İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1975/159 K.1975/216

Resmi Gazete tarih/sayı:12.4.1976/15557

Esas1975/159Karar1975/216Tarih18 Aralık 1975Okuma50 dk · 10.007 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Aralık 1975
Esas Sayısı
1975/159
Karar Sayısı
1975/216
Karar Günü
18/12/1975
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

10.007 kelime·50 dk okuma·35 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:12.4.1976/15557

İtiraz yoluna başvuran: Askerî Yüksek idare Mahkemesi 3. Dairesi.

İtirazın konusu: 20 Temmuz 1972 günlü, 14251 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4/7/1972 günlü, 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 10. ve 80. maddelerinin Anayasa'nın 7., 132., 133., 134., 138. ve 140. maddelerine aykırı düştüğü yolundaki davacı vekilinin iddiasının, Anayasa'nın sözü edilen kuralları karşısında 1602 sayılı Kanunun 10. maddesi ve 80. maddesinin birinci fıkrasının hâkim sınıfından olmayan üyelerle ilgili kuralları yönünden ciddi olduğu kanısına varan Mahkeme, Anayasa'nın değişik 151. maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

I -

OLAY

Bir

astsubay tarafından 3300 TL. iş güçlüğü ve iş riski istihkakının ödenmesi

istemiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine açılan ve Askerî Yüksek îdare

Mahkemesi 3. Dairesinin 1975/1415 esas sayısını alan davaların 19/6/1975 günlü

duruşmasında davacı vekili 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun

10. ve 80. maddelerinin hâkimlik teminatı ve mahkemelerin bağımsızlığı

ilkeleriyle bağdaşamadığı için Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş;

iddianın 1602 sayılı Yasanın 10. maddesi ile 80. maddesinin birinci fıkrasının,

hâkim sınıfından olmayan üyelerle ilgili kuralları yönünden ciddî olduğu

kanısına varan Mahkeme Anayasa'nın değişik 151. maddesine dayanarak konunun

Anayasa Mahkemesine götürülmesine 19/6/1975 gününde oyçokluğu ile karar

vermiştir.

III

- YASA METİNLERİ

1- İtiraz konusu Yasa kuralları:

4/7/1972 günlü, 1602 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen 10. maddesiyle 80. maddesinin birinci fıkrası 20/7/1972 günlü, 14251 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan metne göre şöyledir:

a) 10. madde:

Görev süresi

"Madde 10 - Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerinin görev süresi en az üç yıldır."

b) 80. maddenin birinci fıkrası:

Çeşitli hükümler

"Madde 30 - Askerî Yüksek îdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkanı ve üyeleri, yükselme, sicil işlemleri, yaş haddi, emeklilik ve diğer haklar yönünden kendi sınıfındaki emsallerine uygulanan hükümlere; hâkim sınıfından olan başkan ve üyelerin aylık ve ek göstergeleri, meslekte ilerlemeleri, sicil işlemleri ve yaş hadleriyle emeklilikleri ve diğer hakları Askerî Yargıtay Başkanı ve üyelerinin tabî olduğu hükümlere tabidirler."

2 - Dayanılan Anayasa kuralları:

Davacı vekilinin Anayasa'ya aykırılık iddiasını ve Mahkemenin bu iddianın ciddî olduğu görüşünü desteklemek üzere ileri sürdükleri Anayasa kuralları aşağıda yazılı olduğu gibidir;

"Madde 7 - Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."

"Madde 132 - Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya kamuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler. Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

"Madde 133 - Hâkimler azlolunamaz. Kendileri istemedikçe, Anayasa'da gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylıklarından yoksun kılınamaz.

Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte kalmalarının caiz olmadığına karar verilenler hakkında kanunî istisnalar saklıdır."

"Değişik madde 134 - Hâkimlerin nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili suçlarından dolayı soruşturma yapılmasına ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre, kanunla düzenlenir.

Hâkimler 65 yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler. Askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunla belli edilir.

Hâkimler, kanunda belirtilenlerden başka genel ve özel hiç bir görev alamazlar."

"Değişik madde 138 - Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin askerî olan suçları ile, bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.

Askerî mahkemeler asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçlan ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara bakmakla görevlidirler.

Askerî mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu kanunla gösterilir.

Askerî mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hâkimlik niteliğine sahibolması şarttır. Ancak, savaş halinde bu şart aranmaz.

Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askeri hakimlerin refakatinde bulundukları komutanlarla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla düzenlenir."

"Değişik madde 140 - Danıştay, kanunların başka idarî yargı mercilerine bırakmadığı konularda ilk derece ve genel olarak üst derece idare mahkemesidir.

Danıştay, idarî uyuşmazlıkları ve davaları görmek ve çözümlemek, Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.

Danıştay üyeleri, Bakanlar Kurulu ile Danıştay Genel Kurulunca ayrı ayrı boş yer sayısı kadar gösterilecek adaylar arasından Anayasa Mahkemesinin asıl ve yedek üyelerinin üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. İlk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir.

Danıştay, başkanını ve başkansözcüsünü, kendi üyeleri arasından, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçer. Başkan, daire başkanları ve başkanun sözcüsünün görev süreleri 4 yıldır. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Danıştayın kuruluşu, işleyişi, yargılama ve daire başkanlarının secimi usulleri, mensuplarının nitelikleriyle atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

Asker kişilerle ilgili idari eylem ve işlemlerin yargı denetimi Askerî Yüksek İdare Mahkemesince yapılır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, başkan ve üyelerinin nitelikleri ile atanmaları, disiplin ve özlük işleri; hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre, kanunla düzenlenir."

IV -

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 8/7/1975 gününde. Kani Vrana, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Şevket Müftügil, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında saptanan durum aşağıda açıklandığı gibidir:

a)

Millî Savunma Bakanlığı 3/7/1975 günlü 25876-2/1974 sayılı yazısında, 44 sayılı

Yasanın 27. maddesine göre Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddî olduğu

kanısına varıldığı takdirde, tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarının

Anayasa Mahkemesine gönderilecek dosya içinde yer almasının gerektiğini,

davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasını ilk kez duruşmada ortaya attığını ve

bu konudaki dilekçesini verdiğini, duruşmaya katılan Bakanlık temsilcisinin

daha önce yapılmış savunma çerçevesinde yetkili ve hazırlıklı olduğunu, şu

durumda Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 3. Dairesinin davacı vekilinin yazılı

iddiasını davalı Bakanlığa tebliğ edip savunma alması zorunlu iken bu yolda

işlem yapmadığını, şu nedenle Anayasa Mahkemesine gönderilen dosyada eksiklik

bulunduğunu ileri sürerek 44 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca usul eksikliği

giderilmek üzere dosyanın geri çevrilmesine karar verilmesini istemiştir.

Askerî

Yüksek idare Mahkemesi 3. Dairesinin Anayasa Mahkemesine gönderdiği dosya

içerisinde onanlı örneği bulunan 19/6/1975 günlü duruşma tutanağı incelendikte,

bu duruşmada davalı Millî Savunma Bakanlığının temsilcisi ile Hazine Avukatının

hazır oldukları; temsilcilerin "dava dilekçesinde ileri sürülmeyen

Anayasa'ya aykırılık iddiası, istemin genişletilmesi sayılacağından dikkate

alınmaması ve 1602 sayılı Yasanın Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kuralları

Anayasa'nın 138. maddesine uygun düştüğünden ve esasen bu kuralların davada

uygulanma yeri olmadığından istemin ciddiye alınmaması gerektiği" yolunda

savunmada bulundukları görülmüş ve şu duruma göre de 22/4/1962 günlü, 44 sayılı

Kununun 27. maddesi gereğinin yerine getirilmiş olduğu sonucuna varılmıştır.

b) Askerî Yüksek idare Mahkemesi 3. Dairesinde görülmekte olan 1975/1415 esas sayılı davada davacı vekili, 1602 sayılı Kanunun 10. ve 80. maddelerinin ve bu maddeler dolayısiylc Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kuruluşlarının Anayasa'ya aykırı bulunduğunu ileri sürmüştür.

Böyle bir iddia karşısında mahkeme, kendi hukukî durumunu saptamak ve Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddî olup olmadığını araştırmak, bu nedenlerle de sözü geçen 10. ve 80. maddelerin kurallarını ele alarak bu kurallara olumlu veya olumsuz biçimde dayanmak, başka deyimle bunları baktığı davada uygulamak zorundadır. Şu duruma göre Anayasanın değişik 151. maddesinin mahkemelerin Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurabilmeleri için öngördüğü, itiraz yoluyla Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilecek kuralların "bakılmakta olan davada uygulanacak yasa kuralları" olması koşulu gerçekleşmiş bulunmaktadır.

İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Abdullah Üner bu görüşe katılmamışlardır.

Ahmet Akar, Askerî Yüksek îdare Mahkemesi 3. Dairesinin, Anayasa'nın 151. maddesi karşısındaki durumu belirtilmediği için, kararın yukarıdaki yazılış biçimine katılmamıştır.

c) Böylece, dosyanın eksiği olmadığı da anlaşıldığından Anayasa'nın değişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 22. maddelerine uygunluğu görülen işin esasının, 4/7/1972 günlü, 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 10. maddesi ile 80. maddesinin birinci fıkrasının, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerine ilişkin hükümleri açısından incelenmesine İhsan Ecemiş, Hâlit Zarbun ve Abdullah Üner'in itiraz konusu kuralların davada mahkemece uygulanacak kurallardan olmadığı ve bu bakımdan Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle itirazın reddi gerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile 8/7/1975 gününde karar verilmiştir.

V -

ESASIN İNCELENMESİ

İtirazın esasına ilişkin rapor, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3. Dairesinin 19/6/1975 günlü, 1975/1415 esas sayılı gerekçeli ara kararı, karşıoy yazısı ve öteki kâğıtlar, iptali istenen ve bunlarla ilgili olan yasa kuralları, Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına dayanaklık eden Anayasa kuralları; Kurallarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A -

Anayasa'ya göre Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin başkanlık ve üyelikleri:

1602

sayılı Askerî Yüksek îdare Mahkemesi Kanununun 7. maddesinde bu Mahkemenin

üyelerinde aranılacak nitelikler belirlenmiş, 8. maddesinde üyelerin seçilmesi

düzeni, 9. maddesinde ise Başkanın, İkinci Başkanın, Başkanun sözcüsünün ve

üyelerin atanmalarına ilişkin kurallar yer almıştır. 7. maddeye göre Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin üyeleri; emsaline nazaran hizmetin gerektirdiği üstün

bilgi ve tecrübeye sahibolmaları koşulu altında general, amiral ve albay

rütbesindeki subaylarla en az albay rütbesinde birinci sınıf askerî Hâkimler

arasından seçilirler. Askerî hâkim sınıfından olan üyeler Genel Kurulca her boş

yer için gösterilecek üç aday arasından ve hâkim sınıfından olmayan üyeler

Genelkurmay Başkanlığınca yine her boş yer için gösterilecek üç aday arasından

Cumhurbaşkanınca seçilir (Madde 8). Seçilen üyeler arasından rütbe ve kıdem

sırasına göre Mahkeme Başkanlığına, İkinci Başkanlığına, Başkanunsözcülüğüne ve

ayrıca üyeliklere Millî Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı ve

Cumhurbaşkanının onaylayacağı kararname ile atama yapılır. Daire üyelerinin en

kıdemlileri o daire başkanlığı görevini yerine getirirler. İkinci Başkan ile

Başkanunsözcüsünün askeri hâkim sınıfından olmaları şarttır (Madde 9). Askerî

Yüksek İdare Mahkemesinin ilk kuruluşu ise Yasanın geçici 1. maddesi ile

düzenlenmiştir. Bu maddeye göre Mahkemenin Başkanı, İkinci Başkam,

Başkanunsözcüsü ile subay üye adedinin iki katı kadar aday Genelkurmay

Başkanınca askerî hâkim üye adedinin iki katı kadar aday da oluşma biçimi bu

maddede belirtilen kuralca saptanır ve Cumhurbaşkanı bu adaylar arasından

Başkanı, İkinci Başkanı, Başkanunsözcüsünü ve üyeleri seçer.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerinin niteliklerine, seçimlerine, atanmalarına ve mahkemenin ilk kuruluşuna ilişkin olarak yukarıda belirlenen kurallar itirazın konu ve kapsamı dışında kalmakla birlikte, itiraz konusu kurallardan 10. maddede mahkemenin askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerinin ve 80. maddenin birinci fıkrasında mahkemenin hâkim sınıfından olmayan ve olan başkan ve üyelerinin, sözü edildiği için, itiraz konusu kuralların incelenmesine geçilmeden önce Anayasanın bu Mahkemenin başkan ve üyeleri için öngördüğü ve belirlediği hususlar üzerinde durulması ve bunların öteki mahkemelere ve hâkimlere ilişkin Anayasa kuralları ile karşılaştırılması gerekli görülmüştür.

