İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1970/46 K.1971/24

Resmi Gazete tarih/sayı:4.8.1971/13916

Esas1970/46Karar1971/24Tarih2 Mart 1971Okuma14 dk · 2.735 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
2 Mart 1971
Esas Sayısı
1970/46
Karar Sayısı
1971/24
Karar Günü
2/3/1971
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.735 kelime·14 dk okuma·5 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:4.8.1971/13916

İtiraz eden mahkeme : Bursa İş Mahkemesi

İtirazın konusu : Dâvaya bakan Bursa iş Mahkemesi, 274 sayılı Sendikalar Kanununun dâvada uygulanacak olan 21. maddesinin Anayasa'nın 46. maddesine aykırılığını iddia eden davacı vekilinin bu iddiasının ciddî olduğu kanısına vararak iptali için Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine baş vurmuştur.

Olay :

Davacı vekili dâvâlı işverenle dâvâlı isçi sendikasına karşı açtığı dâvada, dâvâlılar arasında düzenlenerek yürürlüğe konulmuş olan toplu iş sözleşmesinde yer alan haklardan dayanışma aidatı verilmek yoliyle müvekkilinin de yararlanmasına karar verilmesini istemiştir.

İlk inceleme :

Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Başkanvekili Lütfi Ömerbaş,

üyelerden Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni

Givda, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit

Zarbun, Kani Vrana, Muhittin Gürün ve Ahmet H. Boyacıolğu'nun katıldığı ilk

inceleme toplantısında dosyadaki kâğıtlar, yasa hükümleri ve bu konuda

düzenlenen rapor incelenmiştir. 274 sayılı Sendikalar Kanununun 21. maddesi

29/7/1970 günlü, 1317 sayılı Yasa ile değiştirilmiştir. Ancak, Bursa İş

Mahkemesine açılan dâvada uyuşmazlığa yol açan olayın meydana geldiği tarihte,

yürürlükte bulunan eski metnin uygulanması zorunludur. Bir dâvada uygulanacak

yasa hükümlerinin de anayasal denetime bağlı olduğu Anayasa'nın 151 inci maddesi

gereğidir. Bu nedenlerle mahkemece işin esasının incelenmesine Avni Givda'nın

yeni hükümde eski hükme göre davacının hukukunu etkiliyen bir değişiklik olup

olmadığı araştırılmadan işin esasına geçilemiyeceği yolundaki karşıoyu ile ve

oyçokluğu ile 24/11/1970 gününde karar verilmiştir.

Esasın incelenmesi :

Dosyadaki yazılar, yasa ve Anayasa hükümleri ve gerekçeleri, yasama meclislerindeki görüşmeler ve düzenlenen rapor incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü :

l- Mahkeme, davacı vekilinin itiraz konusu 21. maddenin tümünün Anayasa'ya aykırılığını ileri süren görüşünü benimsemiştir. Oysa anılan maddenin ikinci fıkrası, 275 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca Bakanlar Kuruluna tanınan teşmil yetkisinin kullanılması halinde birinci fıkranın uygulanmayacağını belirlemektedir. Bu durumda, ikinci fıkranın dâvada uygulama yeri bulunmadığından itiraz konusu maddenin dâvada uygulanacak olan birinci fıkrası ile sınırlı olarak incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.

Aslında

sendikaların derneklere ilişkin yasa kurallarına göre kurulması ve işlemesi

olanağı mevcut olduğu halde bunların önemi ve özelliği ve geçmişteki

uygulamalar gözönünde tutularak sendika özgürlüğünün Anayasal güvenceye

bağlanması zorunlu görülmüş ve Anayasa'nın 46. maddesi bu düşüncelerin ışığı altında

