İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1987/22 K.1988/19

Parti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İnönü.

Esas1987/22Karar1988/19Tarih13 Haziran 1988Okuma37 dk · 7.465 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Haziran 1988
Esas Sayısı
1987/22
Karar Sayısı
1988/19
Karar Günü
13.6.1988
R.G. Tarih-Sayı
15.07.1988-19873
İptal davasını açan
Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat Halkçı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.465 kelime·37 dk okuma·51 bölüm

Parti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İnönü.

İPTAL DAVASININ KONUSU

Resmî Gazete'nin 30.6.1987 günlü, 19503. sayısında yayımlanan 20.6.1987 günlü, 3394 sayılı "1580 Sayılı Belediye Kanunu, 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 2972 Sayılı Mahallî İdareler İle Mahalle Muhtarları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 3194 Sayılı İmar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun"un 1., 2., 3., 4. ve6. maddeleriyle getirilen kimi hükümlerin Anayasa'nın Başlangıç bölümüyle 2., 5., 10., 67., 68. ve 127. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İPTALİ İSTENEN YASA KURALLARI

20.6.1987 günlü, 3394 sayılı Yasanın iptali istenen hükümleri de içeren maddeleri şunlardır :

1. "MADDE 1.- 1580 sayılı Belediye Kanununun 93 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Başkanvekili ve geçici görevlendirme

MADDE 93. - Belediye başkanı; özürlü veya raporlu bulunacağı veya beldeden görevli olarak ayrılacağı durumları dikkate alarak önceden, meclis üyeleri arasından bir başkanvekilibelirler.

Belediye başkanlığı ve başkanvekilliğinin aynı zamanda boşalması halinde, yeni başkan görevine başlayıncaya kadar il merkezi belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde valiler tarafından meclis üyeleri arasından bir başkanvekili atanır. Belediye başkanlığı ile belediye meclisinin aynı zamanda boşalması halinde ise yeni seçime veya belediye başkanının görevine başlamasına kadar il merkezi belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde valiler tarafından münasip bir başkanvekili atanır.

Belediyelerin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde, İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar bu organları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabilir.

Bu durumda bakanın teklifi Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar meclis üyeleri arasından geçici olarak bir başkan görevlendirebilir.

Belediye başkanının, görevini mazeretsiz ve kesintisiz olarak 20 günden fazla terk etmesi ve bu durumun mahallin en büyük mülki amirince tespit edilmesi ve İçişleri Bakanlığına bildirisi üzerine idari yargı tarafından 1 ay içinde verilecek kararla belediye başkanı başkanlıktan düşürülür."

2. "MADDE 2.- 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Bu durumda bakanın teklifi Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar meclis üyeleri arasından geçici olarak bir başkan görevlendirilebilir."

3. "MADDE 3.- 2972 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Madde 4.- Belediye hudutları içinde birden fazla ilçe bulunan büyük şehirlerde, büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir ilçe belediye başkanları seçimi için büyükşehir belediye hudutları içi bir seçim çevresidir.

Büyükşehir belediye hudutları içinde kalan ilçelerin belediye meclisi üyeleri seçimlerinde her ilçe bir seçim çevresidir."

4. "MADDE 4.- 2972 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (b) bendine, birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Büyükşehir belediyesinde yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde büyükşehir belediye başkan adayları ile büyükşehir ilçe belediye başkan adayları, yukarıdaki fıkrada gösterilen esaslara göre, düzenlenecek müşterek oy pusulasında birlikte gösterilir ve birlikte seçilmiş olurlar."

5. "MADDE 6.- 2972 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları üç fıkra olarak aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Hallerinde söz konusu organ için boşalmayı takip eden ilk yılın Haziran ayının ilk pazar günü seçim tarihi olarak kabul edilir. Tespit edilecek seçim tarihi, genel mahallî seçimlerin yapılacağı yıla gelirse o seçim yapılmaz. 27.6.1984 tarihli 3030 sayılı Kanuna tabi olan organlarda vukubulan boşalma hallerinde ise ara seçim yapılmaz.

Mülki amirlerin vaki boşalmaları ilçe seçim kuruluna bildirmeleri üzerine, ilçe seçim kurulu seçim tarihini yukarıda belirtilen esaslara göre tespit ve ilan eder.

İlçe seçim kurulu ilan işlemini tespit edilen seçim tarihinden en az 60 gün önce yapar."

B- İLGİLİ YASA KURALLARI

Dava konusu Yasanın, kimi hükümlerini değiştirdiği ve eklemeler yaptığı yasaların değişiklikten önceki kuralları aynen şöyledir:

1) 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 93. Maddesi : "Reislik intihabı için meclisin içtimaa daveti Madde 93.- (19.7.1963-307)

Belediye başkanlığının herhangi bir sebeple boşalması veya izin, hastalık ve işten çektirme gibi hallerde yeni başkan seçimi yapılmasına veya başkanın görevine başlamasına kadar meclis her toplantı yılı başında içinden bir üyeyi başkanvekili seçer. Buna rağmen ileride yeniden bir başkanvekili seçilmesine lüzum hâsıl olduğu takdirde başkanvekilinin seçimi için vali meclisi toplantıya çağırır.

Belediye başkanlığı ile belediye meclisinin aynı zamanda boşalması veya meclis tarafından çağırmadan itibaren üç gün içinde başkanvekili seçilmemesi hallerinde yeni seçime veya belediye başkanının görevine başlamasına kadar il merkezi belediyelerinde İçişleri Bakanı ve diğer yerlerde valiler tarafından münasip bir başkanvekili atanır."

2) 3030 sayılı Yasanın 9. Maddesi : "Organlar:

Madde 9. - Büyükşehir belediyesinin organları; "Büyük Şehir Belediye Meclisi", "Büyükşehir Belediye Encümeni" ve "Büyük Şehir Belediye Başkanı "dır.

Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar bu organları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabilir."

C- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI

İptal istemine dayanak gösterilen Anayasa kuralları şunlardır :

1. "BAŞLANGIÇ

Ebedî Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal Türk Devletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;

Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekâtı sonucunda, Türk Milletinin meşru temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp, Millî Güvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA :

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünyamilletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak; Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı;

- Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

- Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

2. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

3. "MADDE 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surettesınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

4. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

5. "MADDE67.- Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır.

Seçimlerin ve halkoylamasının yapıldığı yılda, ay ve gün hesaba katılmaksızın, 20 yaşına giren her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.

Silah altında bulunan er ve erbaşlarla, askerî öğrenciler, ceza ve tevkif evlerinde bulunan tutuklular ve hükümlüler oy kullanamazlar."

6. "MADDE 68.- Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden çıkma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için yirmibir yaşını ikmal etmek şarttır.

Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler.

Siyasî partilerin tüzük ve programları, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.

Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasî partiler kurulamaz.

Siyasî partiler, yurt dışında teşkilâtlanıp faaliyette bulunamaz, kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremez, vakıfkuramazlar.

Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, öğrenciler ve Silahlı Kuvvetler mensupları siyasî partilere giremezler."

7. "MADDE 127.- Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.

Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Mahallî idarelerin seçimleri, Anayasa'nın 67 nci maddesindeki esaslara göre beş yılda bir yapılır. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.

Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.

Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.

Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır."

III - İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Orhan ONAR, Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFEN-DİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, Adnan KÜKNER ve Ahmet Oğuz AKDOĞANLI'nın katılmalarıyla 1.9.1987 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV - ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenilen yasa ve ilgili yasa hükümleri ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri, öteki yasama belgeleri, 2949 sayılı Kanun'un 31. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince İktidar Partisi grubu adına Anayasa Mahkemesi'ne verilen 22.3.1988 günlü, 65 sayılı yazılı düşünce ve ekleri incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A- 3394 SAYILI YASANIN 1. MADDESİ

Bu maddeyle, 1580sayılı Belediye Kanunu'nun "Başkanvekilliği

ve geçici görevlendirme" başlıklı 93. maddesinin birinci fıkrasının,

ikinci fıkrasının birinci tümcesinin ve dördüncü fıkrasının iptali

istenmektedir. Dava konusu Yasanın Belediye Yasasının 93. maddesinde yaptığı

köklü değişiklikle, önceden belediye meclisince seçilen belediye başkanvekilinin

bundan böyle belediye başkanınca seçilmesi sağlanmıştır. Bu değişikliklerin

daha önce 27.5.1987 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 283 sayılı "1580

Sayılı Belediye Kanununun 93üncü Maddesinin Değiştirilmesi ve 27.6.1984 Tarihli

3030 Sayılı Kanunun 9 uncu Maddesine Bir Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname" ile gerçekleştirildiği, bu KHK'nin 27.5.1987 de TBMM1ne

sunulduğu, İçişleri Komisyonu tarafından gündemindeki tasarıyla

birleştirilmesiyle 3394 sayılı Yasa kapsamında yer aldığı anlaşılmaktadır.

1. Maddenin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı sorunu :

a. Anayasa'nın 127. Maddesi Yönünden İnceleme :

Anayasa gereği kuruluşları ayrı yasalarla düzenlenmiş üç ayrı

yerel yönetim biriminden en özgün yapıyı taşıyan belediyeler, 14.4.1930 günlü,

1580 sayılı Belediye Kanunu'na göre kurulmuşlardır. Bu yasaya göre, belediye

tüzelkişiliğinin organları, belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye

başkanı olup belediyemeclisiyle belediye encümeni karar, belediye başkanı ise

yürütme organıdır. Belediyelerin karar organı olan belediye meclisleri, Anayasa

gereği seçimle göreve gelen belli sayıda üyelerden oluşur. Belediye başkanları,

1580 sayılı Yasanın 89. maddesi uyarıncabelediye meclisince kendi üyeleri

arasından ya da dışarıdan seçilirken 19.7.1963 günlü, 307 sayılı Yasayla halk

tarafından seçilmeye başlanmıştır. Bu uygulama 18.1.1984 günlü, 2972 sayılı

Yasanın 1. ve 2. maddeleri gereği, günümüzde de sürdürülmektedir.Anayasa'nın

127. maddesindeki yerel yönetimlerin hukuksal konumlarını, yapılarını ve

amaçlarıyla "yerinden yönetim" ilkesini gözeten yasakoyucu, belediye

başkanlarının da seçimle göreve gelmesi usulünü benimsemiştir. Kamu hizmetinin

sürekliliği ve aksamadanyürütülmesi temel amaç olduğuna göre, belediye

başkanının yokluğunda onun yerine görevi yürütecek kimsenin belirlenmesi

zorunluluk taşımaktadır. Başkanın yokluğu hallerinde yerine görev yapacak kimse

ancak "başkam/ekili" olabilecektir. Bu sıfatla işleriyürütecek

kimsenin, kimin tarafından belirleneceği sorunu dava konusudur. Başkanvekili,

sistem içinde düşünüldüğünde, belediye başkanı ve karar organı olmayıp onun

görev ve yetkilerini geçici olarak üstlendiğine göre, belediye başkanı

tarafından önceden belirlenmesinde Anayasa'nın 127. maddesine aykırı bir durum

yoktur. Yasama organı, Anayasa ile çizilen çerçevenin dışına çıkmadıkça

aykırılıktan söz edilemez. Başkanın, olası durumları gözeterek, hiçbir aksamaya

neden olmamak için onların önceden karşılanması olanağını hazırlamasında özgür

yönetim, yerinden yönetim, demokratik düzenleme ilkeleri çiğnenmiş olamaz.

Yasakoyucunun, belediye başkanvekilinin hukuksal konumunu göstermesi, bir

boşluğun doldurulması niteliğindedir. Fıkrada belirtilen durumlara bağlı,onlarla

sınırlı belirleme, organ seçimi sayılamaz. Bu nedenlerle incelenen fıkranın

Anayasa'nın 127. maddesine aykırı yanı görülmemiştir.

b. Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme :

Anayasa'nın 127. maddesine aykırı bulunmayan düzenlemenin bu maddedeki ve yollama yaptığı öbür kurallara aykırı düşmeyen içeriğinin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu da ileri sürülemez. Demokratik hukuk devleti niteliği, demokrasi düzeniyle çatışmayan, hukuksal gerekleri gözardı etmeyen kuralların yapısını oluşturur. İncelenen kuralda hukuka aykırı bir yön saptanamamıştır.

c. Anayasa'nın 5. Maddesi Yönünden İnceleme :

Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu fıkranın devletin demokrasiyi koruma amacına ters düşen bir yanı da bulunmamıştır.

Birinci fıkraya yönelik iptal istemi reddedilmelidir. Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, Mustafa ŞAHİN ve Adnan KÜKNER bu görüşe katılmamışlardır.

2. Maddenin ikinci fıkrasındaki "Belediye başkanlığı ve başkanvekilliğinin aynı zamanda boşalması halinde ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu :

a. Anayasa'nın 127. Maddesi Yönünden İnceleme :

Bu fıkra, önceki fıkrayla birlikte incelendiğinde konu daha çok

açıklık kazanmaktadır. Belediye başkanlığı ve başkanvekilliğinin aynı zamanda

boşalması gibi birinci fıkradakinden daha önemli durumda atama yetkisinin,

İçişleri Bakanı'na ve valilere tanınmasındaki zorunluluk açıktır. Zorunluluğa

bağlı atama yetkisini içeren kuralın Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci

fıkrasında öngörülen "idarî vesayet yetkisinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Merkezî yönetimin beşinci fıkrada belirtilen amaçlarla vesayet

yetkisini yasayla kullanması, gözetim ve denetim hakkının doğal sonucudur.

Yerel yönetimlerin özerkliğine dokunmadan, yerel yönetim birimlerinin işlem ve

eylemleri, organları, kararları ve görevlileri üzerinde sınırlı denetim hakkına

dayalı vesayet sistemi, Bakanın ve valilerin zorunlu nedenlere bağlı atama

yetkisini sakıncalı kılmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 1.3.1985 günlü, Esas:

1984/2, Karar: 1985/6 sayılı kararındaki "idarî vesayet"le ilgili

bölüm yeterli açıklığı taşımaktadır. Bu ilkelere aykırı düşmeyen, birinci

fıkrayla haklı neden ve amaç yönünden uyum içinde olan ikinci fıkranın

Anayasa'nın 127. maddesine aykırı bir yanı yoktur. Seçilmesi zorunlu bulunmayan

vekilin seçilmiş belediye meclisi üyeleri arasından atanması sakıncalı sayılamaz.

Yasakoyucu, dava konusu maddenin birinci fıkrasındaki geçici boşalmaların,

ikinci fıkrada kesin-sürekli boşalmanın önlemini almıştır. Olağanüstü olarak

nitelendirilebilecek durumdaki atama,vesayet hakkının gereği olduğundan ve

boşalma durumuna bağlı bulunduğundan dava konusu ibarenin Anayasa'ya aykırılığı

söz konusu olamaz.

b. Anayasa'nın 2. ve 5. Maddesi Yönünden İnceleme :

Demokrasinin temelini, siyasal hakların, seçim ve kamusal yetkilerin anayasal sınırının oluşturduğu Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında vurgulanmıştır. Demokrasinin özüne aykırı bir durumun söz konusu olabilmesi için yasakoyucunun Anayasa sınırları dışına çıkmış olması gerekir. Tanınan hak ve özgürlükleri anayasal gerekler dışında sınırlamayan, Anayasa'nın 127. maddesine dayanan düzenlemeler, demokratik hukuk devleti ilkesine ve bu yolla da devletin demokrasiyi koruma amacına aykırı olamaz. Kaldıki, somut norm denetiminde, konuyla doğrudan ilgili Anayasa kuralları varken dolaylı biçimde ilgili hükümlere dayanılamaz.

