KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2005
- Esas Sayısı
- 2003/87
- Karar Sayısı
- 2005/110
- Karar Günü
- 28.12.2005
- Resmi Gazete Tarih-Sayısı
- 16.11.2006-26348
- İptal davasını açan
- Türkiye Büyük Millet
Karar Metni
3.867 kelime·19 dk okuma·22 bölüm
Meclisi üyeleri Ali TOPUZ, Kemal ANADOL ve 112 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU
1.8.2003 günlü, 4971 sayılı Bazı Kanunlarda ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un;
A) 1. maddesiyle 24.11.1994 günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin sonuna eklenen “… ve idarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek …” ibaresinin,
B) 6. Maddesiyle değiştirilen 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesinin;
1- İkinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümcelerinin,
2- Altıncı fıkrasının birinci tümcesinin “… ikinci fıkra uyarınca atandıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile …” bölümünün,
C) Geçici 1. maddesinin,
D) Geçici 2. maddesinin birinci tümcesinin,
Anayasa'nın Başlangıcı ile 2., 6., 7., 8., 10., 11., 36. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
II- İPTALİ İSTENİLEN YASA KURALLARI
1.8.2003 günlü, 4971 sayılı Yasa'nın iptali istenilen kural ve bölümleri içeren maddeleri şöyledir:
1- “MADDE 1.- 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde, ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen nihaî devir işlemlerini onaylamak” ibaresi “yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonlarınca verilen nihaî kararları onaylamak,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (ı) bendinin sonuna “ve İdarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek,” ibaresi eklenmiştir.
Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.”
2- “MADDE 6.- 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 22.- Kuruluşların, özelleştirilmeleri sonucu
sermayelerindeki kamu payının % 50'nin altına düşmesi veya bunların müessese,
işletme ve işletme birimlerinin; satılması veya devredilmesi halinde satış veya
devre ilişkin sözleşmenin imzalanmasından, bunların küçültülmesi,
faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması veya tasfiye edilmesi sonucu istihdam
yapısının değişmesi veya kuruluşların ihtiyaç fazlası personel belirlemeleri
halinde bunlarla ilgili işlemlerin sonuçlanmasından itibaren onbeş gün
içerisinde, bu kuruluşlarda çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi
personel ile sözleşmeli personel (kapsamdışı personel dahil) diğer kamu kurum
ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İdare tarafından Devlet Personel
Başkanlığına bildirilir.
Nakle tâbi personelin, geçici 9 uncu madde dikkate alınmak
suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kazanılmış hak aylık
derecesinden aşağı olmamak kaydıyla, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların boş kadrolarından Devlet Personel
Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılan Başkanlık tarafından kırkbeş gün
içerisinde ataması teklif edilir. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı
dışındaki kurum ve kuruluşların (özelleştirme kapsam ve/veya programındaki
kuruluşlar hariç) mevcut boş kadro veya pozisyonlarına da ihtiyaçlar
doğrultusunda atama teklifi yapılabilir. Bu personelden 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldeki kadrolarda istihdam edilmekte
olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışan diğer statülerdeki personelin
atama teklifleri araştırmacı unvanlı kadrolara yapılır. Devlet
Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı
yapacak kamu kurum veya kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde bu
kurum veya kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur.