düzenlenmiştir. O halde, Anayasa güvencesine bağlanan sendika özgürlüğünü

zedeleyen yasa hükümlerinin Anayasa'ya aykırı düşeceğinede kuşku yoktur. İşçi

ve işveren meslekî kuruluşlarının kuruluş amacı 15/7/1963 günlü, 274 sayılı

Sendikalar Kanununun değişik 1. maddesinin birinci bendinde "sendika,

federasyon ve konfederasyonlar bu kanuna göre işçi sayılanların ve işverenlerin

müşterek iktisadî, sosyal ve kültürel yararlarını korumak ve geliştirmek için

kurulan meslekî teşekküllerdir." diye tanımlanmıştır. Bu kanunun değişik

14. maddesinde de meslekî kuruluşların çalışma alanları daha ayrıntılı bir

biçimde gösterilmiştir. Bu iki madde meslekî kuruluşların çalışma alanlarının

toplu iş sözleşmesi yapmak, gerektiğinde grev ya da lokavt kararı almak ve uygulamak

gibi işçi kuruluşları ile işveren veya işveren kuruluşlarını karşı karşıya

getiren faaliyetlere sınırlı olmadığını, bunların dışında kimi alanlarda

üyelerine haklar ve yararlar sağlayıcı faaliyetlerde bulunabileceklerini

göstermektedir. Bu kuruluşların toplu iş sözleşmeleri dışında kalan

faaliyetleri sonucunda elde ettikleri haklardan sadece üye olanların

yararlandırılması, üye olmayanların bundan yoksun bırakılması ya da

yararlanmanın kimi koşullara bağlanması, üye olmanın ya da olmamanın doğal bir

sonucudur ve itiraz konusu hükmün bu yönden Anayasa'nın 46. maddesi ile çatışan

bir yanı yoktur.

Toplu

iş sözleşmelerine gelince : Toplu iş sözleşmelerinin de hükmün kapsamı içinde

bulunduğunda kuşku yoktur. Sadece itiraz konusu 21. maddenin birinci fıkrasının

incelenmesi ile yetinilirse bu kuralın bir toplu iş sözleşmesinden

yaralanabilmek için üye olmayanı meslekî kuruluşa üye olmaya zorlayan bir

nitelik taşıdığı sonucuna varılabilir. Oysa böyle bir sonuca ulaşmanın gerçeğe

uygun olup olmadığı konu ile ilgili diğer yasa hükümlerinin birlikte

incelenmesine bağlıdır. 15/7/1963 günlü, 275 sayılı Kanunun 8. maddesi ile kimi

koşulların gerçekleşmesi halinde bir toplu iş sözleşmesinin diğer işçilere ve

işverenlere de uygulanması öngörülmüştür. Teşmil yan başlığını taşıyan 8.

maddenin beşinci fıkrasında "bir toplu iş sözleşmesinin kapsadığı işçiler,

aynı işkolunda çalışan işçilerin çoğunluğunu teşkil ediyorsa Bakanlar Kurulu,

Yüksek Hakem Kurulunun iştişarî mütalâasını aldıktan sonra bu toplu iş

sözleşmesinin aynı işkolundaki diğer işçilere ve onları çalıştıran işverenlere

bir kararname ile teşmil edebilir. Teşmil kararnamesinde bu kararın gerekçesi

de açıklanır. Yüksek Hakem Kurulu iştişarî mütalâasını en çok 30 gün içinde

verir." denilmiştir. Teşmil halinde Sendikalar Kanununun 21. maddesinin

birinci fıkrasının uygulanmayacağı aynı maddenin ikinci fıkrasında

belirtilmiştir. Demek oluyor ki toplu iş sözleşmesinin Bakanlar Kurulunca üye

olmayan işçilere ve işverenlere teşmili halinde o toplu iş sözleşmesini meydana

getirmiş olan meslekî kuruluşun uygun yazısına gerek kalmayacaktır.