Bu nedenlerle ikinci fıkradaki "Belediye başkanlığı ve başkanvekilliğinin aynı zamanda boşalması halinde ..." ibaresine yönelik iptal istemi reddedilmelidir.

Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN ve Adnan KÜKNER bu görüşe katılmamışlardır.

3. Maddenin dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı sorunu :

a. Anayasa'nın 127. Maddesi Yönünden İnceleme :

Dava konusu fıkra, üçüncü fıkradaki "görevden

uzaklaştırma" durumunda geçici olarak bir başkanın görevlendirilmesini

öngörmektedir. Sorun, "görevlendirme" gereğinden değil, Bakanın

teklifi ve Başbakanın onayı ile yapılmasından doğmaktadır. Uzaklaştırma durumu,

Anayasa'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasının tanıdığı yetkiye dayanmakla

birlikte, uzaklaştırılanın yerine doğrudan görevlendirme, bu uzaklaştırmanın

doğal sonucu olarak karşılanamaz. Uzaklaştırmaya yetkili olan makamla,

görevlendirmeye yetkili olan makamı "aynı makam" saymak 127. maddenin

amacı ve anlamı karşısında olanaksızdır. Merkezî yönetimin vesayet yetkisini

127. maddenin beşinci fıkrasının sınırladığı durumlar dışına taşırmak, yerel

yönetim ve yerinden yönetim ilkelerini yadsıma görünümündeki düzenlemelere

geçerlik tanımak düşünülemez. Yönetsel ilişkilerde hiyerarşik bağlantının olur

vereceği yetki, seçimi temel edinmiş özerk kuruluşlarda geçerli olamaz.

Belediye meclisinin çoğunluğu dışında herhangi bir üyesinin siyasal nedenlerle,

hukukla bağdaşmayan amaçlarla başkan olabilmesine yolaçan düzenleme, merkezî

yönetimin vesayet dışı müdahalesine açık çağrıdır. Bu belirlemeyi merkezî

yönetimin siyasal kimlikli organlarına yaptırmak Anayasa'ya aykırıdır. Atamanın

geçici ya da sürekli olması sonucu etkilemediği gibi, soruşturma ve kovuşturma

açtırmak, bu nedenlerle görevden uzaklaştırmak olanağı her zaman bulunduğundan

"geçici" atama, "sürekli" atamaya da dönüşebilir.

Anayasa Mahkemesi'nin 3420 sayılı Yasayla ilgili olarak 127. maddeyi, bu maddedeki ilkeleri değerlendiren 13.6.1988 günlü, Esas : 1988/14, Karar : 1988/18 sayılı kararında bu konuda yeterli açıklık bulunduğundan burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.

Bu nedenlerle düzenleme Anayasa'nın 127. maddesine aykırıdır.

b. Anayasa'nın 68. Maddesinin İkinci Fıkrası Yönünden İnceleme :

Konunun, siyasî partileri demokratik siyasî yaşamın vazgeçilmez öğesi sayan 68. maddenin ikinci fıkrasıyla bir ilgisi yoktur.

c. Anayasa'nın 2. ve 5. Maddeleri Yönünden İnceleme :

Belediye tüzelkişiliğinin karar organı ve en önemli öğesi olan belediye meclisini dışlamak suretiyle siyasal amaçlı gereksiz müdahalelere ve azınlığı temsil eden bir üyenin başkan olarak görevlendirilmesine yol açan, Anayasa'nın 127. maddesindeki ilkelere ters düşen, bir anlamda da seçme ve seçilme hakkını etkileyen düzenleme, demokratik hukuk devleti ilkesiyle ve devletin demokrasiyi koruma amacıyla bağdaşamayacağı için Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerine aykırılık belirgindir.

Dördüncü fıkra iptal edilmelidir.

Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

B - YASANIN 2. MADDESİ

Bu maddeyle Belediye Yasası'nın 93. maddesinin dördüncü fıkrasına

koşutluk sağlamak için 27.6.1984 günlü, 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin

Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında

Kanun'un 9. maddesine bir fıkra eklenerek, büyükşehir ve bağlı ilçe

belediyelerinin seçilmiş organları ya da bu organların üyeleri hakkında

görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma açılması

üzerine İçişleri Bakanı'nın geçici bir önlem olarak, kesin hükme kadar bu

organları ya da üyelerini görevden uzaklaştırması durumunda Bakanın teklifi

Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar belediye meclisi üyeleri arasından

geçici olarak bir başkanın görevlendirilebilmesi öngörülmüştür.

Yukarıda 1580 sayılı Yasanın 93. maddesinin dördüncü fıkrasında, büyükşehir ve bağlı ilçeler dışındaki belediyeler için öngörülen düzenleme, şimdi incelenen 2. maddede büyükşehir ve bağlı ilçe belediyeleri için yinelenmiştir. Konunun Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrasıyla bir ilgisi bulunmamakla birlikte, dava konusu 1. maddenin, 1580 sayılı Yasanın 93. maddesinin dördüncü fıkrası için açıklanan Anayasa'nın 2., 5. ve 127. maddelerine aykırılık gerekçeleri, 3420 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3030 sayılı Yasanın 9. maddesine eklenen fıkraiçin de geçerlidir.

Açıklanan nedenlerle bu fıkra iptal edilmelidir. Necdet DARICI-OĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

C- YASANIN 3. MADDESİ

Bu maddeyle, 18.1.1984 günlü, 2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un 4. maddesi değiştirilerek, birinci fıkrada belediye sınırları içinde birden fazla ilçe bulunan büyükşehirlerde büyükşehir belediye başkanı ile büyükşehir ilçe belediye başkanları seçimi için büyükşehir belediye sınırları için seçim çevresi; ikinci fıkrada da büyükşehir belediye sınırları içinde kalan belediye meclisi üyeleri seçimlerinde her ilçe bir seçim çevresi sayılmıştır.

Büyükşehir adı, Resmî Gazete'nin 8.12.1981 günlü, 17538. sayısında

yayımlanan ve 1982 yılı sonuna kadar yürürlükte kalan; 2561 sayılı

"Büyükşehirlerin Yakın Çevresindeki Yerlerinin Ana Belediyelere

Bağlanmaları Hakkında Kanun" ile mevzuatımıza girmiştir. Anayasa'nın 127.

maddesi gereği yürürlüğe konulan 2972 sayılı Yasa, büyükşehir yönetimiyle

ilgili ilkeleri getirmiş, yerel yönetimlerin seçimlerini ayrıntılarıyla

göstermiş, Geçici 5. maddesinde "Bu kanunda seçim usul ve esasları hükme

bağlanan büyükşehir yönetiminin hukukî statüsü, bu Kanunun yürürlüğünü takip

eden ilk seçimin oy verme gününden önce (25 Mart 1984), 17.6.1982 gün ve 2680

sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kuruluş, Görev ve Yetkilerinin Düzenlenmesi

ile ilgili Yetki Kanununda belirtilen esas ve usullere uygun olarak çıkarılacak

kanun hükmündeki kararnamelerle düzenlenir" denilerek kuruluşun temeli

gösterilmiştir. Bu maddeye göre çıkarılan 195 sayılı, Büyükşehir

Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde, Kararname ile bu Kararnamenin

Değiştirilerek Kabulü Hakkında 3030 sayılı Yasa, hukuksal konumu açıklığa

kavuşturmuştur. Sözü edilen bu 3030 sayılı Yasanın 5. maddesine göre,

büyükşehir, belediye sınırları içinde birden fazla ilçe bulunan şehirler; ilçe

belediyesi de büyükşehir sınırları içinde kalan ilçelerde kurulan belediyeler

olarak tanımlanmaktadır. Büyükşehirlerde "Büyükşehir belediyesi", büyükşehir

sınırı içindeki ilçelerde de ilçenin adını taşıyan "ilçe belediyesi"

bulunur. Yasa, büyükşehir belediyelerinin sınırlarını, adını aldıkları

büyükşehirin belediye sınırları, ilçe belediyelerininsınırlarını da bu

ilçelerin büyükşehir belediyesi içinde kalan kısımlarının sınırı olarak

göstermiştir. 25.3.1984 de yapılan yerel yönetimler seçimi ile Ankara, İstanbul

ve İzmir büyükşehir belediyeleri oluşmuş, daha sonra çıkarılan 3306, 3391, 3398

ve 3399sayılı yasalarla, sırasıyla, Adana, Bursa, Gaziantep ve Konya'da

büyükşehir belediye sistemine geçilmiştir. Günümüze kadar 7 büyükşehir

belediyesi ile 32 bağlı ilçe oluşmuştur.

