İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1971/28 K.1971/64

Resmi Gazete tarih/sayı:16.6.1972/14217

Esas1971/28Karar1971/64Tarih8 Temmuz 1971Okuma13 dk · 2.564 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
8 Temmuz 1971
Esas Sayısı
1971/28
Karar Sayısı
1971/64
Karar Günü
8/7/1971
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.564 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:16.6.1972/14217

İtiraz yoluna başvuran : Eskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesi.

İtirazın konusu : 8 Haziran 1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 8. maddesinin Anayasa'nın 42. ve 44. maddeleri hükümlerine aykırı bulunduğu kanısı ile, iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

I-

OLAY

Sanık zabıt kâtibi hakkında yetkili yerce düzenlenmiş çizelge uyarınca nöbetçi olduğu halde dairede ve görevi başında bulunmayarak adlî görevine ihmalden ötürü Türk Ceza Kanunun 230. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu dâvasının duruşması sırasında, vekilince ileri sürülerek Cumhuriyet Savcısınında katıldığı, 8 Haziran 1936 günlü, 3005 sayılı meşhut suçların muhakeme usulü kanununun 8. maddesinin Anayasaya aykırılığı İddiasının mahkemecede ciddi olduğu kanısına varılarak, sözü geçen Kanun maddesinin iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine baş vurulmasına karar verilmiştir.

III-

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önal, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftigil ve Ahmet H. Boyacıoğlunun katılmaları ile 20/5/1971 gününde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında, itiraz yoluna başvuran mahkemenin Anayasa'ya aykırılığı, nedeni ile iptaline karar verilmesini istediği Kanun maddesini bakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda olup olmadığı yönünü görüşmüştür,

Anayasa'nın 151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri hükümlerine göre; mahkemeler ancak bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yolu ile başvurabilirler. Bir dâvanın hukuken var sayılabilmesi için ise, onun kanunlara uygun olarak açılmış ve ayrıca mahkemenin yetkisi içine girmekte bulunmuş olması gerekir.

Bundan başka, aynı hükümler uyarınca mahkemelerin bu başvurmaları, o dâva nedeni ile uygulanacak kanun hükümleri ile dahi sınırlı bulunmaktadır.

Dosya içindeki kağıtların incelenmesi sonunda, itiraz yoluna başvurmuş bulunan mahkemenin Kanuna göre bakmakta olduğu bir dâvanın bulunması koşulunun gerçekleştiği görülmüş isede, bu dâva nedeni ile mahkemenin uygulama durumunda bulunduğu Kanun hükümleri arasında, itiraz konusu yapılıp iptaline karar verilmesi istenen Kanun hükmünün yer alıp almadığı yönünden incelenip belli edilmesi gerekmektedir.

Sanık

hakkındaki kamu dâvası Türk Ceza Kanununun 230. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları gereğince cezalandırılması işlemi ile açılmıştır. Eylemin saptanması

halinde sanığa bu hükümler uyarınca ceza tertibi gerekecek ve böylece, ceza

tertibinde dayanılacak kanun maddeleri bu davada uygulama yeri bulacak isede,

mahkemenin dâvada uygulama durumunda olduğu hükümlerin sadece bunlardan ibaret

kaldığı düşünülemez. Görevi belli eden nöbet çizelgesinin düzenlenmesinde yani

sanığa görevin verilmesinde dayanılan hüküm, 3005 sayılı Meşhut Suçların

Muhakeme Usulü Kanununun itiraz konusu yapılmış bulunan 8. maddesinde yer

aldığına ve yükletilen suçun hukuka uygunluk ögesine doğrudan doğruya etkili

bulunduğuna göre, onun da bu dâvada mahkemece gözönünde bulundurulması

zorunluğu var demektir. Başka deyimle mahkeme dâva konusu suçun kanunî

öğelerini araştırıp saptarken, bu hükmü de kendiliğinden uygulama durumunda

bulunacaktır. Çünkü, bir kamu dâvasında sanığa yükletilen görevi ihmal suçunun

kanunî öğeleri ile birlikte oluşması, ilkönce, bu görevin memura Kanuna ve

hukuka uygun olarak verilmesi koşuluna bağlı bulunmaktadır. Bu bakımdan, söz

konusu hükmün Anayasa'ya aykırılığının saptanması, sanık hakkında mahkemece verilecek