Kuruluşun satılması veya devredilmesi halinde bu kuruluşta çalışan
nakle tâbi personelin ataması yukarıdaki hükümlere göre yapıldıktan sonra atama
emri, ilgili personele atamayı yapan kurum veya kuruluş tarafından, istihdam
fazlası personel için yapılacak atama emri ise kuruluşu tarafından 7201 sayılı
Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Personelin işe başlama
sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 ve 63 üncü maddeleri hükümlerinin
uygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kurum ve
kuruluşlar atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç onbeş gün
içerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Yeni kurumunda görevine
başlayan personel istekleri halinde, boş kadro bulunması ve ilgili mevzuatına
uygun olması şartıyla eski kadro veya pozisyonuna uygun kadrolara kurumlarınca
atanabilirler. Askerlik görevlerini yapmakta olanlar için yukarıdaki süreler
terhislerini takip eden aybaşından itibaren başlar. İstihdam fazlası personel
bildiren kuruluşlar aynı unvan, pozisyon ve görevler için hiçbir şekilde yeni
personel alamazlar ve bu kuruluşlardaki memur, sözleşmeli personel, kapsamiçi
ve kapsamdışı personel statüleri arasında geçiş yapılamaz. Bu madde gereğince
diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak nakil sebebiyle boşalan kadro ve
pozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren herhangi bir işleme gerek
kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
Bu maddenin birinci fıkrasına göre diğer kamu kurum ve
kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen
personelin, eski kurumları ile ilişkilerinin kesilip yeni kurumlarında göreve
başlayacakları tarihe kadar geçecek nakil sürecinde eski kadro veya
pozisyonlarına ilişkin aylık ücret, varsa ikramiye, ücrete bağlı diğer malî
haklar, sosyal hak ve yardımlar (harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri
ve ölüm yardımı) Özelleştirme Fonundan ödenir ve bunlardan T.C. Emekli
Sandığına tâbi olanların bu süre içinde Sandıkla olan ilgileri devam eder. Bu
personelden nakil sürecinde emekli olanlara T.C. Emekli Sandığınca ödenen
emekli ikramiyeleri, makam, görev ve temsil tazminatları ile ölüm yardımı ödenmesini
takiben iki ay içerisinde faturası karşılığında Hazine tarafından T.C. Emekli
Sandığına ödenir. Nakle tâbi personelin nakil sürecinde hak kazanması halinde
alacağı kıdem tazminatı özelleştirilen kuruluş tarafından ödenir. Ancak,
özelleştirilen kuruluşun işletme veya işletme birimi olması halinde bu
kuruluşta çalışan nakle tâbi personelin nakil sürecinde hak kazanacağı kıdem
tazminatı, işletme veya işletme biriminin bağlı olduğu kuruluş tarafından
ödenir.
Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen
personele, atamayı yapacak kurum ve kuruluş tarafından ikinci fıkra uyarınca
atandıkları tarihteki eski kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak almakta
oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat
ve bankacılık tazminatı dahil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev
tazminatı, sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek
ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin
toplam net tutarı; nakledildiği kurum ve kuruluştaki kadro veya pozisyonlara
ilişkin olarak yapılan her türlü ödemelerin ( fazla mesai ücreti, fiilen
yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla
olması halinde, aradaki fark tutarı herhangi bir kesintiye tâbi tutulmaksızın
ve fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. İsteğe bağlı olarak,
atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında herhangi bir değişiklik
olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir. 399
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen personel
hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır.
Ancak bu madde gereğince nakledilen personelden (bu Kanuna göre
anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dahil) 399 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen personelin, eski
kadrolarına ait aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam
tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak ve atandıkları
kurumda ve aynı kadro unvanında kalmaları kaydıyla atamayı yapacak kurum ve
kuruluş tarafından ikinci fıkra uyarınca atandıkları tarihi izleyen
aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulur.
İlgililerin eski kadrosu için, yeni kadroya atandığı tarihten önce mevcut olup
saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa
bağlı haklarda artış sayılır; ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas
edilmiş hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak
kapsamında değerlendirilemez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya
kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemeler
haricinde, şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun
derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu
doğurmaz.”
3- “GEÇİCİ MADDE 1.- Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesine göre Devlet Personel Başkanlığınca atama teklifi yapılmış olmakla birlikte kurum ve kuruluşlarca tekemmül ettirilemeyen atama işlemleri hakkında 4046 sayılı Kanunun bu Kanunla değiştirilen 22 nci maddesi hükümleri uygulanır.”
4- “GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanunun yayımı tarihinden önce 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi gereğince şahsa bağlı hakları saklı tutulan ve halen bu haktan yararlanan personelin şahsa bağlı hakları bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç yıl sonra sona erer. Bu Kanunla değiştirilen 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi hükmü, 3.4.1997 tarihli ve 4232 sayılı Kanunun yayımı tarihinden sonra nakledilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde yer alan personel hakkında da atama tarihinden itibaren uygulanır.”
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılımlarıyla 15.10.2003 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 4971 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle 4046 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin sonuna eklenen “… ve idarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek …” ibaresinin incelenmesi
Dava dilekçesinde, iptali istenilen ibarenin, Özelleştirme Yüksek Kurulu'na özelleştirme ihaleleri sonrasında ihale şartlarını değiştirme yetkisi vermesinin haksız rekabete neden olacağı ve kesinleşmiş ihalelerle ilgili olarak ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda tarafların yargı yoluna başvurmasını engelleyerek hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı, ayrıca söz konusu yetkinin sınırlarının belirsiz olmasının yasama yetkisinin devrine yol açacağı, bu nedenle Anayasa'nın Başlangıcı ile 2., 6., 7., 8., 11. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Yasa'nın 1. maddesiyle 4046 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin sonuna eklenen ibare ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görevleri arasında sayılmıştır.
