İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1973/42 K.1976/48

Resmi Gazete tarih/sayı:10.5.1977/15933

Esas1973/42Karar1976/48Tarih19 Ekim 1976Okuma38 dk · 7.577 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Ekim 1976
Esas Sayısı
1973/42
Karar Sayısı
1976/48
Karar Günü
19/10/1976
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.577 kelime·38 dk okuma·51 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:10.5.1977/15933

İptal davasını açan: Demokratik Parti Millet Meclisi Grubu.

Davanın konusu: 19 Temmuz 1973 günlü, 14599 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımlandığı gün yürürlüğe giren 25/6/1973 günlü, 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun iptali istenmiştir.

II-

METİNLER

A-

İptali istenen Kanun :

Dava konusu 25/6/1973 günlü 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu 19 Temmuz 1973 günlü 14599 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olup burada tüm metnin yazılmasına gerek görülmemiştir. (V. Tertip, Düstur, Cilt 12, Sayfa: 2446).

B-

Dayanılan Anayasa kuralları:

Madde 37- Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini gerçekleştirmek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmıyan çiftçiye toprak sağlamak amaçlarıyla gereken tedbirleri alır. Kanun, bu amaçlarla, değişik tarım bölgelerine ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini gösterebilir. Devlet, çiftçinin işletme araçlarına sahibolmasını kolaylaştırır.

Toprak dağıtımı, ormanların küçülmesi veya diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.

Madde 85- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları İçtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.

İçtüzük hükümleri, siyasi parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmalarını sağlıyacak yolda düzenlenir. Siyasi parti grupları, en az on üyeden meydana gelir.

Meclisler, kendi kolluk işlerini Başkanları eliyle düzenler ve yürütürler.

Madde 86- Her Meclis, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt yoğunluğuyla karar verir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin de toplantı yetersayısı, her iki Meclis üye tamsayısı toplamının salt çoğunluğudur.

Madde 92- Kanun tasarı ve teklifleri önce Millet Meclisinde görüşülür.

Millet Meclisinde kabul, değiştirilerek kabul veya reddedilen tasarı ve teklifler Cumhuriyet Senatosuna gönderilir.

Millet Meclisinde kabul edilen metin, Cumhuriyet Senatosunca değişiklik yapılmadan kabul edilirse, bu metin kanunlaşır.

Cumhuriyet Senatosu, kendisine gelen metni değiştirerek kabul ederse, Millet Meclisinin bu değişikliği benimsemesi halinde metin kanunlaşır.

Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her iki Meclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karma komisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur. Millet Meclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır. Cumhuriyet Senatosunda üye tam sayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş olan madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde açık oya başvurulur.

Millet Meclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca da reddedilirse düşer.

Millet Meclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca olduğu gibi veya değiştirilerek kabul edilirse, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosunun kabul ettiği metni yeniden görüşür. Cumhuriyet Senatosunun metni Millet Meclisince benimsenirse, kanunlaşır; reddedilirse, tasarı veya teklif düşer; Cumhuriyet Senatosundan gelen metin Millet Meclisince değiştirilerek kabul edilirse, 5 inci fıkra hükümleri uygulanır.

Cumhuriyet Senatosunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metnin Millet Meclisi tarafından kabulü için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu lâzımdır. Bu halde açık oya başvurulur.

Cumhuriyet Senatosunca üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metnin kanunlaşabilmesi, Millet Meclisi tarafından üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmesine bağlıdır. Bu halde açık oya başvurulur.

Cumhuriyet Senatosu, kendisine gönderilen bir metni, Millet Meclisi komisyonlarında ve genel kurulundaki görüşme süresini aşmıyan bir süre içinde karara bağlar; bu süre üç ayı geçemez ve ivedilik hallerinde onbeş günden, ivedi olmıyan hallerde bir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde karara bağlanmıyan metinler, Cumhuriyet Senatosunca, Millet Meclisinden gelen şekliyle kabul edilmiş sayılır. Bu fıkrada belirtilen süreler Meclislerin tatili devamınca işlemez.

Yasama Meclislerinin ve mahalli idarelerin seçimleri ve siyasi partilerle ilgili tasarı ve tekliflerin kabul veya reddinde yukardaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, karma komisyon kurulmasını gerektiren hallerde, karma komisyonun raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantısında görüşülür ve karara bağlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birleşik toplantısında Millet Meclisinin ilk metninin kabulü için üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu lâzımdır. 8 inci ve 9 uncu fıkralar hükümleri saklıdır.

Geçici Madde 3- Bu Anayasaya göre kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Millet Meclisinin ve Cumhuriyet Senetosunun toplantı ve çalışmaları için, kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükte olan içtüzüğü hükümleri uygulanır.

C- İlgili içtüzük kuralları:

İptali istenen yasanın Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında yürürlükte olan l Kasım 1956 tarihli Dahili Nizamnamenin ilgili hükümleri şöyledir.

Madde 81- Reis, saatinde Meclisi açar ve müzakerelerin sonunda kapar.

Mürettep olan âzanın yarısından bir ziyadesi hazır bulunmadıkça müzakereye başlanamaz.

Nisap hususunda Riyaset Divanınca tereddüt hâsıl olur, yahut azadan beşi şifahen veya tahriren nisap bulunmadığını beyan ederlerse yoklama yapılır.

Nisap yoksa Reis müzakereye başlanamıyacağını söyliyerek veya bilâhere nisap hasıl olacağı muhtemel ise inikadı bir saat sonraya talik ederek Meclisi kapar.

Meclis o gün açılamadığı takdirde, ertesi inikat için muayyen olan günde yine o ruzname ile toplanır.

Madde 103- Lâyiha veya teklifin müzakereye başlanmasında Reis, Heyeti Umumiye hakkında mütalâa beyan etmek istiyenlere söz verir.

Mevzuu müzakere lehinde, aleyhinde ve hakkında söz istiyenlerden en az ikişer mebus iradı kelâm etmeden müzakerenin kifayeti reye konamaz.

Madde 109- Lâyiha veya teklifin katiyen kabulü reye konmadan evvel, ibare ve üslûp, yahut tertip ve tensik itibariyle noksan veya iltibas olduğu âza veya encümen tarafından dermeyan olunursa metin, aidolduğu encümene gider.

Edilen tashihlerin reye iktiran etmesi lâzımdır.

Madde 116- Bir encümene muhavvel kanun lâyiha veya teklifi hakkında bir veya birkaç mebus tadilât teklif etmek isterlerse bir tadilname tanzim ederek Reise takdim ederler.

Tadilnamelerde bunların kanunun hangi maddesine veyahut bütçenin hangi faslına ait bulunduğu tasrih edilmelidir.

Bu tadilnameler encümen mazbatasının zeylinde sahiplerinin esbabı mucibeyi havi muhtıraları ile birlikte bastırılarak haklarında en cümence ittihaz edilen kararlar ile esbabı beyan edilir.

Lâyihanın Heyeti Umumiyede müzakeresi esnasında o tadilâtın sırası geldikte sahibi esbabı mucibesini tafsil edip mevcut azadan terviç ve teyideden bulunursa müzakereye konur.

Aksi takdirde müzakeresinden vazgeçilir.

Madde 117- Kanun lâyihası veya teklifinin birinci müzakeresi bittikten sonra arz olunan yeni tadilnameler o lâyihanın tetkikine memur encümene verilmek lâzımdır.

Madde 119- Birinci ve ikinci müzakerenin cereyanı sırasında takdim olunan tadilnamelerin encümene havalesi encümen tarafından istenmediği halde tadilâtın esbabı mucibesi sahipleri tarafından mücmelen beyan olunur.

İkinci müzakere sırasında buna yalnız encümen cevap verebilir.

Bunun üzerine tadilnamenin nazarı mütalâaya alınıp alınmamasına Heyetçe karar verilir.

Nazarı mütalâaya alınırsa encümene havale olunur.

Encümen isterse filhal kabul eder.

Madde 121- İkinci müzakerede encümene iade olunan maddeler hakkında sair mebuslar tarafından da encümene tadil teklifleri verilebilir.

Madde "123- Munzam maddeler teklif için de tadilnameler hakkındaki usul tatbik olunur.

Madde 220- Vekiller namına Heyeti Umumiyede söz söylemek için gönderilecek birinci derece devair rüesası vekâletlerinden her veyahut münhasıran bir iş için beyanatta bulunmaya mezun olduklarına dair Riyasete hitaben tahriratı hâmil olacaklardır.

Bu tahrirat müzakereden evvel riyasete verilir.

Reis, gelen zatın hangi vekâlet namına söz söyliyeceğini Heyete bildirir.

Divanı muhasebat Reis ve reisisanileri de icabında Meclise izahat verebilirler.

III.

İLK İNCELEME

Muhittin Taylan, Avni Givda, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya önel, Abdullah Üner, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle 4/12/1973 gününde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiği olmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV-

ESASIN İNCELENMESİ

Davanın esasını incelemek üzere Kani Vrana, Şevket Müftügil, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Âdil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet O. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle 18/11/1975 gününde toplanan Anayasa Mahkemesi, hazırlanan rapor üzerinde durmuştur. Dava dilekçesinde, iptal nedenleri olarak özellikle ele alınan konular biçim sakatlıklarına ilişkin bulunmaktadır. Raporda da sadece bu konular işlenmektedir.

