İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1975/200 K.1976/9

Resmi Gazete tarih/sayı:10.5.1976/15583

Esas1975/200Karar1976/9Tarih10 Şubat 1976Okuma17 dk · 3.406 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
10 Şubat 1976
Esas Sayısı
1975/200
Karar Sayısı
1976/9
Karar Günü
10/2/1976
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.406 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:10.5.1976/15583

İtiraz eden Mahkeme: 9. Tümen Askeri Mahkemesi.

İtirazın konusu: 22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bentlerinin Anayasanın 62. ve 28. maddelerine aykırılıkları nedeniyle iptalleri istemidir.

I.

OLAY

926

sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun kapsamına giren subay,

astsubay, uzmançavuş ve uzman jandarma çavuşları iş güçlüğü ve iş riski

zamlarının ödenmesi hakkındaki kararın 23/12/1974 günlü, 7/9207 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararnamesiyle kabulü ve 31/12/1974 gününde Resmi Gazete'de yayınlanması

üzerine bu kararla astsubaylar için saptanan zamları az bulan ve kocalarına

böylece haksızlık edildiğini ileri süren Kars'taki askeri birliklerde görevli

55 astsubay eşinin, olayı 24/1/1975 günü yaptıkları gösteri yürüyüşü ile

kınamaları ve 3 astsubay eşinin de, gösteriye katılanların Askeri Ceza Kanununa

göre suçlandırılmakta ve ifade vermeye zorlanmakta olduklarından ve bir kaçının

gözaltına alındığından, eşleri astsubayların derhal başka yerlere

atandıklarından söz ederek, yürüyüş komitesi adına 25/1/1975 günü Başbakan'a

birlikte tel çekerek şikâyette bulunmaları nedeniyle hepsi hakkında 9. Tümen

Askeri Savcılığınca 11/2/1975 ve eki 13/3/1975 günlü iddianamelerle bu tümen

Askeri Mahkemesinde kamu davaları açılmış; gösteri yürüyüşü yapanların Askeri

Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddesinin 1.

fıkrasının (d) bendine, birlikte şikâyette bulunanların da aynı fıkranın (c)

bendine göre cezalandırılmaları istenmiştir.

9. Tümen Askeri Mahkemesi, sanıkları yargılayıp, savcının esasa ilişkin iddiasını ve sanıkların da savunmalarını aldıktan sonra, davada uygulanması istenen Askeri Ceza Kanununun değişik 95/1. maddesinin (c) bendinin Anayasa'nın 62. maddesine ve (d) bendinin de Anayasanın 28. maddesine aykırı görüldüğünü belirterek, dosyanın Anayasanın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesine gönderilmesine 13/11/1975 gününde oybirliğiyle kendiliğinden karar vermiştir.

III.

YASA METİNLERİ

A)

22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddesi:

"Madde 95- 1. Hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelât, teşkilât, harekât, tesisat veya tertibata müteallik işler hakkında :

a) Müzakere veya istişare için asker kişileri topluyan,

b) Birlikte beyanat veya şikayette bulunmak üzere imza toplıyan

c) Birlikte beyanat veya şikâyette bulunan,

d) Her ne suretle olursa olsun gösteri veya tezahüratta bulunan,

Kim olursa olsun altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.

2. (a) fıkrasında yazılı toplantıya bilerek katılanlar ile (b) fıkrasında yazılı beyanat ve şikayetlere imza koyanlar altı aya kadar hapsolunur.

3. Kendisine özel bir mezuniyet verilmediği halde, görevi ve sıfatı icabı muttali olduğu askeri muamelât, teşkilât, hareket, tesisat veya tertifaata müteallik işler hakkında beyanat veren, yazı veya sair surette açıklamada bulunanlar her kim olursa olsun, fiili daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.

4. Astlık - üstlük münasebetlerini zedelemeye, âmir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve herekette bulunanlar altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.

5- Bu maddede yazılı suçların basın yoliyle işlenmesi halinde ceza artırılarak verilir.

6. Bu maddenin 3 ve 4 ncü fıkralarında yazılı suçlar hakkındaki soruşturma icrası Milli Savunma Bakanının iznine tabidir."

Bu maddenin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentlerinin iptali istenmiştir.

B)

Mahkemenin dayandığı Anayasa kuralları:

"Madde 28- Herkes, önceden izin almaksızın, silâhsız ve saldırısız toplama veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.

Bu hak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir."

"Madde 62- Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir."

IV.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 155. maddesi uyarınca 9/12/1975 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit, Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında, aşağıdaki konular üzerinde durulmuştur :

l- Sanıklar, kendilerine yüklenen gösteri yürüyüşü eylemini, Milli Savunma Bakanlığınca düzenlenen ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan iş güçlüğü ve iş riski ek ödemelerinin subaylarınkine oranla azlığına ve birlikte şikâyeti ise; bu yürüyüş nedeniyle askeri idarenin gerek kendileri ve gerek eşleri astsubaylar hakkındaki işlemlerine karşı yapmışlardır.

926 sayılı Kanun kapsamına giren subay, astsubay, uzmançavuş ve uzman jandarma çavuşlara iş güçlüğü ve iş riski zammı ödenmesi, sözü geçen kanuna 31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Kanunla eklenmiş olan 3. madde ile kabul edilmiştir; ilgililere hangi görevleri için ne miktar zam ödeneceği ve uygulaması 1976 ya kadar Milli Savunma, içişleri ve Maliye Bakanlıklarınca hazırlanan esaslara göre oluyordu. 20/1/1976 günlü, 1933 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe göre bu esaslar, Genel Kurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığının birlikte lüzum göstermeleri üzerine Maliye Bakanlığının görüşü alındıktan sonra, Mili Savunma Bakanlığının teklifi ile Bakanlar Kurulunca saptanacaktır.

Mahkemenin

bakmakta olduğu davadaki olayların nedenim oluşturan bu iş güçlüğü ve iş riski

zammı kararı ve eki çizelgeleri, bunları yürürlüğe koyan 23/12/1974 günlü,

7/9207 sayılı Kararname metninden de anlaşılacağı üzere, Maliye Bakanlığının

olumlu görüşü alındıktan sonra Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanmıştır. Söz

konusu iş güçlüğü ve iş riski zammının kanunların gösterdiği yöntemlere göre

hazırlanışı yukarıdaki açıklamalar karşısında "askeri muamelât" dan

sayılması gerekli bir işlem olup, tümü sivil olan sanıkların bu yolla Askeri Ceza

Kanunun değişik 95. maddesiyle bağlantıları kurulmakta ve 9. Tümen Askeri

Mahkemesinde yargılanmaları da 25/10/1963 günlü, 353 sayılı "Askeri

Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu" nun 8/6/1972 günlü, 1596

sayılı Kanunla değişik II. maddesinin (A) fıkrası ve aynı kanunun 22. maddesi

gereği bulunmaktadır.

2- Mahkemenin iptal isteği ile ilgili Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasında unsurları ayrı 4 çeşit suç vardır ve sanıkların işledikleri ileri sürülen gösteride ve birlikte şikâyette bulunmaktan ibaret eylemler, bu fıkrada yazılı "askeri muamelât, teşkilât, harekât, tesisat veya tertibata müteallik işler" den sadece "askeri muamelât" ile ilgilidir.

Bu nedenlerle ve dosyada başka bir eksiklik de bulunmadığından işin esasının; 22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Yasa ile değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bendlerinin "askeri muamelât" ile ilgili işlerle sınırlı olarak incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V.

ESASIN İNCELENMESİ

İtirazın esasına ilişkin rapor, 9. Tümen Askeri Mahkemesinin gerekçeli kararı, iptali istenen yasa hükümleri, bu isteğe dayanak olarak gösterilen Anayasa kuralları ve gerekçeleri ve konu ile ilgili öteki metinler ve belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü :

Önce Askeri Ceza Kanununun iptal isteği ile ilgili 95. maddesinin niteliği ve Milli Savunma Hizmetleri bakımından önemi ve maddenin 1972 de yeniden düzenlenmesini zorunlu kılan nedenler kısaca belirtildikten sonra, itiraz edilen yasa hükümlerinin Anayasa kurallarına uygunluğu konusu İncelenecektir :

A)

22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 95. maddesi 1972 de değiştirilmeden önce şöyle idi:

"Madde 95- 1. Hakkı ve vazifesi olmadığı halde askeri muamelât, teşkilât ve tesisat veyahut tertibata müteallik işler hakkında müzakere ve istişare için askeri toplayan veya bu gibi hususlar hakkında birlikte beyanat ve şikâyette bulunmak üzere imza toplayan her kim olursa olsun üç seneye kadar hapsolunur.

2. Böyle bir toplanmağa bilerek gelen veya beyanat ve şikâyetlere iştirak eden altı aya kadar hapsolunur." (2. Tertip Düstur, Cilt : 11, S. 387).

Yurdumuzu,

bağımsızlığımızı ve Cumhuriyeti dış ve iç düşmanlara karşı korumak ve kollamak

görev ve sorumluluğunu yüklenmiş olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bu hayati

görevi tam olarak yerine getirebilmesi için, harp sanatını öğrenmesi kadar,

üstün bir disiplin düzeyinde bulunması da zorunludur. Askerliğin temeli olan

disiplin, ordu içinde, kanunlara ve nizamlara riayetin ve âmirlere mutlak

itaatin gevşemesi ile bozulabileceği gibi, dıştan gelebilecek sorumsuz

davranışlarla da etkilenebilir. Askeri Ceza Kanununun beşinci faslında

"askeri itaat ve inkiyadı bozan suçlar" arasında yer almış bulunan

95. madde, 1. fıkrası ile daha çok ordu dışından gelebilecek disiplin bozucu

kimi davranışları önlemek istemiştir. Hakkı ve görevi olmadığı halde bu fıkrada

sayılan konularla ilgili olarak müzakere ve istişarede bulunmak için asker

kişileri toplamak, birlikte beyanat veya şikâyet için onlardan imza almak,

birlikte beyanat ve şikâyette, gösteri ve tezahüratta bulunmak, gibi

davranışların ordu düzenini, âmire mutlak itaati ve ona olan güven hissini

zedeleyeceği kuşkusuzdur. Nitekim maddenin değişiklik gerekçesinde de

açıklandığı gibi son yıllarda orduya dıştan yönelmiş kimi davranışlar

karşısında Askeri Ceza Kanununun 95. maddesi, silâhlı kuvvetlerin yürütmekte

olduğu hizmet ve faaliyetleri tam olarak koruyamaz bir duruma gelince bu

maddenin yeniden düzenlenmesi gerekmiş ve 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunla

değiştirilmiştir.

Değişiklik

gerekçesinde aynen "Bu maddenin yürürlükte bulunan şekli, günümüzün sosyal

yaşantısında belirgin hale gelmiş bir takım sosyal ve politik gelişmeler

nedeniyle Türk Silâhlı Kuvvetlerinin Kanunlarla belli edilmiş yetkiler

çerçevesinde yürütmekte olduğu hizmet ve faaliyetlerini gereği gibi himaye

edemez bir duruma gelmiş, bu suretle yetkili askeri şahısların hizmetlerini

olumlu bir şekilde yerine getirmeye matuf gayret ve çalışmaları, silâhlı

kuvvetler dışındaki sivil kişiler veya bu kişiler tarafından ancak önceden

belli edilmiş amaçlar için kurmuş oldukları cemiyet veya benzeri teşekkülleri

amaçlarından saptırmak suretiyle bu örgütleri ve davranışlarını silâhlı

kuvvetler hizmetleri aleyhine etkileme çabalan gösterilmiştir."

denmektedir. (M. M. T. D., Dönem: 3, Toplantı : 2, Birleşim : 93-96 Cilt : 24,

S. Sayısı : 515, S: 1-2).

Görülmektedir ki 95. madde bu konudaki gereksinmeleri karşılamak bakımından daha elverişli bir duruma getirilmiştir.

B)

Mahkemece itiraz edilen hükümlerin Anayasa kurallarına uygunluğu konusu:

l- Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi:

İtirazda bulunan Mahkemenin gerekçesinde, maddenin 1. fıkrasının (c) bendinin, her kim olursa olsun, hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelata ilişkin işler için birlikte şikâyette bulunanların cezalandırıldığı ve böylece kişinin, kendisi veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlara başvurma hakkının önlendiği, bu önlemenin ise Anayasa'nın 62. maddesine aykırı düştüğü ileri sürülmektedir.