Öte

yandan 15/7/1963 günlü, 275 sayılı Kanunun değişik 7. maddesinin üçüncü bendi

ile bu hüküm dışında yeni bir hukukî kurum öngörülmüştür. Bu kurum ile bir

mesleki teşekküle üye olmayan işçilerin bir dayanışma aidatını her ay o toplu

iş sözleşmesine taraf mesleki kuruluşa ödemeleri yoliyle toplu iş

sözleşmesinden yararlanmaları sağlanmış bulunmaktadır. 275 sayılı Kanunun 7.

maddesinin 3 sayılı bendinde "Bu madde gereğince yapılan bir toplu iş

sözleşmesinde taraf işçi teşekkülünün mensubu olmayıp o toplu iş sözleşmesinin

uygulandığı işyerlerinde çalışan işçilerin bu toplu iş sözleşmesinden

faydalanabilmeleri, taraf işçi teşekkülüne bu işçi teşekkülünce tespit edilecek

bir dayanışma aidatım her ay ödemelerine bağlıdır. Bu dayanışma aidatının nasıl

ödeneceği, taraf işçi teşekkülünce tespit olunur. Bu aidat aynı işyerinde

çalışan ve toplu iş sözleşmesinde taraf işçi teşekkülüne mensup aynı kategori

ve vasıftaki işçilerin ödedikleri sendika üyelik aidatının üçte ikisini aşamaz.

Dayanışma aidatı ile ilgili olarak mevzuat ve toplu iş sözleşmesinde sendika

üyelik aidatı hakkında konulmuş olan hükümler uygulanır." denilmiştir. Bu

hüküm farklı görüşlere yol açmış bulunmaktadır. Kimi çevrelere göre anılan

hükmün uygulanması Sendikalar Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca

kuruluşun yazılı muvafakatine bağlıdır. Karşı görüşü savunanlara göre de işçi

kuruluşları dayanışma aidatını kabul etmek zorundadır. Kuruluşun yetkisi

kanundaki sınırı aşmamak üzere aidatın miktarını belli etmekten ibarettir.

Gerçekten tasarı üzerinde çalışan Millet Meclisi Geçici Komisyonu raporunda da

belirtildiği üzere dayanışma aidatı kanuna yeni bir kurum olarak konulmuştur.

Bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı o toplu iş sözleşmesini yapan işçi

kuruluşunun muvafakatine bağlayan bir hüküm bu maddede yer almış değildir. Bu

hükme göre işçi kuruluşunun yetkisi kanundaki sının aşmamak üzere dayanışma

aidatını saptamaktan ileri geçemez. Bundan başka bir işçi kuruluşunun kendi

faaliyetiyle mensuplarına sağladığı hakların o kuruluşun mensubu olmayanlara

teşmilini, kuruluşun yazılı muvafakatine bağlayan hüküm yasama meclislerince

daha önce kabul edilmiş bir genel kural niteliği taşımaktadır. Dayanışma

aidatına bağlı olan hüküm ise daha sonra kabul edilen 275 sayılı Kanunda yer

almış bir özel kural niteliğindedir. Bir uyuşmazlığın çözülmesinde genel

kuralın değil özel kuralın uygulanacağında kuşku yoktur. Kimi bilim

çevrelerince de bu görüşler benimsenmiş bulunmaktadır. İşçi kuruluşlarının

çabaları ile meydana gelen toplu iş sözleşmelerinden o kuruluşun üyesi olmayan

işçilerin hiç bir külfete katlanmaksızın yararlanmaları adalet kurallarına da

uygun düşmez. Bunların teşmil yetkisinin kullanılması ve dayanışma aidatı denen

bir parayı ödemeleri yollariyle bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmaları yasa

ile sağlanmış bulunduğundan itiraz konusu hükmün sendika özgürlüğünü zedeleyen

bir yanı yoktur.

2- Sendikalar Kanununun 21. maddesinin birinci fıkrasının bir işçi kuruluşunun sağladığı toplu iş sözleşmesiyle kazanılan haklar ve yararlar ölçüsünde işverenle işçi kuruluşunun üyesi olmayan bir işçi arasında iş sözleşmesi yapılmasını sınırladığı bir gerçektir. Anayasaya aykırılık gerekçesinde itiraz konusu hükmün sözleşme özgürlüğüne aykırılığı ileri sürülmüş değildir. Ancak, Anayasa Mahkemesi bir hükmün Anayasaya aykırılığı konusunda ileri sürülen gerekçelerle bağlı olmadığından söz konusu hükmün Anayasanın sözleşme özgürlüğünü düzenleyen 40. maddesi açısından da incelenmesi gerekli görülmüştür.

