İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1994/75 K.1995/4

"İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun, 10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle değiştirilen 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas1994/75Karar1995/4Tarih7 Şubat 1995Okuma12 dk · 2.408 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Şubat 1995
Esas Sayısı
1994/75
Karar Sayısı
1995/4
Karar Günü
7.2.1995
R.G. Tarih-Sayı
08.05.1998-23336
İtiraz yoluna başvuran
İstanbul 2. İdare Mahkemesi
İtirazın konusu
6.1.1982 günlü, 2577 sayılı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.408 kelime·12 dk okuma·21 bölüm

"İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun, 10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle değiştirilen 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

OLAY

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, bakmakta olduğu davanın 10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik sonucu en geç 28.8.1994'de açılması gerekirken, 2.9.1994'de açıldığını, dava açma süresinin geçirildiğini, davanın süre aşımına uğramasına neden olan itiraz konusu kuralın iptali istemiyle doğrudan başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Mahkeme'nin başvuru kararındaki itiraz gerekçesi özetle şöyledir :

2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında yer alan bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin her yıl Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının altısına kadar çalışmaya ara verecekleri hakkındaki kural, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle değiştirilerek çalışmaya ara verme süresinin sonu Ağustos ayının yirmibiri olarak belirlenmiştir.

1927 yılında Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası ile getirilen çalışmaya ara verme müessesesi, bu tarihten itibaren Hukuk ve Ceza Mahkemeleri, Yargıtay, Danıştay, Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemeleri olmak üzere tüm yargı organları için kendi usul yasalarında aynı şekilde düzenlenmiştir.

Adli tatil müessesesi, 1927 yılında yürürlüğe konulduğunda, vatandaşların hasat mevsiminde dava açma güçlüğü nedeninin, günümüzde önemini yitirmiş olması karşısında yalnızca yargının çalışma özelliği nedeniyle hâkim ve savcıların toplu izin kullanmalarına yönelik bir düzenleme niteliğinin kalması itibariyle, yasakoyucunun çalışmaya ara verme süresini ve başlangıç tarihini düzenlerken Anayasa'da yer alan hâkimlik mesleğinin özellikleri ile yargı organlarının arasındaki ilişkinin de gözetilmesi gerekmektedir.

Anayasa'nın 138. maddesindeki hâkimin görevinde bağımsızlığı, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verebilmesi, hâkimin güvencesini gerçekleştirmekle olanaklıdır. Hâkim güvencesi, hâkimin kişiliğini, iradesini, iç dünyasını tüm dış etkilerden korumak zorunluluğunu getirmektedir. Hâkimin çalışma düzenini doğrudan etkileyebilecek olumsuz durumların doğmasına engel olacak önlemlerin, hâkimlerin özlük haklarına ilişkin yasaların düzenlenmesinde gözönünde bulundurulması gereklidir.

Anayasa'daki eşitlik ilkesi, benzer durumlarda bulunan kişilerin, aynı kurallara bağlı tutulmalarını öngörmektedir. Benzer durumlarda bulunan kişilerin ayrı kurallara bağlı tutulmaları için de, haklı bir nedenin bulunması zorunludur.

4001 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeyle, bölge idare, idare ve

vergi mahkemelerinde görevli hâkimlere, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devam

eden ve aynı yargı düzeni içinde yer alan Danıştay da dahil olmak üzere diğer

tüm yargı organlarında görevli hâkimlerin yararlandığı bir tatil süresinden

daha az tatil süresinin tanınmasında, acil ve mutlak bir haklı nedenin olması

gerekir. Öne sürülebilecek yargının hızlandırılması nedeni ise, haklı bir sebep

olarak görülemez. Böylece, idare mahkemelerinde görev yapan bir hâkimin, aynı

yargı düzeni içinde olan Danıştay da dahil olmak üzere, diğer yargı

mensuplarından farklı kurallara tâbi tutulması, adalet ve hakkaniyet ölçülerini

zedelemesi sonucu Anayasa'nın eşitlik ve hukuk devleti ilkeleriyle

bağdaşmamaktadır.

Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, idarenin tüm işlem ve eylemlerinin yargısal denetime tâbi olması, idarenin hukuka bağlılığının sağlanmasına işlerlik kazandırdığı gibi, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin de en etkin güvencesini oluşturmaktadır. Hukuk sistemimizde, idarenin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, esas olarak idarî yargıda açılan iptal davaları yolu ile gerçekleşmektedir.

