İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1990/4 K.1990/6

Kanunu'na11.7.1984günlü, 3035 sayılı "8.6.1965 Tarihli ve 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Geçici Bir Maddesinin Kaldırılması, Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun"un 19. maddesi ile eklenen ek 4. Maddenin…

Esas1990/4Karar1990/6Tarih12 Nisan 1990Okuma28 dk · 5.525 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
12 Nisan 1990
Esas Sayısı
1990/4
Karar Sayısı
1990/6
Karar Günü
12.4.1990
R.G. Tarih-Sayı
18.06.1990-20551
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay 8. Dairesi.
İtirazın konusu
8.6.1965 günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumlan
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.525 kelime·28 dk okuma·18 bölüm

Kanunu'na11.7.1984günlü, 3035 sayılı "8.6.1965 Tarihli ve 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Geçici Bir Maddesinin Kaldırılması, Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun"un 19. maddesi ile eklenen ek 4. Maddenin Anayasa'nın 42. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.

I- OLAY

İtiraz konusu Ek 4. Madde özel öğretim kurumlarına öğrenci kapasitelerinin % 2'sinden aşağıya düşmemek üzere ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünü getirmiştir. Maddenin ikinci fıkrasıyla da ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul koşullarının Milli Eğitim Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenme ve ayrıca Bakanlığa ücretsiz okutulacak öğrenci sayısını yüzde ona kadar artırabilme yetkisi verilmiştir.

İtiraz konusu kurala dayanılarak Millî Eğitim Bakanlığı'nca5.1. 1985 günlü, 18626 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Özel Öğretim Kurumlarında Öğrenci Ücretlerinin Tesbit ve Tahsiline Ait Yönetmelik"in 20. maddesinde özel öğretim kurumlarının kuruma devam eden öğrenci sayısının yüzde ikisinden aşağı olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmak zorunda oldukları belirtilmiş ve bu miktarın yüzde otuzunun Bakanlıkça, yüzde yetmişinin kurumca tesbit olunacağı esası benimsenmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı özel öğretim kurumlarında ücretsiz olarak okutulacak öğrenci oranını 1986-1987 öğretim yılında yüzde yediye çıkarmış, 1987-1988 öğretim yılında da bu oran aynen korunmuştur. Ancak 4.6.1988 günlü, 19832 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tesbit ve Tahsil Yönetmeliği"nin 12. maddesi,ücretsiz okutulacak' öğrenci miktarını, kuruma devam eden öğrenci sayısının yüzde onu olarak göstermiş ve bu öğrencilerin yüzde yetmişbeşinin Bakanlıkça, yüzde yirmibeşinin ise kurumca belirlenmesi esası getirilmiştir.

Anılan yönetmeliğin 13. maddesinde ücretsiz okutulacak öğrencilerin belirlenmesi ile ilgili esasların ayrı bir yönetmelikle tespiti öngörüldüğünden, Özel Öğretim Kurumlarında Okuyacak Öğrenciler Hakkında Yönetmelik" 28.2.1989 günlü Bakan onayı ile yürürlüğe konulmuştur.

"Kolej Ayşe Abla Özel Eğitim ve Öğretim Tesisleri Ticaret ve SanayiLimitet Şirketi" vekili, 1.5.1989 günlü ve duruşma istemli, dava dilekçesinde, müvekkili şirkete ve diğer özel öğretim kurumlarına yüklenen ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğünün ve 28.2.1989 günlü onayla yürürlüğe konulan Yönetmeliğin tüm hükümleri ile4.6.1988günlü Yönetmeliğin 12. maddesinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürerek iptali için Danıştay'a dava açmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesi, davalı idarenin savunmasını aldıktan sonra, davacı tarafın Anayasa'ya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına vararak 1.12.1989 gününde Anayasa Mahkemesine başvuru kararı almıştır.

III-YASA METİNLERİ

A. İptali İstenen Yasa Kuralı

28.7.1984günlü, 18472 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan11.7.1984günlü, 3035 sayılı Yasa'nın 19. maddesiyle 625 sayılı Yasa'ya eklenen veiptali istenilen madde şudur:

"Ek Madde 4.- Özel Öğretim Kurumları, öğrenci kapasitelerinin, % 2'sinden aşağıya düşmemek üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdürler.

Bakanlık, ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını yönetmelikle düzenler, ücretsiz öğrenci miktarını yüzde ona kadar artırabilir."

B. Dayanılan Anayasa Kuralları

1. "Madde 42.- Kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.

Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.

Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldıramaz.

İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.

Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.

Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursaolsun engellenemez.

Türkçe'den başka hiçbirdil,eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dilde eğitim ve öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır."

2. "Madde 48.- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır."

3. "Madde 73.- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi,resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmalarıyla 20.2.1990 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararıyla ekleri, iptali istenilen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

Özel öğretim kurumları, TC. uyruklu gerçek ve tüzelkişiler tarafından ilip isletilen eğitim kurumlarıdır. Başka bir anlatımla Devlet, eğitim kurumları dışında kalan tüm öğretim kurumları özel öğretim kurumudur. Özel öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'nın gözetim ve denetimi altında faaliyette bulunmaktadır. Bu kurumların Devletin temel görevlen ısında yer alan, vatandaşa eğitim-öğretim verme konusundaki işlevi; ticari yanma karşın, bir kamu hizmeti sayılmaktadır.

Anayasa'nın 42. maddesinin altıncı fıkrasına göre ilk ve orta dereceli özel okulların Devlet okulları ile erişilmek istenen düzeye uygun olarak bağlı kalacakları esaslar 625 sayılı yasayla düzenlenmiştir.

8.6.1965 günlü, 625 sayılı Yasanın 3035 sayılı Yasayla değişik 1. Maddesine göre; "TC. uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzelkişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzelkişiler tarafından açılan okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim kurumlan ve bu düzeyde haberleşme ile öğretim yapan kuruluşlar, çeşitli kurslar, dershaneler, öğrenci etüd itim merkezleri, biçki dikiş yurtlan ve benzeri kurumlar, özel öğretim kurumu olarak kabul edilmektedir.

625 sayılı Yasanın 2. maddesine 3035 sayılı Yasa ile eklenen 2. fıkrada "özel öğretim kurumlarının faaliyetlerini sadece kazanç sağlamak için düzenleyemeyecekleri ancak, Türk Milli Eğitiminin amaçlan doğrultusundaitiminkalitesini yükseltmek, gelişmelerine fırsat ve imkân verecek yaralar ve hizmetler yapmak üzere gelir sağlayabilecekleri" kuralına yer verilmiştir.

Özel öğretim kurumu kurma ülkemizde 625 sayılı Yasanın 2843 sayılı yasayla değişik 3. maddesinin birinci fıkrasına göre Milli Eğitim Bakanı'ndan "Kurum açma izni" alınması koşuluna bağlanmıştır. Yine anılan maddenin 3035 sayılı yasayla değişik üçüncü fıkrasında, "askeri okullar, din eğitimi ve öğretimi yapan özel öğretim kurumları ile emniyet teşkilatına bağlı okulların aynı veya benzeri özel öğretim kurumu açılamaz" denilmektedir.

Özel öğretim kurumları özel teşebbüs tarafından açılmaları ve paralı olmaları dışında; eğitim, öğretim, yönetim ve disiplin uygulamaları yönünden resmi öğretim kurumlarındaki mevzuatı aynen uygulamaktadır. Ancak "erişilmek istenen seviye" ölçü alındığında, özel okulların sınıf mevcutları 40'ın üzerine çıkartılmamakta ve ikili öğretime izin verilmemektedir.

İtiraza konu 625 sayılı Yasaya 3035 sayılı Yasanın 19. maddesiyle eklenen Ek 4. maddenin birinci fıkrasında, özel öğretim kurumlarınayüklenen ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü alt sınırlarıyla birlikte gösterilmiş ve uygulanması için maddenin ikinci fıkrası ile Milli Eğitim Bakanlığına, yönetmeliklerle düzenlemede bulunmak üzere, % 10'a kadar birtavan öngörülerek ücretsiz okutulacaköğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını belirlemek yetkisi verilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı ücretsiz okutulacak öğrencilerin tesbitinde objektif esaslara yer vermek zorundadır. Ancak bu öğrencilerin özel öğretim kurumlarının öğrenci kapasitesinin % 2'si ile % 10'u arasında belirlenmesi, Bakanlığın yetkisi içindedir. Öte yandan ücretsiz okutulacak öğrencilerin ne kadarının Bakanlıkça, ne kadarının özel öğretim kurumlarınca seçileceği 'hususu yönetmelikle düzenlenmektedir. Nitekim,5.1.1985 günlüResmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikte özel öğretim kurumlarına ücretsiz okutulacak öğrencinin % 70'ini tesbit yetkisi veren bakanlık, daha sonra 4.6.1988 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikle bu oranı % 25'e kadar düşürmüştür.

B. Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu

1- Anayasa'nın 42. Maddesi Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın 42. maddesi "Eğitim ve öğrenim hakkı ve

ödevi" başlığı altında kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun

bırakılamayacağı; eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları

doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve

denetimi altında yapılacağı; ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için

zorunlu ve Devlet okullarında parasız olduğu; özel ilk ve orta dereceli

okulların bağlı olduğuesasların, Devlet okullarıyla erişilmek istenen düzeye

uygun olarak yasayla düzenleneceği; Devletin, maddî olanaklarından yoksun

başarılı öğrencilerin öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka

yollarla gerekli yardımları yapacağı yolunda kimikurallar içermektedir.

Yazılış biçimiyle Anayasa'nın 42. maddesi, ortaöğretim konusunda

ir zorunluluk ve dolayısıyle Devlet'e parasız yerine getirilmesi gerekli ir

ödev yüklemediği izlenimini vermektedir. Ortaöğretim, hatta ilköğretim

düzeyinde "özel" okulların varlığı da kabul edilmektedir. Özel kullar

konusuna 1961 Anayasasının "kişi hakları" bölümünde (m. 21) er

verilmiş iken, 1982 Anayasası'nda "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"

aşlığı altında "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" bölümünde yer

erilmiş bulunmaktadır. Öte yandan yedinci fıkradaki "Devlet, maddi

imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin öğrenimlerini sürdürebilmeleri maçı

ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları

sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri

lir" hükmüyle eğitim ve öğretim hakkının Devlete yüklediği ödevlerin

konularını da vurgulamış olmaktadır.

Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılırken, Anayasa'nın konuyla ilgili tüm hükümlerinden yararlanmak zarureti vardır. Çünkü, her yasa gibi Anayasa da bir bütündür ve tek bir kuralın yeterince açıklık getirmediği durumlarda bütün metnin gözönünde tutulması, başka bir anlatımla, sözün-e açıklık olmayınca özüne gidilmesi ve bunun için de kuralların tümünün incelenmesi, öz yönünden yorum yapılırken ileriye dönük ve gerçekçi birolun izlenmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararlarında da vurgulandığı gibi, Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal hukuk Devleti güçsüzleri koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlüdür. Çünkü, gerçek hukuk devleti ancak toplumsal devlet anlayışı içinde ise bir anlam kazanır. Hukuk devletinin amaç edindiği kişiliğin korunması, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yolu ile gerçekleştirilebilir.

Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten ve aynı

zamanda metnine dahil olan başlangıç kısmının dördüncü paragrafında "Dünya

milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak; Türkiye

Cumhuriyetinin ilelebet varlığı refahı, maddî ve manevi mutluluğu ile çağdaş

medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde" sürekli çaba harcanacağı

vurgulanırken, "Devletin temel amaç ve görevleri" başlığım taşıyan 5.

maddesi de, Devlete, bu amacın gerçekleşebilmesi için gerekli şartları

hazırlama devini vermiş bulunmaktadır. Bu ödevin yerine getirilmesinin yolu da

hiç kuşkusuz, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda, aklın egemenli-ine

dayanan çağdaş eğitim ve öğretim kurumlarının oluşturulması, varılanların

geliştirilmesi ve böylece, uygar düşünce ve ruh yapısına sahip nitelikli

insanların yetiştirilmesidir. Başka bir anlatımla Anayasa, ulusumuzu çağdaş

uygarlık düzeyine eriştirecek teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme

alanlarında iyi eleman yetiştirilmesini Devletin görevleri arasında saymıştır.

O halde, eğitim ve öğretim hizmetlerine, devletçe öteki kamu hizmetleri

arasında önemli bir ağırlık verilmesi zorunluğu vardır. Ulusal savunma, sağlık

ve iç güvenliğin sağlanması gibi, onlarla eş değerde ödevler olarak eğitim ve

öğretim koşullarının çağdaş uygarlığın gerektirdiği düzeye ulaştırılması için

etkin önlemlerin alınması, devletin erteleyemeyeceğiödevlerindendir. Devlete

ait bu denli önemli bir kamu hizmetinin yürütülmesinde çok az da olsa pay

sahibi kılman özel okulların konumunu bir çeşit "kamu hizmeti

imtiyazı"na benzetmek mümkündür. Devlet, bir kamu hizmetini, bizzat kendi

personeli, araç ve gereciyle yapabileceği gibi, bu hizmeti özel kişilere de

yaptırabilir. Ancak bu durum, hizmeti yapmaklayükümlü kılman kamu kurumunu

hizmetten yararlananlara ve üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmaz. Bu

sebeple, özel okulları, iç yönetimlerinde ve dış etkinliklerinde Devlet

okullarında olduğu gibi hizmetin kurallarına uygun ciddiyet ve güvenilir

biçimde yürütülmesini sağlamak Devletin görevidir. O halde, bir yanda genel

kamu yaran amaçlayan bir bir kamu hizmeti, öte yandan da yararını düşünen özel

kişiler vardır ve işte bu yarar çatışmasının dengelenmesi söz konusudur. Bunu

sağlayabilmekiçin de yürütülecek hizmet üzerinde kamu kurumuna etkin yetki ve

sorumluluk tanımak gerekir. Nitekim, Anayasa'nın 42. maddesinin altıncı

fıkrasında "özel ... okulların bağlı olduğu esaslar ... kanunla

düzenlenir." hükmü,kanun koyucunun bu konudaki yetkisini saklı tutmuştur.

Anayasa'da, bir hizmet ünitesinin kurulması halinde, ona varlık

verecek olan yasada ne gibi kurallara ve ilkelere uyulacağı öngörülmemiş ise,

bu husus kural olarak yasa koyucunun takdirine bırakılmış olur. Anayasa

Mahkemesi'nin bir çok kararlarında belirtildiği gibi "yasakoyucu,

Anayasa'ya uygun olmak koşuluyla, her alanda her çeşit düzenlemeyi

yapabilir." Anayasa'nın 42. maddesinin yedinci fıkrasında, "Devlet,

maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri

amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar." tümcesinde

yer alan "başka yollarla" sözcüğü, yardım kapsamı içinde tamamlayıcı

genel bir hükümdür. Bu duruma göre, kuruluş gücünü Anayasa'dan almakla beraber,

"Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak" kanunla

düzenleneceği öngörülen ilk ve orta dereceli özel okulların, Anayasa'nın

belirlediği konular dışında kalan statüsünün oluşturulması, yasakoyucununtakdir

alam içindedir.

Kamu hizmetleri, aslında bir bütündür. Bununyerine getirilmesi deilke

olarak Devlete aittir. Ancak toplum hayatının gittikçe genişlemesiyle çoğalan

kamu hizmetlerinin mutlaka klasik idare kuruluşları tarafından görülmesi koşulu

artık aranmakta, bunların dışında özel kişilerce de gerçekleştirilebileceği

kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, kamusal hizmet ünitelerinin nitelik ve

özellikleriyle uyuşabildiği ölçüde, kamu ve özel hukuk kurallarından oluşan

karma nitelikte yapılandırılmaları mümkündür. Bu sebepledir ki, kamu hizmetleri

ne suretle yürütülürse yürütülsünkamu kurum ve kuruluşlarının gözetim ve

denetimleriyle hizmeti yönlendirme yetkileri var olduğu sürece, hizmet kamusal

niteliğini korumuş olur.

Anayasa'nın 42. maddesi, özel okulları, "eğitim ve öğretimin

Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı" genel kuralının dışında

tutmamış, "özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar ...

kanunla düzenlenir" hükmüyle, milli eğitim hizmetlerinin kamu gücünün

etkin bir düzeyde kullanılmasını gerektiren işlerden olduğunu belirterek onun

kamusal niteliğini korumak istemiş ve özel öğrenim kurumlarını, ancak kamu

yararına ters düşmeyecekleri ölçüde serbest bırakmak ve bu çerçeve içinde izin

vermek olanağını tanımıştır. Bu itibarla, Anayasa'nın 65. maddesinin Devleti,

mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde sorumlu tutan kuralına dayanmak

suretiyle maddenin "sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler" bölümündeki

sistematik konumuna göre, eğitim ve öğretimi "zayıflatılmış ve eksik

korumalı potansiyel haklar"dan sayarak bu alanın özel teşebbüse tamamen

açık olduğunu, faaliyetlerine parasal yönden kayıtlar konulamayacağını savunmak

mümkün değildir.

Maddî imkânlardan yoksun, başarılı öğrencilere, özel okullarda belli oranda yer ayırma zorunluluğu, nitelikli insan yetiştirme ödevi yanında, Anayasa'nın 5. maddesinin Devlete yüklediği"...insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlan hazırlama..."ödevinin de yasalsonucudur ve demokratik toplum düzenini sosyal yönüyle şekillendiren bir anlayışın gereğidir. Onun için, Devletin bu tutumunu haklara engeller koyanDevlet değil, sosyal devlet ilkesini gerçekleştiren devlet olarak nitelemekgerekir.

Ekonomik dalgalanmalara bağlı, değişken bir ücret sisteminde,

yükümlülüğün üst sınırının % 10 olarak saptanmasını, ölçülülük ilkesine bağlıkalınmadığı,

dolayısıyla aracın amacına göre ölçüsüz bir oran içinde bulunduğu biçiminde

nitelemek de olanaksızdır. Kamusal yönü ağır basmakla beraber, özel öğretim

kurumlarının sağlayacakları eğitim olanaklarına, ileriye dönük yatırımlarına,

personel ve işletme giderlerine göre tespitedilecek ücret tutarlarının

bunlardan yararlananlar tarafından makûl kârlarıyla birlikte karşılanması

doğaldır. Milli Eğitim Bakanlığının bu konuda getireceği kısıtlamaların

yargısal denetime açık olduğu düşünülürse, üst sınırın % 10 olarak tespitinin,

özel okullar için aşırı bir yük oluşturmayacağı da açıktır.

2- Anayasa'nın 48. Maddesi Yönünden İnceleme:

Anayasa'nın 48. maddesinin birinci fıkrası herkesin dilediği

alanda çalışma özgürlüğüne sahip olduğunu açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz, çalışma

ve sözleşme özgürlüğü de, öteki özgürlükler gibi sınırsız bir özgürlük olmayıp

kamu yararı amacıyla her zaman sınırlanabilir. Nitekim, maddenin ikinci

fıkrasındaki "Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve

sosyal amaçlara uygun yürümesini güvenlilik ve kararlılık içinde çalışmasını

sağlayacak tedbirleri alır." hükmüyle, çalışma ve sözleşme hürriyetlerine

bazı sınırlamaların getirilebileceği belirtilmiştir. Bu sebeple; "maddî

imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin" eğitim ve öğrenimini burslar ve

başka yollarla kolaylaştırmak, insanın maddî ve manevi varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamakla görevli kılınan, ancak, olanakları sınırlı bir

Devletin ödevini gerçekleştirmek amacına yönelik söz konusu düzenlemeyi,

hukukun aşırı zorlaması diye nitelendirmek de doğru değildir.

3- Anayasa'nın 73. Maddesi Yönünden İnceleme:

İtiraz konusu 625 sayılı Yasanın Ek 4. maddesinin birinci fıkrasında, özel öğretim kurumlarına, öğrenci kapasitelerinin % 2'sinden aşağıya düşmemek üzere, % 10 oranına kadar ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü, itiraz yoluna başvuran mahkemece "dengeli, ölçülü, taşınabilir olma" özelliklerine uygun bulunmadığı için de Anayasa'ya aykırılığı öne sürülmüştür.

Belli oranda ücretsiz öğrenci okutma zorunluluğunun hem özel

okullara ve hem de buralarda öğrenim gören öğrenci ailelerine bir miktar malî

yük getireceği kuşkusuzdur. Ancak, bu yükün, vergi benzeri malî yükümlülük

niteliğinde olduğu kabul edilemez. Çünkü, yukarıda işaret edildiği gibi, halkın

öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlama faaliyeti önemli kamu

hizmetlerindendir. Olayda, Devlet, özel öğretim kurumlarına ilk ve orta

dereceli okullarda bir kamu hizmeti olan eğitim ve öğretim görevini yapmaküzere

yasayla yetki vermektedir. Burada her ne kadar birsözleşme yoksa da, giderleri

ve riski kendisine ait olmak ve hizmetten yararlananlardan aldığı ücretle,

yatırımlarını amorti etmek üzere bir kamu hizmetinin, kurulması ve işletilmesi

söz konusudur. O halde özel okulların yaptığı hizmetin "kamu hizmeti

imtiyazı"na benzer yönünün daha ağır bastığı ortadadır. Özel okullarda

okuyup okumama seçeneği de dikkate alınırsa özel okulların ücretsiz öğrenci

okutma zorunluluğu vergi benzeri malî yükümlülük biçiminde nitelendirilemez.

Açıklanan nedenlerle, 11.7.1984 günlü, 3035 sayılı Yasanın 19,' maddesiyle 625 sayılı "Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na eklenen itiraz konusu Ek 4. maddenin Anayasaya aykırı bir yönü bulunmadığından itirazınreddi gerekir.

Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI ve Servet TÜZÜNbu görüşlere katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

8.6.1965günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na 3035 sayılı Yasayla eklenen "Ek 4 üncü madde"nin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI ve Servet TÜZÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla,

12.4.1990 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı:1990/4

Karar Sayısı:1990/6

1. İptali istenerek, anayasaya uygunluk denetimi için, itiraz

yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne getirilen yasa kuralı, salt "ücretsiz öğrenci

okutma yükümlülüğü"nü öngörmekte, ücretsiz okutulacak öğrencilerin

niteliklerine ilişkin, örneğin "yoksul, kimsesiz, öğretmen çocuğu, ailenin

öğretimdeki ikinci ya da üçüncü çocuğu, öğretilebilir ya da sakat çocuk,

başarılı çocuk" gibi hiçbir açıklık içermemektedir. Haklı bir nedene,

hukuksal bir gerekliliğe ya da zorunluluğa dayanmayan, bir tür devlet zoruyla

yürütülmek istenen okutma durumunun, hukuk devleti kavramıyla bağdaştırılması

olanaksızdır. Devlet kurumu ile hukuk kavramının çağdaş değerlendirmesi,

Anayasa'nın özü ve amacı gözetilerek anlamlandırılması, bilimsel yorumlarla

açıklanması, yurttaşlara (gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine)

yükümlülük getirilmesinin anayasal dayanağı koşulunu arar. Devlet, her şey onun

adına yapılan, onun adı kullanılıyorsa hoş görülüp haklı bulunan,uygun

karşılanan bir varlık değildir. Hukuka uygun olmayan, hakkaniyet ölçülerini

aşan her oluşum, devlet adına ise devlete gölge düşürür, onun değerini ve

saygınlığını azaltır. Topluma ve bireye en doğal hakkı olangüvenceyi veremeyen

ya da gücüyle aykırı kuralları egemen kılan devlet, hukuksallıktan uzaklaşır.

Yasama organını tümüyle devlet saymak yanlış olduğu, gibi bir kuralı yasama

organının biçimsel uygunlukla yürürlüğe koyması onun geçerli sayılmasını da

gerektirmez. İptal edilinceye ya dayürürlükten kaldırılıncaya değin yürürlükte

kalan, hukuksal yönden geçersiz nice kural vardır. Nasıl yürürlükte olmak

geçerli olmayı gerektirmiyorsa yasama organının özgörü (takdir) yetkisi

kapsamında sayılmak da hukuksal olmaya yetemez. Kaldıki, yasama organının

özgörü yetkisi sınırsız olmayıp başta Anayasa olmak üzere evrensel hukuk ilkeleri,

insan hak ve özgürlükleriyle sınırlıdır.

Mülkiyet hakkını özel bir kuralla güvenceye bağlayan,

kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağını, sınırlanmasının da ancak

kamu yararı amacıyla olabileceğini öngören Anayasa'nın, özel kesim alanına

hiçbir neden göstermeden ve haklı bir neden bulunmadan el atılmasını hukuka

uygun sayması olanaksızdır. Özel girişimin güvenlik ve kararlılık içinde

çalışmasını sağlayacak önlemleri almakla yükümlü kılınan devletin, özel

girişime yükler getirmesi, çoğunluk oylarıyla benimsenen gerekçeyle bile uygun

gösterilebilecek bir tutum değildir. Devlet, özel öğretim kurumlarında ücretsiz

öğrenci okutulmasını istiyorsa onların ücretlerini öder ya da en çok indirimli

ücret gereğini haklı nedenlere dayalı olarak getirir. Nasıl bir lokantada,

terzide, berberde, özel hastahenede, basımevinde ücretsiz iş yaptırma

zorunluluğu uygulanamazsa, ev bir yana, pansiyonda, otelde, öğrenci yurdunda

ücretsiz barınma zorunluluğu getirilemezse, bunlardan hiçbir ayrılığı

bulunmayan özel girişimin çalıştırdığı öğretim kurumlarına da karışılmaz.

Devlete olduğundan fazla, hukuk dışı anlamlar vererek onu istediği alana

istediği gibi el atmakta yetkili saymak, onu hukukdevleti olmaktan çıkarır.

Böyle bir devlet hukuk devleti olmaz, başka bir gücün devleti olur. Mağazaların

yüzde on bez, kumaş ya da mendili ücretsiz vermesi kurala bağlanamayacağı gibi

özel öğretim kurumları da, oranı ne olursa olsun, ücretsiz öğrenci okutmak

zorunda tutulamazlar. Devlet, KİT'leri eliyle, ürünlerinden belli bir oranda

belki ücretsiz dağıtabilir, KİT'ler kendi malıdır. Ama özel girişim devletin

malı olmadığı gibi devlet her şeyin sahibi de değildir. Ülkesi, ulusuyla

birlikte tanımlanması devlet yapısının belirlenmesi içindir. Temeli adalet olan

devlet adaletsizlikten kaçınmaya özen göstermelidir. Doğal kıran (âfet), savaş,

olağanüstü durumlar dışında her eve belli sayıda konukların, soydaşların

alınması zorunluluğu nasıl uygun düşmezse, iptali istenilen kural da uygun

karşılanamaz. Hukuksal kavramlar, tanımlama ve nitelemelerle,bir tür gereksiz

yorumlarve zorlama ile Anayasa'ya uygunluk sonucuna gidilmiştir. Öbür

karşı-oylarda belirtildiğinden yinelemediğim anayasal ölçütler gözardı

edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, haklan ve özgürlükleri korumadıkça, yasama

organını hukuk ve Anayasa sınırları içinde tutmak beceri ve başarısını

göstermedikçe, antidemokratik kurallar doyurucu bir denetimle ayıklanmadıkça

görevini gereğiyle yapmış sayılamaz ve varlık nedenine aykırı davranış olur.

2. Sosyal devlet alıcı değil vericidir. Ücretsiz okutmayı

kotarabilecek nice yol ve olanak varken, tutumlu gidişiyle daha çok sayıda

öğrenciyi yerleştirmek kolaylığı açıkken zorlama yolunun seçilmesi

sakıncalıdır.Hukuk devleti, öncelikle hukukun yanında yer alır. Kendi yararını

değil, hukuku gözetir. Zarar verici de olsa hukuka uygun olanı seçer ve izler.

Duygusal davranamaz. Ücretsiz okutulan öğrencilerin ücretlerinin ücretli okuyan

çocuklarınkine eklenmesine yol açan bir uygulamayı görmezlikten gelmek devlete

yakışmaz. Bu gerçek ve ücretsiz okuyan öğrencilerin çoğunun, müsteşar

yardımcısı, profesör, vali, vali yardımcısı, kaymakam, kurmay albay, doktor,

yarbay çocuğu olduğu gözetilirse sorunu devletinsosyal hukuk devleti niteliğine

bağlanmak da yanılgıdır.

Sosyal gerekler, hükümlü ve sakatların çalışmaları karşılığında ücret almaları yöntemindeki zorunlulukta vardır. Ücretsiz okutmanın bu uygulamaya benzerbiryanı yoktur. Karşılıksız yararlanma ilişkinindoğasına aykırıdır. Giderlerine hiçbir katkıda bulunmadığı kuruluştan yararlanmak, üstelik korunması gerekli özel girişimde, her kurumun özelleştirilmesi, özelleştirilerek kullanılması anlamındadır.

İlke gözetilmeyince, oranın önemi yoktur. Ölçülülük ilkesini de

çiğneyen iptali istenilen kural, özel girişimin özgürlüğüne getirilen bir

sınırlamadır. Kamu hizmetini özel kuruluşlara yaptırmak niteliğindeki yasa

düzenlemesi, hukuksal tartışmayı sürdürecek içeriğiylebir kamu hizmetiimtiyazı

türünde de değerlendirilemez. Özel öğretim kurumunun yapısı, üyelik bağı,

hukuksal konumu ve ilişkinin yanlan "kamu hizmeti ayrıcalığı" nı

dışarda bırakmaktadır. Devlet, sağlık ve savunma gibi en başta gelen

öğretim-eğitim görevini özel kuruluşlara yüklemektedir. Bu yükün, gözetim ve

denetim sayılması da olanaksızdır. Devlet, özel kuruluşun gelirinden vergi ya da

benzeri bir yükümlülük isteyebilse de, ücretsiz okutmanın gelir karşılığı ve

üstelik vergi alınırken vergi benzeri bir yükümlülük olarak kabulü düşünülemez.

Angarya sayılacak devlet için ağır bir yaralanmadır. Anayasal dayanağı olmayan

bir yükümlülük bu kapsamda değerlendirilir. Mutlaka yasaklayıcı bir kuralın

aranması, hukuk dışı haklara kapıyı açık tutmaktadır. Bir durum, bir kural

hukukun temel ilkelerine aykırı düşüyorsa yasaklayıcı ya da olur verici bir

anayasa kuralı olması onu hukuka aykırılıktan kurtaramaz. Olur veren kural olsa

olsa Anayasa'ya aykırılık savını engeller, Olayda böyle bir kural da yoktur.

Destek olunacak özel girişime devlet ağırlığı ile güçlük çıkarılmaktadır.

3. "Yardım" niteliği de söz konusu değildir. Biçimini ve

türünü devletin saptadığı zorunlu yardımın gönüllülük niteliği çiğnenmektedir.

Sosyal adalet, devletten beklenen soylu bir yaklaşımdır. Kişilere yükümlülükler

getirerek eşitsizlik yaratmanın sosyal adaletle hiçbir ilişkisi yoktur.

Demokrasinin özü eşitlik, kederde ve kıvançta birlik, özgürlük ve özellikle

hukuksallıktır. Devlet zoru, demokrasinin özüne aykırıdır. Demokrasi, devlete

üstünlük ve öncelik değil, önderlik yükler. Düzenleyici, denge sağlayıcı ve yol

göstericidir. Kamusal yarar demokrasinin özüne karşın gerçekleştirilemez.

