İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.1999/7 K.1999/31

Kanunu"nun 89. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan "...borçluya karşı..." sözcüklerinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 10., 11., 36. ve 40. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas1999/7Karar1999/31Tarih13 Temmuz 1999Okuma13 dk · 2.657 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Temmuz 1999
Esas Sayısı
1999/7
Karar Sayısı
1999/31
Karar Günü
13.7.1999
R.G. Tarih-Sayı
26.10.2000-24212
İtiraz yoluna başvuran
Bozüyük Asliye Hukuk Mahkemesi
İtirazın konusu
9.6.1932 günlü, 2004 sayılı "İcra ve İflâs
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.657 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

Kanunu"nun 89. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan "...borçluya karşı..." sözcüklerinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 10., 11., 36. ve 40. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

İcra Müdürlüğünün "üçüncü şahıs" olarak takibe geçerek iki kez haciz ihbarnâmesi gönderdiği Belediyenin bu ihbarnâmelere süresinde itiraz etmemesi sonucu takibin kesinleşmesi ve bankadaki hesabına haciz konması nedeniyle alacaklı ve borçlu aleyhine açtığı menfi tespit davasında, davacı Belediyenin Anayasa'ya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varan Mahkeme, İcra ve İflâs Kanunu'nun 89. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "...borçluya karşı..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırılığı savıyla iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı "İcra ve İflâs Kanunu"nun iptali istenen sözcükleri de içeren 89. maddesi şöyledir:

"Madde 89- Hâmiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senede müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki menkul bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle menkul malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.

Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlâk edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.

Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren

yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve bu

durum üçüncü şahsa ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ihbarnamede ayrıca,

üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde

icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde takip alacaklısı aleyhine bir menfi

tesbit davası açabileceği, açmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra

dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi

istenir. Üçüncü şahıs, müddeti içinde menfi tesbit dâvası açarsa, dâva açtığını

tevsik eden evrakı aynı müddet içinde icra dairesine ibraz etmeye mecburdur. Bu

halde, üçüncü şahıs dava neticesine kadar zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya

yedinde sayılan malı teslim etmeye zorlanamaz. Bu dâvada üçüncü şahıs

takip borçlusuna borçlu bulunmadığını veya malın takip borçlusuna ait

olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs, açtığı menfi tesbit davasını

kaybederse, mahkemece dava konusu şeyin yüzde kırkından aşağı olmamak üzere bir

tazminat ile de mahkûm edilir.

Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki dâvayı genel hükümlere göre halleder.

Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mâni sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. Her halde, üçüncü şahsın genel hükümlere göre borçluya karşı müracaat ve tazminat hakkı saklıdır.

Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı tetkik merciine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir.

Haciz ihbarnamesi, bir hükmi şahsın veya müessesenin merkez ve şubelerinden hangisine tebliğ edilmiş ise, beyanda bulunma mükellefiyeti yalnız ihbarnameyi tebellüğ eden merkez veya şubeye aittir.

Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harç ve resme tabi değildir.

Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır."

B- İlgili Yasa Kuralı

İcra ve İflâs Kanunu'un ilgili görülen 72. maddesi şöyledir :

"Madde 72- Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit dâvası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit dâvasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit dâvasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.

Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde kırktan aşağı tayin edilemez.

Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun davası sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz.

Borçlu, menfi tesbit dâvası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, dâvaya istirdat dâvası olarak devam edilir."

C- Dayanılan Anayasa Kuralları

İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :

1- "Başlangıç

Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."

2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

3- "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."

4- "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."

5- MADDE 40.- Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

D- İlgili Görülen Anayasa Kuralı

İlgili görülen Anayasa kuralı şöyledir:

"MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz.

Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir."

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Ahmet Necdet SEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ'in katılmalarıyla 16.2.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaki eksiklik giderildiğinden işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen yasa kurallarıyla, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ile dosyada bulunan tüm belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı

İcra ve İflâs Kanunu'nun, "Alacaklar ve üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar hakkında:" başlığını taşıyan 89. maddesi, borçlunun üçüncü kişilerdeki mal ve alacaklarının haczinde, alacaklı, borçlu ve üçüncü kişi arasındaki menfaat dengesini sağlamak amacıyla konulmuştur.

Borçlunun, kendi elindeki malları gibi üçüncü kişilerdeki mal ve alacakları da takip alacaklısının talep etmesi üzerine haczedilebilir.

89. maddenin ilk fıkrasında sözü geçen alacak, borçlunun, hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senede dayanmıyan alacaklardır. Bu fıkrada, üçüncü şahsa gönderilecek birinci haciz ihbarnamesinde, ne gibi kayıtların bulunacağı yer almaktadır.

İkinci fıkrada, kendisine birinci haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü şahsın, 7 gün içinde icra dairesine itiraz etme olanağına sahip olduğu belirtilmektedir.

Üçüncü fıkrada ise, haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz

edilmemesinin sonuçlarına değinilmektedir. Birinci haciz ihbarnamesine

süresinde itiraz etmeyen üçüncü şahsın, mal yedinde veya borç zimmetinde

sayılacaktır. Bu durum ikinci bir ihbarname ile üçüncü şahsa bildirilir. Öte

yandan, bu ihbarnameyle üçüncü şahsın 7 gün içinde icra takibinin yapıldığı yer

mahkemesinde takip alacaklısı aleyhine bir menfi tesbit davası açabileceği,

açmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde

sayılan malı teslim etmesi istenir. Üçüncü şahıs, süresinde menfi tesbit davasını

açarsa, yedindeki malı veya zimmetindeki borcu icra dairesine teslime veya

ödemeye zorlanamaz. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu

bulunmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını kanıtlamak zorundadır.

Dördüncü fıkra, üçüncü şahsın, birinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmesinin sonuçlarını düzenlemektedir.

İtiraz konusu sözcükleri de içeren beşinci fıkranın birinci tümcesinde, üçüncü şahsın haciz ihbarnamesine kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresi içinde itiraz edememesi durumunda Yasa'nın 65. maddesinin (gecikmiş itiraz yolunun) uygulanacağı, ikinci tümcesinde ise, bu yola gidilememesi veya herhangi bir nedenle haciz ihbarnamesine karşı kendini savunamaması halinde üçüncü şahsın, genel hükümler uyarınca borçluya karşı müracaat ve tazminat hakkının saklı olduğu belirtilmektedir.

89. maddeye göre, yasal süreler içinde itiraz ve menfi tesbit davası açma haklarını kullanmayan ve bu nedenle, borçlu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kalan üçüncü kişinin, sadece borçluya karşı müracaat ve tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Mahkeme başvuru kararında, İcra İflâs Kanunu'nun 89. maddesinin

ikinci, üçüncü ve beşinci fıkralarına göre hakkında icra takibi yapılan ve bu

fıkralardaki sürelere uymadığı için borçlu olmamasına karşın alacaklıya ödeme

yapmak zorunda kalan üçüncü kişiye, genel hükümler uyarınca borçlu hakkında

dava açma olanağı tanındığı halde, alacaklıya karşı bu olanağın tanınmamasının,

ayrıca İcra ve İflâs Kanunu'nun 72. maddesinin birinci ve altıncı fıkralarında

borçluya tanınan dava hakkının, aynı Kanun'un 89. maddesinin beşinci fıkrasıyla

üçüncü kişiler için engellenmesinin Anayasa'nın 36. maddesinin birinci

fıkrasına aykırı olduğunu, öte yandan 89. maddenin beşinci fıkrasındaki "...borçluya

karşı..." sözcükleriyle alacaklıya karşı dava yolunun kapatılarak

alacaklının imtiyazlı duruma getirilmesinin Anayasa'nın 10. maddesindeki

"kanun önünde eşitlik" ilkesine, Anayasa'nın Başlangıç hükümleri ile

11. ve 40. maddelerine aykırılığını ileri sürerek "...borçluya

karşı..." sözcüklerinin iptalini istemiştir.

Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı kimliğiyle sav ve savunma hakkına sahip olduğu, 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun olarak yasa ile sınırlanabileceği, bu sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamıyacağı ve amaçları dışında kullanamayacağı öngörülmüştür.

"Sav ve savunma hakkı", birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılması olanaksız niteliğiyle hak arama özgürlüğünün temelini oluşturur. Yaşam hakkına işlerlik ve anlam kazandıran önemiyle hak arama özgürlüğü, yalnız toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri değil aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı giderme uğraşının da aracıdır. Ancak, Anayasa bu özgürlüğün de öteki hak ve özgürlükler gibi 13. maddede sayılan nedenlerle ve koşullarla sınırlandırılmasına olanak vermektedir.

İcra ve İflâs Kanunu'nun 89. maddesi, takip borçlusunun üçüncü

kişilerdeki mal ve alacaklarının haczinde, taraflar arasındaki menfaat

dengesini sağlamak amacıyla konulduğundan, 89. madde üçüncü kişilere de aşamalı

bir biçimde kendini savunma ve takipten kurtulma olanağı tanımıştır. Borçlunun üçüncü

kişideki mal ve alacağını haczeden icra dairesi, önce üçüncü kişiye birinci

haciz ihbarnamesini göndermektedir. Üçüncü kişinin yedi gün içinde birinci

haciz ihbarnamesine itiraz ederek takipten kurtulma olanağı bulunmaktadır.

İtiraz etmezse borç zimmetinde sayılacak ve ikinci haciz ihbarnamesi

gönderilecektir. Üçüncü kişiye bu ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün

içinde menfi tesbit davası açma hakkı tanınmıştır. Aksi halde borcun zimmetinde

sayılmış olması kesinleşecektir. Gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz

etmeyen ve menfi tesbit davası açmayan üçüncü kişinin, kusuru olmaksızın bir

engel nedeniyle bu hakları kullanamadığı anlaşıldığı takdirde kendisine yeni

bir hak daha tanınarak, 65. maddede öngörülen gecikmiş itiraz yolundan

yararlanma olanağı verilmektedir. Bu yolu da kullanamayan üçüncü kişiye, genel

hükümlere göre borçluya karşı dava açıp her türlü sav ve savunmada bulunabilme

hakkı tanınmaktadır.

İcra ve İflâs Kanunu'nun 89. maddesiyle kendisine her aşamada

değişik haklar tanınan üçüncü kişinin, genel hükümlere göre sadece borçluya

karşı dava açabilecek olmasının Anayasa'nın 36. maddesinde belirtilen hak arama

özgürlüğünü ortadan kaldıran bir yönü bulunmamakta ise de, 89. maddede

belirtilen hakları kullanmayarak aslında borçlu olmadığı bir parayı ödemek

zorunda kalan üçüncü kişinin takip alacaklısına karşı geri verme (istirdat)

davası açamaması, hak arama özgürlüğüne getirilen bir sınırlama olarak kabul

edilebilir. Bu sınırlamanın amacı, uyuşmazlıkların uzun süre devam

etmesini engellemek olup kamu yararına yöneliktir. Hak arama özgürlüğüne

"kamu yararı" amacı ile getirilen bu sınırlama; demokratik toplum

düzeninin gereklerine de aykırı düşmemektedir.

Öte yandan, hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine, Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı

olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik

öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar

karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve

ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve

topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi

yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı

tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da

topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı

hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa

Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

89. maddeye göre, yasal süreler içinde haciz ihbarnamelerine

itiraz etmeyen ve menfi tesbit davası açma hakkını kullanmayan ve bu nedenle

takip borçlusuna herhangi bir borcu olmadığı halde, yasanın emredici kuralları

gereğince alacaklıya ödeme yapmak zorunda kalan üçüncü kişi, takip borçlusunun

sebepsiz zenginleşmesine neden olmaktadır. Borçlunun ödemesi gereken borç, üçüncü

kişinin mal varlığından ödendiği için sebepsiz (haksız) zenginleşen takip

borçlusudur. Alacaklı ise yasanın kendisine tanıdığı haktan yararlanmıştır,

haksız zenginleşmesi söz konusu değildir. Bu nedenle, sebepsiz

iktisap davası borçluya karşı açılmaktadır. Takip alacaklısı ile takip

borçlusu aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından farklı durumda olanların aynı

kurallara bağlı tutulmamasında eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10., 13. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 11. ve 40. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı "İcra ve İflâs Kanunu"nun 89. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan "...borçluya karşı..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 13.7.1999 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Ahmet Necdet

SEZER

Başkanvekili

Güven DİNÇER

Üye

Haşim KILIÇ

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Mustafa BUMİN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Lütfi F.

TUNCEL

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mahir Can

ILICAK

Üye Rüştü SÖNMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 1999/7, K. 1999/31, 13 Temmuz 1999 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. Sezer
  8. Tuncel
  9. Kantarcıoğlu
  10. Ilıcak
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
1999/7
Karar No
1999/31
Tarih
13 Temmuz 1999

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.1999/22 K.1999/32
  • AYM Norm Denetimi E.1999/11 K.1999/29
  • AYM Norm Denetimi E.1999/24 K.1999/30
  • AYM Norm Denetimi E.1999/17 K.1999/35
  • AYM Norm Denetimi E.1999/29 K.1999/36
  • AYM Norm Denetimi E.1999/30 K.1999/37

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.