İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1988/62 K.1990/3

Parti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.

Esas1988/62Karar1990/3Tarih6 Şubat 1990Okuma36 dk · 7.195 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
6 Şubat 1990
Esas Sayısı
1988/62
Karar Sayısı
1990/3
Karar Günü
6.2.1990
R.G. Tarih-Sayı
12.10.1990-20663
İptal davasını açan
Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat Halkçı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.195 kelime·36 dk okuma·23 bölüm

Parti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.

İPTAL DAVASININ KONUSU

20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu" nun, Anayasa'nın Başlangıç'ıyla 2., 5., 6., 7., 87., 91. ve 128. maddelerine aykırılığı ileri sürülen 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin iptali istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A. İptali İstenilen Yasa Kuralları

20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu"nun iptali istenilen 1, 2., 3. ve 4. maddelerini de içeren tam metni şudur:

"Amaç

Madde 1.- Kamu hizmetlerinin süratli, düzenli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülebilmesi için aşağıda belirtilen çerçeve içindeBakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir.

Kapsam

Madde 2.- Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler;

Kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla kamu kurum ve kuruluşlarınında birbirleriyle olan ilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla bu konulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi için ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılmasını veya değiştirilmesini kapsar.

İlkeler

Madde 3.- Bakanlar Kurulu bu Kanuna göre verilen yetkiyi kullanırken aşağıdaki ilkeleri gözönünde bulundurur.

a) Zaman ve kaynak kaybının önlenmesi,

b) Beyanın yeterli sayılması; ancak, zorunlu durumlarda belgelemeyoluna gidilmesi,

c) İşlemlerin tek kuruluş içinde tamamlanması, buna imkân olmadığı takdirde görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin ve koordinasyonun sağlanması,

d) Görev ve yetki dağıtımının hizmetin en iyi yapılabileceği şekildeyeniden düzenlenmesi.

Yetki süresi

Madde 4.- Bakanlar Kuruluna verilen yetki, buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl için geçerlidir. Bakanlar Kurulu bu süre içinde birden çok kanun hükmünde kararname çıkarabilir.

Yürürlük

Madde 5.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 6.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları da şunlardır:

1- "Başlangıç (altıncı fıkra)

-Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;"

2. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

3. "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

4. "Madde 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."

5. "Madde 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."

6. "Madde 87.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri,kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanlarıdenetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere,genel ve özelaf ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir."

7. "Madde 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim e olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci e ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi haklan ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.

Yetki kanunu, çıkarılacak kanım hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.

Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin itmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.

Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.

Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları ün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.

Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle e ivedilikle görüşülür.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."

8. "Madde 128.- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev s yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.

Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özelolarak düzenlenir."

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜ1, Mustafa ŞAHİN, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmalarıyla 28.12.1988 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenilen Yasa kurallarıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunlarıngerekçeleri ve ötekiyasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. TBMM Tarafından Bakanlar Kuruluna KHK Çıkarabilmesi İçin

Verilen Yetki Konusunda Anayasal İnceleme:

1- Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesinin Nedenleri:

1961 Anayasası'nın ilk şeklinde bulunmayan KHK kurumu, 22.9.1971

günlü ve 1488 sayılı Yasa ile Anayasa'nın 64. maddesinde yapılan değişiklik

sonucu hukukumuza girmiştir. Bu değişikliği!) gerekçesinde, parlamenter

rejimlerde yasa yapmanın belli usullere uyulmasını gerektirdiği, bunun zaman

aldığı ileri sürülerek "değişen ekonomik ve sosyal koşulların gereği

olarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışında yürürlüğe konulabilmesi

çağdaş devlet anlayışının doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır"

denilmiştir. KHK'ler, 1982 Anayasası'nda temelde 1961' Anayasası'ndan çok

farklı olmamakla birlikte kimi yeniliklerle ve fakat benzer gerekçelerle 91.

maddede düzenlenmiştir. Ve böylece hem yürütme organını güçlendirmek hem de

değişen ekonomik ve sosyal konuların ortaya çıkardığı sorunlara ivedi çözümler

bulmak amacına ulaşılmak istenilmiştir.

Olağan dönemlerde çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetki yasasına dayanması zorunludur. Yetki Yasası'nın içeriği ve öğeleri de Anayasa'nın 91. maddesinde saptanmıştır. 87. madde iseBakanlar Kurulu'na "bellikonularda" KHK çıkarma yetkisi vermeyi TBMM'nin görev ve yetkileri içerisinde saymıştır.

2- Bakanlar Kurulu'na Verilen Yetkinin Niteliği:

Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi için öncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda bir yetkinin verilmiş olması gerekir. Bu yetki de ancak bir yasa ile gerçekleşir. Bakanlar Kurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasanın verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan KHK, yürürlükteki yasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başka bir anlatımla yasanın hukukî gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin, "kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak" öğelerini içerdiği kuşkusuzdur. KHK, yürürlükteki yasa hükümlerinin kaldırabilmekte ve değiştirebilmektedir.

Bu nedenle öğretide KHK çıkarma yetkisini, yasama yetkisinin devri

olarak niteleyen görüşlere de rastlanmaktadır. Danışma Meclisince kabul edilen

Anayasa tasarısının "Yasama Yetkisi" başlığını taşıyan 7. maddesindeyasama

yetkisinin devredilmeyeceği belirtildikten sonra "Anayasa ile

Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna verilen kanım hükmünde kararname çıkarma

yetkisi saklıdır" denilmiştir. Buna dayanılarak Danışma Meclisinin KHK

çıkarma yetkisinin, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesininbir istisnası

olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Her ne kadar, tümce Millî Güvenlik Konseyince

metinden çıkarılmış ise de Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu'nun

gerekçesinde"...bu değişikliğin KHK'lerin mahiyeti üzerinde bir görüş

ayrılığından ileri gelmediği sadece yetkinin amaç ve kapsamı Anayasa'nın bu

konularla ilgili maddelerinde açıkça belirtilmiş..."bulunduğundan bu

hususun ayrıca tekrarına gerek olmadığı açıklanmıştır. Bu durum, Bakanlar

Kurulu'na KHK çıkarabilme konusundaverilen yetkinin yasama yetkisinin devri

olarak nitelenmesinin nedenidir.Bu yetkinin yasada öngörülen koşullar ve süre

ile sınırlı olup Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliği

ilkesinin bir istisnası sayılması genellik kazanan bir görüş değildir. Anayasa

Mahkemesi'ninkonuya ilişkin kararlarında da vurgulandığı gibi TBMM tarafından

önemli, zorunlu ve ivedi durumlar dışında ve yasama yetkisinin devri

niteliğindeBakanlar Kurulu'nun yetkilendirilmemesi gerekir. Yasama yetkisinin

herhangi bir nedenle ve sınırlı da olsa devri olanaksızdır.

3- Yetki Yasası'nın Koşullan ve İçeriği:

Bakanlar Kurulu'na KHK çıkartabilmesine yetki veren yasada yer alacak öğeler Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin, ikinci fıkrasında gösterilmiştir. Bu fıkra hükmüne göre:

"Yetki Kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir." Bundan anlaşılacağı gibi yetki yasası, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve bu süre içinde birden çok kararname yürürlüğe konulup konulamayacağını belirtmek zorundadır. Bakanlar Kurulu'na verilen yetki, Yasada öngörülen amaç, ilke, kapsam ve süre ile sınırlı bir yetkidir.Ohalde, yetki yasasının Anayasa'nın belirlediği öğeleri belli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırması gerekir.

Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "belli

konularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkça

belirtildiği halde, 1982Anayasası'nın yetki yasasının sahip olması gereken

öğelerini gösteren 91. maddesinde bu koşul yer almamaktadır. Ancak, 1982 Anayasası'nınTBMM'nin

görev ve yetkilerini belirleyen 87. maddesinde "... Bakanlar Kuruluna

belli konularda Kanun Hükmünde Kararnameçıkarma yetkisi vermek..."kuralı

bulunmaktadır. Bu nedenle 91. maddede "belli konularda" ifadesinin

yer almaması bir noksanlık sayılamaz. 91. maddede bu sözcüklerin bulunmaması,

yasama organının Bakanlar kuruluna herhangi bir boyutta bir yetki devrine

olanak vermez. Çünkü, 87. madde, BakanlarKurulu'na verilecek KHK çıkarma

yetkisinin ancak belli konularda olabileceğini çok açık göstermektedir. Bu

durumda TBMM Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda bu yetkiyi verebilir; her

konuyu kapsayacak şekildebirKHK çıkarma yetkisi veremez. Verilen yetkinin

konusunun yasada gösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğe

konulan KHK'lerin yetki yasası kapsamı içerisinde kalıp kalmadıklarının hem

yargısal hem de siyasal denetimlerinin yapılması bakımından da çok büyükönemi

vardır. Yetki Yasası'nın kapsamı dışında yürürlüğe konulan veya başka bir

anlatımla yasanın öngörmediği bir konuda düzenleme yapan bir KHK'nin Anayasa'ya

aykırılığı kuşkusuzdur.

Anayasa, bazı konuların da KHK'lerle düzenlenmesini yasaklamaktadır. 91. maddenin birinci fıkrasına göre "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi haklanve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez."

Demek ki Anayasa'nın KHK'lerle düzenlenemeyeceğini belirlediği konularda TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na düzenlemede bulunması için bir yetki verilmesi de olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli olmasının, Anayasa'nın 91. maddesindeki yetki verilemeyecek konulan da kapsayıp kapsamadığının incelenebilmesi yönünden de önemi büyüktür.

Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konularda KHK çıkarabileceği Yetki Yasası'nda açıkça belirtilmeli ve verilen yetki konu açısından mutlaka belirgin olmalıdır.

Anayasa'nın 91. maddesi Yetki Yasası'nda Bakanlar Kurulu'na

verilen yetkinin "amacı", "kapsamı" ve

"ilkelerini"nin de belirtilmesini zorunlu kılmıştır. Amaç, Bakanlar

Kurulu'nun kendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesi gerektiğini

belirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarak belirtilmelidir.

KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecek

yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik şekillerde yorumlamaya

elverişli olmamalıdır. Çünkü KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç ve kapsam

doğrultusunda çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hem de siyasal

denetim açısından zorunludur. KHK, yasada gösterilen amaç dışında yürürlüğe

konulmuşsa veya yetkinin kapsamını aşıyorsa bu durumu onu yetki yasasına ve

dolayısıyla Anayasa'ya aykırı kılar.

Anayasa'ya göre yetki yasası, Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin

süresini de göstermek zorundadır. Bu zorunluluk TBMM'nin yetkilerini çok uzun

bir süre yürütme organına vermekten alıkoymaktadır. Ancak bu sürenin ne kadar

olacağı Anayasa'da belirtilmemiştir. Fakat sürenin, KHK kurumunun Anayasahukukuna

getiriliş gerekçesine uygun olarak kısa olması gerekir. Bakanlar Kurulu'na çok

uzun süreli yetki verilmesi, koşullu ve süreli bir yetki verilmesine olanak

tanıyan Anayasa'nın aşılarak yasama yetkisinin devri anlamına gelebilir.

Bakanlar Kurulu'nauzun sürelibir yetki verilmesi istisnanın olağan duruma

dönüşmesine ve yasama yetkisinin devrine yol açar ki, Anayasa'nın 7. maddesi

ise buna olanak vermez.

B. 3481 Sayılı Yetki Yasası'nın Getirdiği Düzenleme; l- Yasa'nın Gerekçesi:

3481 sayılı Yetki Yasası, daha önce çıkarılmış ve süresi iki kez uzatılmış olan 2977 sayılı Yasa'nın devamı niteliğindedir.

2977 sayılı Yetki Yasası, 8.2.1984 gününde yürürlüğe girmiş, bu yasa ile Bakanlar Kurulu'na verilen yetki süresi 3207 sayılı Yasa ile önce bir yı1,3296 sayılı Yasa ile de iki yıl uzatıldıktan sonra yetki süresi 8.8.1988-gününde sona ermiştir.

25.10.1988 gününde yürürlüğe giren 3481 sayılı Yasa 2977 sayılı Yasa'daki yetkileri yeniden iki yıl süre ile Bakanlar Kurulu'na vermektedir.

3481 sayılı Yetki Yasası'nın çıkarılmasındaki amaç, Yasa tasarısının gerekçesinde aynen şöyle belirtilmektedir:

"Bürokratik usul ve işlemlerin kırtasiyeciliği artırdığı, kamu hizmetlerini aksattığı, işlerin zamanında görülmesini engellediği ve vatandaşlara gereksizkülfetler yüklediği görülerek, bu engellerin tesbiti ile çarelerinin bulunmasına gayret sarf edilmiştir.

Zaman ve kaynak israfının önlenmesi, beyanın yeterli sayılması, işlemlerin tek kuruluş içinde tamamlanması, hizmetin en iyi şekilde yürütülmesinin temini ve görev-yetki dağılımının günün ihtiyaçlarına göre yeniden organize edilmesini sağlamak maksadıyla, idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesine ilişkin 2977 sayılı Yetki Kanunu çıkarılmıştır.

Bu Kanuna istinaden tanzim olunan bir dizi kanun hükmünde kararname ile; trafik, nüfus, pasaport, tapu, veraset, özellikle evlenme gibi çeşitli konularda reform niteliğinde yeni düzenlemelere gidilmek suretiyle, gittikçe girift hale gelmiş bulunan vatandaş ve Devlet ile kamu kuruluşları arasındaki ilişkilere basitlik getirilmeye çalışılmış ise de, bürokratik engeller taşıyan mevzuatın çok ve dağınık olması sebebiyle kırtasiyeciliğin tamamen önünün alınması mümkün olmamıştır.

Nitekim, gerek mevzuatın önceden öngörülemeyecek derecede çok oluşu ve gerekse idarî usul ve işlemlerle ilgili bürokratik yükün azaltılması için yapılan çalışmaların devamlılık arz etmesi sebebiyle, 2977 sayılı Kanun'un yetki süresinin; 3207 sayılı Kanun'la 8 Ağustos 1985 tarihinden itibaren bir yı1, 3296 sayılı Kanun'la da 8 Ağustos 1986 tarihinden geçerliolmak üzereiki yıl daha uzatılması gerekmiştir.

Takdir olunacağı üzere, halen yürürlükte olan binlerce kanunda yer alan hükümlerin uygulamada husule getirdiği bürokratik engellerin kaldırılarak bunların sadeleştirilmesi suretiyle belirli bir sisteme oturulması, uzun bir araştırmaya ve büyük ölçüde uygulama sonuçlarının izlenmesine bağlı bulunan bir keyfiyettir.

Bu sebeplerle, süresi 8 Ağustos 1988 tarihinde sona eren Yetki Kanunu ile aynı mahiyette olmak üzere bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır."

3481 sayılı Yetki Yasası'nın kaynağı olan 2977 sayılı Yetki Yasası'nın gerekçesinde de özetle; mevzuatta yer alan bazı bürokratik kurallar ve kırtasiyecilik idarenin fertlere götürdüğü hizmetlerin gecikmesine sebep olduğundan devlet ile1vatandaş ilişkilerindeki karmaşıklığı gidermek için mevzuatı sadeleştirme ve kırtasiyeciliği azaltma yönünden araştırmalar ve çalışmalar yapılarak bütün yasalarda değişiklik yapılması suretiyle idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesinin hedeflendiği açıklanmıştır.

Devlet ile vatandaş ilişkilerini düzenleyen yasaların çok çeşitli olduğu bunları düzenleme çalışmalarının yıllar alacağı da gerekçede vurgulanmaktadır.

Görüldüğü gibi her iki yetki yasasının gerekçesinde güdülen amacın,Bakanlar Kurulu'nun ivedi çözümler getirmesi ya da kısa sürede etkin önlemler alması için yetkilendirilmesi olmayıp uzun ve yoğun çalışmaları gerektiren bir alanda yürütme organına kolaylık sağlamak olduğu belirtilmektedir.

Ancak, anayasal bir sorun doğurmamakla birlikte, bu gerekçe ile maddemetinleri karşılaştırıldığında birbiriyle uyumlu olmadıkları, yasanın gerekçeyi aştığı görülmektedir. Çünkü yasa, idarî işlemlerin yapılmasında uyulacak usul ve şekle ilişkinkurallarda değişiklik yapılmasının ötesinde idarî usul ve işlemlerin içeriğini de değiştirmeveya yeniden düzenleme yetkisivermektedir. Şöyle ki, Yasa'nın 2. maddesinde"...idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesinden" söz edilmekte, gerekçede ise idarî işlemlerin tamamlanması için gereken usule ve şekle yönelik sürecin kısaltılması istenmektedir.

2- Yasa ile Bakanlar Kurulu'na Verilen Yetkiler:

3481 sayılı Yasa'nın Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin hangi amaç için, ne kapsamda olduğunu gösteren l. ve 2. maddelerinde yetkinin "Kamuhizmetlerinin süratli, düzenli, etkin, verimli ve ekonomik yürütülebilmesiiçin, kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının da birbirleriyle olan ilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla bu konulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi için ihtiyaca cevapvermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılmasını veya değiştirilmesini kapsadığı" belirtilmektedir.

Yasa'nın 3. maddesinde Bakanlar Kurulu'nun yürürlüğe koyacağı KHK'lerde gözetileceği ilkeler sıralanmakta, 4. madde ise Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin süresini göstermektedir.

3- Yetki Yasaları'na Dayanılarak Yürürlüğe Konulan KHK'ler:

2977 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak 28 KHK çıkarılmış, bunun 16 tanesi yasalaşmıştır. 3481 sayılı Yetki Yasası zamanında ise 31.12.1989 tarihi itibariyle 2 KHK yürürlüğe konulmuştur.

Gerek 2977 ve gerekse 3481 sayılı Yetki Yasaları'na onların uygulayıcısı olan Bakanlar Kurulu'nun konu ve kapsam açısından verdiği anlamı belirleyebilmek için bu yetki yasalarına dayanılarak çıkarılan KHK'lere kısaca değinmek gerekmektedir.

192sayılı KHK, 2644 sayılı Tapu Yasası'nın 26. maddesine bir fıkra ekleyerek kamu kurum ve kuruluşlarınca açılacak kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemlerini, resmî senet düzenlenmeksizin kredi sözleşmesine dayanılarak tapuya tesciline olanak vermektedir.

194 sayılı KHK, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Yasası'nın değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasın! değiştirmiş ve intikal eden taşınmazların tescil işleminin veraset ve intikal vergisinin tahakkuku beklenmeksizin yapılacağı kuralını getirmiştir.

196 sayılı KHK, 6085 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın kimi maddelerinde değişiklik yaparak iki madde eklemekte ve özellikle sürücü ehliyetnamelerinin verilmesine, vize edilmesine ve ehliyetnamenin geri alınmamasına ilişkin hükümler taşımaktadır. Ek maddeler hükümleri ile ehliyetname alınmasında bazı yöntem kuralları getirilmektedir.

239 sayılı KHK, 1587 sayılı Nüfus Yasası'nın kimi maddelerinde değişiklik yapmış, bu Yasa'ya kimi maddeler ekleyerek, doğum, ölüm, evlenme ve yer değiştirme işlemleri konularında yeni düzenlemeler getirmiştir.

240 sayılı KHK, 5682 sayılı Pasaport Yasası'nın kimi maddelerinde değişiklikle iki ek madde ekleyerek; giriş ve çıkış kapılarının tesbiti, pasaport ve pasaport yerine geçecek vesikaların türlerine, bunların koşullarına ilişkin 'hükümler taşımaktadır.

242 sayılı KHK, yaz saati uygulaması için Bakanlar Kurulu'nun yetkili kılınmasını öngörmektedir.

245 sayılı KHK, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın kimi

maddelerinde değişiklik yaparak Millî Eğitim Gençlik ve Spor, Sağlık ve Sosyal

Yardım, Ulaştırma, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı ve Belediyenin görev ve yetkilerine

ilişkin hükümler getirmekte ve il ve ilçe trafik komisyonlarının kuruluşu,

Belediye sınırları içinde bulunan karayolu kenarındakiyapı ve tesislerin yapımı

için izin alınması, izin almayanlar hakkında uygulanacak para ve hapis

cezasının miktarı, tescil süresi ve bildirime mecburiyeti, satış ve devirlerde

noterlerin sorumluluğu (ki burada para ve hapis cezası öngörülmektedir),

araçların karayoluna uygunluğunu ve teknik esasların tespitine yetkili

kuruluşlar, sürücü belgesi için asgari yaşın tespitine, sürücü kursları

sınavları ve sürücü belgesi verilmesi esaslarına ve suç ve cezada tutanak

tutmaya yetkili kuruluşlar ile cezanın tahsil usulüne ilişkin hükümler yer

almaktadır.

346 sayılı KHK, 2644 sayılı Tapu Yasası'na bir fıkra ekleyerek tarımsal kredilerde bankalara veya kamu kuruluşlarına teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemlerini düzenlemektedir.

247 ve 250 sayılı KHK'ler de, 755 sayılı Gecekondu Yasası'nda değişiklik yaparak bu kanun ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na tanınan hak, yetki ve görevler Belediye veya Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nedevir edilmektedir.

248 sayılı KHK ile, TRT Kurum Gelirleri Yasası'nda değişiklik yapılarak ücret ödeme tarihi ileri bir tarihe alınmaktadır.

249 sayılı KHK ile, 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası'nda değişiklik yapılarak kurumca akdedilecek sözleşmelerde veya yapılacak işlerde yönetim kurulunun karar verme yetkisi genişletilmektedir.

251 sayılı KHK ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın bir maddesinde değişiklik yapılarak sigortalılara sosyal yardım aylığı bağlanmaktadır.

252 sayılı KHK, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkâr ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası'nın bir maddesinde değişiklik yaparak kuruma borçlu bulunan sigortalıların birikmiş borçlarım ödemeleri durumunda gecikme zammı ve faizden doğan borçların erteleneceğine ilişkin hükümler getirmektedir.

253 sayılı KHK ile, 5682 sayılı Pasaport Yasası'nda yapılan bir değişiklikle "Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalan sanıklara zaruri hallerde İçişleri Bakanı'nın teklifi ve Baş-bakan'ın onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat belgesiverilebilir." hükmü getirilmektedir.

254 sayılı KHK ile, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları ve 222 sayılı İlk Öğretim ve Eğitim Yasası'nın kimi hükümlerinde değişiklik yapılarak okul binası yapılacak yerlerin ve çevrelerin özellikleri hüküm altına alınmaktadır.

257 sayılı KHK ile, tescil edilmemiş lâstik tekerlekli traktörlerin tescili için bir yıllık süre verilmektedir.

262 sayılı KHK ile, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasa'nın kimi maddeleri değiştirilmiştir.

273 sayılı KHK ile, 2022 sayılı 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yasa'da değişiklik yapılarak tam teşekküllü hastahanenin sağlık kurulu raporu yerine, resmî sağlık kurumlarında görevli bir hekimin vereceği raporun yeterli olacağı hükmü getirilmiştir.

277 sayılı KHK ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'na üç geçici madde eklenerek işverenlerden kuruma borçlu olanların belli sürede borçlarını faizsiz olarak ödemelerine olanak sağlamaktadır.

278 sayılı KHK ile, BAĞ-KUR'a borçlu olanların belli sürede borçlarını faizsiz olarak ödemelerine olanak verilmektedir.

284 sayılı KHK, 3096 sayılı TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik

Üretimi, İletimi, Dağıtım ve Ticareti İle Görevlendirilmesi Hakkında Yasa'da değişiklik yaparak, tesislerin işletilmesive devri ile ilgili hususlarda Enerjive Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yönetmelik çıkarma yetkisi vermektedir.

291 sayılı KHK, kimi yasaların madde no.larını değiştirmiştir.

316 sayılı KHK, muhafazasına lüzum kalmayan evrak ve malzemelerin yok edilmesini öngörmektedir.

323 sayılı KHK ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'na geçici madde eklenerek prim borcunun ödenmesi için ek süre tanınmaktadır.

326 sayılı KHK ile, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Yasası'nda değişiklik yapılarak özel öğretim kurumlarının ücretlerinin her yıl Mayıs ayında tesbit ve ilân edileceği hüküm altına alınmıştır.

330 sayılı KHK ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nda değişiklik yapılarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün trafik kuruluşlarına verilmişolan denetim, yönetim ve düzenleme görevlerinin bazı koşullarda belediyeye verilebilmesi öngörülmekte ve sigorta yükümlülüğü ile ilgili hükümlergetirilmektedir.

334 sayılı KHK, 3167 sayılı Kara Avcılığı Yasası'nda değişiklik yaparak av tezkeresinin süresini beş yıla sınırlamaktadır.

336 sayılı KHK ile, kimi yasaların Bakanlar Kurulu'na yetki veren hükümlerinde değişiklik yapılmaktadır ki, bu değişiklik 41 yasanın 52 maddesini kapsamaktadır.

Dava konusu 3481 sayılı Yetki Yasası'na göre çıkarılan 353 sayılı KHK, işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına dair hususları yeniden düzenlemekte, işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye yetkili mercileri saymakta, bu husus için çıkarılacak yönetmeliğe esas olacak kriterleri belirlemektedir.

394 sayılı KHK, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Yasası'nın bir maddesinde değişiklik yapmaktadır.

Yukarıda özetlenen KHK'lerden pek çoğunun idarî usul ve işlemden çok konunun kendisini ve içeriğini düzenlediği, kamu kurum ve kuruluşlarının işleyişinden çok yapılarına, görev ve yetkilerine ve kişilerin temelhaklarına yönelik düzenlemeler getirdiği açıktır.

C. 3481 Sayılı Yetki Yasası'nın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu

Dava dilekçesinde özetle 3481 sayılı Yetki Yasası'nın; TBMM'ne ait

olan yasama yetkisini yürütmeye devretmesi nedeniyle Anayasa'nın 7. maddesine,

Bakanlar Kurulu'na verilen KHK çıkarma yetkisinin belli konuları kapsamaması

nedeniyle Anayasa'nın 87. maddesine, geniş ve sınırsız bir yetki vermesi

nedeniyle Anayasa'nın 91. maddesine, ayrıca yürütmeye üstünlük sağlaması

nedeniyle de Anayasa'nın Başlangıç'ına, hukukun üstünlüğünü zedelemesi

nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesine, cumhuriyetin ve demokrasinin temel

ilkelerine aykırılık oluşturması nedeniyle Anayasa'nın 5. maddesine,

egemenliğin Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkiliorganlar eliylekullanılmaması

ve kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanma olanağını

tanıması nedeniyle Anayasa'nın 6. maddesine, Yasa ile düzenlenmesi gereken

konuları da kapsaması nedeniyle Anayasa'nın 128. maddesine aykırı bulunduğu

ileri sürülmektedir.

İleri sürülen aykırılık nedenlerinden 87. ve 91. maddelere ilişkin olanı konu ile doğrudan ilgisi bulunduğundan öncelikle ele alınmıştır.

l- Anayasa'nın 87. ve 91. Maddeleri Yönünden İnceleme:

TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na verilebilecek olan KHK çıkarma yetkisinin Anayasa'nın 87. maddesi hükmü uyarınca ancak "belli konularda" olması zorunlu iken 3481 sayılı Yasa'da verilen yetkinin konusu belirtilmemiştir. Her ne kadar, Yasa'nın yürürlüğe konulacak KHK'nin amacını gösteren 1. maddesi ile kapsamını belirleyen 2. maddesinin birliktedeğerlendirilmesinden yetkinin konusunun saptanabileceği düşünülebilirse de aşağıda değinileceği gibi 2. maddedeki kapsam genelliği ve belirsizliği karşısında yetki konusunun somutlaştırılması olanaksız duruma gelmektedir.

Yasa'nın 1. ve 2. maddesinin içeriğine göre, Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin amaç ve kapsamı, "Kamu hizmetlerinin süratli, düzenli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülebilmesi için kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla kamu kurum ve kuruluşlarının da birbirleriyle olan ilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla bu konulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi bakımından ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılması veya değiştirilmesi" olarakgösterilmiştir.

Yetkinin kapsamı, özetle "idarî usul ve işlemlerin yeniden

düzenlenmesi" olduğuna göre, öncelikle söz konusu işlemlerin ne olduğunu

saptamak gerekir. Kişilerin kamu kurum ve kuruluşları ile kısaca idare ile olan

ilişkileri hukukî işlemlerle meydana gelir. Yasada sözü edilen ilişkiden

amaçlananında hukukî sonuç doğuran ilişkiler olduğu kuşkusuzdur. Bu duruma göre,

idarenin yaptığı hukukî işlemler sonucu kişilerle idare arasındaki ilişkiler

öncelikle kural-işlemlerle başlar. Kişilerin kamu kurum ve kuruluşları ile

sübjektif hukukî durum yaratan ilişkisi ise ya idarenin ya da kişinin irade

açıklaması ile meydana gelen sübjektif hukukî işlemlerle olur. Kişilerin idare

ile olan ve idarenin kural-işlemleri sonucu ortaya çıkan ilişkileri ile

kişilerin idare ile sübjektif işlemler sonucu meydana gelen ilişkilerini saymak

ve sınıflandırmak olanağı yoktur. Çünkü bu ilişkiler, hem kişi hem de idare

yönünden çok çeşitli olduğu gibi kişiye ve hattâ idarenin iş bölümü sonucu

ortaya çıkan hizmet birimlerine göre de çok değişiktir. Şu durumda kişilerin

kamu kürüm ve kuruluşlarıyla olan ilişkileri, içerikleri ve nitelikleri bakımından

sınırsız olup kapsamlarının saptanması olanaksızdır.

Yasa, kamu kurum ve kuruluşlarının birbirleriyle olan

ilişkilerindekiidarî usul veişlemlerin de KHK'lerle yeniden düzenlenebilmesi

için Bakanlar Kurulu'na yetki vermektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının

birbirleriyle olan ilişkileri, kamu hizmetlerinin daha düzenli ve verimli

yürütülebilmesi amacıyla ve kuruluş yasalarının verdiği yetki ve görev

çerçevesinde oluşmaktadır. İdarenin gereksinme duyduğu usûl ve işlemlerin

kurallarım düzenleyen genel bir "idarî usûl" yasasının bulunmaması bu

konu ile ilgili kuralların dağınıklığına neden olmaktadır. Bir idarî işlemin

yapılması için uyulması gereken biçim ve izlenmesi gereken yöntem kuralları ise

genellikle o kamu kurum ve kuruluşu ile ilgili yasa, tüzük, yönetmelik, genelge

gibi çeşitli metinler içinde yer almaktadır. İşte bu tür ilişkilerin kapsamı

ise tüm kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve yapılan ile kuruluş

yasaları ve bunlara dayalı olarak yürürlüğe konulan tüzük, yönetmelik ve

genelgelerin birbirleriyle karşılaştırılması ile saptanabilir. Ancak bunun

güçlüğü hattâ olanaksızlığı da ortadadır. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu'na

verilen yetkinin kapsamının bu yönden de belirli ve sınırlı olduğu söylenemez.

Şu durumda, idarî usûl ve işlemler, ister kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla, isterse kamu kurum ve kuruluşlarının birbiriyle olan ilişkilerini düzenlesin, işlemin konusuna, taraflarına ve içeriğine göre çok çeşitli bulunduğundan bunların yeniden düzenlenmesi için Bakanlar Kurulu'na genel bir yetki veren yasanın kapsamının belirgin ve sınırlı olduğunu söylemek ve bunun doğal sonucu olarak yetkinin konu ve kapsamının somutlaştırıldığını kabul etmek olası değildir.

Yasa'nın 2. maddesiyle"...idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi için ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılması veya değiştirilmesi..." için Bakanlar Kurulu'na yetki verilmektedir. Yasa'nın gerekçesinde de açıkça ifade edildiği gibi bu konulan düzenleyen yasaların çokluğu, karışıklığı ve yürürlükteki yasaların veya anılan bazı hükümlerinin gereksinimi karşılayıp karşılamadığının takdir yetkisinin Bakanlar Kurulu'na ait olması yetki kapsamının belirsizliği ve dolayısıyla sınırsızlığı konusunda kuşku bırakmamaktadır.

Yetkinin sınırlarını oluşturması gereken ilkeler Yasa'nın 3. maddesindebelirlenmektedir:

"a) Zaman ve kaynak kaybının önlenmesi,

b) Beyanın yeterli sayılması; ancak, zorunludurumlarda belgeleme yoluna gidilmesi,

c) İşlemlerin tek kuruluş için de tamamlanması, buna imkân olmadığı takdirde görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin ve koordinasyonun sağlanması,

d) Görev ve yetki dağıtımının hizmetin en iyi yapılabileceği şekildeyeniden düzenlenmesi."

Bu ilkelerden ilkikisi genel kavramlarla anlatıldığı, son ikisi ise idarî kuruluşların görev ve yetkilerim ilgilendirdiği, başka bir deyişle, yasadaki ilkelerin, yetkinin somutlaştırılmasına yeterli olmadığı ortadadır.

Oysa. Anayasa'nın 91. maddesi, yetki yasasında çıkarılacak kanun

hükmünde kararnamenin, amacının, kapsamının ve ilkelerinin gösterilmesini

zorunlu saymıştır. 3481 sayılı Yasa'nın 1, 2. ve 3. maddeleri başlıklarında

amaç, kapsam ve ilkeler sözcükleri yazılmıştır. Ancak bunlar Yasa'-da sadece

Anayasa'nın öngördüğü koşullara şeklen uygunluğu sağlamak için soyut bir

biçimde belirtilmiş, belli bir içerik kazandırılarak somutlaştırılmamıştır.

Verilen yetkinin amaç, kapsam ve ilkeler açısından sınırlankesin çizelgelerle

gösterilmemiştir. Amaç ve kapsam çok geniş ve genel anlatımlarla

belirtildiğinden verilen yetki, amaç ve kapsam bakımından sınırsız

gözükmektedir. 3481 sayılı Yasa'da hangi konu veya konularda, ne tür idari usûl

ve işlemlerde ve ne kapsamda değişiklik yapılacağı belirtilmediği için

KHK'lerle yeniden düzenlenecek idarî usul ve işlemlerin kişilerin temel hak ve

özgürlüklerine doğrudan sınırlama getirip getirmediğinin, başka bir anlatımla,

verilen, yetkinin 91. maddede öngörülenKHK'lerle düzenlenemeyecekyasak alanlar

kapsamına girip girmediğinin önceden saptanması da olanaksızdır. Ayrıca

konusunun belirsizliği karşısında verilen yetkinin KHK kurumunun Anayasa

hukukuna getiriliş amacına uygun olarak zorunlu, önemli ve ivedi durumlara

ilişkin bulunup bulunmadığı yönünden de bir inceleme olanağı da bulunamamıştır.

Yasa'nın bu belirsizliği karşısında Bakanlar Kurulu, yürürlüğe koyduğu KHK'ler gözönüne getirildiğinde dilediği her konuyu bu yetki yasaları kapsamı içerisine sokarak KHK'lerle düzenleme yolunu seçmiştir. Hattâ, Yasa'nın verdiği yetki konu ve kapsamında kaldığı kabul edilerek Bakanlar Kurulu'nca yürürlüğe konulan KHK'lerden kimilerinin kişilerin temel hak ve özgürlüklerini doğrudan ilgilendirmeleri nedeniyle Anayasa'nın 91.maddesindeki yasak alana girdikleri, kimilerinin de KHK kurumunun Anayasa'ya getiriliş amacına uygun olmayarak zorunlu, önemli ve ivedi durumlara ilişkin bulunmadığı da söylenebilir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, 3481 sayılı Yasa'nın 1., 2. ve 3. maddeleri, çıkarılacak KHK'nin amaç, kapsam ve ilkelerini açık ve somut olarak göstermediğinden Anayasa'nın 91. maddesine; verilen yetkinin konusu belirli olmadığından başka bir anlatımla Bakanlar Kurulu'na hemen her konuda KHK çıkarabilmesi için sınırsız yetki verildiğinden Anayasa'nın 87. maddesine aykırıdır. Bu nedenlerle iptalleri gerekir.

Necdet DARIC1OĞLU, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL bu görüşe katılmamışlardır.

2- Anayasa'nın Başlangıç'ı ve 2. Maddesi Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın 176. maddesi hükmü uyarınca Anayasa metni sayılan Başlangıç'ının 6. paragrafında, "Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir iş bölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu" belirtilmiştir. Anayasa bu kuralı ile kamu erkleri arasında dengeyi düzenlemiştir.

Ancak, TBMM'nin yasama yetkisinin devri anlamına gelebilecek nitelikte 3481 sayılı Yasa'yla belirli olmayan konularda ve sınırsız bir kapsamda Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarabilmesi için yetki vermesi bu iki kamu erki arasındaki dengeyi bozmakta ve yasama organına karşı yürütme organının üstünlük sağlamasına neden olmaktadır. Bu durum ise parlamenter demokrasinin dayanağı olan kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Anayasa'nın 2. maddesindeki "demokratik hukuk Devleti" ilkesi ile çeliş-mektedir. Bu nedenle Yasa'nın 1., 2., 3. ve 4. maddeleri Anayasa'nın Başlangıç'ının 6. paragrafına aykırı olduklarından iptalleri gerekir.

Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN veErol CANSEL bu görüşe katılmamışlardır.

3- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın 7. maddesi "Yasama Yetkisi Türk Milleti adına

Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." kuralını

koymakta ve bununla yürütme organının yasamaya ait bir yetkiyi kullanmasını

kesin bir biçimde yasaklamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 87. maddesi

"Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma

itkisi" verilmesini TBMM'nin görev ve yetkileri arasında göstermekte, 1.

maddesinde de yetki yasasının koşulları ve içeriği ile Bakanlar Kurulu'na yetki

verilemeyecek konular belirtilmektedir. Yukarıda Bakanlar Kurulu'na irilen

yetkinin niteliği konusunda yapılan açıklamalarda da değinildiği bi yürütme

organına KHK çıkarma yetkisinin verilmesi sınırlar aşıldığında yasama

yetkisinin devri niteliğindedir.

Yetki Yasası, Anayasa'nın 87. ve 91. maddeleri gereğince yetkinin konu, amaç, kapsam ve ilkelerini somut olarak belirlemediği; ayrıca yetki, HK kurumunun Anayasa'ya getiriliş amacına uygun olarak önemli, zorunlu ve ivedi durumlara ilişkin bulunmadığı ve uzun süreli olduğu takdirde 7. madde ile çelişir ve yasama yetkisinin devri sonucunu doğurur.

3481 sayılı Yetki Yasası, yukarıda Anayasa'nın 87. ve 91. maddeleri ününden yapılan inceleme sırasında da değinildiği gibi konu ve kapsam ısından belirsizdir. Bu belirsizlik, sonuçta konu ve kapsam sınırsızlığına kadar varmakta ve böylece yürütme organı sınırsız yetkilerle TBMM'ne ait olan yasama yetkisini kullanarak bu işleri üstlenmektedir. Bu durum e açıkça yasama yetkisinin devri niteliğindedir ve Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.

Diğer yönden 3481 sayılı Yasa 2977 sayılı Yasa'nın aynısı olup onun devamıdır. 2977 sayılı Yasa8.2.1984 gününde yürürlüğe girmiş ve yetki iresi 3207 ve 3296 sayılı Yasalarla, 8.8.1988 gününe kadar uzatılmıştır. 25.10.1988 gününde yürürlüğe giren 3481 sayılı Yasa'nın 4. maddesi yetki süresini iki yıl olarak belirlemektedir.

Görüldüğü gibi Bakanlar Kurulu'na idarî usûl ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi için çok kısa bir kesinti dikkate alınmadığında altı yıldan fazla ir yetki verilmiştir. Bu süre TBMM'nin bir yasama döneminden fazladır, "asanın diğer öğeleri Anayasa'ya aykırılık oluşturmasa bile Bakanlar Kurulu'na bu adar uzun bir süre için yetki verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle Yasa'nın 4. maddesi hükmü Anayasa'nın 7. maddesine uygun düşmez, iptali gerekir.

Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL bu görüşe de katılmamışlardır.

4- Anayasa'nın 5., 6. ve 128 Maddeleri Yönünden İnceleme :

Dava dilekçesinde 3481 sayılı Yasa'nın Anayasa'nın 5., 6. ve 128. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de Yasa'nın 1, 2., 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'nın bu maddeleriyle doğrudan ilgisi görülememiştir.

5- Dava konusumaddelerin iptal edilmesi 3481 sayılı Yasa'nın yürürlüğe ilişkin 5. ve yürütmeye ilişkin 6. maddelerinin uygulanmaması sonucunu doğurduğundan 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesi uyarınca bu iki maddede iptal edilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

V- SONUÇ

20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu'nun;

A) 1, 2. ve 3. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Necdet DARICIOĞLU, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,

B) 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,

C) Dava konusu maddelerin iptali 3481 sayılı Yasa'nın "yürürlük"le ilgili 5. ve "yürütmeye" ilişkin 6. maddelerinin uygulanmaması sonucunu doğurduğundan 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesi uyarınca, sözü edilen bu maddelerin İPTALİNE, oybirliğiyle,

6.2.1990 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı: 1988/62

Karar Sayısı:1990/3

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 121. maddesi, olağanüstü hal süresince, "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda"; 122. maddesi de, sıkıyönetim süresinde, "sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda" kanun hükmünde kararname çıkarılabileceğini öngörmektedir. 91. maddesinde ise; sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı tutularak, temel hakların, işi haklan ve ödevleri ile siyasî haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi engellenmektedir. 91. maddede söz konusu yasaklamalar dışında herhangi bir sınırlamaya gidilmemekte, özellikle, ivedilikve zorunluluk yönünden açık ya da dolaylı bir kayıtlamaya yer verilmemektedir.

Belirtilen doğrultuda kayıtlamalara yer verilmemiş olmasının, Bakanlar Kurulu'nu sınırsız yetki kullanma eğilimine itebileceği düşünülse bile, duyulan endişe, Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerinin açık ifadeleri karşımda, sadece bir eleştiri ve ancak Anayasa değişikliğine yönelik bir öneri konusu yapılabilir.

Anayasa Mahkemesi'nin 16.5.1989 günlü, 1989/4-23 sayılı kararının,

camın hükmünde kararname çıkarma yetkisinin ancak önemli, zorunlu 'e ivedi

durumlarda verilmesini, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ta da bu

izlenimi verecek biçimde güncelleştirilip sık sık bu yola başvurulmamasını

Anayasa Koyucu'nun amacına daha uygun bulan ifadesi birergiyi deği1, sadece bir

tavsiyeyi, temenniyi dile getirmektedir. Söz konusu kavramların değişik

yorumlara elverişli son derece esnek anlam ve içerikleri, buyurucu bir hükmün

dolaylı öğesini bile oluşturmamaları, Anayasa'nın 91. maddesinin sekizinci

fıkrasında, kanun hükmünde kararnamelerin salt, ivedi ve zorunlu durumlarda

çıkarılabileceğinden kesinlikle söz edilmemekte olması çoğunluk görüşü

doğrultusunda değerlendirme yapılmasını engellemektedir.

İnceleme konusu 3481 sayılı Yasa'nın 1, 2. ve 3.maddeleri bu neden-erle kanun hükmünde kararnameyle düzenleme yasağını ihlal etmemektedir. Anılan Yasa'yla Bakanlar Kurulu'na verilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetimine bağlı olarak kullanılması gereken sınırlı ve süreli kanunhükmünde kararname çıkarma yetkisi, belirtilen nitelikleri itibariyle özel, istisnai ve nev'i şahsına münhasır bir yetki devri anlamını taşımakta, yasama 'etkisinin topyekûn devrini kapsamamaktadır.

Anayasa'nın 87. ve 91. maddeleri, yetki yasalarının sürelerini

başka 'etki yasalarıyla uzatma ya da aynı alanın yeni yetki yasalarıyla düzenlenmesine

olanak tanıma yönünden de engelleyici bir hüküm içermediğine, ersine 91.

maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, koşullar zorunlu aldığında,

yetki süresinin uzatılmasına yahut aynı konuda yeni yetki 'asalarının yürürlüğe

konmasına gerek duyulabileceğini üstü kapalı olarak belirlediğine göre, 3481

sayılı Yasa'nın 4. maddesinin de Anayasa ile çelişen ve çatışan bir yanı

yoktur. Gerçekten, hükümetin genel siyasetinin yürütülmesive çok boyutlu önemli

bir sorunun çözümlenmesi çerçevesinde,yetki yasalarına dayanılarak yapılması

plânlanan düzenlemelerin belli süre içinde tamamlanamaması durumunda, işin

vüs'at ve önemi gözetilerek süre uzatımına gidilmesi ya da yeni bir yetki

yasasına ihtiyaç duyulması gerekebilecektir. Bu zorunluluğun gözardı edilmesi,

başlatılan ve sürdürülmekte olan çok yararlı hizmetlerden beklenilen olumlu

sonuçlarınelde edilmesini de engelleyecektir.

3481 sayılı Yasa'nın 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin olarak oyçokluğuyla verilen karara bu nedenlerle katılmamaktayım.

Başkanvekili

Yekta Güngör

ÖZDEN

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer TURAN

Üye

Mehmet ÇINARLI

Üye

Servet TÜZÜN

Üye

Mustafa ŞAHİN

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa Mahkemesi'nin 21.7.1990 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 1.2.1990 tarihli ve Esas: 1988/64, Karar:1990/2 sayılı kararı dolayısıyla kaleme aldığım karşıoy yazısında belirttiğim gerekçelerle, 3481 sayılı Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığını düşündüğümden, bu maddeye ilişkin iptal kararma katılmıyorum.

Üye

Necdet

DARICIOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

Dava konusu 20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Yetki Kanunu"nun: 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına dair görüşümüz, aynı nitelikte olan 12.10.1988 günlü, 3479 sayılı "3268 sayılı Kanun ile 3347 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması, 2954 sayılı Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun"un; 1. ve 2. maddelerine ilişkin olarak 1.2.1990 günlü. Esas:1988/64, Karar: 1990/2sayılı ve Resmî Gazete'nin 21.4.1990 günlü, 20499 sayılı nüshasında yayımlanan karara ekli karşıoy yazısında ayrıntılı olarak açıklandığı cihetle, burada yinelenmesine gerek görmüyorum.

Üye

Mehmet

ÇINARLI

KARŞIOY

YAZISI

Anamuhalefet Partisi (SHP) tarafından 3481 sayılı "İdari Usul ve İşlemlerin YenidenDüzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu'nun, Anayasa'nın Başlangıç Bölümüyle 2, 5, 6, 7, 87, 91 ve 128. maddelerine^aykırılığı iddiasıyla açılmış olan iptal davası ile ilgili Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum:

1- Anayasa'nın 91. maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, Bakanlar Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceğini bunun da yetki kanunu ile sağlanacağını öngörmüştür. Aynı maddenin ikinci fıkrası da Yetki Kanunu'nun çıkarılacak kanunhükmündekararnamenin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılmayacağını belirtmesi gereğini düzenlemiştir.

20.10.1988 günlü, 3481 sayılı Yetki Kanunu 1. maddesinde,

çıkarılacakkanun hükmünde kararnamelerle "kişilerin kamu kurum ve

kuruluşlarıyla kamu kurum ve kuruluşların da birbirleriyle olan ilişkilerini

kolaylaştırmak maksadıyla bu konuları düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden

düzenlenmesi için ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinkaldırılmasını

veya değiştirilmesini" amaç olarak göstermiştir. Anayasa'nın 87. maddesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerini sayarken "belli

konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermeyi" de

düzenlemiştir. Gerçi Anayasa'nın 92. maddesi "belli konu" deyimini

kullanmamıştır. Bununla beraber 87. madde belli konularda kanun hükmünde

kararname çıkarılması gereğini açıkça belirtmektedir. Ancak bütün sorun,

"belli konu"nun ne olduğudur. Bu kavramın gerek yabancı devletlerde

gerekse ülkemizde, bazan çok somut fakat bazan da sınırı oldukça geniş bir

uygulaması vardır. Örneğin İsviçre Parlamentosu 30.9.1939 tarihinde kabul

ettiği yetki kanunu ile hükümete "ülkenin güvenliğini ve tarafsızlığını

sağlama" yetkisi verdi. Fransa'da Birinci DünyaSavaşı sırasında 10 Şubat

1918 tarihli yetki kanunu ile Meclis, Hükümete "milli ihtiyaçları temin

etmek" yetkisi vermiş; 22 Mart 1924 ve 3 Ağustos 1926 tarihli yetki

kanunlarıyla "maliyeyi düzetme ve bütçeyi denkleştirme"; 30 Haziran

1937 tarihli kanunla da "Devlet kredilerine karşı hücumların önlenmesi,

spekülasyonlara karşı mücadele, ekonominin düzeltilmesi, fiyatların kontrolü,

devlet hazinesinin ve bütçenin denkleştirilmesi" yetkileri hükümete

tanınmıştır. Gerek sınır, gerek kapsam bakımından hükümete geniş yetkiler veren

bu tür kanun hükmünde kararnamelerin yetki aşımı, yetki devri gibi tartışmaları

genellikle Jürisprudans tarafından bertaraf edilerek bunların geçerli sayılması

için gayret sarf edilmiştir (Bkz.Kuzu, B. Türk Hukukunda Kanun Hükmünde

Kararnameler, 1985,İstanbul, s. 325 vd. 329 not 126).

Bununla beraber, özellikle Weimar Anayasası döneminde Birinci

Dünya Savaşının yıkıcı sonuçlarını gidermek için 17 Nisan 1919 da hükümete

verilen geniş yetkiler, 1933 de iktidara gelen nasyonal sosyalistler tarafından

hükümete biçimsel olarak kanun yapmasını sağlayan tam yetkiye dönüştü. Hatta 30

Ocak 1934 yılında hükümete Anayasa yapma ve tadil yetkileri de verildi. Nazi

Almanyasının yıkılmasından sonra 1949 Bonn Anayasası hükümete verilen bu tür

yetkileri çok kısıtlamakla beraber 1960 yılında Anayasa'nın 80. maddesinde

yapılan değişikliklerle hükümetin, bir bakanın veya eyalet meclisinin, konu,

kapsam ve süre belirtilerek hukukî kararnameler-Rectsverordnungen-çıkarma

yetkisi kabul edildi. Bunlar doktrinde KHK olarak nitelendirilmekte ve

uygulamada, hükümetmeclisten aldığı yetkiyle yürürlükteki kanunları

değiştirebilmekte, yürürlükten kaldırabilmekte, tamamlamakta, boşlukları

doldurabilmektedir.

1876 Kanun-u Esasi'si 36. maddesi ile bazı şartlarla Bakanlar

Kurulu'naKanun-u muvakkat çıkarma yetkisi vermişti. 1924 Anayasasının 7.

maddesinde "meclis, icra salâhiyetini kendi tarafından müntehap Reis-i

Cumhur ve onun tayin edeceği bir icra vekilleri marifetiyle istimal eder"

hükmüyle bazı olağanüstü hallerde, Anayasa'nın 74. ve 78. maddeleri kapsamında

çıkarılan kanunlarla olağanüstü yetkiler verilmiştir. Meselâ 20 Şubat 1930

tarih ve 1567 sayılı Türk Parasını Koruma Kanunu ile, "Türk parası

üzerinde yapılan spekülasyonu önlemek" için İcra Vekilleri Heyeti'ne

gereklikararları alma yetkisi tanınmıştır. Kanunun 1. maddesine göre Bakanlar

Kurulu Kambiyo, nukut, esham ve tahvilât alım ve satımının ve bunlarla kıymetli

madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi

eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temineyarayan her türlü

vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve

tahdidine ve Türk Parasının Korunması zemininde kararlar ittihazına İcra

Vekilleri Heyeti salâhiyetlidir.

Bu yetkininsınırları kanunda gösterilmiş olmakla beraber bu

sınırlar içinde Bakanlar Kurulu'na çok geniş bir düzenleme alanı bıraktığı

açıktır.Bu yüzden doktrinde kanununun, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkidevri

niteliğinde olup olmadığı tartışmaları yoğunluk kazandı (Bkz. Kuzu, BA.Y.

Hukukunda Kanun Hükmünde Kararnameler, s. 261 vd.). Sorun, Anayasa Mahkemesi'nin

önüne gelmiş ve Yüksek Mahkeme, verdiği E. 1963/4, K. 1963/71, KT. 28.3.1963,

(Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı I, S. 161 vd.) kararında, "1961

Anayasasının kuvvetler ayrılığı prensibini kabul ettiğini, kanun yapma

yetkisinin başka ellere bırakılamayacağını, ancak yasama organının yapısı

olarak ağır işlemesi yüzünden günlük olayları izleyerek zamanında güçlü

tedbirler almasının güç olması dolayısıyla, kanun koyucunun esaslı hükümleri

tesbit ettikten sonra ihtisas ve idare tekniğine taallûk eden hususları

düzenlemesi için Hükümete yetki vermesi yasama yetkisinin kullanımından başkabirşey

değildir. Şu haldebu durumu yasama yetkisinin yürütme organına bırakıldığı

anlamına almak doğru olmaz. Kanun koyucu düzenleme alanının esaslarını tesbit

ve amacı tayin ettikten sonra alınacak tedbirlerin ihtiyaca uygunluğunu

sağlamak üzere yürütme organını görevlendirmiş ve bu görevin gerektirdiği

tasarruflarda bulunma yetkisini vermek suretiyle yetkisini bu yolla kullanmayı

uygun bulmuştur" demektedir.

Kararın verildiği tarihte 1961 Anayasası'nda henüz KHK yoktu. Bununla beraber Yüksek Mahkeme'nin özellikle Yetki Kanunu'nun koyduğu ilke ve sınırlar içinde, Bakanlar Kurulu'nun geniş bir alanda yeni düzenlemeler yapabileceği görüşü ilgi çekicidir. Ayrıca bu Yetki Kanunu'nun süresi 6. maddesinde 3 yıl olarak belirtilmişken, yürürlüğe girdiği 3.1.1930 tarihinden, 1224 sayılı kanunla süresiz olarak uzatıldığı3.2.1970tarihine kadar 2100, 2686, 3336, 3974, 4512, 5014, 5540, 6060, 6258, 10.2.1964 tarih ve 402 sayılı kanunla ve 723 ve 990 sayılı kanunlarla defalarca uzatılmıştır.

1982 Anayasası'nda hükümete KHK çıkarma yetkisi veren 91. madde,

1961 Anayasası'nın 64. maddesiyle düzenlenmiş olan KHK kavramından bir noktada

ayrılmaktadır. Nitekim 64. maddenin ikinci fıkrasına göre Yetki Kanunu'nda

çıkarılacak kararnamede "yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin

açıkça gösterilmesi" gerekmekte idi. 1982 Anayasası'nın87. ve 91.

maddelerinde bu zorunluluk yer almamıştır. Bu nedenle uygulamada yetki

kanununun iki biçimde düzenlendiği görülmektedir: Bazan hangi kanunların

değiştirileceği veya hangi kanunun düzenleneceği açıkça belirtilmektedir:

Nitekim 12.3.1986 tarih, 3268 sayılı "Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri

Hakkında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu" bu tür

bir düzenlemeyi içermekte ve gerek amaç maddesi, gerekse kapsam maddesi somut

ve belirli konulara ilişkin bulunmaktadır. Bazan da yetki kanununun amaç ve

kapsam maddeleri,yetki kanunun kapsamı içinde bulunmadıkları iddialarını davet edecek

genişlikte ve soyut bir düzenlemeyi içermektedir. Bu riske rağmen, yukarıda

yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, yabancı ülkelerde veTürkiye'de

yetki kanunlarının ekseriye kapsamı ve amacı, soyut niteliği belirgin olarak

düzenlendikleri görülmektedir. Anayasa'nın 91. maddesinin ikinci fıkrası yetki

kanununun süresi içinde birden ziyade kararname çıkarılmasına da elvermektedir.

Bir de, yetki kanununun süresi birkaç defa uzatılmak suretiyle aynı yetki

kanununa dayanan çok sayıda kararname' çıkarılmaktadır. Aslında Anayasa'nın 91.

maddesi bu tür uygulamaya elvermektedir. Nitekim, Prof. Dr. Erdoğan Teziç'inde

belirttiği gibi,"Anayasa'ya göre KHK yetki kanununun koyduğu amaç, ilke,

kapsam ve süre ile smırlı olarak çıkarılacaktır. Yetki kanunu çıkarılacak

KHK'lerin sınırlarını oluşturması bakımından bir çerçeve kanunu niteliğindedir.

Yetki kanununun bu çerçeveyi Anayasa'ya uygun olarak oluşturup oluşturmadığı

ortaya bir Anayasa sorununu çıkarabileceği düşünülebilir. Ancak, Anayasa'da

öngörülen konu sınırlamaları (Md. 91 / 1, 163) dışında, çıkarılacak yetki

kanununda kanun hükmünde kararnameler için ayrıca "belli konu"

sınırlaması ya da koşulu aranmamaktadır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin E.

1979/ 18, K. 1979/26,KT. 5.6.1979 (AMKD 17, S. 188) sayılı kararında da

belirtildiği 'gibi, yetki kanununda yer alacak unsurların, KHK çıkarma

yetkisinin Bakanlar Kurulu'na hangi amaçla, hangi ilke gereği ve ne kapsamda

verildiğinin önceden açıkça belirlenmesi içindir. Bu unsurların İÇERİĞİNİN,

Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin sınırlanması amacı ile ilgili olmayıp,

yetki kanununda yer almasına gerek yoktur. Bu bakımdan, yetki kanununun içeriği

tamamen siyasî tercihle ilgili olup, Anayasa'ya uygunluğunun denetimi bir

Anayasa sorunu yatmayacaktır" (Anayasa Hukuku, 1986, İstanbu1, s. 30).

İptali istenen 20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Yetki Kanunu:

- Amaç maddesi : Kamu hizmetlerinin süratli, etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesi için, aşağıda belirtilen çerçeve içinde Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisi vermekle geniş kapsamlı, soyut fakat sınırları açıkça belli, anlaşılabilir bir amacı düzenlemiştir.

2. maddesi ise yetkinin kapsamını belirlemek üzere "bu kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla, kamu kurum ve kuruluşların da birbirleriyle olan ilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla, bu konulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlemesi için ihtiyaca cevap veremeye kanunların veya bazı hükümlerin kaldırılmasını ve değiştirilirlerini kapsar" hükmünü koymuştur.

Bu kapsam maddesi de, soyut ve genel bir kapsam çerçevesi çizmekle

beraber, hangi tür kanunların veya hükümlerin kaldırılacağı veya

değiştirileceği konusunda açık bir direktif vermektedir. Ayrıca bu amaç ve

kapsam sınırları içine hangi kanunların girdiğini tek tek belirleme zorunluluğu

yoktur. Belirlenmesi de mümkün olmakla beraber amacın ve kapsamın soyut ve

genel biçimde gösterilmiş olması, icraya bütün mevzuatta toptan bir araştırma

yaparak, gösterilen sınırlar ve amaç çerçevesinde iyileştirme ve düzeltmeler

yapmasını sağlamak içindir. Kaldırılan veya değiştirilen kanunların içeriği

sorunu ise Anayasa'ya aykırılık iddiaları dışında siyasal bir tercih sorunu

olup, Anayasal denetim dışında tutulmalı ve "yerindelik denetimi"

yapılmamalıdır. Bununla beraber yetki kanununun amacı ve kapsamı dışında kalan

KHK iddiaları da uygunluk denetimine tabidir.

Soyut ve geniş kapsamlı bir yetki kanunu, Meclis'in yetkilerinin tamamen icraya devredilerek Anayasa'nın 7. maddesine aykırılık oluşturduğu iddiasına yer veremez. Zira bu tür yetki devirleri şartlı ve süreli olarak Bakanlar Kurulu'na verilmektedir. Meclis'in bu KHK. yi ancak ivedi, zorunlu ve lüzumlu hallerde çıkarabileceği savına katılmak da mümkün değildir. Bu konudaki görüşlerimi RG. nin 21 Nisan 1990 gün ve 20499 sayısında E.1988/64, K. 1990/2numaralı iptal kararı dolayısıyla açıkladığım karşı-oyumda ayrıntılarıyla belirttim.

Bu gerekçelerle 20.10.1988 günlü ve 3481 sayılı KHK. nin Anayasa'nın 2., 7., 87, 91. ve 128. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal kararına katılmıyorum.

Üye

Servet

TÜZÜN

Üye

Erol

CANSEL

Anayasa Mahkemesi, E. 1988/62, K. 1990/3, 6 Şubat 1990 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenilen Yasa Kuralları
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iıı- İlk İnceleme
  8. Iv- Esasın İncelenmesi
  9. A. TBMM Tarafından Bakanlar Kuruluna KHK Çıkarabilmesi İçin
  10. C. 3481 Sayılı Yetki Yasası'nın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
  11. Karşıoy
  12. Yazısı
  13. Özden
  14. Darıcıoğlu
  15. Aliefendioğlu
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Darıcıoğlu
  19. Karşıoy
  20. Yazısı
  21. Çınarlı
  22. Karşıoy
  23. Yazısı
  24. Tüzün
  25. Cansel
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1988/62
Karar No
1990/3
Tarih
6 Şubat 1990

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1990/3 K.1990/4
  • AYM Norm Denetimi E.1990/11 K.1990/5
  • AYM Norm Denetimi E.1990/4 K.1990/6
  • AYM Norm Denetimi E.1990/16 K.1990/9
  • AYM Norm Denetimi E.1989/9 K.1990/8
  • AYM Norm Denetimi E.1990/2 K.1990/10

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.