KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Mart 1975
- Esas Sayısı
- 1975/41
- Karar Sayısı
- 1975/43
- İtiraz yoluna başvuran mahkeme
- İstanbul
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
3. Ağır Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU
Resmi Gazetenin 18.5.1974 günlü, 14890 mükerrer sayılı nüshasında yayımlanan 15.5.1974 günlü, 1803 sayılı “Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı” hakkındaki Kanun” un 3.maddesinin iptali istemidir.
I- OLAY
Yurda kaçak olarak sokulmuş otuzbin lira değerindeki otomobili başkasına satmaya teşebbüs etmek suretiyle işledikleri ileri sürülen toplu kaçakçılık suçundan dolayı sanıklar hakkında açılan kamu davasında uygulanacak olan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun yer aldığı 1803 sayılı Yasanın 3. maddesinin, Anayasanın 92. maddesinin beşinci fıkrası ile saptanan yöntemlere uyulmadan yasalaştırıldığı Cumhuriyet Savcılığınca ileri sürülmüş, bu iddia Mahkemece ciddi bulunarak iptali için Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
II. İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi, İçtüzüğü’nün 15. maddesi gereğince 11.3.1975 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, aşağıdaki sorunlar üzerinde durulmuştur:
1- Anayasa Mahkemesinin itirazı incelemeye görevli ve yetkili olup olmadığı:
Suç ve cezaların affı hakkındaki yasama belgelerinin Anayasaya uygunluk denetimine bağlı olduğu, daha önce Mahkememizce verilen ve Resmi Gazetenin 21.1.1975 günlü, 15125 sayılı nüshasında yayımlanan 28.11.1974 günlü, Esas: 1974/34, Karar: 1974/50 sayılı kararda gerekçeleriyle birlikte açıklanmıştır.
Orada da benimsendiği üzere, bir kuralı itiraz konusu yapılan 15.5.1974 günlü, 1803 sayılı Yasa, Anayasanın değişik 147. maddesindeki “kanun” deyiminin kapsamına girmektedir. Öbür yönden, Anayasanın, Anayasaya uygunluk denetimi dışında bıraktığı yasalardan değildir. Şu duruma göre, itiraz yoluyla gelen bu işe bakmanın Anayasa Mahkemesi’nin görevi içinde bulunduğu ortadadır.
Bu görüşe Şahap Arıç katılmamıştır.
2- İncelemenin sınırlandırılması:
Mahkemenin bakmakta olduğu davada sanıklar hakkında uygulanması istenen 1918 sayılı Kanunun değişik 27. maddesi 15.5.1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun itiraz konusu yapılan 3. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına girdiğine ve Mahkeme de bu fıkradaki kuralın 1918 sayılı Kanunun değişik 27. maddesi yönünden Anayasaya aykırılığını ileri sürdüğüne göre, mahkemenin görmekte olduğu davada uygulanacak kanun kuralı olması nedeniyle, Anayasa Mahkemesi işin esasını, 3. maddenin ikinci fıkrasının 1918 sayılı Kanunun değişik 27. maddesi ile sınırlı olarak inceleyebilir.
Nihat O.Akçakayalıoğlu, uygulanacak kanun hükmü olması nedeniyle esasın 3. maddenin ikinci fıkrasının tümü yönünden incelenmesi gerektiği düşüncesiyle bu görüşe katılmamıştır.
3- İtiraz konusu kuralın daha önce iptal edilmiş olması:
İtirazın yöneltildiği 1803 sayılı Kanunun 3. Maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralın 1918 sayılı Kanunun 27. ve 33. maddeleri yönünden iptaline 28.1.1975 gününde Esas: 1974/48, Karar:1975/10 sayıyle karar verildiğinden, bu konuda yeniden karar verilmesine yer kalmamıştır.
KARŞIOY YAZISI
Görev sorununa ilişkin karşıoy:
İlk inceleme evresinde 1803 sayılı Af Kanuna ait Anayasaya aykırılık itirazının incelenmesinin Anayasa Mahkemesinin görevi içinde olmadığı ileri sürülmüş ise de bu itiraz Anayasa Mahkemesince çoğunlukla reddedilmiştir.
İtirazın konusu 1803 sayılı Af Kanunun bir maddesine ilişkindir.
Anayasamızda yasama meclislerinin af yetkisinin Kanun niteliğinde olmayıp karar
niteliğinde olduğu açıklanmıştır. (Anayasa M.64). Bu iki mefhumun hukuki
sonuçları çok farklıdır. Zira, Anayasa, kanunları Anayasaya uygunluk denetimine
tabi tuttuğu halde kararları bu denetime tabi tutmamış; ancak bu denetime tabi
tutmak istemediği kanun maddelerini ve bu denetime tabi tutmak istediği
kararları Anayasa’nın çeşitli maddelerinde göstermiştir. (Anayasa m.65,81 de
olduğu gibi). Bu nedenledir ki Anayasa’nın 64. maddesinde karar şeklinde
kullanacağı açıklanan af yetkisi, Anayasada istisnai bir hüküm bulunmadığından
Kanun şeklinde tasarruf edilemez. Aksi görüşün kabulü, yasama meclisinin
takdirine bırakılmış olan af yetkisi Anayasa Mahkemesinin takdirine verilmiş
olur. Kanun yapma prosedürüne uymak mecburiyeti varsa o prosedüre riayet
edilir, fakat bu af tasarrufu, sırf bu sebeple kanun niteliği almaz. Zira, af
yetkisinin karar niteliği bir anayasal niteliktir. Anayasada bu hususta
istisnai bir hüküm olmadıkça bu nitelik değişmiş kabul edilemez. Anayasada karar
şeklinde kullanılacağı gösterilen bir yetkinin evvelden beri kanun şeklinde
kullanılmış olması da neticeyi değiştirmez.
Açıklanan nedenlerle itirazın incelenmesi Anayasa Mahkemesi’nin görevi dışında kaldığından bu itirazın tetkikini Anayasa Mahkemesi’nin görevi içinde kabul eden karara karşıyım.
Üye
Adil ESMER
Üye
Nihat
O.AKÇAKAYALIOĞLU
Üye
Ahmet
H.BOYACIOĞLU
Üye
Şahap
ARIÇ
Anayasa Mahkemesi, E. 1975/41, K. 1975/43, 11 Mart 1975 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası