İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1977/4 K.1977/74

Resmi Gazete tarih/sayı:18.6.1977/15970

Esas1977/4Karar1977/74Tarih12 Mayıs 1977Okuma31 dk · 6.219 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
12 Mayıs 1977
Esas Sayısı
1977/4
Karar Sayısı
1977/74
Karar Günü
12/5/1977
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.219 kelime·31 dk okuma·29 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:18.6.1977/15970

İtiraz yoluna başvuran : Askerî Yüksek îdare Mahkemesi I. Dairesi.

İtirazın konusu : 27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa 31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Kanunla Eklenen Ek.l. maddenin, Albaylığa yükselmeye ilişkin hükmü yönünden iptali istemidir.

I.

OLAY

Davacı,

lise mezunu olarak yedeksubaylık görevini tamamladıktan sonra 16/6/1927 günlü,

1076 sayılı Yedeksubaylar ve Yedek Askerî Memurlar Kanununun 29. maddesi

uyarınca muvazzaf sınıfa geçmeyi istemiş, ilgili kursları tamamlayıp

"muamele memuru" olarak orduya katılmıştır. Daha sonra askerî

memurların subaylığa nakilleri hakkındaki 13/7/1956 günlü, 6801 sayılı Kanun

kapsamına alınan davacı, meslek içi eğitim ve tekâmül kurslarını bitirmiş ve

personel sınıfı subayı olmuştur. 6601 sayılı Kanunun 5. maddesi, lise mezunları

için ancak yarbaylığa yükselme olanağı tanıyordu. 6801 sayılı Kanun, 926 sayılı

Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 208. maddesinin (n) bendi ile

yürürlükten kaldırılmıştır. Davacı durumunda olanlar böylece yarbaylıktan

yukarı rütbelere yükselme olanağına kavuşmuşlardır. Ancak 926 sayılı Kanuna

31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde bu olanağı tekrar

ortadan kaldırılmış ve rütbe yükselmeleri yarbaylıkla sınırlandırılmıştır.

Çünkü, anılan Ek 1. maddede de "General - Amiral ve Albay rütbelerine

yükselebilme için Harbokulu, Fakülte veya Yüksek Okul mezunu olmak

şarttır." kuralı yer almaktadır. Davacı ise lise mezunu olduğundan, 30

Ağustos 1975 gününde albaylığa yükselmesi gerekirken davalı İdarece sözü geçen

hükme dayanılarak isteği reddedilmiştir. Bu işleme karşı Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinde açtığı davada davacı, Ek 1. maddenin albaylığa yükselmeye engel

olan hükmünün Anayasa'ya aykırılığını öne sürmüş, Mahkeme bu itirazı ciddî

görerek Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca sözü gecen hükmün iptali için Anayasa

Mahkemesine başvurmuştur.

III.

METİNLER

1- İtiraz konusu yasa kuralı:

27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa 31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde şöyledir:

Ek Madde l- General - Amiral ve Albay rütbelerine yükselebilmek için; Harp Okulu, Fakülte veya Yüksek Okul mezunu olmak şarttır.

(Bu maddenin yalnız albay rütbesine yükselmeye ilişkin hükmünün iptali istenmiştir.)

2- Dayanılan Anayasa kuralları :

Madde 10- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşamıyacak surette sınırlayan siyasî iktisadî ve sosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar.

Madde 11- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile veya Anayasa'nın diğer maddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak, ancak kanunla sınırlanabilir.

Kanun, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz ,

Bu Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden hiç birisi, insan hak ve hürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, irk, sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak, nitelikleri Anayasa'da belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak kasdı ile kullanılamaz.

Bu hükümlere aykırı eylem ve davranışların cezası kanunda gösterilir.

Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

3- İlgili Yasa hükümleri :

a) 16/6/1927 günlü, 1076 sayılı Yedeksubaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 29. maddesi şöyledir :

Madde 29- Muvazzaflığı iktisab etmemiş olan ihtiyat subaylardan teğmen ve yüzbaşı rütbesinde bulunanlar talip olurlarsa lâzım gelen evsafı haiz bulundukları ve muvazzaf subayların tabi oldukları bilumum kavanin esasata tabi olacakları hakkında kâtibi âdilden musaddak taahhüt senedi verdikleri takdirde usulü mevzuası dahilinde yetiştirilmek şartiyle muvazzaf sınıfa nakilleri caizdir. Bunlardan bilahare ikmali tahsilde muvaffak olamıyanlar bulunursa tekrar ihtiyat sınıfa iade ve terhis kılınırlar.

Alelumum ihtiyat subay ve memurları muvazzafa nakletmeksizin dahi hazarda müdafaai milliye vekâletince lüzum görülecek müddetçe ve kendileri de arzu ederlerse kadro ihtiyacına göre kumanda mevkilerinden hariç vazifelerde kullanılabilirler.

b) 27/7/1967 günlü, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa, 31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Yasa ile eklenen Ek Geçici 4. madde şöyledir:

Ek Geçici Madde 4- 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun rütbe terfii hakkındaki hükümleri yürürlüğe girinceye kadar, Albaylığa yükselebilmek için bu Kanunun Ek l. maddesindeki şartlar aranmaz.

Ek 1. maddedeki şartlan haiz olmayanlardan Albay olanlarla birinci fıkrada belirtilen süre içinde Albay olacakların rütbeleri ve rütbelerine ait özlük hakları saklıdır.

IV.

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi 1/2/1977 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile İçtüzüğün 15. maddesi uyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında : "Dosyanın eksiği bulunmadığından işin esasının incelenmesine" karar verilmiştir.

V.

ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, Askerî Yüksek idare Mahkemesi I. Dairesinin başvurma kararı, iptali istenen yasa kuralı, ilgili Anayasa ve Yasa hükümleri, bunlara ilişkin yasama belgeleri ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

Konu önce biçim yönünden ele alınmıştır. Her ne kadar itiraz yoluna başvuran Mahkemece biçime ilişkin bir iptal nedeni öne sürülmemiş ise de, Anayasa Mahkemesi 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarınca ileri sürülen gerekçelere dayanma zorunluğunda olmayıp, istemle bağlı olmak koşulu ile, başka gerekçelerle de Anayasa'ya aykırılık karan verebilir. Bu nedenle 1323 sayılı Kanuna ilişkin tasarının Yasama meclislerinde geçirdiği görüşme evreleri üzerinde durulmuştur.

A)

Millet Meclisindeki içtüzük hükümlerine uygun olarak tamamlandıktan sonra tasarı Cumhuriyet Senotusuna gönderilmiştir. Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelerde iki önemli konu göze çarpmaktadır :

l-

Milli Savunma Bakanı, tasarının görüşülmesine başlanmadan önce şu öneride

bulunmuştur: "Cumhuriyet Senatosu gündeminde bulunan ve birinci

görüşülmesi yapılacak işler arasında dördüncü sırayı işgal eden 27/7/1967 tarih

ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun bazı maddelerinin

değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesi hakkında Kanun tasarısının,

(S.Sayısı 1469) gündemdeki bütün işlere takdimen ve öncelik ve ivedilikle

görüşülmesi hususunu yüksek tasviplerinize arzederim." Bu önergenin

öncelik bölümü oylanmış ve kabul edilmiştir. Tasarının tümü hakkında görüşmeler

bittikten sonra ivedilikle görüşme hususu da oya sunulmuş, kabul edildiği

açıklanarak maddelerin görüşülmesine geçilmiştir.

Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 45. maddesinde öncelikle görüşme kararının Hükümet veya Komisyon tarafından gerekçeli bir istek üzerine verilebileceği belirtilmektedir. Hükümet adına Millî Savunma Bakanının verdiği önergede öncelik gerekçesi açıklanmamış. Bütçe ve Plân Komisyonu Raporunda da, "Tasarının önemine ve mahiyetine binaen" öncelikle görüşülmesi düşüncesi yer almıştır. Görülüyor ki 45. maddenin aradığı "gerekçeli istek" koşulu olayda gerçekleşmemiş ve bu yönden içtüzüğe aykırı bir işlem oluşmuştur.

Öte yandan içtüzüğün 46. maddesinde, ivediliğin, tasarının birinci görüşmesinden önce Hükümet veya teklif sahibi veya ilgili komisyon tarafından önerilebileceği ve Cumhuriyet Senatosunun kabul edeceği esaslı bir neden olmadıkça ivedilik kararı verilemiyeceği yazılıdır. Oysa öncelik konusunda olduğu gibi, ivedilik konusunda da öneri, içtüzükte açıklanan koşullardan yoksundur. Bütçe ve Plân Komisyonu raporundaki öneri de yetersizdir. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi Cilt : 61, Dönem 9, Birleşim 104, Sayfa : 436,460 - Sıra Sayısı 1469 Bütçe ve Plân Komisyonu Raporu)

Bütün

bu işlemlerde içtüzüğün 45. ve 46. maddelerine aykırı davranılmış olduğu bir

gerçektir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere,

"içtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümlerinin aynı önem derecesinde

bulunduğu düşünülemez. Bunların arasında yasama meclisince verilen kararın geçerliliği

üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi ayrıntı

sayılabilecek nitelikte olanlar da vardır. Birinci kümeye girenlere aykırı

tutumun iptal nedenini oluşturacağını, buna karşılık öteki biçim kurallarına

uymamanın iptali gerektirmiyeceğini kabul etmek yerinde olur. Anayasa'da

gösterilmeyen ve yalnız içtüzükte bulunan biçim kuralları arasında böyle bir

ayırım yapılması zorunludur. Çünkü İçtüzüklerdeki biçim kurallarına aşırı

başlılık Yasama Meclislerinin çalışmalarını gereksizce aksatır, içtüzük

hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı

sorunu uygulanacak içtüzük hükmünün önemine ve niteliğine göre çözülecek ve

incelemeleri sırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip saptanacak bir

konudur." (Anayasa Mahkemesi'nin 6/4/1972 günlü 13/18 sayılı kararı, Resmî

Gazete 24/7/1972, Sayı:14255).

İçtüzüğün öncelik ve ivedilik kurallarının bir bölümüne uyulmamış olması, olayda Kanun Koyucunun iradesini etkiliyecek nitelikte görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da, öncelik ve ivedilik önerilerinin yeterli gerekçeyi içermesi zorunlu olduğu üzerinde durulmamış ve böyle bir durumun Kanun hükmünün iptalini gerektirecek önem ve ağırlık taşımadığı kabul edilmiştir, (örneğin 8/5/1973 günlü. 24/21 sayılı 26/3/1974 günlü, 32/11 sayılı; 6/5/1975 günlü, 35/126 sayılı kararlar - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi : Cilt: 11, Sayfa 229; Cilt : 12, Sayfa 111; Cilt: 13, Sayfa : 483).

Bu nedenle içtüzüğün 45. ve 46. maddelerinde yazılı kimi koşullara uyulmadan verilen öncelik ve ivedilik kararlarında itiraz konusu kuralın iptalini gerektirecek ölçüde ve ağırlıkta bir aykırılık oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Ahmet Akar, Ahmet Koçak ve Muhittin Gürün bu görüşe katılmamışlardır.

2-

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler bittikten sonra şu önerge verilmiştir :

"Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu dolayısiyle değiştirge önergesi

verilen maddeler üzerinde müzakere açılmasını, değiştirge önergesi verilmeyen

maddelerin okunarak oylanmasını arz ve teklif ederim." Bu önerge oylanmış

ve kabul edilmiştir. Tasarının görüşülmesine, bu önergenin kabulüyle İçtüzükte

yer almayan bir yöntem uygulanarak başlanmış ve görüşme böylece sürdürülmüştür.

Görüşme sırası itiraz konusu maddeye gelince; aynı yönteme dayanılarak ve bir değiştirge

önergesi de bulunmadığından sözedilerek madde sadece okunmuş ve oylanarak kabul

edilmiştir. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt : 61, Birleşim 104 ve

105, Sayfa : 460 ve 475). Oysa Anayasa'nın 92. maddesi tasarı ve tekliflerin

Yasama Meclislerinde görüşülmesini buyurmaktadır. Görüşülmeden kabul edilen bir

metnin Yasama Meclislerinin serbestçe oluşan iradelerinin bir ürünü olarak

benimsenmesine olanak yoktur. Bu ilke Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında

açıklanmış ve aykırı tutumun iptal nedenini oluşturduğu kabul edilmiştir.

(Örneğin, 6/5/1975 günlü 35/126 sayılı karar Resmî Gazete 11/10/1975 sayı :

15380; 19/10/1976 günlü 42/48 sayılı karar, Resmî Gazete 10/5/1977 - sayı :

15933; 15/2/1977 günlü, 50/13 sayılı karar).

Tasarının görüşülmesinde izlenen tutum; Cumhuriyet Senatosunun iradesini serbestçe belirlemesini engellediğinden Ek Madde l- de yer alan ve davada uygulanacak olan (...... ve Albay ..'.....) hükmünün iptali gerekmektedir.

Halit Zarbun, Abdullah Üner ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

B)

İtirazın konusu kuralın, yukarıda açıklanan nedenlerle, biçim yönünden iptaline karar verildiğine göre, aynı kural üzerinde ayrıca esas yönünden de inceleme yapılmasına ve bu konuda bir karar verilmesine artık olanak kalmamıştır. Bu görüşe ilişkin gerekçeler Anayasa Mahkemesini 15/2/1977 günlü, E/1976/50, K. 1976/50, K. 1977/13 sayılı kararında açıklanmış olduğundan, burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak ve Ahmet Erdoğdu bu görüşe katılmamışlardır.

C)

Ek madde l de yer alan (....... ve Albay ......), hükmünün iptali

ile ortaya kamu düzenini tehdit edici bir boşluk çıkmadığından, Anaya'nın değişik 152. ve 22/4/1962 günlü 44 sayılı Yasanın 50. maddeleri uyarınca kararın yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine gerek görülmemiştir.

Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Üner ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

VI.