Maddenin gerekçesinde dolar üzerinden yapılan sözleşmelerin alıcı taraflarınca Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle açılan uyarlama davalarında mahkemelerce verilen ihtiyati tedbir kararları nedeniyle tahsili güçleşen alacaklar gözetilerek Özelleştirme Yüksek Kurulu'na söz konusu yetkinin verildiği belirtilmektedir.
Anayasa'nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez.”; 8. maddesinde
de “yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından
Anayasa'ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” denilmektedir.
Buna göre, yasa koyucunun temel ilkeleri koymadan, çerçeveyi çizmeden yürütmeye
yetki vermemesi, sınırsız, belirsiz bir alanı, yönetimin düzenlemesine
bırakmaması gerekir. Yasa ile yetkilendirme Anayasa'nın öngördüğü biçimde yasa
ile düzenleme anlamına gelmez. Yasa koyucu, gerektiğinde sınırlarını belirlemek
koşuluyla bazı konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Bu bağlamda, sık
sık değişik önlemler alınmasına veya bunların kaldırılmasına gerek görülen
ekonomik, teknik veya benzeri alanlarda temel kurallar saptandıktan sonra
ayrıntıların düzenlenmesinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez.
Yasa'nın 1. maddesiyle 4046 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin sonuna eklenen ibare ile yürüttüğü hizmetin ve görev alanının özelliği gözetilerek Özelleştirme Yüksek Kurulu'na Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın hak, alacak ve borçları hakkında karar verme yetkisi tanınmıştır. Ancak, bu yetkinin kullanılmasına esas alacak ölçütler Yasa'da gösterilmemiş, sınırlar çizilmemiş, böylece yasama organı tarafından belirlenmesi gereken hususlar idareye bırakılarak yasama yetkisinin devrine yol açılmıştır
Açıklanan nedenlerle Kural, Anayasa'nın 7. ve 8. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
Anayasa'nın 7. ve 8. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilen Kuralın, ayrıca 2., 6., 11. ve 36. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
B- Yasa'nın Geçici 1. Maddesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, özelleştirme uygulamaları nedeniyle nakle tabi olan personelden, hakkında atama teklifinde bulunulmuş olup da atama işlemi bu Yasa'nın yürürlük tarihinden önce tekemmül etmemiş olan kişilere, bu Yasa'yla değişik hükümlerin uygulanmasının kazanılmış hakların korunması ilkesine aykırı olduğu, aynı durumda olan kişilerin Yasa'nın yürürlük tarihine bağlı olarak farklı hükümlere tabi kılınmalarının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Yasa'nın geçici 1. maddesinde, bu Kanun'un yürürlük tarihinden önce 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre Devlet Personel Başkanlığı'nca atama teklifi yapılmış olmakla birlikte kurum ve kuruluşlarca tekemmül ettirilemeyen atama işlemleri hakkında 4046 sayılı Yasa'nın bu Yasa'yla değiştirilen 22. maddesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden birisini oluşturmaktadır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bir hakkın, yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekmektedir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir.
Özelleştirme uygulamaları sonucu nakle tabi olan personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakillerinde üç aşamalı bir süreç öngörülmüştür. Bu aşamalar; nakle tabi personelin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığı'na bildirilmesi, bu bildirim sonrasında Devlet Personel Başkanlığı'nca ilgilinin atanacağı kadronun tespit edilerek kırkbeş gün içerisinde atama teklifinde bulunulması ve atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum veya kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde de bu kurum veya kuruluş tarafından atama işleminin yapılmasıdır.
Devlet Personel Başkanlığı'nca atama teklifi yapılmış olmakla birlikte kurum ve kuruluşlarca tekemmül ettirilmemiş olan atama işlemlerinin sonucuna bağlı olan haklar, kazanılmış hak niteliğini taşımamaktadır. Bu nedenle, dava konusu geçici 1. madde kazanılmış hakları ihlal etmediğinden hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesine göre, herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için
söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunanlar kişilerin yasalar karşısında
aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık
tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve
topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi
yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı
tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı
hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
4971 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte, 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesi uyarınca atama işlemleri tamamlanmış kişilerle atama teklifi yapılıp da işlemleri sonuçlandırılmamış kişiler aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından eşitlik karşılaştırmasına esas alınamazlar.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir.
Konunun Anayasa'nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
C- Yasa'nın 6. maddesiyle değiştirilen 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümceleri ile altıncı fıkrasının birinci tümcesinin “… ikinci fıkra uyarınca atandıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile …” bölümünün incelenmesi
Yasa'nın 6. maddesiyle değiştirilen 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesinin iptali istenilen kuralları, özelleştirme uygulamaları sonucu nakle tabi olan personelin atanacakları kadroların belirlenmesine ilişkin bulunmakta ve bu personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelde belirtilenlere şahsa bağlı hak kapsamında yapılacak ödemelerin ilgililerin atandıkları tarihi izleyen aybaşından itibaren üç yıl süre ile saklı tutulacağını öngörmektedir.
