İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1971/52 K.1972/1

Karar günü:3/2/1972

Esas1971/52Karar1972/1Tarih3 Şubat 1972Okuma40 dk · 8.041 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Şubat 1972
Esas Sayısı
1971/52
Karar Sayısı
1972/1
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.041 kelime·40 dk okuma·31 bölüm

Karar günü:3/2/1972

Resmi Gazete tarih/sayı:7.6.1972/14208

İptal dâvasını açan: Millet Meclisinin üye tamsayısının altıda biri tutarındaki üyeleri.

İptal dâvasının konusu: 3/9/1971 günlü, 13945 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa geçici bir madde eklenmesi" hakkındaki 26/8/1971 günlü, 1478 sayılı Kanunun Anayasa'nın genel ilkelerine, 10. ve 12. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş yine Anayasa'nın değişik 147., değişik 149. ve 150. maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.

II.

YASA METİNLERİ

l- İptali istenen Kanun :

Anayasa'ya biçim ve esas yönlerinden aykırılığı ileri sürülerek iptali dâva edilen "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa geçici bir madde eklenmesi" hakkındaki 26/8/1971 günlü, 1478 sayılı Kanun (3/9/1971 günlü, 13945 sayılı Resmî Gazete'de çıkan metne göre) şöyledir :

"Madde l- 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir :

Geçici Madde- a) 2/8/1960 tarihi ile parlömanter rejimin ilk toplantı tarihi olan l Kasım 1961 tarihi arasında 2/8/1960 tarihli ve 42 sayılı Kanun hükümlerine göre emekliye sevk edilmiş bulunan üstsubay ve askerî memurlara bağlanan emekli aylıkları emekliye ayrıldıkları tarih ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasındaki sürenin her üç yılı bir derece yükseltilmek ve artan yıllar kademe ilerlemesine sayılmak suretiyle düzeltilir.

b) Bunlardan 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre görev almış olanlara emekli olduklarında bu kanun hükümleri uygulanır.

c) (b) fıkrası dışında kalanların (30) yıldan noksan hizmet süreleri emekliye sevk edildikleri tarihlerdeki görev aylıkları üzerinden ve o tarihlerdeki borçlanma esaslarına göre, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığınca borçlandırılır.

Bu borçlanma, ilgililer adına borcun tahakkuk ettirildiği tarihi takiben aybaşından itibaren aylıklarından % 10 kesilmek suretiyle tahsil olunur.

Borçlandırılacak olanların bu sürelerle birlikte hizmet süresi toplamı (30) yılı geçemez.

d) Bunlardan ölenlerin dul ve yetimleri hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.

e) Bunlara, geçmiş süreler için görev ve emekli aylıkları ile emekli ikramiyesi farkları ödenmez.

Madde 2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."

2- Davacının dayandığı Anayasa hükümleri :

1478 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddiayı ve iptal istemini desteklemek üzere davacı tarafından ileri sürülen Anayasa hükümleri aşağıda gösterilmiştir :

"Başlangıç : .......................................................................................................

.............................................. Türk Milleti;

Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, ........................ daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve;

..................................................................................

insan hak ve hürriyetlerini, millî dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletim bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak için,

............... bu Anayasayı kabul ve ilân ............ eder."

"Madde 10- Herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlayan siyasî, iktisadî ve sosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar."

"Madde 12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."

Madde 42- ...............................................................................

Devlet çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici tedbirleri alır.

III.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 7/12/1971 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında şu konular ele alınmış ve aşağıda açıklanacak sonuçlara varılmıştır :

l-

Dâva konusu edilen 26/8/1971 günlü, 1478 sayılı Kanunun 3/9/1971 günlü, 13945

sayılı Resmî Gazete'de yayınlandığı; dâva dilekçesinin 27/10/Î971 gününde Genel

Sekreterlikçe kaleme havale edilerek 1703 sıra ve 1971/52 esas sayısını aldığı

ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunim 26. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi

Genel Sekreterinin dâva dilekçesini kaleme havale ettiği tarihte dâva açılmış

sayılacağından Anayasa'nın 150. ve 44 sayılı Kanunun 22. maddelerine göre

dâvanın süresi içinde olduğu dâva dilekçesinin başında "iptali isteyenler

aşağıda imzalan mevcut Anayasa'nın öngördüğü sayıda milletvekili (Kars

Milletvekili Kemal Okyay ve 77 arkadaşı)" diye yazılı bulunduğu;

milletvekillerinin adlarının, imzalarının ve seçim çevrelerinin dâva

dilekçesinin son sayfası olan 7. sayfadan başlayarak beş sayfayı doldurduğu;

her imza sayfasının (T. B. M. M. Zatişleri ve Evrak Müdürlüğü) mühürü ile

mühürlenip imzalandığı, en son imza sayfasının altında da "imzaların

kendilerine ait olduğu tasdik olunur." biçiminde yine (T.B.M.M. Zatişleri

ve Evrak Müdürlüğü) mühürü ile mühürlenmiş imzalı bir onama yazısının yer

aldığı ve onanlı imzalar toplamının dilekçenin başında, açıklandığı gibi yetmiş

sekiz değil yetmiş altı olduğu görülmüştür.

Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 149. maddesine göre Yasama Meclislerinden birinin üye tamsayısının en az altıda biri tutarındaki üyeleri Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açabilirler.

Yine Anayasa'nın 67. maddesi uyarınca Millet Meclisinin üye tamsayısı dört yüz elli ve bunun altıda biri tutan yetmiş beştir.

Dâva dilekçesi altında adları ve imzaları bulunan Milletvekilleri (T. B. M. M. Zatişleri ve Evrak Müdürlüğünün onaması uyarınca) seçim çevreleri sırasına göre şunlardır :

Dâva

dilekçesinin başında adı özellikle açıklanan Kars Milletvekili Kemal Okyay bu

durumu dolayısiyle, 44 sayılı Kanunun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca

kendisine tebligat yapılacak üye sayılabileceğinden ve dâva dilekçesindeki

imzaların T. B. M. M. Zatişleri ve Evrak Müdürlüğünce onanmış olması yeterli ve

geçerli görüldüğü, dilekçede yazılı adlar ve seçim çevreleri ayrıca T. B. M. M.

nce çıkartılan Millet Meclisi Albümü ile de karşılaştırılarak uygunluğu

saptanmış olduğu için başkaca bir belgeye veya onamaya gerek bulunmadığı gibi

esasen 44 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi içtüzüğü bu konuda özel bir hüküm

de getirmemiş olduğundan 44 sayılı Kanunun 26. maddesine uygun bulunan dâva

dilekçesinin eksiği olmadığı sonucuna varılmıştır.

Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Kani Vrana, Şevket Müftigil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

2-

a) Millet Meclisi İdare Amirliğinin 1/12/1971 günlü, 192/14-36544 sayılı

yazısına bağlı olarak gelen Ankara Milletvekilleri Kâzım Coşkun ve Mustafa

Maden, Çankırı Milletvekili Nuri Çelik Yazıcıoğlu, Erzincan Milletvekilleri

Hasan Çetinkaya ve Naci Yıldırım, Gaziantep Milletvekili Erdem Ocak, Kırşehir

Milletvekili Cevat Eroğlu, Rize Milletvekili Sami Kumbasar, Samsun Milletvekili

İsmet Yalçınar, Urfa Milletvekilleri Mehmet Aksoy ve Bahri Karakeçili'ye

ilişkin tek biçim 11 dilekçede aynen (Anayasaya aykırı hükümler taşıdığı iddia

edilen 1478 sayılı Kanunun iptali için verilen dilekçeye, sehven imza atmış

olmam dolayısiyle muteber addedilemiyerek gerekli işlemin yapılmasını

arzederim.) denilmektedir. Bu dilekçeleri verenlerden Erzincan Milletvekili

Naci Yıldırım ve Kırşehir Milletvekili Cevat Eroğlu'nun dâva dilekçesinde

adlarının ve imzalarının bulunmadığı saptanmıştır.

b) Ankara Milletvekili Ferhat Nuri Yıldırım'a ilişkin 6/12/1971 günlü dilekçede ise (1478 sayılı Kanunun iptali için dilekçe tanzim etmediği, bu yolda düzenlenen bir dilekçeye imza koymadığı, kanun teklifini yapanlar arasında bulunduğu için iptal dilekçesini imzalamasının mümkün olmadığı, böyle bir imzası varsa bilmeyerek yaptığı ve geri aldığı) ileri sürülmektedir.

c)

aa- Söz konusu olan Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 149. maddesine

dayanılarak açılmış bir iptal dâvasına ilişkin dilekçedir. Bu dilekçeyi

imzalayanlar sıradan kimseler değildir. Yasama yetkisini elinde tutan Türkiye

Büyük Millet Meclisinin (Anayasa madde 5 ve 63) bir kanadının, Millet

Meclisinin üyeleridirler. Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Devletin

bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarım görüşmek ve kabul etmek, para

basılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm

cezalarının yerine getirilmesine karar vermek (Anayasa - değişik madde 64),

milletlerarası andlaşmaları uygun bulma (Anayasa - madde 65), savaş hali

ilânına, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya

yabancı silâhlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme (Anayasa - madde

66) Cumhurbaşkanını seçme (Anayasa - madde 95), sıkıyönetim ilânını onama

(Anayasa - değişik madde 124) gibi yetkilerle donatılmış Türkiye Büyük Millet

Meclisini Cumhuriyet Senatosu ile birlikte oluşturan ve ayrıca Millet Meclîsi

seçimi yenileme (Anayasa - Mad. de 69), Bakanlar Kuruluna güven oyu verme

(Anayasa - madde 103), gensoru (Anayasa - değişik madde 89) gibi konularda da

yetkisi bulunan Millet Meclisinin ve bu Meclis üyeliğinin önemi üzerinde söz

söylemenin yeri ve gereği yoktur. Bir milletvekilinin imzaladığı belgeyi, hele

söz konusu olan bir iptal dâvası dilekçesi ise, bilmemesi veya bir belgeyi

bilmeden imzalaması, yahut Anayasa'nın değişik 149 maddesinin kanunların ve

Yasama Meclisleri içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetimlerinin sağlanması

ereğiyle verdiği bir yetkiyi böylesine önemsememesi hiç bir zaman düşünülemez

onun içindir ki dâva dilekçesinin "sehven" veya

"bilmiyerek" imzalandığı yolundaki soyut iddianın, yanılmanın niçin

ve nasıl olduğunu ayrıntılanyle ortaya koyacak bir açıklama, başka deyimle

olağandışı bir durumun varlığı ile desteklenmedikçe, dinlenme değeri ve böyle

bir iddianın üzerinde durulma ve araştırılmasına gidilme gereği yoktur. Şu

duruma göre dokuz milletvekilinin dilekçelerindeki "sehven imzalama"

ve bir milletvekilinin dilekçesindeki "bilmeyerek imzalama" iddiaları

üzerinde, yukarıda tartışılan nitelikleri dolayısiyle, araştırma yapılmasının

yeri olmamak gerekir. İki Milletvekilinin ise, yukarıda açıklandığı üzere,

zaten dâva dilekçesinde adları geçmemektedir.