Yargı organına yapılan tüm başvurular için konulmuş bulunan zaman

sınırlamasını ifade eden dava açma süresinin, hak arama özgürlüğü ve hukuk

devleti kavramları ile yakın ilişkisi açısından, özellikle idarî yargı alanında

büyük öneme haiz olduğu aşikardır. Bu itibarla, idarî yargıda süre ile ilgili

kurallar, bir yargılama usulü sorunu gibi görülse de, aslında tüm hukuk

düzenini ilgilendiren, hak arama özgürlüğü, idarenin yargısal denetimi ve hukuk

devleti kavramları ile sıkı ilişkisi bulunmaktadır. Dava açma sürelerinin

geçirilmesi, hak arama özgürlüğünün ortadan kalkması sonucunu doğurduğundan,

süre ile ilgili kuralların yalın, makul ve hak arama durumunda olanları

tereddüde düşürmeyecek niteliği haiz olması önem taşır.

Yapılan düzenleme ile, idare mahkemelerinde dava açma, itiraz, temyiz, savunmalara cevap verme süreleri, Danıştay'da açılan davalara göre 15 gün kısaltılmış olmaktadır.

Diğer taraftan, idare mahkemeleri ile Danıştay arasındaki hukukî

bağlantı sadece temyiz ilişkisi olmayıp 2577 sayılı Yasa'nın 38-42.

maddelerindeki düzenleme nedeniyle, idare mahkemesi görevinde olan bir dava,

ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülüp çözümlenmektedir. Böyle

durumlarda, çalışmaya ara verme sürelerinin farklılığı nedeniyle, aynı

nitelikteki davalarda idare mahkemeleri ile Danıştay'da varılacak farklı

sonuçlar da kamu vicdanını tatmin etmeyecektir. Nitekim görülen davada ruhsat

işleminin iptali istenirken, bu işlemin dayanağı olan düzenleyici işleme karşı

da Danıştay'da dava açılmıştır. İdare mahkemesine 2.9.1994 tarihinde dava

açıldığı, oysa dava açma süresinin 28.8.1994 tarihinde sona erdiği, bu nedenle,

idare mahkemesinde açılan davada sürenin geçirildiği, aynı tarihte Danıştay'da

açılan iptal davası, süresinde açılmış sayılacağından görülmeye devam

edilecektir.

Bu nedenle, benzer durumda bulunan kişilerin, aynı hukuk kurallarına bağlı tutulmalarını öngören eşitlik ilkesine aykırı olan ve hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmayan 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile 2577 sayılı Yasa'nın 61. maddesinin 1. bendinde yapılan değişikliğin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varılmıştır. 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi'ne intikal ettirilmesine karar verilmiştir.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle değişik 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesi şöyledir:

"Madde 61- Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl Temmuz ayının yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar çalışmaya ara verirler."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin iptal istemini dayandırdığı Anayasa kuralları şunlardır :

1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'in katılmalarıyla 27.9.1994 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Güven DİNÇER'in "Davanın yanlarının oluşturulmadığından Mahkemenin başvurusunun incelenmeden reddi gerektiği", Haşim KILIÇ'ın da "Uyuşmazlıkta davacının hakkının ihlâl edildiği idarî bir işlem bulunmaması nedeniyle başvuran Mahkemede bakılmakta olan bir davanın olmadığı" yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasa kurallarıyla bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Yasa'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İtiraz konusu kuralla bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin çalışmaya ara verecekleri tarihler düzenlenmiştir. Dava, idare mahkemesinde görülmekte olduğundan, itiraz konusu kuralın öz yönünden "idare mahkemeleri" ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Yasa'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının, itiraz konusu birinci tümcesinde "Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl Temmuz ayının yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar çalışmaya ara verirler" denilmektedir. 4001 sayılı Yasa ile değişiklikten önce ara verme süresi, "Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının altısına kadar" biçiminde düzenlenmişti. Değişiklikle bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde, çalışmaya ara verme süresi, kırkbeş günden otuziki güne indirilmektedir.

Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu savında bulunmuştur.

1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme

Başvuru kararında, tüm yargı organlarında görevli hâkimler aynı tatil süresinden yararlanırken, yapılan değişiklikle bölge idare, idare ve vergi mahkemelerindeki hâkimlerin tatil sürelerinin kısaltıldığı, böylece bunlarla diğer yargı organlarındaki hâkimler arasında ayırım yapıldığı gibi aynı yargı düzeni içinde yer alan Danıştay arasında da farklılık yaratıldığı, bunun da eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsi­yet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebepler­le ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." denilmektedir.