4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesi, iptal davasının açıldığı 9.10.2003 tarihinden sonra 21.7.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5398 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 8. maddesiyle değiştirildiğinden, konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
D- Yasa'nın Geçici 2. Maddesinin Birinci Tümcesinin İncelenmesi
Yasa'nın geçici 2. maddesinin birinci tümcesiyle, bu Yasa'nın yayımından önce 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesi gereğince şahsa bağlı hakları saklı tutulan ve halen bu haktan yararlanan personelin şahsa bağlı haklarının, 4971 sayılı Yasa'nın yayımı tarihinden itibaren üç yıl sonra sona ereceği hükme bağlanmıştır.
İptal davasının açıldığı tarihten sonra, 21.7.2006 tarihinde
yürürlüğe giren 5398 sayılı Yasa'nın 29. maddesiyle 4046 sayılı Yasa'ya eklenen
geçici 22. maddede “1.8.2003 tarihli ve 4971 sayılı Kanunun geçici 2 nci
maddesi uyarınca şahsa bağlı hakları 15.8.2003 tarihinden itibaren üç yıl
süreyle saklı tutulan personelin şahsa bağlı hakları 14.8.2006 tarihinde sona
erer.” denilmiştir. Böylece, 4971 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesinin birinci
tümcesi, 5398 sayılı Yasa'nın 29. maddesiyle 4046 sayılı Yasa'ya eklenen geçici
22. madde ile yeniden düzenlenmek suretiyle yürürlükten kaldırıldığından, bu
tümceye ilişkin konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına
karar verilmesi gerekir.
V- KARARIN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmiştir. 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinde bu kural tekrarlanarak, Anayasa Mahkemesi'nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmiştir.
4971 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle 4046 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin sonuna eklenen “… ve idarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek …” ibaresinin iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlâl edici nitelikte görüldüğünden gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
1.8.2003 günlü, 4971 sayılı “Bazı Kanunlarda ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un;
A- 1. maddesiyle 24.11.1994 günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasının (ı) bendinin sonuna eklenen “… ve idarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek …” ibaresinin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
B- Geçici 1. maddesine yönelik iptal istemi, 29.12.2005 günlü, E:2005/87, K:2005/110 sayılı kararla reddedildiğinden, bu maddeye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
C- 1- 6. Maddesiyle değiştirilen 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesinin;
a- İkinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümceleri,
b- Altıncı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “… ikinci fıkra uyarınca atandıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile …” ibaresi,
2- Geçici 2. maddesinin birinci tümcesi,
hakkında 28.12.2005 günlü, E:2003/87, K:2005/110 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, BU KURALLARA İLİŞKİN YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
28.12.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
28.12.2005 gününde karar verildi.
Başkan
Tülay
TUĞCU
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1- 24.11.1994 günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 4. maddesine göre, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Başbakan'a bağlı, kamu tüzelkişiliğine sahip, özerk bütçeli bir kuruluş olup, görevleri incelendiğinde; bunların Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca alınacak kararlar bakımından gerekli hazırlık işlemlerinin yapılmasına ve alınan kararların uygulanmasına yönelik bulunduğu anlaşılmaktadır. Aynı Kanun'un 3. maddesine göre de, Özelleştirme Yüksek Kurulu, özelleştirme konusunda üst düzey politikaları belirlemekte ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı da bunları hayata geçirmektedir.
4971 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 4046 sayılı Kanun'un
“Özelleştirme Yüksek Kurulunun Görevleri” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinin
sonuna eklenen ve iptal istemine konu olan “ve idarenin hak, alacak ve
borçları hakkında karar vermek” ibaresi ile, Özelleştirme Yüksek
Kurulu'nun özelleştirmeye ilişkin olarak sahip olduğu yetki ve görevler arasına
bu husus da ilave edilmiştir. Anılan düzenlemenin gerekçesinde “...dolar
üzerinden yapılan sözleşmelerle ilgili olarak, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle,
alıcılar tarafından açılan uyarlama davaları halen devam etmekte olup, alınan
ihtiyati tedbir kararları nedeniyle alacakların tahsili güçleşmiştir.
