İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1972/1 K.1972/20

Resmi Gazete tarih/sayı:22.12.1972/14399

Esas1972/1Karar1972/20Tarih27 Nisan 1972Okuma11 dk · 2.121 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
27 Nisan 1972
Esas Sayısı
1972/1
Karar Sayısı
1972/20
Karar Günü
27/4/1972
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.121 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:22.12.1972/14399

İtiraz yoluna başvuran : Zonguldak 3 üncü iş Mahkemesi.

İtirazın konusu : 17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasını Anayasa'nın 48. maddesine aykırı gören mahkeme, Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 151 inci maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

I. Olay :

Davacı;

1/3/1955 tarihine kadar E. K. İ. Kurumunda, yeraltı kömür ocaklarında çalıştığını

ve bu günden sonra ocak dışında bir göreve geçtiğini, 2/8/1966 gününde E. K. I.

Hastanesinde yapılan muayenesi sonunda meslek hastalığına yakalandığının

anlaşıldığını, sigorta yardımlarından yararlanmak üzere başvurduğunda

kendisine, ocak dışında çalışmaya başladığı gündenberi 5 yıl geçmiş elması

nedeniyle 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi uyarınca yararlanma olanağı

bulunmadığı karşılığı verildiğini, oysa sözü edilen maddenin olayda uygulanma

olanağı olmadığını ileri sürerek malullük aylığı bağlanmasını ve birikmiş

aylıklarının ödenmesini dâva etmiş, mahkemece dâvayı çözmek için 506 sayılı

dâvayı çözmek için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18/2 nci maddesinin

olayda uygulanması gerektiği kabul edilmiş, fakat bu maddenin de Anayasa'nın 48

inci maddesine aykırı olduğu görüşüne varılarak Anayasa'nın 151 inci maddesine

göre Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın başka güne bırakılmasına

karar verilmiştir.

III. Yasa metinleri :

A-

17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18 inci maddesi "(Beşinci Tertip Düstur - cilt : 3/2 - sayfa 2833 ve 2834 deki metne göre):

"Madde 18- Meslek hastalığı halinde, bu Kanunda yazılı yardımlardan yararlanmak için, sigortalının çalıştığı işde meslek hastalığına tutulduğunun hekim raporu ile tespit edilmesi gereklidir.

Meslek hastalığı, sigortalı olarak çalıştığı ve böyle hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan yardımlardan yararlanabilmesi için eski işinden fiilen ayrılmasiyle hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için tüzükte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır."

B-

Anayasa'nın 48 inci maddesi:

"Madde 48- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak Devletin ödevlerindendir."

IV. İlk inceleme :

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 3/2/-1972 gününde Muhittin Taylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, Şahap Anc, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilk incelemede, önce itiraz konusu kuralı mahkemenin bakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda bulunup bulunmadığı, başka deyimle mahkemenin Anayasa'nın değişik 151 inci maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurmaya yetkili olup olmadığı üzerinde durulmuştur.

Mahkemenin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürdüğü ve iptalini istediği 506 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası kuralına göre meslek hastalığı, sigortalı böyle bir hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmışsa, yardımlardan yararlanabilmek için ilgilinin eski işinden fiilen ayrılmasiyle hastalığının meydana çıkması arasında bu Hastalık için tüzükte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması gerekir. Dâvada, dâvâlı sürenin dolmuş olduğunu ileri sürmüş, davacı aksi iddiada bulunmuştur. Şu durum karşısında mahkeme işi önce bu iddialar yönünden incelemek zorundadır ve böylece itiraz konusu hükmü bakmakta bulunduğu dâvada uygulamış olacaktır.

Bu sonuca göre, dosyanın eksiği de bulunmadığından, Anayasa'nın değişik 151 inci ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerine uygunluğu görülen işin esasının incelenmesine Muhittin Taylan ve Kani Vrana'nın mahkeme itiraz konusu kuralı uygulama durumunda bulunmadığı için başvurmanın yetki yönünden reddi gerektiği yolundaki ve Muhittin Gürün'ün gerekçedeki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 3/2/1972 gününde karar verilmiştir.