Anayasanın çalışma ve sözleşme özgürlüğü yan başlıklı 40. maddesi şöyledir.

"Madde 40- Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Kanun bu hürriyetleri ancak kamu yararı amacı ile sınırlayabilir.

Devlet Özel teşebbüslerin, milli iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır."

İkinci

fıkranın yazılışından da açıkça anlaşıldığı üzere sözleşme özgürlüğü de öteki

özgürlükler gibi sınırsız bir özgürlük değildir ve kamu yararı amaciyle yasa

ile sınırlanabilir. Bilindiği gibi çalışanlarla ilgili sendikacılık hareketinin

temel ereği işverenler karşısında güçsüz durumda olan çalışanların

örgütlenmesini sağlamak ve bu örgütler aracılığı ile iktisadî ve sosyal

haklarını ve yararlarını elde etmek, bunları korumak ve geliştirmektir. Toplu

iş sözleşmelerinin oluşumu önce toplu görüşmeye çağrı ile başlamaktadır. Yetki

uyuşmazlıklarının çözülmesini genellikle uzun süre devam eden toplu görüşme ve

uzlaştırma evreleri izlemekte uzlaştırma kurullarının çalışmalarından

çoğunlukla olumlu sonuç alınamadığı için grev uygulamalarına başvurulmakta,

taraflar anlaşmaya varırsa uyuşmazlık toplu iş sözleşmesinin düzenlenmesi ile

sona ermektedir. Böyle bir sonuca ulaşmanın büyük çabalara, katlanılması zor

malî külfetlere bağlı olduğu gözönünde tutulunca işçi ve işveren

uyuşmazlıklarının ancak gelişmiş sendikaların varlığı ile çözülebileceği

gerçeği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu denli çabalar ve külfetlerle

sağlanan toplu iş sözleşmelerden onu meydana getiren kuruluşun üyesi olmaya

işçilerin hiç bir külfete katlanmaksızın yararlanmaları hem adalet kuralları

ile hem de işçi kuruluşlarının kuruluş ereği ile bağdaştıramaz. Bundan başka

toplu iş sözleşmesinden yararlanma olanağına kavuşan işçilerin bu kuruluşlara

girmekten vazgeçmelerine ve işçi kuruluşlarının güçsüz duruma düşmelerine de

yol açılmış olur. Güçsüz işçi kuruluşlarının uzun ve türlü uyuşmazlıklarla dolu

toplu görüşmelere ve özellikle giderek malî güçlerinin tükenmesine yol

açabilecek grev uygulamalarına dayanabilmeleri olanağı yoktur, itiraz konusu

hükmün yasaya konulmasının bu sakıncaları önlemek ereğine dayandığı ve bunda

kamu yararı bulunduğu ortadadır. İtiraz konusu kural karşısında Bakanlar

Kurulunca teşmil yetkisinin kullanılması ya da işçilerin dayanışma aidatı

ödemek yoliyle toplu iş sözleşmelerinden yararlanmaları olanağı sağlandığına,

işveren ve işçi arasında bu sınırlar içinde iş sözleşmesi yapılmasına engel de

bulunmadığına göre itiraz konusu hükmün Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen

sözleşme özgürlüğünün özünü zedeleyen bir yönü yoktur. Bu nedenlerle itirazın

reddi gerekir.

Başkanvekili Avni Givda, Üyelerden Celâlettin Kuralmen ve Recai Seçkin bu görüşlere katılmamışlardır.

Sonuç :

274 sayılı Kanunun itiraz konusu 21. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen birinci fıkrası hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Avni Givda, Celâlettin Kuralmen, Recai Seçkin'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 2/3/1971 gününde karar verildi.