Alacakların tahsilini hızlandırmak amacıyla, aynı fıkranın (ı) bendinde
değişiklik yapılarak Özelleştirme Yüksek Kuruluna idarenin hak, alacak ve
borçlarına ilişkin karar alma yetkisi verilmektedir.” denilmektedir. 4046
sayılı Kanun'un 3. maddesinde sayılan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görevleri
incelendiğinde; özelleştirme amacının gerçekleşmesine yönelik olmak üzere bu
Kurula verilen görevler ve tanınan yetkiler, zorunlu olarak “İdarenin hak,
alacak ve borçları hakkında karar verme”yi de gerektirmektedir. Diğer bir
deyişle, tüzelkişiliğe sahip bulunan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın
bütçesini belirleyen, gelir ve gider programlarını onaylayan Özelleştirme
Yüksek Kurulu'nun, anılan Başkanlığın hak, alacak ve borçları hakkında karar
verme görev ve yetkisine de sahip bulunması, işin tabiatına uygundur.
Uygulamada 233 sayılı Kanun'a tâbi K.İ.T'lerin yönetim kurullarına bu konuda
yetki verildiği, ayrıca Rekabet Kurulu'na (4054 sayılı Kanun Md. 27/m) ve
Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu'na (4733 sayılı
Kanun Md.3/1) “Kurumun alacak, hak ve borçları hakkında karar vermek” görev ve
yetkilerinin tanındığı görülmektedir. 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinde
belirtilen “Ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama”
amacına yönelik şekilde gerçekleştirilecek özelleştirmelerde, sözkonusu
yetkinin de Özelleştirme Yüksek Kurulu'na tanınmasında Anayasa'nın herhangi bir
hükmüne aykırılık olmayıp; yasamanın takdir yetkisi çerçevesinde ve kamu
yararına yönelik olduğu anlaşılan kuralın iptaline ilişkin istemin reddi
gerekmektedir.
2- Sözkonusu düzenleme ile Özelleştirme Yüksek Kurulu'na keyfi
uygulamalara yol açabilecek çok geniş takdir yetkisi verildiği, çerçevesi
belirlenmemiş, sınırsız nitelikteki bu yetki kullanımının ise yasama yetkisinin
devri anlamını taşıyacağı, dolayısıyla kuralın Anayasa'nın 7. maddesine aykırı
düştüğü iddiasına katılmaya da imkân bulunmamaktadır. Özelleştirme
uygulamaları, beraberinde bir çok ekonomik, teknik ve hukuki sorunları
barındıran, pek çok aşamalardan ve değerlendirmelerden geçilmeyi gerektiren
hassas ve özenli bir prosedürü içermektedir. Değişen ekonomik koşullar, ulusal
ve uluslararası piyasa hareketleri gibi etmenler de dikkate alındığında;
değişkenlik gösteren bu unsurların tümünü hemen karşılayacak yasal kuralların
öngörülebilmesi olanak dışıdır. Dolayısıyla, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek yetkisinin detaylandırılması, her
somut sorun ve olaya tam anlamıyla uyabilecek yasal kurallar konulabilmesi
fiilen ve hukuken mümkün değildir. Özelleştirme prosedürünün doğası gereği de,
bu konudaki yetkinin, ekonominin kendi dinamik işleyişi ve kurallarını doğal
olarak dikkate almak durumunda olan Özelleştirme Yüksek Kurulu'na
bırakılmasından, yasama yetkisinin devri anlamı çıkarılamaz. Sözkonusu yetkinin
çerçevesi yeterince açık olup; bu yetki, “hak, alacak ve borçlar” ile ilgili
yürürlükteki hukuk kurallarının (Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret
Kanunu vb.) idareye tanıdığı olanakların, kamu yararı gözetilerek ve hukuka
uygun şekilde, halin icabına göre kullanabileceğini ifade etmektedir. Bu
nedenle; hak, alacak ve borçları düzenleyen kanunların özel düzenlemeleri
mevcutken, ayrıca bu kuralların 4046 sayılı Kanun'a ithaline lüzum ve gerek
yoktur. Şu halde, ortada ne çerçevesi belirlenmemiş, sınırsız ve temel ilkeleri
konulmamış nitelikte bir yetki devri sözkonusudur, ne de idareye keyfi
uygulamalara yol açabilecek çok geniş bir takdir yetkisi verilmesi halinden söz
edilebilir. İptale konu kuralın, belirtilen yönü itibariyle de Anayasa'ya
aykırı düştüğü söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, iptal istemine konu 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (ı) bendinin sonuna eklenen “...ve idarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığı kanaatine ulaştığımızdan; kuralın iptaline ilişkin çoğunluk kararına katılamıyoruz.
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Başkanvekili
Haşim
KILIÇ
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh
KALELİ
Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT
Anayasa Mahkemesi, E. 2003/87, K. 2005/110, 28 Aralık 2005 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası