İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2001/479 K.2005/1

sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2422 sayılı Yasa ile değiştirilen 66. maddesinin (c) bendinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Esas2001/479Karar2005/1Tarih6 Ocak 2005Okuma12 dk · 2.370 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
6 Ocak 2005
Esas Sayısı
2001/479
Karar Sayısı
2005/1
Karar Günü
6.1.2005
Resmi Gazete Tarih-Sayısı
18.10.2005 - 25970
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 5. İş Mahkemesi
İtirazın konusu
17.7.1964 günlü, 506
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.370 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2422 sayılı Yasa ile değiştirilen 66. maddesinin (c) bendinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Davacının, vefat eden eşinin, 1.4.1977 ile 30.12.1992 tarihleri arasında 462 gün zorunlu sigortalı hizmeti bulunduğu, 600 gün askerlik süresinin de borçlanıldığı savıyla ölüm aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespiti istemiyle açtığı davada, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2422 sayılı Yasa ile değişik 66. maddesinin (c) bendinin Anayasa'ya aykırılığı savını ciddi bulan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

506 sayılı Yasa'nın itiraz konusu (c) bendini de içeren “Ölüm Sigortasından Aylık Bağlama Şartları” başlıklı 66. maddesi şöyledir:

“a) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken, yahut malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış durumda veya,

b) Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş durumda yahut,

c) Toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş durumda,

Ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır.”

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmış, 60. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA'nın katılmalarıyla 20.12.2001 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulayacağı Yasa kuralları ile sınırlıdır.

Başvuru kararında, 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar

Kanunu'nun 2422 sayılı Yasa ile değişik 66. maddesinin (c) bendinin tamamının

iptali istenmiş ise de; davacının murisi olan sigortalının, sigortalılık süresi

boyunca toplam olarak 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi

ödediğine dair bir iddia ve talepte bulunulmamış ve davacı, itiraz konusu

kuralın, en az 5 yıl sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için

ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş

olma koşulunun, murisi olan sigortalı yönünden gerçekleştiği iddiasıyla,

kendisinin ölüm sigortasından aylık bağlanmasına hak kazandığının tespitini

istemiştir. Bu nedenle incelemenin, itiraz konusu kuralın “... veya en az 5

yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama

olarak 180 gün...” bölümüyle sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuran Mahkeme, davacının murisi olan sigortalının sigortalılık

süresinin 16 yıl, 8 ay, 8 gün ve zorunlu sigortalılık süresinin de 495 gün

olduğunu, 600 gün askerlik süresinin mirasçıları tarafından borçlanılıp

ödenmesi suretiyle toplam sigortalı gün sayısının 1095 güne ulaştığını, itiraz

konusu kurala göre, davacıya ölüm sigortasından aylık bağlanabilmesi için

murisi olan sigortalının 2880 gün veya en az 1800 gün prim ödemiş olması

gerektiğini, kuralda belirtilen her yıl 180 gün prim ödeme koşulunun,

sigortalının 10 yıldan az sigortalılığının olması halinde işleyeceğini,

örneğin, sigortalının en az 5 yıl sigortalı olması halinde 900 gün, 6 yıl

sigortalı olması halinde 1080 gün ve 9 yıl sigortalı olması halinde de 1620 gün

prim ödemiş olması durumunda hak sahibi kimselerine ölüm sigortasından aylık

bağlanabileceğini, buna göre, bir sigortalının tescil tarihinden itibaren tam 5

yıl sonra vefat etmesi halinde bu sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm

sigortasından aylık bağlanabilmesi için 900 gün prim ödenmesinin yeterli

olacağı halde, sigortalının 8 yıllık süre sonunda vefat etmiş olması halinde

1440 gün prim ödenmiş olması koşulunun aranmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesine

aykırı olduğunu, davacının murisinin de, en az 5 yıl sigortalı olma ve 900 gün

prim ödeme asgari koşulunu yerine getirdiği halde davacıya ölüm sigortasından

aylık bağlanmadığını, bunun da Anayasa'da yer alan sosyal devlet ve yasa önünde

eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinde, Anayasa Mahkemesi'nin, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur olmadığı, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebileceği hükme bağlanmıştır. İtiraz konusu kural, sosyal güvenlik hakkı ile ilgili görülmesi nedeniyle, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesini somutlaştıran 60. maddesi yönünden de incelenmiştir.

1) Anayasa'nın 2. ve 60. Maddeleri Yönünden İnceleme

Anayasa'nın 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”denilmektedir.

Bu kapsamda sosyal hukuk devleti, insan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi ile toplum arasında denge kuran, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlayan devlettir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla Anayasa'nın özüne ve ruhuna uygun biçimde yaşama geçirilmesini gerekli kılar. Sosyal hukuk devletinde kişinin korunması, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanmasıyla olanaklıdır. Sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti niteliğini oluşturan temel kavramlardan birisidir.

Anayasa'nın 60. maddesinde, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir” denilmektedir. Bu hüküm bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlar. Aynı maddenin ikinci fıkrasında “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” denilerek bu görevin, Devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmektedir.

Sosyal Sigortalar Kurumu da, ülkemizde Devlet tarafından, sosyal

güvenliğin sağlanması amacıyla kurulan kurumlardan biri olup, yasaların

görevlendirdiği alanlarda iş kazaları, meslek hastalıkları, hastalık, analık,

malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları kollarında hizmet vermektedir. Kurumun

sistemi de, çalışanların ücretlerinden kesilen işçi payı ile işverence ödenen

paydan oluşan sigorta primi esasına dayanmaktadır. Bu kurum, görevlerini yerine

getirebilmek için önceden prim (gelir) elde etmek ve bu gelirleri finansman

yöntemlerine göre değerlendirerek 506 sayılı Yasa'ya göre, iş kazalarıyla

meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemeleri karşılamakla

yükümlüdür.

Sosyal Sigortalar Kurumu'nun bu yükümlülükleri arasında yer alan “ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanması”nın dayanağı olan ölüm sigortası, uzun vadeli yardım yapan bir sigorta koludur. Ölen sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm sigortasından aylık bağlanabileceği durumlar, 506 sayılı Yasa'nın 66. maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddenin (c) bendinde yer alan ve sınırlama kararı uyarınca incelenen kuralda da, en az 5 yıl sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün prim ödemiş olması halinde, ölen sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm aylığı bağlanması öngörülmektedir.

Bu kural gereğince, ölen sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm

sigortasından aylık bağlanabilmesinin ilk koşulu, sigortalının en az 5 yıldan

beri sigortalı bulunması, diğer koşulu da, sigortalının sigortalılık süresinin

her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları

primi ödemiş olmasıdır. Bu durumda, sigortalı, sigortalılık süresi 5 yıl iken

ölmüş ise 5 yıl x 180 gün= 900 gün, sigortalılık süresi 6 yıl iken ölmüş ise 6

yıl x 180 gün= 1080 gün, sigortalılık süresi 7 yıl iken ölmüş ise 7 yıl x 180

gün= 1260 gün, sigortalılık süresi 8 yıl iken ölmüş ise 8 yıl x 180 = 1440 gün

ve sigortalılık süresi 9 yıl iken ölmüş ise 9 yıl x 180 gün = 1620 gün

malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması halinde, hak sahibi

kimselerine ölüm sigortasından aylık bağlanabilecektir. Kurala göre,

sigortalılık süresi uzadıkça ödenmesi gereken prim gün sayısı da artacak

olduğundan belirli sigortalılık süreleri karşılığında yukarıda belirtildiği

oranda malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeyemeden ölen

sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm sigortasından hiç aylık

bağlanamayacaktır.

Anayasa'nın 2. ve 60. maddeleri uyarınca, Devletçe, sosyal

güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanmasına elverişli ortamın yaratılması ve bu

anlamda sosyal güvenlik alanında getirilecek bir haktan, aynı sosyal güvenlik

kurumu içinde yer alan ve temelde birbirine yakın konumda bulunan tüm

sigortalıların dengeli ve makul ölçüler içerisinde yararlanmasını öngören

düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekir. Buna göre, itiraz konusu kuralda,

malullük ya da henüz yaşlılık aylığı almayan sigortalıların ölümü halinde,

geçimi bu sigortalılara bağlı olan ve ölüm nedeniyle bundan yoksun kalan

kimseler için, sigortalılık süresi 5 yıl olup, toplam 900 gün malullük,

yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen bir sigortalının hak

sahiplerine ölüm sigortasından aylık bağlanması suretiyle bu kişiler yönünden

sosyal güvenlik sağlanırken, prim ödeme gün sayısı bu sigortalıya eşit ya da

bundan daha fazla olan bir başka sigortalının ölümü halinde, sigortalılık

süresi 5 yıldan fazla olduğundan, prim ödeme gün sayısının eksik kaldığı

gerekçesiyle hak sahiplerine ölüm sigortasından aylık bağlanmaması ve

dolayısıyla bu kişilerin sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakılmaları sosyal

hukuk devleti ve sosyal güvenlik kurumunun temel ilkesiyle bağdaşmaz.

2) Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme

Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu ve hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının tüm işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları belirtilmiştir.

Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilemez ve bu nedenlerle eşitsizlik yaratılamaz. Bu ilke, birbiriyle aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir.

Bir sosyal güvenlik kuruluşu olan Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamı içinde bulunan, aynı sosyal risklere karşı asgari ölçülerde güvence altına alınan ve aynı kurallara bağlı olan sigortalılar, aynı hukuki statü içinde özdeş durumda bulunan kişilerdir. Aynı durumda bulunan kişilerin yasanın öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlandırılmaları da eşitlik ilkesinin gereğidir.

Sosyal Sigortalar Kurumu'nun işleyiş sisteminde, ödenen prim

miktarı esastır. İtiraz konusu kuralda ise, ölen sigortalının hak sahibi

kimselerine ölüm sigortasından aylık bağlanabilmesi için sigortalının

sigortalılık süresi yönünden, en az 5 yıl sınırlaması yapılmıştır. Kurala göre,

sigortalılık süresi uzadıkça ödenmesi gereken prim gün sayısı da artacağından,

en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, bu sürenin her yılı için ortalama olarak

180 gün (toplam 900 gün) malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş

durumda ölen bir sigortalının hak sahibi kimselerine ölüm sigortasından aylık

bağlanabilecek, ancak, toplam olarak 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları primi ödemiş olsa dahi sigortalılık süresi 5 yıldan fazla olan bir

başka sigortalının ölümü halinde hak sahibi kimselerine bu aylık

bağlanmayacaktır. Daha az süreli sigortalı bulunup, daha az prim ödemişken ölen

bir sigortalının hak sahiplerinin bu güvenceden yararlandırılıp aynı oranda ya

da daha fazla prim ödemiş durumda ölen bir sigortalının, sigortalılık süresinin

daha uzun ve bu sürenin her yılı için ortalama olarak 180 gün prim ödenememiş

olması nedeniyle, hak sahiplerini sosyal güvenceden yoksun bırakmak,

hakkaniyete ve yasa önünde eşitlik ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.

A. Necmi ÖZLER bu görüşe katılmamıştır.

VI- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi uyarınca, kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların hükümleri, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak Anayasa Mahkemesi, iptal kararı ile doğacak hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici nitelikte görürse, boşluğun doldurulması için iptal kararının yürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2422 sayılı Yasa ile değişik 66. maddesinin (c) bendinin “... veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün...” bölümünün iptali sonucunda meydana gelen hukuksal boşluk, kamu yararını ihlâl edici nitelikte olduğundan, bu kurala ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

A- 17.7.1964 günlü, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun 2422 sayılı Yasa ile değiştirilen 66. maddesinin (c) bendinin, “... veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün ...” bölümünün, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, A. Necmi ÖZLER'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- İptal hükmünün doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince

İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL

SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

6.1.2005 gününde karar verildi.

Başkan

Mustafa

BUMİN

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Tülay

TUĞCU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

Fazıl

SAĞLAM

KARŞIOY

Sosyal Sigortalar Kanunu'nun iptali istenilen 2422 sayılı Kanunla değişik 66. maddesinin (c) fıkrasında “Toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş durumda” Ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı öngörülmüştür.

Yasakoyucu bu düzenleme ile ölüm aylığı bağlanmasının temel ölçütü

olarak toplam 1800 gün prim ödenmesini kabul etmiştir. Ancak, bu koşulun gerçekleşmemiş

olduğu durumlarda, sigortalılar lehine bir yandan sosyal devlet olmanın gereği

olarak ölenin geride kalanlarını korumak amacıyla, diğer yandan da Sosyal

Sigortalar Kurumu'nun sigortacılık faaliyetini sürdürebilmesi olanağını

gözetmek suretiyle en az beş yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık

süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahiplerine aylık

bağlanmasına da olanak sağlamıştır. Bu duruma göre, sigortalılardan ölüm

tarihine kadar; 5 yıldan beri sigortalı olanlar 900, 6 yıldan beri sigortalı

olanlar 1080, 7 yıldan beri sigortalı olanlar 1260, 8 yıldan beri sigortalı

olanlar 1440, 9 yıldan beri sigortalı olanlar 1620 gün ortalama prim ödemişler

ise bunların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanacak demektir.

Sosyal Sigortalar Kurumu'nun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel kaynağı prim olan bu Kurumda sigortalıların kuralda belirtilen asgari süre kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini ve Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yaralanmalarını öngören böyle bir düzenleme sistemin gereğidir. Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları ise Anayasa'nın 65. maddesinde gösterilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı değildir.

Öte yandan, en az beş yıldan beri sigortalı bulunup 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda iken ölen sigortalılarla, bu şartı gerçekleştirdikten sonra sigortalılık süreleri de devam ettiği halde bu süre içerisinde kuralda öngörülen gün kadar ortalama prim ödememiş olan ve daha sonra ölen sigortalılar aynı konumda olmadıklarından, bunlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamayacağı cihetle, kuralın Anayasa'nın 10. maddesine de aykırı olmadığı düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye A. · Necmi ÖZLER

Anayasa Mahkemesi, E. 2001/479, K. 2005/1, 6 Ocak 2005 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- Yasa Metinleri
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. Vı- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  8. İptal Hükmünün, Kararın Resmi Gazete'de Yayımlanmasından Başlayarak Bir Yıl
  9. Bumin
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Tuğcu
  14. Akyalçın
  15. Erten
  16. Yıldırım
  17. Sağlam
  18. Karşıoy
  19. Özgüldür
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2001/479
Karar No
2005/1
Tarih
6 Ocak 2005

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2005/1 K.2005/5
  • AYM Norm Denetimi E.2005/4 K.2005/7
  • AYM Norm Denetimi E.2004/118 K.2005/8
  • AYM Norm Denetimi E.2001/487 K.2005/2
  • AYM Norm Denetimi E.2005/3 K.2005/6
  • AYM Norm Denetimi E.2005/11 K.2005/9

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.