İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1979/33 K.1979/42

Resmi Gazete tarih/sayı:16.1.1980/16871

Esas1979/33Karar1979/42Tarih23 Ekim 1979Okuma10 dk · 2.061 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
23 Ekim 1979
Esas Sayısı
1979/33
Karar Sayısı
1979/42
Karar Günü
23/10/1979
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.061 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:16.1.1980/16871

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

İzmir İkinci Ağır Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 3/12/1951 günlü, 5844 sayılı Yasayla değişik 141. maddesinin birinci fıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ve iptaline karar verilmesi istenmiştir.

I. OLAY

Merkezi İstanbul'da bulunan "Genç Sosyalistler

Birliği" yönetim kurulu 2/2/1975 günü yaptığı toplantıda, İzmir Bölge

Yürütme Kurulunun oluşturulması için Genel Başkana yetki vermiştir. Bu amaçla

İzmir'e gelen Genel Başkan gerekli hazırlığı yapmıştır. Birlik Yönetim

Kurulunun 20/2/1975 günlü kararı ile, kurucu olarak görev alan sanıklarla

"Genç Sosyalistler Birliği İzmir Bölge Yürütme Kurulu" kurulmuş,

durum İzmir Valiliğine de duyurulmuştur. Bütün örgütlenmenin Dernekler

Yasasınca kabul edilemeyeceği İzmir Emniyet Müdürlüğünce kuruculara resmen

bildirilmiş olmasına karşın, Genç Sosyalistler Birliği İzmir Bölge Yürütme

Kurulu 25.3.1975 gününe kadar çalışmalarını sürdürmüştür. Kolluk kuvvetlerince

sözü edilen bölge yürütme kurulu merkezinde yapılan aramada değişik türde

bildiri, broşür, dergi, afiş, resim, el yazısı notlar, kitap özetleri ele

geçmiştir.

Olaya İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı

elkoymuş, sanıkların Türk Ceza Yasasının 141 inci maddesinin birinci fıkrası

gereğince cezalandırılmaları istemiyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine kamu

davası açmıştır. Sanıkların İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılamaları

sürdürülürken Devlet Güvenlik Mahkemeleri Yasasının iptal edilmesi üzerine,

dava dosyası, İzmir İkinci Ağır Ceza Mahkemesine yollanmıştır. Bu Mahkemece

verilen nihai kararın ikinci defa Yargıtayca bozulması üzerine yapılan

duruşmada sanıklar vekilleri, uygulanması istenen Türk Ceza Yasası'nın 141 inci

maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Davaya bakan İzmir 2.

Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık savını ciddi bulmuş ve 8/6/1979 günlü,

E

1978/212, sayılı kararla sözü edilen maddenin birinci fıkrası hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

III. İTİRAZ KONUSU YASA KURALI

1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 3/12/1951 günlü, 5844 sayılı Yasa ile değişik 141. maddesinin birinci fıkrası hükmü şöyledir :

"Madde 141/1 - Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmeye veya sosyal bir sınıfı ortadan kaldırmağa veya memleket içinde müesses iktisadî veya sosyal temel nizamlardan herhangi birini devirmeye matuf cemiyetleri herne suret ve nam altında olursa olsun kurmaya tevessül edenler veya kuranlar veya bunların faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare edenler veya bu hususlarda yol gösterenler sekiz yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılırlar.

Bu kabil cemiyetlerin bir kaçını veya hepsini sevk ve idare edenler hakkında ölüm cezası hükmolunur."

IV. İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorun üzerinde durulmuştur.

Anayasanın değişik 151. maddesinde, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır" kuralına yer vermiştir.

Anayasaya aykırılık iddialarını Anayasa Mahkemesine getirebilme

yolunu mahkemelere açık tutan bu düzenin işleyebilmesi, ortada somut bir olayın

yani görülmekte olan belli bir davanın bulunması, Anayasaya aykırılığı öne sürülen

kanun hükmünün bu davada uygulanma durumunda olması ve mahkemenin, aykırılık

iddiasını ciddi görmesi ya da o hükmü kendiliğinden Anayasaya aykırı bulması

gibi koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Şu yönü hemen belirtmekte yarar

vardır: Anayasa, itiraz yolu ile Anayasaya uygunluk denetiminin yapılabilmesini

mahkemeler açısından kimi koşulların varlığına bağlarken, bu yolla Anayasa

Mahkemesinin görev alanını da düzenlemiş olmaktadır. Başka bir anlatımla

Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 151. maddesindeki koşulları araştırırken ve

bunların varlığını ya da yokluğunu saptarken bu yolla kendi yetkisinin

sınırlarını incelemiş ve konunun görev alanına girip girmediğini belli etmiş

olmaktadır. Çeşitli Anayasa Mahkemesi Kararlarında değinildiği gibi Anayasa

Mahkemesinin bu yoldaki araştırma ve incelemelerini bir üst mahkeme işlevi

olarak görme olanaksızdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi bu yolla mahkemelerin

görevlerini belirtmiş olmamakta, yaptığı iş Anayasaya uygunluk denetiminin ön

koşullarını saptamaktan ibaret kalmaktadır.

26/12/1978 günlü, 16501 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 13 ilde Sıkıyönetim ilân edilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararında, Sıkıyönetimin "hür demokratik düzeni temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin kesin belirtilerinin ortaya çıkması" nedenleri ile İlân olunduğu yazılıdır. Bu iller arasında suçun işlendiği İzmir ili bulunmamaktadır. Sıkıyönetim, 25 Nisan 1979 günlü, Mükerrer 16619 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/4/1979 günlü, 521 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Karariyle "Anayasanın 124. maddesinde öngörülen her türlü durum ve olasılıklara karşı" denilerek nedenleri genişletilmek suretiyle uzatılmıştır.

1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasının 1728 sayılı Yasayla değişik 13.

maddesinde "Sıkıyönetim ilânına sebep olan suçları, Sıkıyönetimden evvel

işlemiş olanlarla, Sıkıyönetim askerî mahkemelerinin elkoyduğu herhangi bir

suçla umumî ve müşterek gaye içerisinde irtibatı bulunan suçları işleyenlerin

davalarına, suç, Sıkıyönetim bölgesi dışında işlenmiş olsa dahi Sıkıyönetim

askerî mahkemelerinde bakılır." hükmü yer almıştır. Buna göre, sıkıyönetim

ilânına neden olan suçları sıkıyönetim ilânından önce işleyenlerin davalarına,

o suç sıkıyönetim bölgesi dışında işlenmiş olsa dahi, Sıkıyönetim askeri

mahkemesinde bakılacaktır. Burada önem kazanan ve ilk önce çözülmesi gereken

yön eylemin, sıkıyönetim ilânını gerektiren suçlardan olup olmadığının

saptanmasıdır.

Anayasa Mahkemesinin 5/6/1979 günlü, 1979/18-26 sayılı kararında

"Sanıkların üzerine atılan suç, Türk Ceza Yasasının 142. maddesinin 1-3.

bentlerindeki eylemleri övme olarak nitelendirilmiştir. Anılan bentlerdeki

suçlar, hür demokratik düzeni, Temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya

yönelik bulunmakla 26/12/1978 günü ilân olunan sıkıyönetimin ilân nedenleri

arasındadır. Bunlar, ülkenin ve milletin bölünmezliğini tehlikeye düşürecek

nitelikte olmaları bakımından Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25/4/1979 günlü,

521 sayılı kararının kapsamı içindedirler" denilmektedir. Kamu davasında,

Türk Ceza Yasasının 141. maddesinin birinci fıkrası hükmünü ihlal etmekle

suçlanan sanıkların cezalandırılmaları istenmiştir. Yukarıda değinilen Anayasa

Mahkemesi Kararında yer alan açıklamalar, Türk Ceza Yasasının 141. maddesi

yönünden de geçerlidir. Özetlemek gerekirse, sanığa yükletilen suç

sıkıyönetimin ilânı nedenleri arasında olduğu ve 1402 sayılı Yasanın değişik

13. maddesi gereğince sıkıyönetim askerî mahkemesinin görev alanına girdiği

için başvuran mahkeme söz konusu yasa hükmünü uygulama durumunda değildir ve

başvurma mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmelidir.

Şevket Müftügil, Ahmet Salih Cebi, Muammer Yazar, Hüseyin Karamüstantikoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Bülent Olcay bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V - SONUÇ

1 - Başvurunun, Mahkemenin itiraza konu edilen Yasa hükmünü uygulama durumunda olmadığından, yetkisizlik nedeniyle reddine, Şevket Müftügil, Ahmet Salih Cebi, Muammer Yazar, Hüseyin Karamüstantikoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Bülent Olcay'ın karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

2 - Bu sonuç karşısında belge eksiklikleri üzerinde durulmasına yer olmadığına oybirliğiyle,

23/10/1979 gününde karar verildi.

KARŞIOY YAZISI

Anayasa, mahkemelerin her zaman itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmalarına olanak tanımamış, bu yolu, bakılmakta bulunan davalarda uygulanacak hükümlerle sınırlı olarak açık tutmuştur. Bu nedenle, itirazcı mahkemenin elindeki davaya bakıp bakamıyacağının, yani o davaya bakmakla görevli olup olmadığının Anayasa Mahkemesince araştırılmasını, Anayasa kuralları açısından zorunlu saymak gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin bu araştırmayı yapmaksızın, Önüne gelen her itirazı incelemesi, Anayasa'ya uygunluk denetiminde görev sınırlarını aşması sonucunu doğurur.

Ancak, hemen belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesi, itirazcı mahkemenin görevini saptama konusundaki bu yetkisini, kendi görevini belirleme amacıyla kullandığından, bu amacın üstüne çıkan bir incelemeye girmesini de, kanımızca, görevi ile bağdaştırmaya olanak yoktur. Daha açık bir deyişle, Anayasa Mahkemesi, bakılmakta olan davanın hangi mahkemenin görevine girdiğini yargı yerlerini bağlayıcı biçimde saptamakla görevli bir merci olmadığına göre, incelemesinde, yasaların ya da bağlayıcı nitelikteki mahkeme kararlarının kesin olarak belirlediği görev kurallarına dayanmakla yetinmeli, görevi saptamak için yasa kurallarının yorumuna gitmemelidir.

Oysa itiraz konusu olayda görevli mahkeme kesin bir yasa hükmü ile belirlenmiş olmayıp, çoğunluk, Sıkıyönetim Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna, 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasının değişik 13. maddesi hükümlerini yorumlayarak varmakta ve yorum yaparken de, zorunlu olarak, Türk Ceza Yasası'nın 141. maddesinin birinci bendindeki eylemi, işin esasına geçilmemiş olmasına karşın, kesin biçimde nitelendirmek durumunda kalmaktadır.

Kanımızca, Anayasa Mahkemesi, yoruma elverişli olan böyle bir durumda, görevli mahkemenin saptanmasını yetkili yargı yerlerine bırakıp, itirazın incelenmesinde kendini görevli saymalıdır.

Bu nedenle işin esasının incelenmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne karşıyız.

Başkan

Şevket Müftügil

Başkanvekili

Ahmet H. Boyacıoğlu

Üye

Ahmet Erdoğdu

Üye

Osman Tokcan

Üye

Rüştü Aral

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Muammer Yazar

Üye

Nihat O. Akçakayalıoğlu

Üye

Nahit Saçlıoğlu

Üye

Hüseyin Karamüstantikoğlu

Üye

Kenan Terzioğlu

Üye

Necdet Darıcıoğlu

Üye

İhsan N. Tanyıldız

Üye

Bülent Olçay

Üye

Yekta Güngör Özden

KARŞIOY YAZISI

Görüş ayrılığı 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasının 13. maddesinin

yorumundan doğmaktadır. Çoğunluğun kabulüne göre sıkıyönetimin ilânına sebeb

olan suç cinsinden bir suç sıkıyönetim bölgesi dışında işlenmiş olsa dahi bu

suçun konu edildiği davalara sıkıyönetim askeri mahkemesinde bakılır. Kanımca

sıkıyönetim bölgesi dışında işlenen bir suçla ilgili davaya sıkıyönetim askeri

mahkemesinde bakılabilmesi için o suçun sıkıyönetim ilânına sebebolan suç

cinsinden olması yeterli değildir. Sıkıyönetim ilânına sebebolan koşullara

vücut vermesi de şarttır. Başka bir anlatımla : bir suçun 1402 sayılı

Sıkıyönetim Yasasının 13. maddesinin 1. fıkrasındaki "sıkıyönetim ilânına

sebebolan suç" sayılabilmesi için o suçun, Anayasanın 124. maddesinde

yazılı hallerden birini veya birkaçını meydana getirmiş olması gereklidir. Bu

haller belli ve sayılı olup, şunlardır: "savaş hali, savaşı gerektirecek

bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya vatan ve cumhuriyete karşı

kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini

içten veya dıştan tehlikeye düşüren veya Anayasanın tanıdığı hür demokratik

düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen yaygın şiddet

hareketleri hakkında kesin belirtilerin ortaya çıkması" dır.

Bir suç ne nitelik ve ne nicelikte olursa olsun bu hallerden

birini veya birkaçını meydana getirmemiş ise sıkıyönetim ilânına sebebolmuş

sayılamaz. Başka bir bölgede işlenen bir suçun, Anayasa'nın 124. maddesindeki

sıkıyönetim ilân sebeblerinden birini yaratması ve bu nedenle orada sıkıyönetim

ilân edilmesi, sıkıyönetim ilân olunmayan bölgedeki aynı cins suçun, sözü geçen

maddedeki ilân sebeblerini doğurmuş olacağını varsaymağa olanak vermez. Bir

bölgede Anayasanın kesinlikle belli ettiği bu hal ve durumlardan birinin veya

birkaçının meydana gelmiş olup olmadığının takdiri ve saptanması yine

Anayasanın 124. maddesi gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaması

koşuluyla, Bakanlar Kuruluna aittir. Bakanlar Kurulunun bu yetkisini kullanarak

sıkıyönetim ilân etmediği bir bölgede işlenen hiçbir suç sıkıyönetim ilânına

sebebolan suç sayılamaz. Çünkü işlenen suçların 124. maddedeki halleri veya

bunlardan birini doğurmuş olduğunun saptanmasına ve kabulüne yetkili merciin

böyle bir saptama ve kabulü yoktur.

Ceza davasına konu edilen suç 1975 yılının Şubat ve Mart aylarında İzmir'de işlenmiştir. Burada sıkıyönetim ilân olunmamış, bunun dışındaki bazı bölgelerde bu tarihten hemen hemen 3,5 yıl sonra ilân olunmuştur. Bu itibarla İzmir'de işlenen bir suç, 3,5 yıl sonra başka bölgelerde ilân olunan sıkıyönetimin ilân sebebi sayılamaz.

Sıkıyönetim Yasasının 13. maddesine göre "Sıkıyönetim

Askeri Mahkemelerinin elkoyduğu herhangi bir suçla umumi ve müşterek gaye

içerisinde irtibatı bulunan suçları işleyenlerin davalarına, suç, sıkıyönetim

bölgesi dışında işlenmiş olsa dahi sıkıyönetim askeri Mahkemesinde

bakılır." Ancak burada da sıkıyönetim askeri mahkemelerinin elkoyduğu

herhangi bir suçla bağlantılı olmak koşulu vardır. Olayımızda bu koşul

gerçekleşmemiştir. Bu yasa kuralındaki irtibat, geniş kapsamlıdır. Umumî ve

müşterek gaye içerisinde İrtibatlı olması, davaların sıkıyönetim askeri

mahkemesinde birleştirilmesine yeterlidir. Fakat askerî mahkemece elkonulmuş

bir suç ve bakılmakta olan bir dava bulunması, sıkıyönetim bölgesi dışında

işlenen suçun o suçla, şimdi değinilen biçimde bağlantılı olması zorunludur.

Ortada böyle bir suç ve böyle bir dava yoktur.

Bu nedenlerle başvurunun red edilmemesi ve esasın incelenmesi gerektiği kanısındayım.

Başkan

Şevket Müftügil

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

İhsan N. Tanyıldız

Üye

Bülent Olçay

KARŞIOY YAZISI

Anayasanın 151. maddesinin birinci fıkrasındaki "bir davaya bakmakta olan mahkeme" deyiminin anlamı, bir davaya bakmakla görevli ve elindeki davaya uygulanacak Yasa maddesinin Anayasaya aykırılığını ileri sürebilecek mahkeme demektir.

17/2/1975-25/3/1975 tarihleri arasında işlendiği iddia edilen suç nedeniyle Türk Ceza Kanununun 141. maddesi uyarınca İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesine kamu davası açılmış, bu mahkemenin görevinin sona ermesi üzerine davaya bakan İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların beraatlerine karar verilmiş, Yargıtay Özel dairesinin bozma kararına karşı eski hükümle direnilmiş, Ceza Genel Kurulunca direnme kararının bozulması üzerine yapılan duruşmada, sanıklar vekilleri Türk Ceza Yasasının 141. maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş, Mahkeme bu iddiayı ciddi bulmuş ve 8/6/1979 günlü kararla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

TCK. nun 141. maddesinin birinci fıkrasındaki cezanın türü bakımından Mahkemenin görevli olduğu, bu olaya bu hükmü uygulayacağı kuşkusuzdur.

Anayasa'nın 124. maddesi uyarınca 26/12/1973 deri başlamak üzere 13 ilde, yaygın şiddet hareketleri nedeniyle sıkıyönetim ilân edilmiş, 26/4/1979 günlü kararla da 6 ili daha içerisine almıştır. Bu iller arasında suçun işlendiği ve yargılamanın sürdürüldüğü İzmir ili bulunmamaktadır.

13/5/1971 günlü 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasının 15/3/1973 günlü ve 1728 sayılı Yasa ile değişik 13. maddesi uyarınca sıkıyönetim ilânına sebep olan suçları, sıkıyönetim ilânından evvel işlemiş olanlarla, Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerinin elkoyduğu herhangi bir suçla umumi ve müşterek gaye içerisinde irtibatı bulunan suçları işleyenlerin davalarına, suç, sıkıyönetim bölgesi dışında işlenmiş olsa dahi Sıkıyönetim Askerî Mahkemesinde bakılır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısının 26/12/1978

günlü birleşiminde onaylanan Bakanlar Kurulu kararında "Anayasanın

tanıdığı hür demokratik düzeni, temel haklan ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya

yönelik yaygın şiddet hareketlerinin kesin belirtilerinin ortaya çıkması

üzerine" sıkıyönetim ilân edildiği belirtilmiştir. Sıkıyönetim ilânından

evvel işlenen suçlarla Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerinin elkoyduğu herhangi bir

suçla genel ve ortak gaye içerisinde irtibatı bulunan suçlan işleyenlerin

davalarına -suç sıkıyönetim bölgesi dışında işlenmiş olsa dahi- sıkıyönetim

Mahkemesince bakılabilmesi için eylemlerin şiddete dönüşmüş nitelikte olması

gerekir. Şiddete dönüşmüş nitelikte olmadıkça sıkıyönetimin ilân edildiği

ildeki Askerî Mahkemenin elkoyduğu davalarla irtibatlı sayılamaz. Mahkemenin

bakmakta olduğu bu davada iddia edilen eylemin şiddete başvurularak işlendiği

sözkonusu değildir. Bu bakımdan İzmir ili dışındaki bir Sıkıyönetim Mahkemesi

bu davada görevli sayılamaz. Bu nedenle itirazın esasının incelenmesi gerekir.

Üye Muammer Yazar Üye Hüseyin Karamüstantikoğlu

Anayasa Mahkemesi, E. 1979/33, K. 1979/42, 23 Ekim 1979 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I. Olay
  6. E
  7. III. İtiraz Konusu Yasa Kuralı
  8. IV. İlk İnceleme
  9. Karşıoy Yazısı
  10. Karşıoy Yazısı
  11. Karşıoy Yazısı
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1979/33
Karar No
1979/42
Tarih
23 Ekim 1979

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1979/29 K.1979/41
  • AYM Norm Denetimi E.1978/74 K.1979/43
  • AYM Norm Denetimi E.1979/9 K.1979/44
  • AYM Norm Denetimi E.1979/25 K.1979/46
  • AYM Norm Denetimi E.1979/22 K.1979/45
  • AYM Norm Denetimi E.1979/40 K.1979/48

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.