İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1980/72 K.1981/12

Resmi Gazete tarih/sayı:13.5.1981/17339

Esas1980/72Karar1981/12Tarih3 Şubat 1981Okuma20 dk · 4.000 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Şubat 1981
Esas Sayısı
1980/72
Karar Sayısı
1981/12
Karar Günü
3/2/1981 .
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.000 kelime·20 dk okuma·15 bölüm

Resmi Gazete tarih/sayı:13.5.1981/17339

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Çaycuma Sulh Ceza Mahkemesi.

İTİRAZIN KONUSU

Türk Ceza Yasası'nın 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla değişik 536. maddesinin üçüncü ve altıncı fıkralarının Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olduğu öne sürülerek iptallerine karar verilmesi isteminden ibarettir.

I - OLAY

Selüloz-İş Sendikası Çaycuma Şubesi Başkanı ve Sekreteri olan sanıklar, üzerinde (Baskı Yasalarına Hayır-Çaycuma Selüloz- İş Sendikası) yazısı ve ayrıca zincire vurulmuş iki okl resmi bulunan bir pankartı, adı geçen Sendikanın Çaycuma Şubesi binasının balkonuna herkesce görülebilecek biçimde asmış olduklarından, haklarında, Türk Ceza Yasasının değişik 536/1., 3. Ve 6. Maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.

Sanıklar vekili, sözü geçen maddenin tümüyle anayasaya aykırı olduğunu öne sürmüş, bu itirazı ciddi bulan Mahkeme, maddenin üçüncü ve altıncı fıkralarının Anayasanın 12. Maddesine aykırı olduğu kanısına vararak iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.

III - METİNLER

l - Türk Ceza Yasası'nın 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik, itiraz konusu kuralları da içeren, 536. maddesi şöyledir :

" Madde 536 - Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurulları

veya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya da

oturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuru

üzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde,

basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı ve

işaretler veya bunları içeren kâğıt, pano, pankart, bant ya da benzerlerini

asar veya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya bu

yerlere yazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursa

bile ayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamak

üzere hafif para cezasına çarptırılır.

Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuya ayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veya her türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamu hizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalar üzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan iki yıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasına çarptırılır.

Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemlerin derneklerin veya benzeri kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle yapıldığı sabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu suretle katılan dernek ve kuruluş mensuplarına sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarak hükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.

Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyeti olmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalar yarısı kadar artırılır.

Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayan amaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.

Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardan dolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerime 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza ve tedbirler uygulanamaz.

Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyet verilen zararların tazminine ayrıca hükmolunur.

Görenek ve geleneklere göre asılacak kâğıt, pano, pankart, bant ya da benzerleri bu madde hükümleri dışındadır.

298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun hükümleri saklıdır."

2 - 13.7.1965 günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun ilgili 4. ve 6. maddeleri de şöyledir :

" Madde 4 - Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlunun kişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece,

1 - Kabahatlerde beher gün karşılığı 50 ilâ 100 lira hafif, cürümlerde 100 ilâ 200 lira hesabıyla ağır para cezasına,

2 - Aynen iade veya tazmine,

3 - Altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslâh kurumuna devam etmeye,

4 - Bir yılı geçmemek kaydıyla muayyen bir yere gitmekten, bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men'e,

5 - Her nev'i ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan bir yıla kadar muvakkaten geri alınmasına,

Çevrilebilir.

Suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında hükmolunan otuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla, suç tarihinde 18 yaşını ikmal etmemiş olanların mahkûm edildikleri kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar yukarıki bendlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birine çevrilir.

Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı ceza uzun süreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (1) numaralı bendi hükmü uygulanabilir.

Uygulamada asıl ceza, bu madde hükümlerine göre para cezasına veya tedbire çevrilen hürriyeti bağlayıcı cezadır.

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaları, birinci fıkranın 2, 3, 4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı tedbirlerden birine çevrilmiş olanlardan tedbir hükümlerini Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içerisinde yerine getirmeyenler veya hükmün gereklerine aykırı hareket edenlerin tedbire çevrilmiş olan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının, tedbir hükümlerine muhalefetlerinin derecesine göre kısmen veya tamamen infazına veya infaz olunmamasına hükmü veren mahkemece karar verilir.

Tedbire ilişkin hükümlere muhalefet, haklarında ikinci fıkra hükmü uygulanmış olanlar tarafından vukubuldukta; tedbir hükmü veren mahkemece birinci fıkrada yazılı esaslar dairesinde para cezasına çevrilir.