Ankara Milletvekili Ferhat Nuri Yıldırım'ın 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifi verenler arasında olduğu için iptal dâvası dilekçesini imzalamasına olanak bulunmadığı yolunda ayrıca ileri sürdüğü iddiaya gelince; bir kanun teklifini vermiş kimsenin teklif kanunlaştıktan sonra Anayasaya aykırı bulunduğu kuşkusuna düşmesi ve Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçmesini istemesi olağan bulunduğundan böyle bir iddiada delil niteliği görmenin olanağı yoktur.

"Yanılarak imzalama" iddiaları üzerinde araştırma yapılmasına yer olmadığı görüşüne Şahap Arıç, Kani Vrana ve Ahmet H. Boyacıoğlu katılmamışlardır.

ç) Ankara Milletvekili Ferhat Nuri Yıldırım, dilekçesinde, yukarıda belirtildiği üzere, ayrıca "dâva dilekçesinde imzası varsa geri aldığını" da açıklamıştır. Bu açıklama milletvekilinin açılmasına katıldığı iptal dâvasından kendi bakımından vaz geçtiği anlamım taşır.

Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 149 uncu maddesinin Yasama Meclislerinden birinin üye tamsayısının en az altıda biri tutarındaki üyelerine tanıdığı Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açma hakkı kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetiminin sağlanmasını öngören yollardan biridir ve bundaki kamusal erek ve nitelik ortadadır. Böyle bir dâva bir kez açıldı mı artık ondan vazgeçilemez ve vazgeçme iddiası dinlenenle' Onun içindir ki Ankara Milletvekili Ferhat Nuri Yıldırım'ın "dâva dilekçesindeki imzasını geri aldığı" yolundaki açıklaması üzerinde durmanın yeri ve gereği yoktur.

3- Yukarıda açıklanan nedenlerle geçerli olduğu ve dosyaca eksiği bulunmadığı sonucuna varılan dâvanın esasının incelenmesi gerekmektedir.

4- Emekli İnkilap Subayları Derneğinin Genel Başkanı imzasiyle verilen ve 26/11/1971 gününde Anayasa Mahkemesi kaydına geçen 18/11/1971 günlü dilekçede; 1478 sayılı Kanuna ilişkin iptal dâvasına dernek mensuplarının muhatap olduğu ileri sürülerek savunma hakkı en geniş biçimde kullanılmak üzere dâva dosyasını incelemelerine izin verilmesi istenmektedir.

Eldeki dâva Anayasa Mahkemelinin görev ve yetkilerinden kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi alanına girmektedir. Anayasa'ya uygunluk denetiminde "taraf" olma ve "savunma" söz konusu bulunmadığından yukarıda özetlenen istemin reddine karar verilmelidir.

5- Yukarıdan beri açıklanan gerekçelerle :

a) Dâva dilekçesinde eksiklik bulunmadığına Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Kani Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile,

b) Oniki Milletvekilinin "sehven imzalama" iddiaları üzerinde araştırma yapılmasına yer olmadığına Şahap Arıç, Kani Vrana ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,

c) Yukarıdaki nedenlerle geçerli olduğu sonucuna varılan ve dosyaca eksiği bulunmayan dâvanın esasının incelenmesine oybirliğiyle,

ç) Emekli İnkilap Subayları Derneği Genel Başkanı imzasiyle verilen 18/11/1971 günlü dilekçedeki istemin reddine oybirliği ile, 7/12/1971 gününde karar verilmiştir.

IV-

ESASIN İNCELENMESİ

Dâvanın esasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi, iptali istenen 1478 sayılı Kanun, Anayasa'ya aykırılık iddiasına dayanıklılık eden Anayasa hükümleri; bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

l- Dört Milletvekilince verilen dilekçeler :

Görüşmelerin başında Urfa Milletvekili Mehmet Aksoy, Erzurum Milletvekili Sabahattin Araş, Kayseri Milletvekili Enver Turgut ve Afyon Milletvekili Şevki Güler'in adlarına Anayasa Mahkemesine doğrudan doğruya verilmiş dört dilekçe ele alındı. Bunlardan Mehmet Aksoy'un dilekçesi 11/12/1971, Sabahattin Araş ve Enver Turgun'unkiler 17/12/1971, Şevki Güler'inki 24/12/1971 günlerinde Anayasa Mahkemesi kayıtlarına geçmiş bulunmakta idi.

Mehmet Aksoy adı altında verilen dilekçede 1478 sayılı Kanunun iptali konusunda dilekçe düzenlenmediği, bu yolda düzenlenmiş bir dilekçeye imza konulmadığı ileri sürülerek bu hususun incelenmesi ve dikkate alınması istenmektedir.

Sabahattin Araş ve Enver Turgut adlarına düzenlenen iki dilekçede 1478 sayılı Kanunun iptali için verilen dâva dilekçesine sehven imza atıldığı ileri sürülmüş ve geçerli sayılmaması istenmiştir.

Şevki Güler adı altında verilen yazıda ise 1478 sayılı Kanunun iptali için açılan dâvaya ilişkin dilekçedeki imzanın geri alındığı açıklanmaktadır.

a) Dâvanın esasının incelenmesine karar verildikten sonra gelmiş bulunan söz konusu dört dilekçenin aşağıda da ayrıca açıklanacak niteliklerine göre bunlardaki imzaların dilekçelerde adları belirlenen milletvekillerine ilişkin bulunup bulunmadığının Millet Meclisi Başkanlığından sorulmasına yer olmamak gerekir.

Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

b) Afyon Milletvekili Şevki Güler'in dâva dilekçesindeki imzasını geri aldığını bildirmesi milletvekilinin açılmasına katıldığı iptal dâvasından vazgeçtiği anlamını taşır. İptal dâvası bir kez açıldıktan sonra ondan vazgeçilemiyeceği ve vazgeçme iddiasının dinlenemeyeceği yukarıda (III-2-c) bölümünde ayrıntılariyle açıklandığı için aynı gerekçenin burada tekrarlanmasının yeri yoktur. Şevki Güler'in vazgeçme dilekçesinin reddine karar verilmelidir.

c) Erzurum Milletvekili Sabahattin Aras ve Kayseri Milletvekili Envar Turgun'un "dâva dilekçesini yanılarak imzalama" iddiaları üzerinde, benzeri iddiaların yukarıda (III-2-c) bölümünde belirtilen niteliğine göre araştırma yapılmasının yeri yoktur.

Şahap Arıç. Ahmet Akar, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

ç) Urfa Milletvekili Mehmet Aksoy Millet Meclisi idare Amirliğinin 1/12/1971 günlü, 192/14-36544 sayılı yazısına bağlı olarak gelen dilekçesinde 1478 sayılı Kanunun iptali için açılan dâvaya ilişkin dilekçeyi "sehven" imzaladığını açıkladığı halde bu kez doğrudan doğruya verdiği 10/12/1971 günlü dilekçede dâva dilekçesine imza koymadığını ileri sürmektedir.

Dâva dilekçesini yetmiş altı milletvekili imzalamıştır. Mehmet Aksoy'un yeni iddiası gerçek çıksa bile imza sayısı yetmiş beşe düşecektir. Millet Meclisinin üye tamsayısının altıda biri yetmiş beştir. Demek ki bu durumda dahi milletvekillerince açılan bir iptal dâvasının geçerli olabilmesi için Anayasanın değişik 149. maddesinin şart koştuğu yeter sayı bozulmamış olacak, başka deyimle Aksoy'un iddiası sonucu etkileyemeyecektir. Şu duruma göre iddia üzerinde araştırma yapılmasına yer yoktur.

Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

d) Böylece, yukarıki açıklamalara göre :

aa) Afyon Milletvekili Şevki Güler, Kayseri Milletvekili Enver Turgut, Erzurum Milletvekili Sabahattin Aras, Urfa Milletvekili Mehmet Aksoy adlarını taşıyan ve Anayasa Mahkemesine doğrudan doğruya verilen dilekçelerdeki imzaların bu kimselere ait bulunup bulunmadığının Millet Meclisi Başkanlığından sorulmasına yer olmadığına Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

bb) Dâva açıldıktan sonra vazgeçme bildirisi geçerli olamıyacağından Şevki Güler imzalı dilekçenin reddine oybirliğiyle,

cc) "Sehven imzalama" iddiaları üzerinde, araştırma yapılmasına yer olmadığına Şahap Arıç, Ahmet Akar, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

çç) Mehmet Aksoy'un iddiası üzerinde, sonuca etkili bulunmadığından, araştırma yapılmasına yer olmadığına Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç. Ahmet Akar, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;

3/2/1972 gününde karar verildikten sonra Anayasa'ya aykırılık iddialarının incelenmesine geçildi :

2- 1478 sayılı Kanunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası :

Davacı, 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin Millet Meclisinin 151. birleşiminde oylanmasında usulsüzlük olduğunu ileri sürmekte; bu durumu ve teklifin Cumhuriyet Senatosunda yapıldığı gibi açık oya sunulmamış bulunmasını biçim yönünden Anayasa'ya aykırılık nedeni olarak göstermektedir.