"Hâkim deyimi önce Anayasa'nın "Cumhuriyetin temel kuruluşu" başlıklı üçüncü kısmının "Yargı" başlığını taşıyan üçüncü bölümünün 132., 133., değişik 134. maddelerinde geçer ve daha "sonra değişik 138. maddede "askerî hâkimler" biçiminde yine bu deyimin sözü edilir. Bu arada Anayasa'nın hâkimlerin niteliklerine kendi yapısı içinde yer vermediği ve bunun saptanmasını yasaya bıraktığı da ayrıca görülür (Değişik madde 134 -Birinci fıkra)

Adlî yargı alanında görev yapacak hâkimler ve savcılar için 2556 sayılı Kanunun değişik 3. maddesi hukuk fakültesi öğrenimini şart koşmuş ve hâkimlik ve savcılık mesleklerine girişi yine aynı kanun belirli bir düzene bağlamıştır. Anayasa'nın değişik 139. maddesinin ikinci fıkrasının, Yargıtay üyelerinin birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından seçilmesi kuralını koyması, dolayısiyle Yargıtay hâkimliğine de 2556 sayılı Kanundaki düzenlemeler kaynaklık etmekte ve adliye mahkemeleri hâkimleriyle Yargıtay hâkimlerinin Hukuk Fakültesi öğrenimi yapmış olmaları koşulu böylece yasa ile belirlenmiş bulunmaktadır.

26/10/1963 günlü, 357 sayılı Askerî Hâkimler ve Askerî Savcılar Kanununun 2. maddesi askeri Hâkimler için hukuk fakültesi öğrenimini zorunlu kılmış ve Anayasa'nın değişik 141. maddesinde (ikinci fıkra) Askerî Yargıtay üyelerinin en az albay rütbesinde birinci sınıf askerî hâkimleri arasından seçilmesi kuralının yer almış olması dolayısiyle askerî mahkemelerin askerî hâkim sınıfından olan üyeleriyle Askeri Yargıtay üyeleri için de durum yukarıdaki gibidir.

Danıştaya

gelince (Anayasa, değişik madde 140); durum büsbütün başka bir yön almaktadır.

Anayasa, Danıştay mensuplarının niteliklerini belirlememiş ve bunun

saptanmasını yasaya bırakmıştır (Madde 140-Beşinci fıkra). 24/12/1964 günlü 521

sayılı Danıştay Kanunu incelendikte görülecek olan şudur: Üyeler için yüksek

öğrenim şart koşulmakla birlikle bu öğrenimin yönü ve konusu bakımından bir

sınırlama getirilmemiş, belirli devlet görev ve hizmetlerinde bulunma esası

benimsenmiş ve yalnız avukatlar için devlet memurluğunda çalışmış olma kaydı

aranmamıştır. (Danıştay Kanunu değişik madde 8). Bu maddede Danıştay üyeliğine

kaynak olarak gösterilen görev ve hizmetlerde bulunmuş kişiler arasında general

ve amiraller gibi hukuk öğrenimi sözkonusu olamıyacak; bakan, müsteşar, elçi,

vali, genel veya katma bütçeli daireler genel müdürleri gibi hukuk öğrenimi

görmüş olmak kadar ve belki de daha çok bu öğrenimi görmemiş olmak olasılığı

bulunan kimseler yer almaktadır. Ancak, Yasada Birinci Başkan, Dava Daireleri

Başkanları ve Başkanunsözcüsünün yüksek öğrenimlerini hukuk, siyasal bilgiler,

iktisat, idari ilimler, iktisadî ve ticarî bilimler fakültelerinde veya

iktisadî ve ticarî ilimler akademilerinde yapmış olmaları, dava dairelerine

ayrılacak üyelerin de hukuk veya siyasal bilgiler veya iktisat fakülteleri ile

iktisadî ve ticari ilimler akademilerinden mezun bulunmaları gerekli

görülmüştür (Değişik madde 8- son fıkra, değişik madde 14/B ve madde 20/3).

Aynı kanunun 4. maddesine göre Danıştay Birinci Başkanı, Daire Başkanları ve

Üyeleriyle Başkanunsözcüsü, yüksek öğrenim kökenleri ne olursa olsun, yüksek

mahkeme hâkimleridirler.

Bilindiği

gibi Anayasa'nın 140. maddesi 1488 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önce asker

kişilerle ilgili idari eylem ve işlemlerin yargı denetimi Danıştayca yapılmakta

idi. 1488 sayılı Yasa bir Askerî Yüksek îdare Mahkemesinin kurulmasını öngörmüş

(değişik madde 140/son fıkra) ve asker kişilerle ilgili idarî eylem ve

işlemlerin yargı denetimini bu yeni kuruluşa aktarmıştır. Demek ki Askerî

Yüksek İdare Mahkemesi asker kişilerle ilgili idarî eylem ve işlemlerin yargı

denetimi görevini yetki alanı sınırlı olan bir çeşit Danıştay gibi yerine

getirecektir. Böyle olunca da Danıştay'ın görev ve yetki alanının, baka bir

deyimle idarî yargının gerekleri ve özellikleri dolayısiyle Danıştay

üyeliklerinin yapısındaki yukarıda 521 sayılı Kanuna değinilerek açıklanan

farklılığın ve adliye hâkimlerine benzemezliğin Askerî Yüksek idare Mahkemesi

yapısında kendisini aynen değil daha fazlasiyle göstereceğinde kuşku yoktur.

Çünkü Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerlik hizmetlerinin gerekleri konusunda

Danıştay yeterince uzmanlaşmış sayılmadığı için bir Anayasa değişikliğine

gidilerek kurulmuştur. Mahkeme Başkan ve Üyelerinin nitelikleri yasa yoluyla

saptanırken bu mahkemenin kuruluş ereğinin etken olması doğaldır. Kaldı ki,

aşağıda açıklanacağı üzere, Anayasa Koyucu bu konudaki yönergesini belirli

maddelerde daha da açıklığa kavuşturmuştur.

Anayasa'nın

askerî hâkim sınıfından olmayan üyeler konusundaki tutumunun incelenmesine ve

çözümlenmesine geçilmeden önce konu ile ilgili olan yakın ilgisi dolayısiyle

Anayasa Mahkemesinin yapısı üzerinde de kısaca durulmasında yarar vardır.

Anayasa'nın değişik 145. maddesinin üçüncü fıkrasına göre Danıştay veya

Sayıştayda Başkanlık, Üyelik, Başkanunsözcülüğü veya üniversitelerde iktisat ve

siyasal bilimler alanlarında en az beş yıl öğretim üyeliği yapmış olanlar da

Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye olabilirler. Bu sayılanlar arasında Hukuk

Fakültesi öğrenimini yapmış olanlar kadar, belki de daha çok yapmamış olanların

bulunacağında kuşku yoktur. Demek ki Anayasa Mahkemesi gibi bir kuruluşta dahi

üyelerin Hukuk Fakültesi öğreniminden başka bir yüksek öğrenim yapmış olmaları

anayasa koyucu tarafından uygun ve yerinde görülmüştür.

Askerî

Yargı yetkisini kullanan mahkemelerin üyeleri bakımından Anayasa'nın neleri

öngördüğü konusuna gelince; durum şöyledir: Anayasa askeri yargı alanında bir

hâkimlik niteliğine sahibolan bir de bu niteliğe sahibolmayan üyelerin

varlığını ve hizmet görmelerini kabul etmektedir. Bu benimseyişini değişik 138.

maddenin dördüncü fıkrasında (Askerî Mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun

hâkimlik niteliğine sahibolması sarftır) demek suretiyle açık ve seçik olarak

belirlemiştir. Öte yandan yine Anayasa Koyucu Askerî Yargıtay'ın istisnasız

olarak askerî hâkimlerden oluşmasını öngörmüş ve "Askeri Yargıtay

üyelerinin en az albay rütbesinde birinci sınıf askerî hâkimler arasından...

seçilmesi" kuralı ile bu durumu belirlemiştir (Değişik madde 141/2).

Anayasa Koyucunun askeri yargı konusundaki bu belirleme yöntemine göre askerî

idarî yargı bakımından da üyelerin tümünün veya çoğunluğunun askerî hâkimlerden

oluşmasını öngörmüş bulunsaydı bu yolda açık yönerge vereceğinde kuşku yoktu.

Demek oluyor ki Anayasa Koyucu Askerî Yüksek idare Mahkemesi üyeliğinin

niteliklerini saptama işini, bu konuda bir sınırlamaya gitmeden, doğrudan

doğduya Yasa Koyucunun takdirine bırakmıştır. Yasa Koyucunun da Askerî Yüksek

İdare Mahkemesi üyelerinin niteliklerini saptarken yetkisini bu doğrultuda

kullandığı ve üstelik Anayasa'nın değişik 138. maddesinin dördüncü fıkrasında

askerî Mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hâkimlik niteliğine sahibolması

yolunda belirlenen ilkeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi için de benimseyerek bu

mahkemenin her dairesinin çoğunluk askerî hâkim sınıfından olmak üzere bir

başkan ve yedi üyeden kurulacağı ve yine çoğunluk askerî hâkim sınıfından olmak

üzere dairelerde görüşme sayısının 5 olacağı hükmünü getirdiği görülmektedir.

(1602 sayılı Kanun, madde 14). Öte yandan askerî kişilerle ilgili idarî eylem

ve işlemlerin yargı denetimini yapacak bir yüksek mahkemede subaylıktan gelme

üyelerin askerlik hizmetlerinin gereklerini isabetle değerlendirecek bir

durumda bulunduklarını düşünmek de yanlış olmasa gerektir.

Yukarıdan beri ayrıntılariyle açıklandığı üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde general, amiral ve albay rütbelerindeki subayların üyelik etmelerinde Anayasa'ya aykırı bir yön yoktur. Nihat O. Akçakayalıoğlu ek gerekçe yazma hakkını saklı tutmuş, Şevket Müftügil, Sekip Çopuroğlu, Hasan Gürsel ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

B -

"Askerlik hizmetlerinin gerekleri" kavramı:

İtiraz

konusu Yasa kurallarının Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılırken Anayasa'nın

140. maddesine 1488 sayılı yasa ile eklenen ve bir Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinin kurulmasını öngören altıncı fıkradaki "askerlik hizmetlerinin

gerekleri" kavramı üzerinde kısaca durulması gerekir. Bilindiği gibi bu

deyim yine 1488 sayılı Kanunla Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasına da

girmiş ve "askerlik hizmetlerinin gerekleri" kavramına ilişkin

Anayasa Mahkemesinin görüşü 1972/49 esas, 1974/1 karar sayılı, 10/1/1974 günlü

Anayasa Mahkemesi kararında ayrıntıları ile açıklanmıştır (Anayasa Mahkemesi

kararlar Dergisi Sayı: 12, sahife: 24-25-26; 24/6/1974 günlü, 14925 sayılı

Resmî Gazete). Bu görüşün burada özetlenmesinde yarar vardır.

Askerlik

hizmetlerinin gerekleri deyimi Anayasa'ya 1488 sayılı Yasa ile girmiş değildir.

Bu nedenle de değişikliğin kendi başına bir yeniliği ve önemi yoktur. Çünkü

Anayasa'nın askerî yargı ile ilgili 138. maddesinin son fıkrasının 1961

metninde de askerî yargı organlarına ilişkin konuların "Mahkemelerin

bağımsızlığı, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gerekleri" ne

göre kanunla düzenlenmesi kuralı yer almış bulunmakta idi. Tüm askerî yargı

organlarına yönelen bu kuralın Askerî Yargıtayı ve yeni kurulan Askerî Yüksek

İdare Mahkemesini kapsam dışı bırakacağı düşünülemez. 138. maddede böyle bir düzenleme

olmasa bile Anayasada bir "askeri yargı" ya yer verilmiş bulunması

başlı başına askerlik hizmetleri gereklerinin bir anlatımı ve sonucu olması

dolayısiyle, gene de bu gereklere dikkati çekmeye yeterlidir.

İtiraz

konusu kuralların Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken "askerlik

hizmetlerinin gerekleri" kavramının niteliğini ve etki alanını açıklığa

kavuşturmanın büyük önemi vardır. Bu kavram salt ve soyut olarak ele alınırsa

isabetli bir sonuca varılması beklenemez. Çünkü kavramın bir askerî birlikle

bir Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde eşit alırlık ve kapsamla uygulama alanına

konulabilmesi tasavvur dahi edilemez. "Askerlik hizmetlerinin

gerekleri" nin en başında bir disiplin, astlık-üstlük, buyurma, buyruğa

uyma ilişkileri, rütbe ile sınırlanmış yetkiler düzeni gelir. Anayasa; adlî,

idarî ve askerî yargı arasında bir ayırım gözetmeksizin yargı yetkisinin millet

adına bağımsız mahkemelerce kullanılması genel ilkesini benimsemiş (madde 7),

hâkimlerin teminat alımda bulundurulmalarını hem genel olarak hem de idarî

yargı, askeri yargı ve üstelik Askerî Yüksek İdare Mahkemesi yönünden bir

anayasal zorunluk olarak ayrı ayrı belirlemiş (madde 132, 133, değişik 138,

değişik 140, değişik 141), böylece "insan haklarına ...... dayanan ....

demokratik .... .hukuk devleti" yapısı içinde (madde 2) mahkeme kavramının

askerlik hizmetlerinin olağan ağırlık ve kapsamı içinde uygulanacak gerekleri

ile uyuşmasına olanak bulunmadığını ortaya koymuştur.

Askerî

Yüksek İdare Mahkemesi temel yapısı yönünden bir yüksek mahkemedir. Askerî bir

kuruluş oluşu ondan sonra gelir ve ikinci alanda kalır. Burada askerlik

hizmetlerinin gerekleri ancak mahkemenin bağımsızlığına ve bu bağımsızlığın

güvencesi, dayanağı olan hâkimlik teminatına dokunmadığı sürece ve o oranda söz

konusu olabilir. Başka bir deyimle bu mahkemenin anayasal yapısı karşısında

askerlik hizmetlerinin gerekleri nedenine dayanılarak bağımsızlığının ve başkan

ve üyelerinin teminatının zedelenmesine yol açılması hukukça savunulabilir bir

tutum olamaz. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsızlığını ve başkan ve

üyelerinin teminatını koruyacak, güvenlik alanının sınırına dayandığı anda

askerlik hizmetlerinin gerekleri durur; durdurulur; artık işlememesi,

işletilmemesi gerekir.

Aşağıda, itiraz konusu kurallar tartışılırken "askerlik hizmetlerinin gerekleri" bir anayasal kavram olarak ancak bu ölçü içinde gözönünde bulundurulacaktır.

C -

İtiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırılığı sorunu:

l - 1602 sayılı kanunun 10. maddesi

1602 sayılı Kanunun görev süresi başlığını taşıyan 10. maddesine göre Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî Hâkim sınıfından olmayan üyelerinin görev süresi en az üç yıldır.

Anayasa'nın

değişik 140. maddesinin son fıkrasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve

üyelerinin nitelikleriyle atanmalarının, disiplin ve özlük işlerinin yasa ile

düzenleneceği ve düzenlemede hâkimlik teminatının ve askerlik hizmetleri

gereklerinin gözönünde bulundurulacağı kuralı yer almıştır. Bu kural uyarınca

yüksek mahkeme başkan ve üyelerinin, askerî Hâkim sınıfından olsunlar veya

olmasınlar bir ayırım, gözetilmeksizin, aynı nitelik ve derecede teminat ile

donatılmaları gerekir. Oysa itiraz ve inceleme konusu 10. madde mahkemenin

askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerini öbür üyelerden ayırarak bunların

görevlerini süre ile sınırlamıştır. Öte yandan hâkimlik görevinin, Anayasa'da

öngörülmediği halde, bir süre ile sınırlanması durumunun bu görevinin iç dirlik

ve yansızlık içinde gereği gibi yerine getirilmesini olumsuzca etkileyecek

öğelerden biri olduğunda ve hâkimlik teminatını zedeleyeceğinde kuşku yoktur.

Yasanın görev süresinin aşağı haddini üç yılla sınırladığı bir üyenin, bu süre

dolduktan sonra, her an görevinden alınmak gibi bir kararsızlık ve tedirginlik

havası ile karşılaşması ve idare aleyhinde oy kullanması halinde görevden

uzaklaştırılacağı gibi bir kaygıya kapılması olağandır. Yasaca öngörülen görev

süresi sınırlamasının az önce açıklanan nedenlerle mahkemenin yansızlığı,

bağımsızlığı ve kararlarının hukukîliği üzerinde kuşkular uyandırması

beklenebilir. Onun içindir ki. Anayasa Koyucu, hâkimler için bir görev

süresinin belirlenmesini uygun bulmuş ise, bunun düzenlenmesini yasalara

bırakmayarak doğrudan doğruya Anayasa kurallariyle saptama yoluna gitmiştir.

Yeri

gelmişken şu yönün de açıklanmasında yarar vardır. Anayasanın bu tür

düzenlemelerle güttüğü amaç, hâkimlik güvencesi ve mahkemelerin bağımsızlığı

ilkesini titizlikle korumaktır. Anayasa'nın bu biçimde süre saptadığı

konularda, yargı organı görevlileri, o süre içinde yerine getirdikleri belli

yargısal görevler sona ermesine karşın, temel meslekleri olan yargı

çalışmalarını sürdürmekte ve yargı erki içinde başka yargısal görevler

üstlenmektedirler. Örneğin Devlet Güvenlik Mahkemesinin, üçer yıl görev süresi

öngörülen başkan ve üyeleri hakkında bu doğrultuda anayasal düzenlemeye

gidildiği bilinmektedir. (Anayasa, değişik madde 136). Oysa Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinde görev yapan askerî hâkimler dışındaki subaylar, anılan süre

sonunda hâkimlik mesleği dışında kalan askerî hizmetlere atanmaktadırlar.

İtiraz ve inceleme konusu 10. maddenin yaptığı düzenlemeyi haklı göstermek için askerlik hizmetlerinin gerekleri de ileri sürülemez. Kaldı ki yukarıda tartışılıp açıklandığı üzere hâkimlik güvencesini zedeleyici bir yön olması halinde askerlik hizmetlerinin gereklerine dayanmaya olanak yoktur.

Yukarıdan beri açıklananlarla ortaya çıktığı üzere 1602 sayılı Kanunun 10. Anayasa'nın değişik 140. maddesine ve mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerine aykırıdır; iptal edilmesi gerekir.

Ahmet Akar, eksik bulduğunu ileri sürerek bu bölümdeki gerekçenin yazılış biçimine katılmamıştır.

Şevket Müftügil, Şekip Çopuroğlu, Hasan Gürsel, Ahmet H. Boyacıoğlu bu sonuca ek ve değişik gerekçelerle katılmışlardır.

İhsan Ecemis, Halit Zarbun, Ahmet Salih Çebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu 1602 sayılı Kanunun 10. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı görüşünü ileri sürmüşlerdir.

2 - 1602 sayılı Kanunun 80. maddesinin birinci fıkrası:

1602 sayılı Kanunun 80. maddesinin yalnız Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyeleriyle ilgili hükümleri açısından incelenen birinci fıkrasına göre, bu mahkemenin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyeleri yükselme, sicil işlemleri, yaş haddi, emeklilik ve öteki haklar yönünden kendi sınıflarındaki benzerlerine uygulanan hükümlere bağlı bulunmaktadırlar. Aynı fıkrada hâkim sınıfından olan başkan ve üyeler ise Askerî Yargıtay Başkan ve üyelerine ilişkin kurallara bağlanmış ve böylece bu madde de Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olan ve olmayan başkan ve üyeleri arasında hâkimlik teminatı yönünden bir ikilik oluşturulmuştur.

1602 sayılı Kanunun 7. maddesine göre Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan üyeleri general, amiral ve albay rütbesindeki subaylar arasından seçilir. 80. maddenin birinci fıkrasındaki düzenlemenin Anayasa'nın değişik 140. maddesinin son fıkrasında öngörülen hâkimlik teminatı yönünden yeterli olup olmadığının saptanması için general, amiral ve albayların özlük işleri bakımından 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun belli başlı kuralları karşısındaki durumlarının incelenmesi gerekecektir.

a) Yükselme Kanunu:

aa) Albaylar:

27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 33. maddesinin 3/7/1975 günlü, 1923 sayılı Kanunla değişik (b) bendinin (2) sayılı fıkrasına ve 54. maddesinin 27/7/1971 günlü, 1424 sayılı Kanunla değişik birinci fıkrasına göre yükselme sırasına girmiş albayların yükselme işlemleri şöyle oluşur:

Albayların

bu rütbedeki sicil notu ortalaması kuvvet komutanlıkları ve Jandarma Genel

Komutanlığınca saptanır. Buna göre albaylık sicil notu ortalaması sicil tam

notunun % 60 ve daha yukarı oranında olanlar, binbaşılık rütbesinden başlayarak

albay rütbesinin son yılına değin almış oldukları sicil notları toplamının

sicil notu sayısına bölünmesi sonucunda ortaya çıkan nota göre kendi sınıfları

içerisinde sıralanırlar. Bunlardan sicil notları sicil tam notunun % 70 ve daha

yukarısında olanların dosyaları Yüksek Askerî Şûraya gönderilir. Şûra kendisine

gönderilen albayların şahsi dosyalarını ve teğmenlikten başlayarak sicil

belgelerini inceler ve subay sicil yönetmeliğinde gösterilen hesaplara göre değerlendirme

notu verir. Sicil notu ortalaması ile değerlendirme notu toplamı yeterlik notu

olarak saptanır ve en üstün yeterlik notu alanlardan başlamak üzere bir

yeterlik sıralaması yapılır. Yeterlik notu en yüksek olanlardan başlayarak

kadro ihtiyacı kadar albay bir üst rütbeye yükseltilir.