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasını, hükümde taksit öngörülmüş ise taksit süreleri, aksi halde 5 inci maddenin 8 inci fıkrasında yazılı süreler içerisinde ödemeyenlerin işbu cezaları mahkemece, hükümde bir günlük hürriyeti bağlayıcı ceza ne miktar para cezasına karşılık tutulmuş ise aynı miktar üzerinden hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilir.

Tedbir hükümlerinin yerine getirilmesi hükümlünün ihtiyarında olmayan sebepler yüzünden imkânsız hale gelmişse hükmü veren mahkemece bu tedbir yerine başka bir tedbire hükmolunur.

Bu madde hükümleri, sırf askerî suçlar ile askeri disiplin suçları ve birinci fıkranın 3 ve 4 numaralı bendi hükümleri de subaylar, askerî memurlar ve astsubaylar hakkında uygulanmaz."

" Madde 6 - Adliye mahkemelerinde para cezasından başka bir ceza ile mahkûm olmayan kimse, işlediği suçtan dolayı ağır veya hafif para veya 6 aya kadar ağır hapis veya bir yıla kadar hapis veya hafif hapis cezalarından biri ile mahkûm olur ve geçmişteki haliyle ahlâkî temayüllerine göre cezasının ertelenmesi, ileride cürüm işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilirse bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır.

Fiilin işlendiği zamanda 15 yaşını bitirmemiş küçüklerin mahkûm oldukları ağır hapis cezası iki seneden, hapis ve hafif hapis cezası üç seneden; 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını ikmal etmemiş olanlar ile 70 yaşına varmış ihtiyarların mahkûm oldukları ağır hapis cezası bir seneden, hapis veya hafif hapis cezası iki seneden fazla olmadığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanabilir.

Bazı suçlara ilişkin cezalar ile askerî suçlar ve disiplin suçlarına ilişkin cezaların ertelenemeyeceğine dair özel kanun hükümleri saklıdır."

3 - Dayanılan Anayasa kuralları:

" Madde 12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."

IV - İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Rüştü Aral, Ahmet Salih Çebi, Muammer Yazar, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu, Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay ve Yekta Güngör Özden'in katılmalarıyla 3/6/1980 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında sınırlama konusu üzerinde durulmuştur:

Sanıklar vekili, Türk Ceza Yasasının değişik 536. Maddesinin tümüyle Anayasaya aykırı olduğunu öne sürmüş ve maddenin yine tümden iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemiş bulunmaktadır. Oysa, Anayasanın değişik 151. Ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. Maddelerine göre, mahkemeler, ancak bakmakta oldukları davada uygulanacak yasa kurallarının Anayasaya aykırı olduğu itirazında bulunabilirler. Nitekim, itirazcı mahkeme de, başvuru kararında önce, davada uygulanacak kuralları, sözü geçen maddenin "1-3 ve 6 ncı fıkraları olarak saptanmakta ve daha sonra da bunlardan yalnızca üçüncü ve altıncı fıkraların Anayasaya aykırı olduğunu belirtmektedir.

Bu durum karşısında itirazın, anılan iki fıkraya yönelik kabul edilmelidir.

Öte yandan, itiraz konusu altıncı fıkraya ilişkin itirazın da, yukarıda belirtilen duruma bağlı olarak, fıkrada geçen "üçüncü" sözcüğü ile sınırlandırılması gerekmektedir. Nihak O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamıştır.

Bu nedenlerle sonuçta, "dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, bu incelemenin Türk Ceza Yasasının 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. Maddesinin üçüncü fıkra üzerende ve ayrıca aynı maddeni altıncı fıkrasının "üçüncü" sözcüğü ile sınırlandırılması yoluyla yapılmasına, Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun sınırlamaya yer olmadığı yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla" karar verilmiştir.

V - ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı ve ekleri, itiraz konusu yasa hükümleri ile Anayasa'ya aykırılık savına dayanak tutulan Anayasa kuralı; bunlarla ilgili yasama belgeleri ve öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A - Türk Ceza Yasasının 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. Maddesinin itiraz konusu üçüncü fıkrası yönünden yapılan inceleme:

1- İşin esasına ilişkin incelemenin başında, kimi üyelerce, sözü geçen üçüncü fıkranın, 10/1/1981 günlü, 17216 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7/1/1981 günlü, 2370 sayılı Yasayla değiştirildiği ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi' nin bu işteki yetkisi de sona erdiği öne sürülmüş bulunduğundan, konunun önce bu açıdan incelenmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki başka bir itiraz

dolayısiyle verdiği 3.2.1981 günlü, Esas: 1980/45, Karar:1981/11 sayılı

kararında ayrıntılı biçimde belirtildiği üzere; 27.10.1980 günlü, 2324 sayılı

"Anayasa Düzeni Hakkında Kanun"un 3. Maddesiyle, yalnızca,

"Milli Güvenlik Konseyince kabul edilerek yayımlanan bildiri ve karar

hükümleri ile yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların Anayasaya aykırılığı

iddiası ileri " sürülemeyeceğinden, eski bir yasaya karşı yapılmış

başvuruda, bakılmakta olan dava dolayısiyle o yasanın uygulanması sözkonusu

olduğu sürece Anayasa Mahkemesinin o hüküm üzerindeki denetim yetkisinin de

süreceği kabul edilmelidir. Muammer Yazar, Ahmet Zeyneloğlu, Nahit Saçlıoğlu,

Hüseyin Karamüstantikoğlu ve Kenan Terzioğlu bu görüşe katılmamışlardır.

2 - İncelemenin bu aşamasında ise yerel mahkemenin elindeki ceza davasında Türk Ceza Yasası'nın 2248 sayılı Yasayla değişik 536. maddenin üçüncü fıkrasının mı, yoksa 7/1/1981 günlü, 2370 sayılı Yasanın 17. maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkranın mı uygulanması gerektiği konusu üzerinde durulmuştur.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen kararında yine ayrıntılı biçimde belirtildiği üzere, her iki metnin karşılaştırılması sonunda, ceza miktarında bir değişiklik yapılmamış olmakla birlikte, yeni metnin sanık aleyhine yeni öğeler taşıdığı anlaşılmış bulunduğundan bakılmakta olan davada 2248 sayılı Yasayla değiştirilen üçüncü fıkranın uygulanması ve Anayasaya uygunluk denetiminin de bu hüküm üzerinde sürdürülmesi gerekmektedir.

Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu ve Kenan Terzioğlu bu görüşe katılmamışlardır.

3- Yapılan inceleme sonunda, Türk Ceza Yasasının 2248 sayılı Yasayla değişik 536. Maddesinin itiraz konusu üçüncü fıkrası, Anayasaya aykırı bulunmadığından, buna yönelik itirazın reddine karar verilmesi bulunmuş ve bu sonuca ilişkin nedenler de, Anayasa Mahkemesinin sözü edilegelen kararında ayrıntılı biçimde açıklanmış olduğundan bunların burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Aynı nedenlerle bu fıkra hükmüne yöneltilen itirazın da reddine karar verilmelidir.

Anayasaya aykırılık itirazının reddi görüşüne Nihat O. Akçakayalıoğlu, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden katılmamışlardır.

B - Türk Ceza Yasası'nın 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. Maddesinin altıncı fıkrası kuralının, fıkrada geçen "üçüncü" sözcüğü ile sınırlı olarak incelenmesi:

Anılan fıkra kuralı, belirtilen sınır içinde, daha önce aynı nitelikte ki bir başvuru nedeniyle Anayasa Mahkemesince incelenmiş ve Anayasaya aykırılık savı yerinde görülmeyerek 4.12.1980 günlü, Esas: 1980/43 karar: 1980/64 sayılı kararla itirazın reddine karar verilmiş bulunmaktadır. Sözü geçen kararda yer alan ve bu iş için de geçerliliğini koruyan gerekçelerin burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Aynı gerekçelerle bu hükme yöneltilen itirazın da reddine karar verilmelidir.

VI - SONUÇ

1 - Türk Ceza Yasası'nın 12/6/1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla

değiştirilen 536. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6.11.1980 günlü ilk inceleme

kararı ile sınırlandırılan aynı maddenin altıncı fıkrasının "üçüncü"

sözcüğü üzerindeki işin esasının incelenmesi kararının, 10.1.1981 günlü, 17216

sayılı Resmî Gazete ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren " Türk Ceza

Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına, Bazı Maddelerine Yeni

Fıkralar Eklenmesine Dair" 7/1/1981 günlü, 2370 sayılı Yasayla

değiştirilmiş olmasından Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisinin

etkilenmediğine ve elindeki işte denetimi sürdürmesi gerektiğinde Muammer

Yazar, Ahmet Zeyneloğlu, Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu ve Kenan

Terzioğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

2 - Anayasa'ya uygunluk denetiminin, görülmekte olan davada uygulanma durumunda bulunan 2248 sayılı Yasanın metinleri üzerinde yapılmasına Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu ve Kenan Terzioğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

3 - Söz konusu bu hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

3/2/1981 gününde karar verildi.

KARŞIOY YAZISI

Türk Ceza Yasası'nın 536. maddesinin iptali istenen hükümleri

7/1/1981 günlü, 2370 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte yeniden yasama

işlemine tabi tutulmuş, eski hükümler aynen kabul edilmekle beraber önce madde

metninde bulunmayan eylemler bu sefer metne dahil edilmiştir. Eski hükümler

Anayasaya aykırı olsa bile yeni metne aynen dahil edilerek kanun olma niteliği

korunmuş olduğundan 27/10/1980 günlü, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkındaki

Kanunun 3. ve 6 ncı maddeleri gereğince Anayasaya aykırılığı ileri sürülemez,

sürülse de Anayasa Mahkemesi'nce inceleme yapılamaz. Bu nedenle çoğunlukla

verilen "Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla

değiştirilen 536. Maddesinin üçüncü fıkrası ile... altıncı fıkrasının (üçüncü)

sözcüğünün..... 2370 sayılı Yasa ile değiştirilmiş olmasından Anayasa

Mahkemesinin denetim yetkisinin etkilenmediğine" biçimindeki karara

karşıyım.

Başkan

Şevket Müftügil

Başkanvekili

Ahmet H. Boyacıoğlu

Üye

Ahmet Salih Çebi

Üye

Muammer Yazar

Üye

Ahmet Zeyneloğlu

Üye

Hakkı Müderrisoğlu

Üye

Nihat O. Akçakayalıoğlu

Üye

Nahit Saçlıoğlu

Üye

Hüseyin Karamüstantikoğlu

Üye

Kenan Terzioğlu

Üye

Orhan Onar

Üye

Necdet Darıcıoğlu

Üye

İhsan N. Tanyıldız

Üye

Yılmaz Efendioğlu

Üye

Yekta Güngör Özden

KARŞIOY YAZISI

Türk Ceza Kanunu'nun 536. maddesinin iptali istenen hükümleri 7/1/1981 günlü, 2370 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.

Değişiklikte eski metin aynen muhafaza edilmiş ayrıca bazı kısımlarda ilave edilmiştir. Bu durumda 27/10/1980 günlü, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkındaki Kanunun 3 ve 6 ncı maddeleri uyarınca, Anayasaya aykırılığı ileri sürülemez ve Anayasa Mahkemesi'nce incelemeye tabi tutulamaz bu nedenle " Anayasa Mahkemesi'nin denetim yetkisini etkilemediğine" biçimindeki karara karşıyım.

Üye

Muammer Yazar

KARŞIOY YAZISI

A) Verilen cezanın " tecil edilemiyeceği" ve " 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4. maddesinde belirtilen ceza ve tedbirlerin uygulanamıyacağı" yolundaki hükümler kapsamlarına aldıkları kurallar ile bir " bütünlük ve teklik" taşırlar ve bu nedenle de bölünemezler.

İlk inceleme evresinde oluşturulan " sınırlama" kararına bu nedenle karşıyım.

B) İptali istenen hükümde, eylemi yüze çıkan kişinin bir " dernek üyesi" oluşunun cezayı arttırıcı neden sayılması, dernek kurma ve kurulu derneklere üye olma hakkını tanıyan Anayasa'nın 29 maddesinin açık hükmü ile bunu destekleyen temel ilkelerine aykırı ve kararın esasında ayrılışımın nedeni de budur.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Çoğunluk kararına katılmayışım bundandır.

Üye

Ahmet Zeyneloğlu

KARŞIOY YAZISI

I - Türk Ceza Yasası'nın, 12/6/1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile

değişik 536. maddesinin üçüncü fıkrası " Yukarıdaki fıkralarda gösterilen

eylemlerin derneklerin veya benzeri kuruluşların mensupları tarafından veya

onların iştirakiyle yapıldığı sabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu

suretle katılan dernek ve kuruluş mensuplarına sözü edilen fıkralardaki cezalar

iki katı olarak hükmedilir. Şu kadar ki, hafif hapis cezası iki yılı

aşamaz." hükmünü içermekte idi. Bu hüküm, Millî Güvenlik Konseyi'nce kabul

edilip, 10/1/1981 günlü, 17216 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 7/1/1981 günlü, 2370 sayılı Yasa ile şu biçimde değiştirilmiştir: "

Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemler derneklerin veya benzeri kuruluşların

veya kanun dışı vücuda getirilen veya kanuna aykırı faaliyetleri sebebiyle

kapatılan dernek veya diğer kuruluşların mensupları tarafından veya onların

iştirakiyle veya mensup olmasalar bile bu kuruluşların adına veya adları

kullanılarak yapıldığı takdirde sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı

olarak hükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz."