Gerçekten

dava dilekçesinde; iptal gerekçeleri açıklanırken daha çok biçim yönüne ağırlık

verilmiş ve kanunun Yasama Meclislerinden biçim sakatlıklariyle birlikte

geçerek yasalaştığı belirtilmiş, görüşmelerin sürdürülüşünde Anayasa ve

İçtüzüğe aykırı tutum ve kararların iptal nedenini oluşturduğu savunulmuştur.

Ancak dilekçenin hem başında ve hem sonunda, kanunun, Türk tarımının

geliştirilmesi, gelirin artırılması, böylece sosyal refahın bünyemize uygun

esaslar içinde yaygınlaştırılması gibi temel ilkelerden ve reform niteliğinden

yoksun olduğu da açıklanmış ve biçim nedenleri yanında esasa ilişkin nedenlerin

de varlığına işaret edilmiştir. Kaldı ki 22/4/1962 günlü, 44 sayılı yasanın 28.

maddesinin birinci fıkrasında Anayasa Mahkemesinin, istemle bağlı kalmak

koşuluyla, başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık karan verebileceği

belirtilmiştir. Bu durumda, yalnız biçim yönünden yapılmış olan incelemenin,

aynı zamanda işin esası yönünden de sürdürülerek tamamlattırılması gerekli

görülmüş ve dosyanın yeniden raportöre verilmesi uygun bulunmuştur.

Bu toplantıda verilen karar şöyledir:

"4/12/1973 gününde yapılan ilk inceleme sonunda, işin esasının incelenmesine karar verilmiş olduğu halde, rapor esasın sadece biçim yönünden incelenmesine hasredilerek hazırlanmış bulunduğundan, bu eksikliğin giderilmesi ve esas yönünden de inceleme yapılması için dosyanın yeniden raportöre verilmesine İhsan Ecemiş, Muhittin Gürün ve lûtfi Ömerbaş'ın (Eldeki raporda işin esası biçim yönünden incelenmiş olduğundan bu haliyle incelemeye yeterlidir. Görüşmeler sonucunda işin esasının, esas yönünden de incelenmesi gerekli görülürse o yolda ayrıca karar verilebilir. Bu bakımdan, bu rapor üzerinde incelemeye başlanmalıdır) yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,

18/11/1975 gününde karar verildi."

Bu karar uyarınca eksiği tamamlattırılan rapor, dava dilekçesi, iptali istenen kanun ile dayanılan Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçelerle yasama meclisleri görüşme tutanakları ve gerekli öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

A-

Biçim yönünden inceleme :

l- Millet Meclisindeki yasama işlemleri açısından :

a)

Toprak ve Tarım Reformu Kanunu tasarısı Millet Meclisinde kurulan 81 No. lu

Geçici Komisyonca incelendikten sonra Genel Kurulca gündeme alınmıştır.

Komisyon raporunun sonunda: "...gündemde mevcut bütün işlere takdimen

öncelik ve ivedilikle görüşülmek üzere..." önerisi yer almaktadır. (Millet

Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem 3, Cilt 37, Toplantı 4, S. Sayısı 869, Sayfa

289). Gündemin 62. sırasında yer alan tasarının Millet Meclisi Genel Kurulunda

görüşülmesine başlandığı 9/5/1973 günlü, 106. Birleşimde Komisyon adına Başkanvekili

yazılı bir öneride bulunmuş ve kanunun (......Anayasamızın 37., 41. ve 52.

maddelerinde ifadesini bulan gerekçelerle ve ayrıca Sosyal ve İktisadi Haklar

ve Ödevler bölümünde de bir âmme hizmeti olarak Toprak - İnsan ilişkilerinin

düzenlenmesinin devlete verilmiş görevlerden olması nedeniyle......) tasarının

gündemdeki öteki işlere takdimen öncelik ve ivedilikle görüşülmesi istenmiş ve

bu öneri Genel Kurulca kabul edilmiştir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem

3, Cilt 37, Toplantı 4, sayfa 202).

Görüşmelerin başladığı tarihte Millet Meclisi yeni içtüzüğü henüz yapılmamış olduğundan, Anayasa'nın geçici 3. maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükte olan içtüzük hükümleri uygulanmakta idi. Bu içtüzüğün 70. ve sonraki maddelerinde önceliğin ve ivediliğin ne olduğu belirlenmiştir. Öncelik, bir tasarı veya teklifin öteki işlerden önce görüşülmesi demektir ve bir gerekçeye dayanılarak önerilmesi gerekmektedir. İvedilik ise, iki kez yerine bir kez görüşme ile yetinilmesidir ve böyle bir önerinin kabulü için meclisçe kabul edilebilecek esaslı bu neden gösterilmelidir.

Gerek öncelik gerek ivedilik bakımından komisyon raporunda ve komisyon Başkanvekilinin önerisinde gösterilen gerekçeler meclisçe yeterli bulunarak kabul edilmiş ve böylece görüşmelere geçilmiştir, öncelik ve ivedilik istemlerinin aynı önergede birlikte yer almasında ve her iki istemin birlikte oylanması işlemlerinde kanunun iptalini gerektirecek ağırlıkta bir yöntem yanlışlığı yapıldığı saptanamamıştır.

Muhittin Gürün, ivedilik bakımından değişik gerekçe ile bu sonuca katılmış, Öncelik bakımından ise karşıoyda bulunmuştur.

b)

Görüşmelerde Bakanın bulunmadığı zamanlarda onun adına Genel Kurulda konuşmak

veya belirli bir iş için bildirimde bulunmak üzere birinci derecedeki Daire

Başkanları görevli kılınabilir. İlgili Bakanın bulunmadığı zamanlarda dava

konusu Kanunun Millet Meclisindeki görüşmelerinde Başbakanlık Toprak ve Tarım

Reformu Müsteşarı bulunmuştur. (Örneğin 7/6/1973 günlü 123. Birleşim ve 11/6/1973

günlü 124.. Birleşim). Genel Kurula gelen görevlinin görüşmelerden önce hangi

Bakanlık adına söz söyleyeceği, Başkanlıkça Genel Kurula bildirilmesi,

içtüzüğün 220. maddesinde belirtilmiş ise de, tasarının görüşülmesi sırasında

bu içtüzük hükmünün yerine getirilip getirilmediği yeterince

anlaşılamamaktadır. Ancak görüşmeye katılan görevlinin Bakan adına söz aldığı

zaman kendisinin Başbakanlık Toprak ve Tarım Reformu Müsteşarı olduğu

tutanaklarda açıkça belirtildiği gibi, kimliği ve yetkisi konusunda Genel

Kurulda herhangi bir itiraz ileri sürülmüş değildir. Şu halde Toprak ve Tarım

Reformu Teşkilâtı Müsteşarının Hükümet adına gerektiğinde, görüşmelerde hazır

bulunmasında içtüzüğe ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.

c) 11/6/1973 günlü Birleşimde dava konusu kanuna ilişkin tasarı Millet Meclisinde görüşülürken 5 Milletvekilinin ayağa kalkarak toplantı yetersayısı olmadığını ileri sürmeleri üzerine yapılan işlemler üzerinde de durulmuştur.

Gerçekten

bu birleşim açılırken (Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem 3, Cilt 38,

Toplantı 4, Sayfa 475 ve sonra) toplantı yetersayısının bulunduğu saptanmış,

önce Başkanlık Divanının genel kurula sunuşları okunmuş, sonra gündeme

geçilerek tasarının görüşülmesine başlanmıştır. 26. maddenin oylanmasına geçildiği

sırada salonda çoğunluğun olmadığı öne sürülmüş, (Dahili Nizamname) nin 81.

maddesinde yazıldığı üzere yoklama yapılması için üyelerden 5 kişinin sözlü

veya yazılı olarak Başkanlığa başvurması gerektiğinden, bu durumun başkanlıkça

saptanabilmesi uzun tartışmalara yol açmıştır. 5 üyenin yoklama isteyip

istemediği konusundaki tartışmalar arasında tasarının 33. maddesinin

görüşülmesine kadar zaman geçmiş ve bu sırada 6 üyenin ayağa kalkarak yoklama

istediklerini saptayan başkan ad okuyarak yoklama yapacağını söylemiş ve

böylece yapılan yoklama sonunda salonda 240 kişinin bulunduğu anlaşıldığından

görüşmeler yeniden sürdürülmüştür. Ancak 39. maddenin görüşülmesine

geçildiğinde yeniden toplantı yetersayısının bulunmadığı öne sürülmüş ve 5 üye

ayağa kalkarak yoklama yapılmasını istemiştir. Çok kısa bir zaman önce yoklama

yapıldığı, salonda çoğunluğun bulunduğu, yoklama isteğinin kötü niyete

dayandığı biçimindeki savlar ve bunlara verilen karşılıklar arasında Başkan

görüşmeleri sürdürmüş, bu arada 39. ve 40. maddeler hakkında verilen önergeler

üzerinde konuşmalar yapılmış ve her iki madde oylanarak kabul edildikten sonra

Başkan (Müddet dolduğundan) diyerek birleşime son vermiştir.

Toplantı yetersayısı konusunda (Dahili Nizamname) nin 81. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm şöyledir: "Nisap konusunda Riyaset Divanınca tereddüt hasıl olur yahut azadan 5 kişi şifahen veya tahriren nisap bulunmadığını beyan ederlerse yoklama yapılır."

