İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2004/25 K.2008/42

2- Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Esas Sayısı: 2005/71

Esas2004/25Karar2008/42Tarih17 Ocak 2008Okuma21 dk · 4.189 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
17 Ocak 2008
EsasSayısı
2004/25
KararSayısı
2008/42
Karar Günü
17.1.2008
Resmi Gazete Tarih ve Sayısı
21.02.2008 - 26794
İtiraz yoluna başvuran mahkemeler
1- Aksaray Kadastro Mahkemesi
Esas Sayısı
2004/25
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.189 kelime·21 dk okuma·28 bölüm

2- Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Esas Sayısı: 2005/71

İTİRAZLARIN KONUSU

5.1.1961 günlü, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un;

A- 1. ve 2. maddelerinin Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 46. maddelerine,

B- 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 46., 90. ve 125. maddelerine,

aykırılığı savıyla iptalleri istemidir.

I- OLAY

Bakılmakta olan davalarda, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un itiraz konusu kurallarının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler iptalleri için başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un;

1- 1. maddesi şöyledir:

"6830 sayılı İstimlâk Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili âmme hükmî şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır."

2- 2. maddesi şöyledir:

"Gayrimenkulde âmme hizmetinin mahiyet ve gayesine uygun şekilde tesisler veya inşaat vücuda getirilmiş olması bu kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsistir."

3- 3. maddesi şöyledir:

"Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiilî tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiilî tahsis tarihinden itibaren on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler.

Herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i ve tazminat dâvası dinlenmez."

4- 4. maddesi şöyledir:

"Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten iki sene sonra düşer."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 35., 36., 40., 46., 90. ve 125. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince;

A- E.2004/25 sayılı dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, 7.4.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE,

B- E.2005/71 sayılı dosyada;

1- 221 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 3. maddesinin birinci

fıkrasında, aynı Yasa'nın birinci maddesine göre, kamulaştırma işlerine

dayanmaksızın yapılan el atmalarda, gayrimenkullerin tapuya kayıtlı olup

olmadıklarına göre, kayıt sahipleri ya da mirasçıların tahsis tarihindeki

rayiç üzerinden gayrimenkul bedeli isteyebilecekleri, ikinci fıkrasında,

herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i ve tazminat davası dinlenmeyeceği

hükmüne yer verilmiş, 4. maddede ise, gayrimenkulün bedelini dava hakkının 221

sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra düşeceği

belirtilmiştir. Mahkeme'de bakılmakta olan dava, el atmaya razı

olarak tazminat istemiyle açılmıştır. Davada, gayrimenkulün

rayiç bedelinin istenilmesi ya da gayrimenkulün bedelini dava gibi

istemlere yer verilmemiştir.

221 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin birinci fıkrası ile 4. maddesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bunlara ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 221 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin ikinci fıkrasının esasının incelenmesine,

3- Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlı tutulmuştur.

221 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin başvuru konusu ikinci fıkrasında herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i ve tazminat davası dinlenmeyeceği belirtilmiştir. İtiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'de bakılmakta olan dava, tazminat talebiyle ilgili olduğundan, davanın, gayrimenkule müdahalenin men'ini kapsamaması nedeniyle, 3. maddenin ikinci fıkrasının esasına ilişkin incelemenin, "... tazminat ..." sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına,

18.7.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE,

Karar verilmiştir.

V- BİRLEŞTİRME KARARI

Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin başvurusuna ilişkin E.2005/71 sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2004/25 sayılı dava ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2004/25 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine 17.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- İtiraz Konusu Kuralların Anlam ve Kapsamı

5.1.1961 günlü, 221 sayılı "Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun", 12.1.1961 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yasa'nın 1. maddesinde, 31.8.1956 günlü, 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma yasalarının gözönünde tutulduğu amaçlara fiilen tahsis edilmiş olan taşınmaz malların kamu kurum ve kuruluşları adına, tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılmaları öngörülmüş, kamulaştırılmadan el konulmuş taşınmaz mallara genel ve yasal bir kamulaştırma düzeni tanınmıştır. Kamulaştırılmış sayılmayla ilgili kural süreli olarak getirilmiştir. Kamulaştırma yapılmaksızın, amaca tahsis edilme işleminin 6830 sayılı İstimlâk Kanununun yürürlüğe girdiği 9.10.1956 tarihine kadar yapılması gerekmektedir.

İtiraz konusu 2. maddede ise fiilen tahsisin tanımı yapılmıştır. Buna göre, 1. madde kapsamında olup kamulaştırılmış sayılan taşınmazların üzerinde kamu hizmetinin konu ve amacına uygun şekilde "tesisler ve inşaat" yapılmış olması, bu Yasa'nın uygulanması bakımından fiilen tahsis olarak nitelendirilecektir. Maddede, fiilen tahsisin koşulları, "kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygunluk", "tesis veya inşaatın vücuda getirilmesi" ve "tahsisin varlığı ve yeterliliği" olarak ortaya çıkmaktadır.

İtiraz konusu kurallarla, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından kamulaştırma yapılmadan el konulmuş olan taşınmazlar, el koyma tarihinde kamulaştırılmış sayılarak, 6830 sayılı Yasa ile yapılan kamulaştırma işlerine istisna getirilmiş, uygulamada fiilen ortaya çıkan, ancak hukuksal olarak tamamlanmayan işlemlere yasal durum kazandırılmıştır.

Yasa'nın diğer maddelerinde, 1. maddede yazılı taşınmazların tapuya kayıtlı olup olmamalarına göre kayıt sahipleri veya mirasçılarının isteyeceği taşınmaz bedeli, taşınmazın bedelini dava hakkının düşme süresi, uyuşmazlıkların çözümü, tapu kaydının sicilden düşmesi, işlemlerin harç ve resme tabi olmaması gibi konular düzenlenmiştir. 221 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasında ise, Yasa kapsamında kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar için herhalde "müdahalenin men'i" ve "tazminat" davasının dinlenmeyeceği belirtilmiştir.

Yasa'nın gerekçesinde, "Kamu hizmetlerinin yerine

getirilebilmesi için taşınmaza gereksinim duyulduğu zaman 'İstimlak'

kanunlarının uygulanması suretiyle taşınmaza sahip olunur. Bir taşınmazın

önceki yıllarda kamulaştırılmasına karşın, kamulaştırma işleminin tapu siciline

işlenmemiş olması veya evrakının kaybı nedeniyle kamulaştırma işleminin ispatı

mümkün olamamaktadır. Öte yandan, kamu tesislerinin oluşturulabilmesi için

taşınmaz sahipleri tarafından kamu emrine bağış ve terk edildiği halde, bu

durumun Tapu Dairesinde yapılması gereken 'ferağ' işlemine bağlanmaması

nedeniyle sahibinin mülkiyeti devam edegelmiştir. Bu tür tahsis işlemine

karşın, tapu kayıt sahipleri tarafından da herhangi bir hak talebinde

bulunulmamıştır. Ancak bir takım kayıt sahiplerinin ölümünden sonra, mirasçılar

tarafından idare aleyhine men'i müdahale, ecrimisil vesair şekillerle

tazminat ve bedel davaları açıldığı görülmektedir. Çok önceleri kamu hizmetine

tahsis edilen bu taşınmazlar için daha önceleri dava açılmadığı halde, taşınmaz

fiyatlarında büyük yükselmeler görülmesi nedeniyle yeni davaların açılmakta

olduğu saptanmıştır. Şahıslar mülkiyetinde bulunan taşınmazların fiilen kamu

hizmetine tahsis edilmiş olmasının mülkiyet hakkını düşürmeyeceği kuşkusuzudur.

Ancak yukarıda açıklanan nedenlere ve tahsis tarihinden itibaren geçen zamana

göre bu Yasa'nın yürürlüğe gireceği tarihe kadar geçerli olmak üzere

'tapu kayıtlarının tasfiyesi cihetine gidilmesi' yerinde görülmüştür" denilmektedir. Böylece

tasarının, "uygulamadaki uyuşmazlıkları gidermek ve onları tasfiye

etmek için" yasalaştığı anlaşılmaktadır.

221 sayılı Yasa, bir istisna olarak, belirli bir süre içinde

yapılan, ancak kamulaştırması yapılmayan taşınmaz malların kamu adına tescil

işlemleri için yürürlüğe girmiştir. Genel ve yasal bir kamulaştırma düzeni

tanıyan bu Yasa, 1956 yılına kadar geçen süreyi içeren ve kamulaştırma amacına

yönelik olarak tahsis edilen taşınmazları kapsamakta, 1956 yılından sonra ise

bu Yasa kapsamındaki iş ve işlemler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkların

çözümü için devam eden davalar nedeniyle uygulaması sürmektedir. 6830

sayılı Yasa'yı yürürlükten kaldıran, ek ve değişiklikleriyle bugün yürürlükte

bulunan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4. maddesinde, "5

Ocak 1961 tarih ve 221 sayılı Kanunun kapsamına girmeleri nedeniyle kamu

tüzelkişileri veya kurumları adına kamulaştırılmış sayılan taşınmaz malların

eski malik, zilyed veya bunların halefleri tarafından açılmış ve

kesin hükme bağlanmamış davalarda sözü edilen 221 sayılı Kanunun hükümleri

uygulanır" denilmek suretiyle, devam eden davalarda 221 sayılı

Yasa'nın uygulanma olanağı sağlanmıştır.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- Yasa'nın 1. ve 2. Maddelerinin İncelenmesi

Başvuru kararında, Yasa'nın 1. ve 2. maddeleriyle, kamulaştırma kararı ve işlemleri yapılmaksızın fiilen işgal ve el koymanın kamulaştırma kabul edilerek, bireyin temel haklarından sayılan mülkiyet hakkının özüne dokunulduğu, mülkiyet hakkını sınırlayan kamulaştırma ilkelerine aykırı şekilde düzenleme yapıldığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasa koyucunun da uyacağı temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin "kamu

yararı" olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel

mülkiyet hakkının, malikin rızası olmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı

ödenmek koşuluyla Devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamulaştırmayı

düzenleyen 46. maddenin birinci fıkrasında; "Devlet ve kamu tüzelkişileri,

kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari

irtifaklar kurmaya yetkilidir" denilmektedir. Kamu yararı bulunması,

kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek

karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir.

İtiraz konusu kurallarla, 6830 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce kimi taşınmaz mallar üzerinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından kamulaştırmasız el konulmak suretiyle yaratılan fiili duruma hukuksal bir nitelik kazandırılmakta, kamulaştırma işlem ve kararının yerine yasa geçmekte ve fiilen el koyma işlemi, el koyma tarihini esas alarak kamulaştırma sayılmaktadır. Taşınmaz malın kamulaştırma yasalarının gözönünde tuttuğu amaçlara fiilen tahsis edilmiş olması yeterli görülmekte, bu koşulların gerçekleşmesi durumunda, taşınmaz mal, tahsis tarihinden geçerli olmak üzere kamulaştırılmış kabul edilmektedir.

Kamu yararı amacıyla ve şekil ve koşulları yasayla belirlenmek suretiyle kamulaştırma yoluyla özel mülkiyetin sona erdirilmesi, sosyal hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur. 221 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde, "kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş" olmaktan söz edilmekle kamu yararı kastedilmiş, 2. maddede de Yasa'nın uygulanması bakımından fiilen tahsis sayılması gereken durumlar sayılarak kamulaştırılmış sayılmanın esası Yasa ile gösterilmiştir.

Bu durumda, itiraz konusu 1. maddede, kamu yararı gözetildiğinden, 2. maddede de kamulaştırılmış sayılmanın koşulu olan fiilen tahsis tarihinin tanımı yapıldığından, kamulaştırılmış sayılan taşınmaz malların bedelleriyle ilgili düzenlemenin de başvuru konusu yapılmaması nedeniyle itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 2. ve 46. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

İtiraz konusu kuralların Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

Şevket APALAK bu görüşe değişik gerekçeyle katılmıştır.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER ile Zehra Ayla PERKTAŞ 1. madde yönünden, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ile Zehra Ayla PERKTAŞ 2. madde yönünden de bu görüşe katılmamıştır.

2- Yasa'nın 3. Maddesinin İkinci Fıkrasında Yer Alan "... tazminat ..." Sözcüğünün İncelenmesi

Başvuru kararında, mülkiyet hakkının başkalarının hakkına zarar vermemek ve yasalara uymak koşuluyla malike sahip olduğu şeyi dilediği gibi kullanma hakkı tanıdığı, yasalara dayanmayan el atma sonucu, idarenin yaptığı işlem nedeniyle malikin zarara uğradığı, bu durumda bir sınırlama olmaksızın hakkın aranması gerektiği, herhangi bir idari işleme dayanmayan el atma sonucunda malikin dava açma hakkının elinden alındığı, uğranılan zararın bile karşılanmasının önlendiği, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı yoluna açık olması gerektiği, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 46., 90. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu sözcüğün yer aldığı kuralda, 221 sayılı Yasa'nın 1. maddesine göre kamulaştırılmış sayılan taşınmaz mala ilişkin olarak tazminat davası dinlenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda eşitliği gözeten, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir.

Anayasa'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti niteliği vurgulanırken, devletin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine bağlı olması amaçlanmıştır. Yargı denetimi, hukuk devletinin "olmazsa olmaz" koşuludur.

Anayasa'nın 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme,

görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz" denilmektedir.

Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir

temel hak niteliği taşımanın ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya

zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama

veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını

giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava

hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı

tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.

İtiraz konusu kuralla, taşınmaz malı kamulaştırılmış sayılan kişiye tazminat davası açma hakkı tanınmamaktadır. "Bedel artırımına" dönük olmaması kaydıyla açılan tazminat davasının yargı denetiminin engellenmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü alanına yapılmış açık bir müdahale niteliğindedir, hukuk devleti ilkesi ve hak arama özgürlüğüyle bağdaşmaz.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural iptal edilmiş olduğundan Anayasa'nın 5., 10., 13., 40., 46., 90. ve 125. maddeleri yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

Fulya KANTARCIOĞLU ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe farklı gerekçeyle katılmışlardır.

VII- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, "Ancak başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhine yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir" denilmektedir.

221 sayılı Yasa'nın, 3. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... tazminat ..." sözcüğünün iptali nedeniyle, uygulama olanağı kalmayan "... ve ..." sözcüğünün de 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince iptali gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VIII- SONUÇ

5.1.1961 günlü, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un;

A- 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C- 3. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... tazminat ..." sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

D- 3. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... tazminat ..." sözcüğünün iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan fıkradaki "... ve ..." sözcüğünün de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

17.1.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY

YAZISI

Kamulaştırma, Anayasanın 46. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların kamulaştırılması ancak gerçek karşılıklarının peşin ödenmesiyle gerçekleştirilebilir. Bu temel ilke karşısında, taşınmazların, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın fiilen tahsis esasına göre "kamulaştırılmış sayılması" olanaklı değildir.

221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrımenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi, belirli bir tarihe kadar fiilen tahsis edilmiş taşınmazları kamulaştırılmış saydığından, Anayasanın 46. maddesine açıkça aykırıdır. İptali gerekir. Kanunun, 1. maddesinde "kamulaştırılmış sayılma" olarak kabul ettiği "fiilen tahsis" i tanımlayan ve birinci maddeye işlevsellik kazandırmak suretiyle onu tamamlayan 2. maddesi de, Anayasaya aykırı bir olguyu düzenlediğinden, iptali gerekir.

Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

KARŞIOY

GEREKÇESİ

5.1.1961 günlü 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "6830 sayılı İstimlâk Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır", 2. maddesinde de "Gayrimenkulde amme hizmetinin mahiyet ve gayesine uygun şekilde tesisler veya inşaat vücuda getirilmiş olması bu kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsistir" denilmektedir.

Yasa'nın 1. maddesiyle fiili tahsis (kamulaştırmasız el koyma)

tarihi kamulaştırılma tarihi olarak kabul edilmiştir. Ancak fiili tahsis

tarihinin saptanabilmesi için gayrimenkul üzerindeki tesis ve inşaatların hangi

tarihte, hangi kurum veya kuruluş tarafından ve hangi amaçla yapıldığının

bilinmesi gerekir. Özellikle üzerinden çok uzun süre geçmiş tahsislerde

söz konusu tarihin saptanmasında zorluklarla karşılaşılmasının kaçınılmaz

olmasına karşın, yasakoyucunun 6830 sayılı Yasa'nın ya da 521 sayılı

Yasa'nın yürürlük tarihi gibi belirli bir tarihi değil de hak sahipleri

bakımından saptanmasındaki zorluk açık olan bir tarihi öngörmesi, hukuk devleti

ilkesinin vazgeçilmez koşulu olan hukuk güvenliğini zedelemektedir.

Öte yandan, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı,

temel bir hak olup, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların

koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi

kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı verir. Mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Anayasa'nın 46. maddesinde

koşulları gösterilen kamulaştırma ise, malikin rızası olmaksızın kamu yararı

amacıyla mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir işlemdir. Bu nedenle malikin

mülkiyet hakkının zedelenmemesi için gerçek karşılık esası benimsenerek,

mülkiyet hakkı ile kamu yararının zorunlu kaldığı kamulaştırma arasında adil

bir denge oluşturulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, kamulaştırmasız el koyma

olgusuna itiraz konusu kurallarla getirilen çözümün neyi amaçladığının, başka

bir anlatımla mülkiyet hakkı ile kamulaştırma arasındaki Anayasal dengenin

kurulup kurulmadığının saptanması için yasanın diğer kurallarının da

incelenmesi gerekir. Çünkü ilk bakışta Anayasa'ya aykırı görünen bir kuralın

Yasa'nın diğer kurallarıyla sakıncalarının giderilerek Anayasa'ya uygun hale

getirilmesi olanaklıdır. Bu nedenle Yasa'nın bütününü ve getiriliş

amacını gözardı ederek yapılan değerlendirmelerin Anayasa'ya uygunluk

denetimini üstlendiği işlev doğrultusunda sağlıklı sonuçlara ulaştıramayacağı

açıktır. Yasa'nın 3. maddesinde yer alan, hak sahiplerinin, ancak fiili

tahsis tarihindeki bu bağlamda, çok eski tarihlere de ait olabilecek bir rayiç

değer üzerinden gayrimenkul bedelini isteyebileceklerine ilişkin kuralla

birlikte değerlendirildiğinde itiraz konusu düzenlemelerin, Anayasa'nın 46.

maddesinde öngörülen kamulaştırmanın, ancak taşınmaz malların gerçek

karşılıklarının peşin ödenmesi yoluyla gerçekleştirilebileceğine ilişkin

kuralla bağdaşmadığı gibi mülkiyet hakkını da zedelediği sonucuna

varılmaktadır.

Bu nedenlerle itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 2., 35. ve 46. maddelerine aykırıdır.

Yasa'nın 3. maddesinin ikinci fıkrasında "Herhalde

gayrimenkule müdahalenin men'i ve tazminat davası dinlenmez" denilerek

diğer maddelerinin getiriliş amacıyla uyum sağlanmış ve bu amacın

gerçekleşmesinin herhangi bir yolla engellenmesi önlenmek istenmiştir. Bu

fıkraya ilişkin inceleme, sınırlama kararı uyarınca sadece "tazminat"

sözcüğü bakımından yapılmıştır. Çoğunluk gerekçesinde bu sözcük, birinci

fıkradaki "fiili tahsis" dışında gayrimenkule verilen zararların

tazmini biçiminde yorumlanarak sonuca ulaşılmıştır. Oysa ne 3. maddenin ikinci

fıkrasının içeriği ne de Yasa'nın tümünün değerlendirilmesi bu yoruma olanak

vermektedir. Çünkü, Yasa'nın bu kuralının da amacı diğerleri gibi el

konulan taşınmazın gerçek değerinin istenmesini engellemektir.

Açıklanan nedenlerle "tazminat" sözcüğünün iptal gerekçesine katılmıyorum.

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. ve 2. maddelerinin Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin iddianın incelenmesi;

Anayasaya aykırılığı ileri sürülen maddelerden, 6830 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce bir kısım taşımaz mallar üzerinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından kamulaştırmasız el konulmak suretiyle yaratılan fiili duruma, yasallık kazandırılmak istendiği, bunun için aranan koşullar gerçekleştiğinde de sözü edilen taşınmaz malların tahsis tarihinden geçerli olmak üzere kamulaştırılmış sayılacakları anlaşılmaktadır.

Anayasanın 46. maddesinde yer alan kamulaştırma, mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir işlemdir. Bu işlem ile Devlet, özel mülkiyeti malikin rızası olmaksızın kamu yararına sona erdirebilmektedir. Bu nedenle de mülkiyet hakkının zedelenmemesi için 46. maddede gerçek karşılıkların peşin olarak ödenmesi esası benimsenmiştir.

Kamulaştırmanın, kamu yararının gerektirdiği durumlarda gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartıyla Anayasanın 35. maddesinde korunan mülkiyet hakkını zedelemediği kabul edilmektedir. Kamulaştırmada koşul olarak aranan kamu yararı, 35. maddede mülkiyet hakkının sınırlandırılabilme nedeni olarak gösterilmektedir. Böylece, kamulaştırma mülkiyet hakkına getirilen bir sınırlama olarak Anayasaya aykırılık oluşturmamaktadır.

Ancak, kurallarda yer alan "tahsis tarihinde

kamulaştırılmış" sayılma, "fiilen tahsis"tir biçimindeki

ibareler ile geçmişten geçerli olacak biçimde kamulaştırma işleminin yapılmış

sayılmasının mümkün olabileceği öngörülmektedir. Böylece, geriye yürüyen bir

kamulaştırma işlemine izin verilmektedir. Kamulaştırılmış sayılma işlemi,

tahsis tarihi veya fiilen tahsis tarihinden başlatılmaktadır. Kamulaştırılmış

sayılma işlemi geriye yürütülünce, taşınmazın gerçek karşılığı olarak

saptanması gereken rayiç değer de geriye yürümekte ve tahsis tarihindeki

ekonomik veriler esas alınarak saptanan değer, Anayasada aranan gerçek değer

olmaktan çıkmaktadır. Nitekim, Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri

Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında

Kanun'un uygulanacak kural durumunda olmayan 3. maddesinde, taşınmaz bedelinin

fiili tahsis tarihindeki rayiç bedel üzerinden istenebileceğine işaret edilmesi

de bunu göstermektedir.

Bir çok hakkın başlangıcına esas olabilen kamulaştırma işleminin geriye yürütülmesi, taşınmaz sahiplerinin haklarına zarar vermesi nedeniyle hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi taşınmazların gerçek değer karşılığında kamulaştırılması gerektiğini öngören Anayasanın 46. maddesine de aykırılık oluşturmaktadır.

Açıklanan nedenlerle 221 sayılı Kanunun 1. ve 2. maddelerinin iptali gerekir.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY

YAZISI

221 sayılı Yasanın 1. maddesinde 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 9.10.l956 tarihine kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrımenkullerin ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacağı öngörülmüş, 2. maddesinde de fiilen tahsisin tanımı yapılmıştır. Buna göre, gayrımenkulde amme hizmetinin mahiyet ve gayesine uygun şekilde tesisler veya inşaat vücuda getirilmiş olması bu kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsistir.

Kamulaştırma, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu hakkı ortadan

kaldıran bir işlemdir. Ancak, kamu yararının kamulaştırmayı zorunlu kılması

halinde Devlet ve kamu tüzel kişileri bu hakkı kullanabilirler. Hakların

çatışması halinde bir dengenin bulunması demokratik hukuk devletinin gereği

olduğundan taşınmazı elinden alınan kişinin de onun gerçek değerini

isteyebilmesi gerekir. Bu değerin kamulaştırma günündeki gerçek değer

olması gerektiği açıktır. Nitekim, 1924 Teşkilatı Esasiye Kanununun 74.

maddesinin 1. fıkrasında "Umumi menfaatler için lüzumu, usulüne göre

anlaşılmadıkça ve mahsus kanunla mucibince değer pahası peşin verilmedikçe

hiçbir kimsenin malı istimval ve mülki istimlak olunamaz"

denilmiş, aynı esas 1961 Anayasasının 38. maddesinde korunmuş, bu maddede 1488

sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kamulaştırmada "gerçek karşılık"

yerine getirilen "vergi değeri" ölçütü ile ilgili ikinci ve üçüncü

fıkralar Anayasa Mahkemesinin 12.10. 1976 tarih ve 1976/38 - 46 sayılı

kararıyla iptal edilmiş, 1982 Anayasasının 46. maddesinin özgün halinde

kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usullerinin kanunla düzenleneceğine

ve bu hesaplamada dikkate alınacak ölçülere ilişkin düzenleme 4709 sayılı

Yasayla değiştirilerek "gerçek karşılığın peşin ödenmesi" esası

getirilmiş ve yalnızca taksitlendirmeye ilişkin istisnai kurallara yer

verilmiştir.

Devlet ve kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği

hallerde ve gerçek karşılıkları peşin ödenmek kaydıyla özel mülkiyette bulunan

taşınmaz malları kamulaştırmaya yetkili oldukları halde, çeşitli nedenlerle

kamulaştırma yapmaksızın bazı taşınmazları kamulaştırma kanunlarının göz önünde

tuttuğu maksatlara fiilen tahsis etmiş oldukları, bu taşınmazlar hakkında 6830

sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra da

kamulaştırma işlemlerinin yapılmadığı, 221 sayılı Yasadan anlaşılmaktadır.

Bu fiili durum, diğer bir deyişle kamulaştırmasız el atma, anılan yasa ile

hukuki bir baza oturtulmakta ve hukuk devleti olmanın gereği yerine

getirilmiş olmaktadır. Ancak, bu yapılırken kamulaştırmanın "tahsis

tarihinde" yapılmış sayılması, "gerçek karşılığın peşin

ödenmesi" ilkesinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Oysa, kamulaştırma

yasayla yapılmış sayıldığına göre, mülk sahiplerinin talep edebilecekleri

taşınmaz malın gerçek değerinin de bu yasanın yürürlük tarihi olan 12.1.1961

tarihi esas alınarak saptanması gerekmektedir.

221 sayılı Yasanın 1. maddesinde kamulaştırmış sayma işleminin "fiilen tahsis tarihi" esas alınarak kabul edilmiş olması, gerçek karşılığın ödenmesini engellemesi nedeniyle Anayasanın 46. maddesine, mülk sahiplerinin mülkiyet haklarını geriye dönük düzenlemelerle kısıtlaması ve bu nedenle hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaması nedeniyle de Anayasanın 2. ve 35. maddelerine aykırı olduğundan bu maddenin iptali gerektiği, 2. maddesinde ise "fiilen tahsis" işleminin tanımı yapılarak kapsamı belirlenmiş olduğundan bu maddede anayasa aykırılık bulunmadığı görüş ve kanaatinde olduğum için birinci maddeye ilişkin çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Mehmet

ERTEN

DEĞİŞİK

GEREKÇE YAZISI

Yasa'nın 1. ve 2. maddeleriyle ilgili gerekçenin itiraz konusunu irdeleyen bölümüne ilişkin yaklaşımım şöyledir:

1956 yılında yürürlüğe giren 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun

öncesinde ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını da kapsayan süreçte kamu yararının

ve kamu hizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda gerçekleşmiş ve yerleşik bir

konum kazanmış oluşumların yasal sınırları itiraza konu kurallarla çizilerek

hukuksal boyutları belirlenmektedir. Böylelikle 221 sayılı Yasa'nın

kuralları, İstimlâk Kanunu'ndan önce kamu hizmetinin nitelik ve amaçları

doğrultusunda gerçekleşen eylemli özgülenmenin hukuksal neden ve gerekçelerini

yansıtan ve kamusal iradenin bu yönde sergilendiğini gösteren metinler

olmaktadır. Denebilir ki, 6830 sayılı Yasa'dan önceki süreçle sonrası arasında

tutarlılık sağlanarak, geçici nitelikteki bu Yasa'yla eylemli oluşumların

yeni kamulaştırma düzenine uyumu gerçekleştirilmektedir.

Açıklanan nedenlerle, kararın sözünü ettiğim bölümüne değişik gerekçeyle katılıyorum.

Üye

A.Necmi ÖZLER

KARŞIOY GEREKÇESİ

05.01.1961 günlü ve 221 Sayılı Amme Hükmü Şahısları veya Müesseseleri Tarafından fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmü şahsı veya müessesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. "2. maddesinde ise "gayrimenkulde amme hizmetinin mahiyet ve gayesine uygun şekilde tesisler veya inşaat vücuda getirilmiş olması bu kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsistir." denilmektedir.

İtiraz konusu madde hükmü ile 6830 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce kamulaştırmasız el konulma suretiyle yaratılan fiili durum tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılmak suretiyle hukukileştirilmek istenilmektedir.

Anayasa'nın 35.maddesinde düzenlenen "mülkiyet hakkı" ile 46. maddede yer alan "kamulaştırma" arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Bu meyanda kamulaştırma mülkiyet hakkını ortadan kaldıran ve onun özüne dokunan hukuksal bir işlemdir. Bu nedenle kamu yararının gerektirdiği durumlarda gerçek karşılığının peşin ödenmesi koşuluyla mülkiyet hakkına getirilen sınırlama yönünden Anayasa'ya aykırılıktan söz edilemeyecektir.

İtiraz konusu kuralda ise, kamu yararı için tahsis edilen taşınmaz malın tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılması ile geçmişten geçerli kamulaştırma öngörülmek suretiyle; Anayasa'nın 46.maddesinde düzenlenen "kamulaştırma" için aranan koşullardan "gerçek karşılığının peşin ödenmesi" ilkesine aykırılık oluşturduğundan, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkını da zedelemektedir.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kurallar Anayasa'nın 2., 35., ve 46. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.

Aynı Yasa'nın itiraz konusu sözcüğü de içeren 3. maddesinde ise "Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirasçıları ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini isteyebilirler. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler.

Herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i ve tazminat dinlenmez." denilmekte olup, bu fıkraya ilişkin inceleme, sınırlama kararı uyarınca "tazminat" sözcüğü bakımından yapılmıştır.

Çoğunluk kararında "tazminat" birinci fıkradaki "fiili tahsis" dışında gayrimenkule verilen zararların tazmini şeklinde yorumlanmak suretiyle karara varılmıştır.

Yukarıya aynen alınan 3.maddenin ikinci fıkrasında ve 221 sayılı Yasa'nın tümünün değerlendirilmesinde böyle bir yoruma imkan vermediği gibi, asıl amacın el konulan taşınmazın gerçek değerinin istenmesini engellemek olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenle "tazminat" sözcüğünün iptali yolundaki karara gerekçe yönünden katılmıyorum.

Üye

Şevket

APALAK

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2004/25, K. 2008/42, 17 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazların Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Birleştirme Kararı
  8. Vı- Esasın İncelenmesi
  9. Vıı- İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  10. Kılıç
  11. Kantarcıoğlu
  12. Akyalçın
  13. Erten
  14. A. Necmi ÖZLER
  15. Özgüldür
  16. Apalak
  17. Karşıoy
  18. Yazısı
  19. Karşıoy
  20. Gerekçesi
  21. Karşıoy
  22. Gerekçesi
  23. Kantarcıoğlu
  24. Karşıoy
  25. Yazısı
  26. Erten
  27. Değişik
  28. Gerekçe Yazısı
  29. Karşıoy Gerekçesi
  30. Apalak
  31. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2004/25
Karar No
2008/42
Tarih
17 Ocak 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2008/1 K.2008/39
  • AYM Norm Denetimi E.2006/136 K.2008/3
  • AYM Norm Denetimi E.2004/43 K.2008/56
  • AYM Norm Denetimi E.2003/52 K.2008/58
  • AYM Norm Denetimi E.2004/53 K.2008/61
  • AYM Norm Denetimi E.2005/25 K.2008/57

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.