İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1991/42 K.1992/13

Hakkında Kanunu Muvakkat"ın tüm maddelerinin Anayasa'nın Başlangıç bölümü ile 2., 3., 9., 10., 36/1. ve 140/1. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas1991/42Karar1992/13Tarih27 Şubat 1992Okuma19 dk · 3.740 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
27 Şubat 1992
Esas Sayısı
1991/42
Karar Sayısı
1992/13
Karar Günü
27.2.1992
R.G. Tarih-Sayı
06.03.1993-21516
İtiraz yoluna başvuran
Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu
4.2.1329 tarihli "Memurin Muhakematı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.740 kelime·19 dk okuma·12 bölüm

Hakkında Kanunu Muvakkat"ın tüm maddelerinin Anayasa'nın Başlangıç bölümü ile 2., 3., 9., 10., 36/1. ve 140/1. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Harç makinasının temizlenmesi sırasında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu şikayetçinin yaralanmasına neden olan Belediye Fen işleri Müdürü hakkında, Nevşehir Cumhuriyet Savcılığı'nca Türk Ceza Yasası'nın 459. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın tümünün iptali için 22.10.1991 günü kendiliğinden Anayasa Mahkemesi" ne başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İPTALİ İSTENEN YASA KURALLARI

İptali istenen Yasa tümüyle şöyledir.

MADDEl- Memurinin vazifei memuriyetlerinden münbais veya vazifei memuriyetlerinin ifası sırasında hadis olan cürümlerinden dolayı icrayı muhakemeleri şeraiti atiye dairesinde mehakimi adliyeye aittir.

MADDE 2- Memurinden birinin vazifei memuriyetinden dolayı veya ifayı vazife esnasında bir cürmü ika eylediği gerek doğrudan doğruya ve gerek bir şikayet ve ihbar ve iddia üzerine anlaşıldıkta o memur memurini merkeziyeden ise evvelemirde mensup olduğu nezaret veya daire ve memurini vilayetten ise vali ve mutasarrıf ve kaymakam veya merbut bulunduğu şubei idare amiri tarafından usulü muhakematı cezaiye kanununa tevfikan bizzat veya bilvasıta hakkında tahkikatı iptidaiye icra edilir ve evrakı tahkikiye zirine tahkikatı vakıanın hülasasını ve netayicini havi fezlekesiyazılarak bunun ziri dahi tahkikatı icra eden zat tarafından imza ve tahtım olunur.

MADDE 3- Tahkikatı iptidaiye evrakı mevaddı atiyede beyan olunan usul veçhile ait olduğu meclise tevdi olunur. Ve bu meclisin memurinden olan azalan içtima ederek suveri atiye veçhile tetkikatı idariyede bulunurlar. Ancak tahkikatı iptidaiye fezlekesini tanzim ve imza eden daire amiri bu heyetlerde aza sıfatiyle hazır bulunamaz ve alelumum esnayı tetkikte memuru mes'ulün mensup olduğu Nezaret veya idare canibinden izahat alınmak üzere ya daire amiri veya izam eyliyeceği memur celp ve davet olunabilir.