Rütbe yükselmesi koşulları 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun değişik 43. maddesinde gösterilmiştir. Bunların en önemlileri rütbeye mahsus bekleme süresini tamamlamış olmak, bu sürenin yarısı oranında yıllık sicili bulunmak, meslek programlan yönetmeliğinde gösterilen kıt'a hizmetlerini yapmış olmak, üst rütbe kadrosunda değişik 49. maddede yazılı oranlar içinde açık bulunmak koşullarıdır.

bb) General ve Amiraller:

General ve amirallerin rütbe yükselme koşulları 926 sayılı Kanunun 1424 sayılı Yasa ile değişik 47. maddesinde gösterilmektedir. Rütbeye mahsus bekleme süresini tamamlamış olmak, bu sürenin yansı kadar sicili bulunmak, üst rütbe kadrosunda 49. maddedeki oranlar içinde açık bulunmak, Yüksek Askerî Şûraca 54. madde esaslarına göre seçilmiş olmak, subay sicil yönetmeliğinde belirtilen kıta hizmetini yapmış olmak gibi belli başlı koşullar maddede yer almıştır.

Yüksek Askerî Şûra yükselme sırasındaki general ve amirallerin şahsi dosyalarını ye generallik ve amirallik rütbelerindeki sicil belgelerini inceleyerek subay sicil yönetmeliğinde gösterilen esaslara göre değerlendirme notu verir. Sicil notu ortalaması ile değerlendirme notu toplamı yeterlik notu olarak saptanır ve en üstün yeterlik notu alanlardan başlamak üzere bir yeterlik sıralaması yapılır. Yeterlik notu en yüksek olanlardan başlayarak kadro ihtiyacı kadar general ve amiral bir üst rütbeye yükseltilirler (Değişik Madde 54/1).

cc) Yüksek Askeri Şûra:

Rütbe yükselmesinde yeterlik, Yüksek Askerî Şûranın değerlendirme notu ile sicil notu ortalaması toplanarak bulunacağı için vereceği değerlendirme notunun önemli ve etkisi açık olan Yüksek Askerî Şûranın yasal yapısına bir göz atılmasında yarar görülmektedir.

26/7/1972

gününde yürürlüğe giren 17/7/1972 günlü, 1612 sayılı Yüksek Askerî Şûranın

Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 2. maddesine göre, Başbakan,

Genelkurmay Başkanı, Millî Savunma Bakanı, Kuvvet Komutanları, Ordu Komutanları

(Deniz ve Hava Kuvvetlerinde eşidi Komutanlar), Milli Güvenlik Kurulu Genel

Sekreteri, Donanma Komutanı ile Yüksek Askerî Şûra üyeliğine atanan orgeneral

ve oramiraller ve Jandarma Genel Komutanlığı ile ilgili konularda Jandarma

Genel Komutam Şûranın üyeleridir. Şûra Başkanlığını Başbakan, bulunmadığı

zamanlar Genel Kurmay Başkanı yapar. Aynı Kanunun 5. maddesine göre de Şûra tüm

üyelerinin katılmasıyla toplanır. Özrü olanlar katılamayacaklarını bildirirler.

Kararlar toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla alınır. Oylarda eşitlik

olursa Başkanın katıldığı yanın oyları geçerli sayılır. Tersine karar

alınmadıkça oylama işlemi açık olarak yapılır.

Yüksek Askerî Şûranın yükselme işlemlerine ilişkin çalışma yöntemleri, kararların nasıl alınacağı ve öteki konular subay sicil yönetmeliğinde gösterilir (926 sayılı Kanun, değişik madde: 57).

Öte yandan 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda Yüksek Askeri Şûra için öngörülen görev ve yetkilerin savaş hali ilânından başlayarak Genelkurmay Başkanlığına geçeceği bu Kanunun 54. maddesine 3/7/1975 günlü 1923 sayılı Kanunla eklenen fıkrada hükme bağlanmaktadır.

çç) Sicil işlemleri:

Yukarda

açıklananlardan anlaşılacağı üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî

hâkim sınıfından olmayan üyelerinin rütbe yükselmesi işlerinde ilke olarak

sicil yöntemi, bir de Yüksek Askerî Şûraca değerlendirme yolu benimsenmiştir.

Yüksek Askerî Şûradan az yukarda söz edilmiş olduğu için şimdi de kısaca sicil

konusuna değinilecektir. 926 sayılı Kanunda sık sık sicilden ve sicil

belgelerinden söz edildiği halde bu alanda yasal bir düzenleme getirilmiş

değildir. Kanunun 3£. maddesine 17/4/1975 günlü, 1875 sayılı Kanunla eklenen

(d) işaretli bentte "her yıl düzenlenecek sicil belgelerinin şekli ve

muhtevası ile sınıf ve rütbelerin özelliklerine göre ne yolda, kimlerce ve

hangi zamanlarda doldurulacağının... subay sicil yönetmeliğinde

gösterileceği" yolunda bir kuralın belirlenmesiyle yetinilmektedir. Daha

önce bu kural aynı maddenin (c) işaretli bendinde de yer almakta idi.

Subay

sicil yönetmeliği, emri altındakiler hakkında sicil düzenleyeceklere (sicil

üstleri) adını vermiş ve bunları üç derece üzerinden sıralamıştır. Sicil

yazmaya yetkili birinci sicil üstleri, kuruluş bağlantısına göre, sicili

doldurulacak subay'ın amiridir. İkinci sicil üstleri, kuruluş bağlantısına göre

birinci sicil üstünün; üçüncü sicil üstleri, kuruluş bağlantısına göre, ikinci

sicil üstünün; bir üst görev yerinde bulunan komutan veya amirleridir. Ancak

1602 sayılı Kanunun 80. maddesinin birinci fıkrasında sicil yönünden de Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerinin kendi

sınıflarındaki emsallerine uygulanan hükümlere göndermede yapılmakla birlikte

birinci ve ikinci sicil üstlerinin kimler olacağı aynı maddenin ikinci

fıkrasında belirlenmiştir. Bu fıkra kuralına göre daire başkanlarının ve

üyelerin birinci sicil üstü Askerî Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Başkanı,

ikinci sicil üstü Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanıdır. Sicil üstleri

böylece yasada yer almakla birlikte sicil yöntemine ilişkin öteki konular

yönünden Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan üyeleri

yasal bir düzenlemeye değil, subay sicil yönetmeliği kurallarına bağlı

kalmaktadırlar.

dd) Yükselme için 80. maddenin birinci fıkrasının dolaylı olarak öngördüğü düzenin tartışılması:

Yukarıdan

beri görüldüğü Üzere itiraz ve inceleme konusu 80. maddenin birinci fıkrası

aracılığıyla Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olmayan

başkan ve üyeleri için öngörülen yükselme yönteminde "sicil üstleri"

ilkesi ve Yüksek Askerî Şûraca değerlendirme yolu benimsenmiştir. Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi Başkanının ve İkinci Başkanının birinci ve ikinci sicil üstleri

olmaları, bunları daire başkanlarının ve üyelerin amir ve komutam mevkiine

getirmekte ve böylece Askerî Yüksek İdare Mahkemesi bir yüksek mahkeme değilmiş

de, olağan bir askerî birlik veya kurum imiş ve burada görevli başkan ve

üyelerin, yargı yetkisi kullanan ve Anayasaca hâkimlik teminatiyle

donatılmaları öngörülen kimseler oldukları gözönünde. bulundurulmayarak

yalnızca subay yönleriyle ele alınmış gibi bir durum oluşmaktadır.

Hukuk

devletlerinde sıkı sıkıya bağlanılan mahkemelerin bağımsızlığı ve onun başlıca

öğesi olan hâkimlik teminatı ilkeleri kişilerin, mahkemelerin genellikle hiç

bir etki özellikle yürütmenin etkisi altında kalmaksızın, tam yansız olarak

görevlerini yerine getireceklerinden emin olmaları, mahkemelere güvenmeleri,

inanmaları, bu yönden herhangi bir kaygı, tedirginlik içinde kalmamaları için

benimsenmiş bir düzenin temelini oluşturur. Bu düzeni aksadacak veya kişilerde

düzenin iyi işleyemeyeceği kuşkusunu uyandırabilecek yöntemlerin o düzende yeri

olmamak gerekir. Oysa incelenen yasa kurallarının öngördüğü yöntem sicil

üstleri yoluyla Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin ve onun hâkim sınıfından

olmayan başkan ve üyelerini herşeyden önce iç baskıya açık bir duruma sokmakta,

hiç değilse, böyle bir olasılığın kuşku ve kaygısını getirmektedir. Bu, Askerî

Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsızlığına başkan ve üyelerin Anayasa'ca

öngörülmüş teminatına söz getirecek, üstelik bu ilkelerin zedelenmesine yol

açacak bir yöntemdir.

Öte yandan yükselmeler ayrıca tam anlamıyla idarî bir kuruluş olan Yüksek Askerî Şûranın değerlendirmesi sonucuna bağlandığı için, üstelik savaş hali ilân edilmiş ise Şûranın görev ve yetkileri tek bir kişiye, Genelkurmay Başkanına geçeceğinden Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve onun başkan ve üyeleri bir de bu yolla dış etki ve baskılara açık bir duruma sokulmakta; hiç değilse böyle bir olasılığın kuşku ve kaygısı uyandırılmaktadır.

Özetlemek gerekirse; 1602 sayılı Kanunun 80. maddesinin itiraz ve inceleme konusu birinci fıkrasında Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyeleri için yükselme ve sicil işlemleri konusunda Öngörülen yöntemi Anayasanın mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkeleri ve değişik 140. maddenin son fıkrasında belirlenen esaslarla bağdaştırmaya olanak yoktur.

İşin niteliğine göre bu yöntemin askerlik hizmetlerinin gereklerinden doğma bir zorunluğun sonucu olduğu da düşünülemez. Kaldı ki askeri hizmetlerin gerekleri ne denli ağır basarsa bassın, yukarılarda açıklandığı üzere, bu durumun mahkemelerin bağımsızlığını ve hâkimlik teminatını zedelemesine bir hukuk devletinde göz yumulamayacağı ortadadır.

b) Yaş haddi ve emeklilik konusu:

5434

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun değişik 40. maddesine göre

"yaş haddi" deyimi öyle bir yaşı anlatır ki iştirakçi veya

tevdiatçıların bu yaşı doldurdukları tarihte görevleriyle ilgilerinin

kesilmesi, başka bir deyimle emekliye çıkarılmaları zorunlu olur. Önceden kesin

olarak belirlenmemiş ve idarenin takdirine bırakılmamış bir yaşta emekliye

çıkarılma "hâkimlik teminatı" nın önemli ve etken öğelerinden

biridir. Onun içindir ki Anayasa, hâkimlerin ve ayrıca Anayasa Mahkemesi

üyelerinin yaş hadlerini doğrudan doğruya kendi metni içinde belirlemiş

(Anayasa değişik madde 134/2 ve madde 146/1), ancak askerî hâkimlerin yaş

hadlerinin belli edilmesini kanuna bırakmıştır (Değişik madde 134/2).

1602 sayılı Kanunun 80. maddesinin itiraz ve inceleme konusu birinci fıkrasında Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerinin yaş haddi ve emeklilik konularında kendi sınırlarındaki emsallerine uygulanan hükümlere bağlı bulundukları açıklanmış olduğuna göre bu hükümlerin hâkimlik teminatiyle çatışır ve çelişir yönlerinin bulunup bulunmadığı saptanılmak üzere 5434 ve 9.26 sayılı Yasaların konu ile ilgili kurallarının gözden geçirilmesi gerekecektir.

Subayların

yaş hadleri 8/6/1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyet Emekli Sandığı

Kanununun 40. maddesinin değişik (ç) fıkrasının l sayılı bendinde yazılı olduğu

gibidir. Burada rütbe esası alınmış ve rütbe yükseldikçe emeklilik yaşı da

yükselmekte bulunmuştur. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Askerî hâkim sınıfından

olmayan üyeleri general, amiral ve albay rütbesindeki subaylardan seçileceğine

göre burada Askerî Yüksek İdare Mahkemesini ilgilendiren üç yaş haddi vardır.

Bu yaş hadleri albaylar için 58, tuğ ve tümgeneral ve amiraller için 60, kor ve

orgeneraller ve amiraller için 65 dir. Böylece Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin

hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerinin hangi yaşta emekliye

çıkarılacakları kanunla önceden belli edilmiş gibi görülmekte ise de, aşağıda

açıklanacağı üzere 926 sayılı Kanunun albaylar ve general ve amiraller için

öngördüğü emekliliğe ilişkin özel kurallar kanunda yazılı yaş hadlerini kimi

hallerde işlemez duruma getirmektedir.

aa)

926 sayılı Kanunun değişik 50. maddesinde kadrosuzluk, yetersizlik,

disiplinsizlik veya ahlâki durum nedeniyle subayları Silâhlı Kuvvetlerden

ayırma ilkesi benimsenmiştir. Kadrosuzluk nedeniyle ayırma bu maddenin değişik

(a) işaretli bendi ile belirlenmektedir. Binbaşı, yarbay, albaylık

rütbelerindeki sicil notlan toplamlarının ortalaması sicil tam notunun % 70

inin üzerinde olan ve Yüksek Askerî Şûraca yapılan değerlendirmede kadrosuzluk

nedeniyle tuğgeneral ve tuğamiral rütbelerine yükseltmeyen albaylar ve binbaşı,

yarbay, albay rütbelerindeki sicil notları toplamlarının ortalaması sicil tam

notunun % 70 inden az olan albaylar 926 sayılı Kanunun değişik 44. maddesi

uyarınca gelecek yıllarda yeniden değerlendirilmek üzere hizmete devam

ettirilebilmekle birlikte bunlar, subaylığa nasıpları en eski olanlarından aynı

nasıplılar arasında albay rütbesinde almış oldukları sicil notlarının

ortalaması en düşük bulunanlardan başlamak üzere, yarbaylara kadro açılması

için emekliye çıkarılırlar (a fıkrası). Şurasını da belirtmek yerinde olur ki,

subay kadrolarının ve bu arada albay kadrolarını, ayrıca general ve amiral kadrolarını

saptama yetkisi Genelkurmay Başkanlığınındır. (926 sayılı Kanunun 1923 sayılı

Kanunla değişik 41. ve 1424, 1759, 1923 sayılı Kanunlarla değişik 49.

maddeleri).

Öte yandan yine 926 sayılı Kanunun değişik 49. maddesinin 11/6/1970 günlü, 1301 sayılı Yasa ile değişik (f) bendinde, bekleme süreleri sonunda terfi ettirilemeyen general ve amirallerin emekliye çıkarılacakları hükmü bulunmaktadır.

Görülüyor ki Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından olmayan albay ve daha yukarı rütbedeki başkan ve üyelerinin yasal yaş haddine varmadan kadrosuzluk, ayrıca albayların yarbaylara kadro açılması zorunluğu neden gösterilerek emekliye çıkarılmaları her zaman olanak içindedir. Bu yoldan emeklilik kimi durumlarda ise zorunluk halini almaktadır. Kadro verip vermemenin yönetimin takdirine bırakılmış bir konu olmasının durumu daha da ağırlaştırdığı gözden uzak tutulmamalıdır.

bb) Askeri Yüksek idare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan albay rütbesindeki başkan ve üyelerinin yasal yaş haddine varmadan emekliye çıkartabilmeleri için ikinci bir yöntem de bunların rütbe bekleme süresi sonunda veya sonraki yıllarda sicil .notu ortalamasının sicil tam notunun % 60 ının altına düşmesi veya subay sicil yönetmeliğinde gösterilen esaslara göre kendilerinden yararlanılamayacağının sınıfı sicil üstlerinin düzenleyecekleri sicil belgeleriyle anlaşılması hallerinde işlemektedir (50. maddenin 1876 sayılı Yasa ile değişik b işaretli bendi).

Anayasa'nın değişik 140. maddesinin son fıkrasında Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerinin özlük işlerinin yasa ile düzenlenmesi buyurulduğu ve emeklilik, özlük işleri arasında yer alan bir konu olduğu halde, yetersizlik nedeniyle hizmetten ayırmada sicil yöntemine dayanılmış ve subay sicil yönetmeliğine göndermeler yapılmış olması Anayasa'ya doğrudan doğruya aykırı düşen bir düzenlemeyi oluşturmaktadır.

cc) Sözü geçen maddenin 1923 sayılı Yasa ile değişik (c) bendi ise disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Silâhlı Kuvvetlerden ayırmayı düzenlemektedir. Bu bent kuralına göre disiplinsizlik veya ahlâki durumları nedeniyle Silâhlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subaylar hakkında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun hükümleri uygulanır. Bu nedenlerin neler olduğu ve bu gibiler hakkında gerekli sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman düzenleneceği subay sicil yönetmeliğinde gösterilir.

1602

sayılı Yasa, Askerî Yüksek idare Mahkemesi Başkan, ikinci Başkan,

Baskanunsözcüsü, Daire Başkanları ve Üyelerinin hâkimlik ve askerlik vakar ve

onuruna dokunan, şahsî haysiyet ve itibarını kıran veya görev gereklerine

uymayan davranışlarından dolayı haklarında disiplin kovuşturması yapmak ve

eylemin ağırlığına göre uyarma, kınama, görevden çekilmeye davet işlemlerinden

birini uygulamak üzere bir yüksek disiplin kurulu öngörmüş (madde 28); yüksek

disiplin kurulu kararlarına karşı yapılan itirazları incelemek ve karara

bağlamakla Askerî Yüksek idare Mahkemesi Genel Kurulunu görevlendirmiş (madde

29/c), disiplin soruşturması için bir de yöntem saptamıştır. (madde 30). Aynı

Kanununun 31. maddesinin (b) bendine göre görevden çekilmeye davet edilen

askerî hâkim sınıfından değil ise, işlemin kesinleşmesinden başlayarak üyeliği

kalkmakta, Askerî Yüksek idare Mahkemesi ile ilişiği kesilmekte, durumu

Genelkurmay Başkanlığına, Millî Savunma Bakanlığına ve ilgilinin bağlı

bulunduğu Kuvvet Komutanlığına derhal bildirilmektedir. Bu kurallar karşısında

926 sayılı Kanunun değişik 50. maddesinin (c) bendinde yazılı disiplinsizlik ve

ahlâkî durum nedeniyle emekliye çıkarma yöntemi ilk bakışta Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyeleri hakkında işlemez gibi

görülüyorsa da, yöntemin görevden çekilmeye davet edilmiş veya başka bir yolla

görevi değiştirilmiş subay üyeler hakkında uygulanabileceği ortadadır. Bu

yöntemde de Silâhlı Kuvvetlerden ayırmayı, başka bir deyimle emekliye çıkarmayı

gerektiren disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedenlerinin neler olduğunun ve bu

gibiler hakkında gerekli sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman düzenleneceğinin

yasa içinde saptanmasına gidilmeyerek iş, subay sicil yönetmeliğine bırakılmış

bulunmaktadır.

çç) Yukarıdan beri açıklananlardan anlaşılacağı üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesine üye seçilen her subay seçildiği günden başlayarak her gün yaş haddine varmadan önce emekliye çıkarılması olasılığı ve tedirginliği ile karşı karşıyadır. Böyle bir durumun hâkimlik teminatı ilkesiyle bağdaştırılmasına ve başkan ve üyeleri bu durumda olan Yüksek Mahkemenin anayasal kavramı ile bağımsız sayılabilmesine olanak yoktur. Şu durum karşısında askerlik hizmetlerinin gereklerinden de söz edilemeyeceği ortadadır.

c) 80. maddenin birinci fıkrasındaki "diğer haklar" deyimi:

1602

sayılı Kanunun 80. maddesinin itiraz ve inceleme konusu birinci fıkrasında

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerinin

yükselme, sicil işlemleri, yaş haddi, emeklilik konularında olduğu gibi öteki

haklar yönünden de kendi sınırlarındaki emsallerine uygulanan hükümlere bağlı

oldukları kuralı yer almıştır. Böylece bu yüksek mahkemenin hâkim olan veya

olmayan üyeleri arasında birinci fıkranın öngördüğü farklılık tamamlanmış

olmaktadır. Oysa yukarıda da değinildiği üzere Anayasa'nın değişik 140.

maddesinin son fıkrası Askerî Yüksek idare Mahkemesinin hâkim sınıfından olan

ve olmayan başkan ve üyeleri arasında bir ayırım yapmamış; bunları bir bütün

olarak ele almış ve nitelikleriyle atanmalarının, disiplin ve özlük işlerinin

hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre kanunla

düzenlenmesini öngörmüştür. Böyle olunca hâkim sınıfından olan ve olmayanların

80. maddenin birinci fıkrasında ele alınan yükselme, sicil işlemleri, yaş

haddi, emeklilik ve diğer haklar yönünden aynı hükümlere bağlı tutulmaları

gerekir. Aksine bir tutum mahkemenin başkan ve üyeleri arasında ikilik

oluşturur. Bu da hâkimlik ve mahkemeler için Anayasaca öngörülen teminatın ve

bağımsızlığın zedelenmesine yol açar. Şu durum karşısında Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinin hâkim sınıfından olan ve olmayan başkan ve üyeleri arasında

birinci fıkrada yazılı olan "diğer haklar" yönünden de tam eşitlik ve

denklik bulunması zorunluğu ve bu sonucu doğurmayan kuralların da Anayasa'ya

aykırı düşeceği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

ç) 80. maddenin birinci fıkrası üzerinde varılan sonuç:

1602

sayılı Kanunun 80. maddesinin itiraz ve inceleme konusu birinci fıkrasındaki

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerine

ilişkin kuralı, yukarıda açıklanan ve tartışılan içeriği ve kapsamı dolayısiyle

Anayasa'nın değişik 140. maddesinin son fıkrası ve hâkimlik teminatı ve

mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleriyle çelişir ve çekişir bir niteliktedir.

Burada askerlik hizmetlerinin gereklerinden söz edilemiyeceği gibi 80. maddenin

birinci fıkrası ile getirilen düzenleme böyle bir gerekçeye dayanılarak da

savunulamaz. Bu durum 80. maddenin birinci fıkrasında yer alan "askerî

hâkim sınıfından olmayan başkanı ve üyeleri, yükselme, sicil işlemleri, yaş haddi,

emeklilik ve diğer haklar yönünden kendi sınıfındaki emsallerine uygulanan

hükümlere"; deyimini Anayasa'nın az yukarıda sözü edilen kural ve

ilkelerine aykırı kılmakta ve bu deyimin iptalini gerektirmektedir.

Şevket Müftügil, Şekip Çopuroğlu, Hasan Gürsel ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu sonuca ek ve değişik gerekçelerle katılmışlardır.

Nihat

O. Akçakayalıoğlu "sicil işlemleri" dışında kalan hükümlerin

Anayasa'ya aykırı olmadığı görüşünü ileri sürmüştür.