Fıkra

hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere Genel Kurulda görüşmeler sırasında toplantı

yetersayısının bulunmadığı, ya Başkanlık Divanınca saptanacak ya da üyelerden 5

kişinin sözlü veya yazılı olarak durumu başkanlığa bildirmeleri gerekecektir.

Her iki halde de yoklama yapılması zorunluluğu vardır. Olayda üyelerden 5 kişi

ayağa kalkmış ve toplantı yetersayısının bulunmadığını ileri sürerek, yoklama

yapılmasını istemiştir. Bu durumda kısa zaman önce yoklama yapıldığı, öne

sürülen isteğin kötü niyete dayandığı biçimindeki görüşlerin (Dahili Nizamname)

nin yukarıda belirtilen kesin hükmü karşısında hukuksal dayanağı olamaz. Artık

görüşmeler bu noktada kesilerek yeniden yoklama yapılması gerekir. Başkanlığın

tersine tutumu ve görüşmelerin sürdürülmesi (Dahili Nizamname) hükümlerine

aykırıdır.

Ancak

her içtüzük hükmüne aykırı davranışın, Anayasaya aykırılığı da oluşturduğu ve

görüşme konusu olan metnin bu bakımdan iptali gerektiği sonucuna varmak

olanaksızdır. Anayasa Mahkemesinin bir kararında da belirtildiği üzere:

"İçtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümlerinin aynı önem derecesinde bulunduğu

düşünülemez. Bunların arasında yasama meclisince verilen kararın geçerliliği

üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi, ayrıntı

sayılabilecek nitelikte olanlar da vardır. Birinci kümeye girenlere aykırı

tutumun iptal nedenini oluşturacağını, buna karşılık öteki biçim kurallarına

uymamanın iptali gerektirmeyeceğini kabul etmek yerinde olur. Anayasa'da

gösterilmeyen ve yalnız İçtüzükte bulunan biçim kuralları arasında böyle bir

ayırım yapılması zorunludur. Çünkü İçtüzüklerdeki biçim kurallarına aşın

bağlılık yasama meclislerinin çalışmalarını gereksizce aksatır. İçtüzük

hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı

sorunu, uygulanacak İçtüzük hükmünün önemine ve niteliğine göre çözülecek ve

incelemeleri sırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip saptanacak bir

konudur." (Anayasa Mahkemesinin 6/4/1972 günlü 13/13 sayılı kararı Resmi

Gazete : 24/7/1972 Sayı: 14255).

Dava

konusu kanuna ilişkin tasarının görüşüldüğü birleşimin başında ve bir süre

sonra da itiraz üzerine yapılan yoklamalarda çoğunluğun bulunduğu

belirlenmiştir. Görüşmeler sürerken kısa bir süre sonra üçüncü kez yoklama

yapılmasının gerekliliğini ortaya koyan bir durumun varlığı Başkanlık Divanınca

saptanamamış, bu nedenle öne sürülen yoklama istemine uyulmamıştır. Başkanlık

Divanının, (Dahili Nizamname) hükümlerine aykırı olmakla birlikte, bu

davranışının, yasama işleminin esasına olumsuz etki yapacak ve kanunun, bu

birleşimde kabul edilen 39. ve 40. maddelerinin, iptalini gerektirecek nitelikte

ağırlık taşıyan bir yöntem yanlışı olarak benimsenmesine olanak yoktur. Bu

konuya ilişkin Anayasa'ya aykırılık savı, açıklanan nedenlerle reddedilmelidir.

Kani Vrana, Şefket Müftügil, Ziya Önel, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe ve sonuca katılmamışlardır.

d)

9/5/1973 günlü, 106. Birleşimde tasarının görüşülmesine başlanırken 81 numaralı

Geçici Komisyon Başkanı bir önerge vermiştir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi

Cilt 37. Sayfa 103.) Bu önergede, tasarının "uzun süreden beri tartışılmış

olması ve mahiyeti itibariyle teknik ve sistematik bir bütün arz" ettiği

öne sürülerek "Bu kabil tasarılar üzerinde kabul edilen usule uygun

olarak: l- Tümü üzerindeki görüşmeler bitinceye kadar maddeler hakkında sayın

üyelerce verilecek değiştirge önergelerinin başkanlığa tevdiine, 2- Değiştirge

önergeleri verilen maddeler üzerinde görüşme açılmasına, diğer maddelerin

okunup oylanmasına" karar verilmesi istenmiştir. Görüşmeler, oylanıp kabul

edilen bu önerge kuralları çerçevesinde sürdürülmüştür.

Bütçenin görüşülmesi ve kabulü dışında, kanun tasarı ve tekliflerinin, Millet Meclisinde görüşülmesi yöntemi aynıdır. Konusuna göre kanun tasarı ve tekliflerinin değişik görüşme yöntemlerine bağlı tutulması, Anayasa'da öngörülmüş değildir. Bu nedenle genel kurulda kabul edilen 81 numaralı Geçici Komisyon Başkanının önerisindeki özel görüşme yönteminin, kanun koyucunun iradesine olumsuz etki yapacak nitelikte olup olmadığı ve dava konusu kanunun iptalini gerektirecek bir ağırlık ve ölçüye ulaşıp ulaşmadığı üzerinde durulacaktır. Bu inceleme yapılırken önergede yer alan görüşme yönteminin ortaya koyduğu kurallar ayrı ayrı ele alınacak ve Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilecektir.

Önce, değiştirge önergesi verilmesinin belirli bir zamanla sınırlanması işleminin içtüzük hükümlerine ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sonunu incelenecektir.

Kanunların yapılması yöntemini düzenleyen Anayasa'nın 92. maddesinde, kanun tasarı ve tekliflerinin yasama meclislerinde görüşülmesinden sözedilmektedir. Tasarı ve tekliflerin yasama meclislerinde enine boyuna görüşülmesi ve böylece toplumun gereksinmelerini yeterince karşılayabilecek bir yapıya sahip kılınması ancak bu yolla olanak içine girer. Değiştirge önergesi verilmesi de görüşmelerin önemli bir evresini oluşturur. O halde görüşme, Yasa koyucunun gerçek iradesinin belli olmasında en önemli bir Öğedir. Gerçek iradenin açıklanmasını önleyecek bir görüşme yöntemi demokratik hukuk düzenine aykırı düşer.

Anayasa'nın

8.5. maddesinin birinci fıkrasında, Meclislerin, çalışmalarını kendi yaptıkları

İçtüzük hükümlerine göre yürütecekleri hükme bağlanmıştır. Dava konusu kanunun

Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında yürürlükte olan içtüzük, Anayasa'nın

geçici 3. maddesi uyarınca 27 Ekim 1957 den önce uygulanmakta olan (Dahili

Nizamname) idi. Dahili Nizamnamenin 99. ve sonraki maddelerinde (Kanunların

Müzakeresi) yöntemleri açıklanmıştır. Tasarı ve teklifler ancak iki görüşmeden

sonra kesin olarak kabul edilebilir. Ana kural budur. Genel kuruldaki birinci

ve ikinci görüşmelerde değiştirge önergelerinin verilmesi herhangi bir

sınırlamaya bağlı tutulmamıştır. Bu konudaki hükümler (Dahili Nizamname) nin

116-123. maddelerinde açık bir biçimde gösterilmiştir. Şu halde değiştirge

önergeleri verilmesinin tasarının tümü üzerinde görüşmeler bitinceye kadarki

zamanla sınırlanmış olması, Dahili Nizamname hükümleriyle bağdaşmaz. Böyle bir

davranış Anayasa hükümlerini de zedelemektedir. Çünkü değiştirge önergeleri

verilmesinin belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırılması, konu hakkında

görüşme olanağını kısıtlar, dolayısıyla yasa koyucunun iradesini serbestçe

ortaya koymasına engel olur. Yasama yetkisinin böylece sınırlanması ve yasama

organının kanun yapma iradesini tam olarak kullanamaması o kanunu Anayasa'ya

aykırı bir duruma, düşürür. Bu nedenle 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu

kanununun tümü, yasama yetkisini kullanan organın serbest iradesiyle oluşmamış

bulunduğundan iptal edilmelidir.

Yasa koyucunun iradesinin serbestçe belirlenmesini engelleyen öteki özel yöntem 106. Birleşimde kabul edilen önergenin ikinci bendinde yer almıştır. Bu bentte "değiştirge önergeleri verilen maddeler üzerinde görüşme açılmasına, diğer maddelerin okunup oylanmasına" denilerek tasarının bir çok maddelerinin görüşülmesi engellenmiştir.

Bilindiği

üzere kanun tasarı ve teklifleri maddelerden oluşur; maddelerin üzerinde

görüşme açılmamışsa, Anayasa'nın 92. maddesinin öngördüğü "görüşülme"

gereği, o kanun tasarısı veya teklifi yönünden yerine getirilmiş sayılamaz.