MADDE 4- Kazalarda kaza kaymakamı ile şuabatı idarei kaza rüesayı

memurininden ve meclisi idarei kaza azasından maada bilcümle memurin ve

müstahdemin ile nahiye müdür ve müstahdemini hakkındaki evrakı tahkikiye kaza

meclisi idaresine ve sancaklarda mutasarrıf ile şuabatı idarei ile rüesayı

memurininden ve meclisi idarei liva azasından maada bilumum memurin ve

müstahdemini liva ve mülhak kazalar kaymakamlariyle şuabatı idarei kaza ve

rüesayı memurini ve mecalisi idarei kaza azası hakkındaki evrakı tahkikiye

meclisi idarei livaya ve vilayet merkezlerinde vali ile ba iradei seniye mansup

memurini merkeziyei vilayetten ve meclisi idarei vilayet azasından maad bilcümle

memurini merkeziyei vilayet ve mülhak liva mutasarrıflariyle şuabatı idarei

liva rüesayı memurini ve mecalisi idarei liva azası ve merkezi vilayete mülhak

kazalar kaymakamlariyle şuabatı idarei kaza rüesayı memurini ve mecalisi idarei

kaza azası hakkındaki evrakı tahkikiye meclisi idarei vilayete ve bir vilayetin

ba idarei seniye mensup memurini merkeziyesiyle meclis idaresi azası hakkındaki

evrakı tahkikiye dahi Şurayı Devlet Mülkiye Dairesine tevdi edilerek işbu

meclislerce mevaddı atiye veçhile memuru maznunun lüzum veya men'i muhakemesine

karar verilir.

MADDE 5- (Değişik : 24 Teşrinisani 1330) Tahkikatı iptidaiye

evrakı beyan olunan meclislerden birine geldikte bir hafta zarfında tetkikata

mübaşeret olunarak tetkikatı mükemmele icra ve icap edenlerden tahriren yahut

şifahen izahatı lazime ahzedilerek memuru maznunun tabu muhakemeye alınmasına

lüzum görülür ise lüzumu muhakemesi esbabının mübeyyin bir mazbata tanzim

edilip memuru maznuna tebliğ edilir. Memuru maznun işbu mazbata aleyhine tebliğ

tarihinden itibaren beş gün zarfında itiraz edebilir. Müddeti itirazın

hitamında veyahut indelitiraz dereci saniyede icra kılınacak tetkikat

neticesinde mezkur mazbata tasdik edildiği takdirde müstantik kararnamesi

mahiyetinde olan işbu mazbata ve evrakı tahkikiye cünhalarda doğrudan doğruya

mahkemeye ve cinayetlerde heyeti ithamiyeye sevk olunmak üzere ait olduğu

mahkemei adliye müddeiumumisine tevdi olunur. Memuru mumalialeyhin tabu

muhakemeye alınmasına lüzum görülmez ise esbabının beyaniyle men'i muhakemesi

hakkında bir mazbatayapılıp memuru mumalialeyhin mensup olduğu daire reisine ve

var ise müddei şahsiye tebliğ edilir. Daire reisi ve müddei şahsi işbu mazbata

aleyhine tarihi tebliğinden itibaren beş gün zarfında itiraz edebilirler.

Bunlar tarafından itiraz vuku bulsun bulmasın men'i muhakeme kararlan herhalde

mafevki meclise sevk olunur ve oraca bedattetkik mazbata! mezkure tasdik

olunursa bir sureti musaddakası memuru mumaileyhe verilir.

MADDE 6- Tahkikatı iptidaiye icrasında ve lüzum veya men'i muhakemeye ait muamelatta işbu kanunda musarrah olmayan hususatta usulü muhakematı cezaiye ahkamına tevfikan hareket olunur. Bir meclisin karan aleyhindeki itiraz mafevki mecliste ve bir vilayet meclisi idaresinin kararlarına vuku bulacak itirazat dahi Şurayı Devlet mülkiye dairesindetetkik edilir. Ancak mutasarrıflar ve kaymakamlar hakkında mecalisi idarece ittihaz olunacak bu kabil mukarrerat itiraz vukubulsun bulmasın herhalde Şurayı Devlet mülkiye dairesinde tetkik olunur.

MADDE 7- Lüzumu muhakemesine karar verilen memurin bu karan ita eden meclisi idarenin bulunduğu mahaldeki mahkemei adliyede muhakeme olunur. Şu kadar ki bir kaza meclisi idaresince lüzumu muhakemesine karar verilen bir memurun cürmü cinayet nev'inden ise muhakemesi merbut bulunduğu livada cinayet davasını rü'yet eden mahkemeye aittir. Vilayet merkezlerinin ba iradei seniye mansup memurini ile mecalisi idaresi azasından Şurayı devlet mülkiye Dairesince lüzumu muhakemelerine karar verilen memurların icrayı muhakemeleri daireyi mezkurece lüzumu muhakeme kararında tayin ve tasrih edilecek en yakın vilayet merkezi mahakimi adliyesine aittir.