Millet Meclisi Tutanak Dergisinin 19/8/1971 günlü 151. birleşime ilişkin bölümünün (Dönem 3 - Toplantı 2 - Cilt : 17, Sayfa : 38, 39) incelenmesinde görülen şudur : (Durumu iyice aydınlattığı için Başkanın sözleri aynen alınmıştır.)

"Başkan-

Başka söz isteyen' Yok. Bu konuda Meclisimizde ilk tatbikat olmaktadır.

Kanunlar Müdürlüğü ile görüştüm. Yani, Meclisçe reddedilmiş Senatoda kabul

edilmiş, tekrar Meclise gelmiş ilk mavzudur Ancak, Anayasa'nın bu konudaki,

Meclis, Cumhuriyet Senatosunun kabul ettiği metin yeniden görüşür hükmü, diğer

kanunların prosedürünü tatbik eder anlamını taşımaktadır. Bu bakımdan

müzakeresini yapmış olduğumuz bu kanun teklifinin tümü üzerindeki müzakereleri

bitirmiş oluyoruz. Maddelere geçilmesini oylayacağız. Maddelere geçilmesini

kabul ederseniz maddeleri tekrar görüşürüz. Başkanlık Divanı bu hükmü bu

mahiyette anlıyor ve tatbikatı bu şekilde yapacağız. Maddelere geçilmesini

oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler lütfen işaret buyursunlar. Etmiyenler...

Efendim oylar arasında çok yakın bir fark var; o bakımdan Divanda tereddüt

hâsıl olmuştur. Ayağa kalkmak suretiyle tekrarlıyacağız. Maddelere geçilmesini

oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler lütfen ağaya kalkmak suretiyle işaret

buyursunlar. 42 (C.H.P. arka sıralarından 32 sesleri) yanlış sayım varsa tekrar

sayarız, efendim. (C.H.P arka sıralarından yeniden sayılsın sesleri) Kabul

edenler lütfen ayağa kalkıp işaret buyursun. 41 efendim. Kabul etmiyenler... 39

(C.H.P, arka sıralarında gürültüler) Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir.

Efendim, (gürültüler)"

Bundan

sonra iki milletvekili kabul etmiyenlerin bir daha sayılmasını istemiş; Başkan

"Maddelere geçilmesi kabul edilmiştir. Çoğunluğunuz varsa 1. maddeyi

reddedersiniz mesele kalmaz." diyerek maddeyi okutmuş; söz isteyen

olmadığı için oylamaya geçmiş; "Maddeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul

edenler lütfen işaret..." dediği sırada A.P. sıralarından yedi

milletvekili ayağa kalkarak Genel Kurulda çoğunluğun olmadığını ileri

sürmüşlerdir. Bu iddia üzerine C.H.P. sıralarında şiddetli gürültüler ve

"oylama sırasında ekseriyet yok denemez" yollu bağırmalar olmuş;

Başkan oylamayı sürdürmek isterken A.P. sıralarından beş milletvekili ayağa

kalkarak Genel Kurulda çoğunluğun olmadığını yeniden ileri sürmüşler; Başkan yoklama

yapmıyarak "Oylamaya geçileceği sıradan kişi ayağa kalkmak suretiyle

ekseriyetin olmadığını beyan etmişlerdir. Zapta geçmiştir. Ekseriyetimiz

yoktur." demiş ve birleşimi kapatmıştır.

Kanun teklifi gündemde olduğu halde 25/8/1971 günlü 154 birleşimde Hükümet bulunmadığı için görüşülememiş (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem 3, Toplantı 2, Cilt : 17, Sayfa 150); 26/8/1971 günlü 155. birleşimde kanun teklifinin 1. maddesiyle ilgili iki öneri reddedildikten sonra 1. madde oylanmış ve Başkan aynen şöyle söylemiştir :

"Bitti efendim, oylamaya geçtik. Maddeyi kabul edenler lütfen işaret etsinler. Muhterem arkadaşlarım; oylarınızın izharında Başkanlık mütereddit kalmaktadır. Sarih olarak oylarınızı kullanmanızı rica ederim. Bazı arkadaşlarımızın oylarını göremiyoruz. Kabul etmiyenler." Kabul edilmiştir."

2. ve 3. maddeler ve kanun teklifinin tümü üzerindeki oylama sonuçlarını da Başkan 1. maddede olduğu gibi yalnızca "kabul edilmiştir" diyerek belirtmiş ve en sonunda "Tümü kabul edilmiştir, teklif kanunlaşmıştır." yolunda bir açıklamada bulunmuştur. (Aynı dergi, aynı cilt: sayfa: 214, 215).

Görülüyor

ki dâva konusu kanuna ilişkin teklifin maddelerine geçilmesi için Millet

Meclisi Genel Kurulunun 19/8/1971 günlü 151. birleşiminde yapılan oylamaya

seksen kişi katılmış ve 41 milletvekili olumlu yönde oy kullanmıştır.

Anayasa'nın 86. maddesine göre her Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu ile

toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa toplantıya katılanların salt

çoğunluğu ile karar verir. Millet Meclisinin üye tamsayısı dört yüz ellidir

(Anayasa - madde 67) Bu tamsayıya göre çoğunluğun var sayılması, başka deyimle

Meclis Genel Kurulunun toplanabilmesi için iki yüz yirmi altı milletvekilinin

hazır bulunmasının; toplantı yetersayısına göre görüşme ve oylama konusunda

olumlu karara varılmış sayılabilmesi için de - incelenen işin niteliği bakımından

Anayasa'da özel bir hüküm bulunmadığı gözönünde tutuldukta - yüz on dört kabul

oyunun gerektiği görülür. 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin maddelerine

geçilmesi yönünde ancak 41 oy, verildiğinden karar yetersayısının sağlanmamış

olduğu açıkça ortadadır ve 151. birleşime ilişkin Tutanak Dergisi ile saptanan

bu durum üzerinde her hangi bir tartışmanın yeri yoktur.

Sözü

geçen oylama "işarî" biçimde olmuştur. Millet Meclisinin kendi

içtüzüğü halâ yapılmadığı için toplantı ve çalışmalarında, Anayasa'nın geçici

3. maddesine dayanılarak, hükümleri uygulanmakta olan Türkiye Büyük Millet

Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükteki içtüzüğünün 131 ve 132.

maddeleri uyarınca "işarî oy" el kaldırmak veya ayağa' kalkmakla

verilir. Bu usulde Önce lehte, sonra aleyhte bulunanların oylarına başvurulur.

Ondan sonra sonuç Başkanca Genel Kurula bildirilir. Açık ve gizli oylamalarda

yer aldığı halde (aynı içtüzük - madde 137 ve 139) burada "çekinser"

liğin sözü edilmemektedir. Bununla birlikte işarî oylamada da çekinser oy

verilebileceği kabul edilse dahi ilginin cekinserliğini belirtmesi ve Başkanın

oylama sonucunu bildirirken durumu açıklaması gerekir. Bu da tabiatiyle Tutanak

Dergisinde görünür. Oylamaya katılmamanın çekinserlik sayılması düşünülemez ve

savunulamaz.

1478

sayılı Kanuna ilişkin teklifin maddelerine geçilmesinin oylanmasında, Tutanak

Dergisine göre ve yukarıda belirtildiği üzere, 41 kabul, 39 red oyu

verilmiştir. Çekinser yoktur. Kesin olarak beliren, oylamaya yalnız 80 kişinin

katılmış bulunduğudur. Bu durum oylamaya geçileceği sırada Genel Kurulda

toplantı yetersayısının da bulunmadığını gösterir. Genel Kurul salonunda

bulunup da oylamaya girmeyen milletvekillerini, böyleleri varsa, yetersayıya

katmanın olanağı yoktur. Çünkü milletvekilinin toplantıya katılışı ancak

oylamaya girmesiyle hukukî etki ve değer kazanır. Kaldı ki Millet Meclisinin

toplantı ve çalışmalarında uygulanan İçtüzüğün 137. maddesinde konuya ışık

tutabilecek bir hüküm de vardır. Açık oylamanın nasıl yapılacağını gösteren bu

maddede "kararın yalnız lehte ve aleyhte bulunanların sayısına göre belli

olacağı, çekinserlerin sayısının oy sonucunu etkileyemeyeceği, ancak

yetersayıda hesaba katılacağı, iptal edilmiş pusulaların cekinser oy sayılarak

yetersayıya gireceği" yazılıdır. Başka deyimle hüküm, oylama sırasında

fiilen bulunsalar bile, oy vermeyenlerin yetersayı hesabına giremeyecekleri

ilkesini getirmektedir, ilke gerçi açık oylama maddesinde yer almıştır; ancak

bu bakımdan özel bir düzenlemeye bağlanmamış olan "işarî oy" çeşidinde

de işlenmemesi için bir hukukî neden bulunmadığı ortadadır. Öte yandan

oylamanın hemen arkasından önce yedi sonra ayrıca beş milletvekili ayağa

kalkarak Genel Kurulda çoğunluğun olmadığını ileri sürmüşler ve Başkan

"Ekseriyetimiz yoktur." diyerek birleşimi kapatmıştır. Bu da toplantı

salonunun, Başkanın yoklama yapmaksızın çoğunluğunu bulamadığını saptamasını

mümkün kılacak bir görünüşte bulunduğunu gösterme bakımından önemlidir.

Yukarıdan beri açıklananlarla varılan sonuç şudur: Dâva konusu Kanuna ilişkin teklifin maddelerine geçilmesi kararı Anayasa'nın 86. maddesine aykırı olarak, Millet Meclisi Genel Kurulunda toplantı ve karar yetersayısı bulunmaksızın verilmiştir. Bu nedenle, hukukî değer ve geçerlikten yoksundur.