Çünkü (Dahili Nizamname) nin 99. maddesi, tasarı ve tekliflerin ancak iki

görüşmeden sonra kesin olarak yasalaşabileceğini hükme bağlamıştır. Şu kadar ki

ivedilik karan alınması halinde yalnız bir kez görüşme olanağı ortaya çıkabilir

(Dahili Nizamname: Madde 70 ve 71). Aslında iki kez görüşülmesi gereken kanun

tasarısının ivedilikle görüşülmesi kararlaştırıldığı takdirde, bu görüşmenin

sadece birinci görüşmeyi içereceği açık ve kesindir. Çünkü Dahili Nizamnamenin

107. maddesine göre; ikinci görüşmede tasarı veya teklifin tümü üzerinde

konuşulmaz, maddelerin hepsi üzerinde de görüşme yapılmaz, yalnız üzerinde

değiştirge Önergeleri bulunan maddeler görüşülebilir. Hal böyle olunca,

hakkında değiştirge önergeleri bulunmayan maddelerin görüşülmemesi ve doğrudan

doğruya oylanması yoluna gidilmesi, ivedilikle görüşülmesi kararlaştırılan bir

metnin bir çok maddelerinin hiç görüşülmemesi sonucunu doğurur. 106. Birleşimde

kabul edilen Önergenin ikinci bendinde yazılı yöntem, Toprak ve Tarım Reformu

Kanunu tasarısı için bu sonucu birlikte getirmiştir. Yani tasan metninin büyük

bir bölümü Millet Meclisinde hiç görüşülmeden kabul edilmiştir. Yasa koyucunun iradesini

serbestçe ortaya koymasını engelleyen böyle bir yöntemin Anayasa'ya

uygunluğunun kabulüne olanak yoktur.

Durumun

kanun tekniği açısından incelenmesinde de kimi sakıncalı sonuçların ortaya

çıkması olasılığı saptanabilecektir. Gerçekten Kanun tasarı veya teklifi, belli

bir konuyu baştan sona ele alan ve birbirleriyle bağlantılı hükümleri içeren

bir metindir. Hükümleri arasında tam bir uyum sağlanması gereken böyle bir

metnin meclislerdeki görüşmeler sırasında bir maddesinin herhangi bir nedenle

değiştirilmiş veya çıkarılmış olması karşısında, uyumluluğu ve bütünlüğü

korumak için kimi önlemlerin alınması, yeni değiştirge önergelerinin verilmesi

suretiyle görüşmelerin bu amacı gerçekleştirmeyi sağlayacak biçimde

sürdürülmesi zorunu doğabilir. Toprak ve Tarım Reformu Kanununun Millet

Meclisinde görüşülmesine başlarken kabul edilen önerge ise, sözü edilen

uyumluluk ve bütünlüğü korumak değil, tersine, hükümler arasındaki bağlantıları

bozacak bir sonuç ortaya çıkarabilir. Çünkü görüşülmeyen, sadece oylanan madde

metinlerine ilişilemiyecek, buna karşılık değiştirge önergesi verilmiş olanlar

üzerinde görüşme açılacaktır. Bu işlem sonunda görüşülen ve görüşülmeyen madde

metinleri arasında uyumluluğu ve bütünlülüğü bozan, bağlantıları kesen

değiştirmeler, metinden çıkarmalar veya yeni eklemeler ortaya çıkabilecek ve

böylece sosyal gereksinmeleri karşılayan sağlıklı bir kanunun gerçekleşmesi

tehlikeye 'düşecektir.

Toprak

ve Tarım Reformu Kanunu yürürlük maddeleri ile birlikte 237 maddeden

oluşmuştur. Bu metinden yüzkırkdört madde, üzerinde değiştirge önergesi

verilmediği için Millet Meclisinde görüşme açılmadan yalnızca okunup oylanarak

kabul edilmiştir. Bu maddeler şunlardır: 9, 13, 15, 22, 24, 25, 27, 30, 31, 32,

34, 37, 38, 44, 46, 47, 48, 49, 51, 55, 56, 57, 59, 61, 65, 66, 67, 72, 73, 75,

78, 79, 81, 82, 83, 85, 86, 89, 91, 92, 94, 97, 93, 99, 100 101, 102, 103, 104,

105, 107, 108, 110, 111, 112, 113, 115, 116, 120, 121, 122, 123, 125, 126, 129,

130, 132, 134, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 146, 147, 148, 150,

151, 152, 153, 154, 156, 157, 158, 162, 163, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171,

172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 183, 185, 187, 189, 192, 193,

194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 204, 205, 206, 208, 209, 211, 212, 213, 214,

217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233,

(Tutanak Dergisi, Birleşim 110, Sayfa 393-395, Tutanak Dergisi, Birleşim 111,

Sayfa 403435).

Bundan başka, komisyonca değiştirge önergeleriyle ilgili görülerek istenen sekiz maddeden beşi üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmamış ve bu maddeler de Millet Meclisi Genel Kurulunda okunarak geçirilmiş ve oylanmıştır. Bu maddeler şunlardır: 58, 64, 182, 186, 234.

Öte yandan üzerinde değişiklik önergesi verildiği halde sonradan bu önergeler geri alındığı için, kabul edilen ilke kararı uyarınca, genel kurulda yalnız okunup oylanan maddelerin sayısı 24 tür. Bu maddeler şunlardır:

5, 10, 16, 20, 29, 45, 50, 60, 62, 63, 106, 131, 140, 149, 159, 161, 184, 191, 202, 203, 110, 216, 224, 235, (Millet Meclisi Tutanak Dergisi 22, 123, 124 ve 125. Birleşimler, sayfa 397 ve sonra).

Demek oluyor ki, genel kurulda görüşülmeyen maddelerin sayısı 173 ü, bunun tasarının tüm maddelerine oranı ise % 75 i bulmaktadır. Bu sonuç kanun tasarısının sadece komisyonda görüşüldüğünü, buna karşılık maddelerinin dörtte üçünün Genel Kurulda oylanması ile yetinildiğini göstermektedir. Yani maddelerin ancak dörtte biri Genel Kurulun serbest iradesiyle geri kalan dörtte üçü için ise bu olanak sağlanamamıştır, Anayasa'nın 85. ve 92. maddelerine aykırı olan bu yöntem ve işlemlerin kanunun tümünü kapsamış olması nedeniyle 25/6/1973 günlü 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun tümü iptal edilmelidir.

Halit Zarbun, Abdullah Üner, Fahrettin Uluç, Hasan Gürsel, Âdil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu sonuca katılmamışlardır.

2- Öteki biçim aykırılıklarının incelenmesi sorunu :

Millet Meclisindeki görüşmeler sırasında yapılan öteki biçim aykırılıklarıyla Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelere ilişkin biçim aykırılıklarının, yukarıda açıklanan iptal kararı karşısında ayrıca incelenmesinde sonucu etkilemeyeceği nedeniyle, bir yarar görülememiştir Bu bakımdan incelemenin biçim yönünden sürdürülmesine gerek kalmadığı sonucuna varılmıştır.

Şevket Müftügil, Halit Zarbun, Abdullah Üner, Fahrettin Uluç, Hasan Gürsel, Âdil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

B-

Esas hakkında incelemenin sürdürülmesi sorunu : 25/6/1973 günlü 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun tümü biçim yönünden iptaline karar verilmiş bulunduğuna göre, aynı kanunun varlığını sürdürmesine artık olanak kalmamıştır. Hukukça varlığı sona eren bir kanunun maddeleri üzerinde esas yönünden incelemenin sürdürülmesine gerek görülmemiştir.

Hasan Gürsel ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

V-

İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜNÜN SAPTANMASI SORUNU

Anayasa'nın

değişik 152. maddesinde "Anayasa Mahkemesince, Anayasaya aykırı olduğundan

iptaline karar verilen kanun veya içtüzük veya bunların iptal edilen hükümleri,

gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günde yürürlükten kalkar.

Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi

ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden

başlıyarak bir yılı geçemez"; 22/4/1962 günlü 44 sayılı Yasanın 50.

maddesinin dördüncü fıkrasında da "Anayasa Mahkemesi, bir kanun veya

içtüzüğün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydana gelecek

boşluğu, kamu düzenini tehdit edici mahiyette görürse üçüncü fıkra hükmünü

uygular ve boşluğun doldurulması için yasama meclisi başkanlıklarıyla

Başbakanlığı durumdan haberdar eder." denilmektedir.