MADDE 8- Valilerin müştekimi ceza bir fiil ve hareketi ihbar ve istihbar edildikte evvelemirde Dahiliye Nezaretinden tahkikatı iptidaiye icrası için icabına göre mahalline bir veya müteaddit memur gönderilir. Gidecek memur müteaddit olursa bunlar tahkikatı bir komisyon şeklinde icra etmek üzere içlerinden birisi reis nasbolunur. Bunların tanzim edeceği tahkikatı, iptidaieye evrakı üzerine valilerin lüzum veya men'i muhakemelerine karar ithası Şurayı Devlet mülkiye Dairesine ve bu karara vuku bulacak itirazın tetkiki Şurayı Devletin Heyeti Umumiyesine aittir.

Lüzumu muhakemesi karargir olan valilerin muhakemesi Mahkemei Temyiz ceza dairesinde ve derecei saniyede Heyeti Umumiyesinde icra olunur.

MADDE 9- Süferanın müstelzimi ceza bir fiil ve hareketi ihbar ve istihbar edildikte alelusul Hariciye Nezaretince tahkikatı iptidaiye icra olunduktan sonra lüzum veya men'i muhakemesine karar itası Şurayı Devlet mülkiye dairesine ve indelitiraz Heyeti Umumiyesine ve lüzumu muhakemesi karargir olan süferanın muhakemeleri de valiler gibi Mahkemei Temyize aittir.

Süferadan gayri olarak memaliki ecnebiyede müstahdem memurin hakkında tahkikatı iptidaiye icrası ve lüzum veya men'i muhakemelerine karar itası ve teferruatı devairi merkeziye memurini hakkında işbu kanun ile tayin olunan usule tabidir.

MADDE 10- Devairi merkeziyede iradei seniye ile mansup memurin hakkında tahkikat icrası nazırlarca daireleri erkanından teşkil edilecek heyetlere ve lüzum veya men'i muhakemeleri hakkında karar ithası Şurayı Devlet Mülkiye Dairesine ait olup dairei mezkurenin bu baptaki kararlarına vukubulacak itirazat Şurayı Devletin heyeti umumiyesinde tetkik olunur. Devairi merkeziyede iradei seniye ile mensup olmayan memurin hakkında icra edilecek tahkikat üzerine lüzum veya men'i muhakemelerine karar itası daireleri erkanından teşkil edilecek heyetlere ve bunların kararları aleyhindeki itirazatın tetkiki de Şurayı Devlet Mülkiye Dairesine aittir.

MADDE 11- Şurayı Devlet davairi rüesa ve azasiyle nezaretler müsteşarları haklarında dahi devairi merkeziyede iradei seniye ile mansup memurin haklarında olduğu gibi usulen tahkikatı iptidaiye icra olunduktan sonra lüzumu muhakemelerine karar verilenlerin icrayı muhakemeleri vah' ve sefirler gibi Mahkemei Temyize aittir.

MADDE 12- Aleyhinde tahkikatı iptidaiye-icrasına mübaşeret olunan memurlar lüzum görülürse memuriyetleri vekaletle idare ettirilmek üzere işten el çektirilir ve lüzumu muhakemelerine karar verilen memurların devamı memuriyetlerinde mahzur görüldüğü takdirde işten el çektirileceği gibi azilleri cihetine dahi gidilebilir. Beraat veya mahkumiyet halinde haklarında ahkamı mevzuai kanuniye dairesinde muamele olunur.

MADDE 13- Birinci madde mucibince hadis olacak cürümlerinden dolayı lüzumu muhakemelerine karar verilip mahkemeye sevk edilmek üzere evrakı ve lüzumu muhakeme mazbatası müddeiumumilere tevdi edilmedikçe bunlar tarafından memurin hakkında doğrudan doğruya takibat icrası memnudur.