3 - Anayasa'nın 152. maddesinin uygulanması:

1602

sayılı Kanunun itiraz ve inceleme konusu kurallarının iptalinin öngörülmesi

Askerî Yüksek idare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerinin

özellikle yükselme, sicil işlemleri, yaş haddi, emeklilik ve öteki hakları

yönünden bir yasal boşluğu oluşturmakta ve bu boşluk yasama yoluyla

doldurulmadan önce iptali öngörülen kuralların yürürlükten kalkması sakıncalı

görülmektedir. Bu gibi durumlarda Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci

fıkrası, Anayasa Mahkemesine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi, kararın

Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçmemek koşulu

altında, ayrıca kararlaştırma yetkisini tanımaktadır. Bu yetkiye dayanılarak

iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yıl

sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VI -

SONUÇ

1 - 4/7/1972 günlü 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 10. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Şevket Müftügil, Şekip Çopuroğlu, Hasan Gürsel ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun ek ve değişik gerekçeleriyle ve İhsan Ecemiş, Halit Zarbun, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;

2 - Aynı Kanunun 80. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "askerî hâkim sınıfından olmayan başkanı ve üyeleri yükselme, sicil işlemleri, yaş haddi, emeklilik ve diğer haklar yönünden kendi sınıfındaki emsallerine uygulanan hükümlere;" deyiminin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Şevket Müftügil, Şekip Çopuroğlu, Hasan Gürsel ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun ek ve değişik gerekçeleriyle ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun "sicil işlemleri" dışında kalan hükümler yönünden karşıoyu ile ve oyçokluğu ile;

3 - Anayasa'nın 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yal sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle;

18/12/1975 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

İhsan Ecemiş

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Hasan Gürsel

EK

VE DEĞİŞİK GEREKÇE YAZISI

İtiraz yolu ile getirilen bu davadaki en önemli sorun, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin başkanlık ve üyeliklerinde, general, amiral ve albay rütbelerinde askeri hâkim sınıfından olmayan subayların görevlendirilmelerine Anayasa'nın olanak tanıyıp tanımadığı ve itiraza konu edilen yasa hükümlerinin, gerek bu açıdan ve gerek diğer yönlerden. Anayasa kuralları karşısındaki hukukî durumlarının ne olduğu biçiminde ortaya çıkmaktadır.

Bu konudaki sorunlar ayrı ayrı ele alınarak değerlendirilecek ve hukuksal sonuçları açık ve ayrıntılı bir biçimde ortaya konulacaktır.

I -

Anayasa, yargıyı bir bütün olarak ele almış ve bu doğrultuda genel ve ortak ilke ve kurallar düzenlemiş; bunun yanında gerekli gördüğü hallerde de bu bütünlük içinde ayrık sayılacak özel kurallara da yer vermiştir.

Anayasa'nın

7. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Ulusu adına bağımsız mahkemelerce

kullanılacağı bildirildikten sonra, yargıyı düzenleyen üçüncü bölümün genel

kuralları arasında bulunan 132. maddesinde hâkimlerin, görevlerinde bağımsız oldukları,

yalnızca Anayasa, yasa, hukuk ve vicdan kanıları ile bağlı olarak karar

verecekleri hiç bir yerin, organın veya kişinin yargı yetkisinin

kullanılmasında onlara buyruk veremiyeceği ya da onları herhangi bir biçimde

etki altında bırakamıyacağı, 133. maddesinde hâkimlerin görevden çıkarılamamak,

istekleri bulunmadıkça Anayasa'da gösterilen yaştan önce emekli edilememek gibi

güvencelerle donatılmış bulundukları; 134. maddesinde ise hâkimlerin bütün

özlük işlerinin ve bu arada atanmalarının mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine

göre yasa ile düzenleneceği, yasada belirtilenlerden başka genel veya özel hiç

bir görev alamıyacakları kesin kurallara bağlanmıştır. Mahkemelerin

bağımsızlığına ve hâkimlik güvencesi ile donatılmalarına ilişkin Anayasa

kuralları, Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin zorunlu

niteliklerinden olarak gösterilen hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez

öğelerindendir.

Anayasa'nın, yargı konusunda ayrık sayılacak özel kurallara da yer verdiğini az yukarıda belirtmiştik. Örneğin Anayasa'nın 134. maddesinde, askerî hâkimlerin yaş haddi ile yükselme ve emekliliklerinin kanunla belli edileceği kurala bağlanmış; 138. maddesinde de, askerî mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hâkimlik niteliğine sahip olması koşulunu öngören ayrıca mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı yanında askerlik hizmetlerinin gereklerine de yer veren kimi kurallar açıklanmıştır.

Mahkemelerin bağımsızlığına ve bu bağımsızlıktan ayrı düşünülmesine olanak bulunmayan hâkimlik güvencesine ilişkin Anayasa kurallarının yorumunda, bu kuralların hukuk devleti ilkesi ile olan zorunlu bağlantıları hiç bir zaman gözden uzak tutulamaz.

II -

Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında "Askerî Mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hâkimlik niteliğine sahip olması şarttır" kuralı öngörülmüştür.

Aynı

maddenin birinci fıkrasındaki hükümle birlikte ele alındığında, bu kuralın,

asker kişilerin askerî olan suçlan ile bunların asker kişiler aleyhine veya

askerî mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak

işledikleri suçlara ait davalara bakmak üzere kurulan ve ilk derece

mahkemelerden olan askerî mahkemeler için düzenlendiği ve Anayasa'nın yargı ile

ilgili kuralları incelendiğinde, hâkimlik mesleğinden olmayan kişilerin bir

yargı organı içinde görev almasına olanak veren tek istisna kuralının bu

hükümle getirildiği açıkça görülür. Nitekim Anayasa Mahkemesi 13/4/1971 günlü,

E. 1970/63, K. 1971/38 sayılı kararında, "şu da belirtilmelidir ki,

Anayasa, hâkim niteliğinde bulunmayan kişilerin mahkemelere katılıp hâkim

görevi yapmalarım yalnızca askerî mahkemeler için 138. maddesinin dördüncü

fıkrasında (askerî mahkemelerde üyelerin çoğunluğunun hâkimlik niteliğine sahip

olması şarttır) kuralı ile öngörmüş, iş mahkemeleri bakımından böyle ayrık bir

kural koymamıştır." (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 9, Sayfa:

456) demek suretiyle bu husus hakkındaki görüş ve anlayışını belirterek ortaya

koymuş bulunmaktadır. Yeri gelmişken şu yönün de açıklanmasında yarar vardır.

Askerî bir mahkemenin kuruluşunda asker olmayan kişilere görev yüklemeğe olanak

yoktur. O halde 138. maddenin öngördüğü askerî mahkemelerde, hâkimlik

niteliğine sahip olmayan görevlilerin asker yani subay olması, işin bünyesinin

doğal bir gereği olarak kabul edilmelidir. Sözü edilen bu görevlinin yargı

görevini rütbe ve üniforması ile yerine getirmesi de Anayasa buyruğunun doğal

sonucu olarak görülmelidir.

Anayasa'nın

ilk derece askerî mahkemeler için öngördüğü bu ayrıklı kuralın yüksek idare

mahkemesi olan Askerî Yüksek îdare Mahkemesi için de geçerli olduğu öne

sürülemez. Çünki istisna kuralları, konuldukları alanın kapsamı içinde bir

değer taşırlar ve yorum ilkeleri, istisna kuralları kapsamının yorum yolu ile

genişletilmesine başka bir deyimle Anayasa'nın temel ilkelerinin ayrıklı

kuralların yorumlanarak daraltılmasına elverişli değildir. Bu nedenledir ki,

138. maddenin sözü edilen kuralına dayanılmasına ve bu kuraldan Askerî Yüksek

îdare Mahkemesinde de üyelerin çoğunluğunun hâkim niteliğine sahip olması yanı

hâkim niteliğine sahip olmayan subayların bu kuruluşta görev alacağı yolunda

bir sonuç çıkarılmasına olanak yoktur. Diğer yandan Anayasa'nın 138., 140. ve

141. maddelerinde askerlik hizmetlerinin gereklerinden ayrı ayrı söz edildiği

görülmektedir. Demek ki, Anayasa, bir yanlış anlayışa yer vermemek için,

dayandığı kuralları değişik madde metinlerinde de yinelemek zorunluğunu duymuş

ve düzenlemeyi bu anlayış içinde yapmıştır. Anayasa'nın kuralları düzenlemedeki

tutumu bu olduğu halde bunu görmemezlikten gelerek çoğunluğun yaptığı gibi

"Anayasa Koyucunun askerî yargı konusundaki bu belirleme yöntemine göre

askerî idarî yargı bakımından da üyelerin tümünün veya çoğunluğunun askerî

hâkimlerden oluşmasını öngörmüş bulunsaydı bu yolda açık yönerge vereceğinde

kuşku yoktu" yolunda kararın gerekçesinde yer alan açıklamalar, dayanıksız

birer öne sürmeden öte de bir anlam ve değer taşımazlar. Kaldı ki Anayasa'nın

145. maddesi, Anayasa Mahkemesi asıl ve yedek üyelerinin niteliklerini kendisi

saptadığından, çoğunluğun buna dayanarak yaptığı yoruma bu kuralın desteklik

edeceği de düşünülemez.

III

- Danıştay'la Askerî Yüksek idare Mahkemesi arasındaki ayrıntıları ortaya koyabilmek için önce Anayasa'yı incelemek ve bu iki yüksek mahkeme arasında farklılık varsa onu ortaya koymak, sonra da yasalarını gözden geçirmek gerekmektedir.

1)

Anayasa'nın 140. maddesinin ikinci fıkrası "Danıştay, İdarî uyuşmazlıkları

ve davaları görmek ve çözümlemek, Bakanlar Kurulunca gönderilen Kanun

tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz

şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek ve kanunla gösterilen diğer işleri

yapmakla görevlidir" son fıkrası da "asker kişilerle ilgili idarî

eylem ve işlemlerin yargı denetimi Askerî Yüksek İdare Mahkemesince

yapılır" yolunda kurallar getirmiştir. Basit bu karşılaştırma sonunda dahi

görülen şudur ki, Danıştay'ın idarî sayılacak kimi işlevleri, örneklemek

gerekirse kanun tasarıları hakkında düşünce bildirmek veya tüzük taşanlarını

incelemek görevi, bu kanun, veya tüzük tasarıları asker kişilerle ilgili olsa

dahi Askerî Yüksek îdare Mahkemesinin görev alanına girmemektedir. O halde

Anayasa Danıştay'ın yargısal görevinin sadece bir bölüğünü Askerî Yüksek îdare

Mahkemesinin görev alanına girmesini arzulamış ve bu yolda buyurucu kurallar

düzenlemiştir.

2) Bu bölümde 521 sayılı Danıştay Kanunu ile 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun konuyu ilgilendiren kimi hükümleri üzerinde durulacaktır.

a) Danıştay'ın

en önemli ve başta gelen görevinin, idarî uyuşmazlıkları ve davaları görerek

çözüme bağlamak olduğu kuşkusuzdur. Danıştay'ın bu türden olan yargısal

faaliyeti ile bunun dışında kalan idarî işlemleri arasında büyük farklılıklar

bulunduğu ise açık ve seçik olarak ortadadır. 521 sayılı Danıştay Kanunu

hizmetin niteliğinden gelen bu durumu gözden uzak tutmamış ve görevlilerin

niteliklerini buna göre saptamıştır. Danıştay Birinci Başkanı, daire

başkanları, üyeleri ve Başkanunsözcüsü için yüksek öğrenim görmek ortak bir

koşul olarak belirtildiği halde (Değişik madde 8 fıkra 1) Birinci Başkan, dava

daireleri başkanları ve Başkanunsözcüsü ile dava dairelerine ayrılacak üyelerde

yüksek öğrenimlerini hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, idarî ilimler ve iktisadi

ve ticarî bilimler fakültelerinde veya iktisadi ve ticarî ilimler

akademilerinde yaparak tamamlamak koşulu ayrıca aranmıştır. (Değişik madde 8

son fıkra, değişik madde 14/B ve madde 20/3). Yüksek öğrenimlerini sayılan bu

yüksek öğrenim kurumlarında yapmamış olanlar, Birinci Başkan, Başkanunsözcüsü,

dava dairelerinde başkan ve üye olamıyacaklar yani bu gibilerin çalışmaları

Danıştay'ın yargısal alanı dışında kalan idarî işlerinde ve bu işlere bakan

idari dairelerinde geçecektir. Danıştay Yasası, tuğgeneral, tuğamiral veya daha

yüksek rütbelerde generallik veya amiralliği danıştay üyesi olabilmek için

yeterli bir koşul olarak kabul etmiş ise de, bu gibilerin, yasada belirlenen ve

yukarıda açıklanan yüksek öğrenimden birini yapmamış olmaları halinde Danıştay'ın

sadece idarî dairelerinde görev yapabilecekleri, dava daireleri üyeliklerinde

veya Birinci Başkanlık, dava daireleri başkanlığı ve Başkanunsözcülüğü

görevlerinde bulunamıyacakları, başka bir deyimle idarî davaları görmek ve

çözümlemek yetkisine sahip olamıyacakları ortadadır. Kaldı ki bu gibilerin ordu

ile ilişkileri kesilmekte ve kendileri her bakımdan yargıyı düzenleyen mevzuata

bağlı olmaktadırlar.

Kararda yapıldığı gibi Danıştay'ın bu özelliği ortaya konulmadan ve Askerî Yüksek idare Mahkemesinin görev alanı ile karşılaştırılmadan varılacak sonucun yanıltıcı olacağını açıklamaya gerek yoktur.

b)

1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 9. maddesinin son

fıkrasında ise ikinci başkan ile Başkanunsözcüsünün askerî hâkim sınıfından

olacakları buyurulmaktadır. Bu hükme göre Birinci Başkanlık ile daire

başkanlıklarına ve üyeliklere askerî hâkim sınıfından olmayan subaylar

atanabilecek demektir. Diğer yandan ayni Kanunun 14. maddesi, her dairenin,

çoğunluk askerî hâkim sınıfından olmak üzere bir başkan ve yedi üyeden

kurulacağını ve dairelerde çoğunluk askerî hâkim sınıfından olmak üzere görüşme

sayısının beş olacağını kurala bağlamıştır. Sözü edilen Kanun 20. maddesinde de

Anayasa'nın 140. maddesinin son fıkrası hükmüne paralel olarak, "Askerî Yüksek

idare Mahkemesi, Türk Ulusu adına, asker kişileri ilgilendiren ve askerî

hizmete ilişkin idarî eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıkları ilk ve son

derece mahkemesi olarak yargı denetimini ......yapar" denilmek suretiyle

bu Mahkemenin yargısal görevinin sınırları belirlenmektedir.

Yukarıda değinilen hükümler yalnız olarak ele alınsa dahi 1602 sayılı Kanunun tanziminde Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasındaki kuralın hâkim olduğu ve yasanın bu ayrıklı kurala dayanılarak çıkarıldığı anlaşılmaktadır.

IV -

Şu yön kesin olarak açıklanmalıdır ki, Anayasa, mahkemelerin bağımsızlığı ve

hâkimlik teminatı ilkelerine yer verip bu ilkeleri titizlikle korumayı öngören

kimi kurallar düzenlerken, hâkimlerin kişisel çıkarlarını düşünmemiş, bunun

ötesinde bu yol ve yöntemle yurtdaşların haklarını korumak ve bunları sağlam

güvencelere bağlamak zorunluğunu duymuştur. Mahkemelerin bağımsızlığını ve

hâkimlik teminatını zedeleyen veya bu kavramlarla bağdaşmayan hükümlerin, o

mahkemede haklarını arayanları da tedirgin ederek kuşkulu durumlar yaratacağı

açıktır. Gerçi 1602 sayılı Kanunun 7. maddesinde bu mahkeme üyeliğine

seçilebilmek, "emsaline nazaran hizmetin gerektirdiği üstün bilgi ve

tecrübeye sahip" olmak koşuluna bağlanmıştır. Bu maddede geçen "hizmetin

gerektirdiği üstün bilgi ve tecrübe" kavramiyle askerlik hizmetinin

gerektirdiği tecrübe ve bilginin düşünüldüğü ve istenildiği öne sürülemez.

Çünkü bu yüksek yargı organının görevi, Anayasa, kanun hukuk ve, vicdan kanısı

içinde kalarak anlaşmazlıkları çözmek ve hükme bağlamaktır. Bu konuda ne

bilgileri ve ne de tecrübeleri olmayanların isabetle karar verebilecekleri

kuşkuludur. Anayasa Mahkemesi benzer bir dava dolayısiyle verdiği 15/4/1975

günlü, E. 1973/19, K. 1975/87 sayılı kararında ".............hâkimlik mesleki,

bilgi ve tecrübeyi, liyakat ve ehliyeti gerektirdiğinden, bu niteliklerden

yoksun ve üstelik hâkimlik güvencesine sahip olmayan görevlilerden kurulu yargı

yerlerinin doğru ve hiç bir etki altında kalmaksızın karar verebilecekleri

kuşkuludur...... yargı için zorunlu öğrenim, bilgi, tecrübe ve bunların

oluşturacağı ehliyet ve liyakattan yoksun ve ayrıca her yönden hiyerarşiye

bağlı üyelerden kurulu bir mahkemede yapılan yargılamada olayın ve sorumlusunun

ve hukuksal durumun saptanmasında, yani hükümde istenmeyerek ve elde olmayarak,

büyük yanılgılara düşülmesi olasılığı karşısında, kişinin kendini güvence

içinde görmesi ve duyması olanaksızdır." (Resmî Gazete gün: 26/2/1976,

Sayı: 15511) demek suretiyle bu konudaki görüşünü açıkça ortaya koymuş bulunmaktadır.

Anayasa'nın 138. maddesinde öngörülen askerî mahkemelerin üzerinde, tümü hukuki ve mesleki bilgi, tecrübe, liyakat ve ehliyete sahip görevlilerden oluşan Askerî Yargılayın bulunuşu, Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin ise ilk ve son derece mahkemesi olarak görev yaparak davaları kesin karara bağlamakta olması, durumu açık olarak ortaya koymakta ve Anayasa'ya aykırılığı daha da belirginleştirmektedir.

"Askerlik hizmetlerinin gerekleri." kararda yeterince açıklanmış olduğundan ek ve değişik gerekçe yazımızda, bunların yinelenmesine gerek görülmemiştir.

V -

Yeri gelmişken şu yöne de değinilmesinde yarar görülmektedir. Askerî Yüksek

İdare Mahkemesinde askerî hâkim sınıfından olmayan üyeler de bulunduğu takdirde

şöyle bir eşitsiz durum da kendini göstermektedir. Örneğin, bir askerî tatbikat

şurasında yapılan askerî bir eylem sonucunda bir asker ile bir sivilin

yaralanarak sakat kaldıklarını düşünelim. Bunlardan asker olanın davası, tümü

hâkimlik niteliği, bilgi ve tecrübesiyle teminatına sahip olmayan Askerî Yüksek

İdare Mahkemesinde, asker olmayan kişinin açtığı dava ise bu vasıflara ve

güvenceye sahip olanların oluşturduğu Danıştay'da görülerek karara

bağlanacaktır. Ortaya çıkan bu eşitsiz durumu gerektiren ve Anayasa'nın kabul

edeceği haklı bir neden de gösterilemez.

Anayasa'nın 140. maddesinin değiştirilmesinde ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kurulmasında güdülen maksadın ve bu yolla ulaşılmak istenen amacın, haklarını arayan asker kişileri güvencesiz bir duruma ve bunun yaratacağı tedirginlik ortamına sokulması olmadığı ise açıktır.

SONUÇ

İptal kararına, ek ve değişik gerekçe yazımızda açıkladığımız nedenlere dayanarak katılıyoruz.

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

l -

Davaya bakmak bir yargı görevi yapmaktır. Başka bir deyimle geçmiş bir maddî

olayın hukukî sonucunu ortaya koymaktır. Buna göre bir davaya bakmakta olan

mahkemenin uygulayacağı hükümler o davanın konusunu teşkil eden sorunun

çözümünde yeri ve sonuca etkisi olan hükümlerdir. Elimizdeki işde davanın

konusunu bir astsubayın Millî Savunma Bakanlığınca kendisine iş güçlüğü, iş

riski ödenmesi istemi teşkil etmektedir. Bu istemin haklılığı veya haksızlığı

bu yönü düzenleyen kurallar uygulanarak ortaya konacaktır. Bu hususta iptali

istenilen kuralın yeri ve etkisi olamaz. Mahkemenin kuruluş şekline dair

kanunlar davanın konusunu teşkil eden olayın hukukî sonucu ile ilgili olmadığı

gibi, mahkemeyi bu sonuca götürecek yargı işlemlerinden de değildir Bunlar daha

önce uygulanmış bulunması gereken kurallardır ve bu çeşit kanunların

uygulanması için bir davanın mevcudiyeti gerekmez.

Öte yandan mahkemelerin teşekkülü onların varlıkları demektir. Kendi varlıklarını ilgilendiren alanlarda hangi mahkemelerin Anayasa Mahkemesine iptal davası açabilecekleri ise Anayasa'nın 149. maddesinde gösterilmiştir. Bu maddeye göre de Adliye Mahkemelerinin varlıkları ile ilgili kanunlar için Anayasa Mahkemesine başvurma yetkileri yoktur. Mahkemelerin ellerindeki dava sebebiyle 151. maddeye dayanarak bu çeşit hükümler için dahi Anayasa Mahkemesine başvurabilecekleri görüşü 149. madde ile bağdaşmaz.

2 -

Anayasa'nın 140. maddesindeki (Askerî Yüksek îdare Mahkemesinin kuruluşu,

işleyişi, yargılama usulleri, Başkan ve Üyelerinin nitelikleri ile atanmaları,

disiplin ve özlük işleri, hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin

gereklerine göre, kanunla düzenlenir.) hükmüne dayanarak 1602 sayılı Askerî

Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu ile bu mahkemenin üyeleri arasında askerî hâkim

sınıfından olmayan subay üyelere de yer verilmiş ve iptali istenilen 10.

maddesi ile bu üyelerin görev sürelerinin en az üç yıl olduğu belirtilmiştir.

Burada bu mahkemede askerî hâkim sınıfından olmayanların üye olarak

bulunmalarının Anayasaya aykırı olup olmadığı sorunu değil göreve ilişkin süre

sorununun ele alınması ve incelenmesi mümkündür. Çünki askerî hâkim sınıfından

olmayanların bu mahkemede üye olabilmeleri kanunun, itiraz konusu olmayan,

başka maddelerinde yer almıştır.

Öte yandan itiraz konusu hükümde asgarî bir süre tespit edilmiş olması bir bakıma bu üyeler için bir teminat sayılabilir. Atanma şekillerine göre bu süre olmaması halinde her zaman değiştirilmeleri mümkün olabilirdi. Kaldı ki kanun koyucu bu mahkemede askerî hâkim sınıfından olanlar yanında bir de bu sınıftan olmayanların da bulunmasını şüphesiz askerî hizmetlerin gereği olarak düşünmüş olacağına göre, bu göreve getirileceklerin askerî görevleri ile ilgilerinin tamamen kesilmesi ve süresiz olarak mahkeme üyeliğinde kalmaları halinde bir müddet sonra mahkemeden bu çeşit üyelere de yer verilmiş olmasının bir sebebi ve anlamı kalmaz.

Anayasa'nın 136. maddesinde Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Başkan ve üyelerinin 3 yıl süre ile atanacakları ve süresi bitenlerin yeniden atanabilecekleri kabul edildiğine göre bu şekildeki bir süre hakimlik teminatına aykırı bulunmamış demektir.

Yukarıdaki nedenlerle kararın bu yönlere ilişkin bölümlerine karşıyım.

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Hasan Gürsel

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

l-

Yasaların Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesi için Anayasa'nın değişik

151 nci maddesiyle öngörülen yöntemin işleyebilmesi bilindiği gibi, üç koşulun

gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar da bir mahkemenin var olması, o mahkemenin bir

davaya bakmakta bulunması, Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesi istenen

yasa kuralını o davada uygulama durumunda olması koşullandır. İş, mahkeme

niteliği ötedenberi bilinen ve tartışmasız kabul edilen bir yerden gelmiş ise

ilk inceleme sırasında yalnızca ikinci ve üçüncü koşulların gerçekleşip

gerçekleşmediğinin incelenmesiyle yetinilir. İşi gönderen yer yeni bir kuruluş

olduğu veya mahkeme niteliği tartışmalı bulunduğu takdirde sorunun birinci

koşul yönünden de ele alınması zorunlu olur.

İtiraz yoluna başvuran Askerî Yüksek idare Mahkemesi Üçüncü Dairesi bir ölçüde yeni bir kuruluştur ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesine ancak ikinci kez bir iş gelmektedir. Öte yandan bu işde Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen, mahkemenin yapısı ve varlığıdır. Mahkeme de kendi yapısı ve varlığını kuşkulu görmüş ve Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Böyle bir iddia ve görüş sorunu Mahkemenin yokluğu sonucuna kadar vardırabilir.

Onun

içindir ki hiç değilse kaynağını Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 140 ıncı

maddesinin son fıkrasından alarak 4/7/1972 günlü, 1602 sayılı Askerî Yüksek

İdare Mahkemesi Kanunu uyarınca kurulan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin ve bu

Mahkemeyi oluşturan dairelerin Anayasa'nın değişik 151. maddesinde sözü geçen

mahkeme kavramına girer nitelikte oldukları apaçık ortada bulunduğundan ve

esasen daha önce de Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden gelen Anayasa'ya

aykırılık iddialarının Anayasa Mahkemesince incelenmiş olduğundan (4/12/1973

günlü, 1973/21-36 sayılı karar; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, sayı: 11,

Sayfa: 288-297) söz edilerek konuya değinilmesi ve böylece Askerî Yüksek İdare

Mahkemesi Üçüncü Dairesinin Anayasanın değişik 151 nci maddesi karşısında

durumunun belirtilmesi gerektiği kanısındayım. Bu yön eksik bırakıldığı için Anayasa

Mahkemesinin 18/12/1975 günlü, 1975/159-216 sayılı kararındaki ilk inceleme

bölümünün yazılış biçimine karşıyım.

2 - 1602 sayılı Kanunun 10 ncu maddesinin Anayasa'ya aykırılığı ve iptali sonucuna vardıran gerekçe Anayasa Mahkemesinin 1975/159-216 sayılı kararında yeterince açık bulunmadığından ve yanlış yorumlara yol açabileceğinden bu kararın V-C -1 sayılı bölümünün 2 nci paragrafının (onun içindir ki...) diye başlayan son cümlesi ile (yeri gelmişken ...) diye başlayan 3 ncü paragrafının tümü çıkarılarak yerine aşağıda yazılı bölümün konulması ve böylece gerekçenin açıklığa ve aydınlığa kavuşturulması zorunludur.

"Onun içindir ki Anayasa Koyucu mahkeme başkan ve üyeleri için yönetim bakımından dahî olsa, bir görev süresinin öngörülmesini uygun bulmuş ise bunun düzenlenmesini yasalara bırakmıyarak doğrudan doğruya Anayasa kuralları ile belirleme yoluna gitmiştir. Yargıtay Birinci Başkanı ile, İkinci Başkanları, Danıştay Başkanı ve Daire Başkanları, Anayasa Mahkemesi Başkan ve Başkanvekili için dörder yıl (Anayasa değişik madde 139/4; değişik madde 140/4; değişik madde 145/2) olarak saptanan görev süreleri yönünden hep anayasal düzenlemelere gidildiği bilinmektedir.

Yönetim

görevlerinin süre ile sınırlanması konusunda bu titizliği gösteren Anayasa

Koyucunun belirli alanlardaki yargısal görevin süre ile sınırlanması gerekirse

bunun da kendi metni içinde açıklanmasına gideceğinde kuşku yoktur. Nitekim

Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri

Anayasa'da belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devlet

güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri,

Başkan, üye ve yedek üyeleri için üçer yıl olarak (Anayasa: Değişik madde

136/5) saptanan görev süresi yönünden anayasal düzenleme yoluna gidilmiştir,

öyle bir düzenlemenin de nedeni açıktır. Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görevli

hâkimlerden süreleri bitenlerin temel meslekleri olan yargı çalışmalarını başka

alanlarda sürdürmeleri doğal olmakla birlikte bunların görev süresi sonunda

bakmakta oldukları belirli davalardan el çekmek zorunda kalmaları ağır ve

önemli bir durumu oluşturacağı için bu türlü bir sınırlama yasalara

bırakılmamıştır. Şu tutuma göre Anayasa Koyucu Askerî Yüksek idare Mahkemesinin

bir bölüm üyeleri bakımından görev süresini sınırlamayı gerekli görmüş olsaydı

bunu da değişik 140 ıncı maddenin son fıkrasında belirleyeceğinde kuşku

yoktu."

Yukarıda değinilen eksiklik ve aksaklık dolayısiyle 1975/159-216 sayılı kararın V-C-1 sayılı bölümünün yazılış biçimine karşıyım.

Üye

İhsan Ecemiş

KARŞIOY

YAZISI

Dava konusu 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 10. maddesi askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev sürelerinin en az üç yıl olacağını belirtmiş olup hâkim sınıfından olmayan kimselerin bu mahkemelerde hâkim olacaklarına dair bir hükmü kapsamadığından Anayasa'ya aykırı olmadığı düşüncesindeyiz.

Üye

Ahmet Akar

KARŞIOY

YAZISI

Anayasanın

151. maddesinin açık hükmüne ve Anayasa Mahkemesince yapılan uygulamalara göre,

Mahkeme ancak, bakmakta olduğu davada uygulayacağı kanun hükmünü - Anayasa'ya

aykırı olduğu gerekçesiyle-Anayasa Mahkemesine gönderme yetkisini haizdir.

Mahkeme kendisi uygulama durumunda olmadığı kanun hükmü hakkında böyle bir

yetkiye sahip değildir. Oysa bu olayda, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 3.

Dairesinin elinde bulunan ve bir astsubay tarafından Millî Savunma Bakanlığı

aleyhinde açılmış olan davanın niteliği ise; davacının dava dilekçesinde

gösterdiği tarihler arasında geçen hizmetleri için 1323 sayılı Kanunun ek 3.

maddesi uyarınca işgüçlüğü ve iş riski karşılığı olan... liranın ödenmesini

istemekten ibaret bulunmuştur.

Askerî Yüksek îdare Mahkemesi Kanunun iptali istenen 10. maddesi, bu Mahkemenin Askerî Hâkim sınıfından olmayan üyelerinin görev sürelerini ve 80. maddesinin ilk fıkrası da bu gibi başkan ve üyelerin yükselme, sicil işlemleri, yaş hadleri, emeklilik ve diğer haklariyle ilgili hükümleri düzenlemiştir. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 3. Dairesi, bu hükümleri bu davada ne uygulama durumundadır ne de bu hükümlerin bu dava ile bir ilgisi vardır.

Yukarıda yazılı nedenlerle, adı geçen Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi olmadığından itirazın, esasa girişilmeksizin Mahkemenin yetkisizliği bakımından reddedilmesi gerekir. Çoğunluk kararına bu kibarla katılmıyorum.

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ahmet Salih Çebi

(EK

GEREKÇE VE KARŞIOY YAZISI)

1) İlgili hükümlerinin incelenmesinden saptanacağı üzere, Anayasanın benimsediği ilke, çözümü genel yargı yerlerine bırakılmamış uyuşmazlıkları ilk derecede karara bağlama yetkisi ile de donatılmış yüksek mahkemelerde, hukuk fakültelerinden başka öğretim kurumlarında yetişmiş uzman kişilerin hâkimlik yapmalarına, olanak verilmesidir.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde asker kişilerin hâkimlikle görevlendirilmeleri, bu anayasal ilkeye uygundur.

2 - Askerî Yüksek îdare Mahkemesinin, askerî hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyelerinin hâkimlik görevlerinin sürekli olmayışı asker kişilerin korunması gereğindendir. Görev sürelerinin en az üç yıl olarak saptanması ise asker kişiliklerinin korunması zorunluğu ile hâkimlik görevinde süreklilik ilkelerinin bağdaştırılışıdır.

1602 sayılı Kanunun 10. maddesinin Anayasa'ya ters düşen yanı, bu nedenlerle, yoktur.

Anılan Kanunun 80. maddesinin itiraz konusu hükümlerinden "sicil işlemleri" dışında kalanları, Askerî Yüksek îdare Mahkemesinin hâkim sınıfından olmayan başkan ve üyeleri ile kökenleri sınıf subayları arasındaki eşitliği sürdürür. Bu da Anayasa'ya aykırı değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Mahkememiz kararının ilgili bölümlerinde değinilen "ek gerekçe" yukarıda 1. bentde ve "Karşıoy nedeni" yukarıda 2. bentde belirtilenlerdir.

Üye Abdullah Üner Üye Nihat O. Akçakayalıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1975/159, K. 1975/216, 18 Aralık 1975 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I -
  4. Olay
  5. III
  6. - Yasa Metinleri
  7. IV -
  8. İlk İnceleme
  9. V -
  10. Esasın İncelenmesi
  11. A -
  12. B -
  13. C -
  14. O. Akçakayalıoğlu "sicil işlemleri" dışında kalan hükümlerin
  15. VI -
  16. Sonuç
  17. Ek
  18. Ve Değişik Gerekçe Yazısı
  19. I -
  20. II -
  21. III
  22. IV -
  23. V -
  24. Sonuç
  25. O. Akçakayalıoğlu
  26. H. Boyacıoğlu
  27. Karşıoy
  28. Yazısı
  29. H. Boyacıoğlu
  30. Karşıoy
  31. Yazısı
  32. Karşıoy
  33. Yazısı
  34. Karşıoy
  35. Yazısı
  36. (Ek
  37. Gerekçe Ve Karşıoy Yazısı)
  38. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1975/159
Karar No
1975/216
Tarih
18 Aralık 1975

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1975/201 K.1975/215
  • AYM Norm Denetimi E.1975/203 K.1976/3
  • AYM Norm Denetimi E.1975/202 K.1976/2
  • AYM Norm Denetimi E.1975/204 K.1976/4
  • AYM Norm Denetimi E.1976/6 K.1976/6
  • AYM Norm Denetimi E.1976/5 K.1976/7

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.