25/6/1973 günlü 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun iptal edilmesiyle bir boşluğun oluştuğu ve bu boşluğun özellikle tarım kesiminde kamu düzenine ve güvenine ters yönden etki yapacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlıyarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VI-

SONUÇ

I-

Biçim yönünden inceleme:

A)

Millet Meclisindeki yasama işlemleri açısından:

1- 25/6/1973 günlü 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununa ilişkin tasarının öncelik ve ivedilikle görüşülmesi işlemlerinde, dava konusu Kanunun biçim yönünden iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığına Muhittin Gürün'ün ivedilik bakımından değişik gerekçesiyle ve oybirliğiyle, öncelik bakımından karşıoyuyla ve oyçokluğu ile;

2- Toprak ve Tarım Reformu Teşkilâtı Müsteşarının hükümet adına, gerektiğinde, görüşmelere katılmasında içtüzük hükümlerine ve dolayısıyle Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına oybirliğiyle;

3- 11/6/1973 günlü, 124. Birleşimde beş milletvekilinin ayağa kalkarak toplantı yetersayısı olmadığını bildirmeleri ve yoklama yapılmasını istemeleri üzerine Başkanın yoklama yaptırmamış olmasının içtüzüğe aykırı olduğuna oybirliğiyle; ancak İçtüzüğe aykırı olan bu durumun, dava konusu Kanunun bu birleşimde kabul edilen 39. ve 40. maddelerindeki kuralların iptalini gerektirecek bir Anayasa aykırılığını oluşturmadığına Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ziya Önel, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile;

4- 9/5/1973 günlü 106. Birleşimde 81 numaralı geçici komisyon Başkanvekili imzasiyle verilen önergede yazılı : (l- Tümü üzerindeki görüşmeler bitinceye kadar maddeler hakkında sayın üyelerce verilecek değiştirge önergelerinin Başkanlığa tevdiine, 2- Değiştirge önergeleri verilen maddeler üzerinde görüşmeler açılmasına, diğer maddelerin okunup oylanmasına) yolundaki yöntemin kabulü ile görüşmelerin bu sınırlamalar içinde yürütülmesinin içtüzüğe ve dolayısıyle Anayasa'ya aykırı olduğuna, bu aykırılığın Kanunun tümünü kapsamış olması nedeniyle,

25/6/1973 günlü, 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun tümünün iptaline Halit Zarbun, Abdullah Üner, Fahrettin UIuç, Hasan Gürsel, Âdil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile;

B)

Millet Meclisindeki görüşmeler sırasında, yukarıda sayılanlar dışında yapılan biçim aykırılıklarıyla Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelere ilişkin biçim aykırılıklarının, I- A/4 sayılı bentte açıklanan iptal kararı karşısında, ayrıca incelenmesine yer kalmadığına Şevket Müftügil, Halit Zarbun, Abdullah Üner, Fahrettin Uluç, Hasan Gürsel, Âdil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla;

II-

25/6/1973 günlü ve 1757 sayılı Yasanın tümünün yukarıda I-A/4 sayılı bentte yazılı nedenle iptal edilmiş bulunması karşısında, esas hakkında inceleme yapılmasına yer olmadığına Hasan Gürsel ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile;

III-

Anayasa'nın değişik 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle;

19/10/1976 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Halit Zurbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Hasan Gürsel

Üye

Ahmet Salih Çebi

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin 19/10/1976 günlü, Esas : 1973/42, Karar: 1976/43 sayılı kararında Sayın Şevket Müftügil tarafından yazılan karşıoy yazısının (1) sayılı bölümüne katılıyorum.

Üye

Adil Esmer

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

l-

11/6/1973 günlü, 124. Birleşimde 5 Milletvekili ayağa kalkmış ve toplantı

yetersayısı olmadığını ileri sürerek yoklama yapılmasını istemişlerdir.

Başkanlıkça Dahili Nizamnamenin 81. maddesine uyulmayarak görüşmeler

sürdürülmüştür. Bu işlemde çoğunlukça bir İçtüzük aykırılığının varlığı kabul

edilmiş, fakat bu durumun bir Anayasa aykırılığı biçiminde

nitelendirilemiyeceği sonucuna varılmıştır. Oysa görüşmeler Meclislerin üye

tamsayısının salt çoğunluğu olmadan yapılamaz. Aksi takdirde kabul edilen metin

Meclis iradesinin ürünü sayılamaz. Salt çoğunluğun bulunmadığı yöntemince ileri

sürüldüğü halde yoklamanın yapılmamış olması, salonda görüşmelere yeter sayıda

Milletvekilinin bulunmadığı yolunda ciddi bir kuşkuya neden olmuştur. Böyle bir

halde, itirazın yöntemince öne sürüldüğü andan sonra görüşülüp kabul edilen

metnin, Anayasa'nın 86. maddesi hükmü karşısında yasal niteliği yoktur. Nitekim

Anayasa Mahkemesinin bir kararında "... Anayasa'nın öngördüğü yeter sayı

olmadan toplantı yapılmasına ve böyle bir toplantıda görüşme açılarak

sonuçlandırılmasına Anayasa kuralları karşısında olanak yoktur." (Anayasa

Mahkemesinin 5/2/1976 günlü, Esas: 1975/179, Karar : 1976/8 sayılı kararı,

Resmi Gazete 10/5/1976, Sayı: 15583) denilmek suretiyle bu karara konu olan

7/5/1975 günlü 1895 sayılı "Devletçe İşletilecek Madenler Üzerindeki

Hakların Geri Alınması ve Hak Sahiplerine Ödenecek Tazminat Hakkında

Kanun" un tümü biçim yönünden iptal edilmiştir.

Aksi görüşü savunan çoğunluk kararının bu konuya ilişkin bölümüne yukarıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.

2- Biçime ilişkin öteki iptal nedenlerinin incelenmesine gerek bulunmadığı yolunda çoğunlukça alınan karara da katılmamaktayım. Bu konudaki gerekçeler yukarıda gün ve sayısı belirtilen Anayasa Mahkemesi kararına bağlı karşıoy yazısında ayrıntılarıyla açıklanmış olduğundan burada yinelenmesine gerek yoktur.

Kani Vrana

Anayasa Mahkemesi Başkanı

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin Esas:1973/42, Karar:1976/48 sayılı kararında Sayın Abdullah Üner tarafından yazılan karşıoy yazısına aynen katılıyorum.

Başkanvekili

Şevket Müftügil

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin 19/10/1976 günlü, Esas: 1973/42, Karar: 1976/48 sayılı kararında Sayın Başkanvekili Şevket Müftügil'in karşıoy yazısının (1) sayılı bölümüne katılıyorum.

Üye

Halit Zarbun

KARŞIOY

GEREKÇESİ

25/6/1973 günlü ve 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun; D. P. Meclis Grubu tarafından açılan dava üzerine Anayasa Mahkemesince çoğunlukla biçim yönünden iptaline karar verilmiştir. Bu karara katılmadığımızın nedenleri aşağıdadır :

I-

Kanun tasarısı, Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülürken 81 numaralı Geçici Komisyon Başkanı tarafından verilen önergede :

1- Tasarının tümü üzerinde görüşmeler bitinceye kadar maddeler hakkında üyelerce verilecek değiştirge önergelerinin Başkanlığa tevdiine.

2- Değiştirge önergeleri verilen maddeler üzerinde görüşmeler açılmasına, diğer maddelerin okunup oylanmasına,

Karar verilmesi önerilmiş, oturum başkanı bu önergeyi Genel Kurulun oyuna sunmuş, kabul edildiğini bildirmiş, görüşmeler buna göre yürütülmüş ve Mahkememizce de çoğunlukla, "Millet Meclisinde bu önergenin kabulü ile görüşmelerin bu sınırlamalar içinde yürütülmesinin İçtüzüğe ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırı olduğu" gerekçesiyle kanunun tümünün iptaline karar verilmiştir.

Önce şu noktaya işaret etmek gerekir ki: Bu kanun tasarısının görüşülmesi sırasında Millet Meclisinin içtüzüğü henüz yapılmamış olduğundan 27 Ekim 1957 tarihinden önce uygulanmış olan eski içtüzük "dahili nizamname" hükümleri uygulanmıştır.

Anayasa'da Kanun teklif ve tasarılarının Meclislerde görüşülmesi sırasında uygulanacak usulle ilgili bir kural yoktur. Bu konu, kendi yaptıkları içtüzüklerinde yer almıştır. Kanun teklif ve tasarılarının Meclislerde görüşülmesi sırasında içtüzüklerin herhangi bir maddesine uyulmamış olması, o kanunun herhalde iptaline neden olmayıp ancak kanunun geçerliliğini etkileyecek ve Meclislerin iradelerini zedeleyecek kadar ağır olanları iptal nedenini oluşturabilecektir. Mahkememizin Ötedenberi süre gelen görüş ve uygulamaları da bu yoldadır. Buna bir örnek vermek gerekirse: Anayasa Mahkemesinin 16/11/1965 gün. Esas: 1964/56, Karar: 1965/59 sayılı kararında şöyle denilmiştir:

"İçtüzük

hükümleri genellikle şekle ait kurallardır. Bu hükümler içinde yasama

meclislerince verilen bir kararın sıhhati üzerinde etkili olabilecek nitelik

taşıyanlar bulunduğu gibi bu derece önemli olmayanlar da vardır. Birinci

Katagoriye girenlere aykırılığın iptal nedeni teşkil edeceği, buna karşılık

öteki kurallarına riayetsizliğin iptali gerektirmiyeceği kabul edilmelidir.

Anayasa'da gösterilmeyen ve yalnız içtüzüklerde bulunan şekil kuralları

arasında bu ayırımı yapmak Anayasa'nın maksadına uygun düşer. Zira

içtüzüklerdeki şekil kurallarına aşırı bağlılık yasama meclislerinin

çalışmalarını lüzumsuz yere aksatır. Doktirinde de bu yolda ayırımı destekleyen

görüşler vardır. Millet Meclisi Anayasa Komisyonu 44 sayılı Kanuna ait

raporunda yasama meclislerinin kanunun görüşülmesinde ve kabulünde içtüzük

hükümlerine uyup uymadıklarını kontrol bakımından mahkemelerin ihtiyatlı ve

ölçülü davranmaları lüzumlu olduğu ve Anayasa'nın koyduğu şekil şartlarından

farklı olarak içtüzükteki şekil şartlarının hepsinin mutlak butlanı

gerektirmiyeceği belirtilmiştir. Komisyonun bu kanısı Anayasa'nın maksadı ve

bilimsel görüşlerle bağdaşmaktadır." (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi,

sayı 3 sayfa : 284).

