İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2003/7 K.2005/71

sayılı Gümrük Kanunu'nun 245. maddesinin 2 ve 3 numaralı fıkralarının, Anayasa'nın 2., 5., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

Esas2003/7Karar2005/71Tarih18 Ekim 2005Okuma12 dk · 2.393 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Ekim 2005
Esas Sayısı
2003/7
Karar Sayısı
2005/71
Karar Günü
18.10.2005
Resmi Gazete Tarih-Sayısı
22.02.2006 - 26088
İtiraz yoluna başvuran
Ordu Vergi Mahkemesi
İtirazın konusu
27.10.1999 günlü, 4458
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.393 kelime·12 dk okuma·21 bölüm

sayılı Gümrük Kanunu'nun 245. maddesinin 2 ve 3 numaralı fıkralarının, Anayasa'nın 2., 5., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

I- OLAY

Davacı şirkete 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesi uyarınca verilen gümrük para cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI

4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun itiraz konusu fıkraları da içeren 245. maddesi şöyledir:

“Madde 245- 1. Yükümlüler, gümrük idaresine verdikleri beyanname ve bu beyanname eki bilgi ve belgeler esas alınmak suretiyle kendileri tarafından hesaplanan gümrük vergilerine itirazda bulunamazlar.

2. İdari yargı mercilerine yapılan itirazda, gümrük idaresine itiraz sırasında kullanılan bilgi ve belgeler dışında herhangi bir bilgi ve belge kullanılamaz.

3. Alınan kararlara karşı idari yargı merciine başvurulması, bu kararın idare tarafından uygulanmasına engel oluşturmaz.”

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN'in katılmalarıyla 28.1.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve yürürlüğün durdurulması isteminin esas inceleme evresinde karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

1- 245. Maddenin 2 Numaralı Fıkrasının İncelenmesi

Başvuru kararında, sav ve savunma hakkının birbirini tamamladığı, bunun hak arama özgürlüğünün temelini oluşturduğu, kullanılmasının ve yerine getirilmesinin olabildiğince kolaylaştırılmasının, olumlu ya da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştiren düzenlemelerin kaldırılmasının zorunlu olduğu; Kural'la savunma hakkının gereği gibi kullanılmasının engellendiği; yargılama faaliyetinin tüm işlemlerinin bir bütün olarak hakkaniyete uygun biçimde yapılması gerektiği; bunun gerçekleşmesinin de silahların eşitliği ilkesi ile mümkün olabileceği nedenleriyle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Taleple bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, kuralın Anayasa'nın 13. maddesi yönünden de incelenmesi uygun görülmüştür.

İptali istenilen kuralda, idari yargı mercilerine yapılan itirazda, gümrük idaresine itiraz sırasında kullanılan bilgi ve belgeler dışında herhangi bir belgenin kullanılamayacağı belirtilmiştir.

Hak arama hürriyetini düzenleyen Anayasa'nın 36. maddesinde, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” denilerek yargı mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun tabiî sonucu olarak da kişinin yargı mercileri önünde iddia, savunma, adil yargılanma hakkına sahip olduğu güvence altına alınmış ve özel sınırlama nedenleri öngörülmemiştir.

Anayasa'nın 4709 sayılı Kanunla değiştirilen 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa­nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sı­nırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriye­tin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceği öngörülmüştür.

Kişinin karşılaştığı bir suçlamaya karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir eylem veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı

mercileri önünde dava hakkını kullanmak ve bu davada kullanılabilecek kanıtları

mahkeme önüne getirebilmektir. Sav ve savunma birbirini tamamlayan ve

birbirinden ayrılması olanaksız olan niteliğiyle hak arama özgürlüğünün

temelini oluşturmaktadır. Hak arama özgürlüğü, temel hak niteliği taşıması

dışında, diğer hak ve özgürlüklerden yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkin güvencelerden biridir. Bu temel saptama karşısında, daha

kapsamlı bilgi ve belgelerle donatılmış idarenin kullanacağı savunma hakkı

yanında, gümrük vergisi mükelleflerinin de hak arama özgürlüğünden tam

anlamıyla yararlanmalarının sağlanması gerekir.

Buna göre, iptali istenilen kuralla idari yargı mercilerine yapılan itirazda, gümrük idaresine yapılan itiraz sırasında kullanılan bilgi ve belgeler dışında herhangi bir bilgi ve belgenin kullanılamamasının öngörülmesi, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açarak, yargı merciinin doğru ve adil bir sonuca ulaşılabilmesini engelleyeceğinden Anayasa'nın 36. maddesine aykırılık oluşturur.

Anayasa'da özel bir sınırlandırma nedeni öngörülmemiş olan hak arama özgürlüğünün itiraz konusu kuralla sınırlandırılması, Anayasa'nın 13. maddesine de aykırıdır.

Kural, Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden, 2., 5. ve 138. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

2- 245. Maddenin 3 Numaralı Fıkrasının İncelenmesi

Başvuru kararında, yasa önünde eşitliğin herkesin her yönden aynı yasa kurallarına bağlı olacağı anlamına gelmeyeceği, aynı durumda bulunanlara aynı yasa kurallarının uygulanması gerektiği, itiraz konusu düzenleme ile vergi mahkemelerinde davacı olarak aynı hukuksal konuma sahip gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile gümrük vergisi mükellefleri arasında yargılamanın seyri bakımından farklı düzenlemenin hukuken geçerliliğinin olmadığı belirtilerek, Kural'ın Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kural “Alınan kararlara karşı idari yargı merciine başvurulması, bu kararın idare tarafından uygulanmasına engel oluşturmaz.” biçimindedir.

Anayasa'nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye

veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.” denilmektedir. Bu yasak, birbirinin aynı durumunda

olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların

yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme

eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, mutlak ve eylemli

eşitlik değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş

olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar

arasında değişik uygulamalar yapılamaz.

Kimi yasalarda mali yükümlülükler düzenlenmiş olup çeşitli vergi,

resim ve harçların her birinin ayrı bir usul ile beyan, tarh ve tahsil

edilmesinin kurala bağlanması bu yükümlülüklerin farklı özelliklere sahip

olmasından kaynaklanmaktadır. Genel olarak verginin beyanı, tarh, tahakkuk ve

vergi mahkemelerinde dava açma usulü ile ilgili kurallar 213 sayılı Vergi Usul

Kanunu'nda, tahsile ilişkin kurallar ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun'da yer almıştır. Gümrük vergi ve cezaları konusunda ise

verginin beyanı, hesaplanması, tahakkuku, gümrük idaresine itiraz ve dava

açılması ile ilgili kurallar 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiş, gümrük

vergi ve cezalarının tahsilat usulü de 6183 sayılı Yasa'da belirtilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin birinci

fıkrasında “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu

terettüp eden gerçek veya tüzelkişidir.” denilerek mükellefin tanımı

yapılmış, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinin 11 numaralı fıkrasında da

“yükümlü” deyiminin “gümrük yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumlu bütün

kişileri” ifade edeceği belirtilmiştir. Vergi, resim ve harç gibi mali

yükümlülüklerin her biri farklı özelliklere sahip iseler de, diğer vergi

mükellefleri ile gümrük vergisi mükelleflerinin, mükellef olma, kendilerinden

tahsil edilmesi gereken mali yükümlülüklerin kamu gücüne dayanılarak alınması

ve aynı yargı mercilerinde davacı olarak haklarını arayabilmeleri bakımından

aynı hukuksal durumda oldukları kuşkusuzdur.

Buna göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 4001 sayılı Yasa ile değiştirilen 27. maddesinin üçüncü fıkrasında, vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasının, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlülüklerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durduracağı açıkça hükme bağlanmasına karşın, aynı hukuki durumda olan gümrük vergisi mükellefleri hakkında alınan kararlara karşı idari yargı merciine başvurulmasının gümrük idaresince alınan kararın uygulanmasına engel, Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.

Anayasa'nın 10. maddesine aykırı görülerek iptal edilen kuralın, ayrıca Anayasa'nın 2. ve 36. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Şevket APALAK bu görüşe katılmamışlardır.

VI. YÜRÜRLÜĞÜN

DURDURULMASI İSTEMİ

27.10.1999 günlü, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 245. maddesinin (2) ve (3) sayılı fıkralarının YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 18.10.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

1999. günlü, 4458 sayılı “Gümrük Kanunu”nun 245. maddesinin;

1- (2) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

2- (3) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Şevket APALAK ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2005. gününde karar verildi.

Başkan

Tülay

TUĞCU

Başkanvekili

Haşim

KILIÇ

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY

YAZISI

Anayasamızın 73. maddesine göre, “Herkes, kamu giderlerini

karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü” olup “Vergi yükünün

adaletli ve dengeli dağıtımı, maliye politikasının sosyal amacıdır”. Gümrük

vergileri ise, 4458 sayılı gümrük Kanununun 1. maddesindeki ifadeyle,” Türkiye

Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına

uygulanacak gümrük kuralları” kapsamında alınan vergilerdir. Anayasanın 5.

maddesinde yer alan Devletin temel amaç ve görevlerinin yerine getirilmesi için

gereksinim duyulan kamu gelirleri arasında gümrük vergileri her ne kadar önemli

bir yer tutmakta ise de, gümrük vergilerinin öncelikli amacı salt kamu geliri

elde etmek değil, ülke ekonomisinin dünya koşullarına ve ulusal çıkarlara

uygun, rekabetçi ve sağlıklı biçimde işleyişini düzenlemektir. Anayasanın 167.

maddesinin ikinci fıkrasında “Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak

üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri

üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve

bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir” denilmiştir.

Örneğin, bir malı bir yabancı ülkeden ithal eden kişi ile aynı cins, miktar,

evsaf ve değerde malı başka bir yatırımcı ülkeden ithal eden kişi, farklı

gümrük yükümlülükleri ile karşılaşabilmektedir. Esasen, gümrük rejiminin kamu

güvenliğini ve kamu sağlığını ilgilendiren boyutları da olduğu açıktır.

Gümrük rejiminin ve vergilerinin uluslararası niteliği de diğer vergilerden farklı olup, birçok yabancı devlet gibi, Türkiye Cumhuriyeti de bu alanda kapsamlı uluslararası düzenlemelere taraf olmuş ve yükümlülükler altına girmiştir. Üyeleri arasında gümrük birliği bulunan Avrupa Birliği ile ülkemiz arasında da, 1 Ocak 1996'dan bu yana gümrük birliğine gidilmiştir. Buna göre, gümrük birliği dahilinde ortak gümrük tarifeleri uygulanmakta ve gümrük işlemleri de tedricen ortak bir sisteme dönüştürülmektedir. Buna karşılık, Türkiye Cumhuriyeti ile AB arasında vergi birliği kurulması söz konusu olmadığı gibi, 25 ülkeden oluşan AB'nin kendi üyeleri arasında da vergi birliği bulunmamaktadır.

Gümrük vergileri, öğretide de vergi hukuku içerisinde yer almamaktadır. Türk hukuk sisteminde de öteden beri, gümrük vergileriyle diğer vergiler arasındaki fark gözetilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 2. maddesinde, “Gümrük ve tekel idaresi tarafından alınan vergi ve resimler bu kanuna tabi değildir” denilmek suretiyle, mahiyeti, amaçları ve sistematiği farklı olan gümrük vergi ve cezalarına itirazlar farklı düzenlemelere tabi tutulmuştur.

Bu kapsamda, Gümrük Kanununun 242. maddesinde yükümlülerin

kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri için sırasıyla, önce ilgili gümrük

idaresine, sonra, hem gümrük vergilerine, hem de idari kararlara karşı gümrük

başmüdürlüğüne, daha sonra Gümrük Müsteşarlığına ve en son olarak da idari

yargıya başvurabilmelerine imkan veren, aşamalı bir itiraz sistemi

getirilmiştir. Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul

Yasasının 27. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Danıştayda veya idari mahkemelerde

dava açılması dava edilen idari işlemlerin yürütülmesini durdurmaz”. Bu,

genel bir kuraldır. Bu genel kurala, aynı maddenin 3. fıkrası ile “Vergi

mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen

vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve

cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur.”

denilerek bir istisna getirilmişse de, gümrük vergi ve cezaları bakımından yasa

koyucu takdir hakkını, bu istisnayı tanımak yönünde kullanmamıştır. Aksi halde,

vergi mahkemesine başvurmakla uygulama duracağından, gümrük vergisi

mükellefleri hemen bu yola gidecekler ve gümrük kanununda öngörülen,

uyuşmazlığın yargıya gitmeden çözülmesine imkan veren itiraz mekanizması

işlevsiz kalacaktır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul

Yasasının 27. maddesinin 2. fıkrasına göre “ Danıştay veya idari mahkemeler,

idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması

ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması” durumunda her zaman yürütmenin

durdurulmasına karar verebileceklerdir.

Anayasamızda, her türlü vergi itirazlarının yargıya götürülmesi

halinde idarenin kararlarının uygulanmasının derhal durdurulmasını gerektiren

bir hüküm bulunmadığı gibi, mahkemece yürütmenin durdurulması kararı verilmesi

yönünden gümrük vergileriyle diğer vergiler arasında farklılık

bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, hukuk güvencesi, her ikisi

için de aynı düzeyde sağlanmaktadır. Vergi Usul Kanunu'na tabi vergilerle,

Vergi Usul Kanununun kapsamı dışındaki gümrük vergi ve cezalarına ilişkin

itiraz yollarının özdeş olmasını, hele bu özdeşliğin diğer yasa kurallarının da

Vergi Usul Kanunu paraleline getirilerek sağlanmasını öngören bir hüküm

Anayasada mevcut değildir. Dolayısıyla, her iki yöndeki düzenleme de Anayasaya

aykırı olmadığından, yasa koyucu, özel yasasında yapacağı düzenlemeyle, iki

çözüm yolundan birini veya öbürünü benimseyebilecektir. Öte yandan farklı

hukuki konumda bulunan kişilere farklı hukuki kuralların uygulanmasının,

Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, Anayasa Mahkemesinin pek çok

kararında vurgulanmıştır. Farklı amaçları ve farklı usulleri olan

vergilerin salt aynı mercide dava konusu edilmeleri, mükelleflerin aynı hukuki

konumda olmaları anlamına gelmediğinden, iptali istenen kuralın Anayasanın

eşitlik ilkesine aykırılığından da söz edilemez.

Bu nedenlerle, dava konusu yasa kuralının iptaline ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

AZLIK

OYU

İdari işlemlerin yargı yerlerince iptal edilinceye kadar yasalara uygun oldukları kabul edilir. Yasallık ilkesi olarak kavramlaşan bu yaklaşımın gereği olarak, tersi bir karar olmadıkça idari işlemlerin uygulamaya konacağında, etkilerini doğuracağında kuşku yoktur.

Gerçekten de Anayasamızın 125. maddesinde idari işlemlerin ancak, açıkça hukuka aykırılık ve uygulanması durumunda giderilmesi güç ya da olanaksız zararların doğacağının belirlenmesi halinde yargı yerince yürütmesinin durdurulabileceği öngörülmüştür.

Bu kuralın yinelendiği 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin üçüncü bendinde ise, vergi mahkemelerine ilişkin olarak özel düzenleme getirilmiş ve vergi uyuşmazlıklarında dava açılmasıyla tahsil işlemlerinin duracağı öngörülmüştür.

İncelemeye konu olan gümrük vergisiyle ilgili yasal kural ise dava açılmasının tahsil işlemini etkilemeyeceği sonucunu veren bir yaklaşımı sergilemektedir. Yargılama yöntemine ilişkin kuralların, ilgili usul yasasında yer alması temel ilke ise de, özel yasalarda da usul kurallarının öngörülmesinde Anayasal bir aykırılıktan söz edilemez.

Üzerinde durulan kural, İdari Yargılama Usulünün özel olarak düzenlediği vergi uyuşmazlıklarına yönelik ilkeden ayrılıp Anayasa'nın idari işlemlere yönelik yaklaşımını yansıtmaktadır. Bu kurala göre dava açılması yürütmeyi kendiliğinden durdurmayacak, dolayısıyla yargı yerleri uygulamayı önleyecek bir karara ulaşmak için gerekli koşulları arayacaktır.

Ortaya çıkan bu hukuksal durumun idari işlemlerin yasallığı ilkesi ve Anayasa'nın 125. maddesindeki kuralla örtüştüğünde kuşku yoktur. Anayasal bu uyum, Anayasa'nın bir başka normu olan eşitlik ilkesinin irdelenmesini gerektirmemelidir. Çünkü, Anayasal kurallar eşit güçte oldukları gibi, soyut norm denetiminde asıl olan yasa ile üst kural ilişkisidir. Bu ilişki çelişkiler içermediğinde, üst norm ile alt derecedeki metinde, doğal bir neden-sonuç ilişkisi veya benzer anlatım göründüğünde, başka bir Anayasal kural, gerçekleşmiş uyumu olumsuz yönde etkiliyemeyecektir.

Öte yandan, ayrı yasalar ayrı hukuksal konumları düzenlediklerinden; ilgililerin taşıyacakları nitelik ve özelliklerdeki benzer durumlar, eşitlik ilkesinin uygulama alanı dışında kalacaktır. Dahası, incelemeye konu olan kural, 2577 sayılı Yasa'nın öngördüğü kuralın ayrıksı bir hükmü olma niteliğini taşıdığından, yasalaştırma yönteminde temel kuralla ayrıksı kuralın eşitlik ilkesiyle irdelenmesi olanaksız olup, tersi yaklaşım yasal metinlerin istisnai kurallar öngörmemesi gibi bir sonuca etken olacaktır.

Bu nedenlerle, iptali istenen 4458 sayılı Yasa'nın 245. maddesinin üçüncü fıkrasında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından istemin reddi gerekeceği oyuyla kararın bu kısmına karşıyım.

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Şevket

APALAK

Anayasa Mahkemesi, E. 2003/7, K. 2005/71, 18 Ekim 2005 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I- Olay
  4. Iıı- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
  5. Iv- İlk İnceleme
  6. V- Esasın İncelenmesi
  7. VI. Yürürlüğün
  8. Durdurulması İstemi
  9. Tuğcu
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Özgüldür
  16. Apalak
  17. Karşıoy
  18. Yazısı
  19. Kaleli
  20. Azlık
  21. Oyu
  22. Erten
  23. Apalak
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2003/7
Karar No
2005/71
Tarih
18 Ekim 2005

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2003/16 K.2005/65
  • AYM Norm Denetimi E.2003/38 K.2005/63
  • AYM Norm Denetimi E.2003/66 K.2005/72
  • AYM Norm Denetimi E.2005/74 K.2005/73
  • AYM Norm Denetimi E.2003/50 K.2005/66
  • AYM Norm Denetimi E.2005/119 K.2005/61

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.