Kaldıki varsıl, belli kişilerin çocuklarının daha çok yararlandırıldığı bir

yöntem kamusal yararla da uyuşmaz. Anayasa Mahkemesi, demokratik ilkeleri ve

hukuksal değerleri yeterince koruyamaz duruma getirilmektedir. Devletin asıl ve

sürekli görevleri içindeki eğitim ve öğretim, haklı hiçbir neden gözetmeden

özel kuruluşlarla paylaşması ve ücret gereğinden kaçınması uygun bir örnek

değildir. Özel öğretim kurumlarının devlet okulları düzeyine getirilmesinin

yolu da bu değildir. Anayasa'nın 42. maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen,

maddî olanaklardan yoksun başarılı öğrencilere devlet yardımı da bu yolla

yapılamaz. Fıkrada geçen ".. başka yollarla gerekli yardım..."

devletin kendi olanaklarıyla yapacağı yardımlardır. Üstelik, başarılı öğrencilerle

sınırlıdır. Olayımızda herhangi birkoşul ve ölçüt yoktur. Anayasa'nın sözünü

ettiği yardım, olanakları elverdiği ölçüde devletin öz kaynaklarını kullanarak

yapabileceği yardımdır. Hiçbir karşılık almadan görev aktarımı hukuk içinde

savunulamaz. Ücretli okuyan çocukların velilerinin akçalı yükünü ağırlaştıran

ücretsiz okutma durumu, bu veliler için de haksızlık yaratmaktadır. Yüzde on

oranı da dengeli bir dağılım olmayıp on yılda bir yılın tüm öğrencilerinin

ücretsiz okuması gibi ağır bir sonuca neden olmaktadır. Vergi benzeri sayılsa

bile dengeli ve adaletli sayılamaz. İptali istenilen kural, Anayasa'nın 42.

maddesinin dışına taşmaktadır.

4. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 28.2.1989 günlü onayıyla yürürlüğe konulan "Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenciler Hakkında Yönetmelik"le bakanlığa bırakılan % 75 kontenjanın nasıl uygulanacağı belirlenmiştir.4.6.1988günlü, 19832 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Özel Öğretim Kurumlan Öğrenci Ücretleri Tesbit ve Tahsil Yönetmeliği" nin 12. maddesiyle öngörülen % 10 oranındaki ücretsiz öğrencinin kalan % 25 i de kurumlarca sağlanmaktadır.

Anayasa'nın konuyla doğrudan ilgili 42. maddesi ücretsiz öğrenci

okutma zorunluluğuna dayanak olacak bir açıklık yoktur. Devlet okullarına

parasız öğretimi öngören Anayasa, özel okullar için böyle bir zorunluluk

öngörseydi onu da kapsamına alırdı. Anayasa Mahkemesi'nin26.3. 1974 günlü Esas

1973/32, Karar 1974/ilsayılı kararı da bu görüşü doğrulamaktadır. Anayasa'nın

42. maddesinin yedinci fıkrasında geçen ".. başka yollarla gerekli

yardımlar..."ın da devlet dışındaki kimi kuruluşların gençler üzerindeki

olumsuz etkisini önlemeye yönelik biçimde olacağı madde gerekçesinde

açıklanmıştır. "Karşılıksız burs" niteliğindeki itiraz konusu kural,

devlete yüklenen görevin gereksiz paylaşımı görünümündedir. Başarılı ve yoksul

öğrenciler için öngörülmüş yardım türlerine de benzemeyen ücretsiz okutma

devletin kendi yükümlülüğünü özel girişime yaptırmasıdır. Neresinden bakılırsa

bakılsın iptali istenilen kural ulusal ekonominin gereklerine ve sosyal

amaçlarına uygun gidişini sağlayacak önlemlerle de uyum içinde değildir. Sözü

edilen "önlem", özel girişimin yararına sonuç verecek önlemdir,

zararına yol açacak önlem değil, önlem sonucunu aşan zorunlu uygulama Anayasa

ile bağdaşamaz.

5. Çoğunluk oyuyla oluşan kararın dayanakları yanlış seçilmiştir.

Konunun eğitim ve öğretim kurumlarının oluşturulmasıyla, insanların

yetiştirilmesiyle doğrudan ilgisi yoktur. Kararı doğru ve haklı göstermek için

yan konulara girilmiş, örnekler verilmiş, Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili

bulunmayan bir kararına dayanılmıştır. İptali istenilen kuralın, akçalı

olanaktan yoksun öğrencilere ilişkin hiçbir açıklık taşımamasına karşın,

kararda "Maddî imkânlardan yoksun, başarılı öğrencilere, özel okullarla

belli oranda yer ayırma zorunluluğu..."denilerek yasakoyucu-nun kapalı

amacına, kanuna uygun bir gerekçe yakıştırılmıştır. Gerçekte, yasakoyucunun

Anayasa ile sınırlı olan özgörü hakkı, yanlış bir "devlet" kavramı

değerlendirmesiyle, sınırsızlığa, bir tür devlet zorlamasına götürülmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti'nin her yönüyle tam bir hukuk devleti olması

yolunda en etkili çaba yargı kuruluşlarından beklenir. Örneğin,

bağımsızlıklarını sağlayıp korumak, güçlendirip genişletmek bile öncelikle

kuruluşların tutumlarına bağlıdır. Hukuk devletinin başlıca mimarları olan

yargı kuruluşları, yorumlan ile Anayâsa'yı zenginleştirecek, boşlukları

dolduracak, çelişki ve aykırılıkları çağdaş doğrultuda giderecektir. Hukuk

devletinin, her istediğini yapamayan, hukuktan asla ayrılmayan devlet olduğunu

yinelemekte yarar vardır. Böyle bir devlet anayasa ile haksızlık hukuksuzluk

getiremez. Hukuk devletinin anayasası devletinin ulusuna baskı aracı değildir.

Devletin kuruluş ve yönetim düzeni ile yükümlülüklerini belirlerken,

iktidarların gücünü sınırlayarak ulusun hak ve özgürlüklerini güvenceye bağlar.

Unutulmamalıdır ki ulus devlet için değil, devlet ulus içindir. Devletin

insancıllığı, insan haklarının son aşamasıdır. Koşullanmış, yanlış bir devlet

anlayışı, devlete sonsuz ve sınırsız yetkiler vererek, onun her istediğini

yapabileceğini, yasakoyucunun özgörüsü ile istediği düzenlemeyi

gerçekleştirebileceğini ya da özgürüsünü bırakılan alanlarda "Devlet

yararına" düşüncesinden kalkarak, hukuku gözardı ederek bireylere ve

kuruluşlara yükümlülükler getirebileceğini uygun bulur. Böylesine bir yorum,

"güçlü yürütme" bahanesiyle yargının ve hukuk devletinin yıpratılıp

etkisinin azaltılmasına yol açmıştır. Yürütme doğal olarak güçlüdür. Devletin

her olanağı elindedir. Bağımsız olduğu yasalarda yazılı bulunan yüksek yargı

organlarının bütçeleri de yürütmenin oluruyla kullanılabilmektedir. Bu tür

gereksiz ve sakıncalı yorumlarla çağdaş hukuk devleti niteliğinezarar

verilmektedir. Yargıyı izleyici durumuna düşürecek, giderek kararlarından ancak

yürütmenin uygun bulduklarının geçerli sayılmasına yol açabilecek devlet

değerlendirmesi yerinde görülemez. İnsan hak ve özgürlüklerinin tüm

boyutlarıyla yaşama geçirilip egemen kılınması devletin bunlara saygısıyla

olanaklıdır. Anayasayı salt biçimsel yönden değil, siyasal felsefe ve çağdaş

doğrultu yönünden de ele almak gerekir. Bir uygulamanın adaletli olması,

biçimsel yönden hukuka uygun olmasından da önemlidir. Hemhukuka, hemadalete

uygun olması aranmalıdır. Adaletsiz uygulama yargı kararıyla önlenemezse, yürütmenin

haksızlıktan vazgeçmesi beklenerek ana ağırlık verilerek onun işlemlerine özlem

duyulur. Antidemokratik kuralları ayıklamakta yargının duyarlığı önde

olmalıdır. Yargı organı, kararlarıyla, kendini olduğu gibi yürütmeyi de

güçlendirmelidir. Devletin egemenlik hakkı kadar özel mülkiyetin de geçerliği

söz konusudur ve sınır-anması anayasal koşullara bağlıdır. Anayasa'ya gerçek

kimliğini yargı kararlarının kazandıracağı kuşkusuzdur. Anayasa yargı kararıyla

gerçek biçimini ve anlamını bulacaktır. Bu kıvanç verici sonuç, çağdaş düşünce,

çağdaş yorum, bilimsel gereklerle insanı değerli ve üstün tutan bir anlayış,

devleti gerçek yerinde hukukla güçlü tutan bir benimseyişle sağlanır. Hukukun

üstünlüğü ilkesinin her yadsınışı yeni bir hukuksuzluğun nedenidir. Sürütmenin

görevli-yetkili kılınarak sınırsız olanaklarla donatılması, yasamaya, özellikle

yargı erkine karsı güçlendirildiğinin savunulması hukuk devleti niteliğinin

yitirilmesi pahasına hoşgörüyle karşılanamaz. Yürütmenin, yasama ve yargı

denetimindeki her adımının, her eylem ve izleniminin hukuka uygunluğu yanında

yasamanın yargı denetimindeki işlemlerinin de Anayasa'ya ve hukukun üstün

kurallarına, evrensel ilkelerine göredeğerlendirilmesi gerekir. Günlük koşullar

anayasal ilkelerin ölçüsü olamaz. Gerekçe doyurucu değildir. Kişisel haklar

demokraside en sağlıklı güvenceyi bulur. Demokrasiyi sözde bırakmayıp özde

kökleştirmek için kişisel haklara böyle gelişigüzel elatmaları önlemek gerekir.

Demokrasi, devlet ağırlıklı değil, haklar ve özgürlükler ağırlıklıdır.

Düzenleyici, koruyup kollayıcı devletin saygın yeri, hukuka saygısıyla

gerçekleşir.

Açıklamaya çalıştığım bu nedenlerle;

8.6.1965günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na,11.7.1984günlü, 3035 sayılı "8.6.1965 Tarihli ve 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Geçici Bir Maddesinin Kaldırılması, Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun"un 19. maddesiyle eklenen "Ek 4 üncü madde"nin Anayasa'nın 2., 5., 11., 42., 48. ve 73. maddelerine aykırılığı açık olduğundan iptalini zorunlu buluyor, tersini kararlaştıran çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 12.4.1990

Başkan

Necdet

DARICIOĞLU

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

Üye

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Muammer TURAN

Üye

Mehmet ÇINARLI

Üye

Servet TÜZÜN

Üye

Mustafa ŞAHİN

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı:1990/4

Karar Sayısı:1990/6

Anayasa'nın 42. maddesinde "Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar" denilmiş olması, Devlet'in birininkesesinden ötekine yardım yaptıracağı anlamına gelmez. Maddede "Devlet......gerekli yardımları yapar" deniliyor. Hükmün açık anlamı yardımı

Devletin yapacağıdır. Bu yardımın "burslar ve başka

yollarla" yapılacağı söyleniyor: "Başka yollar", yatılı okutma

vs. gibi, bursların dışında kalan yardım şekilleridir. Devletin burslardan

başka yollarla da yardım yapacağının söylenmiş olması, Devletin bu yardımı

zorla vatandaşa yaptırabileceği seklinde yorumlanamaz. Anayasa'nın sözü geçen

42. maddenin yer aldığı "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler"

başlıklı Üçüncü Bölümünün son maddesiyle (Madde: 65), bu konuya daha da açıklık

getirilmekte; Devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen

görevlerini, "malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde" yerine

getireceği belirtilmektedir. Maddede, Devlet, malî kaynakları yetmezse, sosyal

ve ekonomik alanlardaki görevlerini zorla vatandaşa yaptırır denmiyor.

Anayasa'nın 42. maddesinin altıncı fıkrasında "Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir" denilmektedir. Düzenlemenin amacı, özel okulları "Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye" uygun bir takını esaslara bağlamaktır. Bu fıkra, yapılacak bir düzenleme ile, özel okullara parasız öğrenci okutma yükümlülüğü getirilebileceği şeklindeyorumlanamaz.

Kaldı ki, Anayasa'nın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı

İkinci Kısmında yer alan 18. maddesi angaryayı kesin bir şekilde

yasaklamaktadır. Türk Hukuk Lügati (Millî Eğitim Bakanlığı, 1944)

"angarya"nın ikinci anlamını "Bir malın menfaatinden veya bir

şahsın hizmetinden bedava istifade edilmesi" olarak gösteriyor. 8.6.1965

tarihli ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na 3035 sayılı Kanunla

eklenen Ek 4. maddede, Özel Öğretim Kurumları'nın, öğrenci kapasitesinin %

2'sinden aşağıya düşmemek üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlü olduğu ve

Bakanlığın bu miktarı yüzde ona kadar artırabileceği kabul edilerek, Özel

Öğretim Kurumları'na, Anayasa'nın 18. maddesine aykırı olarak bir angarya

yüklenmektedir.

Özel Öğretim Kurumlan bu angaryayı elbette kendi üzerinde bırakmayacak, büyük ölçüde, çocuğunu parayla bu okullarda okutan velilere devredecektir. Özel okullarda sâdece zengin çocuklarının okuduğu çok yanlış bir varsayımdır. Çocuğunun iyi bir öğrenim görmesini isteyen birçok fakir veya orta halli yurttaşlar da dişinden tırnağından artırarak, sıkıntılara katlanarak bu okullara öğrenci göndermektedir. Kendi çocuğunun okul taksidini zorlukla ödeyebilen bu yurttaşlar, bir de. başkalarının çocuğuiçin ödemede bulunmak mükellefiyetiyle karsı karşıya bırakılmış olmaktadır.

Kaldı ki, paralı okumak zorunda kalan çocukların hepsinin, parasız okutulmak üzere seçilen çocuklardan daha zengin, daha varlıklı ailelere mensup olacakları da ileri sürülmez. Birçok takdir unsurları karışacak seçim şekline göre, daha az varlıklının paralı, daha çok varlıklının parasız okutulması da imkân dışı değildir.

Anayasa'nın 2. maddesi Devlet'in sosyal bir Devlet olduğunu söylemekle birlikte, "bir hukuk Devleti" olduğunu da vurguluyor. Bir hukukDevleti-âmiyâne tâbiriyle-Ali'nin külahını Veli'ye giydiremez.

Yukarda açıkladığım gerekçelerle, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Kanunu'na 3035 sayılı Kanun'la eklenen Ek 4. maddeyi Anayasa'ya aykırı bulduğumdan, bu maddenin iptali için yapılan itirazın reddi yolundaki Mahkeme kararına katılmıyorum.

Başkanvekili

Yekta Güngör ÖZDEN

KARŞIOY

YAZISI

Esas Sayısı:1990/4

Karar Sayısı:1990/6

8.6.1965günlü, 625 saydı "özel Öğretim Kurumları Kanunu'na 3035 sayılı Yasa'nın 19. maddesi ile eklenen itiraz konusu hükmü içeren Ek 4. maddesinde; "Özel öğretim Kurumlan, öğrenci kapasitelerinin, % 2'sinden aşağıya düşmemek üzere, ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdürler. Bakanlık, ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını yönetmelikle düzenler, ücretsiz öğrenci miktarım yüzde ona kadar artırabilir." kuralı yer almaktadır.

Anayasa'nın 42. maddesinin yedinci fıkrasında, "Devlet maddî

imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı

ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları

sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri

alır." denildiğine göre, kanun koyucunun inceleme konusu maddede, salt

"ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü"nü getirmekle yetinmeyip, açık

bir biçimde "kamu yararı"nın öncelikle gözetilmesi bakımından kural

olarak ücretsiz okutulacak öğrencilerin niteliklerine ilişkin, Anayasa'nın sözü

edilen maddesinde yer alan "maddî imkânlardan yoksun ve başarılı

olma" koşullarının belirtilmesi, öte yandan ücretsiz okutulacak

öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını açıklığa kavuşturması

gerekirdi.

Anayasa'nın 2. maddesinde; "Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun

huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,

Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanak,

demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Yasaların

kamu yararına dayanması gereği kuşkusuz hukuk devletinin önde gelen

unsurlarından birisini oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi'-nin 22.6.1972 günlü,

E: 1972/14, K: 1972/34 sayılı kararında, "Hukuk Devleti İlkesinin öğeleri

arasında yasaların kamu yararına dayanması ilkesinin de var olduğu"

açıklanmıştır. Bu karara göre, "Anayasa'nın 2.maddesinde tanımlandığı

üzere Devletimiz bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ilkesinin öğeleri arasında

yasaların kamu yararına dayanması ilkesi vardır. Bu ilkenin anlamı kamu yararı

düşüncesi alınmaksızın başka bir deyimle yalnızca belli kişilerin yararına

alarak herhangi bir yasa kuralının konulamayacağıdır. Buna göre kamu yararım

içermeyen bir yasa kuralı, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olur ve dava

açıldığında iptali gerekir."

Ayrıca Anayasa'nın 5. maddesine göre,"...kişilerin ve toplumunrefah, huzurve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlan hazırlamaya çalışması ...." Devletin temel amaç ve görevlerindendir. Maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilere yardım ve durumları sebebiyle özel eğitimi ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri almak da bu görevler kapsamındadır.

3035 sayılı Yasa'nın 19. maddesi ile eklenen Ek 4. maddede ise; maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrenci alma koşullarına yer verilmeden salt "ücretsiz öğrenci okutma yükümlülüğü" öngörülmektedir Bu durumda maddî imkânlardan yoksun olmayan öğrencilerde işbu yardımdan yararlanabileceklerdir. Uygulamada, maddî olanakları yüksek düzeyde alan velilerin çocuklarının "Ücretsiz okuma" da çoğunluğu teşkil etmeleri de bu görüşü teyid etmektedir.

Anayasa'nın ilgili maddesinde öngörülen "maddî olanaklardan yoksun ve başarılı öğrenci alma" koşullarına yer verilmemekle, bu gibi öğrencilere, öğrenimlerini sürdürmeleri bakımından devletçe yardım yapılması biçimindeki Anayasal İlke de yerine getirilmemiş olmaktadır. Bu durumda-iş bu düzenleme ile kamu yararının gözetildiği düşünülemez.

Yukarıda belirtildiği gibi; bu eksiklikler Anayasa'nın buyruğuna uygun bir düzenlemenin yapılmadığını göstermektedir. Böylece anayasaca öngörülen amaçların sağlanmasını engelleyen nitelikteki eksiklikler Anayasa'ya aykırılık oluşturmaktadır. Çoğunluğun, bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığı yolundaki görüşüne yukarıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.

Üye

Mehmet

ÇINARLI

Üye

Servet

TÜZÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1990/4, K. 1990/6, 12 Nisan 1990 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı-yasa Metinleri
  5. A. İptali İstenen Yasa Kuralı
  6. B. Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. A. Genel Açıklama
  10. B. Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
  11. Karşıoy
  12. Yazısı
  13. Darıcıoğlu
  14. Aliefendioğlu
  15. Karşıoy
  16. Yazısı
  17. Karşıoy
  18. Yazısı
  19. Çınarlı
  20. Tüzün
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1990/4
Karar No
1990/6
Tarih
12 Nisan 1990

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1990/16 K.1990/9
  • AYM Norm Denetimi E.1989/9 K.1990/8
  • AYM Norm Denetimi E.1990/2 K.1990/10
  • AYM Norm Denetimi E.1990/14 K.1990/7
  • AYM Norm Denetimi E.1990/10 K.1990/14
  • AYM Norm Denetimi E.1990/9 K.1990/13

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.