Demek

oluyor ki; Millet Meclisinin Esas İçtüzüğü yapılıncaya kadar uygulanmış ve

sonradan yürürlükten kaldırılmış olan eski içtüzüğün bazı kararlarına uyulmamış

olması herhalde kanunun iptalini gerektirmiyecek ve ancak kanunun geçerliliğini

etkileyecek ve meclislerin iradelerini zedeleyecek derecede Önemli ve ağır

olanları iptal nedeni sayılabilecektir. Olayda ise geçici Komisyon Başkanının

söz konusu önergesi Millet Meclisi Genel Kurulunda okunmuş, üzerinde konuşma

açılmış ve hiçbir üye tarafından itiraza uğramadığı anlaşılmış ve Millet

Meclisi Genel Kurulunun serbest irade ve oyu ile benimsenerek kabul edilmiş

olması itibariyle artık burada Millet Meclisinin iradesini zedeleyen ve bu

nedenle kanunun geçerliliğini etkileyen bir durum mevcut değildir. Böyle olunca

da bu nedenin kanunun iptalini gerektirmediği açıktır.

Diğer yandan; bu kanun tasarısının Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında haklarında değiştirge önergesi verilmemiş olan maddeler üzerinde esasen hiçbir Milletvekilinin söz isteyip konuşma gereği duymadığı da anlaşılmaktadır.

II-

Yukarıda da açıklandığı gibi Toprak ve Tarım Reformu Kanunu tasarısının Millet

Meclisinde görüşülmesi sırasında geçici olarak uygulanmış olan eski içtüzük

(dahili nizamname) l Eylül 1973 tarihinde yürürlükten kalkmış ve yerine Millet

Meclisinin yeni içtüzüğü yürürlüğe konmuştur. Millet Meclisi yeni içtüzüğü,

eski dahili nizamnamenin birçok kurallarını değiştirmiş ve bu arada kanun

teklif ve tasarılarının iki defa değil yalnız bir kez görüşülmesi usulü kabul

edilmiş, verilecek değiştirge önergeleri hakkında da esaslı kayıtlamalar ve

sınırlamalar getirilmiştir. Bu husus dahi, eski içtüzüğün söz konusu şekil

kurallarının, Toprak ve Tarım Reformu Kanunu gibi çıkarılması Anayasa emri olan

önemli bir kanunun iptaline yol açabilecek bir nitelik taşımadığını ayrıca

göstermektedir.

III-

Davacı parti Meclis Grubu tarafından önesürülen iptal nedenlerinin hepsinin ayrı ayrı incelenip karara bağlanması gerekirken böyle yapılmıyarak bu iddialardan yalnız bir bölümü incelenip karara bağlanmış ve bu arada bir biçim kuralına uyulmadığı nedeniyle kanunun tümünün iptaline karar verilmesi üzerine inceleme bu noktada kesilmiş böylece öteki iddialar incelemesiz ve yanıtsız kalmıştır.

IV-

Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı çoğunlukla verilmiş olan iptal kararına karşı bulunmaktayız.

Üye

Ziya Önel

KARŞIOY

YAZISI

l-

Bu dosyanın konusu olan iptal davası, yukarıki kararın l sayılı bölümündeki

dilekçe metninde de görüldüğü gibi, 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanun

tasarısının yasalaşması sırasında, yasama meclislerinin görüşme yöntemlerine,

toplanma ve karar yeter sayılarına ilişkin Anayasa ve içtüzük hükümlerine

riayet edilmemek suretiyle Anayasa'ya aykırılık yaratıldığı ve bu aykırılık

nedenlerinin esasa müessir bulunduğu gerekçesine dayandırılmıştır. Bu bakımdan

raportörce hazırlanarak 14/1/1975 gününde dağıtılmış bulunan raporda, işin

esası, Anayasa ve İçtüzüğün sadece biçim kuralları açısından incelenmiştir. Her

ne kadar 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkındaki Kanunun 28. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi, sadece

istem ile bağlı olup davacının öne sürdüğü gerekçeye dayanmaya mecbur olmadığı

gibi başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebileceğinden, biçim

yönüne ilişkin gerekçe ile açılan bir iptal davasının, esas yönüne ilişkin

gerekçelerle de karara bağlanması, Anayasa Mahkemesince ötedenberi

sürdürülmekte olan bir uygulamadır ve bu nedenle de ilke olarak, esasa ilişkin

raporlar, hem biçim, hem de esas yönünden yapılan incelemelerin tümünü kapsar

şekilde hazırlanmaktadır.

Ancak raporların hazırlanması yöntemine ilişkin bu uygulamanın geçerli neden bulunan hallerde duruma uygun işlem yapılmasını önliyecek ölçüde bağlayıcı bir niteliği olmadığını da düşünmek gerekir.

Sorunun bu bakımdan ele alınması aşağıdaki sonuçlara varılmasını gerekli kılmaktadır.

Bugünkü gündeme alınmış bulunan raporun sadece biçim yönünden yapılan incelemeleri yansıtması bu toplantıda görüşülmesini engelleyici bir neden olarak kabul edilemez. Çünkü bu raporun incelenmesine hemen başlanması, gerekli görülüyorsa, esas yönünden ayrıca ek rapor hazırlattırılarak incelemenin sürdürülmesine engel değildir.

Kaldı ki olayın özelliği açısından bu yolun tutulmasında da yarar vardır. Çünkü bu işe ilişkin iptal davası 13/10/1973 gününde açılmıştır. Görülen bazı eksiklikler davacıya tamamlattırıldıktan sonra 4/12/973 gününde işin ilk incelenmesi yapılarak esasın incelenmesine karar verilmiştir. İşin esasının biçim yönünden incelenmesine ilişkin rapor, yukarıda da denildiği gibi, gibi, 14/1/1975 gününde dağıtılmıştır. Çeşitli günlerde gündeme giren bu raporun incelenmesi ancak, bu gün, yani 18/11/1975 de ele alınabilmiştir.

Görüldüğü gibi davanın açılışından bu yana iki seneyi aşkın bir süre geçmiş ve bu süre içinde Anayasa'ya aykırılığı tartışma konusu olan bir kanun uygulana^elmiş bunun için Devlet Bütçesinden büyük paralar harcanmakta bulunmuştur. Bu açıdan hiç değilse işin biçim yönünden inceleme evresinin bir an evvel sonuçlandırılması yararlı olur. Çünkü eldeki rapor üzerinde yapılacak inceleme sonunda esas yönünden incelemeye gereksinme duyabileceği gibi buna gerek kalmadan işin biçim yönünden sonuçlandırılması olasılığı da vardır. Bu takdirde dava, gereksiz yere uzatılmış ve sayılan sakıncalar devam ettirilmiş olacaktır.

Bu nedenlerle işin esasının sadece biçim yönünden incelenmesi sonucunda hazırlanan eldeki rapor üzerinde incelemeye başlanması gerektiğinden bu incelemeyi esas yönünden hazırlanacak rapora erteliyen karara karşıyım.

2- Toprak ve Tarım Reformu kanun tasarısı, Millet Meclisinde öncelik ve ivedilik yöntemleri uygulanarak görüşülmüş ve kabul edilmiştir.

Kanunun görüşüldüğü tarihte yürürlükte bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi Dahili Nizamnamesinin 70.-73. ve 74.-75. maddeleri (İvedilik) ve (Öncelik) yöntemlerini düzenlemektedir: Bu maddelerde, her iki yönteme başvurulabilmesi için, istemin yazılı olması ve bu istemi haklı gösterecek bir nedenin ve gerekçenin gösterilmiş bulunması koşulları yer almaktadır. Bunlara uymayan istemlerin işleme konulmaması, işlem görenlerin de geçersiz sayılması, söz konusu kuralların doğal sonucu sayılmalıdır.

Bu tasarıya ilişkin komisyon raporlarında (Öncelik) ve (ivedilik) yöntemlerine başvurulması için öne sürülen nedenler, tasarının acelelik yöntemlerle değil, aksine olağan usullerle görüşülmesini zorunlu kılıcı niteliktedir.

Bu konuya ilişkin ayrıntılı düşüncelerim, Anayasa Mahkemesinin 17/10/1972 günlü, 1972/1649 sayılı, 26/3/1974 günlü, 1973/32-1974/11 sayılı; 21/5/1974 günlü, 1974/8-19 sayılı; 15/7/1974 günlü, 1974/12-32 sayılı karârlarına ilişkin karşıoy yazılarımda yeterince açıklanmış olduğundan burada yinelenmelerine gerek duyulmamıştır. (Resmi Gazete'ler: 1/3/1973, Sayı: 14463 - S: 252 - 253; 21/6/1974, Sayı: 14922 - S: 8 - 9; 4/8/1974, sayı 14966 - S : 7 - 8, 12/12/1974, sayı: 15090- S : 7)

Bu nedenlerle söz konusu kanun tasarısı, Millet Meclisinde uygulanan görüşme yöntemi açısından İçtüzüğün, yasaların sağlığına ilişkin hükümlerine ve dolayısiyle Anayasa'nın 85. maddesi kuralına aykırı biçimde yasalaşmış olduğundan Anayasa'ya aykırı duruma girmiştir.