V. Esasın incelenmesi :

Dâvanın esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı, iptali istenen 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi, Anayasa'nın 48 inci maddesi ve bunlarla ilgili yasama belgeleri, konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18 inci maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasında meslek hastalığına tutulan bir işçinin sigorta yardımlarından yararlanabilmesi için tüzükte belirlenecek sürelerin dolmamış olması öngörülmüştür. Bu süre, işçinin meslek hastalığına neden olabilecek işinde eylemli olarak ayrılmasiyle hastalığın meydana çıkması arasındaki zamanı kapsamaktadır ve ilgili belgede her meslek hastalığı için ayrı ayrı tablolarda açıklanmaktadır. Anayasa'ya uygunluk denetiminin sağlam bir sonuca ulaşabilmesi için herşeyden önce bu sürenin hukuksal niteliği araştırılmak gerekir.

Anayasa'nın

48 inci maddesinde : (Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı

sağlamak için sosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak

Devletin ödevlerindendir.) denilmektedir. Çalışma koşulları yönünden her

meslekin ayrı özellikleri vardır. Çeşitli mesleklerin, sağlık bakımından,

insanlar üzerinde zamanla yaptığı olumsuz etkiler meslek hastalıklarını

doğurmaktadır. İşte Anayasa'nın 48. maddesinde sözü edilen sosyal güvenlik

hakkı, kişinin sağlık yönünden uğradığı bu kayıpların karşılanmasını da içeren

bir haktır. 506 sayılı Yasa sosyal güvenlik hakkını, sigortalı çalışanlar

bakımından, türlü yönleriyle düzenlenmiştir. Yasa bir meslek hastalığına

tutulan kişiye yapılacak yardımın tutarını ve biçimini göstermiştir. Yasaca

düzenlenen bir hakkın hangi hallerde artık ileri sürülemiyeceğini yine Yasa'nın

belirlemesi asıldır. Çünkü sosyal güvenlik hakkı anayasal bir haktır. Bu haktan

ne zaman yararlanılamıyacağı, başka bir deyimle hakkın sınırlanması,

Anayasa'nın 11 inci maddesinde açıklanan koşullar çerçevesinde, ancak yasa ile

düzenlenebilir. Sınırlama: ülke ve mîllet bütünlüğünün, Cumhuriyetin, millî

güvenliğin korunması amacını gütmeli, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık,

genel ahlâk ilkelerinin gereği olmalı veya Anayasa'da açıklanan öteki nedenlere

dayanmalıdır. Ancak sınırlama yapılırken asla hakkın özüne dokunulmamalıdır.

506

sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi bu açıdan incelenecek olursa madde hükmünün

sosyal güvenlik hakkını belirli bir süre sonra tamamen düşüren veya onu

zamanaşımına uğratan ve böylece kişiyi sosyal güvenlik ve yardım haklarından

yoksun bırakan bir nitelik taşımadığı görülür. Çünkü 506 sayılı Yasa'nın 18

inci maddesinde sözü edilen süre ne hak düşürücü bir süredir, ne de zamanaşımı

süresidir. Bu sadece meslek hastalığının meydana çıkması için tıp bilimi

uyarınca saptanan en yüksek süredir; meslek hastalığı ile işçinin daha önce

çalıştığı işyeri ve çalışma koşullan arasında bir bağlantıyı, bir neden - sonuç

ilişkisini oluşturmaktadır ve tamamen teknik nitelik taşımaktadır. Oysa bir

hakkın düşmesine veya zamanaşımına uğramasına ilişkin sürenin haktan

yararlanmak isteyince geçirilmesi halinde, kişinin, varlığı tartışmasız olan hakkı

bir daha ileri sürülemez. Bunun koşulları yasalarda gösterilmiştir.

Demek

ki, hak düşürücü veya zaman aşımına uğratıcı sürelerin söz-konusu olduğu

hallerde, baştanberi hakkın varlığı tartışmasız kabul edilmektedir. Ancak bu

süre geçirildiği için haktan yararlanma olanağı yoktur. Oysa 506 sayılı

Yasa'nın 18 inci maddesinde sözü edilen sürenin aşılması halinde esasen hak

doğmamaktadır. Yani bu süre geçirildikten sonra meydana çıkan meslek

hastalığının, işçinin daha önce çalıştığı işyeri ve oradaki çalışma koşullarıyle

ilgili olduğu bilimsel yönden kabul edilmemektedir. Yasa'nın gönderme yaptığı

tüzük veya genelgede her meslek hastalığı için ayrı ayrı tablolar halinde

saptanan sürelerin bilimsel yönden tartışması yapılabilir. Ancak tüzük veya

genelge gibi idare işlemlerinin kanuna uygunluğunu denetlemek idare yargı

yerlerine ait bulunduğundan, öngörülen sürenin kapsamını ve yeterliliğini

burada tartışmak olanak dışıdır.

Yukarıda ayrıntılarıyle açıklandığı üzere iptal konusu Yasa'nın 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında açıklanan sürenin niteliği tamamen tekniktir, tıp bilimi gereklerine göre saptanmıştır. Sosyal güvenlik hakkını düşüren, zamanaşımına uğratan veya erteleyen bir süre olarak nitelendirilebilse idi, genelge veya tüzük konusu yapılamaz ve Anayasa'nın 11 inci maddesi uyarınca ancak kanunla düzenlenebilirdi. Çünkü yasaca verilen ve varlığı kabul edilen bir haktan yararlanabilme olanağının sınırlandırılması idare işlemlerine konu yapılamaz.

Öte yandan bütün meslek hastalıklarının işyeri ile ilişkisini saptayan meydana çıkma sürelerinin tüm hastalıkları kapsayacak, tek bir sayı ile belirtilmesine insan sağlığı biliminin gerekleri de elverişli değildir. Her meslek hastalığı için ayrı sürelerin öngörülmesi, çeşitli bulgulara göre çeşitli hastalık tablolarının hazırlanması yasa konusunu aşan ayrıntılı bir çalışma olur. Bilim ve tekniğe dayanan bu çalışmaların,, yeni buluşlar karşısında sık sık gözden geçirilmesi zorunluğu da, konunun, yasa ile değil, yasanın verdiği yetkiye dayanarak idare işlemleriyle düzenlenmesini daha olumlu ve ereğe uygun kılmaktadır.

Şu

duruma göre 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün

Anayasa'nın 48 inci maddesine aykırı olduğu kabul edilemez. Esasen 506 sayılı

Yasa'nın kapsamı ve niteliği de bu sonucu çıkarmaya elverişli bulunmaktadır.