MADDE 14- Bir memurun lüzumu muhakemesine karar verildikte mahkemeye şevkini mucip olan cürüm neden ibaretse yalnız o husustan dolayı muhakemesi lazımgelip esnayı muhakemede diğer bazı ceraimi de ika eylemiş olduğu veyahut diğer bazı memurlarında o cürümde dahlü iştirakleri olduğu anlaşıldığı takdirde devairi aidesine malumat ita olunur. Devairi mezkurice dahi bu kanuna tevfikan tahkikat icra ve ikmali lazım gelir.

MADDE 15- Ceraimi müşterekede aynı veya muhtelif sınıflara mensup memurlar madun mafevke tabi olmak üzere aynı mahkemede muhakeme olunur.

Memurinin birinci maddede mezkur olan cürümlerinden memur olmayan eşhas dahi methaldar olduğu takdirde muhakemeleri tevhiden memurun tabi olduğu mahkemede rü'yet olunacaktır.

MADDE 16- (İptal : Anayasa Mahkemesinin 20/9/1963 tarih ve E.1963/59 K. 1963/225 sayüı karar ile.)

MADDE 17- (Mülga: 20/4/1940. 491.)

MADDE 18- Memurinin muhakemesi deavi-i saireye tercihan icra edilir.

MADDE 19- işbu kanun tarihi neşrinden itibaren mer'iyülhükümdür. Tarihi mezkure kadar mehakimi idareden memurin hakkında sadır olan hükümler muteber olup bunlardan kesbi kat'iyet edenler icra edilecek ve itiraza ve istinafa ve temyize tabi olanlar işbu kanuna tevfikan ait oldukları mehakimi adliyede tetkik ve niyet olunacaktır.

Mehakimi idarede elyevm derdesti rü'yet olan deavi ait olduğu mehakimi adliyeye tevdi ve henüz tahkikatı iptidaiye halinde bulunan mevat işbu kanuna tevfikan ikmal edilecektir.

MADDE 20- Memur'in muhakematı hakkındaki nizamat ve evamiri sabıka mefsuhtur.

MADDE 21- işbu kanunun icrasına heyit vukelememurdur.

B- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI

İptal istemine dayanak yapılan Anayasa kuralları şunlardır :

1. "Başlangıç

Ebedi Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal Türk Devletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;

Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekatı sonucunda, Türk Milletinin meşru temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp Milli Güvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve tasvip doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA:

- TÜRKİYE Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

- Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak; Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

- Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

- Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip belli devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

- Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı;

- Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

- Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatinin her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine haklan bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere;

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, Demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

2. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

3. "MADDE 3.- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı; şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı "istiklal Marşı"dır.

Başkenti Ankara'dır."

4. "MADDE 9.- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."

5. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

6. "MADDE 36.- Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."

7. "MADDE 140.- Hakimler ve savcılar adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yaparlar. B U görevler meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütülür.

Hakimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.

Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, haklan ve ödevleri, aylık ve Ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

Hakimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler; askeri hakimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir.

Hakimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmi ve özel hiçbir görev alamazlar.

Hakimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.

Hakimve savcı olup da adalet hizmetindeki idari görevlerde çalışanlar, hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tabidirler. Bunlar, hakimler ve savcılara ait esaslar dairesinde sınıflandırılır ve derecelendirilirler, hakimler ve savcılara tanınan her türlü haklardan yararlanırlar."