Anayasa'nın

85. maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarını

kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümleri uyarınca yürütürler. Yine Anayasa'nın

geçici 3. maddesi gereğince Millet Meclisinin toplantı ve çalışmalarında

uygulanmakta olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce

yürürlükteki İçtüzüğünün kanunların görüşülmesine ilişkin Sekizinci Babı

hükümlerine görekanun tasarı ve tekliflerinin önce tümü üzerinde görüşülür

(madde 103). Tasarı veya teklifin tümü üzerindeki görüşmeler bitince bu evrenin

maddelere geçilip geçilmemesi üzerinde bir oylama ile kapatılması zorunludur

(Madde 105). İçtüzük Kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesindeki bu belli

başlı iki evreyi birbirinden öyle kesin bir çizgiyle ayırmış ve aradaki geçiş

koşuluna öylesine önem vermiştirki 105 inci maddedeki deyimle "Heyeti

Umumiye müzakeresi bittikten sonra maddelere geçilmesi... reye iktiran etmeyen

layiha veya teklefin reddedilmiş" olacağını hükme bağlamıştır.

Olayda

1478 sayılı Yasaya ilişkin teklifin maddelerine geçilmesi usulünce kabul

edilmeden, başka deyimle teklifin tümü üzerindeki görüşmeler evresi Anayasa'ya

ve içtüzüğe uygun bir biçimde kapanmadan ikinci evreye, maddelerin görüşülmesi

ve oylanması evresine atlama gibi bir durum oluşmuş bulunmaktadır. Bu durum

dâva konusu Kanunu temelsiz ve dayanıksız bırakır. Maddelere geçildikten sonra

da bir kanun tasan veya teklifin reddedilmesine içtüzükte engel bîr hükmün

bulunmaması olgusu ileri sürülerek söz konusu kuralın, bir ayrıntı hükmü

imişçesine, ihmal edilebileceğini savunmağa, bu kuralın yukarıda açıklanan

niteliği elvermez. Maddelerin daha sonra Genel Kurulca kabul edilmiş olmasiyle

birinci evre sonundaki eksikliğin düzelmiş ve kapanmış sayılmasına da yine bu

nitelik engeldir. Kanunların geçerliliği için zorunlu belli başlı birkaç usul

koşulundan biri olan söz konusu kurala uyulmaksızın çıkarılmış bir kanunun

akıbetine bu aykırılığın etkisi olmadığı yolunda bir görüş giderek tüm içtüzük

kurallarının uygulanıp uygulanmamasını yasama meclislerinin takdirine bırakmaya

varır ve Anayasa'nın 85. maddesinin birinci fıkrasının buyurucu hükmünü işlemez

duruma getirerek uygulama dışı bırakır. Böyle bir tutumu haklı göstermeye ve

hukuk açısından savunmaya olanak yoktur.

Özetlemek gerekirse : Millet Meclisinin 19/8/1971 günlü, 151. birleşiminde 41 oyla 1478 sayılı Yasaya ilişkin teklifin maddelerine geçilmesinin kabul edilmiş sayılması Anayasa'nın 86. ve içtüzüğün 105. maddelerine aykırıdır ve şu durum Kanunun biçim yönünden iptalini gerekli kılar.

Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Mustafa Karaoğlu, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

3- Öteki aykırılık iddiaları:

Davacı yukarıda özetlenen gerekçesinden de anlaşılacağı üzere şekil ve esas yönünden başka aykırılıklar da ileri sürmüştür. Kanunun biçim yönünden iptali öngörüldüğüne göre bunların incelenmesine artık yer olmamak gerekir.

V-

SONUÇ

l- "5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa geçici bir madde eklenmesi" hakkındaki 26/8/1971 günlü, 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin maddelerine geçilmesinin Millet Meclisinin 19/8/1971 günlü, 151. birleşiminde 41 oyla, kabul edilmiş sayılması durumunun Anayasaya ve içtüzüğe aykırı bulunduğuna ve Kanunun bu nedenle biçim yönünden iptaline Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Mustafa Karaoğlu, Lûtfi Ömerbaş Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,

2- Bu sonuca göre öteki aykırılık iddialarının incelenmesine yer olmadığına oybirliğiyle,

3/2/1972 gününde karar verildi.

Adana

:

Ali Rıza Güllüoğlu

Emir Postacı

Afyon

:

Şevki Güler

Süleyman Mutlu

Ali İhsan Ulubahşi

Amasya

:

Vehbi Meşhur

Ankara

:

Orhan Birgit

M.Kâzım Coşkun

İbrahim Cüceoğlu

Mustafa Maden

Osman Soğukpınar

Aydın Yalçın

Ferhat Nuri Yıldırım

Şerafettin Yıldırım

Antalya

:

İhsan Ataöy

Artvin

:

Naci Budak

Aydın

:

Mehmet Çelik

Balıkesir

:

Kemal Erdem

Burdur

:

Ahmet Çiloğlu

Çanakkale

:

Rafet Sezgin

Çankırı

:

Nuri Çelik Vazıcıoğlu

Çorum

:

Cahit Angın

Yakup Çağlayan

Kemal Demirer

Denizli:

:

Sami Arş lan

Fuat Avcı

Diyarbakır

:

Nafiz Yıldırım

Edirne

:

Veli Gülkan

Cevat Sayın

Erzincan

:

Hasan Çetinkaya

Sadık Perinçek

Erzurum

:

Sabahattin Aras

Selçuk Erverdi

Naci Gacıroğlu

Gaziantep

:

Şinasi Çolakoğlu

Erdem Ocak

Gümüşhane

:

Mustafa Karaman

İsparta

:

Yusuf Uysal

İçel

:

Hilmi Türkmen

İstanbul

:

Bahir Ersoy

İzmir

:

Burhanettin Asutay

Kars

:

Turgut Artaç

Kemal Okyay

Kastamonu

:

Mehmet Seydibeyoğlu

Kayseri

:

Enver Turgut

Kırklareli

Beyti Arda

Kırşehir

:

Mustafa Aksoy

Kocaeli

:

Vehbi Engiz

Konya

:

İrfan Baran

Mustafa Kubilay İmer

Orhan Okay

Mustafa Üstündağ

Kütahya

:

Ali Erbek

Manisa

:

Veli Bakirli

Nevşehir

:

Hüsamettin Başer

Esat Kıratlıoğlu

Niğde

:

Avni Kavurmacıoğlu

Orhan Vural

Rize

:

Basri Albayrak

Sami Kumbasar

Sakarya

:

Turgut Boztepe

Hayrettin Uysal

Samsun

:

Yaşar Akal

İsmet Yalçıner

Siirt

:

Zeki Çeliker

Sinop

:

Hilmi Biçer

:

Fikret Övet

Tekirdağ

:

Yılmaz Alpaslan

Tokat

:

Hüseyin Abbas

İsmail Hakkı Birler

Trabzon

:

Mehmet Arslantürk

Cevat Küçük

Urfa

:

Mehmet Aksoy

Bahri Karakeçeli

Van

:

Fuat Türkoğlu

Yozgat

:

Turgut Nizamoğlu

Başkan

Muhittin Gürün

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Şahap Arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Kâni Vrana

Üye

Mustafa Karaoğlu

KARŞIOY

YAZISI

1478

sayılı Kanun teklifinin ilk defa Millet Meclisince red edilmesinden sonra

metnin Cumhuriyet senatosunca kabul edilmesi üzerine Anayasanın 92. maddesi

uyarınca Millet Meclisinde yeniden Müzakeresi sırasında, 151. birleşimde

teklifin tümü hakkındaki görüşmeden sonra maddelere geçilmesinin oylanmasında,

Anayasanın 86. maddesine uygun biçimde karar yeter sayısının bulunmadığı

anlaşılmakta isede, genel kurulun çoğunluğu tarafından teklifin reddi arzu

edilmiş olsaydı bu yoldaki iradesini maddelerin müzakeresi sırasında belli

ederek teklifin tümünün reddi sağlanmış olurdu. Halbuki daha sonra 155.

birleşimdeki görüşme ve oylama sonucu maddeler müzakere ve kabul edilmiş ve

teklif kanunlaşmıştır. Binaenaleyh 151. birleşimde Kanun teklifinin tümünün

müzakeresinin bittiğine ve maddelere geçilmesine ilişkin kararırı alınmasında

şekle ait noksanlığın Kanunun iptalini gerektirir nitelikte bulunmaması

hasabile bu sebebe dayanan iptal kararına karşıyım.

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Sayın Fazıl Uluocak'ın korşıoy yazısındaki görüşe katılıyorum.

Üye

Fazıl Uluocak

KARŞIOY

YAZISI

1- İki nüshadan ibaret olan dâva dilekçesi 7 sahifedir. 7. sahifenin bir kısmında dâvanın neticesi yazılı olup diğer kısmında; Kars Milletvekilleri Kemal Okyay ve Turgut Artaç, Erzurum Milletvekili Selçuk Elverdi, Konya Milletvekilleri Orhan Okay ve İrfan Baran, İzmir Milletvekili Orhan Asutay, İstanbul Milletvekili Bahir Ersoy, Tokat Milletvekili İsmail Hakkı Birler, Manisa Milletvekili Veli Bakır, Çorum Milletvekili Cahit Angı'nın imzaları vardır.

Dâva dilekçesine, diğer milletvekillerinin imzalarını muhtevi 5 sahifelik kâğıt eklenmiştir; bu kâğıtlara, dâva dilekçesinin mütemmimi oldukları yazılmamış ve dilekçedeki sahife numaraları bunlarda teselsül ettirilmemiş ve 1478 sayılı Kanunun iptali dâvasına ait olduğu yolunda bir şerhde yazılmamıştır.

Şu haliyle sözü geçen kâğıtlar, istenilen her dâva dilekçesine bağlanabilecek şekilde ve vüsuktan arî bulunmaları sebebiyle bu imzaların davaya aidiyetinin kabulü mümkün değildir. Dâva dilekçesinin 7. sahifedeki milletvekillerinin imzası ise Anayasanın 149. maddesinde öngörülen milletvekili sayısına ulaşmamaktadır. Dâvanın bu nedenle reddi gerektiği kanısındayım.