Gerçekten sözü edilen yasa, kişiye genel sosyal güvenlik hakkı sağlayan bir

yasa değildir. 506 sayılı Yasa (Madde 1), sözleşme ile bir işyerinde

çalışanlardan sigortalı olarak nitelendirilen bir bölük kimseleri konu almış,

bunların iş kazalariyle meslek hastalıktan, hastalık, analık, malullük,

yaşlılık ve ölüm hallerinde hangi koşular çerçevesinde sosyal sigorta yardımı

göreceklerini düzenlemiştir. Çalışanların tümü yasa kapsamında olmadığı gibi,

yardım konusu hallerde ayrı ayrı belirtilmiş ve yardımın bu özel hallerin

gerçekleşmesine bağlı tutulduğu açıklanmıştır. Herhangi bir hastalık nedeniyle

sigortalıya tedavi giderlerinden başka sürekli iş görememezlik geliri

bağlanması veya onun ölümü halinde hak sahiplerine gelir ödenmesi yasaca

kabuledilmiş değildir. Bu yardımların sağlanması için meslek hastalığının

varlığa şarttır. Oysa genel sosyal yardım ve güvenlik hakkı sağlayan yasalarda,

nedeni hangi hastalık olursa olsun, kişilere sözü edilen gelirlerin bağlanması

zorunluğu öngörülmektedir. Ülkemizde henüz bu nitelikte bir genel sağlık

sigortası yoktur. 506 sayılı Yasa özel niteliği dolayısiyle ancak meslek

hastalıkları için sürekli sosyal yardım hakkını düzenlemektedir. Meslek

hastalığının niteliği ve işyeri ile bağlantısı usulünce saptanmadan bu

yardımdan yararlanabilme olanak dışıdır. Yasa'nın bu özelliği dolayısiyle de

sözü edilen 18 inci maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 48 inci maddesine

aykırılığı düşünülemez.

Özetlenecek

olursa; 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen

süre, meslek hastalığının işyeri ile ve oradaki çalışma kosullariyle

bağlantısını sağlayan teknik nitelikte bir süredir. Bu süre geçtikten sonra

meydana çıkacak hastalıklar, meslekî nitelikte oldukları kabuledilse bile,

işçinin daha önce çalıştığı işyeri ile ve oradaki iş kosullariyle bağlantılı

olamazlar. Böyle olunca sosyal yardım isteme hakkı doğmuş sayılamaz. Varlığı

kabul edilmeyen bir hakkın sınırlandırılması da söz konusu olamaz. Demek ki,

Yasa'da öngörülen süre hakkın sınırlandırılması niteliğinde değildir. Sürenin

saptanması da bu gerekçe ile tüzük veya genelge konusu olabilir. İtiraz,

gösterilen nedenlerle reddedilmelidir.

Sonuç : 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 27/4/1972 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan

Muhittin Taylan

Başkanvekili

Avni Givda

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

Üye

Nuri Ülgenalp

Üye

Şahap Arıç

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Recai Seçkin

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Kâni Vrana

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

506 sayılı Kanunun (Meslek hastalığının tesbiti) başlığını taşıyan 18 inci maddesinin birinci fıkrasında "Meslek hastalığı halinde, bu kanunda yazılı yardımlardan yararlanmak için, sigortalının çalıştığı işte meslek hastalığına tutulduğunun hekim raporu ile tesbit edilmesi gereklidir." denmiş bulunmaktadır.

Meslek hastalığının meydana çıkması veya başlaması deyimleri eş anlamda olup hastalığı saptayan rapor tarihi ile aynı değildir. Çünkü bir hastalık daha önce başlar ve meydana çıkar ve fakat ya o anda veya daha sonra saptanır. O halde rapor tarihi, hastalığın meydana çıktığı tarih değildir. Nitekim uygulamalar dahi bu yönde geçmektedir.

Olayımızda hastalığın, davacının bu hastalığa sebebiyet veren işten ayrılmadan önce meydana çıktığı ek kurul raporu ile belgelendirilmiş bulunmaktadır.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise "Meslek hastalığı, sigortalı olarak çalıştığı ve böyle bir hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ise, sigortalının bu kanunla sağlanan yardımlardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılması ile hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için tüzükte belirtilen süreden daha uzun bir zaman geçmemiş olması şarttır." biçiminde bir sorumluluk süresi konulmuştur.

Yukarıda işaret edildiği üzere dâva, hastalığın davacının daha hastalığa sebebiyet veren işte çalışırken meydana çıktığı raporla belgelendirildiğinden, itiraz yoluna başvuran mahkeme, 18 inci maddenin ikinci değil, sadece birinci fıkrası hükmünü uygulama durumundadır.

Bu bakımdan başvurmanın yetki yönünden reddi gerektiğinden, işin esasının incelenmesine ilişkin 3/2/1972 günlü karara karşıyız.

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Dosyadaki kâğıtlara göre davacının, 1/3/1955 gününe kadar yer altı kömür ocaklarında çalışıp bu tarihten sonra ocak dışında bir göreve geçtiği ve meslek hastalığına yakalandığının da E. K. İ. Hastahanesinin 2/8/1966 günlü raporu ile saplanmış bulunduğu anlaşılmaktadır.