IV- İLK İNCELEME

1- 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 28. maddesi uyarınca Yekta Güngör ÖZDEN Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, ihsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Haşim KILIÇ ve Yalçın ACARGÜN'ün katılmalarıyla 19.11.1991 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasına geçilmesine Erol CANSEL ve Haşim KILIÇ'ın "itiraz konusu yasa hükümleri itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak kural niteliğinde bulunmadığından başvurunun yetkisizlik yönünden reddi gerekir." yolundaki karşıoyları ve oyçokluğuyla,

2- Esasa ilişkin incelemenin itiraz konusu Yasa'nın 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 13. ve 18. maddeleri ile sınırlı olarak yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,

Karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru karan ve ekleri, itiraz konusu Yasa kurallarıyla dayanılan anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği düşünüldü :

A. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın hukukumuzdaki

yeri :

Ülkemizde memurların görevlerinden doğan ya da görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı özel bir soruşturma yöntemine bağlı tutulmasının yüz yılı aşan bir geçmişi vardır. Bu konudaki ilk genel hukuksal düzenleme 1288 (1872) tarihli "Memurin Muhakematı Nizamnamesi"dir. Bu düzenlemede, memurların görevlerinde işledikleri suçlardan dolayı uygulanacak yöntem gösterilmişolup imparatorluk Danıştay'ının kuruluşu ve görevlerini gösteren "Şurayı Devlet Nizamnamesi"nde de bu sistem ile Danıştay'ın bağlantısı kurulmuştur. Daha sonra 1329 (1913) yılında çıkarılan "Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat", bugüne kadar süregelen uygulamanın temelini oluşturmuştur.

Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında temel devlet kurumlarının oluşturulması aşamasında, henüz Cumhuriyet Danıştay'ı kurulmamış ve göreve başlamamışken Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat ile Danıştay'a verilen görevlerin yerine getirilememesi devlet hayatını yönetim ve adalet hizmetleri yönünden olumsuz biçimde etkilemiş ve bunun üzerine Danıştay'ın memurların yargılanması ile ilgili görevleri TBMM'nde kurulan özel bir kurula verilmiştir.Daha sonra 1927 yılında Danıştay'ın kurulup göreve başlaması ile bugünkü sistemin esasları ortaya çıkmıştır.

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'a dayanan sistem, 1924 Anayasası döneminde olduğu gibi 1961 ve 1982 Anayasası dönemlerinde de sürekli bir biçimde uygulanmıştır. Bu durumuyla sözü edilen Yasa, kamu yönetiminin gereksinimlerini karşılamış ve memurların yargılanmasında, kamu yönetimi ile yargı mercileri arasındaki bağlantıyı sağlamıştır.

B. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın Yapısı

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat, memurların görevlerinden doğan ya da görevlerini yerine getirmeleri sırasında işledikleri ileri sürülen suçların, mahkemeye gelmeden önceki evrede kovuşturulmasını düzenleyen yasa'dır.

Yasa'ya göre, görevinden dolayı ya da görevin yerine getirilmesi sırasında suç işleyen memurlar hakkında kamu davası açılabilmesi için, idari kurullarca memurun yargılanmasına karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gerekmektedir, inceleme iki kademeli olmakta, ilçe yönetim kurulu'nca verilen kararlar il yönetim kurulu'nda, il yönetim kurulu'nca verilen kararlar ise Danıştay'da itiraz üzerine ya da kendiliğinden, ikinci kez incelenmektedir. Üst dereceli memurlar hakkında ilk derecede Danıştay'da karar verilmekte, ikinci derece incelenmesi de yine Danıştay'da yapılmaktadır.

Bir suçun mahkeme önüne gelebilmesi için gerekli evreler bu Yasa'da birleştirilmiş ve bu düzenleme; "tahkikatı iptidaiye" olarak adlandırılmıştır.

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın getirdiği kovuşturma yönteminin adli kovuşturma yönteminden farkı, ilk soruşturmayı yapanla soruşturma sonucunu karara bağlayan mercilerin ayrı oluşudur.