2- Dâvanın açılışında dilekçedeki milletvekili imzalarının Büyük Millet Meclisi Zatişleri Müdürlüğünce tasdik edilmek suretiyle tevsiki usul ittihas edilmiş olduğuna göre Mahkemeye doğrudan verilen itiraz dilekçelerindeki imzalarında aynı suretle tevsikinden sonra itirazların incelenmesi gerekir.

Üye

Halit Zarbun

KARŞIOY

YAZISI

Anayasanın 149. maddesi uyarınca yasama meclislerinden birinin üye tamsayısının enaz altıda biri tutarındaki üyeleri, Anayasa Mahkemesinde, kanunların iptalini dava edebileceklerinden, bu davayı açmış bulunan Milletvekillerinin gerek imzalarının, gerekse kimliklerinin onayının yetkili makam olan Millet Meclisi Başkanlığı kanaliyle yaptırılmak suretiyle davacı adedinin hiç bir tereddüde yer vermiyecek şekilde tespitinin doğru bir sonuca varabilmek için zorunlu olduğu kanısındayım.

Davayı açanlardan bazıları sonradan verdikleri dilekçelerde 1478 sayılı Kanunun iptali için verilen dilekçeye sehven imza atmış olduklarından muteber sayılmamasını istemişler, bazısı bu yolda düzenlenen dilekçeye imza koymadığını, böyle bir imza varsa bilmiyerek yaptığını ve geri aldığını bildirmiş, kimisi de evvela dilekçeye sehven imza koyduğunu bildirdiği halde verdiği diğer bir dilekçede de dâva dilekçesine imza koymadığını bildirmiştir.

Dâvadan sonra verilmiş olan bu dilekçelerdeki iddialar üzerinde araştırma yapılması gerekirdi; zira bu iddiaların doğruluğunun meydana çıkması halinde davacıların, Millet Meclisinin üye tam sayısının en az altıda biri olan 75 rakamından aşağıya düşmesi mümkündür; o takdirde, ortada muteber bir dâvanın mevcudiyeti kabul edilemiyeceğinden çoğunluğun, yukarıda bildirilen hususların araştırılmasına yer olmadığına ve dâvayı açan Milletvekillerinin gerek kimliklerinin, gerekse imzalarının Millet Meclisi Başkanlığından sorulması gerekmediğine, dair olan kararlarına karşıyım.

Üye

Nuri Ülgenalp

KARŞIOY

YAZISI

26/8/1971 günlü ve 1478 sayılı Kanunun Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, kanun teklifinin tümü üzerindeki görüşme sonunda maddelere geçilmesinin oylanmasında Anayasa'nın 86. maddesinde yazılı karar yeter sayısının gerçekleşmemiş olmasına rağmen maddelere geçilmiş bulunması, maddelere geçilme kararını etkileyen bir durum olsa bile, kanunun iptalini gerektiren nitelikte görülememektedir.

Çünkü:

a-

Hukukî işlemlerde şekle ilişkin eksikliklerin işlemin esası ü-zerindeki etkisi

olayın özelliğine, o kuralın konuluş sebep ve amacına göre değişir. Bu kurallar

esasın sıhhatli ve isabetli gerçekleşmesini, işlemin düzenli yürümesini, tevsik

ve tespitini, kolaylığını, ivediliğini sağlamak gibi çeşitli düşüncelerle

konulabilir ve etkileri de farklı olur. Olayımızda eksiklik kanun teklifinin

kanunlaşmasının tabi olduğu işlemlerden maddelere geçilmesine ilişkin

işlemdedir. Teklifin tümü üzerindeki görüşme sonunda geçerli bir karara

dayanmaksızın maddelerin görüşülmesine geçilmiş olması kanunun iptalini

gerektiren nitelikte bir sakatlık teşkil etmez. Çünkü kanun teklifinin

maddelerinin görüşülmesine geçilebilmesi için önce tümü üzerinde görüşme

yapılarak maddelere geçilmesinin karara bağlanması gerektiğine dair Anayasada

bir hüküm ve ilke yoktur. Bu yalnız bir içtüzük hükmüdür. Esasa etkili olmayan

içtüzük hükümlerine aykırılığın ise kanunun iptalini gerektirmiyeceği açıktır.

Maddelerine geçilmeden önce teklifin tümü üzerindeki görüşme sonunda maddelere

geçilmenin oylanmasına ilişkin içtüzük hükmü, niteliği bakımından esasa etkisi

olmayan, sadece o kanunda böyle bir kanuna ihtiyaç olup olmadığının ve bu

husustaki Meclis temayülünün anlaşılmasına yarayan, kanunun sıhhatli ve

isabetli çıkmasını sağlamaktan çok Meclisin çalışmasını kolaylaştıran ve boş

yere maddeler üzerinde görüşme yapılmasını önleyen bir hükümdür. Maddelere

geçildikten sonrada her maddenin reddi suretile teklifin tümünün reddi imkânı

daima mevcut olduğuna göre kesin bir sonucu ve Meclisin iradesi üzerinde önemli

bir etkisi yoktur. Bu sebeple de söz konusu şekle aykırılık kanunun iptalini

gerektirecek bir nitelik ve ağırlık taşımamaktadır.

b- Öte yandan 151. birleşimde yapılan oylamadaki hatanın etkisi, daha sonra, Millet Meclisinin 155. birleşiminde kanun teklifinin maddeleri ve tümü üzerinde geçen görüşme ve oylamalarla tashihe uğramış ve ortadan kalkmış olduğu da kabul edilebilir.

Bu sebeplerle kanunun şekil yönünden iptali kararma karşıyım.

Üye

Şahap Arıç

KARŞIOY

YAZISI

I. Dört milletvekilince verilen dilekçelerle ilgili karar :

A-

Bu karşıoy yazısının ilişkin bulunduğu 3/2/1972 günlü, 1971/-52 - 1972/1 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının IV/1 işaretli bölümünde belirtildiği üzere dâvanın esasının incelenmesi kararlaştırıldıktan sonra Urfa Milletvekili Mehmet Aksoy, Erzurum Milletvekili Sabahattin Aras, Kayseri Milletvekili Enver Turgut ve Afyon Milletvekili Şevki Güler'in adlarına Anayasa Mahkemesine doğrudan doğruya dört dilekçe verilmiştir.

Mehmet Aksoy adı altında verilen dilekçe 1478 sayılı Kanunun iptali konusunda dilekçe düzenlenmediği, bu yolda düzenlenmiş bir dilekçeye imza konulmadığı ileri sürülerek bu durumun incelenmesi ve dikkate alınması istenmektedir. Sabahattin Araş ve Enver Turgut adlarına düzenlenen iki dilekçede 1478 sayılı Kanunun iptali için verilmiş dâva dilekçesine sehven imza atıldığı ileri sürülmüş ve geçerli sayılmaması istenmiştir. Şevki Güler adı altında verilen yazıda ise 1478 sayılı Kanunun iptali için açılan dâvaya ilişkin dilekçedeki imzanın geri alındığı açıklanmaktadır.

Aşağıda gerekçeleriyle belirteceği üzere dört dilekçe ile ilgili olarak verilen kararın kimi bölümlerinde çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. Şöyle ki :

1- Milletvekili Aksoy, Araş, Turgut ve Güler açılmasına katılmış oldukları bir dâvanın geçerliliğine olumsuz etkilerde bulunabilecek iddialar ileri sürmektedirler. Bu dilekçeler resmî bir merciin aracılığı ile gelmiş değildir. Gerçekten bu kişilerce verilmiş olup olmadıkları da tabiatiyle anlaşılamamaktadır. Bunların inceleme ve karar konusu olabilecek değerde bulunup bulunmadıkları ancak dilekçelerdeki imzaların orada adları belirlenen Milletvekillerine ilişkin olup olmadığının Millet Meclisi Başkanlığından sorulması sonunda gelecek karşılığa göre saptanabilir. Durum böylece aydınlatılmadan dilekçeler üzerinde herhangi bir işlem yapılmasının ve karar verilmesinin yeri ve olanağı yoktur.

2- Erzurum Milletvekili Sabahattin Araş ve Kayseri Milletvekili Enver Turgut dâva dilekçesini yanılarak imzaladıklarını ileri sürmüşlerdir. Yanılma olayı dâvanın açılmamış sayılmasına yol açabilecek bir nitelikte olabilir. Bunun ortaya çıkarılabilmesi de ancak bir araştırma yapılmasına bağlıdır. Dilekçeleri gönderenler karardaki deyimiyle "yanılmanın niçin ve nasıl olduğunu ayrıntıları ile ortaya koyacak bir açıklama" ya dilekçe de yer verilmesi gerektiğini düşünmemiş olabilirler. Ancak böyle bir tutum hiç bir zaman Anayasa Mahkemesini iddia üzerinde araştırma yapmak ödevinden kurtaramaz ve alıkoyamaz.

3- Urfa Milletvekili Mehmet Aksoy dâva dilekçesine imza koymadığını ileri sürmektedir. Bu, dâva dilekçesindeki imzanın kendisinin olmadığını ileri sürmekle birdir. Ortaya atılan büyük önemi, ağırlığı olan bir iddiadır; mutlaka üzerinde araştırma yapılması gerekir. Oysa çoğunluk dâva dilekçesini yetmişaltı Milletvekilinin imzaladığı, Millet Meclisinin üye tam sayısının altıda birinin yetmişbeş olduğu, iddia doğru bile çıksa Milletvekillerince açılan bir iptal dâvasının geçerli olabilmesi için Anayasa'nın değişik 149. maddesinin şart koştuğu, yeter sayının bozulamayacağı böylece Aksoy'un iddiasının sonucu etkilemiyeceği gerekçesiyle araştırma yapılmasına yer görmemiştir.

Bir

iddia, araştırmaya değer olup olmadığını, kendi niteliği içinde belli eder.

iddianın bir veya bir kaç, az veya çok sayıda oluşunun araştırmanın yapılmasına

veya yapılmamasına yol açması düşünülemez. Anayasa Mahkemesinin belirli

konularda belirli inceleme yol ve ölçüleri bulunmalıdır. Dâva dilekçesini

imzalayanlardan geriye yetmişbeş kişi kalınca araştırmaya yer görmemek,

yetmişdört kişi kalınca araştırmaya gitmek hukukça savunulabilir bir yöntem

olamaz. Öte yanda yetmişbeş sayısı, dâvanın açılabilmesi için Anayasa'nın

öngördüğü en aşağı sayıdır. Bir yanlış sayma sonucu yetmişbeş sayısının daha

aşağıya düştüğünün dâva karara bağlandıktan sonra anlaşılması olasılığı her

zaman için ayrıca gözönünde bulundurulmak gerekir.