Şu duruma göre davacının meslek hastalığının, böyle bir hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan 11 seneyi aşkın bir zaman sonra meydana çıkmış olduğu görülmektedir.

506

sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen (... meydana çıkmış

ise ......) deyimi ile hastalığa tutulma tarihinin değil, hastalığın hekim

raporu ile belli edildiği tarihin, yani rapor tarihinin kasdedilmiş olduğu

açıktır. Zira Kanun Koyucunun maksadı hastalığa tutulma tarihi olsaydı doğrudan

bu deyimi kullanırdı. Zira (Hastalığa tutulma) deyimi ile (Hastalımın meydana

çıkması) devimlerinin ayrı anlamları olduğu ve Kanun Koyucunun da bunları

bildiği, kuşkuya yer vermiyecek kadar açıktır. Esasen sözkonusu 18 inci

maddenin ilk fıkrasiyle, (Meslek hastalığına tutulma) ile (Sigortalıdan

çalıştığı iş) arasında bir ilişki olması şartı konulduğu, yani sigortalının

çalıştığı işte meslek hastalığına tutulmuş olduğunun hekim raporu ile tespit

edilmiş bulunması gerektiği kuralı konulduktan sonra ikinci fıkra ile söz

konusu hastalığın, hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydana

çıkması, yani hastalığın varlığının hekim raporu ile kabul edilmesi halinde

olunacak muamele gösterilmektedir. Kanun Koyucunun birinci fıkrada (Tutulma)

deyimini kullanmış olduğu halde ikinci fıkrada bunu bırakarak (Meydana çıkma)

deyimi kullanmış olmasının anlamı ortadadır.

Şu duruma göre hastalığın tüzükte tespit edilen süre içinde meydana çıkması halinde sözkonusu ikinci fıkranın uygulanma olanağı esasen yoktur. Bu dâvada, dâvâlı sürenin dolmuş olduğunu ileri sürmekte, davacı ise (Hastalığın meydana çıkması) deyimine (Hastalıca tutulma) anlamı vererek Sürenin dolmadığını iddia etmektedir. Mahkeme, davacı görüşünü benimsediği takdirde sözü geçen 18 inci madde olayda uygulanacak hüküm niteliğinde olmadığından Mahkemenin bu hüküm hakkında Anavasa'nın 151 inci maddesine dayanarak Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunması mümkün değildir.

Ancak yukarıki açıklamalarda görüldüğü gibi dâvâlının sürenin dolmuş olduğu yolundaki görüşü kanuna daha uygun bulunduğundan mahkeme 506 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin sözkonusu ikinci fıkrasını uygulamak suretiyle dâvayı çözecektir. Bu sonuca göre dâvaya bakan Zonguldak 3 üncü İş Mahkemesinin sözü geçen fıkra hakkında Anayasa'nın 151 inci maddesine dayanarak itirazda bulunmağa yetkili sayılması gereklidir.

Kararın bu konuya ilişkin bölümüne, gereken açıklıkta görmediğim oradaki gerekçe ile değil, yukarıki gerekçe ile katılıyorum.

Başkan Muhittin · Taylan Üye Kani · Vrana Üye Muhittin Gürün

Anayasa Mahkemesi, E. 1972/1, K. 1972/20, 27 Nisan 1972 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. A-
  4. B-
  5. Karşıoy
  6. Yazısı
  7. H. Boyacıoğlu
  8. Karşıoy
  9. Yazısı

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1972/1
Karar No
1972/20
Tarih
27 Nisan 1972

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1969/52 K.1972/21
  • AYM Norm Denetimi E.1971/58 K.1972/22
  • AYM Norm Denetimi E.1972/18 K.1972/24
  • AYM Norm Denetimi E.1972/23 K.1972/26
  • AYM Norm Denetimi E.1972/22 K.1972/25
  • AYM Norm Denetimi E.1972/2 K.1972/28

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.