Yasa'nın 1. maddesinde; memurların görevlerinden doğan veya

görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı yargılanmalarında adliye

mahkemeleri görevli sayılmakta, 2. maddesinde; sanık memur hakkında merkez veya

il memuru olmasına göre Bakanlık, daire ve idare şubesi amirince veya vali ve

kaymakamca doğrudan doğruya veya vasıtalı olarak Ceza Yargılama Usulü Yasası'na

göre soruşturma yapılacağı, soruşturma sonucunun fezlekeye bağlanacağı, 3.

maddesinde; ilk soruşturmayı yapan ve fezlekeyi düzenleyen daire amirinin bu

kurullara üye olarak giremeyeceği, 4. maddesinde; memurun durumuna ve kimliğine

göre ilk soruşturmayı inceleyerek "lüzumu muhakeme" veya "meni

muhakeme" karan verecek kurullar sayılmakta; 5. maddesinde; "lüzumu

muhakeme" ve "men'i muhakeme" kararlarının hangi durumlarda,

nasıl verileceği ve kararların nasıl kesinleşeceği ile itiraz yollan ve

kesinleşen "lüzumu muhakeme" kararlarının niteliği belirlenmekte; 6.

maddesinde; itiraz mercileri saptanmakta ve Ceza Yargılama Usulü Yasası'na yollama

yapılmakta, 7. maddesinde; yargılanmasına karar verilen memurların durumlarına

ve kimliklerine göre yargılanacaktanmahkemeler belirlenmekte, 13. maddede ise;

yargılanma karan savcılara gönderilmedikçe doğrudan işlem yapılması

yasaklanmaktadır.

C. Sisteme Karşı Görüşler

Memurların yargılanmasında özel kuralların uygulanması, Türk hukuk

ve adalet yaşamında, uzun tartışmalara neden olmuştur. Bir bölümü hukuksal

yerindelikle ilgili olmakla birlikte genelde anayasal kural ve ilkelere dayanan

eleştiri ve tartışmalar, yargı ve bilim çevrelerinde yoğunlaşmıştır. Memurin

Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'a göre soruşturmayıyapan kamu

görevlilerinin ve Danıştay dışındaki karar mercilerinin bağımsız olmadıkları,

çalışmalarının yönetsel kabul edilerek yargı denetimine bağlı tutulması

gerektiği, ceza uyuşmazlıklarının Danıştay'ın başında bulunduğu yönetsel bir

sistem içinde karara bağlanmasının kuvvetler ayrılığı ve farklı yargı kurumlan

ilkesine dayanan Anayasa sistemine aykırı bulunduğu, yapılan soruşturmaların

yargısal olduğu ve yönetim makamlarına verilmesi gerektiği, vatandaşın yapılan

soruşturmalara ve alınan kararlara güven duymadığı, soruşturmaların yargıç

güvencesi olmayan kişilerce yapıldığı, bu yüzden memurlar için özel ve farklı

bir soruşturma sisteminin getirilmesinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturulduğu görüşleri ileri sürülmüştür.

D. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1. Mahkeme, başvurusunda Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın Anayasa'nın Başlangıç bölümü ile 2., 3., 9., 10., 36/1. ve 140/1. maddelerine aykırı olduğu savıyla iptalini istemiştir.

Ancak, konu Anayasa'nın yargı yetkisini düzenleyen 9. maddesi, hak arama özgürlüğünü öngören 36. maddesinin birinci fıkrası, yönetimin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunu açık tutan 125. maddesi, .kamu hizmeti görevlilerinin görev sorumluluklarını düzenleyen 129. maddesi ve hakimlik ve savcılık mesleğini düzenleyen 140. maddesi ile ilgilidir.

2. Anayasa'ya aykırılık sorunun çözümlenebilmesi için inceleme kapsamına giren maddelerin bir bütünlük içinde olması nedeniyle Anayasa kuralları karşısındaki durumlarının birlikte ele alınmaları zorunludur.

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın kapsamına giren suçların soruşturması yönetim organlarına bırakılmıştır. Ceza yargılama yönetimine ayrık olan bu özel düzenlemenin Anayasa'ya uygunluk yönünden denetlenebilmesi için öncelikle Yasa'nın anayasal dayanaklarının araştırılması ve bu Yasa'ya göre yapılan soruşturma ile soruşturmaya dayanan kararların yargı yetkisini etkisi üzerinde durulması gerekir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'na göre soruşturma yetkisi Cumhuriyet Savcısınındır. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat ile getirilen sistemin temeli, bu Yasa kapsamındaki suçlarda Savcının soruşturma yetkisinin yönetim organlarınca kullanılmasıdır.

1924 ve 1961 Anayasalarında memurların yargılanmasını düzenleyen herhangi bir hüküm olmamasına karşın, Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası dönemindeki kimi kararlarında konuyu anayasal yönden yorumlamış ve sistemin bir bütün olarak Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

1982 Anayasa'nın kamu hizmeti görevlilerinin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 129. maddesinin son fıkrası ile konuya şu açıklık getirilmiştir :

"Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarimerciin iznine tabidir."

1982 Anayasası'nın hazırlık evresi ile yasama belgelerinde bu hükmün Anayasa'ya konulması nedenleri hakkında bir açıklama bulunmamaktadır. Belirtilen kural, başta Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat olmak üzere memurları kapsayan özel soruşturma ve izin sisteminin anayasal temelini oluşturmuştur.

Ancak, yasanın anayasal temellerinin bulunması ilgili hükümlerin Anayasa'nın yargı ile ilgili diğer kuralları içinde ele alınıp değerlendirilmesine de engel değildir.

3. Anayasa'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin mahkemeler dışında başka bir organca kullanılamayacağı ve mahkemelerin bu yetkiyi diğer organlarla paylaşamayacağı açık ve her türlü tartışmadan uzak bir biçimde belirtilmiştir.

Yönetsel organlar tarafından yürütülen soruşturma "yargı yetkisi"ne bağlanamaz. Adı ne olursa olsun salt soruşturma, yargı yetkisini kullanma sayılamaz. Soruşturma ile ilgili kurallar yargı yetkisini kullanma biçiminde yorumlanamaz. Esasen, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın- yönetsel organlara verilen yargı yetkisini veya bu yetkiyi kullanma içeriğini taşıyan kuralları daha önce Anayasa Mahkemesi kararlan ile iptal edilmiştir.

Anayasa'da' soruşturmanın Hakimler ya da yalnızca Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılacağı yolunda bir kural yoktur. Ayrıca soruşturma yetkisinin yönetim organlarına verilmesi genel bir anlamda olmayıp Yasa'da gösterilen sınırlarla özel yöntemler içindedir.

Bu nedenlerle soruşturmanın yönetim organlarınca yapılmasının, Anayasa'nın 140. maddesindeki "Hakimlik ve savcılık görevinin meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütülmesi"ni öngören kurala da aykırı bir yönü yoktur.

4. Memurların yargılanması ile ilgili soruşturma sonucunda verilen kararlar, yargılamanın gerekliliği (Lüzumu Muhakeme) ve yargılamaya gerek olmadığı (Men'i Muhakeme) biçiminde sonuçlanmaktadır.

İl Yönetim Kurulları'nın İlçe Yönetim Kurulları karan üzerine "yargılamaya gerek olmadığı" yolunda verdikleri kararların kesin olması, yargıçların sanığın suçsuzluğu yönünden verdiği kararlarla eşdeğer sonuçlar doğurması yönünden özel bir önem taşımaktadır.

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat sistemi içinde yer alan

il ve ilçe Yönetim Kurulları ve bu kurulların üyeleri, mahkemeler ve yargıçlarda bulunması gereken anayasal niteliklerden hiçbirine sahip değildirler. Bu nedenle il ve ilçe Yönetim Kurulları, yargısal nitelikte karar veremezler, Anayasa'da açık ve dolaylı bir biçimde yer alan "kanunla kurulma", "tarafsızlık ve bağımsızlık" "açık ve adil yargılama" ilkelerinin mevcut memurların yargılanmasısistemi içinde uygulanma olanağı yoktur.

Yargısal nitelikte sonuçlar doğurabilecek bir kararın sanık, müşteki veya kamu hizmetinin sahibi devlet tarafından merciine itiraz veya başka yollarla getirilememesi, kesin sonuçlu karar veren il Yönetim Kurullarına yargı yetkisini kullandırma anlamına gelmektedir.

Bu yönüyle Yasa'nın 6. maddesindeki il Yönetim Kurulu kararlarına

karşı yargı yerine ya da sistemin kendi içinde bulunan Danıştay'a başvuru

yolunu kapayan kural, Anayasa'nın yargı yetkisinin ancak bağımsız mahkemelerce

kullanılabileceği yolundaki 9. maddesi ile herkese geçerli araç ve yollardan

yargı mercileri önünde savda bulunma ve savunma yapmak hakkını veren 36.

maddesine ve yönetimin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunu açık

tutan 125. maddesine aykırıdır. Bu nedenlerle Yasa'nın 6. maddesindeki il

Yönetim Kurulu kararlarına karşı yargı yerlerine başvuru yolunu kapayan

"Bir meclisin kararlan aleyhindeki itiraz mafevki mecliste. ..... tetkik

edilir" biçimindeki bükümün il yönetim kurulu kararlan yönünden iptali

gerekir.

Ancak, itiraz yoluna başvuran mahkemece iptali istenilen Yasa'nın 6. maddesinin bir bölümü, Anayasa Mahkemesi'nin Resmi Gazete'nin 23.11.1992 günlü, 21414 sayısında yayımlanan 27.2.1992 günlü ve Esas 1991/26, Karar 1992/11 sayılı kararıyla iptal edildiğinden bu bölüm hakkında yeniden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

5. Yasa'nın 6. maddesinin daha önce iptal edilen hükmü dışında kalan hükümleri ile 1., 2., 3., 4., 5., 7., 13. ve 18. maddeleri, yukarıda yazılan gerekçeler karşısında Anayasa'ya aykırı değildir ve bu maddelerin iptaline yönelik itirazın reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

İlk inceleme evresinde verilen sınırlama karan uyarınca incelenen 4 Şubat 1329 (1913) günlü, "Memurin Muhakematı Hakkında Kanun"un :

A- 1., 2., 3., 4.,5., 7., 13. ve 18. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve bu maddelerin iptaline yönelik itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

B- 6. maddesinde yer alan "Bir meclisin karan aleyhindeki itiraz mafevki mecliste. . . tetkik edilir." biçimindeki ikinci tümcesinin yalnız ilçe Yönetim Kurulu kararlarına yapılan itirazları sonuçlandıran il Yönetim Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatması nedeniyle anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline 27.2.1992 gün ve Esas : 1991/26, Karar : 1992/11 sayı ile karar verildiğinden bu konuda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

C- 6. maddesinin iptal edilen hükmü dışındaki hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaline yönelik itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,

27.2.1992 gününde karar verildi.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Servet TÜZÜN

Üye

Mustafa ŞAHİN

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

Üye

Yavuz

NAZAROĞLU

Üye Haşim KILIÇ Üye Yalçın ACARGÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1991/42, K. 1992/13, 27 Şubat 1992 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. A- İptali İstenen Yasa Kuralları
  6. B- Dayanılan Anayasa Kuralları
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. A. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın hukukumuzdaki
  10. B. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın Yapısı
  11. C. Sisteme Karşı Görüşler
  12. D. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
  13. Özden
  14. Nazaroğlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1991/42
Karar No
1992/13
Tarih
27 Şubat 1992

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1991/29 K.1992/12
  • AYM Norm Denetimi E.1992/15 K.1992/8
  • AYM Norm Denetimi E.1992/12 K.1992/7
  • AYM Norm Denetimi E.1991/18 K.1992/20
  • AYM Norm Denetimi E.1991/60 K.1992/16
  • AYM Norm Denetimi E.1992/5 K.1992/24

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.