Dava konusu düzenlemeye göre, büyükşehir ve bağlı ilçe belediye başkanlığı ile belediye meclisleri seçimleri çevreleri yeniden belirlenmiştir. Bu durumda, özellikle, bağlı ilçe belediye başkanları için seçim çevresi "büyükşehir belediye sınırları" olarak genişletilmiş, herhangi bir ilçenin seçmenine tüm ilçe belediye başkanlarınınseçiminde söz hakkı tanınmıştır. Örneğin, Fatih'te oturan seçmen Kartal, Çankaya'da oturan seçmen de Mamak belediye başkanı için oy kullanacak, onları seçebilecektir.

Yasanın genel gerekçesinde "... aynı partiden seçilecek başkanların uyumlu ve koordineli çalışmaları sağlanarak beldelerin her türlü hizmetlerinin süratli, verimli ve ekonomik bit şekil de yürütülmesinin amaçlandığından söz edilmiştir.

1. Maddenin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı sorunu :

a. Anayasa'nın 127. ve 67. Maddeleri Yönünden İnceleme :

Anayasa'nın 127. maddesi, yerel yönetimleri, yasada gösterilen

karar organlarının seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan tüzelkişiler

olarak tanımlarken kuruluş, görev ve yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine

uygun biçimde yasayla düzenleneceğini, seçimlerinin de Anayasa'nın 67.

maddesindeki esaslara göre yapılacağını öngörmüştür. Yerinden yönetimin doğal

sonucu olarak özerklik taşıyacaklar, karar organları serbestçe oluşacak, karar

alma özgürlükleri bulunacaktır. Merkezî yönetim ve onun hiyerarşisi dışında,

seçimle oluşturulan kendi organlarının aldığı kararları uygulama yetkisine de

sahip olan bu kuruluşlar demokratik yapının temelidir. Öğretide, uygulama alanı

bakımından "yer yönünden yerinden yönetim" nitelemesiyle sözü edilen

yönetim türünde, yöresel gereksinmeler için örgütlenme temel alınmakla, organlarının

halk tarafından seçilmesi ilkesi benimsenmektedir. Demokratik katılıma ilk

aşamada etkinlikle anlam kazandıran bu örgütlerin tanımına, yapısına, işlevine,

amacına uygun oluşum yöntemleri getirilmesi zorunludur. Belediye başkanlarının

doğrudan halk tarafından seçilmesi geleneğinin kurulmuş olması, seçimi olumsuz

yönde etkileyen, yapay seçim çevreleriyle oyların yalnızca amaçlanan doğrultuda

yoğunlaşmasını sağlayarak halkın seçmesini sözde bırakan düzenlemeleri geçersiz

kılar. Anayasa'nın büyük yerleşim merkezleri için yasayla özel yönetim

biçimleri getirilebileceğine ilişkin 127. maddesinin üçüncü fıkrası yanlış

yorumlanıp Anayasa'nın 67. maddesine aykırı biçimde özel seçim yöntemleri

getirilemez. Bağımsız seçim çevreleri birbirine etkin duruma sokulup karma

yapılamaz. Yeni düzenleme, bir yerel yönetim sınırları içindeki seçmenleri bir

başka yerel yönetim yöneticisi için oy vermek zorunda bırakmaktadır. Bu

nedenle, öncelikle Anayasa'nın 127. maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır.

Maddenin üçüncü fıkrası, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimi

getirilebileceğini açıklamış, seçim konusunda özel bir sistemi öngörmemiştir,

yasakoyucu 67. maddedeki esaslarla bağlı tutulmuşken, bu sınırları zorlayan

dava konusu kural maddedeki esaslarla bağlı tutulmuşken, bu sınırları zorlayan

dava konusu kural 127. maddenin üçüncü fıkrasına da aykırıdır.

İlçe belediye meclisini yalnız ilçedeki seçmenler seçerken, ilçe belediye başkanını, üstelik büyükşehir belediye başkanına bağımlı olarak tüm büyükşehirlerdeki seçmenlerin seçmesi, bunu sağlayacak biçimde seçim çevresi belirlemesi 127. maddenin amacına ve anlamına aykırı düşmektedir. Getiriliş amacını aşan, Anayasa'nın 13. maddesindeki gereklerle uyuşmayan düzenlemeye geçerlik tanınamaz. Başkanlararası uyumdan söz edilerek yasal ilişkilerin kişiselleştirilmesi, belediye meclislerinin, meclislerle başkanların uyumunun gözardı edilmesi aykırılığı somutlaştıran belirtilerdir.

Serbest seçme hakkı, özgür ve demokratik yönetimin ön koşulu,

hukuksal simgesidir. Bu hak, ikili seçim çevresi sisteminden olumsuz biçimde

etkilenecektir. Seçmen, kendi bölgesi dışında başka bölge için oy kullanmak

zorunda bırakılmakta, belediye başkanlığı ve meclis üyeliği birbirinden

koparılarak belediye tüzelkişiliğinin oluşumu ilgisiz bölge seçmeninin

müdahalesine açılmaktadır. Her türlü etkiden, uzak oy kullanma, istediği gibi

oy kullanma durumuyla bağdaşmayan, seçmeni bağımlı kılan, ilçesinde en çok oyu

aldığı için seçilmesi gereken adayı, seçmeni daha çok olan ilçede oy alamadığı

için kaybeden durumuna düşürecek seçim çevresi sistemini getiren fıkra,

Anayasa'nın 67. maddesine aykırıdır.

b. Anayasa'nın Başlangıç Kısmı ile 2. ve 5. Maddeleri Yönünden İnceleme :

Anayasa'nın ilgili teme! hükmü 127. ve onun esaslarına yollama yaptığı 67. maddesine aykırı olan kural, "Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni"ni, tüm işlem, eylem ve oluşumların hukuka uygunluğunu zorunlu kılan "hukuk devleti" ilkesini, demokratik örgütlenmeyi yerel yönetimler düzeyinde olumsuz etkileyerek devletin demokrasiyi koruma amacını zedelediği için Anayasa'nın Başlangıç kısmına, 2. ve 5. maddelerine aykırıdır.

Anayasa'nın 127. maddesi açıkça 67. maddedeki esasları, öngörmektedir. Belediye meclisine ayrı, belediye başkanına ayrı seçim çevresi, yerel yönetimler için ikili bir sistemi gündeme getirmekte, Anayasa Mahkemesi'nin 3420 sayılı yasanın kimi maddelerinin iptaline ilişkin 13.6.1988 günlü, Esas : 1988/14, Karar:1988/18 sayılı kararın 9. madde bölümündeki gerekçeleri incelenen birinci fıkra için de geçerli kılmaktadır.

Birinci fıkra iptal edilmelidir. Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN bu görüşe katılmamışlardır.

2. Maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı sorunu :

Gerçekte 2972 sayılı Yasanın 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, kendi anlamları bakımından, birbirini tamamlamakta, bir bütünü oluşturmaktadır. Ancak, birinci fıkranın iptalinden sonra bağımsız kalan ikinci fıkranın bu biçimi ve içeriğiyle Anayasa'nın herhangi bir maddesine aykırılığı söz konusu değildir.

Bu fıkraya yönelik iptal istemi reddedilmelidir.

D- YASANIN 4. MADDESİ

Bu maddeyle, 2972 sayılı Yasanın 18. maddesinin (b) bendine, birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkra, iptal davasının açılmasından sonra çıkarılan 31.3.1988 günlü, 3420 sayılı yasanın 9. maddesiyle değiştirildiğinden bu fıkraya yönelik konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine gerek görülmemiştir.

E- YASANIN 6. MADDESİ

2972 sayılı Yasanın 29. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını üç fıkra olarak değiştiren bu maddenin ilk iki fıkrasının iptali istenmiştir. 3394 sayılı Yasanın 6. maddesinin "29. maddenin ikinci fıkrası" olarak kabul ettiği fıkrayı, 3420 sayılı Yasanın 11. maddesi "birinci fıkranın son bendi" olarak göstermiştir.

1. Davadan sonra yürürlüğe giren 31.3.1988 günlü, 3420 sayılı Yasanın 11. maddesiyle 29. maddenin birinci fıkrasının son bendi (3394 sayılı yasaya göre ikinci fıkra) değiştirilip bu bentten sonra gelmek üzere bir fıkra eklenerek, iptali istenen iki fıkraya yönelik davanın konusu kalmadığından bu hususta da karar vermeye gerek görülmemiştir.

2. Maddenin ve 2972 sayılı Yasanın 29. maddesinin "Mülkî amirlerin vaki boşalmaları ilçe seçim kuruluna bildirmeleri üzerine, ilçe seçim kurulu seçim tarihini yukarıda belirtilen esaslara göre tesbit ve ilân eder" biçimindeki üçüncü (3394 sayılı Yasaya göre dördüncü olan) fıkrası, Anayasa Mahkemesi'nin 13.6.1988 günlü, Esas : 1988/14, Karar: 1988/18 sayılı kararıyla iptal edilmiş olduğundan bu konuda da karar verilmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

20.6.1987 günlü, 3394 sayılı "1580 Sayılı Belediye Kanunu, 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 2972 Sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 3194 Sayılı İmar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun"un;

A- 1. maddesiyle değiştirilen 14.4.1930 günlü, 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 93. maddesinin :

1. Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine, Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, Mustafa ŞAHİN ve Adnan KÜKNER'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,

2. İkinci fıkrasındaki "Belediye başkanlığı ve başkanvekilliğinin aynı zamanda boşalması halinde ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN ve Adnan KÜKNER'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,

3. Dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, İhsan PEK-EL ve Selçuk TÜZÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla,

B- 2. maddesiyle 27.6.1984 günlü, 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 9. maddesine eklenen fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla,

C- 3. maddesiyle 18.1.1984 günlü, 2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişikliğin :

1. Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla,

2. İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine oybirliğiyle,

D- 4. maddesiyle 2972 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin (b) bendine,

birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkra [le 6. maddesiyle

değiştirilen 2972 sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında

üç fıkra olarak yapılan yeni düzenlemenin "Hallerinde söz konusu organ

için boşalmayı takip eden ilk yılın Haziran ayının ilk pazar günü seçim tarihi

olarak kabuledilir..." ve "... 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanuna

tabi olan organlarda vuku bulan boşalma hallerinde ise ara seçim

yapılmaz." hükümleri 31.3.1988 günlü, 3420 sayılı "298 sayılı

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun, 2820sayılı

Siyasî Partiler Kanununun ve 2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle

Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinin

Değiştirilmesine Dair Kanun"un 9. ve 11. maddeleriyle değiştirildiğinden,

konusu kalmayan bu fıkralarailişkin istemler hakkında karar verilmesine yer

olmadığına oybirliğiyle,

E- 6. maddesiyle 2972 sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını üç fıkra olarak değiştiren düzenlemenin "Mülkî amirlerin vaki boşalmaları ilçe seçim kuruluna bildirmeleri üzerine, ilçe seçim kurulu seçim tarihini yukarda belirtilen esaslara göre tespit ve ilan eder" hükmü Anayasa Mahkemesi'nin 13.6.1988 günlü, Esas : 1988/14, Karar: 1988/18 sayılı kararıyla iptal edilmiş olduğundan bu konuda da karar verilmesine yerolmadığına oybirliğiyle,

13.6.1988 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

İdarenin bütünlüğü içerisinde özerk bir yerinden yönetim idaresi olan belediyelerde, bazı hallere münhasır da olsa belediye başkanvekillerinin seçim yoluyla değil de, yerine göre belediye başkanı, vali, İçişleri Bakanı ya da Başbakan tarafından atama suretiyle işbaşına getirilmelerine olanak sağlayan, 1580 sayılı Yasanın 20.6.1987 günlü, 3394 sayılı Yasa ile değişik 93. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilk tümcesi hükümleri, Anayasa'nın 127. maddesinde ifadesini bulan yerinden yönetim ilkesine aykırıdır.

Bu itibarla iptal isteminin reddi yönünde oluşan çoğunluk görüşüne karşıyım.

Başkan

Mahmut

C. CUHRUK

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer

TURAN

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Mustafa

ŞAHİN

Üye

Adnan

KÜKNER

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

3394 sayılı Yasa ile gerçekleştirilen değişikliklerin kimine yönelik iptal istemini reddeden çoğunluk görüşüne karşı kullandığım oylarımın gerekçelerini aşağıda sırasıyla açıklıyor, ayrıca, görüşlerimle çatışmayan öbür karşıoy gerekçelerine de katıldığımı belirtiyorum :

1 - Anayasa Mahkemesi kararının A/1 bölümü, belediye meclislerini

dışlayan, demokrasinin çoğulcu ve katılımcı niteliğini yadsıyan bir anlam

taşımaktadır. Anayasa'nın 127. maddesinin ilkeleştirdiği "yerel

yönetim" kurumu ve "yerinden yönetim" kavramlarıyla çelişen

çoğunluk görüşü belediye başkanını,belediye meclisinin önüne almakla, üstüne

çıkarmakla kalmayıp ona meclise egemen bir konum kazandırmış, bir tür yerel

parlamento sayılacak belediye meclisi üyelerini atama-görevlendirme yetkisini

başkana tanımıştır. Bu yöntem, partizanlığı körükleyip yaygınlaştıracak

sakıncalı bir anlayışın ürünü olabilir. Kurumlan yıpratacak, doğrulanmış

gelenekleri yıkacak, demokrasiyi yozlaştıracak düzenlemelere yasakoyucunun

takdir yetkisini yanlış değerlendirerek, geçerlik tanımak, Anayasa'dan ödün

vermektir. İktidargrubunu mutlak etken ve egemen kılmak amacıyla yürürlüğe

konulan hukuka karşı "oyun" niteliğindeki kurallar hoşgörüyle

değerlendirilemez. Meclisin kendi yöneticisinin vekilini belirleme hakkını

elinden alıp bir kişiye vermek, o kişiyi meclise karşı güçlükılmaya yönelik bir

düzenlemedir. Bu yapı demokrasi kavramına ters düştüğü gibi 127. maddenin

özüne, sözüne ve amacına aykırıdır. Hukuk devleti ilkesi bu tür kurallarla

sarsılmaktadır. Organın seçimle gelmesini öngören Anayasa'ya karşın atama

yöntemi, kabulü olanaksız bir durumdur.

2- Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasındaki "idarî

vesayet yetkisi"ni sözü edilen bu fıkradaki amaca aykırı biçimde

genişleterek, ilkelerinin ve yönteminin yasayla belirlenmesi uygunluğunun

kanıtı sayıp uygulamak büyük yanlışlıktır. Anayasa, idarî vesayeti belli

amaçlarla sınırlamış, ilke ve yönteminin bu sınırlar gözetilerek yasada

belirtileceğini öngörmüştür. Geniş vesayet yetkisi demokrasiyle bağdaşmaz,

hukuka aykırı bir nitelik taşırken bu daha ağır, baskıcı biçimde yerel

yönetimlerde egemen kılmak Anayasa'nın anlamıyla uyuşmamaktadır. Bakanı ve

valileri, belediye başkanlığı ile başkanvekilliğinin aynı zamanda boşalması

durumunda görevdeki belediye meclisinin üstünde yetkili kılmak ne idarî vesayet

yetkisiyle ne de başkabir nedenle uygun bulunur. Hukuksal işlemlerde zorlama,

hukuksallığı ortadan kaldırır. Vesayeti zorunlu, geniş yetkili sayan bir

anlayışla yerel yönetim kurumu savunulamaz ve korunamaz. Anayasa hukukun

üstünde değildir. Denetlenen fıkra, yerel yönetimi sözde bırakan,

demokratikleşmesini önleyen yönüyle 127. maddeye açıkça aykırı olduğu gibi

seçme ve seçilme hak ve özgürlüklerine getirdiği sınırlamalar nedeniyle de

Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerine de aykırıdır. Dayandığı Anayasa maddesiyle

çelişen yasa düzenlemeleri, biçimi ve görünümüyle uygun gösterilse de,

gerçekten uygunluğu sözde kalır. Fıkra, Anayasa'nın tanıdığı haklardan

pişmanlık duyulmuşçasına, onları geri alma olanağı sağlayan bir araç durumuna

sokulmuştur.

Anayasa Mahkemesi, hukukun savunucusu, anayasal hak ve özgürlüklerin kaynağı olan demokrasinin koruyucusu, uygunluk denetiminin başlıca sorumlusudur. Göstereceği duyarlık ve özen, gerçek güvence olarak devletin temelini güçlendirecek, en sağlıklı, en anlamlı katkıdır. Yasama organını devletle bir tutmak, takdir yetkisini anayasal gerekler dışına taşırıp, sınırsızlığa götürmek yarınlarda ağırlık getiren ödünler sayılabilir. Anayasa'dan kimse ödün veremez. Denetimle, Anayasa'yı daha hukuksal, daha yaraşır, daha etkili, daha güçlü tartışmasız egemenkılmak onurlu görevidir. Kararı bu çerçeveye sığdıramıyorum.

Başkan

Mahmut

C. CUHRUK

KARŞIOY

YAZISI

1580 sayılı Belediye Kanununun, 20.6.1987 günlü, 3394 sayılı Yasayla değişik "Başkanvekili ve geçici görevlendirme" başlıklı 93. maddesinin dava konusu dördüncü fıkrası; belediyelerin seçilmiş organları veya bu organların üyeleri hakkında, görevlerine ilişkin bir suç sebebiyle soruşturma veya kovuşturma açılması halinde, İçişleri Bakanının, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar buorganları veya organların üyelerini görevden uzaklaştırabileceğini öngören üçüncü fıkrası hükmüyle doğrudan bağlantılıdır.

Gerçekten dördüncü fıkrada, üçüncü fıkra uyarınca görevden uzaklaştırılan belediye başkanının yerine, İçişleri Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar, meclis üyeleri arasından, geçici olarak bir başkan görevlendirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Belediye hizmetlerinin aksatılmadan yürütülmesini sağlamak amacıyla yapıldığı anlaşılan söz konusu düzenlemenin Anayasal dayanağını, TC. Anayasası'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun değişik 93. maddesinin üçüncü fıkrasında da aynen tekrarlanan kural oluşturmaktadır.

İçişleri Bakanı, belli koşulların gerçekleşmesi halinde, seçilmiş

mahallî idare organlarını veya bu organların üyelerini, geçici bir tedbir

olarak, kesin hükme kadar görevden uzaklaştırabilme yetkisini esas itibariyle

Anayasa'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasından aldığına göre; Belediye

Kanunu'nun değişik 93. maddesinin üçüncü fıkrasıyla da yinelenen bu yetkinin

kullanılması sonucunda doğan geçici boşluğun doldurulması, karşılanması zorunlu

bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Anayasa Koyucu, beliren

ihtiyacın karşılanmasına ilişkinesas ve usulleri bizzat belirtmemiş, bu konuya

ilişkin düzenlemeyi, kanımızca Yasa Koyucunun inisiyatifine, onun takdirine ve

siyasî tercihine bırakmıştır.

İçişleri Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar, belediye meclisi üyeleri arasından geçici olarak bir başkan görevlendirilebileceğine ilişkin bulunan inceleme konusu dördüncü fıkra hükmünün, Anayasal ilke ve kurallarla bağdaşmayan, bunlarla çelişen ve çatışan bir yanı ve yönü yoktur.

20.6.1987 günlü, 3394 sayılı Yasayla 27.6.1984 günlü, 3030 sayılı Yasanın 9. maddesine eklenen fıkra da, 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 93. maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, büyükşehir belediye başkanlığında doğacak boşluğun doldurulmasını sağlamaya yönelik bir düzenleme niteliğindedir. Aynı ihtiyaçtan kaynaklanmış ve aynı Anayasal temele oturtulmuş olması nedeniyle yukarıda 1580 sayılı Yasanın değişik 93. maddesinin dördüncü fıkrası yönünden yapılan açıklamalar, 3030 sayılı Yasanın 9. maddesine 3394 sayılı Yasayla eklenen fıkra açısından dageçerlidir.

1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 20.6.1987 günlü, 3394 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilen 93. maddesinin dördüncü fıkrası ile;

3030 sayılı Yasanın 9. maddesine 3394 sayılı Yasanın 2. maddesiyle eklenen fıkranın "Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline" ilişkin olarak oyçokluğu ile oluşturulan karara bu nedenlerle katılamamaktayım.

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

KARŞIOY

YAZISI

Anayasanın 127 nci maddesinde; "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere ... seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.

Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Mahalli idarelerin seçimleri, Anayasanın 67 nci maddesindeki esaslara göre beş yılda bir yapılır" hükümleri yer almıştır.

Bu hükümler karşısında, en esaslı ve tipik mahalli idare olan belediyelerde, yalnız belediye meclislerinin değil, belediye başkanlarının da seçimle işbaşına gelmesi ve bu esaslara aykırı eski kanun hükümlerinin uygulanmaması, değiştirilmesi gerekmektedir.

Aynı nedenlerle, belediye başkanvekillerinin de; Belediye başkanı, vali, İçişleri Bakanı veya Başbakan tarafından "atanmak"la değil, "seçim"le belirlenmesi zorunludur. Bu zorunluluk nedeniyledir ki, 1961 Anayasasının 116 nci maddesi yürürlüğe girince, 3.4.1930 günlü, 1580 sayılı Belediye Kanununun bir çok hükümleri, 19.7.1963 günlü, 307 sayılı Kanunla değiştirilmiş; 93 üncü maddesine de; "Belediye başkanlığının herhangi bir sebeple boşalması veyaizin, hastalık ve işten el çektirme gibi hallerde yeni başkan seçimi yapılmasına veya başkanın görevine başlamasına kadar meclis her toplantı yılı başında içinden bir üyeyi başkanvekili seçer" hükmü konulmuştur.

Belediyelerin esas karar organı ve seçimle oluşan meclisleriyle işbirliği ve uyum içinde bulunması gereken başkanvekillerinin, "seçim" yerine, belediye başkanı, vali, İçişleri Bakanı veya Başbakan tarafından atanması "yerinden yönetim ilkesine" de aykırı olduğundan dava konusu 20.6.1987 günlü, 3394sayılı Kanunla değiştirilen, Belediye Kanununun yeni 93 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının da iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasında : "Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma ve kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, içişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir" denilmektedir.

1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 3394 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 93. maddesinin üçüncü fıkrasında Anayasa'nın sözü geçen hükmü tekrarlandıktan sonra, dördüncü fıkrada "Bu durumda bakanın teklifi ve Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar meclis üyeleri arasından geçici olarak bir başkan görevlendirilir" denilmiştir.

Dördüncü fıkra hükmü, üçüncü fıkranın devamı, Anayasa ile İçişleri Bakanı'na verilen yetkinin uzantısı ve tamamlayıcısıdır. Bu yetkinin kötüye kullanılma ihtimalinin mevcut olması, Anayasa'ya aykırılık sebebi teşkil etmez. Kötü düşünceli insanların elinde en iyi hüküm de kötüye kullanılabilir. Bizim arayacağımız, Anayasa'nın böyle bir düzenleme yetkisini kanun koyucuya verip vermediği hususudur. Bazı hallerde, İçişleri Bakanı'na belediye başkanını görevden uzaklaştırma yetkisi veren Anayasa'mızın, onun yerine, meclisin seçilmiş üyeleriarasından geçici bir başkan görevlendirme yetkisini vermediğini, daha doğrusu, böyle bir görevlendirmeyi imkânsız kıldığını düşünmek yanlış olur.

3030 sayılı Kanun'un 9. maddesine 3394 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen fıkra da, aynı mahiyette bir hükmü ihtiva ettiğinden, yukarıda söylediklerim bu fıkra hükmü için de geçerlidir.

2- Anayasa'nın 127. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan

"Kanun büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri

getirebilir" hükmüne dayanılarak, bazı büyük şehirlerimiz ilçe

belediyelerine ayrılmışsa da, bu ayırım sun'i bir ayırımdır. Gerçekte, aynı

büyük şehirde yaşayan insanların, şu veya bu semtte oturmakla, o büyük şehrin

öteki semtleriyle ilgisinin kesilmiş olduğu düşünülemez. Ankara'nın Yenişehir

ilçe belediyesi sınırları içinde oturan bir vatandaşın iş yeri Altındağ

belediyesi sınırları içinde; Yenimahalle ilçe belediye sınırları içinde oturan

bir vatandaşın iş yeri ise Yenişehir ilçe belediye sınırları içinde olabilir.

Büyük şehir belediye sınırları içinde oturanvatandaşların çoğu o ilçe

belediyesinden bu ilçe belediyesine hemen her gün gidip gelmekte; bir kısmı da

zaman zaman o semtten bu semte taşınmaktadır.

Bu itibarla, 2972 sayılı Kanun'un 3394 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değiştirilen 4. maddesinde yer alan "Belediye hudutları içinde birden fazla ilçe bulunan büyük şehirlerde büyük şehir belediye başkanı, büyük şehir ilçe belediye başkanları seçimi için, büyük şehir belediye hudutları içi bir seçim çevresidir" hükmünü fazla yadırgamamak gerekir.

Büyük şehrin bir semti için yapılacak belediye başkanı seçiminin öteki semtlerde oturan vatandaşları ilgilendirmediği söylenemeyeceğinden, sözü geçen hükmün Anayasa'nın 127. maddesinde yazılı "yerinden yönetim" ilkesiyle bağdaşmadığı da ileri sürülemez.

Anayasa'mız belli bir seçim sistemini benimsememiş, hangi sistemin uygulanacağının takdirini kanun koyucuya bırakmıştır. Kanun koyucu, serbestlik, eşitlik, gizlilik, tek derecelik, genel oy, açık sayım ve döküm; yargı yönetim ve denetimi esaslarından ayrılmamak şartıyla,istediği sistemi benimseyebilecektir.

Seçim çevresinin tayini hususunda da kanun koyucunun bir tercih hakkı bulunduğunu kabul etmek gerekir. Bu tercih hakkı kötüye kullanılıp kamu yararı bir kenara itilerek, siyasî çıkar sağlama yoluna gidilmediği sürece, Anayasa'ya aykırılıktan söz edilmemesi gerekir.

Yukarıda açıkladığım gerekçelerle, 1580 sayılı Kanun'un 3394 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 93. maddesinin dördüncü fıkrasının, 3030 sayılı Kanun'un 9. maddesine 3394 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen fıkranın; 2972 sayılı Kanun'un 3394 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değiştirilen 4. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığını düşündüğümden, aksi yönde oluşmuş bulunan Mahkeme kararına katılmıyorum.

Üye

Muammer

TURAN

KARŞIOY

YAZISI

1- 3394 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 93. maddesi değiştirilerek, bu madde dördüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile "Belediye başkanları hakkında görevleri ile ilgili bir suç işlemeleri sebebi ile soruşturma veya kovuşturma açılması halinde İçişleri Bakanı tarafından geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı yerine" atanacak başkanın atanma esas ve usulleri belirtilmektedir. Bu fıkraya göre, işbu nedenle görevden geçici olarak uzaklaştırılan Belediye başkanı yerine "İçişleri Bakanının teklifi Başbakanın onayı ile kesin hükme kadar meclis üyeleri arasından bir başkan olarak" görevlendirilebilecektir.

Merkezi idareye verilen bu geçici atama yetkisinin amacı, genel ve

madde gerekçelerinde "hizmetin aksamaması" olarak açıklanmaktadır.

Anayasa'nın 127. maddesi dördüncü fıkrası ikinci cümlesinde, "...görevleri

ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan

mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanının,

geçici bir tedbir olarak uzaklaştırabileceği" belirtilmekte ve yine aynı

maddenin beşinci fıkrasında da, "Merkezî idare mahallî idareler üzerinde,

mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu

görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî

ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve

usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahip olduğu" açıklanmaktadır.

Yukarıda sözü edilen iki fıkra birlikte değerlendirildikte;

Anayasa koyucu'nun, merkezî idareye "hakkında soruşturma veya kovuşturma

açılan mahallî idare organları ile bu organların üyelerini, geçici bir tedbir

olarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırma" ve yine mahallî idareler

üzerinde "Mahallî hizmetlerin Anayasa'nın 123. maddesinde belirtildiği

veçhile idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi kamu görevlerinde

birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği

gibi karşılanması amacıyla" kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde

idarî vesayet yetkisi tanımıştır. Anayasa'nın 127. maddesi merkezî idareye,

mahallî idare organı veya üyeleri hakkında bir suç sebebi ile soruşturma veya

kovuşturma açılması halinde geçici bir tedbir olarak, kesin hükmekadar görevden

uzaklaştırma yetkisi verildiğine göre, bu şekilde görevden uzaklaştırılan

Belediye başkanı yerine geçici olarak ve kesin hükme kadar, meclis üyeleri

arasından birini görevlendirme gibi, aynı idareye, idarî vesayet gereği

"kamu görevlerinin aksamaması ve görevde birliğin sağlanması ve toplum

yararının korunması amacıyla tanınan bu yetkinin, Anayasa'ya aykırı bir yönü

bulunmamaktadır.

Öte yandan yasalarda yer alan bir kuralın, amacı dışında siyasî tercihlere göre kullanabileceği olasılığı da yalnız başına uygunluk denetimine konu olamaz.

2- Dava konusu Kanun'un 2. maddesiyle 27.6.1984 günlü, 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 9. maddesine eklenen fıkranın, Anayasa'ya aykırı olmadığına dair görüşümüz, aynı nitelikte olan 1. maddenin dördüncü fıkrasına ilişkin olarak;

3- Dava konusu Kanun'un 3. maddesiyle 18,1.1984 günlü, 2972 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişikliğin; birinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına dair görüşümüz, aynı nitelikte olan 31.3.1988 günlü, 3420 sayılı Kanun'un 11. maddesine ilişkin olarak 13.6.1988 günlü, Esas : 1988/14 , Karar : 1988/18 sayılı karara ekli karşıoy yazısının ikinci bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı cihetle, burada yinelenmesine gerek görmüyorum.

Çoğunluğun 20.6.1987 günlü, 3394 sayılı Kanun'un "1. maddesiyle 1580 sayılı Kanun'un 93. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişikliğin; 2. maddesiyle 3030 sayılı Kanun'un 9. maddesine eklenen fıkranın; 3. maddesiyle 2972 sayılı Kanun'un 4. maddesi birinci fıkrasında yapılan" değişikliğin Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin görüşe yukarıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.

Üye

Mehmet

ÇINARLI

KARŞIOY

YAZISI

1580 sayılı Belediye Kanunu, 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 3194 sayılı İmar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair 20.6.1987 günlü ve 3394 sayılı Kanunun 1. maddesinde aynen : "1580 sayılı Belediye Kanununun 93 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Başkanvekili ve geçici görevlendirme

Madde 93.- Belediye başkanı; izinli, özürlü veya raporlu bulunacağı veya beldeden görevli olarak ayrılacağı durumları dikkate alarak önceden, meclis üyeleri arasından bir başkanvekili belirler..." denilmektedir.

Belediye başkanına böyle bir yetkinin verilmesi, onun objektif

iktidarına sübjektif bir unsur katılması ve kamu hizmetinin şahsileştirilmesi

demektir. Bir kamu tüzelkişisi olan belediyenin organları, yetkilerini özel

kişiler gibi kendi heves ve arzularına göre kullanamaz ve dolayısıyla

başkanvekilini de dilediği gibi seçemezler. Ortada bir kamu hizmeti söz konusu

olduğuna göre, bu hizmetin eşit şartları taşıyan herkese birden arz edilmesi ve

bu suretle yarışta öne geçenin hizmeti üstlenmesi gerekir. Zira, demokrasilerde

hiç kimse, kendi mahdut ve kişisel düşüncelerini herkese şamil bir kural haline

sokamaz. Demokrasi, hem tezleri ve hem de mukabil tezleri içinde barındıran bir

rejimdir ve her ikisi de Anayasa'nın güvencesi altındadır. Böyle bir uygulama,

mahallî idare organlarının halk tarafından seçil-meleriyle oluşmasında güdülen

amaca da aykırı düşer. Bu itibarla, sözü edilen fıkrayı, Anayasa'nın

"Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında

kullanılamaz" diyen 13. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı gördüğümden,

aksi yönde kararı oluşturan çoğunluk görüşüne muhalif kaldım.

Üye

Servet

TÜZÜN

KARŞIOY

YAZISI

20.6.1987 günlü, 3394 sayılı "1580 Sayılı Belediye Kanunu, 3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 2972 Sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun ve 3194 Sayılı İmar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun"un 1. maddesiyle değiştirilen 14.4.1930 günlü, 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 93. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile ilgili olarak Sayın Üye Muammer TURAN'ın karşıoy yazısında açıkladığı gerekçelerle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Üye

Mustafa

ŞAHİN

KARŞIOY

YAZISI

A- 3394 sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilen 1580 sayılı Yasanın 93. maddesinin dördüncü fıkrası ve yine aynı Yasanın 2. maddesi ile 3030 sayılı Yasanın 9. maddesine eklenen fıkra; olağanüstü bir durumda hizmetin aksamamasını teminen geçici bir süre için merkezî idareye meclis üyeleri arasından bir başkan görevlendirme yetkisi vermektedir.

Bu husus, Anayasa'mızın 123. ve 127. maddelerinde yer alan idarenin bütünlüğü ve idari vesayet ilkelerine uygundur. Anayasa'mıza da aykırı bir yönü yoktur.

B- 3394 sayılı Yasanın 3. maddesiyle 2972 sayılı Yasanın 4. maddesinde yapılan değişiklik kapsamı itibariyle, Anayasa'mızın 127. maddesinin üçüncü fıkrasındaki "kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir." şeklindeki kuralın bir gereğidir. Yönetim biçiminin seçimşeklini etkilemesi tabiidir.

Büyükşehirde yaşayan vatandaşlarımızın evi, işyeri, sürekli alış veriş yaptığı yerler çoğu defa büyükşehre bağlı başka başka ilçelerde bulunmaktadır.

Bu düzenleme ile, büyükşehir ve büyükşehre bağlı ilçe halkının günlük yaşantısında karşılaştığı belediye hizmetlerini etkileyen, belediye başkanlarını ayrı ayrı ve müştereken değerlendirme imkânı getirilmektedir. Seçim hakkı daraltılmamakta, genişletilmektedir. Seçime dayanan bu tercih bir bütünlük arzeden yönetim biçimine, hizmetin mahiyetine ve gerçek ihtiyaca ve kamu yararına daha uygun düşmektedir.

Bu nedenle, yukarıda belirtilen maddeleri Anayasa'ya aykırı bularak iptalini kararlaştıran çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Adnan

KÜKNER

KARŞIOY

YAZISI

3394 sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilen 1580 sayılı Yasanın 93. maddesinin dördüncü fıkrasının,

2. maddesi ile, 3030 sayılı Yasanın 9. maddesine eklenen fıkranın,

3. maddesi ile, 2972 sayılı Yasanın 4. maddesinde yapılan değişikliğin, birinci fıkrasının,

Sayın Mehmet ÇINARLI'nın karşıoy yazısında belirtilen gerekçelerle Anayasaya aykırı olmadığı ve bu konulardaki iptal isteminin reddine karar verilmesi kanısında olduğumdan, Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Üye

İhsan

PEKEL

Üye

Selçuk

TÜZÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1987/22, K. 1988/19, 13 Haziran 1988 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. A- İptali İstenen Yasa Kuralları
  6. B- İlgili Yasa Kuralları
  7. C- Dayanılan Anayasa Kuralları
  8. III - İlk İnceleme
  9. IV - Esasın İncelenmesi
  10. A- 3394 Sayılı Yasanın 1. Maddesi
  11. B - Yasanın 2. Maddesi
  12. C- Yasanın 3. Maddesi
  13. D- Yasanın 4. Maddesi
  14. E- Yasanın 6. Maddesi
  15. Karşıoy
  16. Yazısı
  17. C. Cuhruk
  18. Darıcıoğlu
  19. Aliefendioğlu
  20. Turan
  21. Çınarlı
  22. Tüzün
  23. Şahin
  24. Kükner
  25. Pekel
  26. Tüzün
  27. Karşıoy
  28. Gerekçesi
  29. C. Cuhruk
  30. Karşıoy
  31. Yazısı
  32. Karşıoy
  33. Yazısı
  34. Darıcıoğlu
  35. Karşıoy
  36. Yazısı
  37. Turan
  38. Karşıoy
  39. Yazısı
  40. Çınarlı
  41. Karşıoy
  42. Yazısı
  43. Tüzün
  44. Karşıoy
  45. Yazısı
  46. Şahin
  47. Karşıoy
  48. Yazısı
  49. Kükner
  50. Karşıoy
  51. Yazısı
  52. Pekel
  53. Tüzün
  54. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1987/22
Karar No
1988/19
Tarih
13 Haziran 1988

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1988/14 K.1988/18
  • AYM Norm Denetimi E.1988/26 K.1988/20
  • AYM Norm Denetimi E.1988/30 K.1988/21
  • AYM Norm Denetimi E.1988/31 K.1988/22
  • AYM Norm Denetimi E.1987/18 K.1988/23
  • AYM Norm Denetimi E.1988/28 K.1988/24

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.