karara, yani sonuca doğrudan doğruya etkili olacak demektir. Esasen bir dâvada

uygulama yeri bulunan Kanun hükmü deyim veya kavramı, o dâvada sadece dâvayı

açan belgede uygulanması istenen hükümleri değil, aynı zamanda dâvanın esasına

etkili ve sonucu da değiştirecek nitelikte olup, dolaylı biçimde uygulanacak

hükümleri de kapsamaktadır. Kaldı ki, sözü geçen deyime böyle bir kapsam

tanımak, yasaların Anayasa'ya uygunluğunun Anayasa Mahkemesince denetlenmesiyle

güdülen amaca da uygun düşmektedir. Çünkü bu denetimin asıl ereği yasalardaki

Anayasa'ya aykırı olan kuralların olabildiği ölçüde ayıklanıp ortadan

kaldırılmışım saplamaktır.

Anayasa Mahkemesi, yukarıda gösterilen gerekçelere dayanarak ve dosyanın da eksiği bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Avni Givda ve Sait Koçak'ın itirazın 3005 sayılı Kanunun 8. maddesini uygulama durumunda bulunmayan Eskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesinin yetkisizliği yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oyları ile ve oy çokluğu ile karar vermiştir.

IV-

İTİRAZ KONUSU HÜKÜM

Mahkemece iptali istenen kanun hükmü şöyledir :

8/6/1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 8. maddesi :

"Maznun yakalandığı günde mahkemeye sevk edileceği sırada çalışma zamanı bitmiş veya herhangi bir tatil gününe tesadüf etmiş ise Cumhuriyet Müddeimumisi mahkemeyi hemen çalışmaya davet edebileceği gibi maznunun mahkemeye şevkini ertesi güne de bırakabilir. Şu kadar ki Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından dördüncü maddede yazılı sebepten dolayı maznunun mahkemeye şevki ertesi güne bırakılmış ise yukarıki fıkrada yazılı sebeple de olsa maznunun mahkemeye şevki ikinci bir teahhura uğratılamaz."

MAHKEMENİN

DAYANDIĞI ANAYASA HÜKÜMLERİ

Mahkemenin gerekçesine dayanarak yaptığı Anayasa maddeleri aşağıdadır :

"Madde 42- Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici tedbirler alır.

Angarya yasaktır.

Memleket ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı anlarda vatandaşlık ödevi niteliği alan beden veya fikir çalışmalarının şekil ve şartları, demokratik esaslara uygun olarak kanunla düzenlenir."

"Madde 44- Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.

Ücretli hafta ve bayram tatili ve ücretli yıllık izin hakkı kanunla düzenlenir."

VI-

ESASIN İNCELENMESİ

İtirazın esasına ilişkin rapor, itiraz yoluna başvuran Eskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesinin 3 Mart 1971 günlü, 1970/1418 sayılı karan ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hükümle dayanılan Anayasa maddeleri, gerçekleri ile bunlarla ilgili Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

8 Haziran 1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu suçüstü olarak işlenen suçların memleket asayişini bozmalarını önlemek ve toplum üzerinde yarattıkları heyecanı ortadan kaldırmak amacı ile belli yerlerde suçüstü olarak işlenen cürüm veya kabahat cinsinden bazı suçların kovuşturulmasına ve duruşmalarına ilişkin kuralları, yani, ceza usulü hükümlerini kapsamaktadır.

Türkiye

Cumhuriyeti Anayasası, ceza ve ceza usulü alanları ile ilgili birkaç genel ve

temel nitelikteki ilkeyi belli etmekle yetinmiş ve 136. maddesinin

"Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri

kanunla düzenlenir." Biçimindeki hükmü ile yargılama usullerine ilişkin

kuralların yasalarla düzenlenmesini öngörmüştür. O halde, yargılama usulleri,

genel usul kanunları ile düzenlenebileceği gibi, usul hükümleri özel usul kanunlarında

veya herhangi bir kanunda da yer alabilir. Bu nedenledir ki, belli yerlerde

suçüstü olarak işlenen belli suçların kovuşturulmasına ve duruşmalarına ilişkin

hükümlerin 3005 sayılı Kanunla düzenlenmesinde Anayasa'ya aykırılık sözkonusu

yapılamaz.

