanaklık eden Anayasa maddeleri; bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
l- İnceleme konusunun sınırlandırılması :
İtiraz
yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu dâvada davacı Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü, 6200 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde yer alan ve Genel Müdürlüğün
işlemlerini "her türlü harçtan muaf tutan" hükme dayanarak harç
ödemekten kaçınmıştır. 49. madde, ancak davacının harç yatırmaması dolayısiyle
söz konusu olduğuna göre, mahkeme 49. maddenin tümünü değil bu maddenin harç
muaflığına ilişkin hükmünü uygulama durumundadır. Anayasa'nın 151. ve 22-4-1962
günlü, 44 sayılı Kanunun 27, maddeleri uyarınca mahkemeler ancak bakmakta
oldukları dâvalarda uygulanacak hükümleri Anayasa'ya uygunluk denetimi için
Anayasa Mahkemesine getirebilirler. O halde inceleme konusunun, beliren duruma
göre, sınırlandırılması gerekir.
Bu nedenlere dayanılarak Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesinin itirazı dolayısiyle Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenecek konunun 6200 sayılı Kanunun 49. maddesinin Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünün işlemlerini her türlü harçtan muaf tutan hükmü ile sınırlandırılmasına 24/12/1970 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
2- İnceleme konusu hükmün dâvalara ilişkin harçları da kapsayıp kapsamadığı sorunu :
Sınırlama kararından sonra inceleme konusu hükmün dâvalara ilişkin harçları, bir başka deyimle yargı harçlarını da kapsayıp kapsamadığı sorunu ortaya atılmış ve bu kez görüş ayrılığı belirdiğinden sorunun incelenmesi ve çözümlenmesi gerekmiştir.
6200
sayılı Kanunun 49. maddesinde aynen "Umum Müdürlüğün... muameleleri her
türlü ......... harçtan muaftır." diye yazılıdır. Aynı kanunun 1. maddesi
uyarınca katma bütçeli bir tüzel kişi olan Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünün
işlemleri sırasında ve işlemleri yüzünden davacı veya dâvâlı durumuna gelmesi
olağandır. Davacı veya dâvâlı olmak ve bu durumların gereklerim yerine getirmek
elbette ki bir tüzel kişinin (49. maddedeki deyimle) başlıca
"muamele"leri arasında yer alır. Nitekim Genel Müdürlüğe ilişkin
dâvalarla icra işlerini her evresinde takip etmenin bir görev olarak 6200
sayılı Kanunla Devlet Su işleri Hukuk Müşavirliğine verilmiş bulunması (Madde
14) bu konudaki işlerin Genel Müdürlüğün "muamele" leri kapsamına
girdiğini, teyit eylemektedir.
Aslında
sorun Devlet Su İşlerinin yargı harçları muaflığından yararlanıp
yararlanamayacağı değil 6200 sayılı Kanunun 49. maddesindeki harç muaflığı
hükmünün hukukî değer ve uygulanma olanağı taşıyıp taşımadığıdır. Bir başka
deyimle Devlet Su İşleri bu hükme dayanarak ya yargı harçları muaflığından da
yararlanacak; yahut da harç bakımından hiçbir muaflıktan yararlanamayacak ve
hüküm ölü doğmuş olacaktır. Çünkü bilindiği üzere harç, yasada yazılı belirli
mercilerin yasaya dayanarak yaptıkları belirli işlemler için ilgililerin yine
yasada yazılı tarifelere göre yerine getirmek zorunda bulundukları akçalı bir
yükümdür. 2/7/1964 günlü, 492 sayılı Kanunun 1. maddesiyle harç kapsamına
alınan dokuz konudan hiçbiri bu yönden ötekine göre değişik durumda değildir.
Söz gelimi yargı harçları da, tapu ve kadastro harçları da, trafik harçları da
yasada belirtilen mercilerin harç tarifelerine giren birtakım işlemlerinden
dolayı yine bu mercilerce ödetilen paralardır.