Başkan

Hakkı Ketenoğlu

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Muhittin Gürün

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Kâni Vrana

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

15/7/1963

günlü, 274 sayılı Sendikalar Kanununun 21. maddesinin gerek eski gerekse

29/7/1970 günlü, 1317 sayılı Kanunla getirilen yeni metnine göre bu maddenin

birinci fıkrası, "Sendikalar Kanununa göre oluşan işçi veya işveren

kuruluşunun kendi faaliyetleri sonucunda mensuplarına sağladığı hak ve

çıkarların o kuruluşun mensubu olmayanlara teşmilinin söz konusu kuruluşun

yazılı muvafakatına bağlı olduğu" kuralını koymuş bulunmaktadır. Bu

hükümde geçen "hak ve menfaatler" deyimine "toplu iş

sözleşmeleri" nin girdiğinde kuşku yoktur. Çünkü toplu iş sözleşmelerinin

ereği ilgililere bir takım hak ve çıkarlar sağlanması olduğu gibi 21. maddenin

son fıkrasında "toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 8. maddesi

uyarınca Bakanlar Kurulunun bir toplu iş sözleşmesini teşmil etmesi halinde

yukarıdaki fıkra hükmünün uygulanmıyacağı" yolunda belirlenen istisna

hükmü de bu görüşü ayrıca, tartışmayı gerektirmeyecek bir açıklık ve kesinlikle

teyit eylemektedir.

15/7/1963 günlü, 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, 7, maddesinin 3 sayılı bendiyle bu konuda toplu iş sözleşmeleri ve işçi kuruluşları yönünden ikinci bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre "yapılan bir toplu iş sözleşmesinde taraf işçi kuruluşunun mensubu olmayıp o toplu iş sözleşmesinin uygulandığı işyerlerinde çalışan işçilerin, bu toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri taraf işçi kuruluşuna o işçi kuruluşunca saptanacak bir dayanışma ödentisini her ay ödemelerine bağlıdır."

275

sayılı Kanunun 7. maddesinin 3 sayılı bendinin, 274 sayılı Kanunun 21.

maddesinin birinci fıkrasının hükmünü bir değişikliğe uğrattığını düşünmenin

yeri ve hukuki dayanağı olamaz. Çünkü iki hüküm arasında bir çelişki değil

birbirini bütünleme durumu vardır. Birinci hüküm bir kuruluşun sağladığı hak ve

çıkarların teşmili konusunu, ikinci hüküm ise dayanışma ödentisi konusunu

düzenlemektedir. Birinci düzenleme doğrudan doğruya sendikalara ilişkin olduğu

için 274 sayılı Kanunda, ikinci düzenleme doğrudan doğruya toplu iş

sözleşmeleri ile ilgili bulunduğu için 275 sayılı Kanunda yer almıştır. İki

hüküm arasında tam bir uyum vardır ve toplu iş sözleşmeleriyle sağlanan hak ve

çıkarların teşmili için iki koşulun yani yazılı muvafakat ve dayanışma ödentisi

koşullarının bir arada gözönünde tutulup işletilmesi gerektiği ortadadır. Kanun

koyucunun, dayanışma ödentisi verilmesi halinde 274 sayılı Kanunun 21.

maddesinin birinci fıkrası hükmünün işlememesini öngörmüş olsaydı, aynı

maddenin son fıkrası ile "Bakanlar Kurulu kararı ile yapılan toplu iş

sözleşmesi teşmilleri" ni birinci fıkra hükmü dışına çıkardığı gibi, bu

durumu da özel bir hükümle istisna kapsamına almak yoluna gitmesinin tabiî ve

zorunlu olduğu unutulmamalıdır.

Öte yandan 274 ve 275 sayılı Kanunlar Yasama Meclislerinde aynı zamanda, hemen hemen bir arada denebilecek biçimde görüşülmüş ve aynı günde kabul edilmiş iki yasadır. Yalnızca bu durum dahi 274 sayılı Kanunun 21. ve 275 sayılı Kanunun 7. maddeleri arasında bir çelişki bulunduğu veya ikinci düzenleme ile birinci düzenlemenin dolaylı olarak etkilenmesi ereğinin güdüldüğü yolundaki bir görüşün yersizliğini ortaya koyacak niteliktedir.