B-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1971/52 esas sayılı dâvada 3/2/1972 günü esasın incelenmesine bulanmadan önce dört Milletvekilinin dilekçesi ile ilgili olarak verilen kararın (dilekçelerdeki imzaların adları belirlenen Milletvekillerinin olup olmadığının Millet Meclisi Başkanlığından sorulmasına yer bulunmadığına, sehven imzalama iddialariyle Aksoy'un iddiası üzerine araştırma gerektirmediğine) ilişkin bölümlerinde yukarıda açıklanan nedenlerle karşıyım.

II-

1478 sayılı Kanunun biçim yönünden iptali ile ilgili karar :

Dâva konusu 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin Millet Meclisi Genel Kurulunun 19/8/1971 günlü yüzelli birinci birleşiminde toplanma ve karar yeter sayısı bulunmaksızın, maddelerine geçilmesine karar verildiği ve kararın bu nedenle hukukî değer ve geçerlikten yoksun kaldığı; bu tutumun Millet Meclisinde uygulanmakta olan içtüzüğün 105. maddesine aykırı düştüğü; oysa 105 inci maddenin, uyulmaması halinde ilgili Kanunun biçim yönünden iptalini gerektirecek önem ve ağırlıkta bir biçim kuralı olduğu, aykırılığın dâva konusu yasayı temelsiz ve dayanaksız bıraktığı gerekçesi ile çoğunluk kanunun biçim yönünden iptaline karar vermiştir.

Bilindiği

gibi Anayasa Mahkemesi ötedenberi, "İçtüzüklerin biçime Miskin tüm

hükümlerinin aynı önem derecesinde bulunduğunun düşünülemeyeceği, bunların

arasında Yasama Meclislerince verilen kararın geçerliliği üzerine etkili

olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi ayrıntı sayılabilecek nitelikte

olanlardan bulunduğu; ilk kümeye girenlere aykırı tutumun iptal nedenini

oluşturacağı, öteki biçim kurallarına uymamanın iptali gerektirmeyeceği;

Anayasa'da gösterilmeyen ve yalnız içtüzükte bulunan biçim kuralları arasında

böyle bir ayrım yapılması gerektiği, çünkü îçtüzüklerdeki biçim kurallarına

aşırı bağlılığın Yasama Meclislerinin çalışmalarını gereksizce aksatacağı;

İçtüzük hükümlerine aykırı düşen incelemeden hangilerinin iptal nedeni

sayılacağı sorununun uygulanacak İçtüzük hükmünün önemine ve niteliğine göre

çözüleceği ve incelemeleri sırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip

saptanacağı" görüşündedir. Sorun Anayasa Mahkemesinin bu oturmuş

görünüşünün ışığı altında aşağıda tartışılacaktır.

Anayasa'nın geçici 3 üncü maddesi gereğince Millet Meclisinin toplantı ve çalışmalarında uygulanmakta olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükteki içtüzüğünün 105 inci maddesinde aynen şöyle denilmektedir : "Heyeti umumîye müzakeresi bittikten sonra maddelere geçilmesi reye konur. Reye iktiran etmezse lâyiha veya teklifin reddedilmiş olduğunu reis tebliğ eder."

Madde

de bir oylama öngörüldüğüne göre oylama sonucunun olumlu veya olumsuz olması

halinde neyi anlatacağının aynı yerde açıklanması tabiidir. Bu maddenin,

çoğunluk görüşünde benimsendiği üzere, içtüzüğün kanun tasarısı ve

tekliflerinin görüşülmesinde belli başlı iki evre düşünerek bu evreleri

birbirinden kesin bir çizgiyle ayırdığının ve geçiş koşuluna büyük önem

verdiğinin ifadesi olarak değil, en sonunda red edilmesi olasılığı da bulunan

bir kanun tasarı veya teklifi üzerindeki görüşmeleri boşu boşuna uzatmamak ve

arada bir kez bir oy yoklaması yapıp sonuca kısa yoldan varmak ereğini günden

bir düzenleme gibi kabul edilmesi, maddenin içtüzüğün öteki hükümleri ile bir

arada ele alınmasiyle kavram ve kapsamı büsbütün açıklaşan metnine daha uygun

düşecektir. Maddelere geçildikten sonra da bir kanun tasarısı veya teklifinin

red edilmesine İçtüzükte engel bir hüküm bulunmaması ve uzun yılların

uygulamalarında da böyle bir davranışın örnekleriyle karşılaşılması kanun

tasarı veya teklifinin tümü üzerinde yapılan görüşmelerden sonraki oylama

koşulunun uyulmaması halinde iptali gerektirmeyecek ayrıntı niteliğinde bir

biçim kuralı olduğunu ortaya koymaya yeterli bir vakıadır.

Öte

yandan dâva konusu 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin maddeleri Millet Meclisi

Genel Kurulunun 26/8/1971 günlü, 155 inci birleşiminde görüşülmüş; maddeler ve

teklifin tümü kabul edilmiştir. Bu görüşme ve oy l ambarın; bir aykırılık ve

aksaklık olduğu ileri sürülmediğine göre, usulünce geçtiği ve tamamlandığı

anlaşılmaktadır. Bir kanun tasarı veya teklifinin maddeleri üzerindeki

görüşmelerin, tümü üzerindeki görüşmelerden genellikle daha ayrıntılı

olmak,bakımından, bir ayırım ve özelliği vardır. Ve bu kapsamı ile tüm üzerindeki

görüşmelere ilişkin bir eksiklik ve aksaklığı bütünleyip gidereceğinde kuşku

yoktur. Dâva konusu kanuna ilişkin teklifin Millet Meclisi Genel Kurulunca

geçirdiği evreler bu açıdan gözönünde tutulursa biçimsel eksikliğin esasen

etkisiz kalmış olduğu da görülür.

Özetlenecek olursa: Millet Meclisinin 19/8/1971 günlü yüzelli birinci birleşiminde 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin maddelerine geçilirken sonuç olarak içtüzüğün 105 inci maddesine uyulmama durumuna düşülmüş olması kanunun biçim yönünden iptalini zorunlu kılacak önem ve ağırlıkta bir şekil kuralına aykırılık niteliği taşımamaktadır. Bu yöndeki iddianın red edilmesi ve dâva dilekçesinde ileri sürülen öteki aykırılıkların incelenmesine geçilmesi gerekir.

1971/52 esas sayılı dâvada 1478 sayılı Kanunun biçim yönünden iptaline dair verilen 3/2/1972 günlü, 1972/1 sayılı karara yukarıda açıklanan nedenlerle karşıyım.

Üye

İhsan Ecemiş

KARŞIOY

YAZISI

İptal dâvalarının, yasaların koyduğu biçim koşulları yönünden tam olarak açılması esastır. O halde, bir iptal dâvasında yasaların geçerlilik için koyduğu koşullar arasında yer alan belli sayıdaki yasama meclisleri üyelerinin dilekçeyi imza etmiş veya bu imzalardan çeşitli yenlerden kuşkulu görülenlerin sahiplerine gerçekten ait olup olmadığının kesin bir biçimde saptanması gereklidir. Bundan başka, dâva dilekçesini, çeşitli nedenlerle yanılarak imza etmiş olduklarını ileri sürenlerin, dâva dilekçesini imzalamakdaki gerçek iradelerinin bu dâvayı açmaya yönelmiş olup olmadığının da, aynı yolla belli edilmesi zorunludur.

Anayasa Mahkemesine açılmış bulunan iptal dâvalarının vazgeçme ile düşmesi veya geri alınması sözkonusu edilemezse de, yasaların aradığı sayı koşuluna etkili olacak ölçüde bulunmak üzere, bu dâvayı açmaya yönelmiş istemlerde bir yanılma ileri sürüldüğünde, bu yanılmanın gerçek bir nedene dayanıp dayanmadığım ve nedenlerinin de kabul edilebilir olup olmadığım, görünen duruma göre takdir yetkisi Anayasa Mahkemesine ait bulunmaktadır. Bu bakımdan, varlığı ileri sürülüp dâvanın geçerliliğine sayı koşulu yönünden etkili olacak yanılmaların gerçek ve nedenlerinin de kabul edilebilir olup olmadıklarının araştırılması gerekli olmaktadır.

İnceleme sırasında, dilekçedeki imzaları ve dilekçeyi imzalamaktaki iradeleri hakkında çeşitli iddiaları bulunanların ileri sürdükleri hususların da, yukarıdaki gerçeklere dayanılarak araştırılıp saptanması, önemli ve kesin bir sonuç doğurmakta olan iptal dâvalarının geçerliliğini belli etme bakımından zorunlu bulunmaktadır.

Bu nedenlerle, 7/12/1971 günlü ilk inceleme kararının a ve b fıkraları ile 3/2/1972 günlü esas hakkındaki kararın l inci bendinin a, c, ç fıkralarına karşıyım.

Üye

Ahmet Akar

KARŞIOY

YAZISI

"5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanuna Geçici Bir Madde Eklenmesi" hakkındaki 26/8/1971 günlü; 1478 sayılı Kanuna ilişkin teklifin maddelerine geçilmesinin Millet Meclisinin 19/8/1971 günlü 151 inci birleşiminde 41 oy ile kabul edilmiş olduğu anlaşılmakta ise de Millet Meclisinin daha sonraki 155 inci birleşiminde dâva konusu teklifin Anayasa'nın 86. ve İçtüzüğün 105 inci maddelerine uygun biçimde maddelerinin ve tümünün ayrı ayrı oylanarak kabul edilmiş olduğuna göre 151 inci birleşimindeki oylamayı biçim eksikliği yönünden gidermiş olduğu kanısındayım.