Anayasanın

"vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri

hakkında, tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet

Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların

sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir." biçimindeki 62.

maddesi kişinin temel haklarından olan "siyasal haklar ve ödevler"

bölümünde yer almıştır. Dilekçe ve şikâyet hakkının ne gibi durum ve koşullarla

kısıtlanabileceği bu madde metninde belirtilmemiştir. Kişiye tanınan temel

hakların, kamu yararı, milli güvenlik ve genel ahlâk gibi nedenlerle de olsa

özüne dokunulamıyacağı anayasal bir kuraldır; ancak, kişinin, bu konuda

alabildiğine sınırsız ve başıboş bir davranma hakkı olduğunun kabulü kimi

durumlarda aile hayatını, sosyal yaşantıyı huzursuzluğa ve toplum çıkarlarını

zarara sokabilir. Nitekim, Anayasanın 11. maddesinin birinci fıkrasında, temel

hak ve hürriyetlerin, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin,

milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel

sağlığın korunması amacı ile veya Anayasanın öteki maddelerinde gösterilen özel

sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla

sınırlanabileceği belirtilmiş ve kanun koyucuya belli durumlarda bu hakları

sınırlama yetkisi tanınmıştır.

Bu durum karşısında, Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, Anayasanın 62. maddesi ile kişiye tanınmış başvurma hakkının özüne mi dokunduğu, yoksa sınırlama niteliğinde mi olduğu konusu önem kazanmaktadır.

(c)

Bendi kişiyi sadece, hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelâta ilişkin

işler hakkında birlikte beyanat ve şikâyette bulunmaktan alıkoymaktadır. Bunun

dışında, kişi tek başına, gerek başkaları ile birlikte olarak kendisiyle veya

kamu ile ilgili olsun, her konu hakkında beyanat ve şikâyette bulunmakta özgür

olduğu gibi, hakkı ve görevi ise askeri muamelata ilişkin işler hakkında dahi

beyanatta ve şikâyette bulunabilecektir. Bu durum da göstermektedir ki kişinin

dilek ve şikâyet için yetkili makamlara başvurmasını sağlayan anayasal hakkın

özüne dokunulmamış, bu hak çok dar bir konuda sınırlandırılmıştır. Bu sınırlama

ise, yukarıda (A) bölümünde belirtildiği gibi, Silâhlı Kuvvetler için çok önemli

olan ve yurt savunması ile yakın ilgisi bulunan ordu disiplininin bu tür

davranışlarla zedelenmesini önlemek ve dolayısıyla milli güvenliği korumak

amacı ile yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki kimi kararlarında ve

özellikle, Anayasa nizamını, milli güvenlik ve huzuru bozan bazı fiiller

hakkındaki 5/3/1962 günlü, 38 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmünün Anayasa'ya

aykırı olmadığına ilişkin bulunan 8/4/1963 günlü, Esas: 1963/25, Karar: 1963/87

sayılı, yine Türk Ceza Kanununun 141/1. ve 142/1. maddelerinin Anayasaya aykırı

bulunmadığına ilişkin 26/9/1965 günlü, Esas: 1963/173, Karar:1965/40 sayılı ve

yine 1630 sayılı Dernekler Kanununun 35. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde

yeralan ve derneklerin, Silahlı Kuvvetler personelinin hakları ile ilgili yasa

hükümlerinin uygulanmasını veya yeni hükümler konulmasını sağlamak yolunda

faaliyette, bulunmalarını yasaklayan kuralın Anayasaya aykırı bulunmadığına

ilişkin 18, 19 ve 20 Aralık 1973 günlü, Esas: 1973/3, Karar: 1973/37 sayılı

kararlarında, konular değişik olmakla beraber, hakkında iptal davası açılan

veya mahkemelerce itiraz olunan yasa hükümlerinin temel hakların özüne

dokunmadığını, kamu yararı nedeniyle onları sınırladığını ve sınırlamaların

Anayasaya uygun bulunduğunu belirtmiştir. (Resmi Gazete: 18/7/1963-11457,

25/7/1967-12656, 18/6/1974-14919; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi: Sayı : l

-Sayfa 221, Sayı 4-Sayfa 239, Sayı 11- Sayfa 298).

2- Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi:

İptal isteğinde bulunan 9. Tümen Askeri Mahkemesi (d) bendi hükmüne ilişkin gerekçesinde; Anayasa'nın 28. maddesi ile herkesin önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahip olduğunu, bu hakkın, ancak kamu düzenini, koruma için kanunla sınırlanabileceği kuralının konmuş bulunduğunu, bu (d) bendi ile ise soyut olarak gösteri ve tezahüratın yasaklanmış olması ile hakkın özüne dokunulmuş ve tümüyle ortadan kaldırılmış olduğunu ileri sürmektedir.

Oysa,

askeri idarenin askeri muamelât işlerinde aldığı kararların onu beğenmeyen

kişilerce toplanma ve gösteri yürüyüşü ve tazahürat yapma nedeni sayılarak

caddelerde, alanlarda kınanması ordu disiplinini, sarsar, askeri hizmeti

aksatır ve bu gibi davranışlar orduyu tedirgin ettiği gibi toplumu da rahatsız

ve huzursuz kılar. Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının

(d) bendi hükmü, yukarıda (A) bölümünde belirtildiği gibi, silâhlı kuvvetlerin

disiplin düzenini ve amirlere olan güven hissini bozmamak ve dolayısiyle milli

güvenliği ve kamu düzenini korumak düşüncesi ile konulmuştur. Anayasanın 28.

maddesinin ikinci fıkrası kuralına göre, toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma

hakkı kamu düzeni korumak için kanunla sınırlanabilir. Anayasa Mahkemesinin,

Türk Ceza Kanununun 143. maddesinin, kişinin dernek kurma hakkını koruyan

Anayasanın 29. maddesine aykırı olmadığına ve bu konudaki iptal isteğinin

reddine ilişkin 28/1/1964 günlü, Esas : 1963/128, Karar : 1964/8 sayılı

kararında da belirtildiği üzere, "kamu düzeni" deyimi; toplumun huzur

ve sükununun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilâtının korunmasını ifade

etmektedir ve dış ve iç tehlikelere karsı devlet varlığının muhafazası demek

olan "milli güvenlik" de kamu düzeni kavramının kapsamı içindedir. Bu

itibarla, kişinin toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma hakkının, (d) bendi ile ve

milli güvenlik düşüncesi ile sınırlanmış olması Anayasanın 28. maddesine aykırı

bir durum oluşturmaz. Yukarıda (c) bendi için (B) bölümünde tartışılan

Anayasaya uygunluk nedenleri (d) bendi için de geçerlidir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddenin 1. fıkrasının (c) ve (d) bentleri Anayasanın 62. ve 28. maddelerine aykırı değildir, itirazın reddi gerekir.

Ziya Önel, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer ve Ahmet H. Boyacıoğlu itiraz konusu hükümlerin, asker statüsü dışındaki kişiler bakımından Anayasaya aykırı olduğu yolundaki düşünceleri ile bu görüşe katılmamışlardır.

VI.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/51972 günlü, 1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddesinin l sayılı fıkrasının (c) ve (d) bentlerinde yazılı kuralların askeri muamelât ile ilgili işlerle sınırlı olarak yapılan incelemeleri sonunda; Anayasaya aykırı bulunmadıklarına ve itirazın reddine Ziya Önel, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun (asker statüsü dışındaki kişiler için Anayasaya aykırı oldukları) yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 10/2/1976 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Hasan Gürsel

Üye

Ahmet Salih Çebi

KARŞIOY

YAZISI

Konu hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için önce Anayasanın hükümlerini ele almak sonra da itiraz konusu kuralları gözden geçirmek gerekmektedir.

I-

Anayasanın değişik 11. maddesinde "Temel Hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile veya diğer maddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak, ancak kanunla sınırlanabilir.

Kanun, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz" ilkesi yenilmiştir.

Bu ilkede açıkça belirtildiği üzere, temel hak ve hürriyetler, bu maddede sayılan veya Anayasanın diğer maddelerinde gösterilen nedenlerle, Anayasanın sözüne ve özüne uygun olarak ancak kanunla sınırlanabilecek, bununla beraber bu sınırlama, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunmayacak, başka bir deyimle temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldıran veya kullanılamaz hale sokan bir nitelik göstermeyecektir.

II-

Anayasanın 28. maddesinde "Herkes, önceden izin almaksızın, silâhsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.

Bu hak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir" 62. maddesinde de "Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Bu hak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir" 62. maddesinde de "Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir" kuralları öngörülmüştür.

Açıklamaya gerek yoktur ki, bu iki hak da, Anayasanın vatandaşlar için öngördüğü temel haklardandır ve bu haklar da belirtilen nedenlerle ve yasa ile özlerine dokunulmaksızın sınırlanabilirler.

III-

Bir mesleğe intisap etmek, her şeyden önce o mesleğin kurallarına kesin olarak

uymayı gerektirir. Bu nedenle o meslek mensupları kimi haklardan peşinen vazgeçmiş

duruma girerler. Askerlik meslekinde ise bu husus kendini daha da belirgin

olarak gösterir. Çünkü askerliğin temelinde disiplin, itaat ve astlık, üstlük

ilişkileri yatar. Türk ordusunu belirgin olan bu vasıflarından soyutlamaya

olanak yoktur. Nitekim Anayasanın 62. maddesinin Temsilciler Meclisindeki,

görüşülmesi sırasında sorulan bir soruya komisyon sözcüsü "nihayet

askerlik mesleki bakımından ileri sürülen endişelere gelince: bunlar varit

olamaz - bir insan veya vatandaş olarak değil de, bir mesleğe intisap etmiş

görevli olarak, bazı hak ve hürriyetlerin kayıtlanması sonucu ile karşılaşmak

ayrı bir meseledir. Biz Anayasada, insan haklarını düzenliyoruz. Zaten belli

bir statüyü kabul neticesinde hürriyetlerin sınırlanması, yalnız dilekçe hakkı

bakımından mı bahis konusudur' Meselâ bir subayın seyahat hürriyeti tam mıdır'

Nöbeti tutmuyorum; filân yere gidiyorum diyebilir mi' Söz ve münakaşa

hürriyeti, hele amirlerine karşı tam olarak, sağlanmışmıdır' Değil subaylar,

diğer memurlar bile, bir partiye intisap edebilir mi'

Muayyen bir statüye giren vatandaşlar, bu statünün icabı olarak, bazı hürriyetlerinden kısmen vazgeçmek durumundadırlar. Bunda, hürriyetlerle çelişme yoktur." (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi Cilt: 3, sayfa 361) yolunda cevaplamıştır.

IV-

İtiraz konusu yapılan kural ise:

"İ-

Hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelât, teşkilât, harekât, tesisat veya tertibata müteallik işler hakkında;

........................................................

c) Birlikte beyanat veya şikâyette bulunan,

d) Her ne suretle olursa olsun gösteri veya tezahüratta bulunan,

Kim olursa olsun altı aydan üç seneye kadar hapsolunur" yasağını getirmektedir.

Maddede geçen "kim olursa olsun" deyimi, bu fiilleri işleyenlerin askerlik statüsü içinde olsun veya olmasın bir ayırım yapılmaksızın aynı ceza ile cezalandırılacağı anlamına gelir. Böyle olunca durumu bu açılardan ayrı ayrı ele almakta yarar vardır.

1- Asker kişiler açısından, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı bir yönünün olduğu öne sürülemez. Çünkü bu mesleğe girenler, yukarıda da açıklandığı gibi bu mesleğin kurallarını benimsemişler ve kimi haklarından iptidaen feragat etmek durumuna girmişlerdir. Askerlik disiplini aksine bir düşünceye elvermiyecek derecede ağırlık taşır. Davada yargılananlar sivil kişiler olmakla birlikte, sözü edilen kuralın asker kişiler açısından Anayasaya uygun bulunduğunu belirtmek gerekir.

2-

Askerlik statüsü dışında kalan kişilere gelince; burada aynı nedenlerin öne

sürülmesine olanak görülememektedir. Şöyle ki, maddede geçen "Hakkı ve

görevi" kavramı yetkiyi içerdiğinden, başka bir deyimle sübjektif hak

mefhumunu kapsamadığından, bu deyime kişisel sübjektif hak niteliği tanımaya

olanak yoktur. O halde bu hükmün, kanunlarla kendisine yetki tanınan ve bu

yolla hakkı ve görevi belli edilen askerlik makamları ile hükümet yetkilileri

biçiminde anlaşılması gerekir. Bu yetkililerin dışında olan bütün vatandaşların

anayasal hakları itiraz konusu yapılan hükümle sınırlanmış olmamakta, bunun çok

ötesinde Anayasanın 28. ve 62. maddelerinde öngörülen hakların özü bütün

vatandaşlar açısından ortadan kaldırılmaktadır. Oysa Anayasanın 11. maddesi,

temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına cevaz vermekle beraber bunların özüne

dokunulamıyacağı yolunda açık bir buyruk getirmektedir.

Ordu

mensuplarının kullanamaması o mesleğin bünyesi, önemi ve gereğinden olan ve bu

amaçla yasalarca yasaklanmış bulunan kimi hakların, bunların eşleri veya

çocukları ya da yakınları marifetiyle ve dolaylı bir biçimde kullanılmasına göz

yumulmasının da aynı sakıncaları doğuracağında kuşku edilemez. Bu gibi

sakıncaları önlemenin yolu ise, Anayasanın 11. maddesinde veya diğer

maddelerinde belirtilen nedenlere dayanılarak kanunlarla hak ve özgürlükleri

sınırlamaktır. Nedeni ne olursa olsun, askerlik meslekiyle yakın ilişkileri

olan bu gibi kişileri de aşan ve bütün vatandaşların temel hak ve

özgürlüklerinin tümünü ortadan kaldıran yasa hükümlerinin, Anayasanın çizdiği

sınırın ötesine geçerek bu hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getirmek

suretiyle özünü tahrip ettiği ve böylece Anayasaya aykırı bir durum oluşturduğu

açıktır. Bu durum da ne milli güvenlik ve kamu düzeni gibi kavramlardan söz

etmeğe ve ne de diğer nedenlere dayanmaya olanak yoktur. Bundan başka itiraz

konusu yasa kuralını, Anayasanın değişik 11. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında

belirtilen nitelikte ve temel hakların kötüye kullanılmasını önleyen bir ceza

yaptırımı biçiminde görmek de mümkün değildir. Çünkü itiraz olunan yasa hükmü

ile, askerlik statüsü dışında bulunan bütün vatandaşların toplantı hak ve

hürriyetleri ve topluca yazı ile başvurmak ve şikâyet etmek hakları temelinden

yok edilmiştir.

Özetlemek gerekirse, itiraz konusu hükümlerin, asker statüsü dışında kalan kişilerin temel hak ve hürriyetlerini kullanılmıyacak hale getirmek ve böylece ortadan kaldırmak suretiyle Anayasanın değişik 11., 28 ve 62. maddelerine aykırı düştüğünden, asker statüsü dışında kalan kişiler açısından iptaline karar verilmesi gerekir.

Bu kanaatla çokluk görüşüne karşıyız.

Üye

Adil Esmer

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Üye

Ziya Önel

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Adil Esmer

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1975/200, K. 1976/9, 10 Şubat 1976 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Yasa Metinleri
  5. A)
  6. B)
  7. İlk İnceleme
  8. Esasın İncelenmesi
  9. A)
  10. B)
  11. Karşıoy
  12. Yazısı
  13. I-
  14. Iı-
  15. Iıı-
  16. Iv-
  17. "İ-
  18. O. Akçakayalıoğlu
  19. H. Boyacıoğlu
  20. H. Boyacıoğlu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1975/200
Karar No
1976/9
Tarih
10 Şubat 1976

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1976/9 K.1976/10
  • AYM Norm Denetimi E.1976/8 K.1976/11
  • AYM Norm Denetimi E.1976/14 K.1976/12
  • AYM Norm Denetimi E.1976/16 K.1976/13
  • AYM Norm Denetimi E.1976/17 K.1976/14
  • AYM Norm Denetimi E.1975/183 K.1976/15

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.