Ceza

yargılama usulleri konusundaki yasalar, Anayasa'ya göre, yargılama

çalışmalarına veya yargılama ile doğrudan doğruya veya dolayısiyle ilgili öteki

adlî çalışmalara katılanların, bu çalışmaları karşılığı olarak hak edecekleri

ücretleri ne yolda alacaklarına ilişkin malî esas ve hükümleri kapsamak

zorunluğunda değillerdir. Bu bakımdan, yargılama usulleri hakkındaki bir genel

veya özel kanun veya hükme, bu yolda bir esas konulmamış olmasının da

Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülemez. Aslında kamu hizmeti dolayısiyle kamu

görevlilerince yapılacak her çeşit çalışmalar karşılığında alacaklarının belli

edilmesi ve ödenmesi hakkındaki esas ve kurallar genel olarak malî kanunlarla

teşkilat yahut personel kanunlarında veya harç tarifesi gibi kanunlarda yer

almaktadır. Görevlilerin bir yargılama usul kanun veya hükmüne dayanarak

yapacakları çalışmalar karşılığında kendilerine ne yolda ücret ödenileceğine

dair bir esas veya kuralın aynı kanuna veya hükme konulmamış olması ise, bu

çalışmalar için görevlilere bir ücret verilmiyeceği anlamına alınamaz.

Nitekim, özel bir ceza yargılama usulü kanunu olan 3005 sayılı Kanuna ve Özellikle bu Kanunun 8. maddesine göre günlük olağan çalışma saatleri dışında, ve resmî tatil günlerinde yapılacak yargılama çalışmaları karşılığında görevlilere ne yolda ücret verileceğini gösterir esas ve kuralların bu Kanunla düzenlenmemiş olması, bu konuda başka yasalara gerekli esas ve kuralların konulmasına ve görevlilerin istihkaklarını bunlar çerçevesinde istemelerine engellik edemez.

Esasen bu hizmetlerin büyük, bir bölümü ve hiç kuşku yok ki bunların başında gelen yargılama çalışmaları aslî ve süreklidir. Bu bakımdan, böyle bir hizmetin gerektirdiği görevlerin niteliği ve koşulları nedeni ile, sürekli veya olağan çalışma saatleri dışında ve hatta resmî tatil günlerinde yahut gündüz ve gece yerine getirilmesini zorunlu gören bir yasa hükmünün de Anayasaya aykırılığı düşünülemez.

Bundan

başka, yukarıki açıklamalara göre, olağan çalışma saatleri dışında veya resmî

tatil günlerinde yapılması yasa gereği olan yargılama çalışmaları angarya da

sayılamaz. Anayasa Mahkemesinin 2/6/1964 günlü, 11717 sayılı Resmî Gazete'de

yayınlanmış bulunan (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi - Sayı 2 - Sayfa 70)

6/3/1964 günlü, 1963/-358 - 1964/17 sayılı kararında açıklandığı üzere, angarya

bir maldan veya bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma olduğuna göre,

yargılama işlerinde görevlilerin çalışmalarından bu biçimde bir yararlanma

yapıldığı ileri sürülemez. Çünkü, iptali istenen Kanun hükmünde görevlilerin

çalışmalarına karşılık kendilerine bir ücret verilmiyeceğine ilişkin bir hüküm

yer almadığı gibi, kamu görevlilerinin her çeşit çalışmaları karşılığında aylık

ve ücretlerini ve öteki akçalı haklarını ne yolda hak edecekleri ve alacakları,

yasalarca öteki özlük hükümleri arasında belli edilmektedir. Diğer yönden, 3005

sayılı kanunun dâva konusu edilen 8. maddesine göre yapılması zorunlu olan

çalışma saatleri dışındaki ve tatil günlerindeki yargılama çalışmalarını

düzenleyen yönetmeliğin yasalara aykırı kuralları kapsaması veya bu çeşit

çalışmalar için ne yolda ödeme yapılacağına ilişkin esasların Bakanlar

Kurulunca henüz kararlaştırılmamış olması gibi yönetime ilişkin konuların

denetimi Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kaldığından, gerek yönetmelikte,

gerekse Bakanlar Kurulu kararnamelerinde yasalara aykırı kuralların veya

esasların yer alması veya bu yolda henüz bir saptama yapılmaması, Anayasa'ya

aykırı yönü bulunmayan bir Yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunun kabulü

için neden sayılamaz.

3005

sayılı Kanunun itiraz konusu yapılan 8. maddesinin, Anayasa'nın Ceza ve ceza

usulü alanlarında koyduğu genel ve temel ilkelere ve sınırlayıcı, buyurucu ve

yasaklayıcı başka herhangi bir hükmüne aykırı bir hukuk kuralını içermediğine

ve bu kanun uyarınca yapılacak yargılama çalışmaları ile bunlarla ilgili başka

adlî çalışmalarda görevlilere olağan çalışma saatleri dışında veya resmî tatil

günlerindeki çalışmaları karşılığının verilmesini önleyen bir kayıt da

olmadığına göre, bu hali ile Anayasa'nın 42. ve 44. maddelerine veya başka

herhangi bir maddesine aykırı yönü görülemediğinden, yerinde olmayan itirazın

reddine karar verilmelidir. Şahap Arıç ve Recai Seçkin bu görüşe

katılmamışlardır.

SONUÇ

:

8/6/1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 8 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Şahap Arıç ve Recai Seçkin'in karşıoyları ile ve oyçokluğu ile 8/-7/1971 gününde karar verildi.

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Muhittin Taylan

Üye

Şahap Arıç

üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

Üye

Ahmet Akar

Üye

Kâni Vrana

Üye

Halit Zarbun

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın 151 inci maddesine göre bir mahkeme ancak bakmakta olduğu dâvada uygulanacak kanun hükümlerini bunların Anayasa aykırılığını ileri sürerek, Anayasa Mahkemesine getirilebilir. Bu hükmün benzeri 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27 nci maddesinde de yer almıştır.

İtiraz yoluna başvuran Eskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dâva vardır. Bu, nöbet çizelgesi gereklerini yerine getirmemek yoluyla adlî görevini ihmalden sanık bir zabıt kâtibi hakkında Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesine göre cezalandırılması istemiyle açılmış kamu davasıdır.

Mahkeme ise 8/6/1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunun 8 inci maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesini istemektedir.

3005 sayılı Yasanın 8 inci maddesi, yalnızca Cumhuriyet Savcısına tanınmış bir yetkiyi düzenlemektedir. Bu madde hükümlerine göre sanığın yakalandığı günde mahkemeye sevkedileceği sırada çalışma zamanı bitmiş veya herhangi bir tatil gününe rastlamışça Cumhuriyet Savcısı mahkemeyi hemen çalışmaya çağırabileceği gibi sanığın mahkemeye şevkini ertesi güne de bırakabilecektir. Maddede zabıt kâtiplerinin iş saatleri dışında çalıştırılmalarını düzenleyen hiçbir hüküm yer almamıştır.

3005

sayılı Kanunun uygulanmasını göstermek ve sağlamak üzere tüzük ve yönetmelikler

çıkarılabilir. Mahkeme sanığın nöbet çizelgesi karşısındaki durumunu ve

çizelgenin tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığım araştırabilir.

Ancak böyle bir tutum hiçbir zaman 3005 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin

mahkemece, bakılmakta olan dâvada uygulandığı veya uygulanacak olduğu anlamını

taşımaz. Görevini ihmalden sanık bir kimse hakkındaki kamu dâvasında, ihmalin

suçüstü hükümlerine bağlı bir dâvada oluştuğu nedeniyle, 3005 sayılı Kanunun o

kamu dâvasında uygulanacağı görüşünü benimsemek Anayasa'nın 151 inci maddesinde

geçen "uygulanacak" deyimini değil delâlet ettiği hukukî kavramdan,

sözlük anlamından bile uzak düşürecek bir davranış olur ve hukukî destekten

yoksun kalır.