Ancak
bu işlemler hiç bir vakit kendiliğinden oluşmaz; harç konusu işlemin
yapılmasını isteyen veya tutumu, davranışı ile böyle bir işleme yol açan bir
ilgilinin varlığı, yani görevli merciin yapacağı işlemle gerçek veya tüzel kişi
arasında bağlantı bulunması şarttır. İşte bu bağlantı o kişiye ilişkin
"muamele" yi oluşturur. 6200 sayılı Kanunun 49. maddesiyle Genel
Müdürlüğün muamelelerine harç muaflığı tanıdığı; oysa yargı harçlarının
mahkemelerin ve icra dairelerinin yaptıkları işlemlerden doğduğu; onun için de
muaflık kapsamı dışında kaldığı yolunda bir görüş yukarıda da değinildiği üzere
harç konusu işlemlerin tümü için geçerli olmak gerekir. Böyle olunca da kanun
koyucunun 49. maddedeki hükmü Devlet Su işleri Genel Müdürlüğüne harç muaflığı
tanımak için değil yalnızca tanımış görünmek üzere tedvin ettiği yahut da
hukukî değeri ve uygulanma olanağı bulunmayan bir buyruğa yasa içinde yer
verdiği gibi bir sonuç kendiliğinden ortaya çıkar ki kanun yapıcıya böyle bir
tutumu yaraştırmanın yasama, kavramı ile bağdaşır yönü olamaz.
Öte yandan harç alınmaması kişiler bakımından ise "muaf", işlemler bakımından ise "istisna" terimlerinin kullanılması herkesçe bilinen ve güdülen ereğe de uygun bir anlatım tarzıdır. Nitekim 492 sayılı kanunda da bu deyimlere yer verilmiştir. Söz gelimi yargı harçlarına ilişkin Birinci Kısımda 13. madde harçdan müstesna işlemleri, 14. madde ise harçtan muaf olan kişileri açıklamaktadır. 6200 sayılı kanunun 49. maddesinde "istisna" dan değil "muaf" lıktan söz edilmiştir. Böyle olunca da hükmün harç muaflığının Genel Müdürlüğün "muamele" lerine değil doğrudan doğruya Genel Müdürlüğe yöneldiği yolunda anlaşılmaya ve konuyu bu yoldan da aydınlatmağa elverişli bulunduğu düşünülebilir.
Son olarak 49. maddedeki "her türlü ............... harç" deyiminin de muaflık hükmünün kanunla harca bağlanan bütün konulan ve bu arada da yargı harçlarım kapsadığım ayrıca teyit eylediğine ve 492 sayılı kanunun 132. maddesiyle özel kanunlardaki harç muaflık ve istisnalarının saklı tutulduğuna işaret edilmesi yerinde olacaktır.
Yukarıdan beri açıklananlarla vanlan sonuç şudur : inceleme konusu muaflık hükmü yargı harçlarını da kapsamaktadır. Kani Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
3- İnceleme konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
İtiraz yoluna başvuran mahkeme Anayasa'ya aykırılık görüşünde özellikle Anayasa'mn 132. maddesinin birinci fıkrasına dayanmakla birlikte gerekçesinde eşitlik ilkesine de dokunmuş olduğundan önce bu yön üzerinde durulacaktır.
6200
sayılı Kanunun 1.'maddesine göre Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü yerüstü ve
yeraltı sularının zararlarım önlemek ve bunlardan çeşitli yönleriyle
yararlanmak ereğini güden, tüzel kişiliği ve katma bütçesi olan bir kuruluştur.
Gerek bu madde gerekse görev ve yetkileri ayrıntılariyle açıklayan 2. madde
kuruluşun, gördüğü işlerin kamu hizmeti niteliğinde ve bu hizmetler bakımından
Anayasa'nın 10. ve 41. maddelerinin Devlete yüklediği iktisadî ve sosyal ödevlerin
bir bölümünün yerine getirilmesi ile görevlendirilmiş olduğunda kuşku
bırakmamaktadır. Genel Müdürlüğün gelirleri arasında "Devlet Bütçesinden
yapılacak yardımlar" da yer almıştır. (Madde 38) Devlet Su işlerinin 1970
yılı Bütçe Kanununda (30/5/1970 günlü, 1277 sayılı Kanun) Hazine yardımı
2,815,461,292 genel toplamlı gelirler arasında 2,461,854,290 liradır. Demek ki
idarenin başlıca gelir kaynağı Hazine yardımıdır.
Özetlemek gerekirse; yukarıda açıklananlarla da belirlendiği üzere, Devlet Su işleri idaresi Devlet görevlerinden belli bir bölümünün bu görevlere ilişkin Devlet gelirleriyle birlikte genelbütçeden ayrılarak katma bütçeli bir kamu tüzel kişiliği biçiminde örgütlenmesiyle oluşmuştur. Başka deyimle bu kuruluş Devlet kesiminin kendine özgü bütçesi olan bir bölümünü teşkil etmekte ve giderlerinin büyük kısmı da Hazine yardımı ile karşılanmaktadır.