Ancak yukarıda işaret edilen 1974/8-19 ve 1974/12-32 sayılı kararlara ilişkin karşıoy yazılarımda da belirtildiği gibi Millet Meclisinin l Eylül 1973 gününde yürürlüğe giren yeni içtüzüğü ile kanunların iki defa görüşülmesi usulü terk olunduğundan o tarihtenberi (ivedilik) yöntemi de kaldırılmış bulunmaktadır. Bu yüzden eski içtüzüğün (İvedilik) konusundaki hükümlerine aykırılık nedenine dayandırılacak bir iptal kararı sonucunda kanunun Millet Meclisinde yeniden ele alınması halinde tek görüşme yöntemi ile yasalaşacağından bugün için bu yönden iptal karan verilmesinde hukuki yarar kalmamıştır. Çoğunluk görüşünün sonucuna bu nedenle katılmaktayım.

"Öncelik" yöntemi açısından ise böyle bir durum söz konusu değildir. Bu bakımdan ve yukarıda belirtilen Anayasa'ya aykırılık nedeniyle kanunun biçim yönünden iptaline karar verilmesi gerektiğinden kararın bu konuya ilişkin bölümüne katılmıyorum.

3-

Yukarıki karar içinde de belirtildiği gibi Millet Meclisinin 124. Birleşiminde

tasarının 39. maddesinin görüşülmesine geçildiğinde beş Milletvekili ayağa

kalkarak yoklama yapılmasını istemiştir. O zaman yürürlükte olan Dahili

Nizamnamenin 81. maddesine göre bu istek üzerine Başkanlığın derhal yoklamaya geçmesi

zorunludur, içtüzük bu konuda Başkanlığa takdir hakkı tanımadığı gibi

Milletvekillerine de bu isteği tartışma hakkı tanımamıştır. Bir saat önce

yapılmış olan yoklamada 240 Milletvekilinin bulunduğu öne sürülerek bir saat

sonra da aynı sayının varlığı savunulamaz. Esasen Millet Meclisinin 226 olan

toplanma yeter sayısına karsı, 14 sayılık bir farkı gösteren, 240 sayısı, bir

saat içinde kaybolamayacak çoklukta bir sayı da değildir, çoğunluğun yitirilmiş

olması her an olanak içindedir.

Bu durumdan şu sonucun çıkartılması gereklidir:

Kararda da kabul edildiği gibi ortada açık bir içtüzük ihlâli vardır. Bu eylem sonucunda Millet Meclisinde yeter sayının var olup olmadığının saptanması önlenmiş ve bu arada görüşülüp oylanan 39. ve 40. maddelerin kabulü için Millet Meclisi irâdesinin oluşup oluşmadığı belirsiz ve kuşkulu bir duruma sokulmuştur. Yasalaşmalarında bu denli bir sakatlık bulunan söz konusu 39. ve 40. maddelerin, Anayasa'nın 85. maddesi karşısında geçerlilikleri savunulamıyacağından ve bu açıdan Anayasa'ya aykırılıkları açık bulunduğundan iptallerine karar verilmelidir.

Bu nedenlerle kararın bu bölümüne de karşıyım.

Üye

Abdullah Üner

Üye

Fahrettin Uluç

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin 19/10/1976 günlü, Esas; 1973/42, Karar: 1976/48 sayılı kararında Sayın Başkanvekili Şevket Müftügil'in karşıoy yazısının (1) sayılı bölümüne katılıyoruz.

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

19/7/1973 günlü, 14599 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununun biçim yönünden iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 19/10/1976 günlü, Esas: 1973/42, Karar: 1976/ 48 sayılı kararına katılmama nedenlerim aşağıdadır:

I-

Türkiye'de uzun yıllardan beri sürüpgelen toprak dağılımı ve mülkiyeti

düzensizliklerinin fertler, aileler ve hatta topluluklar arasında yarattığı

huzursuzluklar, geçimsizlikler ve üzücü kıtal ve kangütme olayları ve ayrıca

memleketin belli bölgelerinde topraksız ve yoksul insanların arazi sahip ve

maliklerine toprakla bağlı olarak yaşadıkları ve en düşük düzeydeki bir geçim

ve boğaz tokluğu ile hayatlarını sürdürdükleri bir vakıadır ve bu kötü durum

sosyal yaşantıyı huzursuz kılmaktadır. Gerek Cumhuriyet idaresinde ve gerek

ondan önceki devrelerde hükümetler buna adaletli, modern devlet anlayışına ve

insan haklarına uygun tedbirler getirememiş, hükümetlerin her olumlu davranışı

çıkar çevrelerinin etkili baskıları ile ya hiç sonuçlanamamış veya yarım kalmıştır.

20. asır Türkiye'sinde, bir tarafta geniş toprak ağaları ve sahipleri doğrudan toprakla ilgilenmiyerek topraklarında çalıştırdıkları insanların emeği ile elde ettikleri üstün seviyede varlıkları ile lüks ve debdebe içinde yaşarken diğer tarafta sayılan sınırlı da olsa bir kısım vatandaşların yurtsuz ve mekansız olarak ve üzerinde hayat sürdürdükleri toprak sahibinin mutlak irâdesine râm olmaları ve bir kısmının da çok dar ve verimsiz topraklarda çabalamaları sosyal düzeni bozucu bir manzara arz edegelmiştir.

İşte,

dava konusu 1757 sayılı Toprak Reformu Kanunu, kimi çevrelerin engellemelerine

rağmen 1961 Anayasa'sının 37. maddesinin Devlete önemli bir görev olarak

verdiği bir konu olmasına karşılık, bu Anayasa'nın kabulünden ancak 12 yıl

sonra çıkarılabilmiş 237 maddelik, memleketin sosyal yaşamında çok önemi olan

bir kanundur. Kanunun, bu konuda erişilmesi gerekli bir kısım ilkelerden ve

kurallardan yoksun olarak çıkmış bulunduğu da açıktır. Ancak, hiç

çıkarılmamasıyla öteden beri birikegelmiş huzursuzlukların, hatta Anayasa

nizamını tehlikeye sokacak önemde bir takım girişimlere neden olmuş bulunması

da gözönüne alındığında kanunun gerek biçim ve gerek özüne ilişkin

eksikliklerini bir iptal nedeni yapmaktansa bunları fırsat düştükçe düzeltmek

ve bu suretle geliştirmek ve olgunlaştırmak daha uygun olurdu kanısındayım.

II-

Yukarıda memleket çapındaki önemini belirtmeye çalıştığım bu kanunun Millet

Meclisinde görüşülmesi sırasında, geçici komisyon başkanının, tasarının sırf

bir an evvel kanunlaşması düşüncesiyle vermiş olduğu (l - Tümü üzerinde

görüşmeler bitinceye kadar, maddeler hakkında sayın üyelerce verilecek

değiştirge önergelerinin başkanlığa tevdiine, 2- Değiştirge önergeleri verilen

maddeler hakkında görüşmeler açılması, diğer maddelerin okunup oylanması)

biçimindeki Önergenin genel kurulda görüşülüp kabulü ve tasarının o suretle

görüşülmüş olması. Anayasa Mahkemesi çoğunluk oylarınca Millet Meclisinin

görüşme iradesinin sınırlanması biçiminde değerlendirilmiş ve bu husus iptal

nedeni sayılmış ve kanun toptan iptal edilmiştir.

Kanaatimce, memleket realiteleri ve Anayasa'nın sosyal adalet ilkeleri tam bir şekilde dikkate alınmadan verilmiş bulunan bu iptal kararının Anayasal kurallar bakımından da isabetli olduğu savunulamaz. Çünkü :

Kanun

tasarı ve tekliflerinin Millet Meclisi Genel Kurulunda, içtüzüğün koyduğu

kurallara göre görüşüleceğinde kuşku olmamakla beraber, görüşmelerde her

içtüzük uyuşmazlığının bir iptal nedeni oluşturacağı kabul edilemez. Anayasa

Mahkemesinin bu konudaki görüş ve kabulünü belirten çeşitli kararları vardır,

bu karârlarda da açıklandığı üzere, içtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümleri

aynı önemde değildir. Bunlar arasında yasama meclisleri kararlarının

geçerliğine etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi, bu nitelik derecesinde

olmayanlar da vardır. Meclisler kararlarının geçerliğine etkilileri bakımından

kaynağını Anayasa'dan almamış içtüzük kuralları arasında böyle bir ayırım

yapılması meclislerin çalışmalarını da aksatmaz. Ancak, bu içtüzük

kurallarından hangilerine uyulmamanın iptal nedeni sayılacağı hususu bu

kuralların önemine ve işin niteliğine göre çözülecek ve incelemeleri sırasında

Anayasa Mahkemesince değerlendirilip saptanacak bir konudur. Anayasa

Mahkemesinin bu değerlendirmeyi yaparken yalnız içtüzük hükümlerinin önem ve

niteliğini değil, ayrıca kendi görev ve yetki sınırlarını da gözönünde

bulundurması zorunludur. Çünkü, Anayasa'ya uygunluk denetiminin Anayasa'nın

yalnız biçim kurallarına inhisar ettirilebilen, işin özüne ilişme olanağı

bulunmayan hallerde Anayasa Mahkemesinin içtüzük kurallarım titizlikle

değerlendirip koruması, öz yönünden de denetim olanağı bulunan hallerde ise

daha geniş ve esnek davranması olağandır. 1757 sayılı Kanunun öz bakımından da

incelenmesi olanak içinde İdi.

Konunun şu yukarıdaki nedenler açısından da ele alındığında memleketin çok uzun yıllar süregelen bir derdini halletmek için çıkarılmış uzun ve önemli bir kanunun bir kalemde iptal edilmiş olması, parlamentonun bugüne kadarki çalışma temposu da gözönüne alındığında sosyal adalet ve memleket huzuru bakımlarından ilerde giderilmesi güç sakıncalar ve boşluklar doğuracaktır.

III-

Millet Meclisi Geçici Komisyon Başkanının vermiş olduğu ve Genel Kurulca tasvip

gören önerge ile aslında milletvekillerinin tasan hakkındaki konuşma ve oy

verme iradelerinin kısıtlanmış olduğunun kabul edilmiş olması da nazaridir,

gerçek durumlarla bağdaşmamaktadır. Çünkü, tasarının görüşülme tutanaklarının

incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, tasarı daha önce komisyonlarda en geniş

biçimde ele alınıp eleştirildiği gibi, Genel Kurulda tümü üzerindeki

konuşmalara hiçbir sınır konmamıştır. Kimsenin sözü kesilmemiş, kanunun kabulü

bir oldu bittiye getirilmemiştir. Bir milletvekili bu sıralarda maddeler için

eleştiri ve önerilerini istediği şekilde açıklayabileceği gibi, önceden

dağıtılmış ve incelemelerine sunulmuş tasarının uygun görmedikleri kuralları ve

maddeleri için önerge vermek hakkına da sahiptiler. Böyle bir lüzumu derpiş

etmeyen milletvekilinin, kendi serbest iradesi ile genel kurulda kabul ettiği

önerge icabı hakkında önerge verilmemiş maddeler için konuşmadan oy kullanmış

olması, tasarının kanunlaşmasına ilişkin meclis kararının geçerliğine etkili

olabilecek nitelikte bir eksiklik değildir. Yukarıda bahis konusu edilen ve

hakkında önerge verilmemiş maddeler için konuşma açılmadan oylanmaya ilişkin

olan önerge yüzünden genel kurulda söz hakkının kısıtlanmış, konuşamamış

olduğunu ileri süren bir milletvekili de çıkmamıştır. İlgili komisyonlarda her

yeriyle incelenerek genel kurula gelen ve komisyon raporlarıyla birlikte

üyelere dağıtılan kanunlardan geniş kapsamlı ve çok maddeli olanlarının genel

kurullarda görüşülmesi uzun zaman alacağı düşüncesiyle böyle önergelerle bir an

önce çıkarılması amacı ile vaki bu yolda davranış, memleketimizde parlamenter

çalışma hayatının bir zorunluğu olarak ortaya çıkmıştır. Memleket hayatında çok

önemli konulan kapsayan Medeni Kanun, Ticaret Kanunu gibi kimi kanunlar

parlamentodan bu biçimde görüşmelerle çıkarılmış bulunmaktadır. O halde Anayasa

Mahkemesinin de memleketin gerçeklerini ve parlamentonun durum ve tutumunu

gözönünde bulundurarak içtüzük hükümlerini bu açıdan ve geniş müsamaha içinde

değerlendirilmesi gerekir kanatindeyim. Tersine hareket, sonucu itibariyle

memlekete çok pahalıya malolmaktadır. Sert ve katı tutum ile bugüne kadar çok

değerli kanunlar bu içtüzük ihlalleri yüzünden iptal edilmiş ve bugüne kadar

yerleri doldurulamamıştır.

IV-

Her yasa, kapsadığı konularda memleketin, sosyal yaşantının veya bir kısım,

kişilerin gereksinmelerine çare bulması, onları düzenlemesi bakımından kendi

çapında önem taşır. Yukarıda da değindiğim gibi 1757 sayılı Toprak ve Tarım

Reformu Kanunu ise, Türkiye nüfusunun kırsal bölgelerde yaşayan % 70'şe yakın

bir çoğunluğunun ezeli dertlerine derman getirmek bakımından ve bu itibarla

memleket huzuru yönünden çok önemli bir kanun idi. Anayasa Mahkemesinin bu

kanunu Anayasa'ya uygunluk bakımından denetlerken yalnız Millet Meclisinde

verilmiş bir önerge bakımından iptal yoluna gitmeden, Cumhuriyet Senetosunda da

gördüğü işlemleri ve ayrıca özünü de incelemeli ve varacağı sonuçları yukarıda

işaret olunan açılardan toptan bir değerlendirmeye tabi tutmalı idi. Böyle

genişliğine bir inceleme yapılmadan kanunun toptan iptaline karar verilmiştir.

Yukarıda açıkladığım nedenlerle çoğunluğun bu iptal kararına katılmadım.

Üye

Lütfi Ömerbaş

üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin 19/10/1976 günlü, Esas: 1973/42, Karar: 1976/48 sayılı kararında Sayın Baskanvekili Şevket Müftügül'ün karşıoy yazısının (1) sayılı bölümüne katılıyorum.

Üye

Hasan Gürsel

KARŞIOY

YAZISI

Kanun teklif ve tasarılarının meclislerde görüşülmesi sırasında içtüzüklerin herhangi bir maddesine uyulmamış olması, Kanunun geçerliliğini ve meclislerin iradelerini etkilemedikçe iptal edilmemesi gerekir.

Toprak ve Tarım Reformu Kanunu tasarısı Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülürken geçici Komisyon Başkanı tarafından verilen ve "değiştirge önergelerinin tümü üzerindeki görüşmeler bitinceye kadar verilmesi ve değiştirge önergesi verilmeyen maddelerin okunup oylanması" ile ilgili bulunan önergenin Millet Meclisi Genel Kurulunda oylanarak kabul edilmiş olması bu konuda yeni bir içtüzük değişikliği niteliğinde olduğundan bu kararın artık içtüzüğe ve dolayısıyla Anayasa'ya aykırılığı sözkonusu olamayacağı gibi eski içtüzüğün bir biçim kuralına uyulmamış olması da bu kanunun iptalini gerektirecek nitelikte değildir.

Millet Meclisi Genel Kurulunda söz konusu önerge okunup görüşülmüş, bu önergeye karşı çıkan bulunmamış ve Meclis Üyelerinin serbest irade ve oylarıyla kabul edilmiş olduğundan ortada Millet Meclisinin iradesini zedeleyecek ve Kanunun geçerliliğini etkileyecek bir durumdan söz edilemiyeceği ve böylece de bu kanunun iptali cihetine gidilemiyeceği düşüncesiyle çoğunluk kararına karşıyım.

Üye

Ahmet Salih Çebi

KARŞIOY

YAZISI

Sayın çoğunluğun, dava konusu kanunu sakat buluşunun belirgin nedeni, değiştirilmesi önerilmeyen maddelerin, görüşmesiz oylanışıdır. Bu durumun, "yasa koyucu'nun gerçek iradesini açıklamasını önlediğini" düşünmüşlerdir. Oysa,

Millet Meclisinin "değiştirge önergeleri verilen maddeler üzerinde görüşme açılmasına, diğer maddelerin okunup oylanmasına" karar verişi ve kararını değiştirmeyişi, görüş bildirme ve başkasının görüşünü öğrenme isteklisi bulunmadığı gerçeğini yüze çıkarır. Buna karşın yasa koyucu'nun iradesini açıklayamadığı iddiası ise, dayanaksız kalır.

Sayın çoğunluk kararına, bazı bölümlerde, katılamayışım bundandır.

Üye Adil Esmer Üye Nihat O. Akçakayalıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1973/42, K. 1976/48, 19 Ekim 1976 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Iı-
  4. Metinler
  5. A-
  6. B-
  7. İlk İnceleme
  8. Iv-
  9. Esasın İncelenmesi
  10. A-
  11. B-
  12. V-
  13. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Günün Saptanması Sorunu
  14. Vı-
  15. Sonuç
  16. I-
  17. A)
  18. B)
  19. Iı-
  20. Iıı-
  21. Karşıoy
  22. Yazısı
  23. O. Akçakayalıoğlu
  24. H. Boyacıoğlu
  25. Karşıoy
  26. Yazısı
  27. Karşıoy
  28. Yazısı
  29. Karşıoy
  30. Yazısı
  31. Karşıoy
  32. Gerekçesi
  33. I-
  34. Iı-
  35. Iıı-
  36. Iv-
  37. Karşıoy
  38. Yazısı
  39. Karşıoy
  40. Yazısı
  41. Karşıoy
  42. Yazısı
  43. I-
  44. Iı-
  45. Iıı-
  46. Iv-
  47. H. Boyacıoğlu
  48. Karşıoy
  49. Yazısı
  50. Karşıoy
  51. Yazısı
  52. Karşıoy
  53. Yazısı

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1973/42
Karar No
1976/48
Tarih
19 Ekim 1976

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1976/35 K.1976/49
  • AYM Norm Denetimi E.1976/49 K.1976/50
  • AYM Norm Denetimi E.1976/27 K.1976/51
  • AYM Norm Denetimi E.1976/34 K.1976/52
  • AYM Norm Denetimi E.1976/52 K.1976/54
  • AYM Norm Denetimi E.1976/56 K.1976/53

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.