Öte

yandan, bu konuya ilişkin eski karşıoy yazılarında birçok kez ayrıntılarıyle

açıklandığı üzere, iptal dâvası yolunun (Anayasa - madde 149) Anayasa'ya

aykırılık sorununun soyut ve genel bir açıdan ele almasına karşılık, ancak bir

kanun hükmünün belirli bir kişinin belirli haklarını etkileme durumuna geçmesi

halinde işleyebilen ve Anayasa'ya aykırılık sorununu dar bir çerçeve içinde

somut ve özel yönden konu edinen itiraz yolunun Anayasa'da öngörülmesi ile

(Madde 151) en başta güdülen erek iptal dâvası müessesesinin varlığına rağmen

yürürlükte kalabilmiş birtakım Anayasa'ya aykırı hükümler yüzünden belirli

kişilerin belirli haksızlıklara uğramalarını önlemek, mahkemelerin Anayasa'ya

aykırı gördükleri hükümleri uygulamaktan kaçınmalarına, böylece Anayasa'nın

üstünlüğü ilkesinin bu alanda da korunmasına olanak sağlamaktadır. Anayasa'ya

aykırı kanunların ayıklanması, çoğunluk görüşünce benimsendiği gibi, 151 inci

maddede öngörülen düzenin baş ereği ve o düzenle doğrudan doğruya elde

edilebilecek bir sonuç değildir. Bunun, düzenin dolayı bir etkisi, bir yan

sonucu gibi görünmesi daha yerinde olur.

Özetlemek gerekirse : 3005 sayılı Yasanın 8 inci maddesi Eskişehir Asliye 2 nci Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu dâvada uygulayacağı bir hüküm değildir. Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerine uymayan itirazın itiraz yoluna başvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gereklidir. 1971/28 esas sayılı işte, 20/5/1971 günlü ilk inceleme toplantısında mahkeme itiraza yetkili görülerek işin esasının incelenmesi yolunda verilen karara yukarıda yazılı nedenlerle karşıyım.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Sayın Recai Seçkin'in karşıoy yazısındaki görüşe katılıyorum.

Başkanvekili

Avni Givda

KARŞIOY

YAZISI

l-

657 sayılı Devlet Memurları Yasa'sının 1327 sayılı Yasa ile değişik 178.

maddesinin birinci fıkrasında (Günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışılan

süreler hakkında bu Kanunun 99. maddesinin son fıkrası hükmü uygulanır.)

denilerek çok çalışma sürelerinin yıllık iznin arttırılması yolu ile

karşılanması ilkesi benimsenmiş; gerçekten, sözü geçen 178. maddenin ikinci

fıkrasında (Ancak sahasında yetişmiş eleman azlığı nedeni ile yeterli sayıda

istihdam edilemeyen ve dolayısiyle fazla çalışmalarının izinle telafisine imkân

olmayan meslek mensuplarına fazla çalışma ücreti ödenebilir.) Ve üncüncü

fıkrasında ise (Hangi meslek mensuplarına ne miktar fazla mesai ödeneceği her

yıl bütçe Kanunlarında gösterilir ve uygulama, ilgili kuruluşların görüşü

alınarak Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Dairesi tarafından hazırlanacak

bir yönetmelikle düzenlenir,) kuralları bulunduğu gibi gönderme yapılan 657

sayılı Yasa'nın 1327 sayılı Yasa ile değişik 99. maddesinin son fıkrasında da

(Kurum amirlerinin lüzumlu gördüğü hallerde bu sürenin üstünde çalışılması

gerekir ise fazla çalışılan süre, memurun, yıllık izin süresine eklenir.)

kuralı konulmuştur. Adliye kâtipleri iyi daktilo bilmek ve mahkemede tutanak

kâtipliği işlerinde üç beş ay çalışarak işe alışmak yolu ile yetiştiklerinden

tutanak kâtipliği mesleğinde yetişmiş kimse azlığı söz konusu olamıyacağı, için

suçüstü nöbeti tutan adliye kâtiplerinin 657 sayılı Yasa'nın değişik 178.

maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarından yararlanması düşünülemez. Bir an için

bunun tersi kabul edilse bile, 178. maddenin ikinci fıkrasında (...... fazla

çalışma ücreti ödenebilir.)

