İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1996/51 K.1998/17

Mahkemesi

Esas1996/51Karar1998/17Tarih13 Mayıs 1998Okuma18 dk · 3.617 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Mayıs 1998
Esas Sayısı
1996/51
Karar Sayısı
1998/17
Karar Günü
13.5.1998
R.G. Tarih-Sayı
29.05.1999-23709
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 7. İdare
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.617 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na 4.4.1995 günlü, 4104 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle eklenen "Geçici Madde 201"in Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile 2., 10., 11. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na 4104 sayılı Yasa'yla eklenen geçici 201. madde uyarınca yapılan ödemelerin durdurulması isteminin reddine ilişkin Emekli Sandığı işleminin iptali için açılan davada, Mahkeme, davacının Anayasa'ya aykırılık itirazını ciddi bularak kuralın iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenen Yasa Kuralı

4104 sayılı Yasa ile 5434 sayılı Yasa'ya eklenen itiraz konusu Geçici Madde 201 şöyledir:

"31 Aralık 1994 tarihinden önce, 7.5.1986 tarihli ve 3284,

21.4.1988 tarihli ve 3430, 26.10.1990 tarihli ve 3671, 3.12.1992 tarihli ve

3855 sayılı kanunlarda yer alan hükümlerle, diğer kanunlarda öngörülen

düzenlemeler uyarınca, kendilerine veya dul ve yetimlerine bağlanmış bulunan

aylık ve sair tazminatlarla, bunların diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarına

ilişkin olarak yapılmış bulunan her türlü işlem ve tahsisler geçerli olduğu

gibi bu kanunların uygulamasından doğmuş olan haklar ve bağlanmış bulunan aylık

ve tazminatlar kazanılmış hak olarak saklı olup, ilgilileri hakkında

uygulanmasına ve bağlanmış bulunan emekli, dul ve yetim aylık, tazminat ve sair

haklarının ödenmesine devam edilir.

Birinci fıkra kapsamında bulunan aylık ve sair hak ve tazminatların tahsis ve bağlanmasına ilişkin her türlü işlemler, 31.12.1994 tarihinden önce veya sonra ölenlerin dul ve yetimleri bakımından da geçerli ve ilgililerinin bu madde ve kanundan doğmuş kazanılmış hakları saklı olup, dul ve yetim aylıkları bu Kanundaki oranlar dahilinde bağlanır ve sair özlük, sağlık ve sosyal haklarının sağlanmasına da devam olunur."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :

1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

3- "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."

4- "MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta Güngör ÖZDEN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU ve Aysel PEKİNER'in katılımlarıyla 3.9.1996 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, itiraz konusu Yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı

4104 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 5434 sayılı Emekli Sandığı

Kanunu'na eklenen Geçici 201. maddenin birinci fıkrasına göre, 31.12.1994

tarihinden önce 7.5.1986 tarihli ve 3284, 21.4.1988 tarihli ve 3430, 26.10.1990

tarihli ve 3671, 3.12.1992 tarihli ve 3855 sayılı kanunlarda yer alan

hükümlerle, diğer kanunlarda öngörülen düzenlemeler uyarınca kendilerine veya

dul ve yetimlerine bağlanmış bulunan aylık ve sair tazminatlarla, bunların

diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarına ilişkin olarak yapılmış bulunan

her türlü işlem ve tahsisler geçerli olduğu gibi bu kanunların uygulamasından

doğmuş olan haklar ve bağlanmış bulunan aylık ve tazminatlar, kazanılmış hak

olarak saklı olup, ilgilileri hakkında uygulanmasına ve bağlanmış bulunan

emekli, dul ve yetim aylık, tazminat ve sair haklarının ödenmesine devam

edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre de, birinci fıkra kapsamında bulunan aylık ve sair hak ve tazminatların tahsis ve bağlanmasına ilişkin her türlü işlemlerin 31.12.1994 tarihinden önce veya sonra ölenlerin dul ve yetimleri bakımından da geçerli ve ilgililerin bu madde ve kanundan doğmuş kazanılmış hakları saklı olup, dul ve yetim aylıkları bu Kanundaki oranlar dahilinde bağlanmakta ve sair özlük, sağlık ve sosyal haklarının sağlanmasına da devam olunmaktadır.

Bu düzenlemeyle, birinci fıkrada belirtilen yasalarla sağlanan hakların, devamı sağlanmış, 31.12.1994 tarihinden önce veya sonra ölenlerin dul ve yetimleri için de aynı hakların geçerliliği ve kazanılmış hak olarak devamı kabul edilmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Mahkeme, Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasına göre, yasama organının Anayasa Mahkemesi kararında açıklanan gerekçeleri gözönünde bulundurması gerektiğini, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen bir konuda aynı içerik ve nitelikte bir yasa çıkarılamayacağından, 4104 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen geçici 201. maddenin Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile 2., 10., 11. ve 153. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi

kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile yönetim makamlarını, gerçek

ve tüzelkişileri bağlayacağı öngörülmüştür. Bu kural gereğince, yasama organı

yapacağı düzenlemelerle daha önce aynı konuda verilen Anayasa Mahkemesi

kararlarını gözönünde bulundurmak, bu kararları etkisiz kılacak biçimde yasa

çıkarmamak, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen kuralları tekrar

yasalaştırmamak yükümlülüğündedir. Başta yasama organı olmak üzere yasama ve yürütme,

kararların yalnız sonuçları ile değil, bir bütünlük içinde gerekçeleri ile de

bağlıdır. Gerekçeleriyle birlikte kararlar, yasama işlemlerini değerlendirme

ölçütlerini içerirler ve yasama etkinliklerini yönlendirme işlevi de görürler.

Bu nedenle, yasama organı düzenlemelerde bulunurken, iptal edilen yasalara

ilişkin kararların sonuçları ile birlikte gerekçelerini de gözönünde

bulundurmak zorundadır. İptal edilen yasalarla, sözcükleri ayrı da olsa aynı

doğrultu, içerik ya da nitelikte yeni yasa çıkarılması, Anayasa'nın 153.

maddesine aykırılık oluşturur.

Hukuk devletinde, yasama organını da kapsayacak biçimde devletin bütün organları üzerinde, hukukun ve Anayasa'nın mutlak egemenliği vardır. Yasakoyucu her zaman hukukun ve Anayasa'nın üstün kuralları ile bağlıdır. Anayasal denetim bu amacı gerçekleştirmektedir. Bu nedenle de Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine yer verilmiştir. Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen kuralın yeniden yasalaşmasına Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasındaki bağlayıcılık ilkesi engeldir. Yasama organının, iptal edilen kuralın aynını veya benzerini yasalaştırması durumunda, Anayasa Mahkemesi'nin etkinliği ortadan kaldırılarak yasaların yargısal denetimi anlamını yitirir.

Bir yasa kuralının, Anayasa'nın 153. maddesine aykırılığından söz edilebilmesi için, iptal edilen önceki kural ile "aynı" ya da "benzer nitelikte" olması gerekir. Bunların saptanabilmesi ise öncelikle, aralarında "özdeşlik", yani amaç, anlam ve kapsam yönlerinden benzerlik olup olmadığının incelenmesine bağlıdır.

25.2.1966 günlü, 751 sayılı; 8.7.1971 günlü, 1425 sayılı; 25.12.1979 günlü, 2254 sayılı; 7.5.1986 günlü, 3284 sayılı; 21.4.1988 günlü, 3430 sayılı; 26.10.1990 günlü, 3671 sayılı; 3.12.1992 günlü, 3855 sayılı; 24.11.1994 günlü, 4049 sayılı Yasalarla TBMM üyeleri ile dışarıdan atanan Bakanlara, T.C. Emekli Sandığı'nın diğer iştirakçilerinden farklı kurallar getirilmiş ancak, bunlar Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.

31.12.1994 tarihinden önce, kimi yasalarda yer alan kurallara

göre, yasama organı üyelerinin kendilerine veya dul ve yetimlerine bağlanan

aylık ve tazminatlarla, bunların özlük, sağlık ve sosyal haklarına ilişkin

olarak yapılan her türlü işlem ve tahsislerin geçerli olduğu, bağlanan

aylıklarla, hak ve tazminatların kazanılmış hak olarak saklı tutulacağı ve

bunların ödenmesine devam edileceği, bunların 31.12.1994 tarihinden önce veya

sonra ölenlerin dul ve yetimleri için de geçerli olacağı ve Yasa'da belirtilen

oranların esas alınacağı ve diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarının da

sağlanmasına devam olunacağı öngörülmüştür. Böylece, yukarıda değinildiği gibi,

Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen 3284, 3430, 3671, 3855 ve 4049 sayılı

Yasalarla düzenlenen her türlü işlem ve tahsislerin geçerli olduğu

belirtilerek bunlardan yararlananlar için kazanılmış hak statüsü getirilmek

istenilmiştir. Oysa, bir kuralın, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptali, yeni bir

hukuksal durum doğurur, uygulama da bu yeni duruma göre devam eder. Anayasa

Mahkemesi kararıyla Anayasa'ya aykırılığı saptanan bir yasadan doğan hakların

yeni bir yasa çıkarılarak sürdürülmesi olanaksızdır. İtiraz konusu kural da

olduğu gibi "kazanılmış hak olarak saklı" ibaresinin yer alması

"kazanılmış hak" oluşturmaz.

Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi karşısında, iptal edilen bir kurala yeni bir yasa ile geçerlik kazandırılamaz. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarının etkisini ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme olduğu kuşkusuz olan itiraz konusu kural, iptal edilen kurallarla teknik, içerik ve kapsam yönünden özdeştir.

Bu nedenlerle, T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na 4104 sayılı Yasa ile eklenen geçici 201. madde Anayasa'nın 153. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Mustafa YAKUPOĞLU ve Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşe katılmamışlardır.

Anayasa'nın 153. maddesine göre incelenen itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI - SONUÇ

4.4.1995 günlü, 4104 sayılı "T.C. Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması ve Bu Kanuna İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun"un 2. maddesiyle 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 201"in Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Mustafa YAKUPOĞLU ile Fulya KANTARCIOĞLU'nun "Madde ile getirilen düzenlemenin yok hükmünde olduğu" yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 13.5.1998 gününde karar

verildi.

KARŞIOY

GEREKÇESİ

4.4.1995 günlü, 4104 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması ve Bu Kanuna İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle 8.6.1949 günlü ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen Geçici 201 Maddede,

"31 Aralık 1994 tarihinden önce, 7.5.1986 tarihli ve 3284,

21.4.1988 tarihli ve 3430, 26.10.1990 tarihli ve 3671, 3.12.1992 tarihli ve

3855 sayılı kanunlarda yer alan hükümlerle, diğer kanunlarda öngörülen

düzenlemeler uyarınca, kendilerine veya dul ve yetimlerine bağlanmış bulunan

aylık ve sair tazminatlarla, bunların diğer özlük, sağlık ve sosyal haklarına

ilişkin olarak yapılmış bulunan her türlü işlem ve tahsisler geçerli olduğu

gibi bu kanunların uygulanmasından doğmuş olan haklar ve bağlanmış bulunan

aylık ve tazminatlar kazanılmış hak olarak saklı olup, ilgilileri hakkında

uygulanmasına ve bağlanmış bulunan emekli, dul ve yetim aylık, tazminat ve sair

haklarının ödenmesine devam edilir.

Birinci fıkra kapsamında bulunan aylık ve sair hak ve tazminatların tahsis ve bağlanmasına ilişkin her türlü işlemler, 31.12.1994 tarihinden önce veya sonra ölenlerin dul ve yetimleri bakımından da geçerli ve ilgililerinin bu madde ve kanundan doğmuş kazanılmış hakları saklı olup, dul ve yetim aylıkları ve kanundaki oranlar dahilinde bağlanır ve sair özlük, sağlık ve sosyal haklarının sağlanmasına da devam olunur."

denilmektedir.

Maddenin ilk fıkrasında, 31.12.1994 gününden önce, 3284, 3430,

3671 ve 3855 sayılı yasalarda yer alan hükümlerle diğer kanunlarda öngörülen

düzenlemeler uyarınca milletvekillerinin kendilerine veya dul ve yetimlerine

bağlanmış olan aylık ve sair tazminatlarla bunların diğer özlük hakları ile

sağlık ve sosyal haklarına ilişkin olarak yapılmış olan her türlü işlem ve

tahsislerin geçerli olduğu belirtilmiş, ayrıca bu kanunların uygulanmasından

doğmuş olan her türlü hakkın, kazanılmış hak olduğu kabul edilerek bunların

geçerliliğini sürdüreceği kurala bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasıyla da

aynı hukuksal durumun, 31.12.1994'den önce veya sonra ölenlerle dul ve

yetimleri için de geçerli olmasını sağlayacak bir düzenleme getirilmiştir.

İlk fıkrada sayılan yasaların, Yasama Meclisi Üyeleri ile dul ve

yetimlerinin özlük hakları ile sağlık ve sosyal haklarına ilişkin kimi

kuralları Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli kararlarıyla iptal edilmiştir. İtiraz

konusu 201. madde ile bu iptal kararlarına konu olan ilgili yasa kurallarının

sağladığı olanakların korunması ve sürdürülmesine olur verilirken, kazanılmış

hak ilkesine de hukuksal tanımı ile bağdaşmayan bir anlam ve içerik

kazandırılmıştır. Gerçekten, bir hakkın kazanılmış hak olarak

nitelendirilebilmesi için, öncelikle hukuka uygun olarak elde edilmiş olması

gerekir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.1989 günlü, E. 1989/11, K.

1989/49 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi Anayasa'ya aykırı olduğu

Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanan bir yasaya dayanılarak elde edilen hak,

ileriye yönelik kazanılmış hak olarak nitelendirilemez. Ayrıca personel

hukukunda kişinin bulunduğu statü kazanılmış hak oluşturmayacağından belli

görevler karşılığı ödenen aylık, tazminat gibi ödentilerde değişiklik yapan

objektif düzenleyici kuralların kazanılmış hak kavramına dayanılarak hukuka

aykırılığının ileri sürülmesi olanaklı değildir.

İtiraz konusu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin iptal kararlarının geçersiz hale getirilmesi, Anayasa'nın Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesini düzenleyen 153. maddesi ile erkler ayrılığı ilkesi yönünden de önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında "Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve

idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremez" denilerek genel olarak mahkeme kararlarının bağlayıcılığı

ilkesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları yönünden bu genel

ilke yeterli görülmemiş özel bir düzenleme getirilerek 153. maddenin son

fıkrasında "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve

yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve

tüzelkişileri bağlar" denilmiştir. Birçok kararda belirtildiği gibi bu

kural, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya aykırı bularak iptal ettiği bir konuda

aynı kapsam, içerik ve nitelikte yeni bir yasa çıkarılmamasını zorunlu kılar.

Yine aynı kural uyarınca, yasama organının, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya

aykırı görerek iptal ettiği bir kuralın aynını veya değişik ifadelerle

benzerini yasalaştırmaması gerekir.

Anayasa Mahkemesi, Yasama Organı Üyeleri ve dışarıdan atanan

bakanların özlük hakları ile sağlık ve sosyal haklarına ilişkin ayrıcalıklı

düzenlemeler içeren 3284, 3430, 3671, 3855 ve 4049 sayılı yasaların ilgili

kurallarını iptal etmiştir. Bunlardan 3.12.1992 günlü, 3855 sayılı Yasa'nın 6.

maddesinin ikinci tümcesi, daha önce verilen iptal kararlarını sonuçsuz

bıraktığı bu nedenle de Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle

28.12.1994 günlü, E. 1994/59, K. 1994/83 sayılı kararla iptal edilmiştir. İptal

gerekçesi beklenmeden, kuralın iptal edildiğinin duyulmasından sonra vakit

geçirilmeden aynı kapsam, içerik ve nitelikte yeni bir kuralın yasalaştırılması

ve iptal edilen tüm yasa kurallarıyla sağlanmış olan haklara doğdukları andan

itibaren geçerlilik tanınması ve itiraz konusu kuralla ilgili başvuru, inceleme

aşamasındayken bunun iptal olasılığına karşı aynı hakları güvenceye alan

3.4.1997 günlü, 4234 sayılı Yasa'nın çıkarılmış olması yalnız Anayasa'nın 153.

maddesinin son fıkrasına açık bir aykırılık olarak değerlendirilemez. Bu aynı

zamanda yasakoyucunun Anayasa'yı ihlâl iradesinin ve konudaki

kararlılığının çok belirgin bir göstergesidir.

Anayasa Mahkemesi kararlarının bir yasama tasarrufu ile geçersiz kılınmasının bir diğer sonucu da bunun açık bir fonksiyon gasbına yol açmasıdır. Bu durum, "Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu" görüşünün benimsendiği Anayasa'nın Başlangıç'ında dile getirilen erkler ayrılığı ilkesine de açık bir aykırılık oluşturmaktadır.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kuralların kimi kişisel yararlar gözetilerek yeniden yasalaştırılması yasama yetkisinin kötüye kullanılması anlamına gelir.

Bilindiği gibi, özel hukukta ve kamu hukukunda bir işlemin hukuka uygun sayılabilmesi için maddî ve hukukî ögeleriyle birlikte konusunun da hukuka uygun olması, başka bir anlatımla yasaların emredici kurallarına aykırılık oluşturmaması gerekir. Bu koşulları taşımayan bir işleme hukuk alanında geçerlilik tanınamaz. Anayasa hukuku alanında ise Anayasa'yı ihlâl iradesi ve fonksiyon gasbının bir yasama işleminin yetki ögesinde ağır ve açık bir sakatlık hali oluşturduğunda duraksamaya yer yoktur. Bu durumun kamu hukukundaki yaptırımı ise söz konusu yasama işleminin "iptal" edilmesi değil "yok" hükmünde sayılmasıdır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın "yok" hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkan

Ahmet Necdet

SEZER

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Mustafa BUMİN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Üye

Mustafa

YAKUPOĞLU

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Aysel PEKİNER

Üye

Mahir Can

ILICAK

DEĞİŞİK GEREKÇE YAZISI

4104 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen Geçici Madde 201 ile, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen 3284, 3430, 3671, 3855 sayılı kanunlardaki kurallar aynen kabul edilmiş ve hatta benzer düzenlemeleri içeren 4049 sayılı Kanun'un iptal olasılığı da gözetilerek bu Kanun'un iptali için Ankara 5 Nolu İdare Mahkemesi'nce yapılan başvuru sonuçlanmadan dava konusu Kanun yürürlüğe konulmuştur.

Anayasa Mahkemesi'nce aynı kuralları içeren beş ayrı yasa için verilen iptal kararları gözetilmeden iptal kararlarını etkisiz hale getirecek biçimde yeni yasal düzenleme yapılmıştır. İptali istenen 4104 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile getirilen kurallar da Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarına direnme niteliğindedir.

Dava konusu Kanun bu haliyle sadece Anayasa'nın 153. maddesine aykırı olmayıp, aşağıda açıklanan nedenlerle yok hükmündedir.

Anayasa yapısında örneği bulunmamakla beraber özel hukuk kamu hukukunda yokluk hallerine zaman zaman rastlanmaktadır.

Bir işlemin geçerli olabilmesi için asli ve tamamlayıcı unsurları

taşıması gerekir. Bu unsurlardan birisinin bulunmaması işlemi sakat duruma

getirir. Bir işlemin tamamlayıcı unsurlarındaki noksanlıklar da bu işlemi

değişik derecelerde sakatlar. Tamamlayıcı unsurlardaki noksanlar nedeniyle

sakat olan idari işlemler usulüne uygun biçimde idarece geri alınıncaya veya

aleyhine açılan bir dava sonucu idare mahkemesince iptal edilinceye kadar hukuk

alemindeki yürürlüğünü sürdürür. Başka bir deyişle bu tür idari işlemler iptal

edilinceye kadar hukuka uygunluk karinesinden yararlanarak yürürlükte kalır.

Ancak, bir idarî işlemin asli unsurlarda noksanlık varsa, bu durum, işlemin

"yok" sayılmasına neden olur. Böyle bir işlemin yokluğunun

saptanabilmesi için herkes dava açabileceği gibi, davanın açılabilmesi herhangi

bir süreye de tabi değildir. Yokluk hali, işlemi alındığı tarihten itibaren

hükümsüz kılar ve uyuşmazlık halinde hakim, işlemin yokluğunu saptamakla

yetinir ve ayrıca işlemin iptali yolunda herhangi bir hüküm vermez. Yokluk

halinin varlığı bir bakıma eylemsel (fiili) durumu ifade eder.

İdari yargıda aleyhine iptal davası açılan her işlem, yetki,

şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılığı bulunup

bulunmadığı yönünden incelenir. Bu aykırılıklardan birinin varlığı halinde

işlem sakatlanır. İdari yargıda "yokluk", idari işlemin dayandığı

unsurlar incelenerek saptanır. İdari yargıda yokluk halini gösteren iki durum

vardır ve bunlar işlemin yetkili kurum veya kişi yerine yetkisiz kişi ya da

kurumca alınmış olması (yetki gasbı) ile organlardan birinin diğerinin görev

alanına giren konularda karar almış (görev-fonksiyon gasbı)

olması halleridir. Bir özel hukuk tüzel kişisinin idare yerine geçerek

kamulaştırma kararı alması "yetki gasbı"na, valinin belediye

başkanına yasayla açıkça verilen bir yetkiyi kullanması ve belediye başkanı

adına karar alması da "görev gasbı"na örnek olarak gösterilebilir. Bu

iki halin dışında ayrıca biçim veya usul yönünden çok ağır ve açık sakatlıklar

da bir işlemin "yok" sayılmasına neden olabilmektedir. Danıştay'ın

incelemesinden geçirilmeden veya Cumhurbaşkanınca imzalanmadan bir tüzüğün

yürürlüğe konulmuş olması hali biçim yönünden işlemin yok sayılmasına neden

olacak örneği teşkil etmektedir.

Gerek Fransız Danıştay'ı (Conseil D'Etat) ve gerekse Türk Danıştay'ı bugüne kadar verdikleri pekçok kararlarında "yok"luğu saptadıktan sonra kimi kez davanın reddine veya işlemin hükümsüzlüğüne, kimi kez de karara yer olmadığına ya da işlemin iptaline karar vermişlerdir. Hernekadar idari yargı yerlerince, idari işlemlerin "yok" hükmünde olduğunun saptanmasından sonra işlemin hükümsüzlüğü belirtilerek yargılama giderlerini de karşı tarafa yüklemek suretiyle davanın reddine karar verilmesi en doğru yol ise de, uygulamada oluşacak kimi duraksamaların giderilmesi amacıyla işlemin iptaline karar verilmiş olması hallerini de anlayışla karşılamak gerekir.

İdari yargıdaki yokluk haline bu çok öz bakıştan sonra Anayasa yargısında da yokluk haline ana hatlarıyla değinmek gerekir.

Yasama işlemleri de idari işlemler gibi, kurucu (asli) ve tamamlayıcı (feri) unsurlardan oluşur. Kurucu (asli) unsurlardaki yasama işleminin dayanağı "temel Anayasa kuralları"dır. Temel nitelik arzetmeyen uyulması gerekli diğer Anayasa kuralları da yasama işleminin tamamlayıcı unsurlarını oluşturur. Kurucu (asli) unsurlardaki eksikliklerle Anayasa'ya açıkça aykırılık durumunda yasama işlemi de "yok" kabul edilebilir. Oysa tamamlayıcı unsurlardaki eksikliğin saptanması halinde ise Anayasa Mahkemesi'nce yasama işleminin iptaline karar verilir.

Örneğin kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetki kullanılarak TBMM'ce Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve Yüksek Yargı Organları gibi Devletin temel kurumlarına son verilmesi anayasal yetki gasbının tipik bir örneği olarak gösterilebilir ve bu tür yasama tasarrufları "yok"lukla sakattır.

Anayasa Mahkemesi'nin 17.9.1992 günlü, Esas: 1992/26, Karar: 1992/48 sayılı kararında açıklandığı gibi, yönetim hukukundaki yokluk bir hukuki işlemin hiç doğmamış, hukuk alemine çıkmamış sayılması sonucunu doğurur. Anayasa yargısında yasama işlemlerinin yok sayılabilmesi ancak yetki ve görev gasbı ya da çok ağır biçim eksikliğinin varlığı halinde olanaklıdır. Sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararından da anlaşılacağı gibi, Anayasa yargısında da koşullarının varlığı halinde "yokluk hali" söz konusu olabilir ve bu durumda yasama işlemi hiç doğmamış ve hukuk alemine çıkmamış sayılmalıdır.

Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bu kural uyarınca Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen bir konuda aynı içerik ve nitelikte yeni bir yasa çıkarılmaması gerekir. Yasama organı, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarından sonra aynı konuda yeni bir yasa yaparken Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında açıklanan gerekçeleri gözönünde bulundurmalıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma ve bu kararların gereğini yerine getirme yükümlülüğü hukuk devleti olabilmenin temel göstergesidir.

Anayasa'nın 153. maddesine aykırılık, Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisiz kılmaya yönelik "ağır ihlal" halini oluşturur. Bu ağır ihlal, mahkemece açıkça görülmekte ise, yasama işleminin yok sayılması gerekir.

Bu hale göre, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı

ilkesine aykırılığı nedeniyle bir yasama işleminin yok sayılabilmesi için

Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen bir kuralla aynı veya özdeş nitelikte

başka bir kuralın yasalaştırılması ve böylece Anayasa'nın 153. maddesine aykırı

biçimde Mahkeme kararının etkisiz duruma düşürüldüğünün Anayasa Mahkemesi'nce

saptanması gerekir. özellikle Anayasa Mahkemesi'nce Anayasa'nın 153. maddesine

aykırı bulunarak iptal edilen bir kuralın aynının yasalaştırılması

halinde, Anayasa'ya "ağır aykırılık" ve "açıklık" koşulu

birlikte gerçekleşmiş olacağından yasama işleminin "yok"luğu söz

konudur. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nce işlemin yokluğu saptanarak

hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.

İşlemin yokluğunun Anayasa Mahkemesi'nce saptanması halinde, yasama işlemi hukuk alemine çıktığı andan itibaren "yok" sayıldığından, bu yasa kuralına göre yapılan idari işlemler de kendiliğinden yoklukla sakat olur ve ilgililer lehine hiçbir hak sağlamaz.

Başka bir anlatımla, Anayasa'nın 6. maddesinin üçüncü fıkrasının son tümcesine göre, hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan Devlet yetkisi kullanamaz. Yasama da Anayasa'nın verdiği yetkilerle sınırlı olmak üzere faaliyet gösterir ve işlemlerinde Anayasa'ya aykırı davranmama çabası ve özeni içinde bulunmalıdır. Anayasa'nın 153. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen bir yasanın aynının çıkartılması hususunda Anayasa'dan alınmış bir yetkinin varlığından söz edilemez. Aksine, Anayasa'nın 153. maddesine aykırı davranış Anayasa'yı ihlal suçu teşkil eder. Böyle bir direnme sonucu ortaya çıkan yasanın ise "yoklukla sakat" olması ve ilgilileri lehine hiçbir hak doğurmaması gerekir.

TBMM üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlara emekliliklerinde

ayrıcalıklı hükümler getiren 751, 1425, 2254, 3284, 3430, 3671, 3855 ve 4049 sayılı

Yasalar Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildikleri halde, dava konusu 4104 sayılı

Yasa ile önceki iptal gerekçelerine aykırı biçimde iptal edilen yasalardaki

hükümler aynen getirilmiştir. Böylece Anayasa'ya aykırı davranışta direnme

gösterilmiş ve Anayasa Mahkemesi'nce iptal edileceğinin kesinlikle bilinmesine

karşın, iptal kararının yürürlüğe gireceği güne kadar geçecek süreç içerisinde

T.C. Emekli Sandığı'nca yapılacak farklı ödemeden yararlanılmak istenilmiştir.

Böyle bir kötüye kullanmayı hukuk korumaz. Bu durumda Anayasa'nın 153.

maddesinin son fıkrası uyarınca yasaklanmasına karşın direnme sonucu ortaya

çıkan yasanın "yok hükmünde" olduğu saptanarak yanlış

anlaşılmamasını sağlamak için iptaline (doğrusu yokluğu saptanan bir işlem aleyhine

açılan davanın reddine karar verilmesidir) karar verilmelidir.

Açıklanan nedenlerle iptal kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Mustafa

YAKUPOĞLU

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye Mustafa BUMİN

Anayasa Mahkemesi, E. 1996/51, K. 1998/17, 13 Mayıs 1998 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Karşıoy
  9. Gerekçesi
  10. Sezer
  11. Tuncel
  12. Yakupoğlu
  13. Kantarcıoğlu
  14. Ilıcak
  15. Değişik Gerekçe Yazısı
  16. Yakupoğlu
  17. Kantarcıoğlu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1996/51
Karar No
1998/17
Tarih
13 Mayıs 1998

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1997/4 K.1998/15
  • AYM Norm Denetimi E.1996/43 K.1998/13
  • AYM Norm Denetimi E.1997/29 K.1998/19
  • AYM Norm Denetimi E.1997/32 K.1998/25
  • AYM Norm Denetimi E.1997/1 K.1998/23
  • AYM Norm Denetimi E.1998/22 K.1998/21

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.