Bu nedenle çoğunluk kararına karşıyım.

Üye

Kani Vrana

KARŞIOY

YAZISI

I-

İptal dâvasının esasının incelenmesi kararından sonra verilen ve dört milletvekilinin adlarını taşıyan dilekçelerden ikisinde, dâva dilekçesine yanılarak imza atıldığı, birisinde 1478 sayılı Kanunun iptali konusunda bir dilekçe düzenlenmediği ve böyle bir dilekçenin imzalanmadığı, birisinde de dâva dilekçesindeki imzanın geri alındığı açıklanmıştır.

a) Anayasa Mahkemesinin, bu dört dilekçenin içerdiği konular üzerinde inceleme yapıp karar verilmesinin başlıca koşulu bunların altlarında adları yazılı milletvekilleri tarafından düzenlenip Anayasa Mahkemesine verildiklerinin gerçekleşmiş olmasıdır. Bu nedenle, dilekçelerin, kapsadığı istekler üzerinde karar verilmeden önce, bunların adlan geçen milletvekillerine ait olup olmadıklarının Millet Meclisi Başkanlığından sorulması gerekir.

b) Bu koşulun gerçekleştiğinin kabulü halinde de, dâva dilekçesinin yanılarak imzalandığı veya hiç imzalanmadığı yolundaki savların üzerinde araştırma yapılması gerekli bulunmaktadır. Çünkü yanılarak imza etme savı gerçekleştiği takdirde, bu sav sahiplerinin dâva açma iradelerinin yokluğu açığa çıkar ve bu durum, dâva açma yetkisini kökünden etkiler.

Yanılma savında bulunanların milletvekili olmaları, onların savlarının bir araştırma yapılmaksızın reddi için bir neden sayılamaz. Bir savın doğru olup olmadığının saptanmasında, sav sahibinin kişiliği, bir ölçü olarak ele alınamaz. Kaldıki olayda bu kişiler, dâva dilekçesini imzalarken de, yanılma savında bulunurken de milletvekilidirler: bunların kişiliklerinde bir değişiklik olmamıştır. Aynı kişilerin bir girişimlerinde kişiliklerine ağırlık vererek, öteki girişimlerinde bu kişiliklerine yer vermemekteki çelişkiyi de gözden uzak tutmamak gerekir.

Dâva dilekçesini imza etmediğini ileri süren milletvekilinin bu savı üzerinde de araştırma yapılmasında yarar vardır. Bu savın gerçekleşmesi halinde dahi dâva açma yetkisinin var olması, savın incelenmemesini haklı göstermez. Dâvada bir kanunun iptali istenmektedir. "Ben bu kanunun iptali için dâva açmadım." diyerek Anayasa Mahkemesine başvuran milletvekilinin; isteğin dâva açma yetkisine bir etkisi bulunmayacağı gerekçesi ile, bir inceleme yapmaksızın, kanunun iptalini istemiş gibi davacılar arasında bırakmak onun kendi görüşüne göre, kamu karşısındaki durumuna da etki yapar. Ortada kişisel hakka yeğ tutulmasını gerektiren bir kamu yararı da bulunmamaktadır.

H-

Millet Meclisinin 19/8/1971 günlü 151. Birleşiminde söz konusu teklifin tümü üzerinde açılan görüşmeler sonunda yapılan oylamada alınan karar geçerli olmadığı halde maddelerin görüşülmesine geçilmiş ve l. maddenin oylanması sırasında, çoğunluk bulunmadığı ileri sürülünce başkan, genel kurulda çoğunluk olmadığını bildirerek birleşimi kapatmıştır. 155. Birleşimde maddeler ve daha sonra da kanun teklifinin tümü onaylanarak kabul edilmiştir.

151. Birleşimde karar alma yeter sayısının bulunmadığı anlaşılınca başkanlıkça yapılacak işlem, birleşimin kapatılması ve gelecek birleşimde maddelere geçilmesinin yeniden oylanması idi. Başkanlık bu evrede iç tüzüğe aykırı duruma düşmüş yani 155. Birleşimde doğrudan doğruya maddeler üzerinde görüşme açmıştır.

Bir teklifin tümü üzerindeki görüşmelerden sonra, maddelere geçilmesinin oylanması, bir Anayasa kuralı değildir; bu bir içtüzük hükmüdür ve görüşmeler de kolaylığı sağlamak ve zaman kaybını önlemek ereği ile konulmuş bir hükümdür; bu hükme uygun davranılmamış olması, Anayasa hükümlerine aykırılık teşkil etmez ve kanunun iptalini gerektirmez. 155 oturumda maddeler ayrı ayrı oylanmış ve sonunda teklifin tümü oylanarak kabul edilmiş ve böylece meclisin iradesi belli olmuştur. Maddelere geçilmesinin oylanmaması veya oylamanın yanlış değerlendirilmesi meclisin bu iradesini zedeler nitelikte değildir.

1478 sayılı Kanunun iptaline ilişkin karara bu nedenlerle karşıyım.

Üye

Mustafa Karaoğlu

KARŞIOY

YAZISI

1) Kararda da açıklandığı üzere, dâva dilekçesinde dâvayı açanlar (Kars Milletvekili Kemal Okyay ve 77 arkadaşı - olarak gösterilmiş ise de, dâvayı açanların 78 olmayıp 76 bulunduğu görülmektedir.

Dâva dilekçesi ciddi bir incelemeye tabi tutuldukta, bu dilekçede noksanlıklar bulunduğu derhal göze çarpmaktadır, örneğin :

a) Dâva dilekçesinin imzalar kısmında, okunamayan bir İmza altında Ankara MV. sözcüğü, keza okunamayan bir imza altında Ankara MV. sözcüğü, Sinop kelimesinin altında okunamayan bir imza yer almaktadır. Bundan başka aynı dilekçenin imzalar kısmında - Erzincan kelimesinden sonra imzaya benzemeyen Sadık Perinçek - yazısı ve bunun altında da - Sami Arslan Denizli MV. - yazılan yer almış ve bu iki yazının arasında bir imzanın bulunduğu görülmüştür. Sadık Perinçek yazısı imzaya benzemediğinden mevcut bulunan imza adı geçen milletvekillerinden hangisine ait olursa olsun milletvekillerinden birinin dilekçeyi imzalamadığı zehabı hasıl olmaktadır.

Meclislerin altıda bir oranındaki üyeleri tarafından acılan iptal davalarında, dâva dilekçelerinin düzenleme koşulları 44 sayılı yasada gösterilmemiş ise de, bu dilekçelerin umumî usul kuralları dahilinde tanzim edilmesi ve duraksamaya yer bırakmayacak bir nitelik taşıması Anayasa mahkemesinin yargısal denetimi icabıdır. Bu bakımdan dâvanın hukukî varlığına etki yapacak bu denli bir noksanlık Millet Meclisi albümüne bakılarak giderilemez ve dilekçenin her sahifesinde, T.B.M.M. Zatişleri ve Evrak Müdürlüğünün mührü ve imzasının bulunması dilekçeyi geçerli kılamaz.

Bu bakımdan dâvaya etkisi açık olan noksanlıklar ortada iken dâva dilekçesinde noksanlık olmadığı yolunda verilen çokluk kararına karşıyım.

b)

22/4/1962 günlü, 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

hakkındaki Kanunun 21 inci maddesinde, iptal dâvası açmaya yetkili olan makam

ve merciler gösterilmiş, 25. maddesiyle de iptal dâvasının açılması ve temsil

hususu düzenlenmiştir. 25. maddenin son fıkrasında "Dâva, 21. maddenin 1.

fıkrasının 5. bendinde yazılı yasama meclisleri üyeleri tarafından açıldığı

takdirde dilekçede, kendilerine mahkemece tebligat yapılmak üzere, en çok iki

üyenin gösterilmesi gereklidir." hükmü yer almıştır. Aynı kanunun 26.

maddesindeki, Anayasa Mahkemesince tespit edilen noksanlıkların verilen süre

içinde giderilmemiş olması halinde dâvanın açılmamış sayılmasına karar

verilmesi buyruğu, yasa koyucu tarafından işe verilen önemi, başlı başına

ortaya koymağa kâfidir.

Gerçi dâva dilekçesinin başında ismi geçeni bu manada anlamak bir kolaylık olarak düşünülebilir. Yasa hükmü sırf kolaylığı değil, yukarıda açıklandığı biçimde bir düzenleme getirerek, dâva işlemlerinin güvenlilik içinde cereyan etmesini arzulamaktadır.

Bu bakımdan da dilekçe 25. maddenin son fıkrasına aykırıdır ve noksandır. Dâva dilekçesinde noksanlık olmadığı yolunda verilen çokluk kararına bu nedenle de karşıyım.

2) Bir kısım milletvekilleri, ilk inceleme evresinde T.B.M.M idare Amirliğinin 1/12/1971 gün, 192/14 sayılı yazısına bağlı olarak dilekçeler göndermiş, bazı milletvekilleri de esasın incelenmesi evresinde Anayasa Mahkemesine dilekçe ile başvurmuşlardır.

a) İlk inceleme evresinde T. B. M. M. İdare Amirliği kanalı ile gelen dilekçe!er "Anayasa'ya aykırı hükümler taşıdığı İddia edilen 1478 sayılı kanunun iptali için verilen dilekçeye, sehven imza etmiş olmam dolayısiyle muteber addedilmiyerek gerekli işlemin yapılması" yolundadır. Keza bu evrede bir milletvekili tarafından 6/12/1971 gününde mahkemeye verilen dilekçe "... kanunun iptali hakkında bir dilekçe tanzim etmedim. Bu yolda düzenlenen bir dilekçeye de imza koymadım. Mezkûr kanun teklifi yapanlar arasındayım. Bu itibarla iptali hakkında imzalamam mümkün değildir. Böyle bir imzanın mevcudiyeti halinde bilmiyerek yapılmıştır. Geri aldığımı arzederim" şeklindedir.

"Sehven" sözcüğünün lügat anlamı, bilmiyerek, yanılarak manalarını taşır. Bu deyimin hukuksal anlamı, müracaat sahiplerinin dilekçeyi imzalarken hataya düştüklerini içerir. Çoğunluk görüşünde isabetle belirtildiği gibi, yasama meclisleri üyelerinin yerine getirdikleri görevlerin önemi ve niteliği üzerinde söz söylemenin yeri ve gereği yoktur ve bu görev ve yetkinin Devlet ve Millet hayatındaki önemi açıktır ve ortadadır.

Ancak

bir dâva dilekçesinin, hukukî varlığına ve geçerlilik koşuluna karşı o belgeyi

imza edenler tarafından bir itiraz ileri sürütür ve bu iddianın sonucu Anayasa

Mahkemesinin yargısal denetimine etki yapacak bir nitelik taşırsa, bu takdirde

önem kazanan husus, dâva dilekçesini imzalayanların kişilikleri veya ifa edilen

görevin ehemmiyeti değil, dava dilekçesinin hukuksal varlığı olmak lâzım gelir.

Dâvanın hukukî varlığını bu denli etkileyen iddiaları, bir varsayımdan hareket

ederek inceleme dışı bırakmıya olanak yoktur. Böyle iddialar karşısında Anayasa

Mahkemesi vaziyetini anlamlı ve iddia soyut bir biçimde de yapılmış olsa

üzerine eğilerek bu yolda yapılan başvurmalar incelenmelidir. Ancak bu yolda

yapılan bir incelemeden sonra yanılma veya hata iddialarının davayı etkileyip

etkilemediği karara bağlanabilir.

Bu nedenlerle, sehven imzalama iddiaları üzerine araştırma yapılmasına yer olmadığı yolundaki çokluk görüşüne katılmıyorum.

b) Esasın incelenmesi evresinde doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesine verilen dilekçelere gelince, bunların önce Millet Meclisi Başkanlığına gönderilerek tevsik işlemi tamamlandıktan ve bu başvurmaların dilekçede yazılanlarca yapıldığı belli olduktan sonra, yukarıdaki bentte açıklanan incelemeye tabi tutulması yargısal denetimin doğal bir sonucudur. Bu dilekçeleri işleme ve incelemeye koymayan çokluk görüşüne de karşıyım.

c)

Mehmet Aksoy adlı Milletvekili, Millet Meclisi İdare Amirliğinin 1/12/1971

günlü, 192/14 sayılı yazısına bağlı olarak verdiği dilekçeden sonra doğrudan

doğruya Anayasa Mahkemesine verdiği 10/12/-1971 günlü dilekçe ile "42

sayılı Kanunla 1960 yılında emekliye sevk edilen binbaşı - albay rütbesindeki

subayların emeklilik statülerinin ıslahı için T.B.M. Meclisinden çıkarılan

3/9/1971 günlü ve 1478 sayılı Kanunun iptali hakkında Anayasa Mahkemesinde

açılan dâvada benim de imzamın bulunduğunu ve davacı milletvekilleri arasında

olduğumu öğrendim. Bu kanunun iptali hakkında bir dilekçe tanzim etmediği gibi

bu yolda düzenlenen bir dilekçeye de imza koymadım, keyfiyetin incelenerek bu

hususun nazarı dikkate alınmasını istemiştir.

Kararda bu husustaki çoğunluk görüşü "Dâva dilekçesini 76 milletvekili imzalamıştır. Mehmet Aksoy'un yeni iddiası gerçek çıksa bile imza sayısı 75 e düşecektir. Millet Meclisinin üye tamsayısının altıda biri yetmiş beştir. "Demekki bu durumda dahi milletvekillerince açılan bir iptal dâvasının geçerli olabilmesi için Anayasanın değişik 149. maddesinin şart koştuğu yeter sayı bozulmamış olacak başka deyimle Aksoy'un iddiası sonucu etkileyemiyecektir. Şu duruma göre iddia üzerinde araştırma yapılmasına yer yoktur." şeklinde ifade olunmuştur.

Oysa Erzincan Milletvekili Sadık Perincek'in dâva dilekçesini imza edip etmediği veya Sadık Perincek yazısının bu üyenin imzası olup olmadığı araştırılmak sızın, çoğunlukça, Sadık Perincek ve Sami Arslan'ın her ikisi de hesaba katılarak dâva dilekçesini 76 Milletvekilinin imzaladıkları kabul edilmiştir. Bu iki Milletvekilinden birinin dâva dilekçesini imzalamadığı anlaşıldığına göre, sayı yetmiş beşe düşmekte ve Mehmet Aksoy'un iddiasının incelenmeme gerekçesi böylece dayanaksız kalmaktadır. Sırf bu hal dahi, bu iddianın Anayasa Mahkemesince incelenmesini zaruri kılmaktadır.

Bu nedenle bu iddianın da incelenmesine karşı olan çokluk görüşüne katılmıyorum.

II-

Millet Meclisi Tutanak Dergisinin 19/8/1971 günlü 151. birleşimine ilişkin

bölüm (Dönem 3 - Toplantı 2 - Cilt 17) incelendiğinde, Başkanın toplanma yeter

sayısının var olduğunu tespit ettikten sonra oturumu açtığı ve Millet Meclisi

Genel Kurulunca gündeminde mevcut işlerin görüşüldüğü ve sıracı geldiğinde de

dâva konusu işin tümü üzerindeki görüşmelerin yapıldığı görülmektedir. Teklifin

tümü üzerindeki görüşmeler içtüzük hükümleri çerçevesinde tamamlanmış ve işin

bu evresinde içtüzüğün öngördüğü biçimde ve görüşmelerde çoğunluğun olmadığı

yolunda bir itirazda da bulunulmamıştır. Aksine çoğunluğun kalmadığı yolundaki

itirazlar maddelerin oylaması sırasında yapılmıştır. Durum böyle olunca, Millet

Meclisi Genel Kurulunda yapılan teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde

çoğunluğun, yani toplanma yetersayısının olmadığı ne iddia edilebilir ve ne de

böyle bir iddia ve kabulün hukuki dayanağı olur. Kaldıki, maddelere

geçilmesinde karar yeter sayısının sağlanamamış olması, teklifin tümü

üzerindeki görüşmelerde de çoğunluğun bulunmadığını bir varsayım olarak ortaya

koyamaz. Başkan, teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin bittiğini belirtirken

sonra bazı açıklamalarda bulunmuş ve müteakiben de maddelere geçilmesini

oylamıştır. İşari olarak yapılan bu oylamada 41 kabul ve 39 red oyu kullanılmış

ve Başkan bu oylamayı geçerli addederek maddeler üzerinde görüşme açmak

suretiyle Anayasanın 85. maddesine aykırı bir tutum içine girmiştir.

Oysa

Başkanın, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandıktan sonra maddelere

geçilmesi için alınması gereken kararda karar yeter sayısının bulunmadığı, alınan

bu kararın bu yüzden geçersiz olduğu ortaya çıktıktan sonra, içtüzüğün 144.

maddesini uygulaması, kararın alınmasını ertesi oturuma bırakması gerekirdi.

Nitekim içtüzüğün 144. maddesinin 5. fıkrasında "Nisap bulunmadığından rey

istihsali mümkün olmazsa müzakere edilen maddenin kararı ertesi celseye

bırakılarak ikinci defa reye müracaat olunacağı ruznameye geçirilir" hükmü

yer almaktadır. Bu durumda ise, ikinci defa oya başvurulmasında, teklifin tümü

üzerindeki görüşmelerin tekrarlanması söz konusu olmayıp yalnız maddelere

geçilmesi oya sunulacaktır. Başkanın tutanakta belli edilen tutumu içtüzüğe

aykırı düşmüş ve 151. birleşimde maddeler üzerindeki görüşmeler, çoğunluğun

kalmadığı yolunda ve usulü dairesinde yapılan itirazlar üzerine

tamamlanamamıştır.

155.

birleşimde, toplantı yeter sayısının bulunduğu belirtilerek görüşmeler açılmış

ve maddeler üzerinde Anayasanın öngördüğü çoğunlukla karar alındıktan sonra

teklifin tümü de kabul edilmiştir. Böylece Anayasanın Geçici 3. maddesinde,

yenisi yapılıncaya kadar uygulanması buyurulan içtüzük hükümlerinden olan 144.

maddenin yukarıda belirtilen kuralı dolaylı olarak yerine getirilmiş

olmaktadır. Çünkü Millet Meclisi Genel Kurulunun maddeleri reddetmesi veya

teklifin tümünü kabul etmemesi suretiyle teklifin reddi de mümkün iken bu

birleşimde Anayasanın 85. maddesine uygun olarak alınan kararın olumlu bir

şekilde tecelli etmesi, 151. birleşimdeki hatayı giderecek ve şekil yönünden

mevcut bulunan sakatlığı izale edecek niteliktedir.

Bu kanaatle, hem toplantı ve hem de karar yeter sayısı olmadığı ve bu yüzden kanunun Anayasaya aykırı düştüğü yolundaki çokluk görüşüne karşıyım.

Üye Lûtfi Ömerbaş Üye Ahmet Boyaaoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1971/52, K. 1972/1, 3 Şubat 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yasa Metinleri
  4. İlk İnceleme
  5. Iv-
  6. Esasın İncelenmesi
  7. V-
  8. Sonuç
  9. Karşıoy
  10. Yazısı
  11. H. Boyacıoğlu
  12. Karşıoy
  13. Yazısı
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. A-
  21. B-
  22. Iı-
  23. Karşıoy
  24. Yazısı
  25. Karşıoy
  26. Yazısı
  27. Karşıoy
  28. Yazısı
  29. I-
  30. H-
  31. Karşıoy
  32. Yazısı
  33. Iı-
  34. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1971/52
Karar No
1972/1
Tarih
3 Şubat 1972

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1970/47 K.1972/4
  • AYM Norm Denetimi E.1970/48 K.1972/3
  • AYM Norm Denetimi E.1971/31 K.1972/5
  • AYM Norm Denetimi E.1972/6 K.1972/8
  • AYM Norm Denetimi E.1972/7 K.1972/9
  • AYM Norm Denetimi E.1972/8 K.1972/10

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.