Denilmekle fazla çalışma parasının ödenmesi bir borç olarak idareye yükletilmiş olmayıp bu türlü ödemeler konusunda idareye ancak bir yetki tanınmıştır.

Adliye

kâtiplerinin kadrolarında genellikle darlık bulunduğu için onların yıllık

izinlerinin arttırılması yolu ile suçüstü nöbetlerinin sonucu olan çok

çalışmalarının karşılanması genellikle olanak dışıdır. Sonuç olarak Devlet

Memurları Yasa'sının değişik 178. veya değişik 99. maddesinin uygulanması yolu

ile adliye kâtiplerinin söz konusu fazla çalışmaları karşılanamayacaktır.

Anayasa'nın 42. maddesi, Devleti çalışanların insanca yaşaması için sosyal,

iktisadî ve malî tedbirleri alarak korumak ve çalışmayı denetlemek ile yükümlü

kılmakta ve karşılıksız çalışma demek olan angaryayı yasaklamaktadır. Buna göre

çalışan her kişinin çalışma süresini aşan çalışmasının karşılığının ödenmesi,

ilke olarak kesin bir borçtur.

İtiraz konusu 8. madde kuralı, salt biçimde yazılmıştır. Başka Yasalarda suçüstü nöbeti tutan kâtiplerin çok çalışmalarını karşılayan bir kural dahi yoktur. Bu bakımdan tartışma konusu 8. maddenin yorumunda Devlet Memurları Yasa'sının bir takım kurallarının gözönünde tutulması ve bunlardan sonuçlara varılması hukuka uygundur. Sonuç olarak 8. madde kuralı karşılıksız çalışma ödevi yüklemekte bulunulan bir kural niteliğinde olduğu için Anayasa'ya aykırıdır, iptal edilmelidir.

2- Anayasa'nın 117. maddesi kuralı dahi, Anayasa'nın 41, 42, 44 ve 45 inci maddelerinin sağladığı haklan kaldırır nitelikte kuralları kapsadığı yolunda yorumlanamaz.

3- Karşılıksız çalışma, ancak Anayasa'nın 42. maddesinin 4. fıkrası gereğince yurttaşlık ödevi niteliği alan beden veya beyin çalışmaları için biçim ve koşullan demokrasi esaslarına uygun olarak yasa ile kural konulan alanlarda söz konusu olabilir. Adliye kâtiplerinin çalışına alanlarının bu nitelikte olduğu ve bundan dolayı suçüstü nöbetleri karşılığında bedava çalışmak ile yükümlü bulundukları yolunda açık ve seçik bir kural konulmuş olmadığı için itiraz konusu kuralın karşılıksız çalışmayı haklı gösteren bir kural olduğu dahi ileri sürülemez.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

:

Yukarıda yazılı nedenlerden ötürü itiraz konusu kuralın iptaline karar verilmek gerekli iken itirazın reddedilmiş bulunmasına karşıyım.

Üye Şahap Arıç Üye Recai Seçkin

Anayasa Mahkemesi, E. 1971/28, K. 1971/64, 8 Temmuz 1971 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I-
  4. Olay
  5. Iıı-
  6. İlk İnceleme
  7. Iv-
  8. İtiraz Konusu Hüküm
  9. Mahkemenin
  10. Dayandığı Anayasa Hükümleri
  11. Vı-
  12. Esasın İncelenmesi
  13. Sonuç
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. H. Boyacıoğlu
  17. Karşıoy
  18. Yazısı
  19. Karşıoy
  20. Yazısı
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1971/28
Karar No
1971/64
Tarih
8 Temmuz 1971

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1971/32 K.1971/65
  • AYM Norm Denetimi E.1971/43 K.1971/71
  • AYM Norm Denetimi E.1971/42 K.1971/70
  • AYM Norm Denetimi E.1971/38 K.1971/68
  • AYM Norm Denetimi E.1971/39 K.1971/69
  • AYM Norm Denetimi E.1971/34 K.1971/72

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.