İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1991/44 K.1991/53

Muhakemeleri Usulü Kanunu"nun, 21-5.1985 günlü 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'nın 38. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.

Esas1991/44Karar1991/53Tarih24 Aralık 1991Okuma10 dk · 1.982 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
24 Aralık 1991
Esas Sayısı
1991/44
Karar Sayısı
1991/53
Karar Günü
24.12.1991
R.G. Tarih-Sayı
10.07.1992-21280
İtiraz yoluna başvuran
Tokat Asliye Ceza Mahkemesi.
İtirazın konusu
4.4.1929 kabul tarihli 1412 sayılı "Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.982 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Muhakemeleri Usulü Kanunu"nun, 21-5.1985 günlü 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'nın 38. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.

I- OLAY

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 29.5.1989 günlü iddianamesi ile,

sanık H.S.'ın, "Reşit Olmayan Mağdure N.Ö.'yü Cebir, Şiddet ve Tehditle

Kaçırmak" suçundan dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 430/l, 432, 40. maddeleri

uyarınca cezalandırılması ve yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılması

istemiyle kamu davası açılmış, Tokat Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği 27.6.1989

tarih ve 1989/95-81 sayılı görevsizlik kararı üzerine davaya bakan Tokat Asliye

Ceza Mahkemesi sanık HS.'ı 12.4.1990 gün ve 1989/312 esas 1990/245 sayılı

kararı ile, Türk Ceza Kanunu' nün 430/2, 432 ve 647 sayılı Yasa'nın 4-6.

maddeleri uyarınca, sonuç olarak dokuzyüzbin lira ağır para cezasına mahkum

ederek, cezasının ertelenmesine karar vermiştir.

Bu karar, müdahil ve sanık tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 13.12.1990 gün ve 1990/4726-5765 sayılı ilâmı ile;

"Sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 430/2. maddesi aracılığıyla 432. madde gereğince ceza tayin edildiğine göre iki her maddede öngörülen hapis cezalarının asgari haddi aynı olduğu nazara alınarak Türk Ceza Kanunu'nun 59. maddesinin uygulanmasının zorunlu bulunduğunun gözetilmemesi"nin Yasa'ya aykırılığı gerekçesiyle bozulmuştur.

Tokat Asliye Ceza Mahkemesi 26.2.1991 gün ve 1991/4-413 sayılı karan ile; "TC. Yasasının 59. maddesindeki indirimin sanığın kişiliğine" ve oluşa bağlı bulunduğu ve uygulanmasının hâkimin takdirine ait olduğu", biçimindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.

Direnme karan da sanık müdafii ve C. Savcısı tarafından temyiz edilip Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 8.7.1991 gün ve 1991/5-202/2390 sayılı kararıyla, özel dairenin bozma gerekçeleri benimsenerek bozulunca, itiraz yoluna başvuran mahkeme, uygulamak durumunda olduğu Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına uyma zorunluluğunu koyan değişik 326. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa' nın 38. ve 138. maddelerine aykırı olduğu kanısına vararak iptaline karar verilmesi istemiyle kendiliğinden (re'sen) itiraz yoluna başvurmuştur.

III- METİNLER

1- İptali İstenen Yasa Kuralı :

4.4.1929 kabultarihli, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 21.5.1985 günlü, 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin tam metni aşağıya alınmıştır. İtiraz, maddenin 3. fıkrasına yöneltilmiş bulunmaktadır.

"Madde 326 (Değişik).- Yargıtay'dan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karsı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.

Yargıtay'dan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.

Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

(Değiştiren Kanun No: 3006, 3206)"

2- Dayanılan Anayasa Kuralları:

İtirazda bulunan Mahkeme, itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 38. ve 138. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Anılan maddeler aynen şöyledir:

l- "Madde 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Hiçbir kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından buhükme kanunla istisnalar getirilebilir.

Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."

2- "Madde 138.- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Haşini KILIÇ ve Yalçın ACARGÜN'ün katılmalarıyla 21.11.1991 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İtirazın esasına ilişkin rapor, Tokat Asliye Ceza Mahkemesi'nin 31.10.1991 günlü gerekçeli başvuru kararı ve ekleri, iptali istenen yasa kuralı, ilgili Anayasa kuralları, bunlara ilişkin gerekçeler ve konu ile ilgili öteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Sınırlama Sorunu

İtiraz yoluna başvuran mahkeme "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu"nun 21.5.1985 günlü, 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin üçüncü fıkrasının iptalini içeren kararında sınırlama yapmamıştır.

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesinde, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların mahkemenin bakmakla olduğu davada uygulanacak yasa kuralı ile sınırlı olması öngörülmüştür.

İtiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada Ceza Yargılama Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin üçüncü fıkrası bir yargılama usulü kuralı olarak uygulanmaktadır.

Dava konusu kural, Yargıtay'ca verilen bozma kararlarına yerel mahkemelerce ısrar hakkı ile ısrar kararları üzerine Yargıtay Ceza Genel Kuru-lu'nca verilen kararlara uyma zorunluluğunu düzenlemektedir.

İtiraz yoluna başvuran mahkeme ise, sözü edilen 326. maddenin üçüncü fıkrasının, verdiği ısrar karan üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun verdiği bozma kararına uyulması zorunluluğunu kurala bağlayan son tümcesini uygulama durumundadır. Fıkranın baş tarafında yer alan ısrar karan verilmesini düzenleyen ilk tümcesi ile getirilen kuralın mahkemece uygulanması olanağı yoktur.

Bu nedenlerle itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı itiraz konusu kurala ilişkin esas incelemenin, Yasa'nın 326. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesini oluşturan "Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir", kuralı ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.

B. Anayasa'ya Uygunluk Denetimi

Mahkemenin Anayasa'ya aykırılık gerekçesinde özetle, "TCK'nun

430. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının, TCK'nun 432. maddesi ile

birlikte uygulanması durumlarında, ortaya hakkaniyet ve nesafet kurallarına

aykırı eşitsizliklerin çıktığı doğrudur. Ancak bunun, kanunu aynen uygulamakla

görevli mahkemelerce değil, Yasakoyucu tarafından düzeltilmesi gerekir. Yoksa

anılan durumda tamamen hâkimin takdirinde olan TCK'nun 59. maddesinin uygulanmasının

zorunlu tutulması gibi bir Yargıtay uygulaması ve buna uymayı zorunlu tutan

CMUK'nun 326/3. maddesi çare olmayıp, aksine Yasa'da değişiklik yapar nitelik

taşıdığından Anayasa'nın suçta ve cezada yasallık ilkesini düzenleyen 38.

maddesine aykırıdır, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 138. maddesine de

aykırıdır. Çünkü anılan hüküm karşısında artık hâkim için kendi vicdani kanaati

değil, Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı söz konusudur, başka seçenek

kalmamıştır. Oysa Anayasa'nın 138. maddesi, Hâkimlerin bağımsız olduğunu,

hiçbir organ, makam, merciveya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında,

mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini yazmaktadır ve bunu

yazarken Ceza Genel Kurulu için ayrıcalık getirmemiştir." denilmektedir.

a) İtiraza konu olan kural daha önce iki kez Anayasa Mahkemesi'nce esastan incelenmiş ve karara bağlanmıştır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesinin son fıkrasında yer alan "Heyeti umumiyeden sâdır olan karara ıttıba mecburidir." biçimindeki eş anlamlı kurala yönelik itiraz mahkememizin 13.2.1968 günlü, E: 1967/11, K: 1968/7 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

İnceleme konusu olan Ceza Yargılama Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ısrar üzerine Temyiz Ceza Umumi Heyetinden verilen kararlara uymak mecburidir." kuralına yöneltilen itiraz da Mahkememizin 20.10.1977 günlü, E: 1977/112, K: 1977/128 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karardaki gerekçeler bugün için de geçerlidir.

Anayasa'nın 138. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, hâkimlerin görevlerinde bağımsızlığını; Anayasa'ya, kanuna, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermelerini ve herhangi bir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında hâkimlerin işlerine karışmamasını ve, onlar üzerinde herhangi bir biçimde etkili olmamasını öngörür.

Mahkeme, itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın bu maddesindeki ilkelere aykırı olarak mahkemelerin bağımsızlığını zedelediğini ve hâkimi vicdani kanısına aykırı karar vermeğe zorladığını ileri sürmektedir. Bu görüşün yerinde olup olmadığını saptamak için Yargıtay'ın niteliği, görevi ve bundan başka Anayasa'nın 138. maddesinin sözü edilen hükümlerinin kanun yollarını yasaklayıp yasaklamadığı yönü üzerinde durulması gerekir.

Anayasa'nın 154. maddesinin birinci fıkrası hükmü şöyledir:

"Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı mercine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir."

Hâkimler de her insan gibi yanılabileceklerinden kimi kararlan,

usul ve kanuna aykırı düşebilir, karar taraflar için doyurucu olmayabilir. Bu

durum, mahkeme kararlarına karşı mahkemenin kendisine veya başka bir mahkemeye

başvurarak bu kararların yeniden incelettirilmesi, bunlardan yanlış olanların

bozulması, doğru olanların da doğru olduklarının belirtilmesi ve bunun sonucu

olarak doğru kararlar üzerindeki yanlışlık kuşkusunun ortadan kaldırılması

zorunluluğunu doğurmaktadır. Yargıtay, her şeyden önce, bu zorunluluğu

karşılamak ereği ile ve Özel kanunla kurulmuştur. Anayasa da bu niteliğini

belirleyerek Yargıtay'ı Anayasa Kurumları arasına almıştır. Bundan başkaYargıtay,

ülkede içtihat birliğini de gerçekleştirmektedir; hâkimlerin belli olaylarda

uyguladıkları yasaları ve öbür hukuk kurallarım kendi kanılarına göre başka

biçimde yorumlamaları mümkün olduğundan, mahkemelerden benzeri olaylarda

verilecek kararlararasında çelişkiler doğabilmekte ve bu çelişkiler Anayasa'nın

10. maddesi ile tanınan kanun önünde eşitlik ilkesini zedelemekte ve bundan

ötürü içtihatlar arasında birlik sağlanması da zorunlu bulunmaktadır.

Yargıtay'ın gerek alt mahkemelerin verdikleri kararları denetleme, gerek hukuk

kurallarının yorumlanmasında birliği gerçekleştirme görevlerini yapabilmesi

için verdiği kararların mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olması gerekir.

Gerçekten, Yargıtay kararlarına bağlayıcı nitelik tanınmayacak olursa, Yargıtay

görüşünün benimsenmesi mahkemelerin iradesine bağlı kalacaktır ve Yargıtay'ın

durumu danışma yoluyla karar veren bir yer olmaktan ileri gitmeyecektir. Oysa

Anayasa'nın yukarıda sözü edilen 154. maddesinin birinci fıkrası uyarınca

Yargıtay, adliye mahkemelerinden verilmiş kararların ve hükümlerin son inceleme

yeridir. Başka deyimle, bu kararları ve hükümleri inceleyerek denetleyecek ve

uygulamalarda görüş birliğini gerçekleştirecek bir yüksek mahkemedir; bir

danışma yeri değildir.

Kaldı ki, Anayasası'nın 138. maddesi, kanun yollarına başvurmayı

ve bir mahkeme kararının başka bir hâkim veya mahkemece incelenmesini

engelleyici bir hüküm de koymuş değildir. Bu maddenin öngördüğü bağımsızlığın

ereği, herhangi bir işi veya davayı tek bir hâkime veya tek bir mahkemeye

gördürüp, yalnızca o hâkim veya o mahkemenin kanısına göre hükme bağlatmak

olmayıp, yargı işlerinin dışarıdan gelecek etkilerden uzak ve yalnız hukuki

ölçülere göre değerlendirilip hükme bağlanmasını sağlamaktır. Bu bakımdan,

verilen kararların veya hükümlerin Anayasa'ya kanuna ve hukuka uygunluğunu

güvenlik altına almak üzere bir işin veya davanın, başka bir hâkim veya

mahkemeye incelettirilmesini ve o hâkimin veya mahkemenin kararının ilk hâkim

veya mahkeme için bağlayıcı olmasını öngören bir kanun hükmü, Anayasa'nın sözü

edilen maddesindeki bağımsızlık ilkesine aykırı sayılmaz; tersine bu madde

hükmü, hâkimleri Anayasaca, kanuna ve hukuka uygun karar ve hüküm vermekle

ödevli kılan kuralın gerçekten uygulanmasına yönelen bir tedbir niteliğini

gösterir. Böyle bir kanun hükmü, ayrıca mahkemelerin kuruluş ve işleyişleriyle

yargılama usullerinin kanunla belli edileceğini öngören Anayasa'nın 142.

maddesine de uygundur.

Yukarıdaki açıklamalar, itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın, Yargıtay'ın görevlerini belirten 154. maddesine, mahkemelerin bağımsızlığını belirten 138. maddesine aykırı bir yönü bulunmadığını yeterince göstermektedir.

Anayasa'nın 9. maddesinde "Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır." denilmektedir. İtiraz konusu hüküm, direnme kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına, mahkemenin uyma zorunluluğunu koymaktadır. Gerek bozma kararından önceki ve gerek sonraki evrede yargı yetkisini davaya bakan bağımsız mahkeme kullanacaktır. Bu nedenle ortadayargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağım belirten Anayasa'nın 9. maddesine aykırı bir yön de yoktur.

Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında (Hiç bir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.) kuralı yer almıştır. Bu kuralın ereği; mahkemelerin yetkileri içindeki davaları çözmekten kaçınamayacaklarını kurala bağlayarak hak arama özgürlüğünü güvence altına almaktır. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca verilen karara uyma zorunluluğu, bu güvencenin güçlenmesini sağlayan bir kuraldır. Bu duruma göre itiraz konusu hüküm, Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrası kuralına da aykırı değildir.

b) Anayasa'nın 38. maddesi suç ve cezalarla ilgili olan evrensel ilkelerin Anayasa kuralı olarak benimsenip belirlenmesidir.

Üst mahkeme olarak Yargıtay'ın, yerel mahkeme kararlarını denetlemesi yargısal işlevinin doğal bir sonucudur. Bu nedenle itiraza konu olan kuralın Anayasa'nın 38. maddesi ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır.

Yerinde görülmeyen itirazın reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin üçüncü fıkrasında ikinci tümceyi oluşturan "Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir." kuralının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaline yönelik itirazın REDDİNE,

24.12.1991 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Yekta Güngör

ÖZDEN

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Mustafa ŞAHİN

Üye

Oğuz AKDOĞANLI

Üye

İhsan PEKEL

Üye

Selçuk TÜZÜN

Üye

Ahmet N. SEZER

Üye

Erol CANSEL

Üye

Yavuz

NAZAROĞLU

Üye Haşim KILIÇ Üye Yalçın ACARGÜN

Anayasa Mahkemesi, E. 1991/44, K. 1991/53, 24 Aralık 1991 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Metinler
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. A. Sınırlama Sorunu
  8. B. Anayasa'ya Uygunluk Denetimi
  9. Özden
  10. Nazaroğlu
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1991/44
Karar No
1991/53
Tarih
24 Aralık 1991

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1991/50 K.1991/52
  • AYM Norm Denetimi E.1991/49 K.1991/54
  • AYM Norm Denetimi E.1991/58 K.1991/62
  • AYM Norm Denetimi E.1991/59 K.1991/63
  • AYM Norm Denetimi E.1991/56 K.1991/60
  • AYM Norm Denetimi E.1991/55 K.1991/59

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.