İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1977/5 K.1977/45

Resmi Gazete tarih/sayı:11.6.1977/15963

Esas1977/5Karar1977/45Tarih7 Nisan 1977Okuma12 dk · 2.363 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Nisan 1977
Esas Sayısı
1977/5
Karar Sayısı
1977/45
Karar Günü
7/4/1977
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.363 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:11.6.1977/15963

İtiraz yoluna başvuran : İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi

İtirazın konusu : 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Kanunla eklenen Ek 3. maddenin ve 8/4/1340 günlü, 469 sayılı Mehakimi Şer'iyenin İlgasına ve Mehakimin teşkilâtına ait Ahkâmi Muaddil Kanunun 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri istenmiştir.

I.

OLAY

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde Türk Ceza Kanununun 141/1., 141/5. ve 173/3. maddeleri uyarınca açılan kamu davasına bakıldığı sırada; Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Yasanın iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 6/5/1975 günlü, Esas No : 1974/35, Karar No : 1975 /126 sayılı iptal kararının 11/10/1976 gününde yürürlüğe girmesiyle Devlet Güvenlik Mahkemelerinin hukuki varlığının sona erdiği nedeniyle, sanıklar hakkındaki dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Cumhuriyet Savcılığına tevdiine karar verilmiştir.

Dava dosyasının nöbetçi Hâkimlikçe İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine verilmesi üzerine bu Mahkemece, Devlet Güvenlik Mahkemesinin ortadan kalkmış olması karşısında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa 1696 sayılı Yasa ile eklenen Ek 3. maddenin ikinci fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığınca yayımlanan 26/3/1973 günlü, 6/34 sayılı genelgeye göre bu gibi davalara o yerdeki 2 numaralı mahkemelerce bakılması gerektiğinden, dosyanın görevli ve yetkili İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma sırasında Cumhuriyet Savcısı; davanın bu mahkemede görülmesinin Adalet Bakanlığının genelgesine dayandığını, Bakanlığa bu yetkiyi veren Ceza Yargılamaları Usulü Yasasına 1696 sayılı Yasa ile eklenen ek 3. maddenin ve bu maddede sözü edilen 469 sayılı Yasanın 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemiş; Sanıklar da bu isteme katıldıklarını bildirmişlerdir.

Mahkemece; Cumhuriyet Savcısının Anayasa'ya aykırılık savı ciddi görüldüğünden, 5/3/1973 günlü 1696 sayılı Yasa ile Ceza Yargılamaları Usulü Yasasına eklenen ek 3. ve 8/4/1940 günlü, 469 sayılı Yasanın ikinci maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına Anayasa'nın değişik 151. maddesi uyarınca karar verilmiştir.

III.

METİNLER

1- İtiraz konusu yasa kuralları:

a- 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı (1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun) un Ek 3. maddesi şöyledir:

"Ek Madde 3- Ek l inci maddede gösterilen suçların hazırlık soruşturması bizzat Cumhuriyet savcıları veya yardımcıları veya bunların bulunmadıkları hallerde sulh veya sorgu hâkimi tarafından yapılır.

Bu suçların son soruşturmasının yapılacağı yerde bu davalara bakacak derecedeki Mahkemenin birden fazla olması halinde görevli mahkemeyi, 469 sayılı "Mehâkimin Teşkilâtına ait Ahkâmı Muaddil Kanunun 2. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı tayin eder."

b- 8/4/1340 günlü, 469 sayılı (Mehâkimi Şer'iyenin ilgasına ve Mehâkimin Teşkilâtına ait Kanun) un 2. maddesi şöyledir:

"Madde 2- İcabeden yerlerde mehâkimi asliye müteaddit devaire taksim olunur. Bu takdirde devair rüesasının biri reisievvel, diğerleri reisisani unvanını haiz olur. Müteaddit devaire münkasem olan mahkemelerde envai mesalihe göre vezaıfin devair beyninde tevzii adliye vekâletine aittir."

2- ilgili yasa kuralı:

5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Yasanın Ek 1. maddesi şöyledir:

"Ek Madde l- 1) Anayasa'da yer alan temel hak ve hürriyetleri ideolojik amaçlarla, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasa'da belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla, bunlara murtabit suçları;

2) Türk Ceza Kanununun 179, 180, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ayrı olmak üzere 188, 201, 254, 255, 257 ve 264 üncü maddelerinde veya 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanunun değişik 12 nci yahut aynı Kanunun Ek maddesinin birinci bendinde yazılı suçları;

İşleyenler hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmalar, 3005 sayılı Kanunun l inci maddesinin (A) bendindeki mahal ve aynı Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı zaman kayıtlarına bakılmaksızın, bahis konusu kanun hükümlerine göre yapılır.

Bu suçlardan dolayı ilk soruşturma yapılmaz. Askerî Mahkemelerin yetkisi saklıdır."

3- İtirazın dayandığı Anayasa kuralları:

"Madde 32- (20/9/1971 günlü, 1488 sayılı Yasa ile değişik) Hiç kimse, Kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci Önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz."

"Madde 132- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasa'ya, Kanuna, Hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.

Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında Mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, Mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare Mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

"Madde 134- (20/9/1971 günlü, 1488 sayılı Yasa ile değişik) Hâkimlerin nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili suçlarından dolayı soruşturma yapılmasına ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre, kanunla düzenlenir.

Hâkimler 65 yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler. Askerî Hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunla belli edilir.

Hâkimler, kanunda belirtilenlerden başka, genel ve özel hiç bir görev alamazlar."

Anayasa'nın 15/3/1973 günlü, 1699 sayılı Yasa ile değişik 136. maddesinin konu ile ilgili birinci, ikinci ve yedinci fıkraları şöyledir :

"Madde 136- Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.

Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasa'da belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devlet Güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur. Ancak, Sıkıyönetim ve savaş haline ilişkin hükümler saklıdır.

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluş ve işleyişi, görev ve yetkileri ve yargılama usulleri ile ilgili diğer hükümler kanunda gösterilir."

IV-

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 1/2/1977 gününde; Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilk inceleme toplantısında:

Dosyanın eksiği olmadığından, işin esasının 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Yasa ile eklenen Ek. 3. maddesinin ikinci fıkrasıyla 8 Nisan 1340 günlü, 469 sayılı Mehâkimi Şer'iyenin ilgasına ve Mehâkimin Teşkilâtına ait Ahkâmı Muaddil Kanununun 2. maddesinde yer alan "Müteaddit devaire münkasim olan mahkemelerde envai mesalihe göre vezaifin devair beyninde tevzii Adliye Vekiline aittir." tümcesi hükmü açısından sınırlı olarak incelenmesine, Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun (itiraz konusu hükümlerin tümünün incelenmesi gerektiği) yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla,

Karar verilmiştir.

V.

ESASIN İNCELENMESİ

İtirazın esasına ilişkin rapor, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/1/1977 günlü gerekçeli kararı ve ekleri, iptali istenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları, bunlara ilişkin gerekçeler ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

l- İtiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olup olmadıklarının incelenmesine geçmeden önce, yurdumuzda mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri üzerinde kısaca durmak yerinde olacaktır.

Türkiye'de Adliye Mahkemelerinin kuruluşu, 8 Nisan 1340 günlü, 469 sayılı (Mehâkimi Şer'iyenin ilgasına ve Mehâkimin Teşkilâtına Ait Ahkâmı Muaddil Kanun) ile düzenlenmiştir. Bu kanunun 26/4/1926 günlü, 825 sayılı Ceza Kanununun Mevkii Mer'iyete Vaz'ına Müteallik Kanunun 25. maddesiyle değişik 1. maddesine göre Türkiye Cumhuriyetinde yetkileri kanunla belirli Sulh Mahkemeleri ve bulunduktan ilçenin adı ile anılan Asliye Mahkemeleri vardır. Bunların üstünde de Yargıtay bulunur. 469 sayılı Kanunun, 825 sayılı Kanunun 26. maddesiyle değişik 3. maddesine göre Asliye Mahkemeleri Sulh Mahkemelerinin "Selâhiyetleri" dışında kalan bütün hukuk, ceza ve ticaret davalarına bakarlar.

825 sayılı Kanunun değişik 27. maddesine göre Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 421. maddesinde yazılı cürümlere ait davaları gören Asliye Mahkemelerinin Ceza Daireleri, yani Ağır Ceza Mahkemeleri 2 üye ile bir başkandan kurulur.

469 sayılı Kanunun 2. maddesinde gereken yerlerde Asliye Mahkemelerinin birden çok dairelere ayrılacağı bildirilmiştir, işi çok olan yerlerde Asiye Mahkemesi, Hukuk, Ceza ve Ticaret Dairelerine ayrılacağı gibi bu daireler de birden çok olabilir. Bu takdirde, hukuk, ceza ve ticaret daireleri sıra numarasıyla anılırlar. Bir yerdeki Ağır Ceza Mahkemesi de birden fazla olabilir. Bunlar da sıra numarasıyla anılırlar .

Bir yerdeki Asliye Mahkemesinin birden çok hukuk, ceza ve ağır ceza dairelerine ayrılması halinde bunlardan her birinin bakacağı işleri belirtmek yetkisi, 469 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca Adalet Bakanına aittir. 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Yasasına 1696 sayılı Yasa ile eklenen Ek 3. maddenin ikinci fıkrasiyle de Ek 1. maddede gösterilen suçların son soruşturmasının yapılacağı yerde bu davalara bakacak derecedeki mahkemelerin birden fazla olması halinde, görevli mahkemeyi, 469 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca Adalet Bakanının göstermesi öngörülmüştür.

2- İtiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :

Anayasa'nın 136. maddesinin birinci fıkrasında "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir." denilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere itiraz konusu kurallar; birden çok dairelere ayrılan Mahkemelerde, Adalet Bakanına, işlerin nev'ine göre davaya bakacak görevli mahkemeyi gösterme yetkisini tanımaktadır.

Bir

mahkemenin birden çok ceza veya hukuk dairelerine ayrıldığı yerlerde, o

mahkemenin görevine giren işlerin bu daireler arasında bölüştürülmesi ve

dağıtımı zorunludur. Bir yerde birden çok Asliye Ceza veya Ağır Ceza Dairesi

bulunduğu takdirde, bunlardan her birisi Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemesi

görevine giren bütün işlere bakabilir. Çünkü bunların görev ve yetkilerini

kanun göstermiştir. Bunlar arasında iş bölümü, işlerin nev'ine göre değil,

ancak işlerin miktarına göre yapılabilir. Anayasa'nın 136. maddesinin birinci

fıkrası uyarınca mahkemelerin görev ve yetkilerinin kanunla gösterilmesi

zorunlu bulunduğundan, kanun dışında idarî bir tasarrufla bir mahkemeye veya

mahkemenin bir dairesine özel olarak görev ve yetki verilemez, veya görev ve

yetkisine giren işlerden bir bölümü idarî bir tasarrufla o mahkemenin bir

dairesinden alınamaz. Anayasa'nın 136/1. maddesi uyarınca, işlerin nev'ine göre

bölüştürme ancak bir yasa ile yapılabilir. Nitekim Yargıtay ve Danıştay'ın

görevine giren işlerin bu Yüksek Mahkemelerin Daireleri arasında bölüştürülmesi

yasa ile düzenlenmiştir. Ancak bu düzenlemeden sonra, uygulamada, bu

dairelerden birisine, ötekilerine göre olağanın üstünde iş gelmesi halinde

dairelerin başkanlarından oluşan Başkanlar Kurulunca, takvim yılı başında

toplanıp bir kısım işlerin başka daireye verilebileceği gene yasa ile hükme

bağlanmıştır. (1730 sayılı Yargıtay Kanunu, madde 22; 521 sayılı Danıştay

Kanunu, madde: 43) 1221 sayılı Temyiz Mahkemesi Teşkilâtına dair Kanunun 5.

maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve Başkanlar Kurulu kararının Adalet

Bakanının onayı ile yürürlüğe girmesini öngören kural, 1730 sayılı Yargıtay

Kanununda yer almamıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve

Başkanların görev yapacakları dairelerin saptanması ve değiştirilmesi hususunda

Birinci Başkanın görüşü alındıktan sonra Adalet Bakanlığına yetki veren kural,

Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiştir. (Anayasa

Mahkemesinin 29/3/1966 günlü ve E. 1963/109, K. 1966/17 sayılı kararı; Anayasa

Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı : 4, Sayfa : 113-117).

Öte yandan yürütme organı içinde yeralan Adalet Bakanına bir mahkemenin daireleri arasında iş bölümü yapmak yetkisi verilmesi Anayasa'nın 7. ve 132. maddelerinde yer alan Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine ve yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat verilemeyeceği, genelge gönderilemeyeceği kuralına da aykırı düşmektedir. Şayet yasa koyucu bir mahkemenin daireleri arasında iş bölümünün nasıl yapılacağını yasa ile düzenlemek istiyorsa bunu, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat verilemeyeceği ilkelerine uygun olarak düzenlemek zorundadır.

Bir mahkemenin dairelerinden her birisinin bakacağı davaların belli edilmesi işinin yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili bulunduğu kuşkusuzdur. Çünkü, itiraz konusu kurallara göre mahkemeler yürütme organınca belirtilen davalara bakabileceklerdir. Hatta yürütme organı, alacağı yeni bir kararla, bakılmakta olan davaları o mahkemeden alıp başka bir mahkemeye verebilecektir.

Anayasa'nın 132. maddesinin gerekçesinde mahkemelerin idarî işlerinin düzenlenmesinde Adalet Bakanlığının genelge gönderme ve önlem alma yetkisinin bulunduğu açıklanmış ise de, buradaki "idarî işler" den maksat, yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili bulunmayan işler olduğu gerekçede açıkça belirtilmiş bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 15/3/1964 günlü, E. 1963/99, K. 1964/38 sayılı iptal kararında da "İdari işler" den ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.

Adalet

Bakanlığının, iş bölümü hususunda Mahkemelere göndereceği genelge, hâkimlere,

yargı yetkisinin kullanılmasında emir ve talimat vermek niteliğindedir. Bir

mahkemenin görevine giren suçlardan bir kısmının o mahkemenin hangi dairesinde

bakılacağını belli etme işi, bağımsız mahkemenin yargı yetkisinin kullanılması

ile ilgili kendi iç işidir; Adalet Bakanı buna karışamaz. Aksi takdirde mahkeme

görev ve yetkilerini kullanırken bağımsız değil Adalet Bakanına, yani yürütme

organına bağımlı hale sokulmuş olur. Bu durum aynı zamanda yasalarla görevi

saptanmış olan kimi yargı yerleri arasından bir tanesini, Adalet Bakanının

idarî bir işlemi ya da buyruğu sonucu sırf o işlere bakan ve böylece öteki

mahkemelerin yasa ile belirlenmiş görevlerini ortadan kaldıran ve buyandan da

esasen yasa ile kurulması gereken konularda o mahkemeyi idarî bir buyrukla

kurulmuş duruma sokan bir nitelik oluşturur ki bunun, Anayasa'nın 32.

maddesinde yer alan "Hiç kimse, kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir

merci önüne çıkarılamaz" yolundaki ilkeye açıkça ters düştüğü ortadadır.

Anayasa'nın 134. maddesinde hâkimlerin görevlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre, kanunla düzenleneceği kuralı konulmuştur. Bir mahkemenin dairelerinin bakacağı işlerin Adalet Bakanınca gösterilmesi ve değiştirilmesi Anayasa'nın bu kuralına da aykırıdır.

Özetlemek gerekirse 1/2/1977 günlü sınırlama kararı uyarınca incelenen itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 7., 32., 132., 134. ve 136. maddelerine aykırıdır. Bu nedenlerle İptallerine karar verilmelidir.

Halit Zarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.

VI.

SONUÇ

4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Yasa ile eklenen Ek 3. maddenin ikinci fıkrası ile, 8 Nisan 1340 günlü, 469 sayılı Mehâkimi Şer'iyenin İlgasına ve Mehâkimin Teşkilâtına Ait Ahkâm-ı Muaddil Kanunun 2. maddesinde yer alan "Müteaddit devaire münkasem olan mahkemelerde emvai mesâlihe göre vezaifin devair beyninde tevzii Adliye Vekâletine aittir." tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Halit Zarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

7/4/1977 gününde karar verildi.

Başkan

Kâni Vrana

Başkanvekili

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet Akar

Üye

Halit Zarbun

Üye

Ziya Önel

Üye

Abdullah Üner

Üye

Ahmet Koçak

Üye

Fahrettin Uluç

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Ahmet Salih Çebi

KARŞIOY

YAZISI

Mahkememizin Esas : 1977/5, Karar : 1977/45 sayılı kararında, Sayın Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun yazdığı karşıoy yazısında belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Adil Esmer

Üye

Nihat

O. Akçakayalıoğlu

Üye

Ahmet

H. Boyacıoğlu

KARŞIOY

YAZISI

1) Sayın çoğunluğun aldıkları karara dayanak yaptıkları, Anayasa'nın 136. maddesinde yer alan "Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir" biçimindeki hüküm, her mahkemeyi bir başına ele alan değil, tüm mahkemelerin aralarında derecelendirilip yetkilendirilmeleri ile ilgili bir kuraldır.

İptali istenmiş Kanun hükmünün konusu ise, yer aldıkları dereceye göre, yetki ve görevleri daha önceki kanunlarla saptanmış mahkemeler arasında iş dağıtımı olmakla, anılan Anayasal kuralın kapsamı dışında kalır.

Açıklanan nedenler karşısında, itiraz, Anayasa'nın 136. maddesi çevresinde incelenemezdi.

2) Yargılayıp hüküm kuracak hâkimin belirlenmesi ile, yargı yeri olarak bir mahkemenin gösterilmesi birbirini tamamlayan "Yargısal" işlemlerdir. Bu nedenle de yargı yerlerinin saptanması işinin Adalet Bakanlığı'na bırakılmasının Anayasal ilkelere aykırılığı açıktır. Fakat,

Sayın çoğunluk 27/1/1977 günü oluşturdukları 43/4 sayılı karar ile, hüküm verecek hâkimi belirleme işlemini de kapsayan tasarrufları "İdarî" saymışlardır. Bu kabulleri karşısında, itiraz konusu hükmü Anayasa'nın 7., 32., 132. ve 134. maddelerine de aykırı bulmamaları gerekirdi.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Sayın Çoğunluğumuz kararına açıkladığım nedenlerle karşıyım.

Üye Halit Zarbun Üye Nihat O. Akçakayalıoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1977/5, K. 1977/45, 7 Nisan 1977 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Metinler
  5. Iv-
  6. İlk İnceleme
  7. Esasın İncelenmesi
  8. Sonuç
  9. Karşıoy
  10. Yazısı
  11. O. Akçakayalıoğlu
  12. H. Boyacıoğlu
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1977/5
Karar No
1977/45
Tarih
7 Nisan 1977

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1976/42 K.1977/46
  • AYM Norm Denetimi E.1977/61 K.1977/47
  • AYM Norm Denetimi E.1977/51 K.1977/55
  • AYM Norm Denetimi E.1977/47 K.1977/51
  • AYM Norm Denetimi E.1977/59 K.1977/68
  • AYM Norm Denetimi E.1977/44 K.1977/48

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.