SONUÇ

A)

Biçim yönünden inceleme :

Cumhuriyet Senatosunda yapılan işlemler yönünden :

1- 27/7/1967 günlü ve 926 sayılı Kanunun 31/7/1970 günlü ve 1323 sayılı Kanunla değiştirilmesine ilişkin tasarının öncelik ve ivedilikle görüşülmesi bakımından yapılan işlemlerde İçtüzük hükümlerine aykırılık bulunmakta ise de, bu aykırılığın, itiraz konusu kuralın iptalini gerektirecek ölçüde ve ağırlıkta olmadığına Ahmet Akar, Ahmet Koçak ve Muhittin Gürün'ün karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile,

2- Önceden kabul edilen bir önergeye dayanılarak, itiraz konusu maddenin, görüşme açılmadan, yalnız okunarak oya sunulması suretiyle kabul edilmiş olması içtüzüğe ve Anayasa'ya aykırı bulunduğuna ve bu nedenle itiraz konusu Ek 1. maddede yer alan (...... ve Albay ......) hükmünün iptaline Halit Zarbun, Abdullah Üner ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile,

B)

İtiraz konusu kural biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre esas yönünden inceleme yapılmasına olanak bulunmadığına Ziya Önel, Abdullah Üner" Ahmet Koçak ve Ahmet Erdoğdu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,

C)

Anayasa'nın değişik 152 ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 50. maddeleri uyarınca, kararın yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Üner ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile,

12/5/1977 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Şekip Çopuroğlu

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

KARŞIOY

YAZISI

1323

sayılı Kanun tasarısının Senatoda görüşülmesine başlanmadan önce Millî Savunma

Bakam tarafından verilen bir önerge ile tasarının diğer işlere takdimen

öncelikle ivedilikle görüşülmesi istenmiştir. Bu önergenin öncelik bölümü

oylanmış ve kabul edilmiştir. Tasarının tümü hakkında görüşmeler bittikten

sonra ivedilikle görüşme hususu da oya sunulmuş, kabul edildiği açıklanarak

maddelerin görüşülmesine geçilmiştir. Bu görüşmeler ve işlemler nedeniyle konu

hakkında çoğunluk kararında ayrıntılariyle belirtilen ve aşağıya alınan

hususlardan; (İçtüzük madde 45) Savunma Bakanının verdiği önergede öncelik

gerekçesi açıklanmamış bütçe ve plân komisyonu raporunda da "Tasarının

Önemine ve mahiyetine binaen" öncelikle görüşülmesi denildiğinden

gerekçeli istek koşulu olayda gerçekleşmemiş ve bu yönden İçtüzüğe aykırı bir

işlem oluşmuştur.

Öte yandan "İçtüzüğün 46. maddesine göre" önerilen teklifin Cumhuriyet Senatosunun kabul edeceği esaslı bir neden olmadıkça Senatoca ivedilik kararı verilemiyeceğinden, bu suretle öncelik konusunda olduğu gibi, ivedilik konusunda da öneri; İçtüzükte açıklanan koşullardan yoksun bulunduğu, Bütçe ve Plân Komisyonu raporundaki Öneri de yetersiz olduğu açıklanmıştır. Çoğunluk kararında ayrıca bütün işlemlerde İçtüzüğün 45. ve 46. maddelerinde yazılı koşullarına aykırı davranılmış olduğu bir gerçektir. Şeklinde ifade edilmiş, ancak gerekçe olarak Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarından örnekler alınmıştır, "örneğin Anayasa Mahkemesinin 4/6/1972 günlü ve 13, 18 sayılı kararı."

Çoğunluk

kararında ayrıca : İçtüzüğün öncelikle ivedilik kurallarının bir bölümüne

uyulmamış olması, olayda kanun koyucunun iradesini etkileyecek nitelikte

görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da, öncelik ve

ivedilik önerilerinin yeterli gerekçeyi içermesi zorunlu olduğu üzerinde

durulmamış ve bu nedenle de İçtüzüğün 45. ve 46. maddelerinde yazılı kimi

koşullara uyulmadan verilen öncelik ve ivedilik kararlarında, itiraz konusu

kuralın iptalini gerektirecek bir önem ve ağırlıkta taşımadığı kabul edilerek,

bir aykırılık oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Denilerek (Örneğin, 8/5/1973

günlü, 24/21 sayılı ve 26/3/1974 günlü ve 32/11 sayılı ve 6/5/1975 günlü 35/126

sayılı Anayasa Mahkemesi kararları gösterilmiştir.)

Bu suretle; çoğunluk kararında, Cumhuriyet Senatosundaki öncelikle ve ivedilikle görüşülen 1323 sayılı Kanuna ilişkin tasarının, Senato içtüzüğüne aykırı düşen şu davranışların, kanun hükmünün biçim yönünden iptalini gerektirecek ölçüde ve ağırlıkta bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Aşağıda ayrıntılarıyle açıklanacağı üzere bu aykırılıklar ortada iken çoğunluğun vardığı sonuca katılmaya olanak yoktur.

Anayasa'nın

85. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi ve

Meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre

yürütürler. Anayasa Mahkemesinin Yasama Meclisleri içtüzüklerinin biçimine

ilişkin kuralları üzerindeki oturmuş görüşü, kararda da belirlendiği gibi,

şöyle özetlenebilir; "İçtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümlerinin aynı

önem derecesinde bulunduğu düşünülemez. Bunların arasında Yasama Meclislerince

verilen kararın geçerliliği üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar

bulunduğu gibi ayrıntı sayılabilecek nitelikte olanlar da vardır. Birinci

kümeye girenlere aykırılık tutumun iptal nedenini oluşturacağını, buna karşılık

öteki biçim kurallarına uymamanın iptali gerektirmeyeceğini kabul etmek yerinde

olur, Anayasa'da gösterilmeyen ve yalnız İçtüzükte bulunan biçim kuralları

arasında böyle bir ayırım yapılması zorunludur. Çünkü İçtüzüklerdeki biçim

kurallarına aşın bağlılık Yasama Meclislerinin çalışmalarını gereksizce

aksatır. İçtüzük hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni

sayılacağı sorunu, uygulanacak İçtüzük hükmünün önemine ve niteliğine göre

çözülecek ve incelemeleri sırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip

saptanacak bir konudur."

Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünde (Madde 69, 44) Kanun tasarı ve tekliflerinin iki kez görüşülmesi kural olarak kabul edinmiş; gündemlerin düzenlenmesinde izlenecek sıra saptanmış; hangi tasarıların tek görüşmeye bağlı tutulacağı, iki görüşmeye bağlı tasarı ve tekliflerin bir kez görüşülmesiyle nasıl yetinilebileceği ve gündemdeki sıraların bozulması usulü istisna hükümleri halinde ayrıca gösterilmiştir.

Bir kanun tasarı veya teklifinin bir kez görüşülmesiyle yetinilmesi konusuna Yasama Meclisleri İçtüzükleri büyük önem vermişler ve konuyu sıkı hükümlere bağlamışlardır. Bu hükümler şöyle özetlenebilir. Bir tasarı veya teklif Yasama Meclisine sunulurken veya birinci görüşmesinden önce Hükümet, teklif sahibi yahut ilgili komisyon ivedilik kararı verilmesini istemelidir. Ortada Yasama Meclîsinin kabul edileceği esaslı bir neden bulunmalıdır. İvedilik kararı yazılı ve gerekçeli olarak verilmelidir. (Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğü, Mad. 46, 47, 48).

Gündem sırasının bozulabilmesi başka bir deyimle bir kanun tasarı veya teklifinin gündemdeki öteki işlerden önce görüşülebilmesi için de sıkı koşullar vardır. Hükümet veya komisyon öncelikle kararı istemeli, istem yazılı ve gerekçeli olmalıdır. (Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğü, 45)

İçtüzük

hükümleriyle konu üzerinde gösterilen titizlik yerinde ve olağan görülmelidir.

Yasaların devlet hayatındaki yerlerinin Önemi ve ağırlığı herhangi bir

açıklamayı gerektirmeyecek biçimde ortadadır. Böylesine önemli bir yasama

belgesinin üzerinde özenle durularak ereğe en uygun biçimde eksiksiz olarak

çıkabilmesini ve ayrıca manevî değer ve nüfuzunun yüksek tutulmasını sağlamak

üzere uyulması en azından zorunlu bulunan kural ve koşulların yeri Yasama

Meclisleri içtüzükleridir. Bu kural ve koşullara göre iki kez görüşülmesi

gerekli bir kanun tasarısı veya teklifi üzerinde tek görüşme ile yetinilmesi,

başka deyimle ana kuraldan uzaklaşılması elbette güçlü, kabule değer bir

gerekçeyi zorunlu kılar. Bilhassa ivedilikle görüşülme istemlerinde gerekçenin

açıklanmasının kanunların Anayasa'ya uygunluğunun denetlendiği bir ülkede bir

başka önemi vardır. Böylece Anayasa Mahkemesi bir kanun tasarı veya teklifinin

görüşülmesinde ana kuraldan uzaklaşılması nedenini değerlendirme olanağını

bulmuş olacaktır.

İvedilik

kararının istenmesi zamanına ilişkin İçtüzük hükümleri de önemli, ağır basan

biçim kurallarıdır. Kuralın sonuç olarak ve konuya ilişkin içtüzük maddelerinin

tümü birlikte ele alındıkta, ivedilik kararının verilmesi zamanını da saptadığı

görülür. Bu zaman tasarı veya teklifin birinci görüşmesinin başlaması ile sona

erer. Bundan sonraki evrelerde böyle bir istemde bulunulması veya istemin

karara bağlanması artık söz konusu olamaz. Bu da işin niteliğinin bir

gereğidir. Çünkü hakkında ivedilik kararı verilmiş bir tasarı veya teklif ancak

bir kez görüşülebilecek tasarı veya teklifte ikinci kez düzeltme ve değişiklik

yapılması olanağı kalmayacaktır. Bu durumu görüşmeler başlamadan önce tüm

Yasama Meclisleri Üyeleri bilmeli ve tutumlarına ona göre yön vermelidirler.

Birinci görüşme başladıktan sonra ivedilik kararı verilmesi ikinci görüşme

ansızın kapatır ve bir bölüm Yasama Meclisleri üyelerini bir oldu bitti ile

karşılaştırır.

Yasama Meclisleri gündemlerindeki sıraların bozulması değiştirilmesi de önemli bir olgudur. Bunu sağlayacak olan öncelik istemlerinin gerekçeli olmasını zorunlu kılan içtüzük hükümleri üzerinde de yukarıda ivedilik işlemlerindeki gerekçeler için söylenenler geçerli olduğundan onları burada tekrarlamanın yeri yoktur.

Yukarıdan beri açıklananlarla varılan sonuç şudur : Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin öncelik ve ivedilik istemlerinin gerekçeli olmasına, ivedilik kararlarının kanun tasarı veya teklifinin birinci görüşmesi başlamadan önce verilmesine ve bu buyruğun doğal sonucu olarak da birinci görüşme başlamadan önce karara bağlanmasına ilişkin kuralları bir kanunun geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelikte önemli ve esaslı biçim hükümleridir. Bunlara aykırı tutumlar o kanunun biçim yönünden iptal nedenini oluşturur.

Daha

önce de değinildiği üzere de bir kuralın itiraz konusu olan 1323 sayılı kanuna

ilişkin tasarının Senatodaki görüşmelerinde gerekçesiz istemler üzerine

İçtüzüğe uygun olmayan bu önerilerin oylanmasına bile olanak yok iken öncelik

ve ivedilik kararları verilmiş ve ivedilik istemi tasarının tümü üzerindeki

görüşmeler bittikten sonra söz konusu olmuş ve karara bağlanmıştır. Demekki

tasarının öncelik ve ivedilikle görüşülmesine karar verilirken Cumhuriyet

Senatosu İçtüzüğünün 45. ve 46. maddelerine aykırı davranılmıştır. Bu davranış

ivedilik kararlarının öncelik kararlarında olduğu gibi değersiz ve hükümsüz

bıraktığı için ana kuraldan ayrılma ve kanun tasarısının bir kez görüşme

işlemleri de böylece hukukî dayanaktan yoksun kalmış ve Cumhuriyet Senatosu

İçtüzüğünün 69. maddesinde yer alan ana kurala da ayrıca aykırı düşülmüştür. Şu

durum 1323 sayılı Kanunda yer alan itiraz konusu hükmün de biçim yönünden

iptalini gerekli kılar.

Şurasını

da belirtmek yerinde olur ki, çoğunluk kararında "Öncelik ve ivedilik

kurallarının bir bölümüne uyulmamış olması olayda kanun koyucunun iradesini

etkileyecek nitelikte görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin son zamanlarda çıkan

bir kaç kararından bahisle öncelik ve ivedilik önerilerinin yeterli gerekçeyi

içermesi zorunlu olduğu üzerinde durulmamış ve böyle bir durumun kanun hükmünün

iptalini gerektirecek Önem ve ağırlık taşımadığı kabul edilmiştir."

denilerek olayımızda olduğu gibi Bakanın verdiği önergede öncelik ve ivedilik

için gerekçenin hiç bulunmayışı bütçe ve plân komisyonunun raporunda da

"tasarının önemine ve mahiyetine binaen" denilmek suretiyle hukuken

geçersiz ve yetersiz bir beyanın kâfi gerekçe olarak kabul edilmesi bu yolun

açılması halinin; söz konusu içtüzük kurallarının ayrıntı hükümlerinden

imişcesine ihmal edilebileceğini savunmaya, bu kuralların yukarıda tartışılan

nitelikleri el vermez. Kanunların geçerliği için zorunlu belli başlı usul

koşullarından bir kaçını oluşturan söz konusu kurallara uyulmaksızın çıkarılmış

bir kanunun akibetine bu aykırılığın etkisi olmadığı yolunda bir görüş giderek

tüm içtüzük kurallarının uygulanıp uygulanmaması Yasama Meclislerinin takdirine

bırakmaya varır ve Anayasa'nın 85. maddesinin birinci fıkrasının buyurucu

hükmünü işlemez duruma getirerek uygulama dışı bırakır. Böyle bir tutumu haklı

göstermeye ve hukuk açısından savunmaya olanak yoktur.

Yukarı

paragrafta belirtildiği üzere bütçe ve plân komisyonu raporunda "Tasarının

önemine ve mahiyetine binaen" öncelikle ivedilikle görüşülmesi zorunluğunun

ortaya konması bu durumun öncelik ve ivedilik önerilerinde gerekçenin

varsayılmasını gerektireceği yolunda Anayasa Mahkemesi kararında yer verilen

görüşe katılmanın dayanaksız kalacağı ortadadır. Çünkü gerekçesiz kanun

tasarısı olmaz ve her kanun tasarısının kendine göre bir önemi vardır.

Getirdiği düzenlemenin belirli süreler içinde kanunlaşması istendiği için

Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. İçtüzüklerin aradığı ve üstünde

titizlikle durduğu ise yukarıda da değinildiği üzere öncelik ve ivedilik

kararları verilebilmesi için esaslı bir nedenin varlığı ve bu nedenin

önerilerde açıklanmış olmasıdır. Kaldı ki, bir kanun tasarısının konusunun

önemli oluşu o tasarının olağan usullere ve konunun öneminin gereklerine uygun

olarak ağır ağır dikkat ve teenni ile incelenip görüşülmesini zorunlu kılar.

Burada

tıpkı 1323 sayılı Yasada olduğu gibi öncelik ve ivedilik konularında içtüzük

hükümlerine aykırı davranıldığı için 17/3/1972 günlü, 1576 sayılı Kanunun biçim

yönünden Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline gidilmiş ve yukarıdan beri

söylenenlerin o kararın gerekçesinden alınmış bulunduğuna işaret edilmesi

yerinde olacaktır. Çoğunluğun da aynı kararı örnek olarak gösterdiği

görülmüştür. (1972/13 - 18 sayılı 6/4/1972 günlü Anayasa Mahkemesi kararı, 7/4/1972

günlü, 14152 mükerrer sayılı ve 24/7/1972 günlü 14255 sayılı Resmî Gazeteler)

Bir içtüzük kuralının Yasama Meclislerince verilen kararların geçerliği

üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıdığı ve kurala aykırı düşen işlemin

biçim yönünden iptal nedeni sayılacağı Anayasa Mahkemesince saptanmışsa bu

ölçünün bütün benzeri durumlarda geçerli olması gerekir. Kanunların

kümelendirilip bir bölümü için biçim yönünden iptal nedeni sayılan durumların

öteki bölüm kanunlar için iptali gerektirmez nitelikte görülmesi hukukça itibar

edilebilir ve savunulur bir tutum olamaz. 1977/4 - 74 sayılı 12/5/1977 günlü

kararın öncelik ve ivedilik kararlarında içtüzük hükümlerine aykırı davranılmış

olmasının itiraz ve inceleme konusu yasa kuralının biçim yönünden iptalini

gerektirmediğine ilişkin bölümüne yukarıda açıklanan nedenlerle karşıyım.

2- Anayasa'nın 152/2. maddesinde "gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihî ayrıca kararlaştırabilir" denilmekte ve 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrasında da gerekli gördüğü hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir. Bu iki halde de böyle bir karar verilmesi Anayasa Mahkemesinin takdirine bırakılmıştır.

Hadisede Anayasa Mahkemesince yalnız biçim yönünden iptal kararı vermiş olduğuna göre Yasama Meclislerine takdir yetkisini kullanabilecek ve biçimine göre bir yasama faaliyetine imkân verecek bir müddet kabul edilerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün ayrıca kararlaştırılması Anayasa'ya uygun olurdu.

Açıklanan

durum ve hadisenin niteliği itibariyle böyle bir karar vermeye gerek vardır.

Çünkü, biçim yönünden bir kanun hükmünün iptalinin amacı onun biçimine uygun

bir şekilde çıkarılmasını temindir. Ve biçim yönünden yapılan bir iptalin

husule getireceği sonuç da Yasama Meclisinin iradesi dışında bir durum meydana

getirmektedir. Mahkemece işin esasının da incelenmesine geçilmediğine göre,

biçim yönünden yapılan bu iptal karşısında 1323 sayılı Kanunun Ek l maddede yer

alan "... ve albay ..." sözüne ait hükmün kaldırılmasıyla, sonucun

niteliği bakımından, ordu personel sisteminde bir değişiklik yapacaktır. Kanun

koyucuya Mahkemece, süre tanınmazsa bu sonuç Yasama Meclisince takdir yetkisi

kullanılmadan ve iradesi dışında meydana gelmiş olur. Bu durumda iptal hükmünün

yürürlüğe gireceği günün ayrıca kararlaştırılmasına gerek vardır. Bu nedenlerle

iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin, belirlenmesine lüzum olmadığına dair

verilen çoğunluk kararına karşıyım.

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin Esas : 1977/4, Karar : 1977/74 sayılı kararında, sayın Abdullah Üner'in yazdığı karşıoy yazısının 1., 2. ve 3. sayılı bentlerinde açıkladığı görüş ve düşüncelere iştirak etmek suretiyle sözü geçen karara katılmadım.

Üye

Ahmet Akar

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin Esas : 1977/4, Karar : 1977/74 sayılı kararında, sayın Abdullah Üner'in yazdığı karşıoy yazısının 3. ve 4. maddelerinde belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Halit Zarbun

KARŞIOY

GEREKÇESİ

926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa 1323 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. maddedeki "General, amiral ve albay rütbelerine yükselebilmek için Harp Okulu, Fakülte veya Yüksek okul mezunu olmak şarttır." hükmünden (... ve albay...) sözünün iptali hakkında verilen çoğunluk kararına katılmadığımın nedenleri aşağıdadır:

1-

Davacı, Harp Okulu, Fakülte veya yüksek okul mezunu olmadığından albaylığa

terfi ettirilmemesi üzerine Askerî Yüksek İdare Mahkemesine başvurmuş ve

mahkemede terfiine engel teşkil eden 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri

Personel Kanununa 1323 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. maddede ki "general,

amiral ve albay rütbelerine yükselebilmek için Harp Okulu, Fakülte veya yüksek

okul mezunu olmak şarttır." hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunu öne

sürmüş. Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesince de bu iddia ciddî görülerek

söz konusu Ek 1. maddenin, "lise dengi okul mezunu subayların albaylığa

yükseltilmesi" yönünden iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar

verilmiş, Anayasa Mahkemesince de "Kanunun Cumhuriyet Senatosunda

görüşülmesi sırasında (değiştirge önergesi verilen maddeler üzerinde müzakere

açılması, değiştirge önergesi verilmeyen maddelerin okunarak oylanması) yolunda

verilmiş olan önergenin Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda kabul edilmesinin

ve itiraz konusu madde hakkında değiştirge önergesi verilmemiş olduğundan

okunup görüşmesiz oylanmasının içtüzüğe ve dolayısiyle de Anayasa'ya aykırı

olduğu" gerekçesiyle maddenin albaylarla ilgili hükmünün iptaline çoğunlukla

karar verilmiştir.

2- Anayasa'da, kanun teklif ve tasarılarının meclislerde görüşülmesi sırasında uygulanacak usulle ilgili bir kural yoktur. Bu konu meclislerin kendi yaptıkları İçtüzüklerinde yer almıştır. Yasama Meclislerinde içtüzüklerdeki şekle ait bir kurala uygun hareket edilmemiş olması o kanunun herhalde iptalini gerektirmez. Ancak, kanunun geçerliliğini etkileyecek, meclislerin iradelerini zedeleyecek derecede önemli ve ağır olanları iptal nedenini oluşturabilecektir. Anayasa Mahkemesinin öteden-beri görüş ve uygulamalarıda bu yoldadır. Buna bir örnek vermek gerekirse: Anayasa Mahkemesinin 16/11/1965 günlü, Esas : 1964/56, Karar : 1965/59 sayılı kararında şöyle denilmektedir:

"İçtüzük

hükümleri genellikle şekle ait kurallardır. Bu hükümler içinde Yasama

Meclislerince verilen bir kararın sıhhati üzerine etkili olabilecek nitelik

taşıyanlar bulunduğu gibi bu derece önemli olmayanlar da vardır. Birinci

kategoriye girenlere aykırılığın iptal nedeni teşkil edeceği, buna karşılık

öteki kurallara aykırılığın iptali gerektirmeyeceği kabul edilmelidir.