Yapılan bu değişiklikle 536. maddenin üçüncü fıkrası, suç öğeleriyle sınır ve oranına dokunulmadan sadece yeni fıkranın içerisine alınmış; böylece, fıkra kapsamı biraz daha genişletilmiş olmaktadır.

İtirazcı mahkemenin başvurusu ve olay, kararın ilk bölümünde yer aldığı için burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Değinilen değişiklik, Anayasa Mahkemesi'nin işin esasının incelenmesine karar vermesinden sonra yapılmıştır. Bu evrede, konusu kalmayan itirazın incelenmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Anayasa Mahkemesi, yasa değişikliklerinde, ilgili hükmün değişmiş olmasını gözönünde tutarak bu yöntemi benimsemiştir. (Anayasa Mahkemesi Kararı: 27/11/1979 günlü, 1978/74 -1979/43 sayılı, Resmî Gazete : 21/2/1980, Sayı: 16907).

Burada, hatıra şu soru gelebilir: Hukuk ve ceza işlerinde aynı yöntem uygulanabilir mi'

Hukuk ve ceza hükümlerinin farklılığından, doğuracağı sonuçların aynı olmadığından söz edilebilir. Ancak, konumuz bakımından böyle bir ayrım gerekmez. Çünkü, Türk Ceza Yasası'nın 2. maddesi ceza hükümlerinin bir yasanın yürürlüğe girmesinden önce ve sonra işlenen suçlara nasıl uygulanacağı hususunda temel ilkeyi koymuştur. Uygulama biçiminin denetimi de üst mahkeme olan Yargıtay'a aittir. Demek oluyor ki, burada hukuk ve ceza ile ilgili yasa hükümlerinin Anayasaya uygunluk denetiminde bir ayrım söz konusu olamaz.

Anayasanın 151., 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne başvuran mahkemenin elinde bakmakla görevli olduğu bir davanın bulunması, iptali istenilen hükmün o davada uygulanacak hüküm olması gerekir. 536. maddenin değişik üçüncü fıkrası, itirazcı mahkemenin davaya bakma yetkisini (görevini) ortadan kaldırmadığı için uygulanacak hüküm olduğu açıktır. Bu bakımdan bir görev sorunu da bulunmamaktadır.

II - Birinci bölümde belirtilen husustan başka gözönünde

tutulması zorunlu şu konu üzerinde de durulmalıdır :

Millî Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği 27/10/1980 günlü, 2324

sayılı " Anayasa Düzeni Hakkında Kanun" un 3. maddesinde " Millî

Güvenlik Konseyi'nce kabul edilerek yayımlanan bildiri ve karar hükümleri ile

yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların Anayasaya aykırılığı iddiası ileri

sürülemez." hükmü yer almıştır. Ayrıca, aynı Yasanın 6. maddesinde de

" Millî Güvenlik Konseyi'nin bildiri ve kararlarında yer alan ve alacak

olan hükümlerle Konseyce kabul edilerek yayımlanan ve yayımlanacak olan

kanunların 9 Temmuz 1961 tarihli ve 334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanları

Anayasa değişikliği olarak ve yürürlükteki kanunlara uymayanları da kanun

değişikliği olarak yayımlandıkları tarihte ve metinlerinde gösterilen tarihlerde

yürürlüğe girer." denilmiştir.

Türk Ceza Yasası'nın 536. maddesinin üçüncü fıkrasının, Millî Güvenlik Konseyi'nce kabul edilip yürürlüğe girmiş bulunan 2370 sayılı " Kanun" la değişmesi ve eski üçüncü fıkranın yeni metin kapsamına alınması karşısında, artık Anayasaya uygunluk denetiminin yapılmasına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle de Anayasaya aykırılık savının incelenmesi gerekmez.

Yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluğun, eski hükmü Anayasaya uygunluk denetimine tabi tutulmasına ilişkin görüşüne karşıyız.

Üye

Nihat O. Akçakayalıoğlu

KARŞIOY YAZISI

Anayasaya aykırılığı ileri sürülerek itiraz konusu edilen Türk

Ceza Yasası'nın 536. maddesi üçüncü fıkrasının Anayasal denetimi yapılırken

önce fıkranın anlamına ve kapsamına bakmak gerekir. Söz konusu fıkradan, dernek

veya benzeri kuruluş üyelerinin, dernekçe düzenlenen veya planlanan veya

desteklenen örgütsel etkinlik içinde veya örgütsel etkinliğe bağlantılı olarak

536. maddeye göre suç oluşturan eylemleri nedeniyle verilecek cezalarını

ağırlaştırdığı ve kapsamının bununla sınırlı olduğu sonucu çıkartılabilirse, bu

durumun Anayasaya aykırı bir yönü olduğu düşünülemez. Çünkü, suç sayılan bir

eylemin, bir örgüt içinde topluca veya bir örgütün yardımıyla işlenmesi

etkinliğini ve topluma vereceği zararı arttırır. Bu durumda verilecek cezanın

daha ağır olması yerindedir. Ancak, fıkrada, maddede belirtilen "

...eylemlerin derneklerin veya benzeri kuruluşların mensupları tarafından veya

onların iştirakiyle yapıldığı sabit olduğu takdirde..." denmekle, cezanın

arttırılması için dernek üyesi olmak yeterli bir neden sayılmıştır. Fıkra,

herhangi bir yoruma yer vermeyecek kadar açıktır. Bu fıkraya göre suçu işleyen

veya suça katılan kişinin bir dernek üyesi olması ceza artırımı için

yeterlidir. Bu durumda bir dernek üyesi (tamamen sosyal amaçlı dernek üyeleri

dahil) maddede belirtilen suçu işlerse cezası başkaca bir koşul aranmadan

sadece dernek üyesi olması nedeniyle bu fıkraya göre arttırılacaktır. Aynı

anda, biri bir dernek üyesi olan, ötekinin bir dernekle ilgili bulunmayan iki

kişiyle birbirleriyle ilgisi bulunmamakla beraber aynı nitelikteki iki eylem

nedeniyle sanık bulunsalar, dernek üyesinin cezası ötekinin iki katı

olabilecektir. Bu durumda, sonuç olarak, Anayasal ve yasal güvence altında

bulunan bir derneğin " üyesi olmak" cezalandırılmaktadır. Dernekler

arasında ayırım da yapılamaz. Kapatılmadıkları sürece tüm derneklerin Anayasal

ve yasal güvence altında oldukları ve kural olarak tüzüklerinin de yasalara

uygun bulunduğu kabul edilir. Yasa önünde A derneği üyesi olmakla, B derneği

üyesi olmak arasında bir ayrılık bulunmaması gerekir. Dernek üyesi bir sanığın,

T.C. Yasası'nın 536. maddesine göre suç oluşturan eyleminin, derneğin tüzüğünde

belirtilen amaçları doğrultusunda olması durumunda da, dernek üyelerinin yasa

dışı yöntemlere başvurmadan dernek amaçları doğrultusunda hareket etmelerinin

doğal olması karşısında, salt bu nedenle cezanın arttırılması gerekmez. Bir

dernek üyesinin dernekle, ilişkisi olmayan, Türk Ceza Yasası'nın 536. maddesi

kapsamına giren bir suçu işlemesi halinde, bu suçla ilgisi bulunmayan başka bir

dernek üyesini veya derneği cezalandırmak cezanın kişiselliği ilkesiyle ne

denli uyuşmazsa, bir dernek üyesinin cezasının, salt dernek üyesi olması

nedeniyle arttırılması da o denli hakkaniyete aykırı düşer ve bu durum

Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz.

Açıklanan nedenlerle Türk Ceza Yasası'nın 536. maddesinin üçüncü fıkrasının ve " üçüncü" sözcüğüyle sınırlı altıncı fıkrasının Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği oyu ile verilen karara karşıyım.

Üye

Nahit Saçlıoğlu

Üye

Hüseyin Karamüstantikoğlu

Üye

Kenan Terzioğlu

KARŞIOY YAZISI

Türk Ceza Yasası'nın 2248 sayılı Yasa ile değişik 536.

maddesinin üçüncü fıkrası, sözü edilen maddenin ilk iki fıkrasındaki eylemlerin

yaptırımlarını belirlemektedir. Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında eylemin

işlendiği yerler, izin durumu ve izin vermeye yetkili kuruluşlar, suçun

işlendiği araçlar ve işleme biçimleri gösterilmiş, üçüncü fıkrada ise suçu

işleyenlere ilişkin özellik yer almıştır. Dördüncü fıkra, küçüklere ve ceza

yeterliği olmayanları suça itenlere verilecek cezanın artırılmasını, beşinci

fıkra " eylemler siyasal veya ideolojik olmayan amaçlarla işlenir ve

içeriği bakımından başka bir suçu oluşturmazsa" yapılacak indirimi

öngörmekte, altıncı fıkra ise ilk dört fıkraya göre verilecek cezaların

ertelenmiyeceğini, ceza yerine 647 sayılı Yasa'da öngörülen önlemlerin

uygulanamayacağını açıklamaktadır. Beşinci fıkra kapsamındaki suçlar için

altıncı fıkranın uygulanması sözkonusu olmamaktadır. Daha açık bir anlatımla,

beşinci fıkra kapsamına giren suçlar için erteleme yolu açıktır. Sekizinci fıkra

ise " görenek ve geleneklere göre asılacak kâğıt, pano, pankart, bant ya

da benzerlerini" 536. madde dışında saymıştır. Bunlar için 536. maddenin

uygulanması olanaksızdır.

Bu durumlar karşısında, 536. maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamına giren bir eylemin :

1. Derneklerin ya da,

2. Dernek benzeri kuruluşların üyeleri, bağlıları, ilgililerince ya da,

3. Bunların katılmasıyla (hiçbir kuruluşla ilgisi olmayan kimse

- kimseler tarafından) yapıldığı saptandığında suçu işleyen kuruluşla ilgisi

olmayan kimseye, dernek ya da benzeri kuruluşlarla bağıntısı olan suça katılana

ve doğrudan suç işleyen dernek ya da benzeri kuruluşla bağıntılı kimseye

verilecek ceza (hafif hapis, iki yılı aşmamak koşuluyla), birinci ve ikinci

fıkralardaki cezaların iki katı olacaktır. Artırımı öngören bu üçüncü fıkra,

dernek ya da benzeri kuruluşların ilgilileriyle böyle kimselerin suçuna

katılan, ilgili olmayan kimselerin cezalarının ağırlaştırıldığım

bildirmektedir. Buradaki ölçü " dernek ya da benzeri kuruluşun mensubu

olmak" tır. Suçu işleyen dernek ya da benzeri kuruluş ilgilisiyle ceza iki

kat olacak, suçu işleyen dernek ya da benzeri kuruluş ilgilisinin suçuna

katılanın cezası iki kat olacak, başkasının suçuna katılan dernek ya da

ilgililerinin cezaları iki katı olacaktır. " Dernek" kavramı

artırımının nedeni yapılmış gibi hukuk dışı bir görünüm ortadadır.

Türkiye'de bir dernek enflâsyonu bulunduğu, son yıllarda dernek

yoluyla ya da dernek adları kötüye kullanılarak hukuk dışı girişimlerde

bulunulduğu görülmüş, duyulmuş, izlenilmiş ve saptanmıştır. Ancak, dinsel,

siyasal alanda sömürü aracı yapılmış olmalarına karsın dernekleşmenin uygar

yaşamın kanıtlarından birisi olduğu da kuşkusuzdur. Hukuksal düzenlemelerle

kötülükler, kötüye kullanmalar, kötü gidişler önlenmeli, olumlu ve yapıcı yönde

güçlenmeye katkıda bulunulmalıdır. Yaptırımları ağırlaştırmak ya da başka

çözümler, özgürlüğe dokunmadan kötülükleri ortadan kaldırabilir. Anarşiyi

ortadan kaldırmak, özgürlüğü temelde kısıtlayıp sınırlamayı gerektirmez. Bu

yol, anarşiyi kaldırmaktan çok özgürlüğü kaldırmaya yönelir. Yasa koyucunun

amacının hukuka uygun biçimlerle geçerlik kazanması gerekir. Yasa koyucunun

özgörüsü Anayasa kurallarına aykırı düşmedikçe hukuksaldır. Aykırılık, Anayasa

Mahkemesi'nin iptalini gerekli kılan bir olgudur. Fıkranın dernek kurma

özgürlüğünü, dernekleri, derneklere üye olmayı yasaklar nitelikteki sertliği,

hukukun uygun bulamıyacağı, adaletin bir parçası sayılan hoşgörüye yer vermeyen

katılığı sergilemektedir. Derneklere bağlanan sorun doğrudur. Çözüm gereği de

yerindedir. Sorunla çözüm arasındaki uygunluk hukuksallığı gösterir. Fıkrada bu

uyum bulunmadığı gibi dernek ya da benzeri kuruluşlar ilgililerine yönelik

haksız uygulamaya neden olarak bir ağırlık vardır. Tüzel kişiliği yasallığı

bulunmayan kuruluşlarla tüzel kişiliği ve yasallığı bulunanlar bir tutulduğu

gibi, fıkraya göre, herhangi bir yasal kuruluşun ilgilisi (mensubu) olmak

ağırlaştırma nedeni yapılmıştır. Örneğin, bir hukuk kuruluşunun, bir yardım

kuruluşunun, ulusal ya da yerel bir kuruluşun ilgilisi sekizinci fıkra

dışındaki bir eylemiyle 536. madde kapsamında bir suç işlerse cezası

kuruluşlarla ilgisi olmayan kişilere verilen cezaların iki katı olacak,

eyleminde siyasal ya da ideolojik bir içerik yoksa beşinci fıkraya göre indirim

yapılacaktır. Derneği amacı dışında çalıştıran, derneğinin amacına aykırı

davrananlar için daha ağır ceza öngörülebilir ama salt bir derneğin üyesi olmak

belirli cezanın iki kat verilmesini gerektiremez. Böyle davranıldığında

derneklerin kurulması, topluma yararlı, ulusal hizmetlere etkili olması

önlenir. Derneğini sömürerek, derneğinin araç gereçlerini kullanarak, dernek

yöneticiliğini ya da üyeliğini etkileme nedeni yaparak suç işlenirse cezanın

artırılması yerinde bulunabilir. Bunların hiçbirisi olmadan, yalnızca bir

derneğe üye olmak hem suçlulukta hem de suça katılmakta ağırlaştırma nedeni

olamaz. Yargıtay kararları konuyu biraz daha aydınlatan bir değer taşımaktaysa

da Anayasa Mahkemesi'nin uygunluk denetimi için başlıca ölçü olamaz. Ya da bu

düzeyde bir ölçü olamaz. Kanımca, yaptırımın ağırlığı ve kuralın hukuka

aykırılığı karşısında Yargıtay yumuşatma yolunu kendine özgü bir yorumla,

düşünce yöntemiyle bulmuştur. Yarın, bunun değişmiyeceği de kestirilemez. Öte

yandan, anılan fıkranın yeniden, üstelik kapsamının daha genişletilmiş olarak

benimsenmesi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yolunun kapalı bulunması, eldeki

2248 sayılı Yasa ile değişik önceki durumu etkilemez. Bir başka mahkemenin bir

kararı karşısında Yargıtay bu kez benim anladığım doğrultuda karar verebilir.

Fıkra açık seçik ortadadır. Yorumu gerektirecek kapalılık, başka yoruma

elverişli bir yapı yoktur.

Eylemin dernekle, derneğin amacıyla, dernek üyeliğiyle hiçbir

ilgisi olmamasına karşın, eylemi yabanın bir dernek üyesi olmasının

ağırlaştırıcı neden sayılmasının hukuk katında anlaşılır yönü yoktur. Bunun

dernekleri sıkıdüzene bağlamakla da ilgisi yoktur. Yaptırımın ilgisi eylemle,

eylemi yapanın kendine bağlı durumlarla olmasıdır. Başka ilişkilerinin ilgisi

aranamaz. Bir meslek üyesinin, bir kuruluş üyesini (hekimlik, askerlik,

öğretmenlik, polislik vs. gibi) sakıncalı eylemlerde cezaları

ağırlaştırılabilir ama bir dernek üyesi olmak cezayı ağırlaştırma nedeni

yapılamaz. Bu tutum, bir kentte oturmanın, bir bölgede yerleşmenin, bir öğrenim

ya da uzmanlık eğitimi yapmanın suç sayılması gibi aykırılığı açık olan bir

ağırlıktır. Fıkra, ilgililerle katılanları bir tutmakla da kendi içinde

çelişkilidir.

Özetle açıkladığım nedenler karşısında çoğunluğun 536. maddenin üçüncü fıkrasına ilişkin görüşlerine katılmakta güçlük çektiğim ve yürürlükteki denetim konusu hükmü Anayasamızın 2., 12., 29., 46. 56. maddelerine aykırı bulduğum için karşıoy kullanıyorum.

Üye Yılmaz Aliefendioğlu Üye Yekta Güngör Özden

Anayasa Mahkemesi, E. 1980/72, K. 1981/12, 3 Şubat 1981 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I - Olay
  6. III - Metinler
  7. IV - İlk İnceleme
  8. V - Esasın İncelenmesi
  9. VI - Sonuç
  10. Karşıoy Yazısı
  11. Karşıoy Yazısı
  12. Karşıoy Yazısı
  13. Karşıoy Yazısı
  14. I - Türk Ceza Yasası'nın, 12/6/1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile
  15. II - Birinci bölümde belirtilen husustan başka gözönünde
  16. Karşıoy Yazısı
  17. Karşıoy Yazısı
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1980/72
Karar No
1981/12
Tarih
3 Şubat 1981

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1980/77 K.1981/13
  • AYM Norm Denetimi E.1981/5 K.1981/14
  • AYM Norm Denetimi E.1981/6 K.1981/20
  • AYM Norm Denetimi E.1981/1 K.1981/17
  • AYM Norm Denetimi E.1980/64 K.1981/15
  • AYM Norm Denetimi E.1980/76 K.1981/16

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.