"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları benzer

olan­lar için sözkonusudur. Bu ilke ile, yasa önünde eşitlik, yani hukuksal

eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan

kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa

karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa

karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli

kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı

düzenlemeyi eşitlik ilkesine aykırı değil, geçerli kılar. Anayasa'nın

amaçladığı eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı,

ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü

eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar

için yasalarla değişik kurallar konulamaz. Ancak, aynı hukuksal durumlarda

olanlar için kamu yararına dayanılarak farklı kurallar getirilmesinde, eşitlik

ilkesine aykırılık yoktur. Kimi kişileri konumlarındaki farklılık nedeniyle

diğerlerinden ayrı kurala bağlı kılmak ya da genel bir düzenlemenin kapsamı

dışında bırakmak eşitlik ilkesini bozmaz.

Çalışmaya ara verme süresinin otuziki güne indirilmesinde, davaların kısa sürede sonuçlandırılması ve adalet hizmetlerindeki tıkanıklığın giderilmesinde kamu yararı bulunduğu açıktır. Bu nedenle, kamu yararı gözetilerek bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde çalışmaya ara verme süresinin kısaltılmasında eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.

2- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme

Mahkeme, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, idarenin tüm işlem

ve eylemlerinin yargısal denetime tâbi olmasının, idarenin hukuka bağlılığının

sağlanmasına işlerlik kazandırdığını, bireylerin de temel hak ve

özgürlüklerinin en etkin güvencesini oluşturduğunu, idarenin hukuka

uygunluğunun denetlenmesinin esas olarak idarî yargıda açılan iptal davaları

ile gerçekleştiğini, dava açma süresinin, hak arama özgürlüğü, idarenin

yargısal denetimi ve hukuk devleti kavramları ile yakın ilişkisi bulunduğunu,

yargılama sisteminin kolay ve kamu vicdanı tarafından benimsenebilir

paralelliğini aynı yargı düzeni içinde değiştirmek suretiyle idarî yargının

işlerliği konusunda tereddütler doğuran bu düzenlemenin hukuk devleti ilkesine

aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir.

Hukuk Devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hakları koruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, her etkinliğinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlet demektir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin, anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır.

Yasa'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu birinci tümcesinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde çalışmaya ara verme süresinin her yıl Temmuz ayının yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar olduğu belirtilmiştir.

Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde çalışmaya ara verme süresini kısaltan değişikliğin, idarî yargıdaki tıkanıklığın giderilmesi, davaların süratle sonuçlandırılması amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 141. maddesinde, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle görülmesi yargının görevidir denilmektedir. Davaların hızlı ve az giderle görülmesine, uygulamalarda hataların giderilmesine, adalet hizmetlerinin hızlandırılmasına ilişkin önlemlerin alınması, hak arama özgürlüğünün ve hukuk devleti olmanın da gereğidir. İtiraz konusu kural, hak arama özgürlüğünü kısıtlamamakta, idarî işlem ve eylemleri yargı denetimi dışında bırakmamaktadır.

Bu nedenlerle, 61. maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesi Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk Devleti ilkesine aykırı değildir.

İtirazınreddigerekir.

Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL ve Lütfi F. TUNCEL bu görüşlere katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

Sınırlama kararı gereğince incelenen 10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile değiştirilen 2577 sayılı "İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 7.2.1995 gününde karar verildi.

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa Mahkemesi'nin E: 1994/75, K: 1995/4 sayılı kararı ile, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile değiştirilen ve sınırlama kararı gereğince incelenen 2577 sayılı "İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.

61. maddenin birinci tümcesi, "Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemeleri her yıl Temmuz ayının Yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar çalışmaya ara verirler" biçimindedir.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme bu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Anayasa'nın "Hakimlik ve Savcılık Mesleği" başlıklı 140. maddesinin ilgili bölümlerinde aynen: "Hakimler ve savcılar adlî ve idarî yargı hakim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütülür.

.....

Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

....." denilmiştir.

Anayasa'nın 140. maddesinde hiçbir ayrım gözetilmeden idarî ve adlî hakim ve savcılarının tümü için geçerli ortak kurallar belirlenmektedir.

Anayasa'nın 155. maddesinin beşinci fıkrasında, Danıştay'la ilgili

olarak belirlenen kurallar ise, bir yüksek mahkeme olarak Danıştay'ın kuruluşu,

işleyişi, Başkan, Başsavcı, Başkanvekilleri,Daire Başkanları ile üyelerinin

nitelikleri ve seçim usullerinin, idarî yargının özelliği mahkemelerin

bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre yasayla düzenleneceğine

ilişkindir. Anayasa'nın 140. maddesi kuralları gözönünde bulundurularak,

yargının bütünlüğü içinde bütün idarî ve adlî hakim ve savcılar için geçerli

olması gereken çalışmaya ara verme (Adlî tatil)in idare mahkemeleri için ayrı,

Danıştay için ayrı biçimde belirlenmesi öncelikle Anayasa'nın 10. maddesinde

kurala bağlanan eşitlik ilkesine, buna bağlı olarak da 2. maddesinde

Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine aykırılık

oluşturur.

Böyle bir belirleme aynı zamanda Anayasa'nın davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir kuralını

da içeren 141. maddesine de aykırılık oluşturur. Çünkü idarî yargıda Bölge

İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemeleri ve Danıştay birbirini

tamamlayan idarî yargı kuruluşlarıdır. Eğer çoğunluk kararında ileri sürüldüğü

gibi çalışmaya ara vermenin 32 güne indirilmesi, adalet hizmetlerinde tıkanıklığın

giderilmesi gibi haklı bir nedene ve kamu yararına dayanıyorsa, bu yalnızca

idare mahkemeleri için değil, başta Yargıtay ve Danıştay olmak üzere diğer adlî

ve idarî mahkemelerin tümü için de geçerlidir. Bu kuruluşlardan birinin

dinlence de olduğu dönemde, diğerlerini görevde bırakmak, özellikle temyiz

aşaması yönünden büyük aksamalara neden olabilir ve Anayasa'nın 141. maddesinde

belirlenen süratle sonuçlandırılması kuralına da aykırılık oluşturur.

Kaldıki, konu sonradan yasama organınca da yeniden ele alınmış ve 2577 sayılı "İdarî Yargılama Usulü Kanunu"na 23.7.1995 günlü, 4124 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Geçici madde 3 ile; 4001 sayılı Yasa'nın 61. maddesiyle otuziki güne indirilen çalışmaya ara verme süresinin adlî yargı için öngörülen adlî yargı için öngörülen adlî ara verme süresine ilişkin değişiklik yürürlüğe girinceye kadar, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde de Danıştay'da ve diğer adlî yargı yerlerinde uygulandığı biçimde her yıl Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının beşinci gününün mesai bitimine kadar 45 gün olarak uygulanacağı hükme bağlanarak eşitlik ilkesine olan açık aykırılık giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkan

Başkanvekili

Üye

Yekta Güngör ÖZDEN

Güven

DİNÇER

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Üye

Üye

İhsan

PEKEL

Selçuk

TÜZÜN

Ahmet

N. SEZER

Üye

Üye

Üye

Haşim

KILIÇ

Mustafa

BUMİN

Sacit

ADALI

Üye

Üye

Ali

HÜNER

Lütfi

F. TUNCEL

Başkanvekili

Üye

Güven

DİNÇER

Yılmaz

ALİEFENDİOĞLU

Üye

Üye

İhsan

PEKEL

Lütfi

F. TUNCEL

Anayasa Mahkemesi, E. 1994/75, K. 1995/4, 7 Şubat 1995 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. Iı- İtirazın Gerekçesi
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Karşıoy
  9. Yazısı
  10. Dinçer
  11. Aliefendioğlu
  12. Pekel
  13. Tüzün
  14. N. Sezer
  15. Kılıç
  16. Bumin
  17. Adalı
  18. Hüner
  19. F. Tuncel
  20. Dinçer
  21. Aliefendioğlu
  22. Pekel
  23. F. Tuncel
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1994/75
Karar No
1995/4
Tarih
7 Şubat 1995

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1994/81 K.1995/5
  • AYM Norm Denetimi E.1995/10 K.1995/7
  • AYM Norm Denetimi E.1994/69 K.1995/8
  • AYM Norm Denetimi E.1994/82 K.1995/9
  • AYM Norm Denetimi E.1994/89 K.1995/10
  • AYM Norm Denetimi E.1995/9 K.1995/6

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.