Anayasa'da gösterilmeyen ve yalnız içtüzüklerde bulunan şekil kuralları

arasında bu ayırımı yapmak Anayasa'nın maksadına uygun düşer. Zira İçtüzükteki

şekil kurallarına aşırı bağlılık Yasama Meclislerinin çalışmalarını lüzumsuz

yere aksatır. Doktrinde de bu yolda ayırımı destekleyen görüşler vardır. Millet

Meclisi Anayasa Komisyonu, 44 sayılı Kanuna ait raporunda Yasama Meclislerinin

kanunun görüşülmesinde ve kabulünde içtüzük hükümlerine uyup uymadıklarını

kontrol bakımından mahkemelerin ihtiyatlı ve ölçülü davranmaları lüzumlu olduğu

ve Anayasa'nın koyduğu şekil şartlarından farklı olarak içtüzüklerdeki şekil

şartlarının hepsinin mutlak butlanı gerektirmiyeceği belirtilmiştir. Komisyonun

bu kanısı Anayasa'nın maksadı ve bilimsel görüşlerle bağdaşmaktadır. (Anayasa

Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı : 3, S: 284)

Demekoluyor

ki, içtüzüğün riayet edilmeyen her kuralı iptal nedenini oluşturmayacak ancak,

kanunun geçerliliğini ve meclislerin iradelerini zedeleyecek kadar ağır

olanları iptal nedeni sayılabilecektir. Olayda ise, söz konusu önerge

Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda okunmuş, üzerinde görüşme açılmış, hiç bir

üye tarafından karşı çıkılmamış, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun serbest

oyu ve iradesi ile kabul edilmiştir. Bu halde ortada Cumhuriyet Senatosunun

iradesini zedeleyen ve kanunun geçerliliğini tehdit eden bir durum mevcut

olmadığından söz konusu nedenin kanunun iptalini gerektirmediği kuşkusuzdur.

Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 10/3/1977 günlü, Esas: 1976/51, Karar: 1977/16

sayılı kararında; 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 1323

sayılı Kanunla değiştirilen 53. maddesine ilişkin itirazın incelenmesinde, aynı

sebebin yani tasarının Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda görüşülmesi

sırasında verilen bir Önerge kabul edilerek görüşmelerin değiştirge Önergesi

verilen maddelere inhisar ettirilmesine diğer maddelerin okunup oylanmasına

karar verilmesinin ve görüşmelerin bu karar dairesinde yürütülmesinin yasanın

iptalini gerektirmediğine karar verilmiştir.

Bunlardan başka; itiraz konusu Ek 1. madde hakkında Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda hiç bir üyenin konuşmak için söz istemediği de anlaşılmaktadır. Bir tasarının Meclislerde görüşülmesi sırasında hiç bir üyenin söz almak, konuşmak gereğini duymamış olması nedeniyle de okunup oylanarak kabul edilmesinin o tasarının mecliste müzakeresiz kabul edildiği ve bu itibarla içtüzüğe ve dolayısiyle Anayasa'nın 92. maddesine aykırı düştüğü gibi bir iddiaya yol açamıyacağını söylemeye bile gerek yoktur.

Anayasa

Mahkemesinin görevinin, yasama organlarının çalışmaları sırasında kendi

içtüzüklerinin sekil kurallarına uyup uymadıklarını araştırmayı ön plânda

tutmaktan ziyade kanunların Anayasa'nın özüne ve Anayasa'da yer alan temel

ilkelere uygunluğunu denetlemek olduğu söz götürmez bir gerçektir. Meclislerin

içtüzükleri hakkında Anayasa'nın 85. maddesinin birinci fıkrasında sadece

"Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları

içtüzük hükümlerine göre yürütürler." denilmiş, bunun dışında Anayasa'da

Meclislerin içtüzükleri ile ilgili bir hüküm mevcut bulunmamıştır. Buna

karşılık Anayasa'da devletin ve ülkenin varlığını ilgilendiren, ekonomik ve

sosyal yönlerden gelişip ilerlemesini amaçlayan çok önemli temel kurallara yer

verilmiştir. Yasaların Anayasa denetiminden geçirilmesi sırasında içtüzüklerin

şekil kurallarından ziyade Anayasa'daki temel kuralların ele alınması,

incelemeye tabi tutulan yasada bu temel kurallara ne ölçüde yer verildiği veya

bu temel kurallardan herhangi birine aykırı düşen bir durum bulunup bulunmadığı

hususlarının incelenmesi herşeyden önce Anayasa'nın amacına uygun düşer. Böyle

bir incelemenin Anayasa kurallarının yurtta ve devlet örgütleri içinde gereği

gibi benimsenip uygulanmasını sağlaması bakımından da sayısız faydaları vardır.

Kaldı ki bir yasa hükmünün Anayasa Mahkemesinde Anayasa'ya uygunluk

denetiminden geçirilmesi sırasında içtüzüğün bir şekil kuralına uyulmaması

nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, o hükmün aynı zamanda Anayasa'daki

temel ilkelere uygun düşüp düşmediğinin araştırılmasına, incelemenin bu

bakımdan da derinleştirilmesine engel teşkil edemiyeceği de kuşkusuzdur.

4-

İtiraz konusu hüküm, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda görüşülürken içtüzüğün

şekle ilişkin bir maddesine uyulmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş, esas

Anayasa'nın özüne uygunluk denetiminden geçirilmemiştir. Şekil noksanını

düzeltmek ise yasama organının yetkisi içinde bulunmaktadır. Yasama organının

bu yetkisini kullanabilmesi için de Anayasa'nın 152. maddesi gereğince bir

süreye ihtiyaç olduğu ortadadır. Süre verilmesi için iptal karan dolayısiyle

yasada bir boşluğun meydana gelmesine de gerek yoktur. Anayasa'nın 152.

maddesinde gereken hallerde süre verileceği açıklanmıştır. Olayın niteliği,

iptal kararı sadece içtüzüğe ait bir şekil meselesiyle ilgili olup esas

Anayasa'ya uygunluk yönünden bir inceleme yapılmamış olması gibi haller süre

verilmesini gerektiren nedenlerdendir.

5- Yukarıda yazılı nedenlerle çoğunlukla verilmiş olan karara katılmıyorum.

Üye

Ziya Önel

KARŞIOY

YAZISI

l- Tasarının, Cumhuriyet Senatosunda öncelik ve ivedilikle görüşülmesi işlemleri hakkında :

Kimi kuralları dava konusu yapılan 31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Kanun Tasarısının öncelik ve ivedilikle görüşülmesi hakkında Millî Savunma Bakanınca verilen önergenin her iki bölümü de Cumhuriyet Senatosunda ayrı ayrı oylanıp kabul edilmiştir.

Millî Savunma Bakanının birarada verdiği öncelik ve ivedilik önergesi aynen şöyledir : "C- Senatosu gündeminde bulunan ve birinci görüşülmesi yapılacak işler arasında dördüncü sırayı işgal eden 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu Kanuna bazı maddeler eklenmesi hakkında Kanun Tasarısının (S. Sayısı 1469) gündemdeki bütün işlere takdimen ve öncelik ve ivedilikle görüşülmesi hususunun yüksek tasviplerinize arz ederim." Bu Önerge içeriğinden de anlaşıldığı üzere, öncelik ve ivedilik istekleri herhangi bir gerekçeye ve nedene dayandı olmamıştır.

Tasarının ivedilikle görüşülmesine karar veren C. Senatosunun bu kararını hangi esaslı nedene dayandırmış olduğu da anlaşılamamaktadır. Çünkü, ivedilik önergesinin lehinde ve aleyhinde birer üyeye söz verme yöntemine başvurulmadığından, ivedilik kararının verilmesine etki yapan önemli neden bu yoldan da açıklığa kavuşamamıştır.

Oysa; C. Senatosu içtüzüğünün 45., 46., 47. ve 48. maddeleri hükümlerine göre, bir tasarı veya teklifin diğer işlerden Önce ve ivedilikle görüşülmesine C. Senatosunca karar verilebilmesi için ilgililerin, öncelikle görüşülme isteklerinin gerekçeli olması, ivedilik kararı verilmesi hakkındaki isteklerinin ise esaslı bir nedene dayandırılması iktiza eder. Ve esaslı bir neden olmadıkça da C. Senatosunca ivedilik kararı verilemez.

Demek ki, öncelik ve ivedilik kararı verilebilmesi için İçtüzük; gerekçenin ve esaslı bir nedenin bulunmasını ve bunların önergelerde belirtilmiş olmasını, Senatoca da ivedilik önergesinin lehinde ve aleyhinde birer üyeye söz verilerek görüşme açılmasını temel koşul olarak öngörmüş bulunmaktadır, içtüzükteki bu koşullar ise, bir tasarı veya teklifin sağlıklı olarak kanunlaşması bakımından Önemli biçim kurallarından dır.

Gerekçeden ve herhangi bir sebepten yoksun isteklere dayanarak tasarının, gündemdeki sırasından çıkarılıp kendisinden evvelki işlerin önüne geçirilmiş olması ve en az beş gün aralıkla iki kez müzakere edilmesi zorunluluğuna uyulmadan bir kez müzakeresi ile yetinilmesi, içtüzüğün yukarıda açıklanan bu yönlere ilişkin hükümlerine ve dolayısiyle Anayasa'nın 85. ve 92. maddelerine uygun düşmemiştir.

Bu uyumsuzluk, itiraz konusu kuralın iptalini gerektirecek ağırlıktadır. Bu nedenle kural, biçim yönünden Anayasa'ya aykırı görüldüğünden iptal edilmelidir.

2- Biçim yönünden iptal edilen kuralın esas yönünden de incelenip incelenemeyeceği konusuna gelince :

Anayasa'nın 8. maddesinde, kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacağı kuralı yer almış ve 147. maddesi ile de Anayasa Mahkemesine; kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'da öngörülen şekil şartlarına uygunluğunu denetleme görev ve yetkisi verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi bu denetlemesini, ya Anayasa'nın 149. maddesine göre yetkililerce açılan iptal davaları, ya da 151. maddesine dayanarak mahkemelerce itiraz yoluyla intikal ettirilen işler nedeniyle yapmaktadır.

Her iki halde de Anayasa'ya aykırılık savı şayet Anayasa'da yer alan çeşitli temel ilkeler veya Anayasa'da öngörülen sekil şartları açısından ileri sürülmüş ise Anayasa Mahkemesi, denetlediği kanunun Anayasa'nın temel ilkelerine ve biçim kurallarına aykırı olarak yasalaştırılıp yasalaştırılmadığını denetlemek ve saptayacağı aykırılığını Yasama Meclislerince giderilmesine ışık tutmak zorundadır.

İtiraz konusu kuralı, sadece Anayasa'nın 85. maddesindeki "Türkiye Büyük Millet Meclîsi ve Meclisler çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler" deyimini dikkate alarak, İçtüzükdeki biçim koşulları bakımından denetlemeye tabi tutmak eksik bir denetleme olur ve Anayasa açısından yeterli bir denetleme sayılmaz.

Üye

Abdullah Üner

KARŞIOY

YAZISI

Karar içindeki açıklamalarda da görüldüğü gibi, 31/7/1970 günlü, 1323 sayılı Kanuna ilişkin tasarı, Cumhuriyet Senatosunda öncelik ve ivedilik yöntemi uygulanarak görüşülmüş, fakat öncelik ve ivedilik kararları alınırken içtüzüğün bu konudaki koşullarına uyulmamıştır.

İçtüzükteki koşullara uyulmadan alınan kararların geçerli sayılmasına olanak bulunmadığından karar alınmadan yapılan bir "Öncelik" ve "ivedilik" uygulamasiyle, koşullarına uyulmadan alınan bir karara dayandırılan "öncelik" ve "İvedilik" yöntemi arasında hiç bir fark yoktur. Bu derece önemli bir içtüzük ihlâlinin, kanunun sağlığına etki yapmadığını düşünebilmek ise olanaksızdır.

Bu konulara ilişkin ayrıntılı düşüncelerim, Anayasa Mahkemesinin 17/10/1972 günlü, 1972/16-49 sayılı; 26/3/1974 günlü, 1973/32 - 1974/11 sayılı; 21/5/1974 günlü, 1974/8-19 sayılı; 15/7/1974 günlü, 1974/12 - 32 sayılı kararlarına ilişkin karşıoy yazılarımda yeterince açıklanmış olduğundan burada yinelenmelerine gerek duyulmamıştır. (Resmî Gazeteler 1/3/1973, Sayı : 14463-S : 252-253 : 21/6/1974, Sayı : 14922 - S : 8-9; 4/8/ '1974, Sayı: 14966-S : 7-8; 12/12/1974, Sayı 15090 - S : 7).

Bu nedenlerle söz konusu kanun tasarısı, Cumhuriyet Senatosunda uygulanan görüşme yöntemi açısından içtüzüğün, kanunların sağlığına etkisi bulunan hükümlerine ve dolayısiyle Anayasa'nın 85. maddesi kuralına aykırı biçimde yasalaşmış olduğundan, Kanunun Ek 1. maddesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırılığı Öne sürülen hükmün bu yönden de iptaline karar verilmelidir.

Bu düşüncelerle kararın konuya ilişkin bölümüne katılmıyorum.

Üye

Ahmet Koçak

KARŞIOY

YAZISI

Kararın sonuç bölümünün (B) kesiminde "itiraz konusu kural biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre esas yönünden inceleme yapılmasına olanak bulunmadığına" denilmiştir.

Gerçekten, biçim yönünden iptal edilmiş bir yargı, artık hukuk düzeninden çıkmış, yasal etkisini yitirmiş bulunduğuna ve açıkçası ortada o yasa yargısı kalmadığına göre, var olmayan bir kuralın Anayasa'ya uygunluk denetiminden söz edilemiyeceği düşünülebilir. Ne varki, bir yasal kuralın biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığı yanında esas yönünden de aykırılığının söz konusu olduğu ve ileri sürüldüğü durumlarda, aşağıda açıklanan konuların gözönünde tutulması ve kararın bu ilke ve kavramlara dayalı bulunması zorunludur.

l- İptal nedenlerinin ayrı ayrı incelenmesi ve karara bağlanması :

Bir

yasa kuralının Anayasa'ya uygunluğu denetimi için birden çok neden ileri

sürülmüş olabilir. Bu nedenler, Anayasa Mahkemesine iptal davası açmaya yetkili

kılınanlarca birer birer gösterilir. Yüksek Mahkemece yapılacak denetim, ileri

sürülen istemle bağlı olmanın zorunluğu dolayısiyle her türlü nedenin

incelenmesini ve karara bağlanmasını kapsar. 22/4/1962 gün ve 44 sayılı Yasanın

28 inci maddesi denetimde, istemle bağlılık ilkesini, 27. maddesinde de

"uygulanacak yasa kuralları" koşulunu temel kurallar olarak

öngörmüştür. Dava ya da itiraz yolu ile gelen iptal istemlerinde ileri sürülen

nedenlerin denetim bakımından incelenmesi ve aykırılık savlarının her birisi

için ayrı karar verilmesi temel kuraldır, İstemle bağlı olduğuna göre Yüce

Mahkeme, istemlere göre bir bölüm denetimi yapıp geri kalanları karar dışı

bırakması düşünülemez Bunun gibi biçim koşullarına dayalı denetimi yapıp esasla

ilgili denetimi yüzüstü bırakması da söz konusu olmaması gerekir.

2-Denetimin kapsamı:

Temsilciler

Meclisi Anayasa Yarkurulu raporunda, Anayasa Mahkemesinin görevi üzerinde

önemle durulmuştur. Anayasa'mızın temel ilkelerinden birisi de, özgürlüklere

yönelen saldırıları, doğrudan ya da dolaylı olarak yapılagelen kısıtlamaları

tümüyle önlemektir. Yasama organının da Anayasa'nın koyduğu bu ilkeyi çıkardığı

yasalarla çiğnemesi yasaklanmıştır. Bu durum da Anayasa Mahkemesinin denetim

görevi başlar. Özgürlüklerin ve hakların düzenleyicisi olan yasama gücünün

görevini yaparken özgürlüklerin, hakların özünü tehlikeye düşürmemesi gerekir.

Yasama gücü, özgürlüklerin ve hakların özüne dokunmama sınırından öteye artık

işlemez. Yasama organının bu sınırı aşıp aşmadığı denetimi Anayasa Mahkemesince

yapılır. Temsilciler Meclisi Anayasa yarkurulunca hazırlanıp adı geçen Meclisçe

benimsenen bu görüş, öğreti de ve Anayasa Mahkemesinin 8/4/1963 gün ve Esas :

1963/16, Karar : 1963/83 sayılı kararında açık olarak yer almış ve Türk Anayasa

Hukukunda hiç bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin

denetim görevinin kaynağı buradan başlar.

Yüksek Mahkemenin görevi Anayasa'nın 147. maddesinde yasaların, Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'da gösterilen biçim koşullarına uygunluğunu denetlemektir. Yasaların, T. B. M. Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi, bir bütün olarak, biçim ve esas yönlerinden hepsinin bir arada yapılacağı kapsam ve kavramındadır. Bir yasa yargısı biçim yönünden iptal edildiği gerekçesiyle esasla ilgili denetimden vaz geçilemez. Gerek Anayasa'mızın 1468 sayılı Yasa ile değişik 147. gerek 22/4/1962 gün ve 44 sayılı yasanın 20. maddelerinde belirlenen denetim görevinin kapsamı budur.

3-

Biçim yönünden yapılan denetim, iptal kararı ile sonuçlanmışsa, artık ayrıca

esas yönünden denetim yapılamıyacağı görüşü, iptal kararı Resmî Gazete'de

yayımlandığı gün ilgili yasa yargısı yürürlükten kalktığına göre yürürlükte

olmayan bir yargının ayrıca esastan denetilemiyeceği gerekçesine dayandırılmak

istenmektedir. Biçim yönünden denetim yapılırken, esas yönünden de

yapılacaktır. Resmî Gazete'de yayımlanmayan ve görüşme durumunda olan biçimsel

denetim, daha bitmemiş ve verilmiş iptal kararı da kesinleşmemiştir. İptaline

karar verilen yasa yargısı daha yürürlüktedir. Esas yönünden incelemeye ve

karar vermeye hiç bir engel yoktur. Biçim yönünden iptal karan, esas yönünden

Anayasa'ya aykırılık olmadığı yolunda bir karar verilmesine engel olmadığı gibi

ortada, bir çelişki de söz konusu değildir.

Bu nedenlerle : "itiraz konusu kural biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre esas yönünden inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı" yolunda verilen karara karşıyım.

Üye

Muhittin Gürün

KARŞIOY

YAZISI

1) Cumhuriyet Senatosunun, ele alınan tasarı maddelerinden değiştirilmesi önerilenler üzerinde görüşme açmak ve diğer maddeleri okuyup oylamak biçimindeki karar ve uygulaması, değişiklik önerisi bulunmayan maddeler açısından, Millet Meclisi metninin olduğu gibi benimsendiği gerçeğini yansıtır.

Millet Meclisinden gelen bir kanun tasarısının bütünü dahi C. Senatosunda görüşülmeden (Anayasa'nın 92. maddesi onuncu fıkrası uyarınca) yasalaşabilmekte iken, görüşmeye alınmış bir kanunun itiraz konusu yapılan bir kuralı için, Mahkememiz Sayın çoğunluğun, "serbestçe oluşan bir irade ürünü olarak benimsenmesine olanak yoktur" deyişleri hem olaylar ve hemde anayasal gerçek ile bağdaşmamıştır.

2) Mahkememiz sayın çoğunluğu, oluşturdukları iptal kararının yürürlüğünün bir ileri tarihe bırakılması önerisini, "ortaya kamu düzenini tehdit edici bir boşluk çıkmadığı" gerekçesiyle reddedmiş ve bunu yaparken Anayasanın 152. maddesi ile 44 sayılı Kanunun 50. maddesi hükmüne uyduklarını bildirmişlerdir. Oysa,

Anayasa'nın 152. maddesi "gereken hallerde" iptal hükmü yürürlüğünün geri bırakılabilmesine olanak vermiş, fakat "gereken hal" in tanımı ve sayımından ve Anayasa Mahkemesinin taktirine dokunmaktan kaçınmıştır. 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrası da böyle yapmıştır.

44 sayılı Kanunun 50. maddesinin. Sayın çoğunlukça dayanılan dördüncü fıkrası ise, bir önceki fıkranın ve Anayasa'nın 152. maddesinin sözünü ettiği "gereken haller"den yalnız bir "özel hal" belirleyip, bu Özel durum ortaya çıktığında iptal hükmü yürürlüğünün bir ileri tarihe atılmasını istemiş, bu "özel hal" dışında Anayasa Mahkemesini, yine serbest bırakmıştır.

Mahkememiz Sayın Çoğunluğunun kabullerinin aksine, açıkça bellidir ki 44 sayılı Kanunun 50. maddesi dördüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesince oluşturulan iptal hükmünün yürürlüğünün, ancak kendi gösterdiği durumda geri bırakılabileceğinden, söz etmiş değildir.

3) Bir an için, 44 sayılı Kanunun 50. maddesi dördüncü fıkrası hükmü, Sayın Çoğunluğun kabulü gibi değerlendirilse dahi, o değerlendirilme doğrultusunda bir uygulamaya gidilmesi olanaksızdır. Çünkü;

Anayasa Mahkemesinin görev yetkileri, 147. madde hükmü karşısında Anayasa'nın yollamadığı bir Kanun ile sınırlandırılamaz. Anayasa ise, 148. maddesi ile yalnızca, Mahkemenin "Kuruluşu ve yargılama usulleri" için, bir Kanun çıkarılabilmesine izin vermiştir. Sayın Çoğunluğun dayandığı 50. madde 4 üncü fıkra hükmü kuralı ise, bu izin almana giren nitelikte değildir.

Sonuç : Sayın çoğunluk kararına, açıklanan nedenlere karşıyım.

Üye Ahmet Erdoğdu Üye Nihat O. Akçakayalıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1977/4, K. 1977/74, 12 Mayıs 1977 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Metinler
  5. İlk İnceleme
  6. Esasın İncelenmesi
  7. A)
  8. B)
  9. C)
  10. Sonuç
  11. A)
  12. B)
  13. C)
  14. Karşıoy
  15. Yazısı
  16. O. Akçakayalıoğlu
  17. H. Boyacıoğlu
  18. Karşıoy
  19. Yazısı
  20. Karşıoy
  21. Yazısı
  22. Karşıoy
  23. Gerekçesi
  24. Karşıoy
  25. Yazısı
  26. Karşıoy
  27. Yazısı
  28. Karşıoy
  29. Yazısı
  30. Karşıoy
  31. Yazısı

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1977/4
Karar No
1977/74
Tarih
12 Mayıs 1977

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1977/69 K.1977/72
  • AYM Norm Denetimi E.1977/73 K.1977/77
  • AYM Norm Denetimi E.1977/75 K.1977/79
  • AYM Norm Denetimi E.1977/60 K.1977/81
  • AYM Norm Denetimi E.1977/74 K.1977/78
  • AYM Norm Denetimi E.1977/19 K.1977/82

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.