Yazılı muvafakat koşulunun dayanışma ödentisi verilmesi durumlarında da geçerli olduğunu böylece belirledikten sonra şimdi 274 sayılı Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrasının, bu niteliği ile, Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığı kısaca tartışılacaktır.

Kanun,

ancak Bakanlar Kurulunun 275 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca bir toplu iş

sözleşmesini teşmil etmesi halinde inceleme konusu hükmün uygulanmamasını

öngörmüştür. 275 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca teşmil kararı verilmesi

" o toplu iş sözleşmesinin kapsadığı işçilerin aynı iş kolunda çalışan

işçilerin çoğunluğunu oluşturması, sözleşme hükümlerinin belli işyerlerinin

veya belli bölgelerin çalışma koşullarına uyması, Yüksek Hakem Kurulunun

düşüncesinin alınması ve kararname düzenlenmesi" gibi bir takım koşulların

gerçekleşmesine bağlıdır ve şu duruma göre istisna hükmünün uygulanma yerinin

per dar kalacağı ortadadır. Demek ki 274 sayılı Kanunun 21. maddesinin birinci

fıkrasının getirdiği, kapsamı ve etkisi geniş bir kuraldır.

Böyle bir kuralın, uygulamada etki alanındaki işçileri bir takım sendikalara girmeğe yahut bir takım sendikalardan çıkmağa zorlayacağında veya bunların diledikler biçimde sendikalar kurmalarını en gelleyeceğinde kuşku yoktur. Bu sonuca yol açan bir kuralın ise Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasiyle çalışanlara ve işverenlere tanınan önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkını, özüne dokunacak biçimde, sınırladığı ve Anayasa'nın 46. ve 11. maddelerine aykırı bir durumu oluşturduğu ortadadır. 274 sayılı Yasanın 21. maddesinin birinci fıkrası hükmünün, şu niteliği dolayısiyle, iptal edilmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesinin 1970/46 esas sayılı işte, yukarıda sözü edilen hükmün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine ilişkin olarak verdiği 2/3/1971 günlü, 1971/24 sayılı karara bu nedenle karşıyım.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

1)

274 sayılı Yasanın 21. maddesindeki sendikanın yazılı onayı koşulu, yine bu

maddedeki açık kuralla Bakanlar Kurulunun 275 sayılı Yasanın 8. maddesi

uyarınca vereceği kapsamı genişletme kararı için kaldırılmıştır. Demek ki

böylece 275 sayılı Yasanın 7. maddesinin 3. fıkrası uyarınca dayanışma Ödentisi

ödeyerek toplu sözleşmeden yararlanma kuralı, 274 sayılı Yasanın 21.

maddesindeki yazılı onay koşuluna da bağlı bırakılmıştır. Nitekim Yargıtay 9.

Hukuk Dairesinin bir kararında da haklı ve yerinde olarak dayanışma ödentisi

vermek isteyen işçinin sendikanın onayı olmadıkça toplu iş sözleşmesinden

yararlanamayacağı benimsenmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 3/12/1964

günlü, E. 8485-K. 7983 günlü karan-Doçent Dr. Fikret Sönmez - Türkiye'de

Sendika Hürriyeti ve Teminatı - İzmir Ege Üniversitesi Matbaası 1968, S. 67).

2) Öğreti alanında da dayanışma ödentisi ödemek isteyen bir işçinin toplu sözleşmeden yararlanmasının gerekeceği, bu yararlanmanın sendikanın onayına bağlı tutulmasının sendika özgürlüğünü çiğneyeceği görüşleri ileri sürülmektedir. (Doçent Dr. Fikret Sönmez, yok-anılan kitap S. 64, 68; Dr. Seza Reisoğlu, Türk Hukukunda ve Mukayeseli Hukukta Toplu İş Sözleşmeleri - Ankara Hukuk Fak. yayım - Ankara 1967 S. 79 sonları, S. 201 sonları ve 202 başları).

3)

Bir sendikaya üye olmayan bir işçinin çalıştığı işyerinde o sendikaca yapılan

sözleşmeden yararlanması hakkının 275 sayılı Yasanın 7/3. maddesinde

düzenlendiği bu maddedeki yararlanma kuralının 274 sayılı Yasanın 21.

maddesinin 1. fıkrasındaki sendikanın yazılı onayını zorunlu kılan kurala göre

özel nitelikte bir kural olması bakımından 21. maddeden önce ve 21. madde

gözönünde tutulmaksızın uygulanması gerektiği görüşü doğru değildir. Gerçekten,

21. maddenin 2. fıkrası kuraliyle 275 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca toplu

iş sözleşmesi kurallarının kapsamına genişletilmesine Bakanlar Kurulunca karar

verilmesi durumunda 21. maddenin 1. fıkrasındaki sendikanın onayı kurulanın

uygulanmayacağı bildirilmiştir; oysa sözü edilen 8. madde kuralı da, tıpkı 7/3.

madde kuralı gibi 274 sayılı Yasanın 21. maddesinin 1. fıkrası kuralına göre

özel nitelikte bir kural sayılabilir. Bununla birlikte yasa koyucu, 8. madde

kuralını 274 sayılı Yasanın 21/1. maddesi kuralının kapsamı dışında tutmayı

zorunlu görmüş, 7/3. madde kuralı için ise böyle bir saklı tutma kuralı

koymamıştır.

Bir de 275 sayılı Yasanın 7/3. maddesinin yazılışı da dayanışma ödentisi verecek olan her işçinin başka bir koşul aranmaksızın toplu sözleşmeden yararlanacağı yollu bir kesinlikle değildir; o metin toplu sözleşmeden yararlanacakların dayanışma ödentisi vermek zorunda olduğunu belirtmekle yetinmektedir. Eğer olayda 274 sayılı Yasanın 21/1. maddenin dahi uygulanabilmesi söz konusu olmasaydı, o zaman bu kuralın yazılışındaki kesin olmayış, dayanışma ödentisi vermenin işçinin toplu sözleşmeden yararlanmasının tek koşulu sayılmasına engel olmazdı.

4) Demek ki itiraz konusu onay kuralı dayanışma ödentisi vererek toplu sözleşmeye katılma konusunda da uygulanacaktır. Sendikanın onay vermemesi ile işçiyi kendisine getirmek zorunda bırakmak istediği açıktır. İtiraz konusu kural, salt biçimde yazılışı nedeni ile böyle bir zorlamaya yol açmaktadır. Eğer sendikanın onaydan kaçınmasının haklı nedene dayanmaması durumunda toplu sözleşmeden yararlanmak isteyenin onayın verilmesi için dâva açabilmesi öngörülse idi Anayasaya aykırılık düşünülemezdi; imdi bu kural, Anayasanın 46. maddesinin 1. fıkrasına aykırılığı yüzünden iptal edilmek gerekli iken itirazın reddedilmiş bulunması, Anayasaya uygun değildir.

Sonuç : İtiraz konusu kuralın iptali gerekmediği görüşüne karşıyım.

Üye Avni Givda Üye Recai Seçkin

Anayasa Mahkemesi, E. 1970/46, K. 1971/24, 2 Mart 1971 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşıoy
  4. Yazısı
  5. H. Boyacıoğlu
  6. Karşıoy
  7. Yazısı

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1970/46
Karar No
1971/24
Tarih
2 Mart 1971

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1971/12 K.1971/25
  • AYM Norm Denetimi E.1970/54 K.1971/23
  • AYM Norm Denetimi E.1971/14 K.1971/27
  • AYM Norm Denetimi E.1971/13 K.1971/26
  • AYM Norm Denetimi E.1971/15 K.1971/28
  • AYM Norm Denetimi E.1970/42 K.1971/30

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.