12.
maddenin birinci fıkrası hükmü incelendikte görülecektir ki Anayasa'nın mutlak
olarak yasaklandığı gerçek kişilerin kanun karşısında dillerine, ırklarına,
cinsiyetlerine, siyasî düşüncelerine, felsefî inançlarına, din ve mezheplerine
göre farklı muamele görmeleridir. Bunların dışında kanun önünde eşitlik ancak
niteliklerde benzerlik halinde söz konusu olabilir. Devlet Su işleri Genel
Müdürlüğünün yukarıda belirtilen bünyesine göre bu kuruluşla öteki yargı harcı
yükümlüleri arasında bir nitelik benzerliği yoktur. Genel Müdürlüğe tanınan
muaflık esasen en büyük bölümünü Devletin sağladığı gelirin tümünün kuruluşun
gördüğü kamu hizmetine yönetilmesi ereğini gütmekte; kamu yararına, başka
deyimle haklı nedene dayanmaktadır. Şu duruma göre kuruluşa Anayasa'nın 12.
maddesinin ikinci fıkrasının yasakladığı çeşitten bir imtiyaz tanındığından da
söz edilmesinin yeri olamaz. Öte yandan muaflığın bir davada Devlet Su işleri
Genel Müdürlüğünün karşısında bulunan kimselerin haklanın zedeleyici bir yönü
de yoktur. Çünkü Devlet yalnızca Genel Müdürlüğün ödemek zorunda kalacağı
yargılama harçlarından vazgeçmiş bulunmakta; ve muaflık hükmü haklı çıkması
halinde, uygulamalarda da gördüğü üzere, karşı tarafın yaptığı giderleri kanun
çerçevesi içinde geri almasını engellememektedir.
İnceleme
konusu hükmün Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğu
iddiasına gelince : Bu fıkra hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını;
hüküm verirken kendilerini yalnızca Anayasa'nın, kanunun, hukukun ve vicdanî
kanaatlarının bağlayacağını belirlemektedir. Bir mahkemenin, hüküm verirken
uymak zorunda kaldığı yasalar yalnızca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundan
ibaret değildir. Dâvanın konusuna ilişkin ve anlaşmazlığı çözmeye yararlı tüm
yasaları, hâkim gözönünde tutmak ve uygulayacağı kanun hükümlerini başka
kanunların getirdiği değişikliklerle birlikte değerlendirmek zorunluğundadır.
Olayda 6200 sayılı yasa da uygulanması gerekli bir kanun olarak mahkemeyi
bağlar ve bu bağlılık Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrasına aykırı
düşmek şöyle dursun, o fıkradaki buyruğun bir gereği ve sonucu olarak ortaya
çıkar, Kaldı ki mahkeme Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 413., 416. ve 417.
maddelerini, yalnızca 6200 sayılı Kanunun 49. maddesindeki muaflık hükmünü,
yani Devlet Su İşleri Genel müdürlüğünden yargı harcı alınamıyacağını gözönünde
tutarak uygulayabilme durumunda da bulunmaktadır.
Özetlenecek olursa : 6200 sayılı Kanunun 49. maddesinin Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü işlemlerini her türlü harçtan muaf tutan hükmü Anayasa'ya aykırı değildir ve itirazın reddi gerekir.
VI.
KARŞIOY
YAZISI
"620 sayılı Devlet Su işleri Umum Müdürlüğü Teşkilât ve Vazifeleri Hakkında Kanun" un 49. maddesinde, "Umum Müdürlüğün varidatı kurumlar vergisinden ve muameleleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır" hükmü yer almıştır.
1-
Vergi, resim ve harç gibi yükümler yükleyen yasa hükümlerinin, yorum yoluyla
genişletilme veya istisna yahut muaflık getiren madde kapsamlarına aynı suretle
anlamlar verilerek geniş bir alanda uygulanma olanağının bulunmadığı hukukun
bilinen kurallarındandır. Gerçekten 492 sayılı Harçlar Yasasının 13. maddesi,
işlemleri harçtan müstesna; 14. maddesi de kişileri harçtan muaf tutmuştur. 49.
maddede genel kuraldan ayrılma açıkça "muameleler" bakımından
öngörüldüğüne göre, "muaf" sözcüğünden hareket olunarak, bu ayrıcalığın
genel müdürlüğün uhdesine kanunen verilmiş görev ve ödevlerin yerine
getirilmesine ait muamelelerden başka hükmi şahsiyet olmanın tabiî sonucu
bulunan tasarruf ve işlemleri de kapsadığı ileri sürülemez. Şayet 49. madde
böyle bir amaç gütmüş ve Genel Müdürlüğün hükmi şahıs olması bakımından
yapabileceği bütün muameleleri de harç, resim ve vergi muafiyeti içinde mütalâa
etmiş olsaydı, aynı yasanın geçici ikinci maddesi ile, genel müdürlüğün diğer
hukukî muamelâtı için ayrıca harç ve resimden muafiyet hükmü getirmezdi. 49.
maddenin, geniş bir şekilde anlaşılması, geçici 2. maddeyi gereksiz hale
getirir kir, bu da 49. madde ile güdülen amacın genel müdürlüğün kanun ile
kendisine verilen ödev ve görevleri yerine getirme hususundaki muamelelerinin
harçtan müstesna tutulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
2-
Anayasa'nın 31. maddesine göre, herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia
ve savunma hakkına sahiptir. Genel Müdürlük, hakkını veya menfaatini ihlâl eden
işlem ve davranışlara karşı adlî veya idarî yargı mercilerinde dâva açma yoluna
gidebilir. Genel Müdürlüğün bu safhada dâva açmaya ve dâva dilekçesi
düzenlemeye yönelen işlemleri, iç bünyede cereyan eden muamelelerdendir, ve
esasen bu gibi iç bünye muameleleri bizatihi harca da tabiî değildir. Diğer
taraftan dâva dilekçesinin kaydı ameliyesi ile başlayıp hüküm ile sona eren ve
böylece muhtelif usulî safha ve işlemlerden oluşan dâva mefhumunu, genel
müdürlüğün muamelesi veya iç bünye işleminin devamı saymaya da hukuken imkân
yoktur. Öyleyse bir dâvanın harçtan muaf olup olmadığı yasanın açık hükmü ile
anlaşılır. Gerçekten 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 125. maddesi diğer
kanunların özel harç bağışıklığı hükümlerini saklı tutmuş ise de, 6200 sayılı
Yasa'nın sözü edilen 49. maddesi, dâva harçları yönünden ayrık bir hüküm
getirmiş değildir.
3- 49. maddede "her türlü" deyiminin yer almış olması genel müdürlüğe her türlü harç bağışıklığını veremez. Eğer "her türlü......... harç "deyimi içine taşınmaz malların devri ve ferağ harçları da dahil idi ise, yukarıda da açıklandığı üzere geçici ikinci madde ile getirilen harç muafiyeti hükmünün ayrıca konulması sebebi izah olunamaz.
Bütün
bu hususlar, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından açılan istimlâk
bedelinin tenkisi dâvasında 49. maddenin uygulanma yeri olmadığını açıkça
ortaya koymaktadır. Oysaki Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca bir dâvaya
bakmakta olan mahkeme, o dâvada uygulanacak kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı
görmesi halinde itiraz yolu ile işi Anayasa Mahkemesine getirebilir. 49.
maddenin bu dâvada uygulanma yeri bulunmadığı ve yapılan itirazın görev
noktasından reddi gerekeceği kanaati ile 24/12/1970 günlü kararın l No. lu
bendinde açıklanan "sınırlandırma kararı uyarınca inceleme konusu yapılan
6200 sayılı Kanunun 49. maddesindeki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
işlemlerinin her türlü harçtan muaf bulunduğuna ilişkin hükmün yargı harçlarını
da kapsadığı" yolundaki çokluk görüşüne karşıyız.
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
KARŞIOY
YAZISI
6200
sayÛı Kanunun 49. maddesinde : "Umum Müdürlüğün varidatı Kurumlar
Vergisinden ve muameleleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır"
denilmektedir, iptali istemine konu olan iş, maddenin mahkeme harçları yönünden
Umum Müdürlüğe bir muaflık tanıyıp tanımadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce işe el koyabilmek için, herşeyden önce, Anayasa'nın 151. ve 44
sayılı Kanunun 27. maddesinin birinci fıkrasında açıklanan hukukî durumun
gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerektir. Yani dâvaya bakan mahkemenin
6200 sayılı Kanunun 49. maddesini uygulama durumunda olup olmadığı incelenmeli
ve sonucuna göre gerekli karar verilmelidir. Gerçekten 6200 sayılı Kanunun 49.
maddesinde Umum Müdürlüğün muamelelerinin harçtan muaf olduğu belirtilmektedir.
Harca konu olan işte bu tüzel kişiliğin muamelesi yoksa, bunun sonucu olarak
49. maddenin uygulanması mahkemece söz konusu edilemiyecek, dolayısiyle
Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde öngörülen dâva şartı
gerçekleşmiyecektir.
6200
sayılı Kanunun 49. maddesinde sözü edilen muamele, Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğünün hukukî muameleleridir. Doktrinde : "Hukukî muamele; usulce
taraf tanınan bir veya birkaç kişinin, bir hakkın veya bir hukuk ilişkisinin
tesisi, değiştirilmesi veya kaldırılması sonucuna matuf irade
açıklamalarıdır" diye tanımlanmaktadır. (Bakınız: A. Siegwart - A. Von
Tarh : Allgemeiner Teildeş Schweizerischen Obligatio-nen-rechts, 1942 Zürich,
sahife 133). Şu halde Umum Müdürlüğün münferiden veya hasım ya da ortak
mevkiinde olan kişi ile müştereken, bir hakkı veya hukukî ilişkiyi tesis
etmeleri veya değiştirmeleri ya da ortadan kaldırmaları amacım güden irade
beyanlarının varlığı gereklidir. Genel Müdürlüğün ihtilaflı olan bir meseleyi
mahkemeye getirmesi muhakkak ki açıklanan anlamda bir hukukî muameledir. 492
sayılı Harçlar Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı başvurma harcının
ödenmesi bu nedenle söz konusu olamaz. Fakat mahkemeye başvurulmasından sonra
mahkemece verilen karar veya ilâmın, taallûk ettiği harçtan muaf sayılmasına imkân
yoktur. Çünkü bu karar veya ilâm Genel Müdürlüğün bir hukukî muamelesi değil,
mahkemenin muamelesidir. Mahkeme kendisine taraflarca getirilen ihtilaflı
meseleyi, tarafları dinleyerek, fakat onların iradeleri ile asla bağlı olmadan
bir çözüm şekline bağlar. Bu çözüm şeklim tespit eden ilâm tarafların
muameleleri olmak niteliğinden yoksundur. Yukarıda açıklandığı üzere, hukukî
muamele, tarafların serbest iradelerine dayanmaktadır. Karar veya ilâm, Genel
Müdürlüğün serbest iradesiyle meydana gelen bir hukukî muamele olmaktan
uzaktır. Şu halde Genel Müdürlük, mahkeme karar veya ilâmının gerektirdiği
harcı ödemekle yükümlüdür. Çünkü muaflığı tespit eden 6200 sayılı Kanunun 49.
maddesinde, Genel Müdürlüğün kendi muamelelerinden harç ödemekle yükümlü
olmadığı belirtilmiştir. Meselâ Borçlar veya ticaret veya sair kanunlarda
yazılı sözleşmelerin veya düzenlenmesi öngörülen belgelerin gerektirdiği
harçları Genel Müdürlük ödemeyecektir. Çünkü bütün bu sözleşme veya belgeler
Genel Müdürlüğün serbest iradesi mahsulü olarak düzenlenmektedir. Oysa çoğunluk
kararı taraflarına serbest iradesi dışında mahkemece verilen karar ve
ilâmlardan dahi Genel Müdürlüğün harç ödemekle yükümlü tutulamayacağı esasını
benimsemiş ve bu esastan hareketle maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna
varmıştır. Genel Müdürlük muamelesi olmıyan bir işte 49. maddenin uygulanması
söz konusu olamaz, ve dolayısiyle Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27.
maddesi uyarınca mahkemenin dâvada uygulayabileceği bir hükmün varlığı kabul
edilemez. Hâl böyle olunca dâva açmaya yetkisi bulunmıyan mahkemenin
başvurmasının bu nedenle reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk kararının 2 numaralı bendinde yazılı gerekçeye katılmıyorum.
Üye
Kani Vrana
üye
Ahmet
H. Bayacıoğlu
Üye Şevket Müftügil
Anayasa Mahkemesi, E. 1970/36, K. 1970/50, 24 Aralık 1970 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası